Ersoy MÜNEVİS
unread,Feb 9, 2011, 6:32:07 PM2/9/11Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to Atatürkçü Düşünce Derneği Fatih Şubesi
"BURSA NUTKU YOK" DİYENLER BUNA NE DİYECEK
İngilizce kursuna zaman ayıramıyor musunuz? Tıklayın!
10.02.2011 00:50
Karakter boyutu :
--------------------------------------------------------------------------------
Tunus ve Mısır'daki "halk ayaklanmalarından" sonra Türkiye'de bazı
siyasetçiler, bu ayaklanmaları "devrimci kalkışmalar" zannetmiş
olacaklar ki, Atatürk'ün "Bursa Nutku"ndan söz etmeye başladılar. Tabi
birileri, Bursa Nutku'na gönderme yaparak "halk hareketinden" söz
edince, başka birileri de "Bursa Nutku yoktur!" diyerek bağırıp
çağırmaya başladı. Hatta kendine "tarihçi" sıfatını yakıştıran kimi
yeni etme "karşı devrimciler", akıl yürütmelerle ve saat
hesaplamalarıyla Atatürk'ün Bursa'da böyle bir nutuk vermiş olmasının
"imkansız!" olduğunu iddia ettiler.
Şubat 1933'te Bursa'da Türkçe ezana tepki gösteren bir grup, ezanın
yeniden Arapça okunması için valiliğe yürümüş, ancak olaylar büyümeden
bastırılmıştır. Bir yurt gezi sırasında bu olayı haber alan Atatürk, 5
Şubat 1933'te Bursa'ya gelerek olaylar hakkında bilgi almış ve akşam
Çekirge yolundaki bir köşkte "Bursa Nutku" diye bilinen konuşmasını
yapmıştır.
İşte Bursa Nutku:
"Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir.
Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim
biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en
küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin
polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır"
demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi
yapıtını koruyacaktır.
Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu
yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi
değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme
onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, "demek adalet örgütünü de
düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek"
Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla
birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve
suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını
istemeyecek. Diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım.
Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak
gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de
benim görevimdir."
İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!"
Ben, "Bursa Nutku var mıdır yok mudur?" tartışmalarına girmeden,
Atatürk'ün 1923 yılındaki başka bir nutkundan söz edeceğim.
Bursa Nutku'nu reddedenler, bakalım "bütün resmi kayıtlarda yer
alan", "belgeli" bu nutka ne diyecekler? Bakalım bunu da
reddedebilecekler mi?
İşte Atatürk'ün 1923'teki o nutku:
"Sayın gençler, hayat mücadeleden ibarettir. Bundan dolayı hayatta
yalnız iki şey vardır: Galip olmak, mağlup olmak. Size, Türk
gençliğine bırakacağımız vicdani emanet, yalnız ve daima galip
olmaktır ve eminim daima galip olacaksınız.
Milletin yükselme gerek ve şartları için yapılacak şeylerde,
atılacak adımlarda kesinlikle tereddüt etmeyin. Milleti o yükselme
merhalesine götürmek için dikilecek engellere hep birlikte mani
olacağız.
Bunun için dimağlarımıza, irfanlarımıza, bilgimize, icap ederse
bileklerimize, pazılarımıza, bacaklarımıza müracaat edecek, fakat
neticede mutlaka ve mutlaka o gayeye varacağız. Bu millet, sizin gibi
evlatlarıyla layık olduğu olgunluk derecesini bulacaktır."
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri,
C.II, s.133)
1933 Bursa Nutku'ndaki; "Türk genci!... Bu ülkenin polisi vardır,
jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır' demeyecektir.
Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını
koruyacaktır..." cümlesiyle; 1923 Nutku'ndaki: "Sayın gençler!...
Milleti o yükselme merhalesine götürmek için dikilecek engellere hep
birlikte mani olacağız. icap ederse bileklerimize, pazılarımıza,
bacaklarımıza müracaat edecek, fakat neticede mutlaka ve mutlaka o
gayeye varacağız..." cümleleri "anlamca" neredeyse aynıdır.
1933 Bursa Nutku'ndaki: "...Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp,
suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve
cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman
yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, "demek
adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek"
cümleleriyle, 1927 Hitabesi'ndeki, "... memleketin dahilinde, iktidara
sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde
bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini,
müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü
zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin
evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl
ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki
asil kanda mevcuttur!" cümleleri "anlamca" neredeyse aynıdır.
Özetle:
1933 Bursa Nutku'nun "içerik" ve "üslubu"yla Atatürk'ün 1923
Nutku'nun ve 1927 Gençliğe Hitabesi'nin "içerik" ve "üslubu" birebir
örtüşmektedir. Her üç nutukta da gençlere seslenilmekte, her üç
nutukta da Cumhuriyetin, devrimlerin korunmasının altı çizilmekte ve
her üç nutukta da gençlerin direnişinden söz edilmektedir.
23 Nutku ve 27 Hitabesi, 33 Bursa Nutku'nun Atatürk'e ait olduğunun
en güçlü kanıtlarıdır.
Sinan Meydan
Odatv.com