Kurgular - 29

0 views
Skip to first unread message

rabi

unread,
Mar 11, 2007, 4:21:48 PM3/11/07
to Yüreklerimizdeki sevgi
Kurgular - 29

Sevdadan konuşalım seninle istiyorum. Tüm çıplaklığıyla, sevda utanmaz
çıplaklıktan nasılsa.

Sevdanın büyüklüğü kendinden midir, yoksa sevenden veya sevilenden
midir? Cevaplanamayacak bir soru daha. Aslında buna herkesin, yaşadığı
sevdadan dolayı bir cevabı olacaktır, birbirinden farklı. Ama işin
özünde hangisi doğrudur?

Ben söyleyeyim sana: Sevdanın büyüklüğü bendendir. İster seven olayım,
ister sevilen. Ukalalık mı yapıyorum? Tabi ki hayır. İzin ver
anlatayım.

Bendendir, çünkü seviliyorsam da, seviyorsam da hakkını vermek isterim
sevdanın. Hor görmem; ne onu, ne seveni, ne de sevileni. Öylesine
zorken sevmek ve sevilmek, öylesine yüceyken; bir tek ruhumuz var
elimizde, onu adasak sevdaya ne kaybederiz? Neden korkmalıyız? Acı
çekmekten.. Zalim ellere düşmekten.. Aldanmaktan.. Karşılık
bulamamaktan.. Terkedilmekten.. Bence hiç birinden, hiç bir şeyden.
Çünkü sevda bu kadar küçük şeylerle ölecekse kolayca, zaten sevda
olmamıştır karşı taraftan sunulan; başka, daha basit bir şey olmuştur.
Ha, benim yaşadığım mı? Bak o sevdadır işte, hem de sonuna kadar. Ama
o layığını bulamamış olur en fazla. Hem bizim gibi sahipsiz ruhlar
için, sonsuz evrende sahibini arama yolunda bu söylediklerim çok mu
büyük engellerdir? Katedilen yola, aranılanın büyüklüğüne bakarak
söyle.. Bence değil.

Evet, çok kereler sevdamı yükleyip sırtıma devam ettim yoluma. Varacak
limanı olmayan bir gemi gibi. Ben gene de hep o limanın olduğuna
inandım; sen buna naiflik diyebilirsin; ben umut diyorum. Sevdama
güldüler, yüreğime tükürdüler, uzattığım ellerimi kırdılar, gülümseyen
yüzümü tokatladılar defalarca. Ne duvarlar ördüler önüme sevdim
dediklerim, yıkamadım. Ne çok sustular, konuşturamadım. Ne çok
çevirdiler gözlerini, içlerine bakamadım. Nice yağmurlarda ağladım;
yağmurlar mı gözyaşlarıma karıştı, gözyaşlarım mı yağmura bilmeden.
Ama yılmadım, çünkü ben sevdamı sundum onlara, onlar istemediler.
Elbet isteyen ve hakedeni bulacağımı düşündüm; çünkü asla Tanrı'nın o
denli acımasız olduğuna inanmadım. Bu hayatımda değilse bir
sonrakinde.

Sana söylediğim bir şey vardı, hatırlarsın. Ayçiçekleri ne olursa
olsun yüzlerini güneşe çevirirler, onadır sevdaları. En kötü
fırtınalar bile yıldırmaz onları. Bedenlerini bükerler, ne kadar acı
verirse versin, yüzlerini sevdalarına çevirebilmek uğruna. Acı çekmek
demezler çektiklerine, sevda derler. Ama düşünsene, güneş gülen yüzünü
göstermese onlara, ne olur halleri? Dökerler öksüz çocuklar gibi
yapraklarını, vazgeçmezler sevdadan ama bir daha aynı çiçek olurlar mı
acaba? En azından güneş için?

Evet, sevda büyük olmalı, ona yakışan budur. Yakıp yıkmalı ama sevenle
sevileni değil, engelleri. Sevenle sevilen kıyamaz ki birbirine,
kıymamalı. O arayışa, o yolda çekilen onca acıya, hepsinden önemlisi
sevdaya yakışmaz bu. Bedenlerimiz yorulur, ruhumuz eziyetle terbiye
olur sanırız. Ama öyle değil; ne beden vazgeçer ne ruh terbiye olur da
sevdadan vazgeçer, ya da aramaktan.

Hem depremde yıkılmış köprüler yeniden yapılır, fırtınanın söktüğü
ağaçlar yeniden dikilir; insan istedikten, sevda istedikten sonra her
şey yapılır. Hatta sen istesen ben sana bir evren bile yaratırım.
Gezegenlerin güneşin etrafında dansettiği, etrafına irili ufaklı
yıldızlar serpiştirilmiş, görmediğin tüm renklerle bezenmiş, içinde
sevdadan, sevdamdan başka bir şey olmayan bir evren. Yeter ki sen
iste, dile. Zor sanıyorsun değil mi, halbuki değil.

Gözlerimi kapatmam gerekmez; ben sana bakarak koşarım sevdana, tam
gözlerinin içine, tam yüreğinin içine. Hatta Asaf'ın dediği gibi, sen
bana bakmasan bile olur, ben senin baktığın yönde durup öyle bakarım
sana. Elini uzatman gerekmez, ben uzanır tutarım elini. Sen sarılmasan
da bana, güneşe uzattığında kollarını arasına geçer ben sarılırım
sana.

Hatta... Sen sevmesen de beni, ben vazgeçmem sevmekten ve aramaktan
seni.

Aslında sevda üzerine söylenecek çok şey var.. Sevdam üzerine. Ama bu
kadarını bil yeter; şimdilik.

Ve haydi söyle, sen böylesi bir sevdaya hazır mısın?

Eray ÇINAR; 09/03/2007

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages