YURTSEVERLIK ÜZERINE

0 views
Skip to first unread message

Habip Hamza Erdem

unread,
Jan 26, 2010, 9:52:03 PM1/26/10
to ağınlılar grubu
YURTSEVERLİK ÜZERİNE
Yurtseverlik kavramını çözümlemeye yurt ve sevgisi gibi iki ögesini
ayırmakla bașlanabilir.
Her iki ögenin bir somut bir de soyut yanı olduğu da
önkabullerimizden olsun.
Ki somuttan soyuta gidip soyuttan somuta gelebilelim.
Basitten karmașığa gidebilmek için de çocuk örneğini alalım. Henüz
toplumsal değer yargılarıyla biçimlenmemiș olduğu için.
Yeni doğan bir çocuğun annesinin memesine sarılması somut bir
gereksinme içindir. Annesinin kokusunu tanıması ve annesine karșı
‘soyut bir sevgi’ duyması sözkonusu değildir. Hastahane içinde sütü
olan herhangi bir kadın onu emzirebilir ve bebek annesi olmayan bu
kadının memesini emerken annesi midir değil midir diye bakmaz. Bebek
için öncelik süttedir ve ona süt veren kim ise onu sevecektir. Buna
somut sevgi diyelim.
Oysa hayvanlar dünyasında olay tamamen bașka boyutlarda gerçekleșir.
Binlerce koyun içinde kuzu anasını ana da kuzusunu bulmak zorundadır
ve kuzunun yașayabilmesi anasını bulmaktan geçer. Çünkü anasını
bulamayan kuzuyu bir bașka koyunun kabullenmesi sözkonusu değildir.
Ve çocuk babası için de yine somut bir sevgi duyar bașlangıçta. Kim
onu okșar ve severse o da ona karșı bir yakınlık duyacak, diyelim onu
sevecektir. Kim onu gezmeye götürecek, kim ona oyuncak alacak ve kim
onunla daha çok oynayacaksa çocuk da onu o kadar fazla sevecektir.
Ne var ki çocuk büyüdükçe ve çevresinde olup bitenleri öğrenmeye
bașladıkça; aile kavramını, yani ana-baba, dayı-amca, hala-teyzesini
de tanıyacaktır.
Bu çocuğun laboratuvar çocuğu olduğunu varsayalım ve ondan çok uzun
bir zaman diliminde gerçek ana-baba, dayı-amca ve hala-teyzesini
saklayalım. Yedi-sekiz, on-onbeș ve hatta yirmi-yirmibeș yașlarına
değin bu çocuk gerçek ailesini tanımamıș olsun.
Yirmibeș yașında iken, bir gün ve bir Yeșilçam seneryosu örneği ona
gerçek ana-babasının șunlar, hala ve teyzesinin bunlar olduğu
açıklanmıș olsun.
Kendisini o güne değin yetiștiren, çocukken süt veren analığı,
giyecek ve oyuncak alan babalığı, her türlü sevgi, yardım ve desteği
gösteren diğer eski-akrabalarına karșı çocuğun sevgisinde bir
azalmanın olabileceği düșünülemez.
Ne var ki, yirmibeș yıl sonra tanıdığı gerçek ana-baba, dayı-amca ve
hala-teyzesine karșı, olağanüstü bir biçimde sevgi duyacağı da
kesinlikle yadsınamaz.
İște gerçek ana-babası ve ailesine karșı duyacağı sevgi tamamen soyut
bir sevgidir. Oysa kendisini yetiștiren ana-baba ya da önceki ailesine
karșı duyduğu sevgi somut bir sevgi olarak kalacaktır.
Çocuğa ana-baba, aile ya da yurt sevgisi demek ki toplum tarafından
verilmektedir. Soyuttur ama somut sevgiden daha bir kapsamlıdır.
Onun ‘insanoğlu’ olmasından kaynaklanmaktadır.
Yalın bir duygu olmasından öte, bir değerdir.
Örneğimize dönecek olur da, laboratuvar çocuğumuzun Fransa’da doğup
büyümesine karșın gerçek ana babasının Türkiye’de yașadığını
varsayarsak; çocuğun yurt sevgisinin de Türkiye’de yașayanlardan hiç
de geri kalmayacağını ileri sürebiliriz.
İnanılmaz bir biçimde yurtsever olacaktır.
Ülkesi için canını bile vermeye hazır olduğunu söylecektir.
Ne süt ve ne de kandan gelmektedir bu sevgi.
‘Sütsüz’ ya da ‘kansız’ gibi nitelemeler bu sevginin olmadığı
durumlar için söylenmiș olsalar bile, buradaki örnekleme için
kesinlikle kullanılamazlar.
Kușkusuz binlerce ‘laboratuvar çocuğu’ içinden aykırı örnekler de
çıkabilir.
Ne var ki, örnek ‘laboratuvar çocuğu’muz bir genelleme yapılabilmesi
için haydi haydi elverișlidir.
Ve Türklük ile de yakından uzaktan ilgisi yoktur.
Ancak yurtseverliğin herșeyden önce bir ‘toplumsal değer’ olduğunu
kanıtlamak için yeter koșuldur.
Bir bașka deyișle, insanı insan yapan değerlerdendir.
Kimileri için gerek koșul olmasa bile.
Habip Hamza Erdem
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages