Habip Hamza Erdem
unread,Jan 31, 2010, 10:23:21 PM1/31/10Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to ağınlılar grubu
BUNLARI KİM SEÇTİ?
Dr Recep “bizi Tekel ișçisi seçmedi” diyor.
Doğrudur. Bunları TEKEL ișçileri de seçmedi, SEKA ișçileri de..
Memur seçmedi, köylü seçmedi.
Doktorlar seçmediler, eczacılar seçmedi.
Öğretmenler seçmediler.
Pekiyi kim seçti?
George seçti, Hans seçti; İzak seçti, Abdoulwahab seçti.
Doğruya doğru eğriye eğri demek gerek.
Onlar seçti ama, Türkiye’de de bir anayasa var idi; seçim yasası var
idi.
Yaslara göre O’nun seçime bile girmemesi gerekiyordu. Seçim yasaklı
idi.
Baykal’ın hoșgörüsü, Yüksek Seçim Kurulu’nun ‘hukuk dıșı onayı’ ve
Genel Kurmay Bașkanının ‘görevi kötüye kullanma’ları sonunda sözde
‘seçilmiș’ oldu.
Türk halkı buna ses çıkardı mı?
Hayır, ‘Kader böyleymiș’ dedi; kaderine razı oldu.
Devlet ișlerine ‘kader ve kısmet’ de böylece girmiș oldu.
Doğaldır ki, kader ve kısmetin egemen olduğu bir ülkede de ‘hak’
değil olsa olsa ‘merhamet’ olur .
‘Seçilmiș’ gibi duranlar da Tanrının bir lütfu.
Bu tür bir yönetim biçimi de ‘cumhuriyet’in dıșında herșey olabilir
ama cumhuriyet olmaz.
Yasamada çoğunluğun sağlanması bașka yasaların kuralına uygun
çıkarılmaları bașka șeyledir.
Tanrının lütfu’nun gece düșünde gördüğü șeylerin sabah kalktığında
‘yasa’ olarak çıkarılmıș olduğunu görmesi ‘yasama erki’ kavramına
girmez.
Tanrının lütfu’na ‘muhalif’ olanların ertesi gün ‘zindanlara
atılıyor’ olması da ‘yargı erki’ kavramına sığmaz.
Tanrının lütfu’nun ‘kapıya koyarım’ dediği adamlardan ‘yürütme erki’
doğmaz.
Ve yasama, yürütme ve yargının olmadığı rejimler de, hiçbir koșulda
‘demokratik’ diye adlandırılmazlar.
Ne ki ‘kader böyle imiș’!
Șimdi Tekel ișçileri ‘merhamet’ dileniyorlar.
‘Dilenme’ye değin vardı bu ișin sonu.
Bakalım Tanrının Lütfu ‘ne verecek’?
Ne verirse ‘kısmet bu kadarmıș’ mı denilecek?
Oysa, cumhuriyet demek zaten laiklik demektir ama laik bir
cumhuriyette diyelim; ișçi ve köylünün, memur ve emeklinin değil
‘özlük hakları’ için ama salt ‘ücret artıșları’ için bile bakanın ve
bașbakanın ‘yakasından tutması’ en ‘kutsal hakkı’dır.
Hem de ‘en kutsal hakkı’dır.
O nedenle Tekel ișçileri salt ‘özlük haklarını’ almakla
yetinmemelidirler.
O haklarına ‘el koymaya’ yeltenen yöneticilerden hesap sormalıdırlar.
Kimmiș bunlar?
Seçmedikleri birileri.
Ülke ‘ișgal’ altında mı yoksa?
Kim bilir? Kime sorsak acaba?
Adam ‘beni siz seçmediniz’ diyor.
Hala inanmıyor musunuz?
Habip Hamza Erdem