AKP dahil Türkiye'deki siyasetçiler enflasyon yönetimini bilmiyor

13 views
Skip to first unread message

ismet soner عصمة سونر

unread,
May 5, 2026, 6:06:35 PM (13 days ago) May 5
to bursa...@googlegroups.com

Nisan ayı sonu itibarıyla Türki­ye’de enflasyon tartışması yeniden kritik bir eşikte. TÜFE aylık %4,18, yıllık %32,37 sevi­yesinde. Yıllık enflasyon yakla­şık 1 yıl sonra tekrar artış trendi­ne girmiş olduğu görülmektedir.

Bilhassa İran savaşının petrol fiyatlarında getirdiği etki enflas­yonda önceki dönem yavaşlayan düşüşü tekrar artış yönüyle et­kilemiştir. Nisan 2026 %4’lük aylık enflasyon, yıllıklandı­rıldığında %60’ın üzerinde bir fiyat artış dinamiğine işaret eder. Bu nedenle mevcut tabloyu kırılgan bir dezenflasyon sü­reci olarak tanımlamak gerek­mektedir.

Türkiye’de enflasyonun tarihi, kısa süreli fiyat hareketlerinden çok daha derin bir yapısal geçmi­şe sahiptir. 1970’lerden itibaren petrol şokları, ithalata bağımlı sanayileşme, döviz darboğazları, kamu açıkları ve siyasi istikrar­sızlık enflasyonu kalıcı hale ge­tirdi. IMF’nin Türkiye enflasyon sürecine ilişkin değerlendirme­sinde de enflasyonun 1970’ler­de hızlandığı ve 1990’ların or­tasında %100’ün üzerine çık­tığı belirtilmektedir.

Bu devre, Türkiye’de enflasyonun yalnız­ca ekonomik değil, aynı zamanda sosyolojik bir davranış biçimine dönüştüğü yıllardır: insanlar ma­aş alır almaz dövize, altına, ma­la veya gayrimenkule yönelmiş; şirketler fiyat listelerini haftalık, hatta günlük değiştirmeye başla­mıştır.

Dünya örnekleri Türkiye için önemli dersler barındırıyor. Alman­ya’nın 1923 hiperenflasyonu, paraya güven kaybının en uç ör­neklerinden biridir.. Bu tarihsel travma, Almanya’da sonraki dö­nemlerde mali disiplin ve bağım­sız merkez bankacılığı kültürü­nün güçlenmesine neden oldu. Türkiye açısından bu örnek şunu anlatır: enflasyon uzun süre ih­mal edilirse, yalnızca ekonomik bir gösterge olmaktan çıkar; top­lumun hafızasında kalıcı bir gü­ven krizine dönüşür.

Arjantin de Türkiye’ye benze­yen yönleriyle dikkat çekici bir örnektir. IMF’ye göre Arjantin’de enflasyon 1989 ve 1990’da yıl­lık ortalama %2.600 seviyeleri­ne ulaşmıştır. Bunun arkasında düşük vergi tahsilatı, kamu açık­larının merkez bankası kaynak­larıyla finanse edilmesi ve pa­ra basımı vardı. Arjantin örne­ği, yüksek enflasyonun yalnızca para politikası hatasından değil, aynı zamanda mali disiplin ek­sikliğinden ve kurumsal güven­sizlikten beslendiğini gösterir. Türkiye’nin de benzer bir tuza­ğa düşmemesi için para politika­sı ile maliye politikası arasında güçlü bir uyum kurması gerekir

Türkiye’de enf­lasyon üç ana bileşenden besle­nir

1. Talep kaynaklı baskılar
2. Maliyet (kur–enerji) kay­naklı enflasyon
3. Beklenti ve davranış bo­zulması

Türkiye’de enflasyon geçici bir sıkıntı de­ğil, bir yapı sorunudur.

-1994 buhranı sonrası enflasyon: %100+
-2001 buhranı sonrası: %70+
-2004–2012 devresi: %6–9 bandı (istikrar dönemi)
-2022 zirvesi: %85+
-2024 ortalaması: %59
-2026 Nisan sonu: %32

Bu rakamlar bize şunu söylüyor: Hükümet enflasyonu biraz aşağı çekebiliyor, ama orada tutamıyor.

Bunun temel sebebi şu kırılganlıklar:

-İthal girdi oranı: %60–70 (sanayi üreti­minde)
-Enerji ithalat ba­ğımlılığı: %90+
-Tasarruf oranı: %25’in altında
-Kur geçişkenliği: %30–40 bandı

Bu yapı, döviz kurundaki her %10 artışın doğrudan enflasyonu yukarı çekmesine neden olur.

2026 itibarıyla dünyada enflas­yon:

ABD %2,8-3,2
Euro Bölgesi %2,5*3
OECD ort. %4-5
Türkiye %32,37

Nisan sonu enflasyonunun ayrıntıları:

-Gıda: %34,55
-Ulaştırma: %35,06
-Konut: %46,60
-Aylık konut artışı: %7,99

Bu bilgiler bize şunu gösteriyor:
1- Enflasyon “lüks tüke­tim” değil, zorunlu harca­malar üzerinden geliyor. Bu da gelir dağılımını bozucu etki yaratıyor
2- Enflasyon geçici değil, devamlı hale gelmiş vaziyette.

Mühim tespitler

1. Türkiye’de enflasyon mali değil, hibrit bir sorundur (kur + maliyet + beklenti + politi­ka karışımı)

2. Aylık enflasyon düşmeden yıllık düşüş anlamlı değildir %4 aylık = risk devam ediyor

3. Faiz tek başına çözüm de­ğildir ama yanlış faiz politikası sorunu büyütür

4. Enflasyon artık bir “dav­ranış biçimi” haline gelmiştir firmalar fiyatı maliyete göre değil, beklentiye göre belirliyor 

5. Hükümet bir enflasyon vergisi meydana getirmiştir. Sabit gelirli kesimi muntazaman fakirleştirmektedir.

Çözüm: Ne yapılmalı? (Makro + mikro net yol haritası)

Para politikası (Kısa vadeli)

-Reel faiz pozitif kalmalı
-Erken faiz indirimi yapılma­malı
-Beklentileri kıracak net ile­tişim
-Hedef: Aylık enflasyonu %2’nin altına çekmek
-Bütçe açığı kontrol altına alın­malı
-Dolaylı vergilere aşırı yüklen­me azaltılmalı
-Kamu harcamalarında verim­lilik denetimi
-Türkiye’de en büyük sorunlar­dan biri: Para politikası sıkı, maliye po­litikası gevşek olursa enflasyon düşmez

Kur ve enerji yönetimi

-Enerji ithalatını azaltacak ya­tırımlar
-Yenilenebilir enerji payı artı­rılmalı
-Kur şoklarını sınırlayan re­zerv politikası

Üretim yapısı reformu (Or­ta vadeli)

-İthal girdi bağımlılığı düşürül­meli
-Katma değerli üretim artırıl­malı
-Sanayide yerli ara malı oranı yükseltilmeli
-Bu yapılmadan enflasyon kalı­cı olarak düşmez

Beklenti yönetimi (En zor alan)

-Kurumlara güven inşa edilmeli
-Veri güvenilirliği tartışma ko­nusu olmamalı
-Politika öngörülebilir olmalı
-Enflasyonun %40’tan %20’ye düşmesi teknik, ama %20’den %5’e düşmesi ta­mamen güven meselesidir

Şevket Sayılgan, Ekonomi uzmanı
--
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages