"Oh my life is changing everyday
Every possible way
Though my dreams, it's never quite as it seems
'cause you're a dream to me
Dream to me"
The Cranberries
Zaman ne kadar hızlı akıyor değil mi? Önce saatler, sonra günler,
sonra aylar derken yıllar.. Bizi çoğunlukla şoke eden şeyler sayesinde
anlıyoruz ne denli hızlı aktığını. Saçımıza düşen ilk beyaz, sarkmaya
başlayan göbeğimiz, alnımızdaki sinir bozucu kırışıklar, buruşan
tenimiz.. Çok ağır insan bedeni, ruhumuzun yükü çok.
Hayat bu denli hızla akarken, arada durup etrafımıza baksak Bueller'in
dediği gibi, ne çok şeyi farketme şansımız olur, kimbilir.
Yaşadıklarımızı değil, yaşama şansımız olan ve kaçırdığımız diğer
şeyleri görme şansımız. Belki de seninle defalarca aynı kaldırımda,
farklı yönlere yürürken karşılaştık.. Hatta belki birbirimize adres
sorduk.. Hayatın akışına kapıldığımızdan farketmedik birbirimizi hiç.
Baktık ama göremedik. Duyduk ama dinleyemedik. Dokunduk ama
hissedemedik.
O yüzden biraz yavaştan alayım istiyorum her şeyi. Nasıl anlatsam?
Tadına vararak, hissederek yaşayayım her şeyi. Tabi ki gün içinde
arabayla bir yere giderken alınacak büyük bir haz yok, ama arabada
iken sol şeritte önümde 30 km/saat hızla giden gerizekalıya kızmak
yerine dinleyeceğim bir şarkının bana keyif vermesini sağlayabilirim
elbette. Veya gün boyu içtiğim 2 paket sigaranın en azından bir
tanesini güzel bir kahve eşliğinde hiç bir sorunu düşünmeden içmek de
mümkün. Ah, bunu çok severim özellikle; gece televizyonun karşısına
çakılmış olmak yerine en azından yarım saat bile olsa balkona çıkıp
yıldızları seyrederken bir kadeh içki içmek.. Bunun gibi küçük
şeyler.. Minik ama beni rahatlatan, seni hatırlatan, seni düşünmeme
fırsat bulduğum anlar.. Gerçekleştirmek üzere yeni hayallerimi
planlayacağım anlar.
İtiraf etmeliyim, o anları hepsinin içinde sen olduğun için seviyorum
muhtemelen.. Ama bunun ne mahsuru var ki? Sonunda hepsi beni daha
özgür ve mutlu kılıyor, hatta korkmasam "huzurlu" diyeceğim. Kim
bilir..
Peki, ben senin küçük mutlu anların olabilir miyim?
Eray ÇINAR, 13/02/2007