
“On yedi yaşında bir lise öğrencisi olarak babama kendi işimi kendim bulurum derken, bu güveni nasıl ve nereden edindiğimi düşündüğümde, hikâyemi en başından anlatmam gerektiğini gördüm...” Uğur Ekşioğlu, Ordu’nun Mesudiye ilçesinde 1936 yılında polis Osman Bey’in ikinci oğlu olarak doğdu. Babasının görevi nedeniyle 1946’da Ordu’dan İstanbul’a geldi. Aile bütçesine katkı için simit satmaktan muhallebicide çıraklık ve seyyar satıcılığa kadar birçok işte çalıştı. İlkokul ve ortaokul yıllarında vasat bir öğrenci olsa da Beyoğlu Erkek Lisesi’nde okulun en başarılı öğrencileri arasındaydı. Daha okul yıllarında babasının kendisini yerleştirdiği işten memnun kalmayınca “Kendi işimi kendim bulurum.” diyerek çeşitli işler denemiş, çalışkanlığı ve titizliği sayesinde her birinden alnının akıyla çıkmayı başarmıştı. Öyle ki başarıları Koç Holding’in patronu Vehbi Koç’un dahi dikkatini çekmişti. Üniversite mezuniyetinden sonra o zamanki adıyla Koç Ticaret’te işe başlar Ekşioğlu. Yıllar içinde başta Beko olmak üzere birçok şirketin başarısında önemli roller üstlenir. Uğur Ekşioğlu’nun önemi, yalnızca Koç’ta üst düzey yetkili olması değil kuşkusuz. O Türkiye’de yaygın bayi geleneğini başlatarak satış-pazarlama alanında bir ekolün öncüsü oldu. Türk ticaret hayatına kattıkları ile başarının asla bir tesadüf olmadığını gösteren bir örnek. Vefatından önce kaleme aldığı “Kendi İşini Kendin Bul” kitabında, merhum Ekşioğlu, azimle çalışanların, dürüstlüğe ve adalete inanıp hayatı tüm zorluklarıyla kucaklayanların bir gün mutlaka başarıya ulaşacaklarını anlatıyor. İnkılâp Kitabevi’nden gazeteci-yazar Fatih Vural editörlüğünde çıkan kitap, hem bugün kendisini iş hayatına hazırlayan gençler hem de yöneticiler için bir rehber niteliğinde. Titizlikle ve ahlaki değerlerden ödün vermeden çalışan bir işadamının geldiği konumu nasıl hak ettiğine, kitabı okurken yakından şahit oluyorsunuz. Eşkioğlu’nun hayat hikâyesi, imkânsızlıklar içerisindeki bir çocuğun hiçbir destek almadan “tırnaklarıyla kazıyarak” başarı basamaklarını birer birer tırmanmasının, hedefine varmak için çalışan insanların mutlaka başaracağı gerçeğinin ispatı. Bir pazarlama elemanı olarak girdiği Koç Holding’de İdare Komitesi Başkan Yardımcılığı’na kadar yükselen Uğur Ekşioğlu’nun parlak iş hayatı, kitapta yer verdiği örnek olaylarla ve mektuplarla, daha da anlamlı bir hâle geliyor. Koç Holding bünyesindeki Beko’nun ve daha birçok markanın büyümesi için var gücüyle çalışan Ekşioğlu’nun yöneticilik başarıları, Aygaz, Bozkurt, Tat gibi daha birçok şirketin ciddi zarar ettikleri sıralarda yeniden ayağa kalkmalarını sağladı. Başta Vehbi Koç olmak üzere Koç ailesinin ve holdingin kendisine duydukları güveni hiçbir zaman boşa çıkarmadı Ekşioğlu. Koç Holding’de çok sayıda gence iş imkânı sağlayan, onların önünü açan Uğur Ekşioğlu’nun sadece çalışanlarıyla değil, bayilerle de kurduğu organik bağ, başarının temelinde öncelikle insani ilişkilerin yattığını gösteriyor. Rahmi M. Koç, arka kapakta yer alan yazısında Ekşioğlu’nun insanlarla olan ilişkisini şöyle anlatıyordu: “Uğur Ekşioğlu çok akıllı, disiplinli, çalışkan, hesaba kitaba fevkalade aklı eren, bulunmaz bir satıcıydı. Yanında birçok adam yetişti. Bildiğini herkes ile paylaşır, arkadaşlarına daima kol kanat gerer, onlara önderlik, liderlik ederdi...” Ekşioğlu’nun hiç hataları yok muydu? Elbette vardı. O, elde edilen başarılar kadar, gerek holding bazında gerekse bireysel bazdaki hatalara da yer veriyor kitabında. Çok çalışkandı Uğur Ekşioğlu, ilkokuldayken çalışma hayatına harçlıklarını çıkarmak için başladı. Öyle dönemlerden geçti ki kimi zaman babasından daha çok para kazanır oldu. Ekşioğlu’nun küçük yaştan itibaren ticari zekâsının nasıl işlediğini anlatan birtakım olaylar şöyle: -Karaköy’den Necatibey Caddesi’ndeki Abülvahit Turan’ın mağazasından aldığım “Yeni Hayat” marka içinde 100 adet karamela olan bir kutu bulunurdu. 100 para veya 2 buçuk kuruşa sattığım karamelaların her bir tanesinden 10 para, kutusundan 25 kuruş kârım olurdu. -Kadirler Yokuşu’nda bulunan simitçiden tanesi 4 kuruştan aldığım 100 simidi tanesi 5 kuruştan satardım. 100 kuruş kazanır ve bu suretle harçlığımı çıkarırdım. -Belediyenin kurduğu tanzim satış yeri manavların kazançlarını düşürmüştü. Yanında çalıştığım manavın eksiklerini fark ederek tanzim satış yerinden birkaç kuruş daha aşağı satarak ürünlerden kâr elde etmeye başladık. Daha sonra Belediye Reis Muavini bana iş teklif etti. Belediye tanzim alanında günlük 10 yevmiyeye çalışmamı istedi. Ben de patronuma sorup döneceğimi söyledim. Patron bana para vermeyeceğini söyleyince git serbestsin dedi. Tanzim alanındaki işleri de iyice ilerlettikten sonra günlük kazancım 25 liraya yükselmişti. Ben de iki satış mahallinden sorumlu olmuş ve 15-20 gün önce patronum olan kişinin (yanında çıraklık yaptığı manav) patronluğuna terfi etmiştim. Babamın maaşı 420 lira idi, benimki ise 450. -Fabrika bu ürünü (hulahop) nedense Beko’nun satmasını istiyormuş. Birkaç yere gidip satmayı denedim ama ilgilenmediklerini söylediler. Bunun üzerine kamyoneti Zafer Anıtı’na çektirdim. Bir-iki çemberi alıp anıtın önünde çevirmeye başladım. Yavaş yavaş insanlar toplanmaya, nerede satıldığını sormaya başladılar. Biraz önce malı satamayacağını söyleyen bayi, iki-üç düzine almak istedi. Ekşioğlu, birçok ildeki bayilikleri gezerek piyasa araştırmaları yapıyordu. Bu şekilde, kâr etmeyen bayilerin sorunlarına çözüm buluyordu. İnsanlarla sürekli iletişim hâlindeydi. İşinin sıkı takipçisi olmasıyla Koç topluluğunun güvenini hiçbir zaman boşa çıkarmazdı. -Benim elimde üçlü ocak, şoförün elinde tüp kapı kapı dolaşıp malımızı tanıtmaya ve Sakarya’daki Üçler Kolektif Şirketi adına abone kaydına başladım. Öğlene doğru abone adedi 10’u geçmişti. -Kibrit satışlarında düşüş vardı. Nedenini öğrenmek için Adana’ya bayi ziyaretine gittim. Kimseye haber vermeden bayileri gezip durum değerlendirmesi yaptım. Hangi bakkala uğrasak Türkay kibriti mevcut değildi. Bakkallar birkaç haftadır ne zaman bayilere gitseler kibrit almadıklarından şikâyetçiydi. Bayilere habersiz giderek gerçeği ortaya çıkardık ve kısa zamanda sorunu çözdük. Doğrularından şaşmazdı Uğur Ekşioğlu, doğru bildiği konularda şaşmaz, lafını kimseden de esirgemezdi. Ustasından öğretmenine, komutanından patronuna kadar herkese doğru bildiklerini söylerdi. Uğur Ekşioğlu’nun bu yönü Vehbi Koç’tan çoğu zaman takdir görürdü. -Yaptığım bir piyasa araştırmasını delilleriyle beraber Burla’nın satış şartlarına uymayarak Beko’nun kârlılığına zarar verdiğini, Arçelik ürünlerinin piyasada talep görmediğini, bayilerin de kazanamadığını bir raporla Vehbi Bey’e sundum. Üst yöneticilerin olduğu toplantıda beni dinledi ve “Tamam, çıkabilirsin.” dedi. Tam odadan çıkacakken “Dur! Bu kadar adamın vaktini almanın maliyetini biliyor musun?” dedi. Ben zaten alakasızlıktan üzgün ve kızgın durumdayken kendisine dönerek “Maliyetin ne olduğunu bilmiyorum. Ancak ben Vehbi Koç olsam, bu malı böyle rezil etmezdim.” diyerek dışarı çıktım. |
[publicize twitter]
[publicize facebook]
[category istihbarat]
[tags İŞ DÜNYASI, Uğur Ekşioğlu]