YARIN DAHA GÜZEL OLMAYACAK !
“Lüzumu halinde camı kırın” yazılarına devam ediyoruz...
Amerikalı'sı, İngiliz'i, İsrailli'si biraraya gelmiş, kendileri gibi parayataparlarla birlikte hala kendileri gibi düşünmeyenlere “nurlu ufuklar” yalanını yutturmaya çalışıyorlar. Bunu yaparken temel dayanakları bugünün dünden iyi olması. Yani tarih boyunca insanlığın hep ilerlediği ve şimdinin hep geçmişten daha iyi olduğu söyleniyor. Söz gelimi bir asır önce insanlık hastalıklardan kırılırken bugün antibiyotikler sayesinde ortalama insan ömrü belirgin olarak uzamış durumda. Wright Kardeşler'in insanı bir kuş gibi uçurmalarından bir asır sonra biz gezegenlere seyahati konuşur olduk. Manyetolu telefon ve telgrafı bilmeyen çocuklarımız, televizyon ve internetin handiyse insanlık yaratıldığından beri varolduğunu düşünüyorlar. Böyle düşünmelerinin temel sebebi de bunlarsız bir hayatı düşünememeleri.
Yani insanlığın geliştiği, gelişirken de doğal olarak değiştiği somut bir gerçeklik. İşte buna dayanarak bugünün geçmişten daha iyi olduğunu söyleyebiliriz. Ve gene buradan hareketle yarınların bugünlerden daha güzel olacağını da iddia edebiliriz, şayet ufak (!) bir ayrıntıyı gözardı edebilirsek!
Ufak (!) ayrıntı mı? Akıl! İnsanı tüm diğer canlılardan farklı kılan insan aklı. Sokrates'den, Marcus Aurelius'a, Platinos'tan, Farabi'ye, Celaleddin-i Rumi'ye, Goethe'ye ve Kant'a kadar külli iradenin bir parçası olduğuna inanılan insan aklı! İnsanlık tüm ilerlemesini bu akılla yaptı. İnsanı tüm diğer yaratılmışlardan (ya da kendiliğinden oluşmuşlardan!) farklı kılan ve insanlığın ilerlemesini mümkün kılan “İnsan Aklı”. Kant'ın tabiri ile “Akıl sahibi sonlu varlıklarız” hepimiz. Yakın zamanda aklımızın yerine geçirmeye hazırlandığımız (ve teşvik edildiğimiz) “Yapay Zeka (Artificial Intelligence /AI)” dahil bugüne kadar ne yaptıysak bu aklımızla yaptık. Doğanın gizlerini ve yasalarını (Bilim) bu aklımızla keşfettik ve gene bu aklımızla doğaya egemen (Teknoloji) olduk. Bugün çok övündüğümüz ileri teknolojimizi ve insanlığın ilerlemesini akıl ayrıcalığımıza borçluyuz. Ve eğer bu ayrıcalığımızın kıymetini bilir ve ona sahip çıkarsak ilerlemenin devam etmesi, bizim gelişmekle beraber olumlu değişimlere uğramamız, kısacası yarınların bugünlerden daha güzel olmaması için hiçbir neden yok.
Gelgelelim Berlin Duvarı'nın yıkılması ile beraber dünyaya egemen olan parayataparlar insan aklını pek sevmiyorlar. Zira akıl var, akıl var! Söz gelimi “Tanrı” kavramı, tümüyle insan aklının bir ürünü. Akıl yoksa Tanrı da yok. Mesela solucanların, sırtlanların ve çakalların “Tanrı”sı yok, doğal olarak bir “Daimonion”ları ya da vicdanları da yok. Günümüzün egemeni olan parayataparlar hep insan aklının yanılabilir ve aldatılabilir olduğunu ve bu nedenle güvenilmez olduğunu iddia ediyorlar. İnsan aklını inkar etmiyorlar ancak onun güvenilmez olduğunu ve “hayatta en hakiki mürşit” olamayacağını söylüyorlar. 20. yüzyılın son dekadında yaşadığımız “Bilişim Devrimi” sonunda, parayataparlar için insan aklı sadece insani edimleri (faaliyetlerin) yürütmenin bir aracı! İnsani edimler mi? Sözgelimi seks, normalde hayvani bir edim ancak siz bunu para karşılığı yaparsanız bu hayvani edim insanileşir! Yemeğinizi lüks bir restoranda yiyip parasını ödediğinizde hayvanlardan farklı bir şekilde beslenmiş olursunuz! Yani para kullanımı insanı hayvanlardan farklı kılar. Ama insanı insan yapan, onu hayvanlardan farklı kılan en temel özelliği teknoloji kullanımıdır (doğaya olan egemenliğidir). İşte Tarım Devrimi, Sanayi Devrimi aşamaları sonrasında Bilişim Devrimi'ni gerçekleştiren insan için aklı, artık sadece ve sadece para yapmak ve teknoloji kullanımı için geçerli olacaktır. Tanrıymış, ilahi adaletmiş, vicdanmış, ideolojilermiş, doğaymış, doğayı taklit eden sanat anlayışıymış, toplumsallıkmış, günümüzde bunlar manyetolu telefon kadar geride kaldı!
Sözüm “İnsani Aklı”, para yapmak ya da teknoloji kullanmak gibi insani edimler uğruna “Yapay Zeka (AI)” ile takas etmeyi düşünen, duyularımız ve aklımızla vardığımız “nesnel gerçeklik” yerine “sanal gerçekliği” geçiren genç (< 40 yaş) kuşaklara: Siz bile bu kadar aptal olamazsınız!
Bugün sizlere insan aklının güvenilmez olduğunu kimler söylüyorlar? İnsan aklının aldatılabilir ve yanılabilir olduğunu söyleyenler. Sadece bunun bile sizi uyandırması gerekmiyor mu? Yapmanız gereken tek şey “Aklınızı kullanmaya cüret etmeniz”! Evet nesnel gerçeklikle (hakikatle) bağlarını koparmış, entelektüel fonksiyonlarının bir kısmını yüksek teknolojiye (bu bağlamda Yapay Zeka'ya) devretmiş bir insan aklı kandırılmış ve yanılmış bir insan aklıdır. Bu kandırılmış ve yanılmış insan aklı ile varacağınız yer, A.Huxley'in 20. yüzyıl ortasında adını koyduğu “Cesur Yeni Dünya”dır.
İnsanların “nesnel gerçeklik” yerine “sanal gerçekliği” geçirdikleri, “İnsani Akıl” yerine “Yapay Zeka”ya güvendikleri, yeşili-mavisi ile “doğa”nın gri-siyah “çevre”ye dönüştüğü, insanların mutlu olabilmek ve ilişkiye geçebilmek için “hap (SOMA)” kullanmak zorunda oldukları, bilinmeyen birileri tarafından belirlenen trendlerin (yönelim,moda) peşinden şuursuzca koşan sürülerden oluşan, aklın ve vicdanın yerine yararın ve çıkarın geçirildiği bir dünya, asla ama asla bugünün dünyasından daha güzel OLMAYACAKTIR!
Evet bugüne kadar insan aklı sayesinde insanlık hep ilerlemiştir, bugünler hep geçmişten daha iyi olabilmiştir ama bu defa durum farklıdır. Tarihte ilk kez insanlık sorgulayan, eleştiren ve düşünen aklına veda etmek durumundadır. Ve ne yazık ki, paranın ve yüksek teknolojnin aldatıcılığında bu farkın, “lanetli (!)” geçmiş ile bağlarını tamamen koparmış gençler tarafından farkedilmesi çok zor gözükmektedir.
Ne yapay zekaya, ne veri bankası bulutlara, ne genomlara, ne robotik cerrahiye, ne de gezegenler arası yolculuklara karşıyım. İtirazım insanın aklına (sorgulayan, eleştiren, düşünen akla) veda etmesine, teknoloji budalalığına ve parayataparlığadır. Değişmeyen tek şey değişimdir ve değişime hiç itirazım olmaz. Evet akılsızlaşma da bir değişimdir ama akıl sahibi insanın aklına veda etmesi insanlık için iyi değildir. Zira akıl insanı insan yapan en temel özelliktir. Aklı sadece para kazanmak ve teknoloji kullanmakla sınırlayan, akılsız bir gelecek ne bugünden, ne de geçmişten daha iyi olamaz.
Çok muhtemelen ve ne iyi ki, yaşım gereği ben korktuğum geleceği göremeyeceğim. O zaman neden bunları yazıyorum? Bana ne? Ben bir “Hakikat tutkunu”yum. Tek derdim gerçeklik. Sokrates'ten beri öldür öldür bitirilemeyen “at sineği”yim. Bu nedenle bu yazıya burun kıvıranların yazılanların gerçeklikle ilişkisini sorgulamalarını istirham ederim. Tarihte ilk kez olmak üzere, son otuz yıldır insan nesli ciddi bir tehdit altındadır ve yeni nesil “lanetli geçmiş” ve “nurlu ufuklar” yalanlarına inanmayıp bir kez daha aklını kullanmaya cüret etmezse, yarınlar asla ama asla bugünden güzel OLMAYACAKTIR!