Egemenlerin Kavgası Derinleşiyor
Kendi Gücümüze Güveneceğiz, Adım Adım Direnişi Örgütleyeceğiz!
15 Temmuz 2016 tarihinde, ordu içinde bir grup tarafından yapıldığı söylenen bir askeri darbe girişimi gerçekleşmiştir. Bu girişimin ardından Saray-AKP cephesi karşı saldırıya geçmiş, ilk 5 günde içinde 50 bin devlet memuru görevden alınmıştır. Darbe girişiminin yapıldığı geceden itibaren iktidar tüm olanaklarıyla kendi kitlesini sokağa çıkmaya çağırmıştır. Cami minarelerinde dualar okunarak çağrılar yapılmış, belediye otobüsleri ücretsiz hizmet vermiş, araçlarıyla gelenlere bedava yakıt verilmiş, tüm televizyon kanalları halkı sokağa çağırmak için seferber olmuştur. Saray-AKP tarafından mobilize edilmiş “hazır” ekipler sokaklarda konvoylar oluşturmuştur. İşçilere, emekçilere sıkı sıkıya kapatılan meydanlar sonuna kadar bu kalabalığın hizmetine açılmış, belediyeler ücretsiz su-yemek vs. dağıtmıştır. Ancak görünen o ki sokaklarda cihatçı ve milliyetçi çeteler dışında halktan büyük destek alınamamıştır.
Ordu, Hükümet, Düzen Partileri, Medya: Hepsi Halka Karşıdır
Devlet içindeki tüm güç odakları emperyalizmden bağımsız hareket etmemektedir. Efendileri ABD ne isterse anında yerine getirmek için birbirleriyle yarışmaktadırlar. İktidara talip olan kim varsa, öncelikle efendi ABD’yi memnun etmek için çırpınmaktadır. Ordu komutasındaki tüm komutanlar ABD’nin sıkı eğitiminden geçmekte, siyaset sahnesindeki iktidarı da muhalefeti de ABD’den icazet alarak göreve gelmektedir. Daha düne kadar Erdoğan’ın Obama’dan görüşme koparmak için taklalar attığı hafızalarda tazedir.
Yaşanan darbe girişiminin sonucu her ne olursa olsun kesin olan bir şey vardır; ister darbeciler kazansın, ister Saray-AKP iktidarı kazansın, bunların hepsi emperyalizmin kahyasıdır ve halka karşıdır, düşmandır. Kendi egemenlikleri için birbirlerini boğazlarlar, halka karşı birlik olup tüm güçleriyle saldırırlar. Ne zaman bir fabrikada işçiler haklarını arasa polisi, ordusu, hükümeti direnişin karşısında omuz omuza verir. Ne zaman kadınlar cinayetlere, şiddete karşı sokağa çıksa aynı güçler beraber olup halka saldırır. Aleviler, Kürtler; hakları, özgürlükleri için harekete geçse devlet tek vücut olarak saldırır. 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta 35 canımız diri diri yakılırken jandarma, polis, hükümet hep beraberdi. 2016 yılında Cizre’de bir bodrumda 100 insan aynı şekilde diri diri yakılırken onlar yine beraber oldular. Gezi’yi hatırlayalım. Nasıl da sokakları özgürleştiren yüzbinlere karşı güç birliği içindeydiler?
Biz halklar, işçiler, kadınlar, gençler için tek gerçek vardır; ordu, hükümet, düzen partileri, medya bunların hepsi bize karşıdır. Bizim kendimizden başka güveneceğimiz, sığınacağımız hiçbir güç yoktur. Devlet içindeki hiçbir güç odağı bizden yana olmamıştır, olamaz.
Gezi’den Korktukları Kadar Hiçbir Şeyden Korkmuyorlar
Kendi aralarındaki bu iktidar kavgası henüz bitmeden, birbirlerini boğazlamaya devam ederlerken hala Gezi’yi unutmadıklarını ve asıl düşmanlarının halklar olduğunu bir kez daha itiraf etmektedirler. Erdoğan daha olayın ilk günlerinde, “İsteseler de istemeseler de Gezi Parkı’na Topçu Kışlasını yapacağız” diye açıklama yapmıştır. Egemenlerin asıl korkusu halk korkusudur. Nazım Hikmet’in dediği gibi; “Hiçbir korkuya benzemez, halkını satanın korkusu.”
Daha dün kapılarına tanklar dayanmıştı, f-16’lar tepelerinde uçmuştu. Bu yaşananlar sıcaklığını korurken Saray-AKP iktidarı Gezi’ye saldırmaktadır. Demek ki tanklardan, f-16’lardan korktuklarından daha çok korkuyorlar bizden. Demek ki halkın direnişi, halkın örgütlenmesi onların en büyük kabusudur. İster ordu olsun, ister hükümet asıl düşmanlarının ve iktidarlarını bitirecek gücün halk olduğunu biliyorlar. Öyleyse biz emekçiler, halklar, kendi gücümüzün farkına varmalıyız. Bizim örgütlü gücümüzün karşısında hiçbir kuvvet duramaz.
Sokaklar, Mahalleler, Meydanlar Bizimdir
Devletin bütün olanaklarını kullanarak kitleleri sokağa, meydanlara çekmeye çalışanlar büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır. Bedava otobüslere, medyanın tüm olanaklarını kullanmalarına rağmen meydanlarda cihatçı ve milliyetçi çetelerden başka kimseden destek bulamamışlardır. Saray-AKP iktidarı yüzde elliyi evlerinde zor tuttuklarını söylemişti; kendilerine oy veren yaklaşık 25 milyon insanı isterlerse sokağa çekebileceklerini söylemişti. Bugün ortaya çıktı ki meydanlarda ancak birkaç bin kişiyi toplayabiliyorlar. Demek ki evlerinde zor tuttuklarını söyledikleri yüzde elli bir hayal ürünüdür, gerçekliği yoktur. Bu hayali gücü halkları, emekçileri korkutmak için bir koz olarak tutmaktadırlar.
Kızılay ve Taksim gibi meydanlarda, omuzlarında bayrak asılı olan sakallı çeteciler zikir ayinleri düzenlemektedir. Irkçı sloganlar atan bir avuç çeteci, Suriyelilere ve Alevi mahallelerine saldırmaya çalışmıştır. İstanbul’da Gazi Mahallesi’nde ve Antakya-Armutlu’da halka saldırmak isteyen çetecilere en güzel cevabı halk vermiş ve mahallelerimizden kovmuştur.
Saray-AKP iktidarı, cihatçı ve milliyetçi çetelere dayanarak koltuğunda kalmaya çalışmaktadır. Kendilerinden olmayan tüm kesimleri hedef haline getirmektedir. Direnen işçiler, sokağa çıkan kadınlar, Aleviler, Kürtler, Saray-AKP iktidarını desteklemeyen herkes düşman olarak görülmektedir.
Ne Orduya, Ne Saraya, Ne Çetelere Geçit Vermeyeceğiz!
Saray-AKP iktidarı, gücünü biz halkların, emekçilerin örgütsüzlüğünden almaktadır. Emekçilerin, halkların en büyük gücü birlik, mücadele ve dayanışmadan gelir. Bir halk deyişinde söylendiği gibi “filler tepişir çimenler ezilir.” Fakat artık biz, tepemizde fillerin tepişmesini seyrederek ezilen çimenler olmayacağız.
Gazi Mahallesi ve Armutlu halkı kendine yaraşır bir şekilde çetecileri mahallelerinden kovmuştur. Bu çeteciler için mahallelerimiz hedefte olmaya devam edecektir. Sadece onlar değil, dün Kürt halkına saldıran devlet güçleri de yarın, yoksul emekçi semtlerine, Alevi mahallelerine saldıracaktır. Ordu olsun, Saray-AKP iktidarı ve onun polisi olsun, sokağa salınan çeteciler olsun hiçbir güce mahallelerimizde, semtlerimizde, yaşamımızın hiçbir yerinde geçit vermeyeceğiz! Emperyalistlere, onların kahyalarına ve çetelerine boyun eğmeyeceğiz!
Biz emekçilerin, halkların; bu savaş, katliam ve yıkım ortamında tek kurtuluş yolu örgütlülükten geçmektedir. Evde, sokakta, mahallede, okullarda, iş yerlerimizde örgütlülüğümüzü büyüteceğiz. Bulunduğumuz her alanda direnişi adım adım örgütleyeceğiz. Sokak sokak, cadde cadde, mahalle mahalle, meydan meydan direnerek kazanacağız. Barış, kardeşlik ve özgürlük halkların, emekçilerin direnişiyle kazanılacaktır.
Susma, sinme, boyun eğme; saf tut, diren!
AKA-DER
20.08.2016