YSL'den....

0 views
Skip to first unread message

Levent Seckin

unread,
May 13, 2019, 5:41:23 AM5/13/19
to Sinif Arkadaslarim, uhbi, YUKSELIS_7...@yahoogroups.com, selda seçkin, nilgün seçkin, seza erarslan, Serra Kaleli, Baris Seckin, selim seckin, Bahadir Kaleli, M. Nedim KALELİ, okan, okan tanın, ozlem...@hotmail.com, Torumtay Altan, uğur çermen, timurt...@gmail.com, Nalan Arkat, cuneyt ensari, cüneyt haşmet yeşiltepe, ayd...@gmail.com, cazibe yapıcı, ercumen...@yahoo.com, cahityi...@hotmail.com, Onur Saygun, dogande...@gmail.com, Yýldýrým B. Dogan, doğan öntaş, mustafa kara, Murat Korkmaz, Ferit çiçekçioğlu, Sukru Ort., futtuahmet, kog...@hotmail.com, Aleaddin Tulgay, mehmet akif akgül, Bülent H. SAKIZLIGİL, salim mağden, Nihal Bilgili, Kürşat Yıldız

HER ŞEYİN TEMELİ EKONOMİ DEĞİL AHLAKTIR


2006 yılında kendi olanaklarımla bastırıp eşe dosta dağıttığım “Yusuf Samim Lütfü Külliyatı” adlı kitabımın arka kapağına neler yazmışım: “Her şeyin temeli ahlaktır”. Üretim ilişkileri ne olursa olsun, sömürünün her türlüsüne karşı çıkan bir ahlak etrafında birleşmek zorundayız. Aşkı (Tanrıyı) paraya (Şeytana / ya da sahte tanrıya) tercih etmek zorundayız.

Tarihin sonuna gelindiği (F.Fukuyama), ideolojilerin öldüğü (D.Bell), kapitalizmin (parayataparlığın), neo-liberalizmin (yeni özgürlükçülüğün), post-modernitenin ve de Yararcı /Pragmatik Anglo-Sakson ahlakının seçeneksiz olarak hegemonyasını ilan ettiği bir çağda, doğal olarak yukarıdaki sözlerin hiçbir etkisi olmadı. Aradan on üç yıl geçti ben hala aynı yerdeyim! Sanırım zaman beni doğruluyor. Anglo-Saksonların sömürüyü “doğal” bulan, efendi/uşak ilişkisini olumlayan, aklın yerine arzuları ve tutkuları geçiren “Yararcı/Pragmatik” ahlak anlayışlarının asla ama asla insanlığa huzur ve mutluluk getiremeyeceği apaçık ortada. Otuz yılı aşkın süredir dünyaya bu değerler egemen; sömürünün (kuvvetlinin kuvvetsizi yok etmesinin) doğada hep var olan bir şey olduğu, efendilerin var olabilmesi için uşakların olması gerektiği, arzuları ve tutkuları peşinden koşan insanları motive eden temel şeyin para olduğu (Yani “Her şeyin temelinin ekonomi olduğu”!) ve ancak parası olan insanın saygın ve mutlu olacağı yalanı insanlara dayatılıyor . Mal meydanda!

Yüceler yücesi Sokrates “Kimse bilerek kötü olmaz. Kötülüğün kaynağı bilgi sanılan bir bilgisizliktir” demişti. Bilgenin iki bin beşyüz yıl öncesinden gelen bu sözleri hala geçerli, zira gelişen sadece bilim ve teknoloji, insani gelişim asla buna koşut değil. Zaafları ve yanılgıları ile insanlık nerdeyse aynı insanlık. Dünyeviliği, bilimde ve teknolojide ilerleme sağlaması ve en önemlisi para hacmini sürekli arttırması ile Anglo-Saksonizm, aklını kullanmayan, arzuları ve tutkuları peşinde koşan ve tek amacı para yapmak olan insan çoğunluğu için cazip gözükse de, insanlık için asla ama asla nihai çözüm değildir. Bugün aklın ve vicdanın yerine, yararın ve çıkarın egemen olduğu bir çağda yaşıyorsak bunun yegane sebebi Anglo-Sakson hegemonyasında dünyaya egemen olan Anglo-Sakson ahlakıdır. Anglo- Sakson ahlakının “akıl karşıtlığını” bilmezseniz, eğer akla karşı olsalardı bilimde-teknolojide nasıl bu kadar ilerilere giderlerdi, ekonomik sistemleri/ideolojileri (kapitalizm/liberalizm) nasıl seçeneksiz kalırdı ve nasıl dünyanın patronları olurlardı diye saf saf sorarsınız. Sokrates'in söylediği gibi kötülüğün kaynağı bilgi sanılan bir bilgisizliktir. Bugün dünyaya Anglo-Saksonizm egemen ise bunun sebebi sizin Anglo-Sakson ahlakı ve onun “akıl karşıtlığı” konusundaki bilgisizliğinizdir.

Her şeyin temeli ekonomidir” diyen bir ideolojinin karşısına aynı savla çıkarsanız Marksizm gibi pılınızı pırtınızı toplayıp gitmek zorunda kalırsınız da, kimseler “En yüce değer para değil emektir” sözünüzü bile duymaz. Din taassubuna karşı insan aklının özgürleşmesini savunan “Aydınlanma” hareketini yeterince bilmezseniz, sonu Tanrı'ya varıyor diye nesnel aklı (aklı ve vicdanı) inkar eden Anglo-Sakson materyalizmini ve dünyeviliğini (sekularizmini) bir anda kendinize pek yakın bulursunuz. Tersine, evrendeki tüm bilgi birikiminin kendi dini inancı tarafından kapsandığını sanan bir dindarsanız “İnsanlara iyi geliyorsa bırakınız inansınlar”, “Din ve inanç özgürlüğü bizim özgürlükçülüğümüzün ilk sırasında gelir” türünden Anglo-Sakson güzellemeleri sizi bir anda fethedebilir. Tüm bu yanılgıların sebebi sizin Anglo-Sakson ahlakı ve onun “akıl karşıtlığı” hakkındaki bilgisizliğinizdir.



Sizi temin ederim ki, günümüze egemen olan, sömürüyü doğal, efendi/uşak ilişkisini vazgeçilmez bulan Anglo-Sakson etiği, 20. yüzyıl sonlarına kadar iyi kötü dünyaya egemen olan Aydınlanma etiğinin tam tersidir. Yeni Kıta'da (ABD) C.S.Peirce ve W.Smith ile ortaya çıkan Pragmatizm'in (uygulayıcılık) öncülü, Ada Avrupası'nın (BB) J.Bentham orijinli Yararcılık akımıdır. Her iki akım da seküler (dünyevi), neticeci (eylemlerin iyiliğini neticeleri belirler) akımlardır ve ikisi de Antik Yunan Hazcılığı temelinde vücut bulmuşlardır. Yani insanlar kendileri için en yüksek iyilik (summum bonum) olan mutluluğa ulaşabilmek için arzularının, tutkularının peşinden koşarlar. İnsanların arzularının tatmini (yani hazlar) iyidir, arzuların tatminini engelleyen şeyler ise kotüdür. Ta Kireneli Aristippos'tan yadigar bu ilkel görüşler ne yazık ki, 21. yüzyılda hala geçerlidir, günceldir!

Antik Yunan Hazcılığı'ndan alınan, Yararcı J.Bentham tarafından da aynen benimsenen bu “doğalcı” görüşlere namuslu bir insan olan J.S.Mill şöyle tepki vermiştir: “Mutlu bir domuz olmaktansa mutsuz bir insan olmak daha iyidir. Mutlu bir budala olacağıma mutsuz bir Sokrates olmayı tercih ederim”. Bentham'ın doğalcılığına (insanı hayvanla bir tutmaya İngilizler böyle diyorlar!) ve çoğulculuğuna (en çok sayıda insanın en çok mutluluğu!) isyan ederek Yararcılığa büyük katkıda bulunan J.S.Mill'e bunları söyleten ise Hazcı (Hedonist) filozofların en büyüğü olan Epiküros'tur. Epiküros'u eşsiz yapan şey Hazcılığı öncelikle niceliksel ve niteliksel olarak ikiye ayırması ve hazları da niteliksel olarak; dinamik (gelip geçici) ve statik (kalıcı) diye sınıflamasıdır. Yani en çok sayıda (niceliksel) değil, gerçek (niteliksel) mutluluğun peşinden koşmalıdır, bu da gelip geçici tatminlerin değil, kalıcı (katesmatik) hazların tatmini ile mümkündür. Epiküros'un hazcılığı insanlara azla yetinmeyi ve ölçülü tatminler peşinden koşmayı öğütleyen bir hazcılıktır. Epiküros'un gerçek mutluluğunun (eudaimon) iki bileşeni vardır; özgürlük (otarşi) ve sağlık-dinginlik (atareksi). Peşinden koşulması gereken gerçek tatminler bunlardır. Zenginlik insanın çok şeyinin olması değil, çok az şeye ihtiyacı olmasıdır. İnsana acı çektiren Tanrı ve ölüm korkularını bertaraf etmeye çalışan Demokritos'un Atomcu varlık anlayışını benimseyen Epiküros'u bilmeden anti-kapitalist olunamayacağını düşünüyorum.

Mutluluğu sağladığı varsayılan hazları niteliksel olarak (gelip geçici hazlar ve kalıcı-gerçek hazlar) bir sınıflamaya tabi tutmak ancak insan aklıyla mümkündür ve ne yazık ki, günümüzde de geçerli olan Anglo-Sakson ahlakı insan aklını hep aldatılabilir ve güvenilemez olarak niteler, ilgilendikleri tek şey hazların çokluğudur (niceliği). Uşaklarını, kölelerini gelip geçici hazlarla oyalamak, kandırmak Anglo-Sakson sömürüsünün temelidir ve bu “doğal” bir şeydir!

Anglo-Saksonlar ne kadar inkar ederlerse etsinler, insanı insan yapan şey, yani insanları hayvanlardan farklı kılan şey aklıdır. Siz eğer B.Russell'ın (ki kulunuz kendisini pek sayar ve bazı sözlerini pek sever) “İnsanları hayvanlardan farklı kılan şey dilidir”sözünden bihaberseniz ya da bunun neye karşı söylendiğini anlayamıyorsanız bu sizin kusurunuzdur. Lakin insan, her ne kadar Tanrı'yı ve yanı sıra birsürü metafizik kavramı aklı ile buldu ise , bilimdi, teknolojiydi, sanattı ne yaptıysa da bu aklı ile yaptı. Ve gene bu aklı ile doğal düzenden farklı olarak, sömürünün olmadığı insani bir düzeni de yaratabilir. Şairin dediği gibi bu kavga “Yeryüzü aşkın yüzü olana kadar” sürecektir. Bugün bunun önündeki en büyük engel; aklı aldatılabilir ve güvenilemez olarak niteleyen ve sömürüsüz bir dünyanın doğaya aykırı olduğunu öne süren Anglo-Sakson hegemonyasıdır.


Yusuf Samim Lütfü

HER ŞEYİN TEMELİ.doc
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages