Çok zengin adam çok lüks bir Restaurant'a gider
Garsona sipariş olarak Kırmızı et, Şarap ve Salata istiyorum
der.
Tam o sırada çok Güzel bir Kadın gelir ve
adamın
ön masasına oturur ve adamın verdiği siparişin aynısından ısmarlar.
Adam yemeği yedikten sonra hesabi ister.
7,5 milyon hesap gelir.
Adam 2,5 milyon da bahşiş olarak toplam 10 milyon bırakır.
Ayni hesap Kadına da gelmiştir.
Fakat kadın 7,5 milyon bahşiş bırakır.
Bunu gören Adam Kadına yanaşır,
-'Hanımefendi, affedersiniz bir şey sormak istiyorum. Benim Fabrikalarımın sayısını, Paramın
hesabını
bilemezken 2.5 milyon bahşiş bırakıyorum.
Siz kim oluyorsunuz da 7,5 milyon Bahşiş bırakabiliyorsunuz? ??'
Kadın Adama gülümser ve
-'Benim Bankalarım var...'der
Adam,
-'Öylemi, ben bütün Banka sahiplerini ve Müdürlerini tanırım, ama sizi hatırlayamadım' der....
Kadın tekrarlar,
-'Benim BANKALARIM var, bakın size anlatayım',
Kadın Dudaklarını okşayarak:'Bunlar var ya bunlar, ŞEKER BANK !...'
Ellerini Göğüslerine koyarak :'Bunlar PAMUKBANK ' ' Elini eteğinin önüne tutarak:" Burası
İş Bankası ",der ...
Adam,
Ya bu Bankalar iflas ederse, diye sorar. Kadın :"Arkada
Garanti Bankası var !..."























MATEMATİK
Hristiyan ülkelerden birinde yaşayan çocuk hep matematikten sıfır
almaktadır. Aileside çocuğu bir faydası olur diye onu katolik
kilisesine gönderir. Bundan sonra çocuk hep matematik dersi dahil tüm derslerden hep pekiyi almaktadır. Bunun üzerine ailesi çocuğa sorar:
Ne değişti?
Çocuk cevap verir:
- Artı işaretine çivilerle çakılmış adamı görünce durumun ciddiyetini anladım ![]()
Temel ile Dursun kumarda her ikisi de kaybetmiş gece yarısı yolda yürüyorlarmış.
Temel çıplak, Dursun ise yalnız donla.
Temel Dursun’a demiş ki;
“Dursun,senun neyini seviyrum piliyimisun ?
Dursun:Neyumi seviyısun?
Temel: Kumarda nerde duracağuni piliyısun
Karı koca birlikte tatile çıkarlar. Gittikleri yerde kamp kurarlar.
Tatillerinin ikinci gününün akşamı güzel bir yemek yiyip uykuya
dalarlar.
Birkaç saat sonra kadın uyanır ve kocasını da uyandırır. Adam uyku
sersemidir güzel bir rüyadan uyandırıldığı için de biraz kızgındır.
“Ne oldu? Ne istiyorsun?” diye sorar.
“Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle. ”
Adam gökyüzüne bakar ve cevap verir:
“Bunun için mi uyandırdın beni?. Baktım işte. Bir sürü yıldız
görüyorum, ışıl ışıl parlayan milyonlarca yıldız.”
Karısı tekrar sorar:
“Peki, bu sana neyi gösteriyor?”
Artık iyice uykusu kaçan adam biraz düşünür ve cevap verir:
“Teolojik olarak Tanrının kudretini ve kendi acizliğimizi görüyorum.
Felsefi olarak, evrenin sonsuzluğunu ve onun karşısındaki
önemsizliğimizi görüyorum.
Astronomik olarak galaksilerin, yıldızların, gezegenlerin varlığını görüyorum.
Yıldızların konumuna bakarak saatin 3 olduğunu, meteorolojik olarak da bugün havanın çok güzel olacağını görüyorum.
Niye sordun bunu bana? Sana neyi gösteriyor?”
“Çadırımızı çalmışlar…”
Bir gün profesörlerin aklına rahatsız edici bir soru takılmış.
-’Eşleriyle olan cinsel hayatları acaba bir zevk mi yoksa angarya mı?’
Düşünmüşler aralarında tartışmışlar ve bir sonuca varamamışlar.
İçlerinden biri ‘doçentlere danışalım bakalım onlar ne düşünüyor bu
konuda’ demiş.
Gitmişler sormuşlar. Doçentler düşünmüş ve ‘siz bilirsiniz hocam’
demişler Prof’ lara.
Prof’ lar için bu soru karin ağrısı olmuş. Gidip yardımcı doçentlere
başvurmuşlar, onlar da bir süre düşünüp ‘siz daha iyi bilirsiniz’
hocam demişler.
Prof’lar bir cevap bulamamanın sıkıntısı içinde bir de asistanlara
soralım demişler. Neyse SIKILA SIKILA sormuşlar.
-’Sizce bizim eşlerimizle olan cinsel hayatimiz bir zevk midir yoksa
angarya mı?’
Asistanlar hep bir ağızdan ‘ZEVK’ diye bağırmışlar.
Prof’lar sasırmış bu çabuk ve net cevaba.
Merak etmişler, ‘Neden?’ diye sormuşlar asistanlara.
-’Neden bu kadar emin ve çabuk cevap verebildiniz?’
Asistanlar cevap vermiş:
-’Angarya olsaydı bize yaptırırdınız’
Temel ölümcül bir hastalığa yakalanmış. Karısı fadimeye sorar
-Fadime, ben ölünce yeniden evlenecekmisin ? Fadime de Temel üzülmesin diye evet cevabını verir. Bunun üzerine Temel
-Onu benim kadar sevecekmisin ?
-(ağlayarak) Evet
-Onu eve alacakmısın ?
-Evet
-Ona güzel yemekler yapacakmısın ?
-Evet Temel’im.
-Ona sarımsaklı yoğurtlu mantı da yapacakmısın ?
-ONU SEVMEZ.
Kadının biri, sayıları ’10 tane’ olan çocuklarını ana sınıfına
yazdırmak için başvurmuş ve okulun müdürü kayıt yapması için kadından çocukların isimlerini istemiş. Kadın da “Ahmet” demiş.
Müdür bey şaşırarak:
- Nasıl ahmet yani hepsinin ismide Ahmet mi?!
Kadın gayet emin bir şekilde:
- Evet
Müdür:
- Peki hanımefendi zor olmuyor mu karıştırmıyor musunuz?!
Kadın:
- Yooo! bilakis kolay oluyor. “Ahmet yemeğe” diyorum; hepsi birden
geliyor, “Ahmet çıkıyoruz” diyorum; hepsi birden hazırlanıyorlar.
Müdür şaşkınlıkla dinlemekte ve kadına:
- Peki bayan özel iş vermen gerekiyor ise napıyorsun?!
Kadın:
- O ZAMAN SOY İSİMLERİ İLE çağırıyorum!


























































Kadınla adam yatakda konuşuyorlarmış. birden kadının telefonu çalmış.
kadın telefona bakmış. bir süre konuştuktan sonra telefonu kapatmış,
yanındaki adam sormuş ' arayan kimdi?' kadın ' kocamdı, seninle
toplantıdaymış'
Melon şapkasının üzerinden kafasının kaşımaya çalışan adamı görmüş ve
yanına giderek:
- Afedersiniz, siz Laz mısınız?
- Evet, neden sordun?
- Şapkanızın üzerinden kafanızı kaşımaya çalışıyordunuz da...
- Ne olmuş yani?! Sen kıçın kaşınınca pantalonunu mu çıkarıyorsun?
Polis müfettişi incecik güzel sekretere sormuş:
- Patronun neden kendini pencereden aşağı attı!
'Bilemiy orum' demiş fıstık kız:
- Bana her zaman çok iyi davranırdı. 2 ay önce bana çok pahalı bir vizon kürk aldı, geçen ay da spor bir araba.
- Eeeeee?
- Bugün 3 karatlık çok kıymetli pırlanta bir yüzük hediye etti ve 'Sana sahip olabilmem için daha ne bedel ödememi istersin?' dedi.
- Peki, sen ne cevap verdin?
- Ben sadece 'Ofisteki diğer adamlar gibi bir saatliğine 50 dolar verseniz yeter' dedim!*
Irgat koşa koşa ağasının yanına gelir;
-Ağam akşam rüyamda seni gördüm
-Hayırdır len nasıl gördün?
-İkimizde aynı uçakta seyahat ediyorduk.
-Eeee
-Sonra uçak arıza yaptı ve düştü.
-Hayırdır inşallah,ne oldu sonra?
-Ben bok çukuruna, sen de bal çukuruna düştün.
-Olacak di mi o kadar fark. Ağalığım rüyad a bile belli olmuş.
-Sonra birbirimizi yalaya yalaya temizledik.
Çocuklar öğle yemeği için Katolik ilkokulunun kafeteryasında
sıraya girmişlerdi.
Masanın başında büyük bir elma yığını vardı, rahibe
bir not yazıp elma tepsisinin üzerine asmıştı:
'Sadece BİR tane alın. Tanrı izliyor'
Sırada biraz daha ilerleyince, masanın diğer ucunda büyük bir
çukulatalı çörek yığını vardı.
Bir çocuk not yazmıştı,
'İstediğiniz kadar alın. Tanrı elmaları gözlüyor'
Bir anaokulu öğretmeni sınıftaki çocuklar resim yaparken, onları
seyrediyordu.
Her çocuğun çalışmasına bakmak için sınıfta dolaşıyordu.
Gayretli bir şekilde çalışan küçük bir kızın yanında gittiğinde,
ona ne çizdiğini sordu.
Kız yanıtladı, 'Tanrıyı çiziyorum'
Öğretmen duraksadı ve sordu, 'Ama hiç kimse Tanrının neye
benzediğini bilmiyor'
Kız kafasını kaldırmadan yanıtladı, 'Birazdan öğrenecekler'
Adam müftüye gitmiş
Yahu, hakikaten biz cennete gittiğimizde huri alacak mıyız?' demiş
Müftü, 'namazını kılar, orucunu tutar, zekâtını verirsen 4 huriyi alacaksın elbette' demiş. Adamın derdi başka...
'Peki benim hanım cennete gidince ne olacak?' demiş.
Müftü cevap vermiş
'Ona da 4 Nuri düşer '
Adam şaşkın !!! Kös kös evine dönmüş.Bakmış karısı namaz kılıyor..
Basmış tekmeyi..... ...
'Ne namazı len bu..? Ha..haaa... ne namazı..? Orospu mu olcen..??























