OLTADAKİ BALIK: TÜRKİYE
Rockefeller az gelişmiş ülkeleri üç gruba ayırıyor.
Birinci gruba, ABD ile dost olan ve uzun süreli sağlam askeri paktlarla bağlanmış olan antikomünist hükümetlerin iktidarlarda olduğu ülkeler girmekte...
O'na göre, bu ülkeler oltaya yakalanmış balıktırlar ve bu nedenle de YEM'e gereksinme duymazlar.
Türkiye gibi ülkeler bu grup içindedirler. Bunlara yapılacak yardımda öncelik, askeri alana tanınmalıdır. Ekonomik yardım akıllıca, dikkatli ve elastiki yapılmalı ve ABD'nin dümen suyundaki hükümetleri iktidarda tutmaya yaramalıdır.
Şimdi Rockefeller'i izleyelim:
Birinci grup ülkeler bizimle dost olan ve bize uzun süreli sağlam askerî paktlarla bağlanmış antikomünist hükümetlerin iktidarda olduğu ülkelerdir. Bu ülkelere yapılacak yardımlar ve açılacak krediler öncelikle askeri nitelikte olmalıdır.
OLTAYA YAKALANMIŞ BALIĞIN YEME İHTİYACI YOKTUR;
Bu noktada Dışişleri Bakanlığı ile aynı fikirdeyim, genişletilmiş iktisadi yardım -örneğin Türkiye'ye- bazı hallerde düşünülenin tersi sonuçlar verebilir.
Yani BAĞIMSIZLIK eğilimini artırıp, mevcut askerî paktları zayıflatabilir.
Bu tip ülkelere -Türkiye gibi- doğrudan doğruya iktisadi yardım da yapılabilir, ama bu, bize düşman muhalifleri ZARARSIZ bırakacak BİÇİM ve MİKTARDA olmalıdır".
Türkiye gibi ülkelere dikkatlice yaklaşılmalı ve oralarda bağımsızlık eğilimini artıracak tutumlara izin verilmemelidir. Bu uyarı, bizim bu ilkeler içinde neleri göğüslemek zorunda bırakıldığımızı düşünerek değerlendirilmelidir.
Dickson Raporu'ndaki, Atatürk'ün milli politikasının ateşlediği bağımsızlık rüzgârlarının (elbet 27 Mayıs Anayasası'nın yarattığı ortam ve ivme ile) 12 Mart'larda ve 12 Eylül'lerde nasıl söndürülmek istendiği ve 12 Eylül'ün, nasıl yılgın bir toplum yarattığı gözönüne alınırsa, son yarım yüzyıldır içinde çırpındığımız tuzakları görebiliriz.
Türkiye-ABD ilşkileri dikkatle incelendiğinde, bu sözleri adım adım uygulandığını görürüz. ABD bize askeri yardımda bulunur. Sözde kuzey komşumuzdan gelecek tehdide karşı savunmamızı güçlendirmek için.
Ama zaman zaman ve özellikle 1970'lerde ABD'li yetkililerin ve NATO Başkomutanı Amerikalı Org. Haig'in "Türk Silahlı Kuvvetlerinin malzeme, araç, gereç ve silah yönünden iç açıcı durumda olmadığı" söylemlerinin anlamı nedir?
Bu konuda Senatoya verilen bir rapora göre: "Türkiye'nin ekonomik sorunları, İkinci Dünya Savaşı standartlarına bile uymayan kalabalık bir ordu, modası geçmiş gemilerden oluşmuş bir donanma ve ancak yüzde 50'si hareket yeteneği olan hava kuvveti bırakmıştır".
İşte ABD! Bağımsızlığımızı ve ulusal bütünlüğümüzü korumak için sığındığımız ABD ve 1947'lerden 30 yıl sonra, yardımla geldiğimiz noktanın görüntüsü...
* Yukarıdaki yazı, Sayın M.Emin Değer'in "Oltadaki Balık Türkiye" adlı eserinin 6.baskısının 170,171 ve 172.sayfalarından alıntıdır. (Basım tarihi; 1998'dir).
* 1947'lerden 30 yıl sonrası 1977'dir. O tarihten bu yana da 33 sene geçmiştir. Bu geçen sürede çok, çok şey daha aleyhimize gelişmiştir. ABD'nin çirkin oyunları, hızla devam ettirilmiştir.
* HER ŞEYDEN ÖNCE, M.EMİN DEĞER GİBİ GERÇEKTEN DEĞERLİ YAZARLAR VE BİLİM ADAMLARI TEPEBAŞLARI UZUN YILLAR ÖNCE DE UYARMIŞLARSADA, ALDIRIŞ EDEN HER HÂLDE OLMAMIŞTIR.