DİRENİŞE SES VER, MÜCADELEYİ BÜYÜT, HALKLARIN KARDEŞLİĞİNİ ÖRGÜTLE!
Canlı canlı izlettirdiler bize katliamı.
Öyle böyle değil, gün be gün izlettirdiler.
22 Ocak – 22’si yaralı 31 kişi bir bodrum katında mahsur kaldı.
23 Ocak - Ege Üniversitesi öğrencisi Cihan Karaman, AİHM tedbir kararı vermesine rağmen ambulansın kendisine ulaşmaması nedeniyle yaşamını yitirdi.
24 Ocak – Yaralıların durumları gittikçe ağırlaşıyor.
25 Ocak – 3 kişi daha yaşamını yitirdi.
26 Ocak – Yardım bekleyen Selami Yılmaz da hayatını kaybetti. Yaralılardan mesaj var: “Su, heval su, su diyorum”
27 Ocak – İç İşleri Bakanı yetkilileri ambulansların gireceğini söyledi, ambulanslar binaya 300 m bile yaklaşamadı ama binanın dibindeki katiller “teslim olun” dedi.
28 Ocak – Sağlık Bakanı: “Ambulanslar güvenli bölgede bekliyor, yaralılar gitmiyor”, Başbakan: “Her türlü çaba gösteriliyor”, yaralılara hala ambulans ulaşmadı.
29 Ocak – Cumhurbaşkanı: "Ama yaralıları getirmiyorlar, belki de yaralı değiller"
30 Ocak – Sultan Irmak da yaşamını yitirdi.
Ve bir daha haber alamadık bodrum katından.
Bugün devletin kanalından öğrendik ki bir başka bodrum katında bulunan yaralılarla birlikte katledildiler. Devlet hastanesinde çalışan sağlıkçıları bir odaya kilitleyerek cenazeleri hastaneye getirdiler, getiremedikleri bedenler için ceset torbaları aldılar.
Evet, bugün bir katliamın canlı canlı tanığıyız, izlettirildik gün ve gün…
Sivas’ta Madımak Oteli’nde yakılan 35 can’ı izler gibi izlettirildik…
7 Haziran’dan bu yana halklar, işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler katlediliyor. 7 Haziran’da halkların, işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin bir araya gelmesinden, yan yana olmasından korkanlar azgınca saldırıyorlar.
Tankla, topla, tüfekle, bombayla saldırıyorlar.
Suruç’ta Kürt halkıyla dayanışmak isteyen gençlere, Ankara’da barışa, kardeşliğe ses verenlere, direnen Kürt halkına saldırıyorlar.
Mahkemeleriyle, savcılarıyla saldırıyorlar.
Bu suça ortak olmayacağız diyen akademisyenlere soruşturmalar açıyor, üniversiteden uzaklaştırıyor, “sözde aydın, mandacılık, müstemlekecilikle” suçlanıyorlar. Emri cumhurbaşkanından alan rektörler, savcılar hemen harekete geçiyor, akademisyenler gözaltına alınıyor, soruşturmalar başlatılıyor.
Bir TV programına katılarak 'Çocuklar ölüyor, sessiz kalmayın' diyen Ayşe öğretmen hakkında soruşturma açılıyor, program sunucusu hakkında örgüt propagandası yaptığı iddiasıyla soruşturma başlatılıyor. Sunucu ve kanalın sahipleri çıkıp “devletin yanındayız” diyor.
Yasalarıyla, zamlarıyla saldırıyorlar
Asgari ücreti üç kuruş arttırıp daha işçiler “zamlı” ücretleri almadan her şeye zam yapıyorlar. Elektrik, doğalgaz, su, ulaşım… ekmek, her şey ama her şeye zam yapıyorlar. Sonra da ekmeğe zam yapılmadı fiyatı değişti diye aklımızla alay ediyorlar. En temel hakkımız olan kıdem tazminatını bize sormadan fona devretmekten bahsediyorlar. Sonra da işverenin üzerindeki yükü kaldırarak istihdamı arttırıyoruz diyorlar.
Kadınlara güya “iyilik” yapıyorlar, güvencesiz, esnek çalışmanın önünü açıyor, çocuk bakımını yalnızca kadınların sorumluluğuna bırakıyor, çocuk doğurmayan kadını vatan haini ilan ediyorlar.
Çeteleriyle, güruhlarıyla, YÖK’üyle saldırıyorlar
Üniversitelerde öğrenci topluluğu adı altında IŞİD’e eleman topluyor, bu sefer de “namaz kılanlara saldırdılar” yalanları ile YÖK’ü göreve çağırıyorlar. Akademisyenleri “Oluk oluk kanlarını akıtıp kanlarıyla duş almakla” tehdit ediyorlar. Öğrencilere, onurlu akademisyenlere soruşturmalar açıyorlar.
Burjuva medyasıyla saldırıyorlar
Her gün “haberlerde” soğuktan korunmak için ne yememiz ne içmemiz gerektiğini söylüyor, karda nasıl kayıp düştüğümüzden bahsediyorlar. Cizre’de bir bodrumda günlerdir ambulans bekleyen yaralıların lahmacun yerken yakalanan Canan Karatay kadar “haber değeri” yok onlar için. Yalan haberleriyle hedef gösteriyorlar. Hep bir ağızdan aynı yalanları söylüyorlar.
Devlet polisi, askeri, tankı, tüfeği, yasası, mahkemesi, savcısı, rektörü, çetesi, güruhu, YÖK’ü, medyası, boku püsürü ile azgınca Biz’e saldırıyor. Irkçılıkla zehirlemeye, korkuyla diz çöktürmeye, ekonomik baskıyla köleleştirmeye, nefessiz bırakmaya çalışıyorlar. Azgınca saldırmaları katliamdan, kandan, savaştan başka ellerinde bir şey kalmadığından.
Sanıyorlar ki biz kadınlar, işçiler, emekçiler, ezilenleri öldürmekle bitirebilecekler.
Öldürmekle bitiremezsiniz Biz’i, direnişi,
Cizre’de 50,100 kişi öldürseniz de bitiremeyeceksiniz.
Nasıl 40 yıl öncesinde Biz’i öldürdüklerinde bugün binler olup karşılarına çıktıysak,
Direndiysek bir bodrum katında, hendek arkasında, çarşaflarla, sapanlarla, taşlarla savaştıysak,
Yine Cizre’de, Sur’da, Nusaybin’de, Fatsa’da, Kızılay’da, Taksim’de, Gündoğdu’da,...olacağız ve direnişi örgütleyeceğiz.
Direnişi büyütmek, insanca ve onurlu yaşamak için
Seyretme, ses ver
Direnen Kürt halkının yanında saf tut
Hakların mücadelesi ortaktır, mücadeleyi büyüt.
BU ABLUKA DAĞITILACAK DİRENEN HALKLAR KAZANACAK!
AKA-DER