KAPİTALİZM ÇÜRÜMÜŞTÜR!
DEVRİM İNSANLIĞIN DİRİLİŞİDİR - 17.09.2016
15 Temmuz darbe girişiminin ardından “FETÖ’ye karşı mücadele” dalgasını önüne alarak olağanüstü hal ilan eden hükümet, arkada işçi ve emekçilere karşı, devrimcilere, Kürtlere karşı yeni bir saldırı dalgası yürütüyor.
Kürt illerinde seçilmiş belediye başkanları yerine atanan kayyumlar, gözaltılar ve tutuklamalar, Özgür Gündem’in kapatılması, barış için akademisyen bildirisine imza atan akademisyenlerin üniversiteden atılması, 11.285 öğretmenin açığa alınması, özelleştirmeler ile kamuya ait arazilerin ranta açılması bunlardan bazıları. OHAL yasaları ile işçi ve emekçilere dönük kıyımların da önü açılmakta ve sendikalı olduğu için işçiler işten atılmaktadır. Yasalarla işçilerin açlık sınırındaki ücretinden bireysel emeklilik adı altında kesintiler yapılması, bu yolla da sisteme kan taşıyacak paraların elde edilmesi öngörülmüştür.
Bu ekonomik kriz yalnızca TC devletinin krizi değildir. Bu kriz kapitalist-emperyalist sistemin krizidir ve dünyanın her yerinde bu krizin faturası yaratıcısı olmayan işçilere-emekçilere ödetilmek istenmektedir.
Örneğin Fransa’da işçilerin günlük çalışma süresini azami 10 saatten 12 saate çıkaran, iş sözleşmesinde değişiklik yapmak isteyen çalışanların işten çıkarılabilmesine imkan sağlayan, yarı zamanlı çalışanların haftalık 24 saat olan asgari çalışma süresini düşürürken fazla mesailerde daha az ödeme yapılmasına izin veren yasalar yürürlüğe konmuştur.
Kapitalist emperyalist sistemin dünyanın her yerinde biz işçi ve emekçiler, halklara vaat ettiği açık ve aynıdır: Sömürü, işsizlik, açlık, yoksulluk, sefalet, savaş, ölüm …
Sistemin dayattıklarına karşı ise biz işçi ve emekçilerin, halkların gelecek arayışı ve direniş sürmektedir.
Fransa’daki yasalara karşı lise öğrencileri, üniversite öğrencileri, demiryolu işçilerinin yanı sıra diğer işkollarında çalışan milyonlarca işçi-emekçi Mart ayında sokağa çıkmıştır. Hükümetin hukuku dolanarak yasayı yürürlüğe koyması üzerine dün yine binlerce öğrenci, işçi ve emekçi sokakları doldurmuştur.
Yunanistan’da, Mısır’da, Gezi’de sokakları dolduran milyonlar, Kürt halkının Rojava’da, Kobane’deki direnişi ve kazanımı, Şili’de parasız eğitim için sokaklara çıkan öğrenciler, Meksika’da eğitim emekçilerinin grevi, Arjantin’de barış, ekmek ve iş talebiyle sokağa çıkan binler … Ayaklanmalar ve isyanlar çağı olan bu yüzyıl yeni toplumsal devrimlere gebedir.
Umut bizde! Gelecek, Devrim ve Sosyalizmde!
Direnişin her yerde yayıldığı ve büyüdüğü yüzyılda sosyalizmin özgür adası Küba bize çözümü göstermeye devam ediyor. Küba tüm kuşatılmışlığına ve kıt kaynaklarına karşın kanser aşısı üretimini başardı. 25 yıllık bir çalışmanın sonucunda kansere yakalanan hastaların ömürlerini 3-6 ay arasında uzatan aşıyı üretti ve halka ücretsiz dağıtıyor. Kapitalist emperyalist sistemin bir parçası olan TC Devletinde ise kanser ilaçlarına kota uygulanıyor, her yıl yüzlerce insan kanserden ölüyor.
Küba, Ekim Devrimi biz işçi ve emekçilere, ezilen dünya halklarına umut olmaya, ışık saçmaya devam ediyor. Ve hatırlatıyor yeniden insanlığın kurtuluşu ve geleceği için,
Başka Bir Dünya Mümkün Ve Örgütleyecek Güç Biziz!
Biz işçi ve emekçiler, ezilen halklar için sınırsız, sınıfsız bir dünya kurmaktan başka yol yoktur.
Fransa’daki direnişçilerin taşıdığı pankart ise bize yolu göstermektedir.
UMUT SENDE, ÇARE ÖRGÜTTE, GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZM’DE
YA SOSYALİZM YA ÖLÜM