|
Zeytinin anavatanı olan ve altı bin
yıldır zeytinyağı üretilen Türkiye nihayet bir Zeytinyağı Müzesi'ne kavuştu.
Müze okumuş, meraklı, zevk sahibi beş insanın girişimleriyle ortaya çıktı.
Birkaç aylık ömründe binlerce ziyaretçiyi ağırladı. Aynı zamanda fabrika
olarak da kullanılan müzede üretilen sabun ve zeytinyağları dünyanın her
yanında alıcı buluyor. Herbiri ayrı alanlarda kariyer yapmış, iş güç sahibi
bu beş insan hobi olarak el attıkları bir alanda mucizeler yarattı.
Mahmut Ş. Boynudelik, Erhan Şengel ve Haluk Yurkuran üç eski arkadaş.
İstanbul Fatih'te büyümüşler. Haluk ve Mahmut Robert Kolej ve SBF'ye birlikte
devam etmişler. Mahmut Bey'in eşi Zerrin Hanım bir akademisyen, çok başarılı
bir sanat tarihçisi, Haluk Bey'in eşi Serdağ Hanım Türkiye'nin ilk natürel
(hormon ve kimyasal gübre kullanılmayan) gıda ürünlerinin yapıldığı
lokantanın kurucusu. Natürel gıda konusundaki bilginin ve zevkin ülkemizde
yayılmasına öncülük edenlerden biri. Erhan Bey ise şimdilik bekar ama Eylül
sonuna kadar ‘kafa dengi’ birini bulmaya kararlı!
Fikrin ve eylemin öncüsü Mahmut Bey, bir yandan turizm işini yürütürken diğer
yandan dolaştığı tüm ülkelerde doğal ürünler ve özellikle de zeytinyağı
üzerine araştırmalar yapıyor, durmadan okuyor. Öğrendiklerini arkadaşlarına
anlatıyor, onları aşılıyor.
Tabii önceleri elde yok avuçta yok, fikirler boşlukta geziniyor. Sonra her
biri işlerinde bir noktaya gelince fikirler projeye dönüşüyor. Bundan beş yıl
kadar önce Erhan Şengel, Adatepe köyüne geldiğinde projelerin hayata geçmesi
için ilk adım da atılmış oluyor.
Edremit Küçükkkuyu'ya bağlı Adatepe köyünün geçmişi bin yıl öncesine kadar
uzanıyor. Bir zamanlar Rum ve Türklerin birlikte yaşadığı bir barış ve
uygarlık beldesi. Kaz Dağları'na yaslanmış, ormanlar içinde, ışıklarla
oynaşan mücevher gibi bir cennet mekan. Mübadeleden sonra ıssızlaşmış, yarı
harabeye dönüşmüş.
Erhan Bey buraya gelince büyülenmiş. Yıkıntılarında incirler büyüyen evler,
eski havuzlarında nilüferler yetişen bahçeler, sessizliğin o gizemli
müziği... Karar vermiş ve ilk gördüğü evi alarak hemen tamire başlamış. Sonra
arkadaşlarını çağırmış. Onlar da birer ev alarak emekliliklerinde buraya
yerleşmeye karar vermişler. Günler geçtikçe bu kayıp cennetin hülyalarını gerçekleştirmek
için biçilmiş kaftan olduğunu anlamışlar. Tepelerden ovalara doğru akan
asırlık zeytin ağaçları, çok eski fabrikalar, oraya buraya atılmış,
terkedilmiş granit değirmen taşları, eski presler...
Karar vermişler. imkanlarını birleştirip ovada, Çanakkale-İzmir yolu üzerinde
kurulmuş bir eski zaman fabrikasını satın almışlar. Fazla teknoloji ve
kimyasallarla kirlenmiş olan fabrikayı şöyle bir silkeleyip temizlemişler.
Granit taş ustalarını bulup devasa değirmen taşları yontturmuş, hindistan
cevizi liflerinden çuvallar ördürmüşler. Tıpkı yüzlerce yıl önce olduğu gibi.
Aynı teknikle, aynı ustalık ve hassasiyetle, aynı zevkle.
Bir yandan üretim sürerken diğer yandan çevreden eski malzemeleri toplamaya
başlamışlar. Bunları temizleyip, biriktirerek fabrikanın bir yerine
koymuşlar. Sonra da müzeyi kurmuşlar. Yöredeki bazı fabrika sahipleri müzeye
eski parçaları gönüllü olarak verirken bazıları da hurdaya çıkmış
malzemelerine fahiş paralar istemeye başlamış. Adatepe ekibi müzeye katkıda
bulunmak isteyen herkese kapılarının açık olduğunu söylüyor. Maksat bu
kültürün tarihini zenginleştirmek. ‘‘Kim gelecek, kim ilgilenecek
böyle boş işlerle’’ diyenlere kulaklarını tıkamışlar, iyi de
yapmışlar çünkü açıldığı günden itibaren yerli yabancı binlerce ziyaretçi
doldurmuş müzeyi.
ADATEPE SABUNU JAPONYA'DA 16 DOLAR
Bir gün ülkesinde marketler zinciri temsilcisi bir Japon müzeyi ziyaret
ediyor, giderken de birkaç şişe zeytinyağı alıyor. Birkaç ay sonra
Japonya'dan davet alıyorlar ve gidiyorlar. Japonlar neden bu kadar etkilendi
diye soruyoruz, Erhan Şengel yanıtlıyor: ‘‘Özellikle ürettiğimiz
sabunun kalitesinden. Sabunlar genellikle 15-16 asitlik ve ıskartalık
zeytinyağından imal edilir. Bu sadece Türkiye'de değil İtalya ve İspanya'da
da böyledir. Ama biz böyle önemli bir kozmetik ürününün o denli asit
taşımasının insan cildine zarar vereceğini bildiğimiz için içme kıvamındaki
bir zeytinyağından üretiyoruz. 0.7 asitlik sızma zeytinyağından üretilen bu
sabun insan tenini kadife gibi yapıyor. Hepimiz evlerimizde kullanıyoruz.
Japonlar önce sabunu istediler şimdi de zeytinyağı (Adatepe Zeytinyağları
Adatepe Köyü ve civarındaki zeytinlerden üretiliyor) gönderiyoruz. İtalyanlar
dünyanın en büyük üreticileri ama biz bu günlerde İtalyan piyasasına da
girdik. Bu artık birçok şeyi aştığımız anlamına geliyor.’’
Zeytin ve zeytinyağı özdeyişleri
Zeytinyağı eski çağlardan beri tüm dinlerce kutsal addedildi. Tevrat ve
İncil'de zeytinyağına dair 140, zeytin ağacına dair 100 değinme var.
Vaktiyle ağaçlar kendilerine kral meshetmek için gittiler ve zeytin ağacına
dediler: Bize Kral ol. Ve Zeytin Ağacı onlara dedi: Allah'ın ve insanın bende
sena ettikleri yağımı bırakayım da ağaçlar üzerine sallanmaya mı gideyim?'' Hakimler Kitabı.
Allah yeryüzü ve gökyüzünün nuru olandır. Sanki minber üzerine
konmuş çerağdır. Billur bir kandil içinde yıldız gibi parlamaktadır. O
çerağın yağı mübarek bir ağaçtan çıkar. O mübarek ağaç, öyle bir zeytin
ağacıdır ki ne doğuda ve ne batıda bulunur. Kuran-ı
Kerim, Nur Suresi
Bütün Akdeniz, heykeller, palmiyeler, altın kolyeler, sakallı
kahramanlar, şarap, fikirler, gemiler, ayışığı, kanatlı gorgonlar, bronz
adamlar, filozoflar, tüm bunlar dişlerin arasındaki kara zeytinin ekşi, sert
tadından çıkmış gibi. Etten ve şaraptan daha eski bir tattan. Soğuk su kadar
eski bir tattan. Lawrence Durrell
Zeytin ağacı kuşku yok ki Tanrının en değerli hediyesidir. Thomas Jefferson
Zeytin ağaçları çok karakteristik ve ben bu özellikleri yakalamaya
çalışıyorum. Gümüş rengindeler, bazen mavimsi, bazen yeşile çalan, bazen sarı
üzerine düşen parlak bir ağartı, pembe, mor, yer turuncusu, demir kırmızısı.
Fakat zor, gerçekten çok zor. Ama bunu seviyorum ve altın ve gümüş rengiyle
çalışma fikri beni çekiyor. Van Gogh
KİM ONLAR?
Mahmut Ş. Boynudelik
Robert Kolej ve A.Ü. SBF mezunu. Oasis Turizm'in ortaklarından.
Profesyonel rehberlik ve tur operatörlüğü yaptı. 1994'ten sonra kendini
zeytin ve zeytinyağı araştırmalarına adadı, en büyük hayali olan Adatepe
zeytinyağının yaratılmasını başardı. Adatepe'de yaşıyor, fabrikanın üretim ve
Adatepe Müzesi sorumlusu olarak çalışıyor.
Erhan Şengel
Pertevniyal Lisesi ve İ.Ü. Gazetecilik Fakültesi mezunu.
Reklamcılık yaşamını ‘‘Adatepe zeytininin cazibesine
dayanamayarak’’ askıya aldı. Adatepe Taş Mektep kurucusu ve Yorum
Ajans’ın yönetim kurulu üyesi. Adatepe ürünlerinin estetik görüntü ve
pazarlamasından sorumlu.
Haluk Yurtkuran
Robert Kolej ve A.Ü. Siyasal Bilgiler mezunu. Oasis'in
kurucularından. Profesyonel turist rehberliği ve seyahat acentası
yöneticiliği yaptı. Turizm işletmeciliği konusunda Boğaziçi’nde dersler
verdi. Ekoturizm sevdası yakın arkadaşı Mahmut'un hayalleriyle birleşince
zeytinin gizemini keşfetti. Oasis Turizm genel müdürlüğünün yanı sıra Adatepe
ürünlerinin yurtiçi ve yurtdışı pazarlaması ve satışıyla ilgileniyor.
Dr. Zerrin İren Boynudelik
ODTÜ Felsefe ve Mimar Sinan Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü'nü
bitirdi. Halen Yıldız Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü'nde öğretim üyesi.
Adatepe Taş Mektep kurucusu ve aynı kurumun akademik kurul koordinatörlüğünü
ve öğretim üyeliğini de sürdürüyor. Adatepe Zeytinyağı Müzesi'ne zeytin
tarihine ilişkin akademik araştırmaları ile katkıda bulunuyor.
Serdağ Yurtkuran
Hacettepe Üniversitesi Ev Ekonomisi mezunu. Zencefil Doğal Gıda
Ürünleri Lokantası'nın kurucusu ve yöneticisi. Adatepe Zeytinyağlarının
nefasetinin denetlenmesi ve sağlıklı mutfak denemelerinden sorumlu olarak
Adatepe Zeytinyağlarının tanıtımına ve uygulama alanlarının genişletilmesine
katkıda bulunuyor.
Müzeye giriş ücretsiz. Ana binanın yanında bir satış yeri var, aynı binada
üretilen Adatepe markalı zeytin, zeytinyağı ve sabunları özel satıyorlar.
Yakında satış yerinin bitişiğinde bir zeytinyağlılar lokantası da açacaklar.
Bir de siteleri var, Türkçe ve İngilizce. www.adatepe.com. Bu siteden sanal
alışveriş de çok yakında gerçekleşecek.
|