YSL'den...

0 views
Skip to first unread message

Levent Seckin

unread,
Mar 2, 2019, 4:07:37 AM3/2/19
to Sinif Arkadaslarim, YUKSELIS_7...@yahoogroups.com, uhbi

PRAGMATİZM ÇÖKERKEN


19. yüzyıl ikinci yarısında Avrupa kıtası K.Marks'ın fikirleri ile çalkalanırken, yeni dünya (Amerika) C.S.Peirce'ün tıpkı Marks gibi topluma pek uymayan yeni fikirlerini tartışıyordu. Daha sonra psikolog W.James ile yaygınlaşacak olan Peirce'ün fikirleri “pragmatizm” olarak bilinir.

Pragma, Yunanca “eylem” anlamına gelir ve bundan dolayı pragmatizm Türkçe'ye “uygulayıcılık ya da uygulamacılık” olarak çevrilmiştir. Ben “çıkarcılık” demeyi tercih ediyorum. Kabaca eğer bir fikir günlük hayatta işe yarıyorsa (uygulanabiliyorsa) o fikir iyidir, doğrudur. İşe yaramıyorsa (uygulanamıyorsa) iyi değildir, doğru değildir. Yani iyinin ve doğrunun ölçüsü teorik düşünce değil pratik eylemdir. Ve tıpkı öncülü, Ada Avrupası (Britanya) kökenli yararcılık / faydacılık gibi neticecidir. Yani eylemin iyiliğini, doğruluğunu amacı değil neticesi belirler. W.James “İnsanın evrendeki durumu, kedinin kitaplıktaki durumu gibidir; görür ve dinler ama hiçbir şey anlamaz” demiştir. İşte böylesine anlaşılmaz (anlamsız!) bir yaşamda, insan tutkularının kendine zarar vermemesi için çıkarına bakmalıdır. Gene pragmacılara göre bilgi (ya da fikir); aklî bir etkinlik ürünü olmanın ötesinde, sorunların çözümlenmesine katkıda bulunarak, insanın çevresi ile olan ilişkilerini geliştirmesine yarayan bir şeydir.

Pragmatizmi önemli kılan şey; II. Cihan Harbi sonrasından günümüze kadar dünyaya egemen olan Amerikan felsefesinin (ideolojisinin) temeli olmasıdır. Pragmatizm için Ada Avrupası kökenli J.Bentham ve J.S.Mill'den yadigâr yaracılığın yeni kıtada ortaya çıkan şeklidir demek yanlış olmaz. Anglosaksonlar Birleşik Krallık önderliğinde yararcı (utiliteryan), Birleşik Devletler önderliğinde çıkarcı (pragmatik) ahlâkı benimsemişler ve bu ahlâkı en iyisi, en doğrusu olarak tüm dünyaya dayatmışlardır. II.Cihan Harbi'nden bu yana insanlık, büyük “askeri-sanayi kompleks” ile birlikte Hollywood'un da ikna ediciliğiyle, kökeninde I.Kant olan K.Marks'ın fikirleri yerine, kökeninde J.Bentham olan C.S.Peirce'ün fikirlerini tercih etmiştir. İki materyalizm (maddecilik) arasındaki rekabette “zafer” (eğer varsa!), pragmatizmin Marksizm'e zaferinden çok, yararcılığın sömürü karşıtlığına, Ada Avrupası'nın Kıta Avrupası'na olan zaferidir. İnsanlar çıkarlarına uygun davranmanın iyi olduğuna ve bunu yapabildikleri sürece iyi yaptıklarına, bu sırada karşılaşabilecekleri sorunları kavga etmeden, para aracılığıyla, uzlaşarak çözebilmenin erdemine inanmışlardır. Bu durumun, çıkarları zorunlu olarak çakışan iki gruptan güçlünün güçsüzü sömürmesine yol açmasının, adaleti sadece küçük sineklerin takılıp, irilerin delip geçtiği bir örümcek ağına çevirmesinin ve sıkıntı yaratabilecek kadar büyüyebilecek sorunların, herşeye kâdir olan paranın ikna ediciliğinde çözülebilmesinin medeni (!) Anglosaksonlar ve onların muhipleri için hiç de kötü bir yanı yoktur!

C.S Pierce haklı çıkmıştır, uygulanabiliyorsa iyidir! Ve bu güne kadar “askeri-sanayi kopleks” ve “Hollywood” aracılığıyla uygulanabilmiştir. Mavi ve yeşilin, gri ve siyaha dönüştüğü, doğal kaynakların gitgide tükendiği ve kalanların dağılımındaki adaletsizliğin her geçen gün arttığı, para kazanmak için insanların çoğalmalarının teşvik edildiği ve yönetilebilmeleri için renkli ekranlar aracılığı ile sürüleştirildiği, parası olmayanların birbirlerini gırtlakladığı bir dünyada en iyinin, en doğrunun pragmatizm olduğuna ne Konfüçyüs öğretisi ile yetişmiş insanları ne de insanların geri kalanını daha fazla ikna edemezsiniz. 20. yüzyılı Marksizm'e karşı kazanılmış zaferin sarhoşluğu içinde geçiren Anglosaksonlar için tehlike çanları çalmaktadır. Anglosaksonların ahlâk dedikleri şeyin (pragmatik ahlâk) düpedüz ahlâksızlık olduğu, uzlaşma dediklerinin paraya satılmışlık olduğu, çıkarcılığın sadece güçlünün güçsüzü sömürmesine yaradığı ve yeterince parası olmayana sömürülmek ve ölmek dışında bir seçenek kalmadığı fena halde ortaya çıkmıştır. Dolar matbaası ve antidepresan üreticileri ne kadar fazla mesai yaparsa yapsın, pragmatizmin uygulanabilirliği kalmamıştır, yani doğru değildir, yani iyi değildir.

İnsanlık ne kadar renkli ekranlar ve ilaçlar aracılığı ile uyutulursa uyutulsun, sahip olduğu akıl ayrıcalığını kullanmaya bir kez daha cüret edecek ve insanlık onuruna yakışan daha adaletli bir ahlâk sistemine kavuşacaktır. Zira büyük üstadın da belirttiği gibi ahlâk akıldan gelir (I.Kant'a sonsuz saygılarımla).



Yusuf Samim Lütfü

(yusufsamimlutfu.wordpress.com)














Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages