Efsane geri döndü. Akbalık Güreşleri yeniden başladı..
http://sakaryatelevizyonu.tv/kategori.php?id=0
Doğa Kolejinde Uçurtma Şenliği....
http://sakaryatelevizyonu.tv/video/0635222001409493980
Zafer Bayramı Sakarya'da da kutlandı....
http://sakaryatelevizyonu.tv/video/0675143001409394956
SAÜ'ye öğrenci taşıyan Şöför esnafına kurs sonrası sertifika veriliyor....
http://sakaryatelevizyonu.tv/video/0791782001409139682
USDEC konuklarına SAÜ'de Özge Zeybek Konseri..
http://sakaryatelevizyonu.tv/video/0335354001409138168
SerdivanPark terk edilmeye yüz tutmuş gibi ...
http://sakaryatelevizyonu.tv/video/0886048001409049598
USDEC kapsamında 9 AB ülkesinden 90 öğrencinin Boğaz gezisi..
...
- KKTC'nin Bıktıran Bürokrasisi (6) ... P rof. Dr. A ta ATUN - 1 Güncelleme
- H. TARCAN, BUGÜN Y. BAYER'İN KONUĞU... - 1 Güncelleme
- *Program: 5. Ulusal Tip Gunleri - 1 Güncelleme
- Irak'ta Türkmen Kenti Kurtarıldı | Turkish Forum - 1 Güncelleme
- 5. Ulusal Tip Gunleri son hali ek pdf mevcuttur - 1 Güncelleme
- GUNAYDIN..... - 1 Güncelleme
- PiSMANMIYIM, HAYIR..... - 1 Güncelleme
- YENİ ARŞİV BELGESELİNİZ.. - 1 Güncelleme
- TOPRAK DOĞUMDUR - 1 Güncelleme
- PKK ya geçit vermediği için suçlanan kahraman komando birliğimize vatan savunması yaptığı için haklarında soruşturma açılması ile ilgili yazıyı bilgilerinize sunuyorum. - 1 Güncelleme
- ‘STRATEJİK DERİNLİK’ - Habip Hamza ERDEM - 1 Güncelleme
- Sözün Bittiği yer... - 1 Güncelleme
- saygi ve sevgilerimi gonderiyorum son yazimla birlikte... - MUHALEFETE SON ÇAĞRI " - 1 Güncelleme
- 1:UTANÇ - "Dünya Barış Günü" nedeniyle - 1 Güncelleme
- Oturulabilir Şehir Ve Türk Vakıf Sistemi - 1 Güncelleme
- Bugün saat 18.30'da Dünya Barış Günü nedeniyle Erzincan Demokrasi Bileşenleri basın açıklaması yapacaktır. - 1 Güncelleme
- 1 Eylül Dünya Barış günü nedeniyle 18.30'da yapılacak olan basın açıklaması Cumhuriyet Meydanında yapılacaktır. - 1 Güncelleme
- Matrix Çoktan Gerçek Oldu! - 1 Güncelleme
- Yalan dünya! - 1 Güncelleme
- İmam hatiplerde ne öğretiliyor?! - 1 Güncelleme
- YENİ ARŞİV BELGESELİNİZ.. SAYIN SERENDİP ALTINDAL 'DAN BİR BAŞYAPIT DAHA.: "ATATÜRKÜN GÖRÜŞ VE DİREKTİFLERİ" - 1 Güncelleme
- Yeni kitabımın duyurusu - 1 Güncelleme
- SOSYAL MEDYA ÜZERİNE !.. - 1 Güncelleme
- Bu yazı, 23.04.1998 tarihli Türkiye gazetesinde yayımlanmıştır - 1 Güncelleme
- TARİH VE KISSALAR - 132 B. PEYGAMBER KISSALARI - 112 11. HZ. MUSA, HARUN VE İSRAİLOĞULLARI- 47 - 1 Güncelleme
Ata Atun <ata...@gmail.com>: Aug 31 05:02PM
*KKTC'nin Bıktıran Bürokrasisi (6)*
KKTC'deki memurların vatandaşı bıktıran ve çileden çıkaran davranışları,
çalışma izni almak için karşılaşılan zorluklar ve aşağılama ile adamıza
yüksek öğrenim için gelen öğrencilere yapılan kötü muamele ve davranış ile
ilgili yazdığım 5 serilik yazıma gelen "Yorum"larda dile getirilen çekilen
zorluklar, çıkarılan engeller ve yapılan aşağılamalar gerçekten de çok
üzücü.
Bu son iki yazımda, gelen onlarca yorum yazısı arasından "ılımlı dilleri"
nedeni ile seçtiğim bazı yazılar yer alacaktır. İlgili daire müdürleri,
dairelerin bağlı olduğu Bakanlıkların müsteşarları ile Bakanlarının bu
yazılarda dile getirilen şikayetleri derhal inceletip, vatandaşın artık
mağdur olmaması için gerekli düzenlemeleri yapmaları ve tedbirleri de
ivedilikle almaları gerekmektedir.
YSS: "*Merhaba Ata hocam. Kıbrıs konusunda yazılarınız gerçekten Kıbrıs'ı
yansıtıyor. Gerçekten orada bir sorumsuzluk örneği var. Bırakın memurları,
7 den 70 e hiçbir şekilde orada düzen işlemiyor. Ben orada öğrenciydim.
Öğrenci arkadaşlarım çok şikayetçi Kıbrıs'taki durumdan. Emin olun yüzde
90'ı memnun değil orada olmaktan. Bir keresinde başıma şöyle bir olay
geldi. Türkiye'deydim. Tatilim bitti. Tekrar Kıbrıs'taki okuluma
dönüyordum. Orada Ercan havaalanının ulaşım açısından sadece bir tane
otobüs şirketi var. Devamlı onla gidip geliyordum. Fakat bir keresinde
otobüste bavulum kayboldu. Bavulum emanetti. Otobüsten indiğimde şoför
aynen şunu dedi: 'İşin Allah'a kalmış.' Neredeyse çıldıracaktım. Polisi
aradım, 'sabah gelirsin bakarız' dedi. Gittiğimde polis arkadaşın biriyle
otobüs şirketine gittik. Fakat hiçbir şey yapamadılar, ne polis ne de
şirket yetkilileri. Yani işim gerçekten Allah'a kalmıştı. Polis "avukat tut
istersen ama bir bavul için değmez" dedi. Gerisini size bırakıyorum.*"
Bu olay esas alınmalı ve vatandaşların haklarının korunması amaçlı otobüs
şirketlerine taşıdıkları emtiaların kaybolması veya zarar görmesine karşı
sigorta yaptırma zorunluluğu getirilmeli, aynen uçaklarda olduğu gibi.
İnsan hakları konusunda gelişme ancak bu şekilde, vatandaşa zarar veren
ihmalkarlıklara karşı vatandaşları koruyacak koşullar yaratılarak
olabilir.
MT: "*Düzen yok, bir devlet politikası da yok, bunlar olmayınca beş yıllık,
on yıllık ya da ABD gibi elli yıllık politikalar yapamıyorsunuz. Kısa
vadede düşünülen politikaları da bir yada iki yıl sonra gelen bozuyor. Her
bozguncu kendi bozanını yerleştiriyor; her yerleşen bozan; güç bende diyor.
Hal böyle olunca olan vatandaşa oluyor, olan doğru dürüst bu memlekete
girene çıkana oluyor. Kimi siyasi düşüncesini vatandaşın üzerinde deniyor,
kimisi de egosunu tatmin ediyor; denetleme yok, bağlayıcı unsur yok cezai
müeyyide yok. Müdür çıkıp balkondan araba sayıp ona göre şu gelmiş bu
gelmemiş diye bir denetleme şekli dünyanın neresinde var? Hemen yorumlayıp
Kıbrıs sorununa bağlamayın lütfen, bu senin iç sorunun........ Hocama da
teşekkür ediyorum başkası bu konuya değinse pek ilgi çekmezdi kalın
selametle; hocam ellerinizden öpüyorum.*"
MB: "*Sizi yakından takip ediyorum öncelikle bu konuya değindiğiniz için
size minnettarım. Geçen sene öz amca oğlu vefat etti genç yaşta. 16 yaşında
oğlu var annesi rica etti Kıbrıs'a yolladı ben de evraklarını aldım,
Mesleki Teknik Eğitime kaydını yaptırdım. Buna rağmen çalışma dairesi geldi
bana 7 bin 800 TL ceza kesti. Bana 12 çalışanım var, hepsi sigortalı. Bir
çırağım var o da kayıtlı. Beni hiç kaale almadılar, dinlemediler bile.
Bugün İçişleri Bakanlığı'ndan aradılar Cuma gününe kadar deport
-Sınırdışı- olacak. Çok çaresizim. Bu çocuğu bilerek memlekete gönderirsek
sigara ve kötü alışkanlıkları olacak. Bu kadar ağır bir ceza olur mu? Ne
yaptı bu çocuk, annesinin günahı ne yoruldum artık.*"
MK: "*Türkiye Cumhuriyeti tüm KKTC vatandaşlarına sorgusuz sualsiz
vatandaşlık hakkı verdi. KKTC hükümetleri karşılığında değil
kolaylaştırmak, 2011 yılında kimlikle girişi bile kaldırmak istedi. On
binlerce insana hak ettiği halde ne vatandaşlık hakkı verdi ne de çalışma
ve oturumda kolaylık tanıdı. Maalesef vatandaşına yapılan haksızlıklara göz
yuman bir Elçilik var. T.C. elçiliği kendi vatandaşına dünyanın hiçbir
medeni ülkesinde uygulanmayan çifte standardı, haksızlıkları,
hukuksuzlukları görüyor olsaydı bu gün bunları konuşmazdık*."
Bu yorumlardan alınacak ders ve yapılacak düzenleme, öğrencilerin ikamet
izinlerinin kesinlikle Muhaceret dairesi ile Üniversite arasında yapılması
gerektiği ve ikamet ile ilgili sorunlarda öğrencilerin tutuklanıp
nezarethaneye atılmamaları olmalıdır. Hem ekonomimizin can damarı
öğrenciler diyoruz, hem de onlara ikamet izni ile ilgili eza ediyoruz. KKTC
gibi küçücük bir adada, bir yere kaçması mümkün değilken tutuklayıp
nezarethaneye koymaya ne gerek var? Hadi tutuklandı; Katiller, caniler gibi
elinden telefonu niye alınıyor, niye yardım almak amaçlı arkadaşlarına
telefon etmesine izin verilmiyor?
Ata ATUN
e-mail: ata....@atun.com veya a...@kk.tc
http://www.twitter.com/ataatun
http://www.ataatun.org
Facebook: Ata Atun
1 Eylül 2014
Lale Gurman <lale....@gmail.com>: Aug 31 08:02PM +0300
Saygın Halûk Tarcan bugün Hürriyet gazetesinde Yalçın Bayer'in konuğu
(ekte).
Bilgi ve ilgilerinize.
Lâle Gürman
--
*YARIN SANA GÖZ AÇTIRMAYACAK OLANLAR, DÜN GÖZ YUMDUKLARINDIR!*
*VATAN AŞKI MAYA GİBİDİR; SÜTÜ BOZUK OLANLARDA TUTMAZ!*
*FARKINDA OLMAK DÜŞMANI BERTARAF ETMENİN İLK KOŞULUDUR!*
recep akdur <drrece...@gmail.com>: Aug 31 09:02PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: ulusal tipgunleri <ulusalti...@gmail.com>
Tarih: 31 Ağustos 2014 20:49
Konu: *Program: 5. Ulusal Tip Gunleri
Kime: ulusalti...@yahoogroups.com, hekim...@yahoogroups.com,
tumsagl...@yahoogroups.com, saglik...@yahoogroups.com,
tumunive...@yahoogroups.com, toksi...@yahoogroups.com,
tra...@yahoogroups.com
*Dr. Reşit Galip ve Safiye Elbi Uluslararası Katılımlı 5. Ulusal Tıp
Günleri*
*17-19. Ekim. 2014 KASTAMONU*
*Kongre Başkanları*
Yard. Doç. Serap Selver KİPAY - Muğla Üniversitesi Fethiye Meslek Yüksek
Okulu
Op. Dr. Erkan BALKAN - Ankara Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi Göğüs
Cerrahisi AD
*Kongre Sekreteryası*
Prof. Dr. Recep AKDUR – Tüm Öğretim Elemanları Derneği (TÜMÖD) Başkanı
Hem. Meral DÖLEK. Acil Hemşireler Derneği Başkanı
Prof. Dr. İ. Hamit HANCI – Ankara Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü
Müdürü
Av. Evren KARAHMET. Ilgaz Hukuk Bürosu. Kastamonu Barosu.
Uzm. Halkbilimci Ebru KİPAY – Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Türk Halk Bilim AD
*Düzenleme Kurulu**
Dr. Sündüz ADIYAMAN
Mustafa AFACAN
Prof. Dr. Sema AKA
Yard. Doç. Dr. Eren AKÇİÇEK
Prof. Dr. Recep AKDUR
Ünal AKGÜN
Selçuk ARSLAN
Prof. Dr. Nevzat ARTIK
Op.Dr.Serkan AYDIN
Prof. Dr. Yavuz Sinan AYDINTUĞ
Op. Dr. Erkan BALKAN
Uz.Dr.Dursun BAŞTUĞ
Psk. Gökçe BAYKUZU
Op. Dr. Hüseyin BEKİR
Nurten CİĞERCİ
Hem. Melek ÇELİK
Cengiz ÇESKO
Prof. Dr. Yıldırım Beyatlı DOĞAN
Hem. Meral DÖLEK
Ali DUYAN
Prof. Dr. Ayla SEVİM EROL
Dr. Ahmet Zafer ERGÜN
Prof. Dr. Ahmet ERGÜN
Doç. Dr. Gürkan ERSOY
Op. Dr. Aytekin ERTUĞRUL
Nejat GAMZELİ
Prof. Dr. Hanım HALİLOVA
Prof. Dr. İ. Hamit HANCI
Uz.Dr.Tuba HANCI
Sedat İŞERİ
Serdar İZBELİ
Prof. Dr. Adalet HASANOV
Prof. Dr. Ramazan İNCİ
Bio. H. Merve İYRAS
Doç. Dr. Hülagü KAPTAN
Doç. Dr. Burcu İlkay KARAMAN
Uzm. Arkeolog Murat KARASALİHOĞLU
Yard. Doç. Dr. Serap Selver KİPAY
Uzm. Halkbilimci Ebru KİPAY
Prof. Dr. Uğur KOCA
Av. Sadun KÖPRÜLÜ
Prof. Dr. Haşim KÖPRÜLÜ
Yard. Doç. Dr. Jamal MUSAYEV
Prof. Dr. Çimen OLGUNER
Esra ÖZ
Bio. Fezile ÖZDEMİR
Cemil ÖZEL
Dt. Orhan ÖZKAN
Bio. Merve PARLAKGÖRÜR
Av. Rıdvan SADIK
Vet. Hek. Adnan SERPEN
Av. Ertan SİMİTÇİ
Dr. Altay SUROY
Yard. Doç. Dr. Serdar SÜTÇÜ
Ayşe TANDOĞAN
Güzide Filiz TUZCU
Yard. Doç. Dr. Neşe Nur USER
Dr. Ozan UZKUT
Mehmet Fatih YAPICIOĞLU
Biomüh. Emine Firdevs YILDIRIM
Psk. Gülşah Şükran YILDIZ
Uzm. Dr. Akın YILDIZ
* Soy isim Alfabetik Sırasına Göre Hazırlanmıştır.
*17 Ekim 2014 Cuma*
06.00 Ankara’dan hareket
0800 – 0900: Çankırı’ da yerel yönetim desteği ile sabah kahvaltısı
0900 – 1100: Çankırı Tuz Mağarası gezisi
1100 – 1115: Prof. Dr. Ayla SEVİM EROL’ un başkanlığını yaptığı ‘Çorak
Yerler Kazı Alanı’ ziyareti
1115 – 1145: Çankırı Taş Mescid’ in Gezilmesi
1145 - 1330: Ilgaz Dağı ve Derbent Anıtı ziyareti
1330 - 1430: Öğle Yemeği (Kastamonu Öğretmenevi)
1430: Kongre Merkezi’ne (Kastamonu Ticaret Odası Kongre Salonu) varış
1500 – 1830: Bilimsel Program
1500 – 1530: *Açılış Konuşmaları ve Av.Sadun KÖPRÜLÜ nün
anılması.*
· Protokol
· Prof. Dr. Recep AKDUR
· Yard. Doç. Dr. Serap Selver KİPAY
· Op. Dr. Erkan BALKAN
*1. **Oturum (1530 – 1630)*
*Oturum Başkanı: Prof. Dr. Recep AKDUR (Tüm Öğretim Elemanları Derneği
(TÜMÖD) Başkanı)*
1530 - 1545: *Op. Dr. Erkan BALKAN *(Ankara Atatürk Eğitim Araştırma
Hastanesi Göğüs Cerrahisi AD*)**_ *Dr. Reşit Galip: 1933 Üniversite Reformu
1545 - 1600: *Hem. Melek ÇELİK *( Samsun Kadın Doğum Hastanesi)* _ *Hemşire
Hüseyin Elbi’ nin Hayatı
1600 - 1615: *Dr. Ahmet Zafer ERGÜN *(Kastamonu Serbest Hekim) _ Kastamonu
da Koruyucu Sağlık Hizmetleri.
1615 - 1630: Ara ve İkramlar
*2. **Oturum (1630 – 1730)*
*Oturum Başkanı: Uzm. Dr. Serkan AYDIN ( Kastamonu – Çankırı TABİP Odası
Başkanı)*
1630 - 1645: Doç.* Dr. Hülagü KAPTAN *(Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi
Beyin Cerrahisi A.D.*)**_ *Dr. Reşit Galip: 1933 Üniversite Reformu
1645 - 1700: *Yard. Doç. Serap Selver KİPAY* ( Muğla Üniversitesi Fethiye
Meslek Yüksek Okulu): 10 Aralık Kadı Mitingi
1700 - 1715: *Bio. Merve İYRAS *(Ankara Üniversitesi Adli Bilimler
Enstitüsü) _ Endemik Türlerimizi Koruyabiliyor muyuz?
1715 - 1730: Ara ve İkramlar
*3. **Oturum (1730 – 1830)*
*Oturum Başkanı: Prof. Dr. Ahmet ERGÜN (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Fizyoloji AD)*
1730 - 1745: *Doç. Dr. Gürkan ERSOY *(9 Eylül Üniversitesi Acil Tıp AD*)**_
*Beden Dili Ve İletişim
1745 - 1800: *Psk. Gökçe BAYKUZU *(Ankara Üniversitesi Adli Bilimler
Enstitüsü)* _ *Çocuk İhmali ve İstismarı
1800 - 1815: *Yard.Doç.Dr. Jamal MUSAYEV*. Azerbaycan Adli Tıp Kurumu. İnce
İğne Biyopsisi
1815 - 1830: *Uzm. Arkeolog Murat KARASALİHOĞLU *(Kastamonu Valiliği Kent
Tarihi Müzesi Sorumlusu) : Antik Çağlardan Günümüze Bir Sağıltım Kültü
(Glikon)
1830 - 2030: Akşam Yemeği
*18 Ekim 2014 Cumartesi*
0630: Otelden Hareket
0700 – 0900: Kastamonu İzbeli Çiftliği’nde Sabah Kahvaltısı
0900 – 1300: Kastamonu çevresi kültür gezisi
· Vedat Tek Kültür Merkezi
· Kent Tarihi Müzesi
· Kastamonu Arkeoloji Müzesi
· Yakup Ağa Külliyesi
· Kastamonu Kalesi
· Saat Kulesi
· Cumhuriyet Meydanı ve Nasrullah Meydanı gezisi ve alışveriş
1400 - 1500: Öğle Yemeği
1500 – 1830: Bilimsel Program
*4. **Oturum (1530 – 1630)*
*Oturum Başkanı:* Doç.* Dr. Hülagü KAPTAN *(Erciyes Üniversitesi Tıp
Fakültesi Beyin Cerrahisi A.D.*)*
1530 - 1545: *Bio. Fezile ÖZDEMİR *(KKTC)*_ *Kıbrıs Türk Toplumu
Liderlerinden Dr. Fazıl KÜÇÜK
1545 - 1600: *Op. Dr. Hüseyin BEKİR *(Yunanistan Serbest Hekim)* _ *Çocuklarda
Yürüyüş Bozuklukları
1600 - 1615: *Prof. Dr. Hanım HALİLOVA *(Azerbeycan) _ Kastamonu’ da Troid
Hastalıkları
1615 - 1630: Ara ve İkramlar
*5. **Oturum (1630 – 1730)*
*Oturum Başkanı: Dursun BAŞTUĞ (Kastamonu – Çankırı TABİP Odası Genel
Sekreteri)*
1630 - 1645: *Prof. Dr. Recep AKDUR *(TÜMÖD Başkanı*)**_ *Türkiye’ de Hekim
Olmak
1645 - 1700: O*p. Dr. Aytekin ERTUĞRUL * ( (E) Tbp. Alb.): Türkiye’ de
Cerrahi Doğum Kontrolü Çalışmalarından Bir Kesit
1700 - 1715: *Prof. Dr. Ahmet ERGÜN *(Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Fizyoloji AD) _ Yağ Hücresi
1715 - 1730: Ara ve İkramlar
*6. **Oturum (1730 – 1830)*
*Oturum Başkanı: Prof. Dr. Ramazan İNCİ (Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi
Mikrobiyoloji AD)*
1730 - 1745: *Doç. Dr. Burcu İlkay KARAMAN *(9 Eylül Üniversitesi Türk Dili
Edebiyatı*)**_ *Tıp Terimlerinin Nitel Özellikleri
1745 - 1800: *Yard. Doç. Dr. Eren AKÇİÇEK *(Ege Üniversitesi Emekli Öğretim
Üyesi)* _ *Klinik Dilbilimi: Türkiye için Önemli Bir Bilim Dalı
1800 - 1815: *Dr. Sündüz ADIYAMAN *(Ankara Üniversitesi Adli Tıp AD) _
Mobbing
1900 - : Akşam Yemeği
*19 Ekim 2014 Pazar *
0600 - 0700: Otelde Sabah Kahvaltısı
0700 – 0800: Daday Kasaba Cami’in görülmesi (Başköy Çiftliği Zamana Bağlı)
0830 – 1115: Bilimsel Program
*7. **Oturum (0830 – 0915)*
*Oturum Başkanı:* *Prof. Dr. Yıldırım Beyatlı DOĞAN (Ankara Üniversitesi
Tıp Fakültesi Psikiyatri A.D.) *
0830 - 0845: *Prof. Dr. Ramazan İNCE *(Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi
Mikrobiyoloji AD)*_ *Sağlıkta Dönüşümün Etkileri
0845 - 0900: *Güzide Filiz TUZCU *(Antalya)* _ *Osmanlıdan Günümüze Bilim:
Osmanlı’ da Bilime Bakış
0900 - 0915: *Uzm. Halkbilimci Ebru KİPAY *(Gazi Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü Türk Halk Bilim AD) _ Sağlık Uygulamalarına Antropolojik
Çerçeveden Bir Bakış
0915 - 0930: Ara ve İkramlar
*8. **Oturum (0930 – 1030)*
*Oturum Başkanı: Prof. Dr. İ. Hamit HANCI (Ankara Üniversitesi Adli
Bilimler Enstitüsü Müdürü)*
0930 - 0945: *Psk. Gülşah Şükran YILDIZ *(Nazilli Adliyesi Uzmanı*)**_ *Suçlu
Profili Oluşturma
0945 - 1000: *Cengiz ÇESKO* ( Kosova Türkiye Mezunlar Derneği (TÜMED)
Başkanı)_ TÜMED Türkiye Bağlantısı
1000 - 1015: *Prof. Dr. Yıldırım Beyatlı DOĞAN *(Ankara Üniversitesi Tıp
Fakültesi Psikiyatri AD) _ Ruh Sağlığı ve Kızılay Mitingleri
1015 - 1030: Ara ve İkramlar
*9. **Oturum (1030 – 1115)*
*Oturum Başkanı: Op. Dr. Erkan BALKAN (Ankara Atatürk Eğitim Araştırma
Hastanesi Göğüs Cerrahisi AD)*
1030 - 1045: *Dr. Ozan UZKUT *(Antalya*)**_ *Akran Zorbalığı (Builling)
1045 - 1100: *Esra ÖZ *(Sağlık Muhabiri )* _ *Sağlık Haberciliği İlkeleri
1100 - 1115: *Uzm. Dr. Akın YILDIZ *(Ankara Üniversitesi Emekli Öğretim
Üyesi) _ İyot Eksikliği ve Toplum
1115: Kapanış Konuşmaları ve Kongre Programına Katılan Katılımcılara
Katılım Belgelerinin Verilmesi
· *Prof. Dr. Recep AKDUR*
· *Op. Dr. Erkan BALKAN*
· *Yard. Doç. Dr. Serap Selver KİPAY*
1230: Öğle Yemeği (Münire Sultan Sofrası) ve veda…
*Poster:*
*Biomüh. Emine Firdevs YILDIRIM *(Ankara Üniversitesi Adli Bilimler
Enstitüsü) _ Biyolojik Silahlar
*Kongreye Destek Verenler:*
Kastamonu Valisi Şehmuz GÜNAYDIN
Kastamonu Belediye Başkanı Tahsin BABAŞ
Çankırı Valisi Vahdettin ÖZCAN
Çankırı Valisi Belediye Başkanı İrfan DİNÇ
Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Seyit AYDIN
"Dr. Kayaalp Buyukataman\(Turkish times-Turkish Forum\)" <tti...@turkishtimes.com>: Aug 31 08:31PM -0400
http://www.turkishnews.com/content/2014/09/01/irakta-turkmen-kenti-kurtarild
i/
recep akdur <drrece...@gmail.com>: Sep 01 07:40AM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: ulusal tipgunleri <ulusalti...@gmail.com>
Tarih: 1 Eylül 2014 07:37
Konu: 5. Ulusal Tip Gunleri son hali ek pdf mevcuttur
Kime: ulusalti...@yahoogroups.com, hekim...@yahoogroups.com,
tumsagl...@yahoogroups.com, saglik...@yahoogroups.com,
tumunive...@yahoogroups.com, toksi...@yahoogroups.com,
tra...@yahoogroups.com, Basin Akademisi <basinak...@gmail.com>
[image:
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/b/b4/Flag_of_Turkey.svg/1280px-Flag_of_Turkey.svg.png]
*Dr. Reşit Galip ve Hem.Safiye Elbi Uluslararası Katılımlı 5. Ulusal Tıp
Günleri*
*17-19 Ekim 2014 - KASTAMONU*
*Kongre Başkanları*
Yard. Doç. Serap Selver KİPAY – Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Fethiye
Sağlık Yüksek Okulu
Op. Dr. Erkan BALKAN - Ankara Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi Göğüs
Cerrahisi AD
*Kongre Sekreteryası*
Prof. Dr. Recep AKDUR – Tüm Öğretim Elemanları Derneği (TÜMÖD) Başkanı
Hem. Meral DÖLEK. Acil Hemşireler Derneği Başkanı
Prof. Dr. İ. Hamit HANCI – Ankara Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü
Müdürü
Av. Evren KARAHMET. Ilgaz Hukuk Bürosu. Kastamonu Barosu.
Uzm. Halkbilimci Ebru KİPAY – Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Türk Halk Bilim AD
*KONGRE PROGRAMI*
*17 Ekim 2014 Cuma*
06.00 Ankara’dan hareket
0800 – 0900: Çankırı’ da sabah kahvaltısı
0900 – 1100: Çankırı Tuz Mağarası gezisi
1100 – 1115: Prof. Dr. Ayla SEVİM EROL’ un başkanlığını yaptığı ‘Çorak
Yerler Kazı Alanı’ ziyareti
1115 – 1145: Çankırı Taş Mescid’ in Gezilmesi
1145 - 1330: Ilgaz Dağı ve Derbent Anıtı ziyareti
1330 - 1430: Öğle Yemeği (Kastamonu Öğretmenevi)
1430: Kongre Merkezi’ne (Kastamonu Ticaret Odası Kongre Salonu) varış
1500 – 1830: Bilimsel Program
1500 – 1530: *Açılış Konuşmaları ve Av.Sadun KÖPRÜLÜ nün
anılması.*
· Protokol
· Prof. Dr. Recep AKDUR
· Yard. Doç. Dr. Serap Selver KİPAY
· Op. Dr. Erkan BALKAN
*1.* *Oturum (1530 – 1630)*
*Oturum Başkanı: Prof. Dr. Recep AKDUR (Tüm Öğretim Elemanları Derneği
(TÜMÖD) Başkanı)*
1530 - 1545: *Op. Dr. Erkan BALKAN *(Ankara Atatürk Eğitim Araştırma
Hastanesi Göğüs Cerrahisi AD*):* Dr. Reşit Galip: 1933 Üniversite Reformu
1545 - 1600: *Hem. Melek ÇELİK *( Samsun Kadın Doğum Hastanesi)* : *Hemşire
Hüseyin Elbi’ nin Hayatı
1600 - 1615: *Dr. Ahmet Zafer ERGÜN *(Kastamonu Serbest Hekim): Kastamonu
da Koruyucu Sağlık Hizmetleri.
1615 - 1630: Ara ve İkramlar
*2.* *Oturum (1630 – 1730)*
*Oturum Başkanı: Uzm. Dr. Serkan AYDIN ( Kastamonu – Çankırı Tabip Odası
Başkanı)*
1630 - 1645: Doç.* Dr. Hülagü KAPTAN *(Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi
Beyin Cerrahisi A.D.*):* Dr. Reşit Galip: 1933 Üniversite Reformu
1645 - 1700: *Yard. Doç. Serap Selver KİPAY* ( Muğla Sıtkı Koçman
Üniversitesi Fethiye Sağlık Yüksek Okulu): 10 Aralık Kadın Mitingi
1700 - 1715: *Bio. Merve İYRAS *(Ankara Üniversitesi Adli Bilimler
Enstitüsü): Endemik Türlerimizi Koruyabiliyor muyuz?
1715 - 1730: Kahve Arası
*3.* *Oturum (1730 – 1830)*
*Oturum Başkanı: Prof. Dr. Ahmet ERGÜN (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Fizyoloji AD)*
1730 - 1745: *Doç. Dr. Gürkan ERSOY *(9 Eylül Üniversitesi Acil Tıp AD*)**
: *Beden Dili Ve İletişim
1745 - 1800: *Psk. Gökçe BAYKUZU *(Ankara Üniversitesi Adli Bilimler
Enstitüsü)* : *Çocuk İhmali ve İstismarı
1800 - 1815: *Yard.Doç.Dr. Jamal MUSAYEV*. (Azerbaycan Adli Tıp Kurumu): İnce
İğne Biyopsisi
1815 - 1830: *Uzm. Arkeolog Murat KARASALİHOĞLU *(Kastamonu Valiliği Kent
Tarihi Müzesi Sorumlusu) : Antik Çağlardan Günümüze Bir Sağaltım Kültü
(Glikon)
1830 - 2030: Akşam Yemeği
*18 Ekim 2014 Cumartesi*
0630: Otelden Hareket
0700 – 0900: Kastamonu İzbeli Çiftliği’nde Sabah Kahvaltısı
0900 – 1300: Kastamonu çevresi kültür gezisi
· Vedat Tek Kültür Merkezi
· Kent Tarihi Müzesi
· Kastamonu Arkeoloji Müzesi
· Yakup Ağa Külliyesi
· Kastamonu Kalesi
· Saat Kulesi
· Cumhuriyet Meydanı ve Nasrullah Meydanı gezisi ve alışveriş
1400 - 1500: Öğle Yemeği
1500 – 1830: Bilimsel Program
*4.* *Oturum (1530 – 1630)*
*Oturum Başkanı:* Doç.* Dr. Hülagü KAPTAN *(Erciyes Üniversitesi Tıp
Fakültesi Beyin Cerrahisi A.D.*)*
1530 - 1545: *Bio. Fezile ÖZDEMİR *(KKTC): Kıbrıs Türk Toplumu
Liderlerinden Dr. Fazıl KÜÇÜK
1545 - 1600: *Op. Dr. Hüseyin BEKİR *(Yunanistan Serbest Hekim): Çocuklarda
Yürüyüş Bozuklukları
1600 - 1615: *Prof. Dr. Hanım HALİLOVA *(Azerbaycan): Kastamonu’ da Troid
Hastalıkları
1615 - 1630: Kahve Arası
*5.* *Oturum (1630 – 1730)*
*Oturum Başkanı: Dr.Dursun BAŞTUĞ (Kastamonu – Çankırı Tabip Odası Genel
Sekreteri)*
1630 - 1645: *Prof. Dr. Recep AKDUR *(TÜMÖD Başkanı*)**: *Türkiye’ de Hekim
Olmak
1645 - 1700: O*p. Dr. Aytekin ERTUĞRUL* ( (E) Tbp. Alb.): Türkiye’ de
Cerrahi Doğum Kontrolü Çalışmalarından Bir Kesit
1700 - 1715: *Prof. Dr. Ahmet ERGÜN *(Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Fizyoloji AD) :Yağ Hücresi
1715 - 1730: Ara ve İkramlar
*6.* *Oturum (1730 – 1830)*
*Oturum Başkanı: Prof. Dr. Ramazan İNCİ (Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi
Mikrobiyoloji AD)*
1730 - 1745: *Doç. Dr. Burcu İlkay KARAMAN *(9 Eylül Üniversitesi Türk Dili
Edebiyatı*)**: *Tıp Terimlerinin Nitel Özellikleri
1745 - 1800: *Yard. Doç. Dr. Eren AKÇİÇEK *(Ege Üniversitesi Emekli Öğretim
Üyesi)* :*Klinik Dilbilimi: Türkiye için Önemli Bir Bilim Dalı
1800 - 1815: *Dr. Sündüz ADIYAMAN *(Ankara Üniversitesi Adli Tıp AD) :
Mobbing
1900 - : Akşam Yemeği
*19 Ekim 2014 Pazar*
0600 - 0700: Otelde Sabah Kahvaltısı
0700 – 0800: Daday Kasaba Cami’in görülmesi (Başköy Çiftliği. Zamana Bağlı)
0830 – 1115: Bilimsel Program
*7.* *Oturum (0830 – 0915)*
*Oturum Başkanı:* *Prof. Dr. Yıldırım Beyatlı DOĞAN (Ankara Üniversitesi
Tıp Fakültesi Psikiyatri A.D.)*
0830 - 0845: *Prof. Dr. Ramazan İNCİ *(Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi
Mikrobiyoloji AD)*: *Sağlıkta Dönüşümün Etkileri
0845 - 0900: *Güzide Filiz TUZCU *(Antalya)* : *Osmanlıdan Günümüze Bilim:
Osmanlı’ da Bilime Bakış
0900 - 0915: *Uzm. Halkbilimci Ebru KİPAY *(Gazi Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü Türk Halk Bilim AD) :Sağlık Uygulamalarına Antropolojik
Çerçeveden Bir Bakış
0915 - 0930: Kahve Arası
*8.* *Oturum (0930 – 1030)*
*Oturum Başkanı: Prof. Dr. İ. Hamit HANCI (Ankara Üniversitesi Adli
Bilimler Enstitüsü Müdürü)*
0930 - 0945: *Psk. Gülşah Şükran YILDIZ *(Nazilli Adliyesi Uzmanı*)**: *Suçlu
Profili Oluşturma
0945 - 1000: *Cengiz ÇESKO* ( Kosova Türkiye Mezunlar Derneği (TÜMED)
Başkanı):TÜMED Türkiye Bağlantısı
1000 - 1015: *Prof. Dr. Yıldırım Beyatlı DOĞAN *(Ankara Üniversitesi Tıp
Fakültesi Psikiyatri AD) : Ruh Sağlığı ve Kızılay Konferansları
1015 - 1030: Kahve Arası
*9.* *Oturum (1030 – 1115)*
*Oturum Başkanı: Op. Dr. Erkan BALKAN (Ankara Atatürk Eğitim Araştırma
Hastanesi Göğüs Cerrahisi AD)*
1030 - 1045: *Dr. Ozan UZKUT *(Antalya*)**: *Akran Zorbalığı (Builling)
1045 - 1100: *Esra ÖZ *(Sağlık Muhabiri )* : *Sağlık Haberciliği İlkeleri
1100 - 1115: *Uzm. Dr. Akın YILDIZ *(Ankara Üniversitesi Emekli Öğretim
Üyesi) : İyot Eksikliği ve Toplum
1115: Kapanış Konuşmaları ve Kongre Programına Katılan Katılımcılara
Katılım Belgelerinin Verilmesi
· *Prof. Dr. Recep AKDUR*
· *Op. Dr. Erkan BALKAN*
· *Yard. Doç. Dr. Serap Selver KİPAY*
1230: Öğle Yemeği (Münire Sultan Sofrası) ve Kastamonu dan ayrılış…
*Poster:*
*Biomüh. Emine Firdevs YILDIRIM *(Ankara Üniversitesi Adli Bilimler
Enstitüsü): Biyolojik Silahlar
*Kongreye Destek Verenler:*
Kastamonu Valisi Şehmuz GÜNAYDIN
Kastamonu Belediye Başkanı Tahsin BABAŞ
Çankırı Valisi Vahdettin ÖZCAN
Çankırı Valisi Belediye Başkanı İrfan DİNÇ
Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Seyit AYDIN
*Düzenleme Kurulu**
Dr. Sündüz ADIYAMAN
Mustafa AFACAN
Prof. Dr. Sema AKA
Yard. Doç. Dr. Eren AKÇİÇEK
Prof. Dr. Recep AKDUR
Ünal AKGÜN
Selçuk ARSLAN
Prof. Dr. Nevzat ARTIK
Op.Dr.Serkan AYDIN
Prof. Dr. Yavuz Sinan AYDINTUĞ
Op. Dr. Erkan BALKAN
Uz.Dr.Dursun BAŞTUĞ
Psk. Gökçe BAYKUZU
Op. Dr. Hüseyin BEKİR
Nurten CİĞERCİ
Hem. Melek ÇELİK
Cengiz ÇESKO
Prof. Dr. Yıldırım Beyatlı DOĞAN
Hem. Meral DÖLEK
Ali DUYAN
Prof. Dr. Ayla SEVİM EROL
Dr. Ahmet Zafer ERGÜN
Prof. Dr. Ahmet ERGÜN
Doç. Dr. Gürkan ERSOY
Op. Dr. Aytekin ERTUĞRUL
Nejat GAMZELİ
Prof. Dr. Hanım HALİLOVA
Prof. Dr. İ. Hamit HANCI
Uz.Dr.Tuba HANCI
Sedat İŞERİ
Serdar İZBELİ
Prof. Dr. Adalet HASANOV
Prof. Dr. Ramazan İNCİ
Bio. H. Merve İYRAS
Doç. Dr. Hülagü KAPTAN
Doç. Dr. Burcu İlkay KARAMAN
Uzm. Arkeolog Murat KARASALİHOĞLU
Yard. Doç. Dr. Serap Selver KİPAY
Uzm. Halkbilimci Ebru KİPAY
Prof. Dr. Uğur KOCA
Av. Sadun KÖPRÜLÜ
Prof. Dr. Haşim KÖPRÜLÜ
Yard. Doç. Dr. Jamal MUSAYEV
Prof. Dr. Çimen OLGUNER
Esra ÖZ
Bio. Fezile ÖZDEMİR
Cemil ÖZEL
Dt. Orhan ÖZKAN
Bio. Merve PARLAKGÖRÜR
Av. Rıdvan SADIK
Vet. Hek. Adnan SERPEN
Av. Ertan SİMİTÇİ
Dr. Altay SUROY
Yard. Doç. Dr. Serdar SÜTÇÜ
Ayşe TANDOĞAN
Güzide Filiz TUZCU
Yard. Doç. Dr. Neşe Nur USER
Dr. Ozan UZKUT
Mehmet Fatih YAPICIOĞLU
Biomüh. Emine Firdevs YILDIRIM
Psk. Gülşah Şükran YILDIZ
Uzm. Dr. Akın YILDIZ
* Soy isim Alfabetik Sırasına Göre Hazırlanmıştır.
akrep956 <akre...@gmail.com>: Sep 01 08:29AM +0300
*iCiME SiNMiYOR*
*inceden bir sizi sariyor gonlumu*
*ismini soylemeye dilim varmiyor..*
*Sen olmayinca aksamlar*
*icime sinmiyor..*
*Olmus olacak ne varsa umurumda degil..*
*olum bile yoklugundan daha agir gelmiyor..*
*sen olmayinca yasamak icime sinmiyor..*
*Sana ait ne varsa yakip yiksaydim keske*
*anilarin kelepcesini sokup atsaydim keske*
*Ne care gucum yetmiyor..*
*Bu dort duvar bu sessizlik*
*her gun biraz daha uzun..*
*Kapimda bekleyen umut dolu bahar bile..*
*Sensiz icime sinmiyor..*
*Sana ait ne varsa yakip yiksaydim keske*
*anilarin kelepcesini sokup atsaydim keske*
*Ne care gucum yetmiyor..*
*Camlarda aglayan nazli yagmur seni*
*sorar gibi..*
*Bu oyle bir hasret ki yuregime sigmiyor..*
*Sen olmayinca yasamak..*
*icime sinmiyo*
*Leman SAM*
*AKREP56*
akrep956 <akre...@gmail.com>: Sep 01 08:31AM +0300
"Serendip Altındal" <serendip...@gmail.com>: Sep 01 10:01AM +0300
01.09.2014
Öncelikle Sayın Halit Narin ve Türkiye Tekstil Sendikasına; böyle değerli bir eseri toplum paylaşımına sundukları için sonsuz teşekkürlerimi arz etmek isterim. Bilhassa da sınırlı sayıda basılan, böylesi tarihi değeri çok yüksek olan bir belgeyi, almak isteseler de piyasada bulamayacak veya bulsalar da belki de maddi imkânsızlıkları nedeniyle alamayacak olan gençlerimize, kendimi yine ve yeni bir ahde vefa ödevine adayarak, armağan ediyorum.
İlişikte ki eserin orijinal eski Türkçe aslından yeni Türkçeleştirilmiş nüshasını, dijital belge (içinde araştırma yapılabilir) suretine getirerek, özellikle de Atatürkçü gençliğimin arşivine sunuyorum. Herhangi bir maddi menfaat amacım olmadığı için, piyasada satılmayan bu kitabın telif haklarını da ihlal etmediğimi, dijital kitabın ilk defa dağıtımını yaptığım bu yazımla da özellikle belirtmek isterim.
Kendi adreslerine de benden sonra dağıtım yapacak olan dostlarım, herhalde aynı esaslara sadık kalacaklardır. Bu paylaşımlar bilhassa kısıtlı bütçeli ve anavatanlarında yokluklarla mücadele eden gençlerimiz için büyük önem taşımaktadır aslında. Tarihi belgeler, tarihi bulgular gibidir. Asla toprak altında veya kapalı dolaplarda, kitaplıklarda kişisel ya da kurumsal menfaatler nedeniyle kullanılmak amacıyla muhafaza edilemezler. Hemen toplumla paylaşılmalıdırlar. İşte bu nedenle Sayın Halit Narin ve arkadaşları önemli bir iş başarmışlar ve her türlü övgüye de hak kazanmışlardır.
Bana gelince, elbette böylesi zarif bir duyarlılığa, duyarsız kalamazdım. Saniyelerde ciltleri yutan devasa tarayıcıların kullanıldığı bir Net dünyasında; 735 sayfayı tek tek ve ağır ofis tarama cihazımla tek başıma elden geçirmek ve tarama hatalarının üstüne üstlük; orijinalinde bile bolca rastlanan hataları elimden geldiği kadar düzeltmeye çalışırken de, neler çektiğimi ben bilirim. İnanın yeni ve aynı büyüklükte bir eser veya hayli karmaşık bir ERP programı yazmaya kalksam, asla bu kadar zorlanmazdım.
Ne ki amaç aziz önderin, bana göre özelleri itibarıyla da, Nutuktan bile önemli, bilinen tüm görüş ve tarihi söylevlerinin yer aldığı böyle değerli ve kapsamlı bir eseri, özellikle de bugünkü mevcut, kol ve kanatları dışa bağımlı sistemin yokluk içinde bıraktığı vatanlarında; ama bağımsız geleceğimizin fundamenti olan çocuklarımızın arşivleriyle buluşturmak olunca, aldığım keyif çektiğim her sıkıntıya değerdi.
Dosyayı mesaj eki halinde yollarsam bazı servis sağlayıcılarında ve şirket serverlarında, dosya boyutu (23 MB) nedeniyle sorunlar oluşacağından, dijital kitabı aşağıda ki paylaşım adresimden direk olarak okuyabilecek veya bilgisayarlarınıza da yükleyebileceksiniz.
Bağlantı adresi: Atatürk'ün Görüş ve Direktifleri..
https://drive.google.com/file/d/0BxCtJb55pjVQaVRyRzlBT18tZjA/edit?usp=sharing
Dipnot:
Bütün titizliğime rağmen kitabı oluştururken, kaçınılamaz bazı hatalarımdan dolayı
lütfen kusumu bağışlayın. Siz nasıl olsa onlarla da eserin üstesinden
gelebilirsiniz. Yerimde olsa Atatürk'de aynı şeyleri, size güveni tam olduğu için
- ki hepsi kitabın içinde - önce de söylediği gibi, yine söylerdi sevgili gençler...
Serendip Altındal
Özün Kişiliğinin Aynasıdır...
serendipaltindal.blogspot.com
serendip...@gmail.com
Video Kanalım
"davut arslantürk" <oray...@hotmail.com>: Sep 01 12:13PM
TOPRAK DOĞUMDUR
utancın acıları
güzelliğe gölge gibi düşüyor
en görkemli taşlara kazınmış
yazılar bu
yürek parçalayan sancılar
savaşçıların mızraklarında
düşünce çürür
mahmuzlar ve naralar
yaşamak susmaksa eğer
ölüp de nal seslerinde
soğur elleri
sararır gökte ay
cehennem yaratanlar
çığlıklarda kulaksız bir göz
yüreklerini ateşe vuranlar
sonsuzluğun özleminde
renklere dönüşür
gözlerinde aydınlık
ruh kaynar
dilsizleşen bir yaşam
boğuyor kendini
hayaletlerdir savaşan
sancılardır
kurulur ordular üstüne
toprak doğumdur
acıkmadıkça
içimizden biri
asla umutsuzluğu değil
"Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com>: Sep 01 03:10PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: A. Türer Yener <a_ture...@hotmail.com>
Tarih: 31 Ağustos 2014 22:10
Efendim
İlişikte PKK ya geçit vermediği için suçlanan kahraman komando
birliğimize vatan savunması yaptığı için
haklarında soruşturma açılması ile ilgili yazıyı bilgilerinize sunuyorum.
Utanıyorum efendim. Çok üzülüyorum. Bu kahramanlar bunları hak etmiyorlar.
Merak ediyorum. Genel Kurmay Başkanımız Sayın Orgeneral Necdet Özel ve
Kuvvet Komutanlarımız neden
bu duruma müsaade ediyorlar. Bir Türk olarak onlardan ,açıklama beklemek
hakkımdır diye düşünüyorum.
Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları ,Yüce Türk ulusunun bağrından
çıkan kahramanlardır.
ABD-AB liği ülkeleri -İsrail ve içimizdeki yandaşları ,ülkemizi bölmek ve
parçalamak için ellerinde gelen
gayreti göstermektedirler. Bu devletler Yüce Türk Ulusunu Araplara
benzetmesinler.
Bu devletler Türkiye Cumhuriyeti ile fazla uğraşmasınlar.
Atatürkçülerle temas onlar için tek çıkar yoldur.
" Kırk yıl yağmur yağsada mermere su işlemez " bilmelerinde yarar
vardır.
Geçen
Saygılarımla
A. Türer Yener
Not: İlişikteki yazı Türk dünyasına ve Türk dünyası gazeteciler
federasyonu üyelerine CC .olarak gönderilmiştir.
https://www.facebook.com/idilgoktan?fref=ufiPKK ya geçit vermediği için
soruşturma açılan komando birliği
https://www.facebook.com/kizilelmaulkum/photos/pb.726070250739332.-2207520000.1409510552./848146228531733/?type=1&theaterTürk
milletine ırkçı diyenler
https://www.facebook.com/kizilelmaulkum/photos/pb.726070250739332.-2207520000.1409510888./847914301888259/?type=1&theaterİslam
adına Türk düşmanlığı yapan soysuzlardan nefret ediyorum. -Ömer Seyfettin
--
Türkiye için el ele mail grubumuz
*https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele
<https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele> *
Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com
<turkiye-i...@googlegroups.com> *
Erzincan Kemaliye Egin Grubum
http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu
Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com
Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
https://twitter.com/#!/MiLALDi
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
"Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com>: Sep 01 03:11PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
From: Habip Hamza ERDEM <habip...@gmail.com>
Date: Sun, 31 Aug 2014 21:06:20 +0200
‘STRATEJİK DERİNLİK’ Burada Dr Davutoğlu’nun ‘Stratejik Derinlik’ tezinin
ele alınması yerine, öncelikle Fransa’da ‘Soğuk Savaș’ sonrası gelișen ‘Yeni
Sağ’ın ‘stratejik derinliği’ ve onun dūnya genelindeki ‘yansıma’larına
değinilecektir. Dr Davutoğlu’nun ‘restorasyon’ ya da ‘yeni’ Tūrkiye’si ile
Avrupa’da yūkselen ‘Yeni Sağ’ arasında ‘paralellik’ kurulup
kurulamayacağına, uygulanan ‘politika’lar kadar tasarlanan ‘strateji’lerin
‘derinlik’ine bakılarak karar verilebilir. Bu amaçla kimi temel
‘kavramsal’ araçların tanıtılmasına çalıșılacaktır. Meta-politik Nieztche’nin
‘būyūk politika’ (grande politique)’sına gönderme yapan Meta-Politik
terimi, Fransızca’ya, Joseph de Maistre’in önemli bir çalıșmasına yazdığı
(1) ‘önsöz’de (1814) Alman idealizminin teknik sözcūklerinden biri olarak
girer : « *Ȫyle sanıyorum ki, diyor yazar, meta-politik Alman filozofların
fizikten fizikötesini (metafizik) ayırmak istedikleri biçimde politikadan
da politikaötesini ayırmak için bu sözcūğū ileri sūrdūler. Ancak, sıradan
bir politika-ötelik olma yerine, gözlemciler tarafından, bilimsel açıdan
‘politikanın metafiziği’ olarak ele alınmasında yarar vardır* ». 1906
yılından itibaren Moeller van den Bruck tarafından sisyasal/felsefesî bir
proje olarak geliștirilen ve ‘muhafazakar devrimcilik’ terimiyle anılan
‘dūșūnce akımı’nın uyguladığı politikaların adı oldu. Mufafazakar
devriciliği diğer ‘Devrimcilik’lerden ayırıcı özelliği, ‘darbe’ yerine,
Weimar Cumhuriyeti döneminden itibaren, Almanya’da ‘uç sağ’ın
anti-demokratik eğilim ve etkinliklerini dile getirmek için kullanılmakta
olan ‘meta-politik’ uygulamalarıyla istenilen amaca ulașmak çabasıdır.
Fransa’da
ise, 1968 yılında, GERECE’in (2) kurulușuyla birlikte yeniden kullanılmaya
bașlanmasına değin ciddî herhangi bir ideolojik-politik çalıșmada yeralmaz.
Salt adsal (subtantif) bir politika-ötelik yerine, niteliksel
(politikaötesi mūcadele) olarak; spekūlatif anlamda felsefe, tarih ve
politikaya gönderme yaparken; stratejik anlamda da etkin bir politik pratik
kuramına, ideolojik ve kūltūrel gūç ilișkilerini ‘anlamaya’ ve politik
mūcadelenin ‘ūstbelirlenmesi’ (surdétermination) ilkesine dayanmaktadır. Bu
ikinci anlamda, bir ‘kūltūrel devrim’ amacından bile sözedilebilir. Ludwig
von Mises’in “dūșūnceler ancak dūșūnceler tarafından alt edilebilirler”
görūșūne benzer biçimde Fransa’da ve giderek tūm Avrupa’da etkin olacak ‘Yeni
Sağ’ adlı bir dūșūnce akımı geliștirildi. Dergileri: ‘Yeni Ekol’. Bu akımın
öncūlerinden Jules Monnerot’ya göre, ‘Action Française’den sonra kurulan
‘tek’ sağcı ekol olur (1970). ‘Yeni sağ’ ortaya çıkarken, çalıșmalarının
politik gelișmelerden uzak durup onları kūçūmsemeyeceklerini ama
‘kesinlikle’ politik davranmayacaklarını da ilan ediyorlardı. İlginç bir
biçimde, ‘politik islam’ın da bașlangıçta benzer bir ‘strateji’ ile yola
çıktığının altını çizelim. Fransa’daki ‘yeni sağ’ın öncū dūșūnūrleri,
‘varlık nedenleri, çalıșma yöntemleri ve amaçları’nın ‘bașka yerde’
aranması gerektiğini ileri sūrūp, bu bașka yeri de ‘metapolitik’ olarak
tanımladılar (3). Bu ‘metapolitika’, bir ‘dūșūnce kurumu’ (société de
pensée) olarak GRECE ‘in kuracağı ‘dūnya görūșū’ne dayanan, uzun erimli ve
tarihsel nitelikte olan, salt Fransa değil ama tūm Avrupa halklarının kendi
geleceklerine kendilerinin karar verecekleri bir ‘kūltūrel devrim’
hazırlığına dayanmaktadır. Meta-Kuram Politika ‘kuram’sız olmaz.
Meta-politika’nın da kendine özgū ‘kuram’ları ve giderek bir ‘meta-kuram’ı
olacaktı. Hatta dilden bilime, psikolojiden ekonomiye, devletten
uluslararası ilișkilere değin her alanda bir ‘meta-kuramlar yelpazesi’ (4)
oluștu. Bir kısım araștırmacılar, meta-kuramın somut gerçeklik ile ilgisi
olmadığı ve onun salt ‘kuramlar kuramı’ olarak ele alınması gerektiğini
ileri sūrseler de; özellikle ontolojik ve epistemolojik temelleri
bakımından çoğu kez soyutlama dūzeylerinde ‘karıșıklık’ ve hatta
‘açmaz’lara sūrūklenen ‘meta-kuram’lar ūretilmeye bașlandı. O arada
Marksist ‘bilinç’ ve ‘anlama’ kuramlarının da, bir bakıma ‘meta-kuram’
bağlamında değerlendirilebileceği ileri sūrūlmūștū (5). Ilginç olan,
‘Yeni-Sağ’ın ‘kūltūrel’ denilen ‘öğretileri’ de önceden hazırlanmak yerine,
pragmatik olarak uygulandıkları ‘metapolitik’ bir strateji içinde, değișken
bir etkilinlik kazanmakta ve politik mūcadele içinde ‘pratik bir değer’e
kavușmakta idiler. Strateji ve Derinlik Ancak zamanla bir araștırma grubu
olarak değil ama ‘Avrupa genelinde’ bir politik grup gibi çalıșmaya
bașladıkları görūlmektedir. Kușkusuz ‘görūldūkleri’ kadarıyla. Oysa
görūlemedik kısımları görūndūklerininden çok daha derinlere uzanmıș
durumdadır. Ȫğrenci kurulușlarından meslek kurulușlarına, yazılı ve görsel
medyadan ‘araștırma kurulușları’na değin etkin bir ‘meta-politka’
uygulamaktadırlar. Bu araștırma kurulușlarında da sūrekli olarak yeni
‘meta-kuram’lar ūretilmeltedir. Tūrkiye’de, son yıllarda mantar gibi biten
‘stratejik araștırma’ kurumlarının bunlardan etkilenmediklerini dūșūnmek
olası mıdır? Dr Davutoğlu’nun ‘Stratejik Derinliği’nin de ‘uluslararası
akademi’lerin ‘derinliği’ kadar olabileceğini tahmin etmek pek zor olmasa
gerek. Ve tam da bu nedenle, ‘strateji’lerdeki ‘sığ’lığın, uygulanan
‘politika’ların ‘katı’lığına yol açtığı ileri sūrūlebilir. Meta-kuram’larından
‘kuram’ çıkarıldığında ise geriye salt ‘metal’ kalmaktadır. Habip Hamza
Erdem _______________ (1) Joseph de MAISTRE, *Essai sur le principe
générateur des constitutions politiques et des autres institutions
humaines, *1814. 1814 Yılının Fransa’da ‘Restorasyon Dönemi’nin bașlangıç
yılı olması salt bir ‘raslantı’ olabilir. (2) GRECE, (Groupement de
Recherche et d’Etudes pour la Civilisation Européenne) Avrupa Uygarlığı(nı)
Araștırma ve İnceleme Grubu (1968) (3) Pierre André TAGUIEFF, « La
Stratégie culturelle de la ‘Nouvelle Droite’ en France (1968-1983) », *Fașizm
mi Dediniz ? (Vous avez dit Fascismes?), *Robert Badinter (éd),
Arthaud/Montballa,
Paris, 1984 içinde pp:13-153
(4) Eric THOMAS, « Le Spectre de la métathéorie », *Etudes internationales*,
vol. 36, n°3, septembre 2007 pp: 383-403
(5) Habip Hamza Erdem, “Toplumsal Eylembilim”, *Ȫrūtbağ, 12 Șubat 2012*
--
Türkiye için el ele mail grubumuz
*https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele
<https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele> *
Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com
<turkiye-i...@googlegroups.com> *
Erzincan Kemaliye Egin Grubum
http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu
Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com
Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
https://twitter.com/#!/MiLALDi
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
"Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com>: Sep 01 03:08PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: pan bebek <panb...@hotmail.com>
Tarih: 31 Ağustos 2014 22:14
Konu: Sözün Bittiği yer...
Kime: "erzinca...@gmail.com" <erzinca...@gmail.com>
*SÖZÜN BİTTİĞİ YER...*
*Karl Marx '' Hiç kimse özgürlükle savaşmaz.Olsa olsa diğerlerinin
özgürlüğü ile savaşır.Bence bu sözlerin şimdi geleceğin Türkiye'sinde
yaşanası gerçeklerini hep birlikte göreceğiz.Bu sözlerin şimdi AKP ve (RTE)
nin sözleriyle örtüştüğünü görmek mümkün bana göre. Hitler'in bir tane
Goebbels'i vardı.AKP'nin çok sayıda var.Ve bunlar zaman zaman
değişiyor.Führer ne dediyse ikinci gün Führer'in takip eden,söylediklerine
dayanak bulmaya çalışan Goebbels'i var.Joseph Goebbels ''Yalan söyleyin
mutlaka size inananlar çıkacak ve siyasetin kontrolünü her zaman korkuyla
elde tutacaksınız,yalan söyleyerek inandırdığınız kişiler sizin her
yaptığınıza doğru yanlış inanmaya devam edecektir''diyor.Türkiye şimdi bu
korkunç gerçeği yaşıyor ve yaşayacak.AKP'nin en büyük düşmanı Özgürlük.Yani
herkesle savaşan,özgürlüklerle savaşan,dinler,diller ve ırklar
mezhepler.her şeyle savaşan bir Başbakan o şimdi Cumhurbaşkanı.Yemin ederek
göreve başladı beklediği istediği buydu,yaptığı yemine sadık
kalacakmı,yoksa her balkon konuşmasının aksine,yine kendi istediğini
yapmaya devam edecekmi,bekleyip göreceğiz dilerim yanılan ben olurum.*
*Basını terbiye etmeye çalışan,kendi medyasını oluşturarak toplumun
gerçekleri öğrenme hakkını elinden alan,sadece kendi anlayışını ifade eden
haberleri kullanan,kendisine biat etmeyen yazar düşünür bilim adamı ve
gazetecileri işsiz bırakan.topluma korku sendromu yaşatan bir siyasal
anlayışın daha otoriter etkileşimini şimdi Cumhurbaşkanı olarak yaşanmasını
göreceğiz.Dünya sivil toplum örgütü halkın haber alma bilgilendirilme
konusunda Türkiye'nin Zambiya,Tanzanya,Uganda'dan bile geride kaldığını 134
sıraya düştüğünü açıkladı.Yeni cumhurbaşkanı bu gerçeğin farkında olacakmı?
kendisini eleştirenlere,kendisi gibi düşünmeyenlere bile hoşgörüyle
yaklaşabilecekmi? bunu merak ediyorum.*
*Türkiye'nin yeni cumhurbaşkanını dinliyorum,13 yıldır iktidarda olan bir
partinin genel başkanı,tebrik mi etmeliyim,yada her şeye rağmen sevmeli
miyim bilemiyorum.Ama bunca yıl yaptıklarına baktığımda neye karar
vereceğimi bilemiyorum dahası korkuyorum.Parti başkanı olduğu bunca yıl
sonra geldiği noktada yaptıklarını, söylemlerini,konuşmalarını analiz
ettiğimde içimdeki korkularım dahada beni rahatsız etmeye başladı.Sanırım
şimdi eleştirilmeye bile tahammül gösterir diye düşünmekte isterim.balkon
konuşmasında her dönem aynı sözleri dinledim,ama sonrasında söylediklerinin
hep aksini yapan bir lider.Şimdi bu son sözlerine de çıkıp bir öz eleştiri
yapmadan inanmak istemiyorum.Yaşadığım ülkenin cumhurbaşkanı olarak sadece
makama olan saygım vardır hepsi bu.''Bir millet iktidarda bulunan kişilerin
şereften,onurdan,ahlaktan yoksun davranışlarını,hırsızlığını yalnızca kendi
siyasi görüşünden olduğu için görmezden geliyorsa,o millet erdemini
yitirmiştir.Erdemini yitiren millet bir gün vatanını kaybeder'' Niccola
Machiavelli bunu söylemiş.Şimdi yeni cumhurbaşkanı,yemin ettiği andan
itibaren ülkede bu temizliği yapabilecek mi acaba? ''bana diktatör dediler
kızıyor dediler,ama şimdi cumhurbaşkanı olduğumda daha da sert olacağım''
açıklaması bir cumhurbaşkanına yakışır sözler değil.(RTE) bu tür tarzını 13
yıldır hiç değiştirmedi,özellikle gezi olaylarındaki uzlaşmaz tutumu bir
cumhurbaşkanına yakışır mı buna siz karar verin.Daha uzlaştırıcı ve toplumu
bir araya getirme anlamında gayretler içinde olmak yerine,'' bende yüzde
elliyi zor tutuyorum'' demek korkunç bir ifade şekli, değil mi? Düşünce
insan hak ve özgürlükleri konusunda çok geride kaldık,insanların haber alma
ve gerçekleri paylaşma özgürlükleri bu ülkede yasaklanmadı mı?,tüm sosyal
paylaşım kanalları kapatılmadı mı?.Bugün Anadolu da halkın yüzde 30'u
sosyal paylaşım kanallarından yoksun,nerede ne olmuş,kim ne yapmış,başbakan
ne söylemiş,ülkede neler olmuş,bunlardan haberi yok,yani koyun misali hala
uyumakta.Her zaman söylediğim gibi Cahil bir toplum neyi neden seçtiğini
bilmiyor,işte burada AKP kendi yarattığı anlayışa Biat eden bu toplum
sayesinde hala sisteme hükmeder durumda,ve sonunda ortaya 12'nci
cumhurbaşkanını çıkardı.Otoriter bir anlayışın yöneteceği Türkiye'de, şimdi
Atatürk devrimleri,insan hak ve özgürlükleri, düşünce anlayışı, cumhuriyet
nerede kalacak merak ediyorum.13 yıldır Atatürk ve cumhuriyetten nefret
eden bu zihniyetin,şimdi bundan sonra neler yapacağını merak etmiyorum
biliyorum,acaba yanılan ben olur muyum diye de düşünüyorum.Türkiye her
geçen gün siyasal bir krizin ortasında sürükleniyor.Türkiye'de hiç bir şey
artık özgür yaşanmayacak biliyorum,birileri kendi inançlarına kayan bir
cumhuriyet kurmak için ne gerekiyorsa yapacak.Başbakan (RTE) bir
konuşmasında '' Laik değil ÜMMET anlayışı evladır,geliyoruz sindire sindire
geliyoruz,herkes aklını başına alacak'' diyor du,işte şimdi bu sözlerin
hayata geçirilmesi hareketi başladı.Şimdi cumhurbaşkanı olarak tüm sisteme
hakim bir anlayışla,ben tarafsız olacağına inanmadığım gibi,Türkiye'de daha
belirgin otoriter bir rejim yaşanacağını görmemek mümkün olacak mı acaba?.
Dünyanın hiç bir ülkesinde böylesine bir kutlama yapılmaz, Türkiye böyle
resimlerin yaşanası bir ülke değil, saray gösterilerinde saltanat meraklısı
kralların, ancak mutlu olabilmek adına yansıttıkları bu görüntüler bir
cumhuriyet ülkesine yakışmaz. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı değil,
Türkiye Cumhurbaşkanı olarak yansımanın da üzücü olduğunu ifade etmek
isterim. Cumhuriyetin tüm değerlerinin Türk kimliğinin yok edildiği gibi
burada da görmek mümkün. Türkiye Atatürk'ten kalan akıl ve bilimsel mirası
yavaş yavaş kaybediyor tehlike burada aslında, ama bunu kimse görmediği
gibi yağdanlık ve dalkavukluk kültürünü benimsemiş olanlar bundan son
derece mutlu bana göre. Şimdi Batının bilimsel değerlerinden koparılmış bir
Türkiye. Orta doğunun KABİLE demokrasisine katılmaya hazırlanıyor. (RTE)
nın burada bir vatandaş olarak makamını eleştirmek değil maksadım, elbette
yaptığı yemine sadık kaldığı taktirde bir vatandaş olarak başarı dilerim.
Ancak kin ve öfke ihtiras birikiminin burada yansımasının getireceği
sonuçları düşündüğümde endişelenmemek mümkün değil. Tek adam olmanın
verdiği ihtirasın sonuçlarını düşünmek bile istemiyorum.(RTE) nın tarafsız
bir cumhurbaşkanı olması tek dileğim. Bunu da bekleyip göreceğiz, Türkiye
otoriter bir rejimin tutsağı değil, Atatürk devrimlerine cumhuriyete onun
akıl ve bilimsel mirasına bağlı bir ülke olarak tüm dünyada saygınlığını
korumalıdır. Ne Mutlu Türküm Diyene.Prof.Dr.Levent Seçer*
--
Türkiye için el ele mail grubumuz
*https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele
<https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele> *
Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com
<turkiye-i...@googlegroups.com> *
Erzincan Kemaliye Egin Grubum
http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu
Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com
Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
https://twitter.com/#!/MiLALDi
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
"Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com>: Sep 01 03:06PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: A. Türer Yener <a_ture...@hotmail.com>
Tarih: 1 Eylül 2014 06:36
Konu: saygi ve sevgilerimi gonderiyorum son yazimla birlikte...
Efendim
İlişikte sizlere kalbi vatan aşkı ile çarpan Türkiyemizden binlerce Km
uzakta ABD 'den yazısını
gönderen kardeşimizin " *MUHALEFETE SON ÇAĞRI " * Konulu çok önemli
yazısını bilgilerinize
sunuyorum.
*TBMM sinde grubu bulunan CHP ve MHP yi göreve davet eden kardeşimiz şunu
unutuyor olmalı.*
*TBMM sinde konuşmanın ötesinde hiç bir varlık gösteremiyen muhalefet
partilerimizin devamlı*
*seçim kaybeden, lider ve lider kadroları olduğu müddetçe bu
partilerden bir atılım beklemenin*
*büyük hata olduğunu biliyorum.*
*Buda iktidarı elinde tutan AKP iktidarının işine çok yaradığıda bir
gerçektir.*
*CHP ve MHP de ,süratle yeni lider ve yeni lider kadrolarına ihtiyaç
olduğu bir gerçektir. Bunu mutlaka*
*gerçekleştirmeleri Türkiye Cumhuriyeti için bir gereklilik olduğunu
hepimiz çok iyi biliyoruz. Ama *
*onlar küçük olsun, bizim olsun düşüncesi ile koltuklarından bir türlü
ayrılamıyorlar.*
*Bir Türlü Yüce Türk ulusu ile bütünleşemiyorlar. Liderlere ve Lider
kadrolarına şu tavsiyemiz olacak. Bir ata*
*sözü vardır. *
*" KAPINIZIN ÖNÜ KAR İLE KAPLI İKEN, KOMŞUNUN DAMINDAKİ KARDAN ŞİKAYET
ETMEYİNİZ. "*
*ÖNCELİKLE KAPINIZDAKİ KARLARI ** TEMİZLEYİNİZKİ , BAŞINIZI KAPINIZDAN
ÇIKARARAK ETRAFINIZI VE GERÇEKLERİ *
*BİR GÖRÜNÜZ EFENDİM.*
*Saygılarımla*
*A.Türer YENER*
*Not: İlişikteki yazı Türk dünyasına ve Türk dünyası gazeteciler
federasyonu üyelerine CC olarak gönderilmiştir.*
*https://tr-tr.facebook.com/EYTURKIRKINISEV
<https://tr-tr.facebook.com/EYTURKIRKINISEV>*
------------------------------
http://yazarlar.gazeteny.com/2014/09/01/muhalefete-son-cagr/
--
Türkiye için el ele mail grubumuz
*https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele
<https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele> *
Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com
<turkiye-i...@googlegroups.com> *
Erzincan Kemaliye Egin Grubum
http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu
Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com
Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
https://twitter.com/#!/MiLALDi
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
"Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com>: Sep 01 03:02PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
From: Ismail Kara <kar...@gmail.com>
Date: Mon, 1 Sep 2014 08:42:27 +0300
Subject: Fwd: Karozan İSMAİL KARA, 1:UTANÇ - "Dünya Barış Günü" nedeniyle
*U T A N Ç*
*Kediyle köpeğin dostça yaşadığı günümüzde,*
*İnsanlar halâ birbirini yemekte…*
*Asırlar ve medeniyet ilerledikçe,*
*Galiba insanlık gerilemekte…*
*Doğrusunu isterseniz, üzgünüm ben;*
*Utanıyorum kedilerden köpeklerden…*
* İsmail KARA*
*SHAME*
*When cat and dog live friendly in this period of time*
*Men pick on each other unfortunately*
*While the centuries and civilization have been improving*
*It looks like humanity is going to regress...*
*I'm unhappy truly*
*In feel too ashamed to cats and dogs...*
* Ismail KARA*
(Translation: Nilüfer Dursun)
<http://3.bp.blogspot.com/-o7uroTtVF-0/VAQFceAjVZI/AAAAAAAAGdY/XTeymA9zUmc/s1600/Sevginin%2BResmi-110.jpg>
http://karozan1a.blogspot.com/2014/08/utanc-dunya-bars-gunu-nedeniyle.html
*WEB ::: http://karozan.blogspot.com <http://karozan.blogspot.com>*
--
Türkiye için el ele mail grubumuz
*https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele
<https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele> *
Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com
<turkiye-i...@googlegroups.com> *
Erzincan Kemaliye Egin Grubum
http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu
Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com
Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
https://twitter.com/#!/MiLALDi
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
"Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com>: Sep 01 03:00PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
From: Yilmaz Karahan <karahan...@gmail.com>
Date: Mon, 1 Sep 2014 12:46:08 +0300
*Oturulabilir Şehir Ve Türk Vakıf Sistemi*
[image: image001]
Meshur musluman Turk filozofu Farabi, onuncu asrin kirkli yilarinda,
el-Medinetu`l-Fadila, yani erdemli, ideal toplum, adiyla(1) yazdigi
kitabinda, insanin kendini surdurebilmesi ve mukemmellesebilmesi icin
yaratilistan bir cok seye muhtac oldugunu, bunlari tek basina elde
edemiyecegini, yaratilisinin gayesi olan mukemmelligine “ancak birbiriyle
yardimlasan bircok insanin bir araya gelmesiyle" ulasabilecegini
vurguladiktan sonra, toplumlari once mukemmel ve eksik diye ikiye, mukemmel
toplumu da uce ayirmakta, ve soyle devam etmektedir:
"Mukemmel toplumlar buyuk, orta ve kucuk olmak uzere uc cesittir. Buyuk
toplum, oturulabilir (ma`mûra) dunyanin butununde butun milletlerin bir
araya gelmesidir. Orta toplum, oturulabilir dunyanin bir parcasinda tek bir
milletin bir araya gelmesidir. Kucuk toplum her hangi bir milletin oturdugu
topraklar uzerinde tek bir sehir halkinin bir araya gelmesidir. Bir koy
halkinin, mahalle halkinin, bir sokakta oturanlarin, nihayet bir ev
halkinin bir araya gelmesi -ki bu sonuncu, en kucuk bir birliktir- kusurlu,
eksik bir toplumu meydana getirir. Mahalle ve koyun her ikisi de sehir icin
vardir; ancak koyun sehirle iliskisi, ona hizmet iliskisidir. Buna karsilik
mahalle sehrin bir parcasi olarak onunla iliski icindedir. Sokak
mahallenin, ev sokagin bir parcasidir. Sehir, bir milletin yasadigi
topraklarin bir parcasi; millet, uzerinde yasanan dunyanin butun
toplumlarinin bir parcasidir.
"En ustun iyilik ve en buyuk mukemmellige ilkin ancak sehirde ulasilabilir,
sehirden daha eksik olan bir toplulukta ulasilamaz. Ancak gercek anlamda
iyi, secme ve irade ile elde edilebilir bir ozellige sahip oldugundan, bir
sehrin kotu olan bir takim amaclarin elde edilmesi icin insanlarinin
birbirlerine yardim ettikleri bir varlik olarak kurulmasi mumkundur. O
halde insanlari kendileriyle hakiki anlamda mutlulugun elde edildigi seyler
icin birbirlerine yardim etmeyi amaclayan bir sehir, erdemli, mukemmel bir
sehir`dir (madina fadila), insanlari mutlulugu elde etmek icin birbirlerine
yardim eden toplum erdemli, mukemmel bir toplumdur. Butun sehirleri
kendileriyle mutlulugun elde edildigi seyler icin birbirlerine yardim eden
bir millet, erdemli, mukemmel bir milletdir. Ayni sekilde erdemli, mukemmel
evrensel devlet de ancak icinde bulundurdugu butun milletleri mutluluga
erismek icin birbirlerine yardim ettikleri zaman ortaya cikar.(2)
Devlet (Politeia)`inde Platon, Tanri Sitesi (De Civitate Dei)`nde Saint
Augustin, Ronesans doneminin meshur eseri Utopia`da T.Morus, nihayet XVII.
yuzyilda Gunes Ulkesi (Civitas Solis)`nde Italyali kesis Campanella da
Farabi gibi insanlarin mutlu bir hayat surdurebilecegi ortamlarin hayalini
terennum etmislerdir. Bu dusunurleri sirf birer "utopiste" olarak degil,
"sosyal adaletciligin gercek onculeri", eserlerini ise "daha bu dunyada bir
kardeslik toplumunun refahi icin bir kaideler sistemi kurma denemesi"
olarak degerlendirenler vardir.(3) XVI. yuzyil Osmanli dusunuru Kinalizade
Ali Celebi, Farabi`nin tasarladigi Medine-i Fadila`nin Kanuni Sultan
Suleyman tarafindan gerceklestirildigini ifade ediyor.(4)
Bugun cevre tahribatinin, sosyal adaletsizligin, esitsizligin,
guvensizligin ve yoksullasmanin, dunyamizi tehdit eder hale geldigini
goruyoruz. Cevreye saygili olmayan ve sosyal ve beseri gelismeye de ayni
agirlikta onem vermeyen iktisadi buyume artik anlamini yitirmistir. Bu
ciddi insanlik sorunlarinin cozumunde merkezi idarelerin yetersiz kaldigi;
bu sebeple, herkesin, fertlerin ve sivil toplum kuruluslarinin, ozel
sektore ve kamu sektorune mensup aktorlerin hepsinin toplum sorumlulugu
anlayisi icinde hareket edecekleri katilimci yeni bir demokrasinin ve yerel
yonetimlerin onem kazanmasi ve yayginlasmasi icin calisiliyor. Bu yeni
anlayisa gore, temel hurriyetlerden yararlanma hakkina sahip oldugu kabul
edilen fert, ayni zamanda diger insanlarin ve gelecek nesillerin haklarini
korumakla, genel kamu oyunun iyiligine aktif katkida bulunmakla yukumlu
kilinmak isteniyor. Birlesmis Milletler Insan Yerlesmeleri, diger adiyla
Habitat II organizasyonu, bu anlayis icinde, sosyal ve iktisadi gelismenin
surekliligi, tabii cevrenin ve insan haklarinin korunmasi, herkesin kamu
hizmetlerinden kolayca yararlanabilecegi saglikli ve guvenli bir hayat
ortaminin hazirlanmasi ve daha iyi bir hayat standardinin yakalanmasi,
butun bunlarin kulturel farkliliklarin ve kimliklerin yok edilmeden
gerceklestirilmesi icin kuresel dayanisma ve isbirligi arayisi icindedir.
Avusturalya`nin eski basbakan yardimcisi Brian Howe`un ifadesiyle, Habitat
aslinda butun insanligin etik, ahlaki bir devrim yasamasinin dusudur.(5) O
halde Farabi`nin tasarilariyla Habitat II cercevesinde olusturulan
tasarilar arasinda benzerlikler vardir. Farabi`nin dusuncelerinin XVI.
yuzyilda uygulama imkani buldugunun bizzat bu yuyilda yasayan bir fikir ve
bilim adami tarafindan ifade edildigini daha once belirtmistik. Gercekten
Farabi`nin tasarilari uygulama alani bulabilmis midir? Sorunun cevabi evet
ise bu gerceklesme nasil olmustur? Bu sorular bize, klasik Osmanli
doneminde, vakif sistemi sayesinde hayat bulan Turk sehirlerini
hatirlatmaktadir. Acaba soz konusu tarihi tecrube, yasanabilir huzurlu
ortam arayislarimiza isik tutabilir mi? Bazi unsurlarindan yararlanma
imkanimiz olabilir mi? Tabii bu degerlendirmeyi yapabilmemiz icin once
konunun acik secik sekillenmesi gerekir. Bu sebeple biz burada, vakfi
kisaca tanimladiktan sonra, l453`te Turkler tarafindan fethedilen
Istanbul`un vakiflar sayesinde imar ve ihya edilerek yeniden nasil
bicimlendirildigini anlatmaya calisacagiz.
*Vakıf nedir?*
Vakif, iktisadi anlamda, ferdi calisma ve gayretle elde edilen imkanlarin
ve mal varliginin gonul rizasiyla paylasilmasini ongoren hukuki bir
sistemdir. Bu sistem
[İleti kısaltıldı]
----- Original Message -----To: Özet alıcılarıSent: Friday, September 05, 2014 2:03 PMSubject: [TÜRKİYE:36703] Turkiye-i...@googlegroups.com adlı grubun özeti - 25 konu konuda 25 güncelleme ileti
- Sn. Genel başkan ve Chp Millet vekilleri lütfen bu yazıyı okuyunuz ...Mustafa Yıldırım; YEŞİL-TURUNCU OYNAK (YTO-CHP) KILIÇDAROĞLU PARTİSİ - 1 Güncelleme
- İkinci Ekmel Olayı : Muharrem İnce - 1 Güncelleme
- SN. MUHARREM İNCE'YE AÇIK SORULAR... - 1 Güncelleme
- Ek yazı... - 1 Güncelleme
- FOKUR FOKUR.. - 1 Güncelleme
- FAZIL SAY - 1 Güncelleme
- Suudiler Mescid-i Nebevi'yi Yıkacak mı? 2014/09/05 04 12:45 - 1 Güncelleme
- Hayırlı olsun, inşallah, hamdolsun!... - 1 Güncelleme
- Kapakla vicdan dolandırıcılığı - 1 Güncelleme
- Vasiliu Hikaye Anlatıyor ... Prof. Dr. Ata ATUN - 1 Güncelleme
- BİRİLERİNİ SEVİNDİRMEYELİM - 1 Güncelleme
- KÖŞK MÜZE OLMALI - 1 Güncelleme
- FW: HAİN - 1 Güncelleme
- Kur'an'dan uyarılar! - 1 Güncelleme
- Cuma'nızı en kalbi duygularımla tebrik ediyorum. - 1 Güncelleme
- Kim nerede Biz nereseyiz? - 1 Güncelleme
- Kepazeliğin Sınırı Yok - 1 Güncelleme
- FW: Freak.mp4 - 1 Güncelleme
- parketme ustası - 1 Güncelleme
- Mevlüt Uluğtekin YILMAZ - Makedonya'da Yahya Akengin rüzgârı... - 1 Güncelleme
- ÇORUM HİTİTOLOJİ KONGRESİNDEN ESİNTİLER - 1 Güncelleme
- FW: Salar de Uyuni..Tuz gölü.BOLİVYA. - 1 Güncelleme
- Cumhuriyet Gazetesi - Demirtaş: Türkiye PKK'ye silah yardımı yapsın - 1 Güncelleme
- FW: Yaz Okulu - 1 Güncelleme
- John Lennon : Hayal Et. - 1 Güncelleme
Sili Ozerdim <silio...@gmail.com>: Sep 04 02:42PM +0300
Mustafa Yıldırım: YEŞİL-TURUNCU OYNAK (YTO-CHP) KILIÇDAROĞLU PARTİSİ
Gelecekte açılacak “CHP darbecileri” davasına belge olsun diye bir kez daha
yayınlıyorum:
Askeri cunta ve Özal hükümetlerinin baskıcı döneminden bunalan pek çok
kişi, özgürlük ortamının genişlemesiyle somut çalışmalar için
derneklere-vakıflara katıldılar; “STK”denilerek örtülen kuruluşların “project
democracy”operasyonunun bir parçası olduğunu görünce de ayrılmak istediler.
Saim Sanlı da iyi niyetle TESEV kurucusu olmuştu; ancak daha sonra ayrılmak
için bir dilekçe gönderdi:
*“TESEV’in giderek artan bir biçimde, ulusal birlik ve bütünlüğümüzü
ayrıştırıcı, başta Cumhuriyetimiz olmak üzere birçok ortak değerimizi
aşındırıcı mahiyetteki rapor ve çalışmaların adeta odağı haline geldiğini
–bilerek veya bilmeyerek- ülkemizin ihtiyaç ve çıkarlarıyla giderek ters
düştüğünü ve amacından uzaklaştığını üzülerek müşahede ettim. Bu
nedenlerle, kuruluşundan bu yana üyesi olduğum TESEV’den istifa ederek
ayrılmaya karar vermiş bulunuyorum.İstifamın gereğinin yapılmasını rica
ederim.”*
Saim Sanlı’nın ayrılma isteği kabul edilmedi. TESEV’den ayrılma dilekçesi
gazetelerde manşete çıktı. Devlet Eski Bakanı Ufuk Söylemez, köşe yazısında
bu dilekçeye yer verdi; “deşifre olan kimi niyetler ve ilişkilerin onların
‘tarafsız-masum-bilimsel-çağdaş bir sivil toplum örgütü’ gibi görülmesine
mani olduğunu” belirttiği TESEV’in “ciddi bir özeleştiri” yapmasını ya da
çalışmalarını durdurmasını istedi.
2006’daki bu olaydan altı yıl sonra, TESEV kurucusu CHP Genel Başkanı Kemal
Kılıçdaroğlu, örgütten ayrılmama nedeni sorulduğunda, TESEV’de “iyi
aydınlar da var” demekle yetindi. (Sivil Örümceğin Ağında, 26. Basım, s.
320)
Kılıçdaroğlu ve darbeci ekibinin CHP yönetimine parti dışından CHP
programıyla, tarihiyle ilgisiz adam alınmasını eleştirenler! Konu o
kişilerin siyasal inançları değildir!
Kılıçdaroğlu ve turuncu darbeci adamları CHP yönetiminde federasyonlaşan
Türkiye’ye uygun etnik temsilciler alıyorlar! CHP yönetimi de ülkenin
parçalanmasına uyduruluyor!
Örneğin Bekaroğlu, siyasal gücü nedeniyle mi alınıyor? Adamın Rize’deki
oyları %1’i bulmuyor. Canı sıkılanlar Bekaroğlu’nun Laz milliyetçiliği
girişimlerini
anımsamalıdırlar.
*Faruk Loğoğlu, Türkiye’nin federasyonlaşmasını (Etnik devletlere
bölünmesini) isterken siyasal akıl mı yürütüyordu, yoksa Adigeleri mi
temsil ediyor?*
*Tanrı’nın Kulu Sezgin, CHP’de Kürtleri, Hüseyin Aygün, Dersim özerk
milliyetçilerini mi temsil etmiyorlar mı?*
*A. Davutoğlu’nun tez hocası, TESEV’in has elemanı Toprak Binnaz, *yıllarca
federasyonlaşmanın İslamcı alt yapısının kurulmasına yardım etmedi mi?
CHP’de İslamcı cemaatlerin (Yalnız Nurcular değil, şeyh-şıh örgütlerinin
tümünün) temsilcileri yönetime alınmıyor mu?
Cin adam, oradan oraya uçan, kurnaz Kılıçdaroğlu, *“İslamla uzlaştık,
Kürtlerle de uzlaşıyoruz”* derken kulağınızı tıkadıysanız
*Siz, ulusal birlikçilik-Atatürkçülük- İslam devletçiliğine karşılık-
halkçılık- çağdaşlıküstünde söz yarıştıra durun; atı alan, kılıcı kuşanan
2. Tayyip, Yeşil-Turuncu-Oynak CHP’yi kurdu bile!*
CHP’de milletvekili olup da bu gelişmelere sessiz kalan, ya da mezhepçilik
şımarıklığıyla partili arkadaşlarına hakaret eden milletin sözde vekilleri,
suspus oturan kadınlı-erkekli sözde Kuvayı Milliyeci CHP vekilleri şurası
kesindir ki, yalnızca iktidar sahipleri değil, sizler de Türkiye’nin
parçalanmasından sorumlu tutulacaksınız!
Ya siz, emirle parmak kaldıran, tüm bu gelişmeleri alkışlamak için sıraya
giren atanmış parti delegeleri, siz de ayrı tutulmayacaksınız! Delege
listeleri tarihin dosyasına çoktan girdi.
Seçim sandığı şantajıyla bu gelişmelere sessiz kalan, boyun eğen CHP
üyeleri! Siz kendinizi sorumsuz mu sanıyorsunuz?
Davada herkese yer var! Hiç kuşkunuz olmasın!
3 Eylül 2014
*Not: Çocukları zorla İmam Hatip okullarına sokularak Arapçaya-Arap
kültürüne mahkûm edilen aileler çaresizce isyandalar! Kılıçdaroğlu sessiz,
partisini, üyelerini harekete geçirip neden bu Cumhuriyet yıkıcılığını
önlemeye çalışmıyor? Böyle sorunca “mezhep düşmanlığı” yapıyormuşuz! Haydi
oradan utanmaz! CHP’nin mihenk taşı ne zamandır din ya da mezhep oldu?*
*http://www.ilk-kursun.com/haber/197158/mustafa-yildirim-yesil-turuncu-oynak-yto-chp-kilicdaroglu-partisi/
<http://www.ilk-kursun.com/haber/197158/mustafa-yildirim-yesil-turuncu-oynak-yto-chp-kilicdaroglu-partisi/>
*
--
*TC Sili*
[image:
http://sphotos-a.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/215290_10200934840280643_385814596_n.jpg]E-Posta
ile gönderdiğim tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve
sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
*MADDE 25:* "*Düşünce ve Kanaat Hürriyeti*";
*MADDE 26:* "*Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti*"
kapsamında tarafımdan yapılmıştır.
Demokratik düşünce ve kanaatlerimin engellenmesi ve/veya şiddet/baskı
altına alınması, bu nedenle
"*hakkımda olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi*",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her
türlü yasal haklarım saklı kalmak üzere, peşinen reddederim.
[image: Resim]
* ek* — Tüm ekleri indir
<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=zip&zfe=cp857>
(sıkıştırma
hedefi:
Türkçe
[image: Dosya adı kodlama menüsü]
) Tüm resimleri görüntüle
<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=imgs>
[image: ata ve bayrak.jpeg]
<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&attid=0.1&disp=inline&realattid=f_h8pql53l0&safe=1&zw>*ata
ve bayrak.jpeg*
31
.
.
SORGULAMAYAN İNSAN CAHİLDİR,
SORGULATMAYAN İNSAN İSE ZALİMDİR
YURTTA SULH CİHANDA SULH
PEACE AT HOME PEACE ON EARTH
K. ATATURK
Sili Ozerdim <silio...@gmail.com>: Sep 04 03:32PM +0300
---------- Forwarded message ----------
From: Serdar Bolat <serda...@superonline.com>
Date: 2014-09-04 14:22 GMT+03:00
Subject: İkinci Ekmel Olayı : Muharrem İnce
To:
*Türkçe harf sorunu olanlar için word dosyası ektedir*
*İkinci Ekmel Olayı : Muharrem İnce*
*+++++++++++++++++++++++++++++*
Ali Serdar Bolat 4 Eylül 2014
Siyasal tarihe "Ekmel Olayı" diye bir katkı yaptık.
Bu katkı için Kılıçların Efendisi'ne ve Bahçelerin Sahibi'ne ne kadar
teşekkür etsek azdır.
*************
Bir olgunun "Ekmel Olayı" olarak adlandırılabilmesi için en az şu 4 maddeye
uyması gerekir:
*1-* Kimseye danışmadan bir kişiyi aday göstermek
Veya, kimseye danışmadan kendi adaylığını ilan etmek
*2-* O kişiyi kazanması için değil, rakip adayın kazanması için ortaya atmak
Veya, kazanmak için değil, rakibinin kazanmasını sağlamak için kendi
adaylığını ilan etmek
*3-* Rakibinden farklı görüşlerinin olmaması. (Ayrıntıda değil, temelde)
*4-* Seçimi kim kazanırsa kazansın, mevcut politikaların devam etmesinin
garanti altına alınması.
Yani: Muhalefetin temsil edilmediği bir seçim, "Ekmel Olayı" olarak
adlandırılır.
*************
Önce, olguya adını veren Ekmeleddin Olayı'nı inceleyelim
*1-* Kılıçdaroğlu, danışması gereken parti organlarına danışmadan
Ekmeleddin'in adaylığını açıkladı
*2-* Ekmeleddin'i seçilmesi için değil, seçimi kaybedip Tayyip'i
kazandırması için aday gösterdi
*3-* Ekmeleddin, (Laiklik düşmanlığı, Atatürk düşmanlığı, Avrupa Birliği
taraftarlığı, Bölücü Açılım taraftarlığı gibi) temel konularda Tayyip ve
Demirtaş ile aynı görüşlere sahipti.
*4-* Ekmel kazara seçilse idi, Tayyip'in Açılım dahil bütün politikaları
ile uygun adım yürüyecekti, aynen Abdullah Gül gibi.
*************
Şimdi İkinci Ekmel Olayı ile karşı karşıyayız. Bu defaki kahramanımız
Muharrem İnce
*1-* İnce, hiç kimseye danışmadan adaylığını ilan ediverdi. Atatürkçü
görüşleri ile bilinen ve Emine Ülker Tarhan'ın adaylığı için imza veren
Milletvekillerinin görüşünü almadan, muhtemelen onlardan birinin adaylığını
engellemek için ani bir çıkış yaptı.
*2-* Böyle bir çıkışla, Kılıçdaroğlu karşısında şansı olmayacağını
bilmemesi mümkün değildi
*3-* Bölücü Açılım konusunda Kılıçdaroğlu ile aynı görüşlere sahipti.
Bakınız:
http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2014/08/muharrem-incenin-program-abye-girelim_23.html
*4-* İnce kazara seçilirse, HDP (PKK) ile yakınlaşma, Açılım'a destek
politikalarına devam edecektir.
Dolayısı ile, bu seçimde muhalefet yoktur, Atatürkçü, bölücülüğe karşı
bir aday yoktur.
Demek ki, CHP Genel Başkanı seçimi de, Cumhurbaşkanlığı seçimi gibi bir
"Ekmel Olayı"dır.
*************
Demek ki, Ekmel Olayı ile karşılaştığımız zaman, o seçimdeki adayların
hepsinin temelde aynı görüşlere sahip olduğunu anlıyoruz.
Ekmel Olayı, seçimi kim kazanırsa kazansın, mevcut politikaların değişmeden
devam etmesini garanti etmektedir.
Okuma parçası:
*http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/ikinci-ekmel-vakasi-h35583.html*
<http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/ikinci-ekmel-vakasi-h35583.html>
*************
*Aydınlık, 3 Eylül 2014*
************ *
*arşiv:*
*Türkçe harf sorunu olanlar için word dosyası ektedir*
*Muharrem İnce'nin programı: AB'ye girelim, HDP ile yakınlaşalım*
*++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++*
Ali Serdar Bolat 23 Ağustos 2014
Muharrem İnce, 5-6 Eylül'de yapılacak olan CHP Olağanüstü Kurultayı'nda
Genel Başkan seçilirse izleyeceği programı açıkladı.
Bu program, sosyaldemokrasinin Atatürkçülerimizin bilincinde yarattığı
tahribatı açık bir şekilde göstermektedir.
*************
Muharrem İnce'nin programının ana maddeleri:
-- Özgürlükçü demokrasiye ulaşmak
-- Yeni Anayasa yapmak
-- Avrupa Birliği'ne 2013'de tam üye olmayı hedeflemek
-- Dış politikanın saptırılan eksenini barış odaklı eksene çevirmek
-- Kürt sorununu çözmek
-- CHP'yi daha solda konumlandırmak, diğer sol siyasetlerle işbirliği yapmak
*************
"Kürt sorununun çözümü" dediği şeyde Muharrem İnce'nin programı:
-- CHP, sol bir parti olan HDP ile mutlaka yakınlaşmalıdır.
-- AKP'nin doğru yönetemediği Çözüm Süreci, CHP ile HDP arasındaki
ilişkilerin geliştirilmesiyle, demokratik, özgürlükçü anlayışlarla sağlıklı
olarak yürütülebilir.
-- Sorunun çözümünde TBMM etkin olmalı, siyasi sorumluluğu olmayanlar
etkin olmamalı
*************
Ayrıntılar için bakınız:
http://www.bianet.org/bianet/siyaset/157910-muharrem-ince-nin-sansi-ne
http://www.esgazete.com/muharrem-ince-adayligini-acikladi-video,1050.html
http://sozcu.com.tr/2014/gunun-icinden/muharrem-inceden-kongre-aciklamasi-579757/
*************
Doğu Perinçek şöyle demişti:
"Kılıçdaroğlu bir başlangıç değil, sonuçtur. Sosyaldemokrasi, yalnız ve
yalnız yeni Kılıçdaroğlular üretir"
Muharrem İnce'nin açıkladığı programa baktığımızda, Kılıçdaroğlu'ndan
farklı bir şey söylemediğini görüyoruz. İnce, Atatürkçü bir program ortaya
koyamamıştır.
Bilinçleri yıllardır sosyaldemokrasi, Avrupa Biriği mandacılığı, NATO
köleliği tarafından ağır tahribata uğratılan Atatürkçülerimiz, tam
bağımsız, laik ve üniter bir Türkiye hedefi gösteremiyorlar. Yani Atatürkçü
bir program yapamıyorlar.
Sayın İnce, CHP'yi Atatürk düşmanı Sosyalist Enternasyonal'den çıkartmayı
aklına bile getirmiyor. NATO'dan, Gümrük Birliği'nden çıkmak da yok. Nasıl
olsa AB'ya tam üye olacak ya.
*************
İnce'nin programını madde madde inceleyelim:
*Özgürlükçü Demokrasi*
Bunun "İnançlara Saygılı Laiklik" zırvasından bir farkı yok. Her iki zırva,
"özgürlük" ve "saygı" karartması altında dinsel gericiliğin, cemaatlerin,
tarikatların ve bölücü etnik görüşlerin serbestçe örgütlenmelerine, yani
Ortaçağ'a özgürlük anlamına geliyor.
"Özgürlükçü Demokrasi" ve "İnançlara Saygılı Laiklik", Türk Milleti'ni din,
mezhep, tarikat ve milliyetler temelinde parçalamak, ülkeyi bölmek için
emperyalizm ve uluslararası sosyaldemokrasi tarafından dayatılan
politikalardır.
*Yeni Anayasa*
AKP Yeni Anayasa istediğinde, Milli Merkez olarak örgütlendik, ülkeyi karış
karış dolaşarak halkımızı aydınlattık:
-- Bu Meclis Kurucu Meclis olmadığı için Yeni Anayasa yapamaz
-- Ancak Anayasanın ilk 4 maddesine aykırı olmayan Anayasa değişiklikleri
yapılabilir
Bu çabamız sonuç verdi, AKP Yeni Anayasa yapmaktan vazgeçmek zorunda kaldı.
Demek ki halkımızı uyandırabilmişiz, ama Sayın İnce'ye sesimizi
duyuramamışız.
*Avrupa Birliği*
Avrupa Birliği, kesinlikle üye yapmayı düşünmediği Türkiye'yi, Amerika'nın
baskısı ile "Aday Üye" yaptı, kapıya bağladı. ABD, AB'ye: "Salak mısınız,
ipini çözerseniz Türkiye Rusya'ya, Çin'e, ŞİÖ'ye yönelir, elimizden kaçar
gider. Aday üye yapın ki ipini sıkıca bağlayın, bu sayede ekonomisine,
fabrika, banka ve işletmelerine özelleştirme bahanesi ile el koyar, Gümrük
Birliği'ne alarak ekonomisini çökertir, içişlerine de karışır, İkiz
Yasalar, AB Özerklik Şartı gibi bölünmesine yol açacak kanunları kabul
etmesi, askerini çekerek KKTC'yi Rumlara vermesi için bastırırız" aklını
verdi. Türkiye, üye yapılması için değil, kapıya bağlanarak sağmal inek
gibi sağılması ve bölünmesinin kolaylaştırılması için Aday Üye yapıldı. Artık
ortaokul öğrencilerinin de bildiği bu acı gerçekler, Muharrem İnce'nin
beynindeki sosyaldemokrasi barajını aşamamış demek ki.
*Dış politikayı barış eksenine çevirmek*
Nasıl olacak bu? Her şeyden önce NATO'dan çıkılacak mı? ABD ve NATO
çevremizdeki ülkeleri kan deryasına çevirirken, NATO üyesi olan Türkiye
nasıl barış eksenli dış politika yapabilecek?
*CHP'yi daha solda konumlandırmak*
Ne olduğu belirsiz bir söylem. "Daha sol" ne demek? Niçin "Altı Ok" değil
de "Sol"? Çünkü Altı Ok olursa Milliyetçilik (veya ulusalcılık) olur, o
zaman da AB üyeliği hedefi olmaz, tam bağımsızlık hedefi olması gerekir.
Ama, tam bağımsızlık hedefi olmazsa, solun köküne dibine kadar
gidebilirsiniz. ABD ve AB bundan hiç bir rahatsızlık duymaz. Yeter ki
Türkiye'nin ipini AB kapısından çözmeyin.
*Diğer sol siyasetlerle işbirliği yapmak*
Nedir bu diğer sol siyasetler? Hepsi de PKK kuyrukçusu olan EMEP, ÖDP, ESP,
TKP'den kopan HTKP ve diğerleri. Atatürk ve Türk Bayrağı düşmanı bu sahte
sol, sahte sosyalist, sahte komünist siyasetlerle mi işbirliği yapacaksınız
sayın İnce? Hayır diyorsanız, işbirliği yapacağınız sol siyasetler
hangileridir? Solcuyum deyip Atatürk ve bayrak düşmanı olmayan bir tek DSP
var bilinen???
Peki, niye Atatürkçülerle (örneğin İP ve HEPAR) değil de illa Atatürk
düşmanı solcularla birlik???
*HDP sol bir partidir*
Sayın İnce bilmez mi ki HDP demek, DBP demek aslında PKK demektir. HDP sol
partidir demek PKK solcudur demektir. Irkçı, bölücü, Cumhuriyet düşmanı
şeriatçı isyancıları bayrak yapan, emperyalizmin planlarını uygulayan
HDP'yi, dolayısıyla PKK'yi "Solcu" ilan etmek İnce'ye yakışıyor mu? Sayın
İnce, solcu olduğunu söylüyor, peki, HDP de solcu olduğuna göre...
*HDP ile mutlaka yakınlaşmalıyız*
İşte sonuç bu. Sen de solcu, ben de. O halde yakınlaşmamızdan daha doğal ne
olabilir ki? O zaman "Selahattin Demirtaş'ın söylediklerinin CHP'nin
söylemi olması gerekir" diyen Rıza Türmen'e neden kızıyoruz? Muharrem
İnce'nin yaklaşımının Türmen'den farkı ne?
*Çözüm Sürecini HDP ile birlikte demokratik, özgürlükçü anlayışlarla
yürütmek*
Kılıçdaroğlu yönetimi zaten yürütüyor. PKK'yı yasallaştıran bölücü yasanın
Meclis'ten geçmesine yardımcı olduğu için HDP, PKK, AKP ve Öcalan, CHP
yönetimine teşekkür ediyorlar. İnce'ye bir gereksinimleri yok...
Bakınız:
http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2014/08/pkky-yasallastrma-cinayetinin-suc.html
Sayın İnce, bu programınız "AKP ile PKK'nin yürüttüğü bölünme sürecini ben
Kılıçdaroğlu'ndan daha etkili olacak şekilde desteklerim" anlamına gelmiyor
mu?
"Sol, sol" diye Atatürk İlke ve Devrimleri işte böyle tepelendi.
*************
*arşiv:*
*Atatürk ile demokrasi arasında bir seçme yapmak zorunda kalınırsa...
21-8-14*
http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2014/08/ataturk-ile-demokrasi-arasnda-bir-secme.html
*Beş maddede sosyaldemokrasi 20 Ağustos 2014*
http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2014/08/bes-maddede-sosyaldemokrasi.html
*Nihat Genç Halk TV'den kovuldu 19 Ağustos 2014*
http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2014/08/nihat-genc-halk-tvden-kovuldu.html
*ABD'nin 2008 tarihli CHP Raporu: "Baykal gitsin Kemal gelsin" 18 Ağustos
2014*
http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2014/08/abdnin-2008-tarihli-chp-raporu-baykal.html
*PKK'yı yasallaştırma cinayetinin suç ortakları 17 Ağustos 2014*
http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2014/08/pkky-yasallastrma-cinayetinin-suc.html
http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2014/08/ylmaz-ozdil-kumpas-can-damarndan-vurdu.html
*Yılmaz Özdil kumpası can damarından vurdu 16 Ağustos 2014*
*Hulki Cevizoğlu, YURT gazetesinden kovuldu 15 Ağustos 2014*
http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2014/08/hulki-cevizoglu-yurt-gazetesinden.html
*YURT gazetesinin ekseni kaydı 14 Ağustos 2014*
http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2014/08/yurt-gazetesinin-ekseni-kayd.html
*CHP bölücülük yolunda tam gaz 13 Ağustos 2014*
http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2014/08/chp-boluculuk-yolunda-tam-gaz.html
*************
http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2014/09/ikinci-ekmel-olay-muharrem-ince.html
*************
--
*YARIN SANA GÖZ AÇTIRMAYACAK OLANLAR, DÜN GÖZ YUMDUKLARINDIR!*
*VATAN AŞKI MAYA GİBİDİR; SÜTÜ BOZUK OLANLARDA TUTMAZ!*
*FARKINDA OLMAK DÜŞMANI BERTARAF ETMENİN İLK KOŞULUDUR!*
--
*TC Sili*
[image:
http://sphotos-a.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/215290_10200934840280643_385814596_n.jpg]E-Posta
ile gönderdiğim tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve
sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
*MADDE 25:* "*Düşünce ve Kanaat Hürriyeti*";
*MADDE 26:* "*Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti*"
kapsamında tarafımdan yapılmıştır.
Demokratik düşünce ve kanaatlerimin engellenmesi ve/veya şiddet/baskı
altına alınması, bu nedenle
"*hakkımda olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi*",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her
türlü yasal haklarım saklı kalmak üzere, peşinen reddederim.
[image: Resim]
* ek* — Tüm ekleri indir
<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=zip&zfe=cp857>
(sıkıştırma
hedefi:
Türkçe
[image: Dosya adı kodlama menüsü]
) Tüm resimleri görüntüle
<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=imgs>
[image: ata ve bayrak.jpeg]
<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&attid=0.1&disp=inline&realattid=f_h8pql53l0&safe=1&zw>*ata
ve bayrak.jpeg*
31
.
.
SORGULAMAYAN İNSAN CAHİLDİR,
SORGULATMAYAN İNSAN İSE ZALİMDİR
YURTTA SULH CİHANDA SULH
PEACE AT HOME PEACE ON EARTH
K. ATATURK
Sili Ozerdim <silio...@gmail.com>: Sep 04 03:47PM +0300
*Sayın İnce,*
*Sayın Lale Hanımın yazısına ilaveten bir-iki soru da bizler sormak
istiyoruz..*
*Uludere'yi hep birlikte gördük, yaşadık, biliyoruz.*
*Dersim'i de Chp bombaladı demişsiniz NEDENİ ni de söyler misiniz?! Yoksa **Chp
nin canı bombalamak istemiş de, durup dururken bombalayıvermiş mi? *
*Genç Türkiye Cumhuriyeti Devletinin maruz kaldığı tehlikeler karşısında
aldığı tedbirlerle, bugün devletimizi yıkıma götüren bir iktidarın
yaptıklarını ayni kefeye koyarak 6 oka nasıl sahip çıkacaksınız!?????... *
*Derin Kaygılarımızla,*
*Ulusalcı Gönüllüler*
*Engin Demirkollu Sarıkartal-Sili Özerdim-Ahmet Kılıçaslan Aytar-Nazmi
Doyan-Gülnar Erinç-Ahmet Erinç-Sıla Doğru-Güney Doğru-**Arslan
Adsız-Ramazan Saraçoğlu-Emre Özgen-Ela Korcan-**Lale Korcan-Bahri
Erdem-Serdar Okan-Sami Ayaz-Halil Yavru*
*Ergun Çağrı-Sündüz Çağrı-Halise Demir-Şenay Karlı-Kemal Karlı*
*Nermin Öz-Kemal Öz-Sadık Öz-Galip Çimenli-Kemal Çimenli*
*Sevil Zorlu-Şeniz Zorlu-Adnan Pars-Sevda Cura-Ahmet Demir*
*Zeki Demir-Süreyya Erdim-Hilmi Erdim-Dr. Ferit Erdim*
*Dr. Zafer Pektaş-Dr. Nazlı Uçan-Dr. Hüsnü Aydın*
*Dr. Kamuran Gelenbe-Dr. Ahmet Lütfü Saraç-Dr. Ferzan İzmirli *
*Nermin Cebbar-Şevket Rodoplu-Şükriye Geldiay-İlter Geldiay*
*Sevil Yurtoğlu-Lebit Yurtoğlu-Kadriye Evkuran-Hayriye Evkuran*
*Sevilay Yargıcı-Feral German-Ayşen Kolcu-Sevin Kayabaysal*
*Pertev Kayabaysal-Lerzan Yurdatapan-Gülsün Kulalı-Koray Kulalı*
*Nuray Adalı-Çiçek Altaylı-Şekip Altaylı-Ayla Öksüz-Şermin Savat*
*Seyfi Savat-Durdu Hasoğlu-Galip Hasoğlu-Nazlı Niş-Hasan Niş*
*Füsun Alnıaçık-Giray Alnıaçık-Nişan Severcan-Mehmet Severcan*
*Nazlıcan Gümüşbaş-Dursun Gümüşbaş-Samiye Günlükçü*
*Yeter Gazioğlu-Seyit Gazioğlu-Sevin Arcan-Oktay Düzlük*
*Mehmet Emin Gün-Soner Bayır-Songül Bayır-Güner Kaptan*
*Neslihan Gün-Barış Can-Canan Can-Osman Evliya-Nil Evliya*
*Ülkiye Avcı-Kemal Avcı-Servet Avcı-Ahmet Acar-Pervin Acar*
*Şükrü Gülesin-Cahit Acıpayam-Lütfü Can Gürses-Ali Nusret Kanlı*
*Saliha Menevişli-Tayfun Tüylücan-Ali Servet-Mine Sazlı*
*Aydın Örme-Hasan Örme-Selim Güloğlu-Leyla Tanmak*
*Mustafa Tanmak-Ünver Taşçıoğlu-Meliha Taşçıoğlu-Erdem Tunç*
*Sıdıka Kayrak-Ayşe Kayrak-Avni Kayıral-Mesarret Kayıral*
*Selime Coşkuncan-Salih Arısoy-Filiz Arısoy-Olcay Yılgın-*
*Selim Yılgın-Sevil Kapani-Benan Akşit-Selva Karacasu*
*Neşet Karacasu-Tunç Bilge-Yamaç Su-Sekine Kibirli-*
*Günnur Bahçeli-Hasan Bahçeli-Halil Bahçeli-Ali Ekber Tütüncü*
*Korkmaz Elveren-Zişan Mutlu-Ziya Mutlu-Semih Akyakalı*
*Selim Akyakalı-Cemile Sazlı-Akın Sazlı-Ülkü Sönmezcan*
*Gülsüm Sönmezcan-Aylin Tapan-Vildan Tapan-Mustafa Rodoslu*
*Dürdane Rodoslu-Kamil İçli-Selma Yaşlı-Hüseyin Yaşlı*
*Berrin Soylucan-Yüksel Soylucan-Namık Zorlu-Vefa Zorlu *
*Nilgün Pusmaz-Hayal Kuleli-Orçun Kuleli-İlker Buğra-Soner Buğra *
*Dilek Karman-Vacide Karman-Saliha Karman-Mete Karman *
*Ümit Komanlı-Şükriye Komanlı-Defne Komanlı-Çetin Bora*
*Elvan Bora-Şeyma Burcu-Cengiz Burcu-Nerime Yılmaz*
*Atilla Yılmaz-Şule Görköy-Erdoğan Görköy-Fidan Albayrak*
*Doğan Albayrak-Kısmet Eray-Vasfi Eray-Seyfi Eray-*
*Handan Eray-Sabite Alaylı-Kudret Alaylı-Firdevs Alakuş*
*Nimet Alakuş-Civan Vardar-Selime Vardar-Neslihan Gün*
*Mehnet Emin Gün-Meltem Selvi-Güneş Selvi-Kamer Konuk*
*Aysun Konuk-Kaan Yüce-Mustafa Kemal Alkan-Nabi Özturan*
*Hulusi Özturan-Adviye Özlü-Refika Özlü-Seyhan Korkmaz*
*İncila Korkmaz-Sevinç Peker-Haşim Peker-Emine Peker*
*Ruşen Peker-Bergüzar Köken-Kevser Köken-Nükhet Menet*
*Salih Menet-Haver Kurt-Esat Kurt-Yüce Kurt-Elva Kurt*
*Nurdan Kurt-Şule Görgülü-Zeliha Kutlu-Fethi Kutlu*
*Mehmet Ayaşoğlu-Sinan Ayaşoğlu-Sertap Küllahçı-Bengü Küllahçı*
*Meziyet Elmas-Ali Bilgin Elmas-Sabite Çiftçioğlu-*
*Muzaffer Çiftçioğlu-Süreyya Alansu-Şakir Alansu-Seda Burkut*
*Sinan Burkut-Sevilay Büke-Aydın Büke*
*Sayın İnce,*
Hürriyet gazetesinden Ahmet Hakan sormuş, siz de yanıtlamışsınız, *"Dersim'i
CHP, Uludere'yi AKP bombaladı". (*Aydınlık gazetesi, 04.09.2014)
Bu sözleriniz için söylenebilecek çok söz var. Başka zaman söylenir.
Ahmet Hakan'ı yanıtladığınız gibi, bizi de yanıtlar mısınız acaba:
Sizin, Devlet okullarının yerel yönetimlere devri konusunda çalıştığınız,
son tahlilde; okulların devlet kontrolünden çıkarılıp, tarikat ve
cemaatlere, etnik dillerle eğitim veren şehir devletlerine hazırlık
çalışmalarına katkıda bulunduğunuz bildirilmekte.
Doğru mudur?
Aydınlatırsanız, memnun oluruz.
*Esnelikler*
*Lâle Gürman*
--
*TC Sili*
[image:
http://sphotos-a.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/215290_10200934840280643_385814596_n.jpg]E-Posta
ile gönderdiğim tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve
sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
*MADDE 25:* "*Düşünce ve Kanaat Hürriyeti*";
*MADDE 26:* "*Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti*"
kapsamında tarafımdan yapılmıştır.
Demokratik düşünce ve kanaatlerimin engellenmesi ve/veya şiddet/baskı
altına alınması, bu nedenle
"*hakkımda olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi*",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her
türlü yasal haklarım saklı kalmak üzere, peşinen reddederim.
[image: Resim]
* ek* — Tüm ekleri indir
<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=zip&zfe=cp857>
(sıkıştırma
hedefi:
Türkçe
[image: Dosya adı kodlama menüsü]
) Tüm resimleri görüntüle
<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=imgs>
[image: ata ve bayrak.jpeg]
<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&attid=0.1&disp=inline&realattid=f_h8pql53l0&safe=1&zw>*ata
ve bayrak.jpeg*
31
.
.
SORGULAMAYAN İNSAN CAHİLDİR,
SORGULATMAYAN İNSAN İSE ZALİMDİR
YURTTA SULH CİHANDA SULH
PEACE AT HOME PEACE ON EARTH
K. ATATURK
"Serendip Altındal" <serendip...@gmail.com>: Sep 04 02:52PM +0300
"Serendip Altındal" <serendip...@gmail.com>: Sep 04 02:46PM +0300
04.09.2014
Bana gelen ekte olduğu gibi, sizlerle de paylaştığım yazılardaki doğruların kaynadığı ocağa bir kaç çıra da biz atalım ki, ateşimizin harı kesilmesin:
1) Son günlere kadar sütre gerisinde sessiz kalma hakkını kullanan ve şimdi rapor adresi değişen GENKUR paşa, ne oldu da birden açılım denince, açılıverdi. Elbet bir esbabı mucibesi olmalı. Yoksa bu da ayrı ve yatay mı, dikey mi olduğu belli olmayan bir paralel uzantı mıdır?
2) Öyle bir iki uygun renkte fırça darbesiyle kafalarında ki resme oturtulamayacağımız, sakın ola unutulmasın. Gerektiği anda olması gereken aksiyona, atılan adıma bakar notumuzu ona göre verebilir, rotamızı çizebiliriz. Kendi hür ve özgün irademizle, yardıma ihtiyacımız olmadan da, tam bağımsız kararımızı alabilecek bilinç, iman, ahde vefa ve özgüven sahibiyiz Allaha şükür, hiç kuşkunuz olmasın.
3) ABD ve ayrılmaz kuyruğu İngiltere, klasik emperyalist kulvarda yalnızları oynamaya mahkûm kalacaklardır bundan böyle. Çünkü diğer Avrupalı Almanya'nın ise Türkleri vardır işin özünde, müttefik kalırlarsa nasıl olsa kestirme Türk usulü ile birlikte çıkış yolunu yine bulurlar. Diğer Kuzey Avrupalılar da, aynı bağlamda akıl yolunu bulacaklardır muhtemelen. Çünkü, şayet ABD dolmuşuna binmekte ısrarcı olurlarsa, kâbusları olacak ve kapılarının önüne dayanmış olan enerji krizleri, kaderleri de olacaktır yakın gelecekte.
İşte bu bağlamda Avrupalı kara kara düşünürken; Amerikalı ise, şimdilerde son sahneleri oynanan "Amerikan Rüyası" adlı 300 yıllık güldürü filmiyle, daha kuruluşundan beri bir iki ailenin elinde olan 'serbest' yaftalı aslı para babalı ekonomisiyle, kendi vatandaşlarının yanı sıra bütün dünyayı da uyutup durmuştur. Şimdi ise Amerikan vatandaşı da bu sömürünün yani bugüne kadar nasıl iğfal edildiğinin farkındadır ve işin suyu da çıkmıştır artık. Çirkin Amerikalıyla yatıp kalkan Türkiye’de ki, küçük Amerikan modeline bakınca, bizde daha da bir çamurlu akan suyun, kenarında bile piknik yaptırmayan çirkin, vahim manzarası, bütün çipçaklığı (çıplaklığı) ile gözler önünde sırıtmaktadır.
Doğu Avrupalı, eski Türk eyaletleri de müşterek gelenekler bağlamında kendi doğrularını bulacaklardır nasılsa. Orta Doğu ise, tam bağımsız bir Türkiye için sorun olmaktan çıkar. Tarihi ve geleneksel bağlarımız olan, Önasya ve ilerisi bildiğiniz gibidir esasen. Ve oralılar daha şimdiden geleceğin küreselci emperyalistlerinin, liberalistlerinin kafaları ezilmiş dünyasının köprübaşları olacaklarını ispat ettiler.
O halde ABD daha ne kadar vazgeçilmez orta saha yıldızı kalabileceğinin hesabındadır ve Doların geleceğinden emindir de o yüzden mi, yeni transfer ataklarına kalkmaktadır. Yani nasıl, neyle, kiminle, hangi takıma bundan sonra transfer yapabilecektir artık. Girişe bakınca, sanki bu sorular şimdi biraz havada kalmış veya abesle iştigalmiş gibi kaldılar sanıyorum. Ne dersiniz...
4) Eşyanın doğası gereği Yeni Haçlı senaryosu, eski mantıkla tutmayacağı için şimdi istavrozu bırakıp, artık İslam'ın hilali ile gelmektedirler. Amaç İslam’ı çakma olanıyla kırıp malı götürmek ve sahte İslam bayrağı altında da bölgemize yerleşmektir. Bu bağlamda İslamın iplerinin Vatikan'ın eline verileceği de unutulmamalıdır. Bu aralar moda olduğu üzere, Batılı konuşmacıların sık sık konuşmalarına Selamünaleyküm'le başlamaları da hiç boşuna değildir, sakın kimse aldanmasın.
İşte tüm bu planlar çerçevesinde Orta Doğu fokurdamaktadır. Bu da yine kendi ellerinde patlayacak olan son bombalarıdır aslında. Bu mealde yarattıkları IŞİD yılanı da kendisini kuyruğundan yutmaya başlayarak giderek yok olurken, bizim biraderleri de birlikte götüreceğinin işaretini vermektedir. İşte şimdi ABD bunun da telaşı içindedir.
Aslında sömürgelerinden kovulup, şimdi dört tarafı denizle çevrili bir adada sıkışıp kalan, eski güneş imparatorluğu İngiltere’nin durumu, son Osmanlıdan da hazindir. Çünkü bir Atatürk'ü olmadığı gibi, bundan böyle sığınacak limanı da kalmayacaktır. Obama'nın hava raporu ise daha da karışıktır. Ve kesim öncesi kara kara düşünen çilli tavuk ifadesiyle verdiği son resimleri, sanki bu gerçeği afişe ediyor gibidir.
5) Haydi Erdoğan'ı bırakın, o her ne kadar aksini iddia etse de hükümetten düştü artık yani kabul etmese de işi bitmiştir. Paratoner Davutoğlu’nu da koyalım bir kenara; ama velâkin Adalet Bakanı denen şahıs, nasıl olur da yeni adalet dönemi açılışında, bekalarından bile sorumlu olduğu meslektaşlarıyla bir arada olmaz. Şimdi bu ne mene bir hastalıktır da teşhisi yoktur.
Böyle bir adam olasılıkla Adalet Bakanlığını tesadüfen veya zorunlu olarak üstlendiği bir ülkede; adalet kavramının bile, ya bilincinde değil veya mevcut olduğuna bile inanmıyordur anlaşılan. İşin sırrını da belki bize, besleme manda hükümetinin diğer koltuk başları izah edebilirler herhalde…
6) Haydi kalk da vur yumruğunu tekrar, bir zamanlar söylevlerinle yürekleri uçurduğun o meclisin kapısına. Çünkü senin ve silah arkadaşlarının hamurundan adam kalmadı artık o mecliste atam. Yokluk içinde ve yoktan kazanılmış bir harbin galibi ve tüm yokluklara rağmen yine de bu mekandan göçerken, dünyanın bir numaralı kalkınma ülkesi olarak zirvede bıraktığın yurdunda bugün bankalar; bil ki, neredeyse sokaktan silah zoruyla adam toplayıp, yüksek faizle aldıkları keredilerden bir de kazanç sağlayabilmek adına, dar gelirli vatandaşlarına zorunlu kredi poliçeleri imzalatan tefeci mafyalarına dönüştüler.
Karısı, anası, babasının yanında, can düşmanı yerine can arkadaşını bile telef eden adamlar ülkesine, kendini bilmez ve münafık bir kaç yandaş eliyle çevirilmektedir aziz yurdun giderek atam. Kurduğun Köy Enstitülerinin hemen senin ardından ellerinden alındığı, görkemli arzularının hilafına, reformsuz bırakılarak dıştalandığı muhtemel toprağına ise, ancak dürbün tutabilmektedir yurdun efendisi köylün. Bugün, getirildiği küresel oyunun farkına bile varamadan büyük şehirler denen AVM kampuslarına transfer edilip, yandaş mütahitlerin beton mezarlarına yerleştirilen ve sınıf atladığını sanarken bir de ekmeğinden, istikbalinden olduğunun hala farkında değildir. Aynı bağlamda da eliyle seçtiği din simsarları ve bakara, makaracıları sayesinde fukara fonlarına, erzak torbalarına mahkum edilip, yürek sızlatan trajikomik durumuyla üstüne üstlük bir de dalga geçilip, 'A'... sına konulurken, dininden bile edilmektedir.
Anlayacağın müktesebatının, geleceğinin ve de kimliğinin hırsızı can düşmanlarının ümüğüne çökecek, senin asil kavganın nedenini anlayabilecek şeref adamı kalmamış gözüküyor aziz yurdunda atam. İnşallah yanılıyorumdur. Haydi, kalkıver de tüm bu soysuzluklara HAYIR tamgasını vuracak öpülesi yumruğunu çak o müstevli suratlarına yine atam. Zira bir zamanlar saf tuttuğun arkadaşlarınla birlikte, saf kanlarınızla suladığınız, adımlarınızla titrettiğiniz bu topraklarda size yakışan aksiyon adamlarından ne yazık ki, bugün eser kalmadı artık; ama ağız kabadayılarından, laf ebelerinden de geçilmiyor hani; işte böyle, adam gibi adam, sevgili ATAM...
Adamın biri kendi tabiriyle liberalisttir, yani her halükarda yatırdığından fazla kazanmalısın, taşıdığın riskin de artı artığını almalısın diyenlerdendir. Çünkü dayandığı felsefe budur. İyi de rakibi de aynı kafada ve kendisinden de güçlü olunca ve kazanmak için belden aşağı da çalışınca, yani serbest rekabet piyasasıyla tatmin olmayıp tröst kurmaya kalkınca, isyan edip adalet aramaya kalkar.
Bu yorumla da karşı taraf hırsızlık mertebesine(!) erişip kendisi de salt namuslu(!) liberal kalmışsa, kaybının çok daha büyük olacağının bütün bütün farkındadır. Rakip tarafın yozlaştırdığı adalet ise, karşı taraftan daha fazla tatmin olduğu için o tarafa sarkınca, bu defa eli ayağına dolaşır, hangi boka battığını esefle görür ve her şeyini kaybedeceğini, yani sıfırlayacağını anlayınca da ağlamaya başlar.
Sonuçta liberalist olmayan sıradan vatandaşlardan birisi olarak, küçük balığı yutan büyük balığın mağdurlarından olmuştur kendisi de artık. Ve hiç istememiş, hatta bunu hiç düşünmemiş olsa da, sosyal devletten yardım dilenmekten başka çıkar yolu kalmadığını, istemese de anlayanlar safındadır kendisi de bundan böyle. Tabii ortada hakları gözeten bir sosyal devlet de bırakılmışsa ancak, açlıktan kurtulabilecektir.
Şimdi soralım o zaman. Böylesine ne dersiniz? Ve de biz başından beri böyle liberallerden olamamış veya olmamışsak, pekiyi bizi neyle vasıflandıracaksınız. İşte akli vicdan, tam da bu noktada ciddi olarak sorgulanır sevgili vatandaşım. Bunu yaparken de çevrenize, sorgulamasını bilen gözlerle bakıp, giderek alışkanlık haline getirdiğiniz yanılgıya tekrar düşmeyin lütfen. Çünkü bundan sonra yanılgı lüksünüz de kalmamıştır artık...
Neticede Amerikan’ı da, IŞİD’lisi de, yandaşı da, hırsızı da, sıfırlayıcısı da, zengini de, fakiri de, Şii’si de, Sünni’si de, meclisteki rüzgârgülleri de, kendisini cumhur'un başında oturuyor sananı da, hatta bölücübaşısı da, falanı da, filanı da aynı potanın içinde, hep birlikte eriyik olmuşuz da kaynayıp duruyoruz. Hem de FOKUR FOKUR. Ve bu potadan ne çıkar şimdilik bilmiyoruz. Allah sonumuzu hayra yorsun. Aminnn!..
Serendip Altındal
Özün Kişiliğinin Aynasıdır...
serendipaltindal.blogspot.com
serendip...@gmail.com
Video Kanalım
"T.C. Oraj POYRAZ" <cim...@neomailbox.net>: Sep 04 04:00PM +0300
Olayın kahramanlarını sayayım.
Kör bir intikam hissi taşıyan cahil mürteci kalabalığını en başa
yerleştirmek lazım.
Anlaşılan yakın zamanda bu kalabalığa Gürer Aykal, Borusan Filarmoni
Orkestrası da eklenmiş.
Klasik batı müziği aleminde ismi olup da, on yıllar geçirmiş, makam
sahibi olmuş, ama bir Fazıl Say'ın sahip olduğu uluslar arası nama sahip
olamamış birisidir Gürer Aykal.
Yönettiği orkestraları dinledim, iyiydi, güzeldi, sanatını alkışlamıştık.
O kadar.
Ama bestecilik başka bir şey.
Klasik Batı Müziği cephesinde çok fazla yoktur.
Ve bunlardan birisidir, Fazlı Say.
Ahmet Adnan Saygun
Ulvi Cemal Erkin
Cemal Reşit Rey
Hasan Ferit Alnar
Necil Kazım Akses
Türk beşleri.
Belki bir beş kişi daha çıkar.
Hepsi budur.
Bir de Fazıl Say var.
Yaşayan, üreten ve hala üretken olan birisi.
Evet, bu topraklarda artık sanata sanatçılar dahi tükürmeye başladı.
Bu ülkenin çivisi çıkmıştır diyoruz iki de bir.
İşte bu da bir ölçüdür.
İpin ucunun kaçtığını anlamak için göğün göçmesini, yerin ters düz
olmasını, denizlerin kurumasını, karaların çöl olmasını beklemeyin.
Böyle olur, çürüme.
Yavaş yavaş, alıştıra alıştıra.
Pis bir koku gibidir, bir süre sonra anlamaz, hissetmezsiniz.
Saygılar.
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA
------------------------------------------------------------------------
*FAZIL SAY
<http://cumhuriyetciyorum.wordpress.com/2014/09/03/fazil-say/>***
fazıl say
<https://cumhuriyetciyorum.files.wordpress.com/2014/09/fazc4b1l-say.jpeg>
FAZIL SAY
Kendisine ölümcül darbeler vuran baltaya ağacın serzenişi:
*"Hiçbir şeye yanmam da, sapın bendendir!"*
Onu uzun uzadıya anlatmanın gereği yok!
Bir müzik dahisi demek onu kestirmeden tanımlayabilecek özlü bir
niteleme olur!
Piyano virtüözlüğüne eklenen besteciliğiyle Türkiye kadar dünyada da
tanınan bir kişiliktir.
Bu yanıyla gördüğü ilgi onu gezginleştirmiş durumda.
Türkiye’den çok dünyanın çeşitli yerlerinde bulunduğunu söylemek yanlış
olmayacaktır.
Onu önemli kılan ve gündemde tutan bir başka özelliği ödünsüz ve yürekli
aydın tavrıdır!
Her şeyden önce bir özgür insan olarak gösterdiği duruşla özdeşleşmiş
bir kişilik olarak boy göstermektedir müzikteki yetkinliğinin yanı sıra!
Türkiye’nin aydınlık ve çağdaş yüzüdür!
Oy gücüyle karanlığı, ahlâksızlığı ve çağdışılığı yerleşikleştirenlerin
boy hedefi olmasında şaşılacak durum yok!
Sosyal medyadaki bir paylaşımı üzerinden din düşmanlığıyla etiketlenen
Fazıl SAY, şimdilerde bir kez daha gündemde!
Üstelik bu kez müzik ortamından uzak tutulması girişimleri söz konusu!
Antalya’daki Piyano Festivali’nin sonlandırılması ve dolayısı ile Fazıl
Say’dan uzak durulması bu kentimize bir dönem aradan sonra bir kez daha
egemen olan gerici anlayıştan beklenen yaklaşım olarak görülmeli!
Borusan Filarmoni Orkestrası’yla olan Fazıl Say birlikteliğinin sona
erdirilmesi de bir başka ilginç güncel gelişme olarak gündeme girmiş
durumda!
Uzaklaştırıcı ve yok sayıcı girişimlerle Fazıl Say’ın değerinden bir şey
yitirmesi elbette ki söz konusu olamaz!
Bu gibi kaba yaklaşımlar olsa olsa onun Türk izleyicilerden uzak
tutulması, daha da doğrusu yurttaşlarının ondan yoksun bırakılması
anlamı taşır.
Toplamda ülkemiz için kötü bir nottur!
Bizlerin duyarsızlığını yansıtır!
Fazıl Say olayında önemli ayrıntı çok daha çarpıcıdır.
Her iki olguda da olayın gerisindeki adın Gürer Aykal olması göz ardı
edilecek gibi değildir.
Keşke olmasaydı!
Aynı konumda ve safta olması gerekli bir başka değerli müzik insanının
Fazıl Say’a yönelik bu girişimlerin içinde yer alması üzücüdür!
Kuşku duyulmasın ki, günü ve zamanı geldiğinde benzer kaba yaklaşım
Gürer Aykal için de söz konusu olabilecektir.
Ağaç, balta öyküsüne dönecek olursak; Türkçemizde bir de baltaya sap
olmak deyişi vardır!
Olumlu bir ifadedir.
Ama, baltaya da böyle sap olunmamalıdır!
Öyle değil mi?
Ceyhun BALCI, 03.09.2014
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-140904153258-04
^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Oraj POYRAZ
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Basini, radyoyu ve ekrani yonetenler devleti yonetir.
Learned Hand
- - - - - - - - - - - - -
Bu evliligi ben istedim bu evlilik icin Muhammed e kizmayin..yazmaktadir.
Ahzab 38
ZEYNEP Muhammedin in oz halasinin, guzelligi ile unlu kizi ve 7.esidir.
Kolesi ve hukuken evlat edindigi Zeyd i, hala kizi Zeynep ile evlendirdi.
Muhammed goruntude boyle bir evlilik yaptirdi diye dedikodularin ardi
arkasi kesilmedi.
Azhab suresinde Muhammed peygamber hanimlari dedikodu yapmayin diye
vahiy geldi dedi.
Muhammedin in istemesiyle Zeyd, evliligi sona erdirdi.
Bir muddet sonra da Peygamber e, Zeynep ile evlenmesi icin vahiy yoluyla
emir geldi.
- - - - - - - - - - - - -
Peygamber e, Allah in yerleri ve gogu yaratmadan once nerede oldugu soruldu.
Peygamber; Bir bulut icerisinde idi; ustu hava, alti hava idi. dedi.
Hanbel 4/11
- - - - - - - - - - - - -
Gazze’de, Myanmar’da, Suriye’de Müslümanlar öldürülüyor, Şarkî
Türkistan’da oruçlulara zorla su içiriliyor, İslam dünyasının her
yerinde zulüm, kan, kıyım, savaş, küfür var.
Bizim dini bütün, bu olup bitenleri ajans haberlerinden öğreniyor.
Mehmet Şevket Eygi
Mürtecilerin çok sevdiği ve önemsediği fikir adamı.
- - - - - - - - - - - - -
Amac Ankara hukumetine karsi, Yunanistan'in yardimiyla, Sultan'in ve
Yunanistan'in himayesi altinda bir Bati Anadolu devletinin
kurulmasidir... Kemalist kuvvetler bastirilacak; butun Anadolu Mustafa
Kemal'in elinden kurtarilacak. Bunun icin kurulacak gonullu Anadolu
ordusunun talim ve silahlarindan Yunan baskomutani sorumlu olacak, bir
miktar yunan subayinin bu orduya katilmasi saglanacak... Yunanistan,
masraflarini karsilamak uzere cemiyete 100.000 Lira verecek.
Anadolu Cemiyeti'nin Istanbul'daki Yunan Baskomlserligine onerisi -
9.12.1921
(Anadolu Cemiyeti Vahdettinci bir orgut olup o asamada Seyhulislam
Mustafa Sabri baskanligi altinda idi)
- - - - - - - - - - - - -
Devlet ve milletimizin parcalanmasi ve Ermeni ve Yunan esaretine
dusulmesi soz konusudur. Alti yuz elli sene efendilik eden bir milletin
kole mevkiine dusmesi kolay bir hadise degildir.
(6 Temmuz 1919)
K. ATATURK
- - - - - - - - - - - - -
Butun dinlerin viruslerin salginina cok benzer bir akil hastaligi
oldugunu dusunuyorum.
Din mukemmel bir kulturel yapi.
Ama bu onu gercek yapmiyor ve beni gercek ilgilendiriyor.
Cicek virusu mukemmel bir virus.
Isini cok guzel yapiyor.
Ama bu onun iyi oldugu, ve yok olmasini istemedigim anlamina gelmiyor
Richard Dawkins
- - - - - - - - - - - - -
"Tanri kotulukten ve acidan korumak istiyor mu?
Fakat bunu yapmaya gucu mu yok?
Eger yoksa, O gucsuz, ya da kesinlikle her seye gucu yeten degildir.
Her seye gucu yeten fakat istemeyen mi?
Eger oyle ise , O kotudur, ya da kesinlikle tum iyilik degildir.
O, ne gucu yetiyor, ne de istemiyor mu?
O zaman. O'nu Tanri diye cagirmak sacma olur.
O, hem gucu yetiyor hem de istiyor mu?
O zaman kotuluk nereden geliyor?"
(Istencin Ozgur Secimi Uzerine. Giris.)
EPICURE
- - - - - - - - - - - - -
Siyonizm, bir tur irkcilik ve irkci ayrimciliktir.
Dunya barisina tehdit olusturan Siyonizm i siddetle kiniyor ve tum
ulkeleri bu irkci ve emperyalist ideolojiye karsi cikmaya cagiriyoruz
Birlesmis Milletler Genel Kurul Karari No: 3379, 10 Kasim 1975
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52
- - - - - - - - - - - - -
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com
<mailto:Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com>
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com
<mailto:Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com>
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Oraj POYRAZ <oraj....@openmail.cc>: Sep 05 12:45PM +0300
------------------------------------------------------------------------
"Suudi akademisyen, Hz.Muhammed'in kabrinin yerinin değiştirilmesini önerdi"
image001
Suudi Arabistan'ın Medine kentinde bulunan Mescid-i Nebevi'yi genişletme
projesi kapsamında Hazreti Muhammed'in kabrinin yerinin
değiştirilebileceği iddia edildi.
Müslüman dünyasında tartışmalara sebep olabilecek iddiayı haberleştiren
İngiliz Independent gazetesine göre, Mescid-i Nebevi'yi genişletme
çalışmalarına ilişkin 61 sayfalık öneriyi hazırlayan Riyad
Üniversitesi'nden Suudi akademisyen Dr.Ali bin Abdulaziz al-Shabal'ın,
Hz.Muhammed'in, eşlerinin ve kızlarının kabirlerinin yerinin
değiştirilmesini önerdiği öne sürüldü.
Independent'ın haberine göre öneride, milyonlarca Müslümanın ziyaret
ettiği kabrin, kutsal alanın yakınlarındaki El Baki mezarlığına
taşınması yer alıyor.
Haberde ayrıca, bu plan üzerinde henüz herhangi bir karara varılmadığı
belirtildi.
Gazete, öneride Hz.
Muhammed'in kabrini çevreleyen, eşleri ve kızları tarafından kullanılan
odaların yıkılmasına dair planların yer aldığını yazdı.
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/27129318.asp
http://www.yenidenergenekon.com/1300-suudiler-mescid-i-nebeviyi-yikacak-mi/
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-140903152157-04
^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Oraj POYRAZ
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Gecmisi degistiremezsin, fakat gelecek daima elinin altindadir.
HUGO WHITE
- - - - - - - - - - - - -
Biz, yeryuzunu bir dosek, daglari da birer kazik yapmadik mi?
NEBE/6-7
- - - - - - - - - - - - -
Peygamber 30 erkegin cinsel gucune sahipti.
Buhari
- - - - - - - - - - - - -
Özel not:
Evimi istimlak bedeli ödemeksizin elimden almak isteyen gözleri dönmüş
azgın rantçılara:
Bana yaptıklarınızı unutmuyorum.
Öncelikle ıslahınıza dua ederim.
Islah olmamakta diretirseniz, beddua oklarım üzerinize olsun.
Tepe üstü düşün!
Mehmet Şevket Eygi
Mürtecilerin çok sevdiği ve önemsediği fikir adamı.- - - - - - - - - - -
- -
Ankara'dakilerin Yunanlilara hala meydan okumalarina cilginliktan baska
bir sifat verilemez. Yunanlilarla aramizda akilca da, ilimce de, kuvvet
bakimindan ve her acidan bu kadar fark varken onlarla muhabereye
girisilemez.
Yazar Refik Halit Karay - 07.08.1920
- - - - - - - - - - - - -
Devlet ve milletimizin parcalanmasi ve Ermeni ve Yunan esaretine
dusulmesi soz konusudur. Alti yuz elli sene efendilik eden bir milletin
kole mevkiine dusmesi kolay bir hadise degildir.
(6 Temmuz 1919)
K. ATATURK
- - - - - - - - - - - - -
Eger Tanri gercekten yoksa, onu yaratmamiz gerekir.
Sizi sacmaliklara inandirabilenler, size katliam yaptirabilirler.
Voltaire
- - - - - - - - - - - - -
Bir ulus kendi icindeki aptal ve hatta muhteris olanlarla bas edebilir
Fakat icersindeki satilmis ve hainlerle yasayabilmesi olanaksizdir.
Sinirlari zorlayan dusman silah ve alemlerini acikta tasidigi icin daha
az tehlikelidir.
Fakat bir hain, hain gibi gorunmez,
kurbanlari ile ayni aksanda konusur,onlarin cehresine burunur ve
onlarin argumanlarini kullanarak ulusun politik yapisina nufuz eder,
butun kapilardan serbestce gecer, sesi en ust duzey hukumet
koridorlarinda duyulur,
ulusun ruhunu curutur
Politik yapiya her turlu hastalik bulastirarak yasam gucunu elinden alir
Bir katil daha az korkuludur.
Marcus Tullius Cicero
(M.O.106-M.O.43)
- - - - - - - - - - - - -
Zaman icinde Filistin in tamamina yayilacagiz
Prof.Dr.Haim Weizmann, Israil Devlet Baskani
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52
- - - - - - - - - - - - -
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com
<mailto:Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com>
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com
<mailto:Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com>
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Oraj POYRAZ <oraj....@openmail.cc>: Sep 04 03:45PM +0300
Artık nasıl hayırlı olacaksa?
Yabancı dil öğrenmeye karşı değiliz.
Vatandaş Rusça, Çince, İspanyolca öğerensin.
Karnı doyar, evine aş götürür.
Yerine göre bilim öğrenir.
Faydası var yani.
Sıkıntı Arapça'da.
Arapça taş devrine özenen milletlerin dili çünkü.
Arapça bilsen ne olur peki?
Başka Arap memleketlerinde amelelik yaparsın.
Ve bilmelisiniz, Arap memleketlerinde bile ciddi işler için İngilizce
konuşuluyor.
O şeyhler, emirler hepsi de ana dili gibi İngilizce biliyor, konuşuyor.
Başka Kur'an okursun.
Kur'anı Arapça okuyunca ne olacak?
Başın göğe mi erecek?
Gizli sırlara mı vakıf olacaksın?
Araplar okumuş, zaten ana dilleri.
Ne olmuş, peki?
İşte sonuç daha ilkel, daha yobaz, daha basit, daha çiğ, daha akılsız
olmalarına yaramış.
Evet, daha imanlı, daha akılsız.
Bu kadar basit.
Bu güne kadar şahtık, bundan sonra şahbaz olacağız.
Arapça öğrenerek daha imanlı, daha sıkı Müslüman olacağız.
Hesap bu.
Zoraki imam hatip tecrübesi bize göstermiştir ki, girişim daha dindar
değil, daha sahtekar insanların üretimine yaramıştır.
Şimdi, bir de Arapçayı zorla öğretme girişimi var.
Bunun da sonucunu tahmin ediyorum.
Vatandaş dini aslını öğrendikçe daha da soğuyacak.
İçten soğuyacak, ama numara yapmayı da gerekli görecek.
Anadolunun kasabalarında, köylerinde gördüm.
Ramazanda kapının önünden sigara içerek geçene saldıran, ama dükkanın
arka tarafında omletine ekmek banan insanlar gördüm.
Sordum hatta, neden, nasıl diye.
O başka, bu başka dediler.
İşte böylesi bir riya, böylesi bir sahtekarlık sistemi üretir, zoraki işler.
Saygılar.
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA
------------------------------------------------------------------------
İmam hatiplerde Türkçe yasaklandı
*Sınıfta, derste, teneffüste Türkçe konuşulmamasını isteyen Din Öğretimi
Genel Müdürü Nazif Yılmaz, yaz tatillerini de Arapça öğrenimi için bir
sorun olarak gördü. Bildirisinde "Türkçeyi yasaklamak" gibi uygulamaları
kendisinin de uyguladığını belirten Yılmaz, aldığı sonuçları ise
"Öğrencilerimiz Arapçayı çok sevdiler. Rüyalarında dahi Arapça
konuşanlar oldu" ifadeleri ile aktardı.*
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/egitim/114011/imam_hatiplerde_Turkce_yasaklandi.html
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-140904145840-04
^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Oraj POYRAZ
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Amellerin en zoru uctur.
Hz.Ali
- - - - - - - - - - - - -
Allah; Adem i, Nuh u, Ibrahim Ailesi ni, Imran Ailesi ni secerek
alemlere ustun kilmistir.
AL-I IMRAN SURESI 33
- - - - - - - - - - - - -
Resulullah (sav) a bir hirsiz getirilmisti.
Oldurun onu! diye emretti.
Kendisine:
Ey Allah in Resulu, bu adam sadece caldi denildi.
Bunun uzerine Oyleyse (elini) kesin! dedi ve derhal eli kesildi.
Sonra ayni adam ikinci sefer getirildi.
Yine: Oldurun onu! diye emretti.
Kendisine:
Ey Allah in Resulu, bu adam hirsizlik yapti dendi.
Bunun uzerine Oyleyse kesin! dedi ve derhal sol ayagi kesildi.
Sonra ucuncu sefer getirildi ve hirsizlik yaptigi soylendi.
Hz. Peygamber:
Oldurun onu! diye emretti.
Kendisine:
Ey Allah in Resulu, bu adam hirsizlik yapti denildi.
Bunun uzerine: Sol elini kesin! diye emretti.
Sonra ayni adami dorduncu kere getirdiler.
Oldurun onu! buyurdu.
Kendisine:
Ey Allah in Resulu, bu adam hirsizlik yapti dediler.
Bunun uzerine Sag ayagini da kesin! diye emir buyurdu.
Ayni adam besinci sefer getiririldi. Hz. Peygamber (sav): Oldurun onu
diye emretti.
Hz. Cabir (ra) der ki:
Adami goturup oldurduk.
Sonra suruyerek goturup bir kuyuya attik.
Uzerini de tasla doldurduk.
Ebu Davud, Hudud 20, (4410); Nesai, Sarik 15, (890, 91)
Hadis No. 1603
- - - - - - - - - - - - -
Müslümanı dünyevîleştirmek, ona yapılacak çok büyük bir zulümdür.
Çünkü dünyevîleşmek, yavaş yavaş sinsice farkında olmadan küfre ve ebedî
felakete götürür.
Mehmet Şevket Eygi
Mürtecilerin çok sevdiği ve önemsediği fikir adamı.
- - - - - - - - - - - - -
Amac Ankara hukumetine karsi, Yunanistan'in yardimiyla, Sultan'in ve
Yunanistan'in himayesi altinda bir Bati Anadolu devletinin
kurulmasidir... Kemalist kuvvetler bastirilacak; butun Anadolu Mustafa
Kemal'in elinden kurtarilacak. Bunun icin kurulacak gonullu Anadolu
ordusunun talim ve silahlarindan Yunan baskomutani sorumlu olacak, bir
miktar yunan subayinin bu orduya katilmasi saglanacak... Yunanistan,
masraflarini karsilamak uzere cemiyete 100.000 Lira verecek.
Anadolu Cemiyeti'nin Istanbul'daki Yunan Baskomlserligine onerisi -
9.12.1921
(Anadolu Cemiyeti Vahdettinci bir orgut olup o asamada Seyhulislam
Mustafa Sabri baskanligi altinda idi)
- - - - - - - - - - - - -
Ingiliz subaylari tarafindan sevk ve idare edilen alti bin kisi
olduklari tahmin edilen Ermeni kuvvetinin Nahcivan ve havalisini isgal
ettikleri ...
(11 Haziran 1919)
K. ATATURK
- - - - - - - - - - - - -
Din,insanligin asaletine edilmis bir kufurdur.
O olsun ya da olmasin,hayatinizda iyi seyler yapan iyi insanlar ve kotu
seyler yapan kotu insanlar her zaman olacak.
Ama iyi insanlarin kotu seyler yapmasi icin din gerekiyor....
STEVEN WEINBERG
- - - - - - - - - - - - -
PEZEVENK
. . . . . .
Dunya ahvalinden haberi yoktur
Sohbeti din ile acar pezevenk
Komsusu ac iken kendisi toktur
Sanki melek olmus ucar pezevenk
. . . . . .
Karanlik islerde ziplama ister
Evine granit * kaplama ister
Dunya mektebinden diploma * ister
Insanlik dersinden kacar pezevenk
. . . . . .
Herkesin kabina cesmesi akmaz
Erkek sinekleri hareme sokmaz
Fakir komsusunun yuzune bakmaz
Selamsiz sabahsiz gecer pezevenk
. . . . . .
Sanirsin Allah'la akde oturmus
Cennete giderken macun goturmus
Huriler'i dizip isi bitirmis
Simdi gilmanlari secer pezevenk
. . . . . .
Aydinliga dusman yobazin dolu
Hu cekerken sismis agzinda dili
Erbabi, ulkede bunlardan dolu
Durmadan zehrini sacar pezevenk
Asik ERBABI
- - - - - - - - - - - - -
Bizim verecegimiz bir kurban karsiligi, 1000 Filistinli oldurulmelidir
Michael Kleiner, Israil Herut Partisi Genel Baskani
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52
- - - - - - - - - - - - -
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com
<mailto:Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com>
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com
<mailto:Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com>
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Alparslan Oguz <alpars...@gmail.com>: Sep 04 08:19PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: Alper Oguz
Tarih: 3 Eylül 2014 16:52
Konu: Kapakla vicdan dolandırıcılığı
Kime:
Geri dönüşüm için şişe kapakları toplanması aslında kapitalizmin yeni bir
aldatmacasıymış:
http://www.birgun.net/news/view/kapakla-vicdan-dolandiriciligi/1735
Doğru olan; boş şişelerin bu şekilde küçültülüp, kapağı kapalı olarak
(içine tekrar hava girmesini engeller) geri dönüşüme atılması:
http://www.peggyoberlininteriors.com/wp-content/uploads/2011/09/recycled-water-bottles.jpg
Ata Atun <ata...@gmail.com>: Sep 04 08:36PM +0300
Ülkemizin tanınmış bir kitabevinin geleneksel Kitap Fuarı'nda evvelki gece
söyleşi yapmış olan Kıbrıs Rum Yönetiminin III. Başkanı Yorgo Vasiliu tam
bir manipülasyon ve pazarlama örneği verdi.
Anlaşılan Vasiliu hikaye anlatmayı çok seviyor ve hayal gücü de çok zengin.
Önce kendisi hayal gücünü çalıştırıyor ve aklında bir hikaye uyduruyor
sonra da kendisinin yarattığı bu hikayeye inanıp dört elle sarılıyor ve
pazarlamaya başlıyor. Aynen geçen akşam söyleşide yaptığı gibi.
Yorgo Vasiliu'nun Rum Yönetimi Başkanlığını hangi yıllar arasında yaptığını
bilmek, söz konusu o 5 yıllık dönemde BM'nin hangi planı masaya koyduğunu,
hangi kararı aldığını ve sonucunun ne olduğunu çok iyi hatırlamak lazım,
söylediklerine kanmamak için…
Gerçekte Kıbrıs konusunda bu günkü çıkmazın yaşanmasına neden olan Yorgo
Vasiliu'dur.
Başkanlık dönemi Makarios'un ölümünden sonra 2 dönem Rum Yönetimi
Başkanlığı yapan Spiros Kyprianu'dan sonradır.
Makarios 1977 yılının Şubat ayında rahmetlik Kurucu Cumhurbaşkanımız ile
bugünkü görüşmelerin çerçevesini çizen 4 maddelik I. Doruk Anlaşmasını
imzalamış, adada Türklerin de eşit haklara sahip olduğu iki Federal
devletin varlığını kabul etmiş ve her federal devletin de ekonomik olarak
ayakta durabileceği topraklara sahip olacağının da altına imzasını atmıştı.
Bu imzanın ruhunda yarattığı fırtınaya çok dayanamamış ve Ağustos ayında da
kahrından ölmüştü.
Arkasından Rum Yönetimi Başkanı seçilen Spiros Kyprianou, EOKA'nın namlı
bir taktisyeni olmasına rağmen, Makarios'un attığı imzadan kaçamamış ve
BM'nin de baskısıyla 10 maddelik II. Doruk Anlaşmasını imzalamıştı. Sonra
da bunu inkar edemediği için, müzakerelere devam etmemek adına "Denktaş
benim muhatabım değildir" deyip masadan kaçmıştı.
İşte ortamın anlaşmaya müsait olduğu bu dönemde Yorgo Vasiliu 1988 yılında
yapılan Başkanlık seçimlerini kazanmış ve Rum Yönetiminin III. Başkanı
olmuştu.
Tesadüfe bakın ki birkaç sene sonra da BM'nin Genel Sekreterliğine Butros
Butros Gali adlı Mısırlı bir diplomat getirildi ve Butros Gali, kısa bir
müddet içinde adına "Gali Fikirler Dizisi" denilen bir plan ve harita
hazırladı. BM bu planı benimsedi ve Güvenlik Konseyi de 789 sayılı karar
ile bu planı desteklediğini kayıtlarına geçirdi.
Gali Fikirler Dizisi gerçekte Annan Planı gibi bir plandı ve ekinde bir de
harita bulunmaktaydı. Toplamda Türklerin halihazırda kullandığı 37 köy ve
Güzelyurt Kıbrıslı Rumlara iade edilecekti, Karpaz burnunda Annan Planında
olduğu gibi 4 adet köyün kapsadığı alan "Rum Kanton" haline dönüşecekti ve
o köyün Rumları da köylerine geri döneceklerdi. Türklere kalan toprak
miktarı da yüzde 28.2 olacaktı.
Toplamı 100 madde olan bu plan, 2bölgeli, 2 toplumlu, siyaseten eşit 2
Federe devletten oluşan Federal bir devletin kurulmasını öngörüyordu. ABD
hemen bu kararı desteklediğini açıkladı, Türkiye Plana karşı olumsuz tavır
ortaya koymadı.
Rahmetlik Cumhurbaşkanımız, 100 maddelik planın 92 maddesini kabul
ettiğini, 8 maddeyi reddetmediğini buna karşılık tartışmak istediğini
açıkladı.
Geçen akşamın desteksiz atıcısı Yorgo Vasiliu, 100 maddeyi kabul ettiğini
ama Kıbrıs'a giderek "Rum Ulusal Konseyi" ile tartıştıktan sonra
imzalayacağını açıklayarak hemen Kıbrıs'a uçtu.
Sonunda ne mi oldu?
Zaten imzalasaydı, bugün Kıbrıs müzakereleri hala devam ediyor olmazdı.
Yani sorun o günden çözülmüş olurdu.
Yorgo Vasiliu geri dönmedi ve sudan bahanelerle rahmetlik Cumhurbaşkanı
Rauf R. Denktaş'ı suçlamaya çalıştı.
İşte geçen akşam desteksiz atan ve “Barış Havarisi” gibi ortalıkta dolaşan
Yorgo Vasiliu, adaya barışın gelmesine engel olan ve barış planını ayağının
tersi ile iten kişi.
Dolayısıyla bu at cambazlarının söylediklerine fazla inanmamak ve
aldanmamak gerekiyor...
Ata ATUN
e-mail: ata....@atun.com veya a...@kk.tc
http://www.twitter.com/ataatun
http://www.ataatun.org
Facebook: Ata Atun
5 Eylül 2014
Cemil DENK <denk....@gmail.com>: Sep 04 10:17PM +0300
*MUHARREM İNCE, GENEL BAŞKAN ADAYI BİR DÖNEM SONRA OLSA, KIYAMET Mİ KOPAR!
6*
6-7 Eylül'de CHP'nin olağanüstü kurultayı yapılacaktır.
Bu kurultayda birkaç tüzük değişikliği ve genel başkan seçimi, PM, ve MYK
üyeleri seçimi yapılacaktır.
Doğaldır ki; Her üyenin, Genel Başkanlık dâhil partinin bütün kurullarına
aday olma hakkı vardır.
Değerli yurtsever kardeşlerim ve yöneticilerim;
*IRKÇI* *KÜRTÇÜLER *ve *Devrim* Karşıtı *GERİCİLER, *Planlı ve örgütlü bir
şekilde;
*Laik* Cumhuriyetimizi, kurtarıcımız ve kurucumuz, Mustafa Kemal Atatürk'ü
ve o'nun, eserlerini ki; (bu eserler içerisinde CHP de vardır) yok etmeye
çalışıyorlar!.
Buna karşılık;
Siz *SEÇTİKLERİMİZ* ve Biz yurtseverler; ne yapıyoruz?
*Birlikte hareket* etmiyoruz. Birbirimizi *yiyoruz!*
Böyle hareket ederek, 60 yıldır hep muhalefette kaldık
Kör bile aynı çukura iki defa düşmez!
* Bir defalık olsun*; projelerimizi *ileride birlikte hayata geçireceğimizi
düşünerek
*Eleştirilerimizi *saklı tutsak diyorum.
* AYRILIKLARIMIZI değil, *AYNILIKLARIMIZI* düşünerek,
Dostlarımızı *Karalamak* yerine, parti içindeki yol arkadaşlarımızı *Tenkit
Etmek* yerine,
Ortak *Rakibe Karşı* her alanda, *GÜÇBİRLİĞİ *yapalım diyorum.
Siyasi rakiplerimiz, iktidar olmak ve orada kalmak için her türlü çirkin
yolu kullanıyorlar,
Bizler de onlar gibi yapalım demiyorum, Ama;
Bizler, onların, zincirin birer halkası gibi, kopmadan çalıştıklarından
DERS alalım! Diyorum.
Genel Başkanımız Değerli Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP'nin Eski grup başkan
vekili Değerli Muharrem İnce kardeşlerimiz İkiniz de değerlisiniz, ama;
Kurultaydan sonra kim kazanırsa kazansın, alamadığı oylardan ötürü,
karizması çizilecektir.
Benim ve Atatürk'çü arkadaşlarımın naçizane bir önerimiz var; arzumuz şudur:
Yalvarıyoruz; Kurultaydan önce yan yana geliniz ve iktidar olmak için,
neler yapılması gerektiğini tartışınız ve
kurultaya yakın bir zamanda, biriniz, (bana göre Muharrem İnce kardeşim
çekilsin)
CHP'nin genel başkanlığı adaylığından çekildiğinizi açıklayınız
(CHP' Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, birlikte çalışacaklarını açıklasın.)
İç ve Dış güçlerin amacı CHP'nin bölünmesidir.
Birbirimizi yaralamak, karalamak yerine, birbirimize sımsıkı sarılmak
zorundayız
"CHP içeriden parçalanacak!, parçalanıyor!" diye ellerini ovuşturanları,
Allah için, *SEVİNDİRMEYELİM* Saygılarımla Cemil DENK ve arkadaşları 30
Ağustos 2014
***
*Cemil DENK, *E. Albay 0 532 217 88 11 / E-Mail: denk....@gmail.com 4
Eylül 2014
Cemil DENK <denk....@gmail.com>: Sep 04 10:29PM +0300
KÖŞK MÜZE OLMALI
Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklama yaptı: " Ben Cumhurbaşkanı olarak, Atatürk
Orman Çiftliği'nde .- mahkeme kararını dinlemeyerek - yaptırdığım binada
kalacağım,
Çankaya KÖŞKÜNDE de Başbakan Ahmet Davutoğlu' kalacak,
biz bunu aramızda kararlaştırdık!" dedi
Biz de ona diyoruz ki;
1.
KÖŞK senin babanın malı değildir,
2.
KÖŞKÜ kullanmama kararını çok yerinde bulduk.
Böylece KÖŞK temiz kalır, kirlenmemiş olur.
3.
Başbakan'ın kullanacağı bina mı yok? Eski Başbakanlık binasını TÜRGEV'e
mi bağışlayacaksınız?
Yoksa, sadece;
Kurtarıcımız ve *Laik* Cumhuriyetimizin kurucusu, Mustafa Kemal Atatürk'ü
*İTİBARSIZLAŞTIRMAK* mı istiyorsunuz?
Ben sade bir vatandaş olarak, bu duruma isyan ediyorum ve
Başta *Muhalefet Partileri* olmak üzere, Tv kanallarını, Gazeteleri,
Demokratik Kitle Örgütleri'ni (DKÖ), Türk Silahlı Kuvvetleri'ni (TSK) tepki
koyma *GÖREVİNE* davet ediyorum. *CD*
***
*Cemil DENK, *E. Albay
*ATATÜRK'ÜN *ve* BİRİLERİNİN, *Din'e, Laiklik'e ve Kadına BAKIŞI" konusunda
Araştırmacı Yazar 0 532 217 88 11 E-Mail: denk....@gmail.com 4 Eylül
2014
"TC.f...@gmail.com" <fal...@gmail.com>: Sep 04 10:51PM +0300
---------- Forwarded message ----------
From: Sümer Kızıltuğ <sum...@gmail.com>
Date: 2014-09-04 13:23 GMT+03:00
Subject: Fwd: FW: HAİN
To:
---------- Forwarded message ----------
From: Ismail .com>
Date: 2014-09-03 0:10 GMT+03:00
Subject: FW: HAİN
To:
------------------------------
BU YAZIYA GÖRE ORTALIKTA BAYAGI BİR HAİN VAR GİBİ....!!!!!!!!!!
"Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com>: Sep 05 01:50PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: yasemin <yasem...@hotmail.com>
Tarih: 5 Eylül 2014 08:53
Konu: Kur'an'dan uyarılar!
Kime: "erzinca...@gmail.com" <erzinca...@gmail.com>
*Kur'an'dan uyarılar! *
İnsan, düşünmeden ya da inatla, çok iyi işlere öncülük ettiğini
sanırken, aslında çoğu kere, çok kötü şeylere çağırdığının farkına varmaz.
Çünkü insan çok acelecidir. *(İSRÂ,11)*
Biz her insanın kaderini kendi özgür seçimine
bırakmışızdır. Ancak, dünyada işlediği her şeyi de bir kayda alırız. Kim
doğru yola gelirse, kendisi için yola gelmiş olur. Kim de
saparsa, kendi aleyhine sapmış olur. Hiç kimse başkasının günahından
sorumlu değildir. *(İSRÂ,13,15)*
İnanmadığı halde, kim sadece bu geçici dünya için
çalışırsa, ona dilediğimiz kadar veririz. Ancak, öbür dünyada onu,
inanmadığı için huzurumuzda kınanmış ve kovulmuş olarak
cehenneme sokarız. Kim öte dünyayı seçer ve inanmış olarak, dünyada gereken
çabayı gösterirse, işte onların çabası, dünyada da ahirette
de teşekkürle karşılanır. *(İSRÂ,18,19)*
--
Türkiye için el ele mail grubumuz
*https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele
<https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele> *
Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com
<turkiye-i...@googlegroups.com> *
Erzincan Kemaliye Egin Grubum
http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu
Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com
Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
https://twitter.com/#!/MiLALDi
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
---------- Forwarded message ----------
From: Hüseyin Bulut <h52...@gmail.com>
Date: 2014-09-04 21:52 GMT+03:00
Subject: Cuma'nızı en kalbi duygularımla tebrik ediyorum.
--
Türkiye için el ele mail grubumuz
*https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele
<https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele> *
Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com
<turkiye-i...@googlegroups.com> *
Erzincan Kemaliye Egin Grubum
http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu
Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com
Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
https://twitter.com/#!/MiLALDi
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
Sili Ozerdim <silio...@gmail.com>: Sep 04 10:56PM +0300
*Ülkemizin çağdaş bilimden uzaklaşmasının elle tutulur durumu.*
*Atatürkçü geçinen ilim, bilim adamlarının ne diyeceğini merak ediyorum,
aslında etmemem gerekir nasıl olsa onlar bir kulp bulur bu duruma.Sili*
--
*TC Sili*
[image:
http://sphotos-a.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/215290_10200934840280643_385814596_n.jpg]E-Posta
ile gönderdiğim tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve
sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
*MADDE 25:* "*Düşünce ve Kanaat Hürriyeti*";
*MADDE 26:* "*Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti*"
kapsamında tarafımdan yapılmıştır.
Demokratik düşünce ve kanaatlerimin engellenmesi ve/veya şiddet/baskı
altına alınması, bu nedenle
"*hakkımda olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi*",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her
türlü yasal haklarım saklı kalmak üzere, peşinen reddederim.
[image: Resim]
* ek* — Tüm ekleri indir
<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=zip&zfe=cp857>
(sıkıştırma
hedefi:
Türkçe
[image: Dosya adı kodlama menüsü]
) Tüm resimleri görüntüle
<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=imgs>
[image: ata ve bayrak.jpeg]
<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&attid=0.1&disp=inline&realattid=f_h8pql53l0&safe=1&zw>*ata
ve bayrak.jpeg*
31
.
.
SORGULAMAYAN İNSAN CAHİLDİR,
SORGULATMAYAN İNSAN İSE ZALİMDİR
YURTTA SULH CİHANDA SULH
PEACE AT HOME PEACE ON EARTH
K. ATATURK
Sili Ozerdim <silio...@gmail.com>: Sep 05 12:11AM +0300
---------- Forwarded message ----------
From: Türker Ertürk <erturk...@gmail.com>
Date: 2014-09-04 9:09 GMT+03:00
Subject: Kepazeliğin Sınırı Yok
To:
--
*TC Sili*
[image:
http://sphotos-a.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/215290_10200934840280643_385814596_n.jpg]E-Posta
ile gönderdiğim tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve
sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
*MADDE 25:* "*Düşünce ve Kanaat Hürriyeti*";
*MADDE 26:* "*Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti*"
kapsamında tarafımdan yapılmıştır.
Demokratik düşünce ve kanaatlerimin engellenmesi ve/veya şiddet/baskı
altına alınması, bu nedenle
"*hakkımda olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi*",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her
türlü yasal haklarım saklı kalmak üzere, peşinen reddederim.
[image: Resim]
* ek* — Tüm ekleri indir
<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=zip&zfe=cp857>
(sıkıştırma
hedefi:
Türkçe
[image: Dosya adı kodlama menüsü]
) Tüm resimleri görüntüle
<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=imgs>
[image: ata ve bayrak.jpeg]
<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&attid=0.1&disp=inline&realattid=f_h8pql53l0&safe=1&zw>*ata
ve bayrak.jpeg*
31
.
.
SORGULAMAYAN İNSAN CAHİLDİR,
SORGULATMAYAN İNSAN İSE ZALİMDİR
YURTTA SULH CİHANDA SULH
PEACE AT HOME PEACE ON EARTH
K. ATATURK
"TC.f...@gmail.com" <fal...@gmail.com>: Sep 04 10:53PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: tuncay sak <tunca...@hotmail.com>
Tarih: 3 Eylül 2014 15:44
Konu: FW: Freak.mp4
Kime:
*Tuncay SAK*
iPad'imden gönderildi
"TC.f...@gmail.com" <fal...@gmail.com>: Sep 04 10:54PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: Sümer Kızıltuğ <sum...@gmail.com>
Tarih: 4 Eylül 2014 13:20
Konu: Fwd: parketme ustası
Kime:
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: seven>
Tarih: 4 Eylül 2014 12:16
Konu: Fwd: parketme ustası
Kime:
Birçok şoförden daha iyi park ediyor.!
http://m.yenisafak.com/video-galeri/tek-manevra-ile-park-yapan-at/19930
Balamir Tunaboylu <balamirt...@gmail.com>: Sep 05 12:49PM +0300
*Makedonya’da Yahya Akengin rüzgârı…*
*Mevlüt Uluğtekin Yılmaz*
*4 Eylül 2014 – Yeniçağ Gazetesi*
Bir ülkenin en etkili tanıtımını, sanatçılar ve bilim insanları yapar.
Özellikle sanatçılar, özgün üretimleriyle, insanların estetik dünyasına
girebilen ve iz bırakan ender kişilerdir. Bir ülke tarihin akışı içinde yok
olabilir. Ama o ülkenin sanatçısı binlerce yıl yaşar ve ülkesini de dolaylı
olarak yaşatır.
Bu anlamda yazar, şair, ressam, müzisyen ve diğer sanatçılarımızın Türkiye
dışındaki etkinliklerini çok önemsiyorum. Nitekim *Makedonya*’nın geçen
Ağustos ayında değerli şairimiz *Sayın Yahya Akengin* için özel bir gece
düzenlemesi gibi…
Sayın Akengin’in Başkanı olduğu *Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı*’
Genel Sekreteri *Sayın Yavuz Gürler’*den aldığım Makedonya bilgilerinin bir
kısmı şöyle: *Makedonya Bilimler ve Sanatlar Akademisi (MANU),* 20 Ağustos
2014 tarihinde şairimiz Akengin için “*Türk Şiiri ve Yahya Akengin*” konulu
bir gece düzenler. *Makedonya Bilimler ve Sanatlar Akademisi Başkanı Sayın
Prof. Dr. Vlado Kambovski*’nin açılış konuşmasıyla başlayan programda
şairimizin sanat hayatı ve eserleri üzerine değerlendirmeler yapılır.
*Uluslararası
Struga Şiir Akşamları Festivali Komitesi Başkanı Slave Georgia *yaptığı
konuşmada, “*Akengin’in şiirlerinin derin mesajlar içerdiğin*i” belirtir ve
Akengin’in Makedon dilinde yayımlanmış üç şiir kitabından örnekler sunulur.
Konuşmalar ve şiir okumalarının ardından Türkiye’den davetli olarak geceye
katılan ses sanatçısı *Şakir* *İlyasoğulları,* piyanist *Kaya Güç*’ün
eşliğinde Türkçe ve Makedonca eserlerden oluşan bir konser verilir.
Şairimiz Akengin için düzenlenen bu görkemli sanat gecesinin ertesi günü,
Akademi Başkanı Prof. Dr. Kambovski, Struga Şiir Akşamları Komitesi
yetkilileri, Yahya Akengin ve Şakir İlyasoğulları ile birlikte *Makedonya
Kültür Bakanı Elizabeta Kançestki*’yi ziyaret ederler. Bu ziyarette iki
ülke arasındaki kültür ilişkileri üzerine görüş alış verişinde bulunurlar.
Sevgili okurlarım, Sayın Akengin’in adına düzenlenen gecede yaptığı
konuşmadan çok kısa bölümler vermek istiyorum. Şöyle diyor şairimiz:
*“Yarım asırdan fazla bir zamandır Struga Şiir Akşamları Festivali ile
dünya şiirinin merkezi haline gelen Makedonya’da, uluslararası prestijli
bir kurum olan MANU tarafından Türk şiirine ve şahsıma gösterilen bu
yakınlıktan duyduğum mutluluğu öncelikle ifade etmek isterim.”*
*“Türkçe’de şöyle bir özdeyiş söylenir: “Nefes aldıkça ümit vardır…” Ben de
diyorum ki yeryüzünde şiirler yazılmaya devam ettikçe ümitsiz olamayız.
Şiirin yüreklerden yüreklere kurduğu köprülerden geçerek dostluğu,
kardeşliği ve barışı yaşama şansımız vardır. Günümüz Makedonya’sının büyük
şairi Mateja Matevski İstanbul doğumludur. Çağımız Türk şiirinin öncüsü
Yahya Kemal de Üsküp doğumludur. Matevski’nin şiirlerindeki İstanbul
özlemiyle Yahya Kemal’deki Üsküp özlemi iki ülke arasında birer gönül
köprüsüdür. Bu köprüler üzerinden yürüyerek kucaklaştığımızda özlemler
sevinçlere dönüşebiliyor.” *
*“Dünya aydınlarına, özellikle de şairlerine günümüz dünyasında büyük
sorumluluklar düştüğünü sanırım hepiniz takdir edersiniz. Baş gösteren
çatışma kültürlerini, empati duygu ve düşüncelerini yaygınlaştırarak bu
negatif kültürü pozitif noktaya taşımak mümkündür. Buna inanmalıyız ve
herkesin değerlerine saygılı olmak kültürünü beslemeliyiz.”*
* “Mateja Matevski’nin, “Trajedilerin Doğuşu” adlı şiirinde haykırdığı
gibi, “Dünyadan kötülüğü kovabilmek için el elle, söz sözle
biçimlenmelidir.” Hepimizin buna ihtiyacı vardır. El birliğine, söz
birliğine…”*
*“Özellikle diyorum ki dostlar, bu tür buluşmaların içten içe etkileri
vardır. Her fırsatta buluşmalıyız, estetik değerleri paylaşmalıyız. Şu anda
karşılıklı saygıları paylaştığımız gibi; hepinizi dostluk duyguları ile
selamlıyorum.”*
Şairimiz Sayın Yahya Akengin’e, kültürümüze hizmet yolunda bizde başarılar
diliyoruz.
Esen kalın efendim.
"Dr. Erdal Sener" <er...@turkishnews.com>: Sep 04 08:25PM -0400
ÇORUM HİTİTOLOJİ KONGRESİ Başkanı, DTCF hocalarından Prof.Dr. Aygül Süel.'e
kongre Münasebetiyle sorulmuş olan sorulardan ilgimizi çeken bazı noktalar
değinmek istedik:
SORU 1 : Hitit uygarlığının bizim için önemi nedir?
CEVAP 1. Rahmetli Ord.prof. E. Akurgal, Anadolu Kültür Tarihi kitabında
· Hititler Kurgan halkıdır diye yazmıştır.
Kurgan esas yazılış şekliyle QURGAN , Oq-Uruqun'un sıkışmasında oluşmuştur
OQ(halkı) Uruqun (mezar), Oq mezarı demektir.
· Ön-Atalar iki grup Türk halkından oluşur ON(hun)lar ve OQlar.
· Ön-Atalar,Ön-Türklerin Orta Asya'dan göçlerini Prof.A. Erzen
,Urartular adlı kitabında 13.000 olarak vermiştir.
Bu durumda
· Anadolu'nun Dip Kültürü Ön-Türklere ait oluyor
Hitilerin kökenn konusunda özel bir araştırma yapmamış olmamıza rağmen,
Hitit Kültürüyle ilk kaşılaşmada
· Hattuşaş ve Hatuşil gibi iki kelimenin
Ön-Türkçe olduğunu farketmiştik.
Bir öteki öğe Hititleri bir kere daha Orta Asya'ya bağlar
· Hitit arşivinde "KBOIII" künyeli tablette
ALEVÎLER şunlar okunur :
· Onlar kralın arkasında ayakta dururlar Alevîler
kadın/erkek dönerlerken
· Kırmızılar giyinirler
· Müzik başladığında dönmeye başlarlar..
· Alevî ve Mevlevî dervişlerinin karakteristiği ortadadır.
· Giysilerin kırmızı oluşu ateş kültünü sembolize et mektedir :
halkına iyi hizmet etmiş olan BUĞ(bey)un "kurultay sonucu" vücudunun atşe
verilmesiyle ruhu Tanrıya uçar ; Kırmızı giysi bu kavram ifade eder
Ön-Türk söylence biliminde ,
· gökten geliş, döne döne olur.... İşte Dönmeyi
ilham eden UÇ damgası.. Halk arasında yanar/ döner, ya da çark-ı Felek
denir El işlemelerinde çok kullanılır.
Hitit uygarlığın önemi kökeninde Öntürk kültürü olması, dolayisyle Hitilerin
Önürk kültürü zemininden hareketle yeni bir türk Kültürü sentez vermiş
olmalaıdır.
img173
SORU 2.Gerek Aygül hanım, gerekse Yaşar bey çok da bilimsel olmayan bir
hamleyle Hitit uygarlığını savunmaya giriştiler. "Mısır'ın coğrafi
koşullarıyla, Anadolu'nun coğrafi koşulları..."
"Bu açıklama yeterli değil," diye kestim sözlerini. "Başka bir açıklaması
olması gerek."
Cevap Aygül hanımdan geldi: "Bir çok tablet çıktı ve hemen hepsini çözdük.
Hala da bekleyen bir yığın tablet var. Ağır da olsa hepsi çözülüyor ve o
döneme ait altın değerinde bilgiler ediniyoruz.
CEVAP 2: Hitit tabletleri gerçekten çözülmüş müdür ?
· Anadolu'da Mısır'a giden Ön-Türk damgalarında oluşan 34 damgalı
bir alfabe vardır. Ondan hiç söz edilmez ; Bu belkide Hiyerogliflerin çok
emin olunmayan çözümünü gözden kaçırmak için olabilir.
· Sayın Aygül hanım " ağır da olsa çözülüyor diyerek bu konuda bir
tür zorluğu dile getirmiş oluyor Kâzım Mirşan 180 Kartuşu Ön-Türkçe olarak
çözmüştür.
img174
SORU 3.Anadolu topraklarında yetişen her uygarlık, bizim uygarlığımızdır.
Biliyorsunuz, Alparslan 1071'de Malazgirt savaşıyla bu topraklara girmesiyle
Türklerin Anadolu'ya geldiği iddia edilir. Oysa ondan yüz yıllar önce zaten
bu topraklardaydılar.
CEVAP 3. Prof.A.Erzen Doğu Anadolu'da ekibiyle yaptığı 30 yıllık çalışma
sonucu Orat Asya'dan göçlerin 13.000'lerde başladığını ortaya çıkarmıştır
(Doğu Anadolu ve Urartular TTK 1984 Ank.)
Batıdan Balkanlardan giriş M.Ö 6.000'dir. Ön-Türkler Balkanlardan girip
İstanbulda Fikirtepe'ye yerleşmşlerdir (prof.Alpay Pasinli, İstanbul
Archeological Museum , A. Turizm y. 1998 ist).
Yukarda açıkldığımız gibi Dip Kültür Ön-Türklere ait olunca , sonradan
gelenler bu kültür üzerine oturmuşlar bir çeşitleme , belki de bir sentez
vermişlerdir.
Hiti Uygarlığı bizim uygarlığımızdır.
Her ne kadar E. Kaurgal Almanların kökenini Hitilere bağlamak istemiş ve
hitilerde buluna bazı kelimlerin Almanlarda da olduğunu ileri sürmüşse de .
Almanlarda olan Hititçe kelimlerin ki ,pek çoğunun Ön-Türkçe olması gerekir
OQ-URUQ = Krieg !.. vb...
SORU 4.Bu arada Aygül hanım, doçentliğini bekleyen genç ve uzun bayan bir
arkeologla konuşurken, en çok dikkatimi çeken yakınması şu oldu: "Bu
çocuklar arkeoloji bölümünü seçtikleri anda, dünyanın en zor, en itina
isteyen, en müşkülpesent mesleğini seçtiklerini bilmiyorlar.
CEVAP 4 tüm dünya ön-türkçe öğrenecektir.:
Ön-Türk uygralığını yazısı ve diliyle ortayaçıkmış olması üzerine - her ne
kadar hâlâ Batı Merkezli ,"nalıncı keseri tipi" tarih öğretiliyorsa da
ortaya çıkmış olan büyük bir gerçek vardır :
· Yakın ve uzak Batı , uzak doğu araştırmacıları bir türlü belirli
bir çizginin aşağısına inememektedirler ; Çünkü, araştırmaları, gerekirse
ancak yaşayan Türkçeler çerçevesinde kalmaktadır.
· Tarih ve Arkeoloji araştırmalarında önce her biri çok zengin
Bilgi verebilecek olan 39 Orta Asya Türkçelerinden birini, aslında dört
,beşini bilmek gereklidir.
· Bu Türkçelerle Tarih öncesine kadar inen ve M.Ö 14binde ortaya
çıkan Ön-Türkçeyle temasa geçmek gerekir.
· Kulakla , yakıştırma ile yapılan ve tesadüfen doğru olabilen
souçların bilimdışı olduğunu hatırdan çıkarmamak gerekir.
· Asya Türkçelerini bimeyen bazı araştırmacılar bazı hallerde
"istidlâl" , Tümdengelim yoluyla bazı noktalara tesadüfen
erişebilmektedirler.
Günümüzde Tarih ve Arkeoloji alanında tarihin derinliklerien inebilen
yayınlar yapılmıştır . Bu yayın sahiplerine sorulacak tek soru vardır : Orta
Asya Türkçelerinden kaçını biliyorsunuz.Ve devamında Ön-Türkçe konusunda
bilginiz var mı?
Mutsuzlukla bildiriyoruz ki, Ön-Türklerden söz ettiğimizde bu ,Orta Asya
Türkçelerini bilmeden kitaplar yazmış olan fakat, isimleri büyük olan
kişilere inanılmaktadır.
Bugün Arkeolog olmak isteyenler , pek çok noktalara erişmeyi nispeten
kolaylaştırcak olan Kazakça ile başlayabilirler. Ama,kuzeyda adetâ
buzdolabında saflığını korumuş olan Yakutça pek çok Türkçenin kökeni
verebilecektir. Gene, eski ya da fazla karışmamış olan Kırgızca bilinmesi
gereken Türkçelerin başında gelir. Yapılacak iş herkesin ayrı bir Türkçe
seçmesidir.
Bir kere daha ÇORUM HİTİTOLOJİ KONGRESİ katılanları Sayın başkan Prof.Dr.
Aygül Süel'in şahsında saygıyla selâmlıyoruz.Bu kongreyle Dip kültürdeki
Ön-Türk , Ön-Ata kültürünün su yüzüne çıkmasını bekliyoruz.
Halûk Tarcan (CNRS-Paris)
"Dr. Kayaalp Buyukataman\(Turkish times-Turkish Forum\)" <tti...@turkishtimes.com>: Sep 04 06:51PM -0400
"Dr. Erdal Sener" <er...@turkishnews.com>: Sep 04 06:51PM -0400
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/114003/Demirtas__Turkiye_PKK_ye_s
ilah_yardimi_yapsin.html
demirtas guzelve duzgun konusuyor diye ona oy veren sezlong ataturkculerinin
dikkatine
"Dr. Erdal Sener" <er...@turkishnews.com>: Sep 04 10:26PM -0400
Biz hala birbirimizi ve herşeyi eleştirelim ... Onlar yol alsınlar!
"T.C. Oraj POYRAZ" <cim...@neomailbox.net>: Sep 05 11:11AM +0300
------------------------------------------------------------------------
Hayal Et.
Cennetin olmadığını hayal et
Eğer denersen bu kolay
Altımızda cehennem yok
Üstümüzdeyse sadece gökyüzü var
Hayat et bütün insanların
Bu gün için yaşadığını...
Hiç ülke olmadığını hayal et
Bunu yapmak zor değil
Öldürecek ve uğruna ölecek bir şey yok
Ve din de yok
Hayal et bütün insanların
Hayatı barış içinde yaşadığını
Mülkiyetin olmadığını hayal et
Yapabilir misin merak ediyorum
Hırsa ve açgözlülüğe gerek yok
İnsanların kardeşliği
Hayat et bütün insanların
Tüm dünyayı paylaştığını
Benim bir hayalci olduğumu söyleyebilirsin
Ama tek ben değilim
Umarım bir gün sen de bize katılırsın
Ve dünya yekvücut olarak yaşar...
John Lennon
Imagine.
Imagine there’s no heaven.
It’s easy if you try.
No hell below us.
Above us only sky.
Imagine all the people
Living for today...
Imagine there’s no countries.
It isnt hard to do.
Nothing to kill or die for.
No religion too.
Imagine all the people
Living life in peace...
Imagine no possesions.
I wonder if you can.
No need for greed or hunger.
A brotherhood of man.
Imagine all the people
Sharing all the world...
You may say im a dreamer.
But im not the only one.
I hope some day you’ll join us.
And the world will live as one...
John Lennon
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-140905105323-{{SN}}
^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Oraj POYRAZ
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Cirkin kadin yoktur; guzel gorunmesini bilmeyen kadin vardir.
- - - - - - - - - - - - -
Biz, yeryuzunu bir dosek, daglari da birer kazik yapmadik mi?
NEBE/6-7
- - - - - - - - - - - - -
Dunya baligin uzerindedir.
Balik basini sallayinca dunyada depremler olur.
Ibni Kesir, 2/29; 50/1
- - - - - - - - - - - - -
Müslümanı dünyevîleştirmek, ona yapılacak çok büyük bir zulümdür.
Çünkü dünyevîleşmek, yavaş yavaş sinsice farkında olmadan küfre ve ebedî
felakete götürür.
Mehmet Şevket Eygi
Mürtecilerin çok sevdiği ve önemsediği fikir adamı.
- - - - - - - - - - - - -
Tevfik Pasa Ingiltere ile gizli bir anlasmaya varilarak Osmanli
Devleti'nin Ingiltere'ye bagliliginin saglanmasini istedi.
Yuksek Komiser Amiral Calt Horpe'un raporundan. 06.06.1919
- - - - - - - - - - - - -
Ingiliz subaylari tarafindan sevk ve idare edilen alti bin kisi
olduklari tahmin edilen Ermeni kuvvetinin Nahcivan ve havalisini isgal
ettikleri ...
(11 Haziran 1919)
K. ATATURK
- - - - - - - - - - - - -
Mantigi, analitik felsefeyi, matematigi ve bilimi sizi yoldan cikarmak
icin Seytan icat etti.
Fazla rasyonel olmadan tovbe edin!
Tanri dinozor fosillerini (ve evrim icin var olan tum genetik ve
antropolojik delilleri) sizi kandirip, onun var olmadigina inandirmak ve
boylece sizi sonsuz cehennemle cezalandirmak icin yaratti.
COK GEC OLMADAN TOVBE EDIN!
Akilli bir kisi..
- - - - - - - - - - - - -
"Tanri kotulukten ve acidan korumak istiyor mu?
Fakat bunu yapmaya gucu mu yok?
Eger yoksa, O gucsuz, ya da kesinlikle her seye gucu yeten degildir.
Her seye gucu yeten fakat istemeyen mi?
Eger oyle ise , O kotudur, ya da kesinlikle tum iyilik degildir.
O, ne gucu yetiyor, ne de istemiyor mu?
O zaman. O'nu Tanri diye cagirmak sacma olur.
O, hem gucu yetiyor hem de istiyor mu?
O zaman kotuluk nereden geliyor?"
(Istencin Ozgur Secimi Uzerine. Giris.)
EPICURE
- - - - - - - - - - - - -
Bizim verecegimiz bir kurban karsiligi, 1000 Filistinli oldurulmelidir
Michael Kleiner, Israil Herut Partisi Genel Baskani
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52
- - - - - - - - - - - - -
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com
<mailto:Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com>
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com
<mailto:Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com>
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Bu grubun güncellemelerine abone olduğunuz için bu özeti aldınız. Ayarlarınızı grup üyelik sayfasından değiştirebilirsiniz.
Bu grup aboneliğini iptal etmek ve buradan e-posta almayı durdurmak için Turkiye-icin-el...@googlegroups.com adresine bir e-posta gönderin.
----- Original Message -----To: Özet alıcılarıSent: Wednesday, September 03, 2014 3:20 PMSubject: [TÜRKİYE:36618] Turkiye-i...@googlegroups.com adlı grubun özeti - 25 konu konuda 25 güncelleme ileti
- Ahmed Şahin - Hayvan bağırsaklarından yapılan kokoreç yenir mi? - 1 Güncelleme
- KUR’AN ve ALLAH/TANRI/YÜCE YARATICI GÜÇ? - 1 Güncelleme
- Cumhurbaşkanının forsu - 1 Güncelleme
- CHP’YE MHP’YE DE OY VERMEMEK GEREKMEKTE… VERSENDE BOŞ… - 1 Güncelleme
- CİNSEL DAVRANIŞLAR ÜZERİNE !.. - 1 Güncelleme
- HİTİTOLOJİ KONGRESİNDE ÇOK GÜZEL ŞEYLER OLUYOR, PAYLAŞALIM... - 1 Güncelleme
- Mustafa Elveren - Eleştiri Kültürü Ve Bilim İnsanı - 1 Güncelleme
- EMPERYALİZM VE LİBYA - 1 Güncelleme
- HANCI TAVUKLARI!.. - 1 Güncelleme
- VII. Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kongresi Sonuç Bildirisi - 1 Güncelleme
- "BORNOVA BELEDİYESİ 10 MİLYON CİVARINDA SOYULMUŞTUR" - 1 Güncelleme
- FEVZİ ÜNENÇ SERİSİNİN 10 KİTABI - 1 Güncelleme
- DÜNE BAKMADAN BU GÜNÜN TAHLİLİ YAPILAMAZ!... - 1 Güncelleme
- Atıf MUTLU : İSTİŞARE… - 1 Güncelleme
- Nazilerin Bilinmeyen Uzay Programı - 1 Güncelleme
- Anadolu ülkesinden bir dünya devletine - 1 Güncelleme
- Madem öyle, gel böyle (TAMER KORKMAZ) - 1 Güncelleme
- UMARIM AÇIKLAYICI VE TAMAMLAYICI OLUR;,, RE: [OzgurGundem] Re: [SiyasetMeydani] HUKUK DEVLETİ, YARGI VE DEMOKRASİ - 1 Güncelleme
- Hayatınızdan sıkıldınız mı? - 1 Güncelleme
- Gençleri mucit yetiştirmek için ne yapmalı-Thomas EDISON - 1 Güncelleme
- HELAL KESİM KANDIRMACASI. - 1 Güncelleme
- TARİH VE KISSALAR - 133 B. PEYGAMBER KISSALARI - 113 11. HZ. MUSA, HARUN VE İSRAİLOĞULLARI- 48 - 1 Güncelleme
- Kaset tezgâhı (Ergün Diler) - 1 Güncelleme
- HER GÜNE BİR AYET - 1 Güncelleme
- HAFTANIN HİKAYESİ: Şeytan İnsanı Nasıl Kandırır? - 1 Güncelleme
"Celal Çelik" <celal...@gmail.com>: Sep 03 03:01PM +0300
*Ahmed Şahin - Hayvan bağırsaklarından yapılan kokoreç yenir mi? *
Ahmed Şahin
a.s...@zaman.com.tr
<a.s...@zaman.com.tr>
GÜNDEM Yazarlar
<http://www.zaman.com.tr/columnistMenuDetail.action?sectionId=6> Ahmed Şahin
<http://www.zaman.com.tr/columnistDetail_getNewsById.action?columnistId=1023>
Hayvan bağırsaklarından yapılan kokoreç yenir mi?
Soru: Çevremizde kokoreç denen bağırsak dönerleri tabaklara konarak, yahut
da ekmek arasına doldurularak müşteriye sunulmaktadır. Çoğunlukla ekmek
arasında uzatılan bu bağırsak dönerlerinin yenip yenmeyeceği konusunda
farklı sözler dinliyoruz. Kimileri bunlar yenmez derken, kimileri de bir
haramlık söz konusu olmaz, diyorlar. Bir şiş üzerine sarılarak kömür ateşi
üzerinde pişirilen bu bağırsak dönerlerine siz ne diyorsunuz? Bazılarının
iddiaları gibi yenmez mi, yoksa yenir ama özelliğini ve temizliğini tam
koruma şartıyla mı? Bize bu konuda bilgi verirseniz tereddütlerden kurtulma
sevinci yaşayacağız?
Cevap: Önce şu temel hükmü hatırlayalım. Eti yenen hayvanların (işkembe,
karaciğer, dalak ve bağırsak) gibi sakatatlarının temizlenerek yenmesi
caizdir. Bunlarda bir şüphe ve tereddüt söz konusu değildir. Olmamalıdır
da.
Ancak eti yenen hayvanların yenmeyen organları da vardır. Onlar da fıkıh
kitaplarında şöyle sıralanırlar:
“- Kesilen hayvanın akan kanı, erkeklik ve dişilik organı, yumurtaları
(husyeler), et üzerinde kalan toparlak guddeler, idrar torbası (mesane) ve
öd kesesi!.”
Bunlar yenilmez. Nitekim kurbanlarda da bu organlar etten ayrılıp yenmeyen
sakatatlar tarafına atılırlar. Ayrıca, yenebilen bağırsakların içine bu
yenmeyen maddelerden karıştırılırsa yenilmez hale gelmiş olur. Bu sebeple
bağırsakların içine koç yumurtası da konarak pişirildiği söylentisi doğru
ise, yenmesi caiz olan kokoreç içine yenmesi caiz olmayan sakatat
karıştırıldığından yenmez hale getiriliyor demektir.
Bir başka temizlik şartı da: yenmesi helal olan bağırsaklarının yenebilir
hale getirilmesi için önce içindeki pisliklerden tam olarak temizlenmesi
gerekir. Eğer temizlenmeden içindeki kirleriyle birlikte sıcak suda
kaynatılırsa, pislik kaynama sırasında bağırsağın özüne nüfuz edeceğinden
dolayı sonraki yıkamalarda temizlenmesi mümkün olmaz! Bu sebeple baştan
bağırsakların içini ve dışını pisliklerden temizlemek gerekiyor ki,
kokoreçte kirlilik şüphesi söz konusu olmasın. Kokoreç yapma belgesi almış
olanların bu şartları yerine getirme mecburiyetleri söz konusudur.
Sorulmalıdır. Kendilerine sunulacak kokoreç dönerinin ana malzemesinden ve
yapılan temizliğinden emin olmayanlar yemezlerse bir şüpheliden kaçınma
dikkati göstermiş olurlar, bir vebale maruz kalma da söz konusu olmaz.
Soru: Camiye girdiğimde imamın namazı kılıp mihrapta Kur’an okuduğunu
gördüm. Vakit kaybetmeden bir köşeye çekilerek hemen namazımı kılmaya
başladım. Namaz sonrasında bir kardeşimiz beni ikaz etti: Sen dedi camiye
girdiğinde Kur’an okunuyordu. Okunan Kur’an’ı dinlemen farzdı. Hemen namaza
başlaman uygun olmadı, dedi.
Ben bu ikaza bir şey diyemedim, ama böyle olduğunu da ilk defa işittiğimden
size sorma gereği duydum. Namaza sonradan gelen biri, imam Kur’an okurken
bir köşede namazını kılamaz mı? Bana yapılan bu ikaz doğru mu?
Cevap: Doğru yanı da var, eksik anlatım da söz konusudur. Çünkü okunan
Kur’an’ı dinlemek farz-ı ayn değil farz-ı kifayedir. Yani orada dinleyen
bir kişi varsa bu farz yerine geliyor demektir.
Başkaları hemen bir köşede namazlarını kılabilirler. Çünkü dinleyen bir
kişinin varlığı diğerlerinden dinleme mecburiyetini kaldırmış olur.
Soru: Bazen abdest alırken bazen de guslederken aceleden besmele çekip
niyet etmeyi unutuyoruz. Sonradan hatırımıza gelince de şüpheye düşüyoruz
guslümüz, abdestimiz sahih olmadı mı yoksa diye. Besmelesiz niyetsiz abdest
ve gusül sahih olur mu?
Cevap: Hanefi’de abdest ve gusülde besmele çekip niyet etmek sünnettir.
Unutulursa sünnet sevabından mahrum kalınır, fakat abdeste gusle bir zarar
gelmez. Şafii’de ise abdest ve gusülde niyet farz kabul edildiğinden
dikkatli olunmalı, unutulmamalıdır.
"Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com>: Sep 03 02:48PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: yasemin <yasem...@hotmail.com>
Tarih: 3 Eylül 2014 09:04
Konu: KUR’AN ve ALLAH/TANRI/YÜCE YARATICI GÜÇ?
Kime: "erzinca...@gmail.com" <erzinca...@gmail.com>
*KUR’AN ve ALLAH/TANRI/YÜCE YARATICI GÜÇ?*
Allah'ın Kitabı Kur'an, Arapça, anlamadan, neyi anlattığı, anlatmak
istediği anlaşılmadan okunacak bir Kitap asla değildir. Kehanet ya da şifre
Kitabı da değildir. Kur’an’ın içinde Allah vardır, Kur’an’da yer alan
Sözleri olan ayetleri ile okuyan kişiye seslenir.
Altıbin küsur ayetten oluşan Kur'an, sanki sadece kadının namusundan(?!),
kılık-kıyafet, başörtüsünden(?!), çok eşlilikten(?!) ve şekilsel
ibadetlerden ibaretmiş algısı yıkılmalıdır!
KUR’AN, “Kur’an” deyip de, hikaye/rivayet anlatanlardan kurtarılıp;
Allah'a, Allah’ın anlatımı olan Sözlerine/ayetlerine teslim edilmelidir!
Kur'an, mezarlıklarda ölülere okunan Kitap olmaktan kurtarılmalı,
yaşantılarımıza doğruluk adına rehberlik edebilmesi için, başucu Kitabı
haline getirilip, sürekli/daîma/çevirip çevirip okunmalıdır!!!
--
Türkiye için el ele mail grubumuz
*https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele
<https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele> *
Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com
<turkiye-i...@googlegroups.com> *
Erzincan Kemaliye Egin Grubum
http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu
Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com
Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
https://twitter.com/#!/MiLALDi
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
"Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com>: Sep 03 02:46PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: Dr. Sibel T. Ertunc <si...@turkishtimes.com>
Tarih: 3 Eylül 2014 08:58
Konu: Cumhurbaşkanının forsu
*From:* Demirtas Bayar
*Sent:* Tuesday, September 02, 2014 4:23 PM
*To:* Demirtas Bayar
*Subject:* Cumhurbaşkanının forsu
*Fatiha sureli Cumhurbaşkanlığı forsu*
Demirtaş Bayar – 2 Eylül 2014
Cumhurbaşkanı Türkiyenin en yüksek makamıdır ve bütün vatandaşlarımızı
temsil eder. Ben üniversitede yüksek eğitim görmüş bir kimseyim. Yüksek
mühendislik belgesine sahibim. Buna rağmen benim Cumhurbaşkanımın
forsundaki yazıları okuyamadım. Bizim egitimimiz Cumhuriyeti tam olarak
kabullenmiş bir egitim idi. Bizim gençliğimiz inkilapları, harf inkilabı
dahil, kabul etmiş ve desteklemiştik. Benim gibi Türklerin ekseriyetinin
okuyamadığı, anlamadığı ve bilmedigi şifreli bir yazının Cumhurbaşkanının
forsunda belirlenmesi bir suç olduğuna inanıyorum..Biraz inceledikten sonra
bu şifrenin tercümesini elde ettim. Harflerin arapça olması bana
Cumhurbaşkanının yakında Türk harflerini kaldırmaya kalkışacağı hissini
veriyor. Ayriyeten, şifrenin Türkçeye tercümesini okuduktan sonra bundan
böyle dinin siyasette ve bütün hükümet çalışmalarında kullanılacağını ve
laik bir Cumhuriyet prensibinin terk edileceği Cumhurbaşkanı tarafindan
ilan edilmiş olduğunu zan ediyorum.
Yazının tam anlamı şöyle: "Hamd, âlemlerin Rabbi, merhametli olan,
merhamet eden ve Din Günü’nün sahibi olan Allah’a mahsustur.
(Allahım!) Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi
doğru yola, nimete erdirdiğin kimselerin, gazaba uğramayanların,
sapmayanların yoluna eriştir. "
Bundan sonra Cumhurbaşkanının yegane görevi sadece bu olacak gibi. Devlet
işleri Allaha bırakılacak.
*Fatiha sureli Cumhurbaşkanlığı forsu*
28 Ağustos 2014
[image: '3 gün gece gündüz demeden...']
Alttaki diğer tablo dinin siyasete sokulmasının bir başka misali olarak
görülebilir. Yalnız, bunun Devleti temsil etmeyen bir sanat eseri olduğu
kabul edilebilir ve bir müzede gecmişi sergileyen bir antika olarak teşhiri
kabul edilebilir.
*Arapça Elif yazılı tablo*
*Siz de bizi anlayın*
Turan YILMAZ - Bülent SARIOĞLU - Selçuk ŞENYÜZ - Ümit ÇETİN - Fahir ARIKAN
28 Ağustos 2014
[image: Siz de bizi anlayın]
AK Parti kongresindeki konuşmasının ardından Tayyip Erdoğan
<http://www.hurriyet.com.tr/index/recep_tayyip_erdo%C4%9Fan>’a teşkilat ve
milletvekilleri adına dualarla işlemeli hediyeler sunuldu. Gençlik Kolları
adına verilen *Arapça ‘Elif’ yazılı tablo* ile milletvekilleri eşlerinin
hediyesi olan hat sanatıyla Besmele yazılı tablo dikkat çekti. AK Parti
Grup Başkanvekili Ahmet Aydın ile milletvekilleri ise Erdoğan’a çevresine
Fatiha Suresi işlenmiş Cumhurbaşkanlığı Forsu tablosu hediye etti.
--
Türkiye için el ele mail grubumuz
*https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele
<https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele> *
Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com
<turkiye-i...@googlegroups.com> *
Erzincan Kemaliye Egin Grubum
http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu
Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com
Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
https://twitter.com/#!/MiLALDi
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
"Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com>: Sep 03 02:43PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
From: "SEVGİ YEŞİLMEN" <sevgiy...@gmail.com>
Date: Wed, 3 Sep 2014 09:57:00 +0300
.
CHP’YE MHP’YE DE OY VERMEMEK GEREKMEKTE… VERSENDE BOŞ…
*Umutsuzluğun diğer adı MHP ve diğer adı CHP olmuştur.* Şu an yani Eylül
2014 ayının başlarında böyle düşünmekteyim.
*Bu açıdan önümüzde ki genel seçimler de sandığı boykot etmeliyiz*. Sandığa
gitmeme kararını verip mecliste *eğer mümkünse biz mebuslarımızdan daha
cesaretli olup bir tek AKP’nin temsil edilmesini sağlamalıyız. *
Bakalım muhalefetsiz ne edebilecekler.
*Aldatıldık. Kullanıldık. Şartlandırıldık.* İnsan olan en azından ilk turu
geçerdi Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde…
Bunlar siyaset bilmiyor mu? Yoksa art niyetliler mi? Nafile bugün yalvarmak
yakarmak nafile bugün.
*İşid teslim alsın coğrafyayı. Mümkün değil ama keşke olsa. Rüşvet
yasallaşsın. Mümkün değil ama keşke olsa. *
MHP’de bir lider var ki tüm aksilikler onun gelmesiyle mümkün olabildi.
CHP’de bir zihniyet var ki bu hizipçilikte tek bir gerçek yaşayamaz…
Doğru AKP’nin varlığı benim varlığıma bir anlam katmakta. Bunun böyle
olduğunu bilmeme rağmen muhalefete destek verip de kötü olanı menfaatime
rağmen ret etmem gerektiğini bilebilecek veya yapabilecek kadar
erdemliymişim… De tüm bunlarda gram erdem bulunmamakta…
Ey oy vermeyi düşünmeyenler sayımız arttıkça bir gün Yeni dedikleri alameti
yıkıp halkırlara ve Bozkırlara selameti yani özgürlüğü getirebiliriz.
*Bu açıdan yıkılsın bu düzen tüm iyilikleriyle, tüm yenilikleriyle, tüm
çirkinlikleriyle…*
Şimdiler de Muharrem İnce, Emine Ülker Tarhan’a çağrıda bulunmuş. Mustafa
Sarıgül den de Kemal Kılıçdaroğlu’na tam destek…
Muharrem İnce bu denli hizipçinin bulunduğu bir atmosferde ne yapabilir?
Derhal istifa etmesi gerekmez mi?
Muharrem İnce’deki tek eksik şapkası, kep’inin bulunmaması…
Tak kafana bir kep al yoldaşlarını yanına çık meydanlara… Göreceksin ve
görecekler iyilerin bu memlekette ne hal aldığını hep birlikte göreceğiz…
Tabi ki gözleri dağlama kanunu çıkarılmazsa… Yok, oda çıkartılacak olur ise
Köroğlu’mu zalimdi Bolu Valisi mi bunun için dahi referandumda kaybeder
durumdayız… Mersin İçel Burak Canlı
--
Türkiye için el ele mail grubumuz
*https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele
<https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele> *
Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com
<turkiye-i...@googlegroups.com> *
Erzincan Kemaliye Egin Grubum
http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu
Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com
Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
https://twitter.com/#!/MiLALDi
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
"Erdal Akalın" <e.aka...@hotmail.com>: Sep 03 02:44PM +0300
Sili Ozerdim <silio...@gmail.com>: Sep 02 07:15PM +0300
Değerli dostlar,
Hititoloji Kongresi Çorum'da başladı, devam ediyor. Çok önemli söylemleri
artık akademisyenlerden de duymaya başladık, ne güzel!
Kongre başkanı DTCF hocalarından Prof.Dr. Aygül Süel bir ezberi bozuyor,
diyor ki *"**Alparslan'ın 1071’de Malazgirt savaşıyla bu topraklara
girmesiyle Türklerin Anadolu’ya geldiği iddia edilir. Oysa ondan yüz yıllar
önce zaten bu topraklardaydılar."*
Daha fazla bilgi, altta...
Lâle Gürman
*
http://www.odatv.com/n.php?n=hititoloji-kongresiyle-erdoganin-ne-ilgisi-var-0209141200
<http://www.odatv.com/n.php?n=hititoloji-kongresiyle-erdoganin-ne-ilgisi-var-0209141200>
*
--
Mustafa Elveren <mustafa...@gmail.com>: Sep 02 09:52PM +0300
*Eleştiri Kültürü Ve Bilim İnsanı*
*Mustafa Elveren**
Değerli bilim adamı Prof. Baskın Oran’ın Gomanweb sitesinde yayınlanan bazı
yazılarından dolayı hakaret sınırına varan çok sert yorumlar yazılıyor. Bu
yorumlar için Baskın Hoca bana yazdığı mesajda şöyle demişti; “Hakaret de
içerse en aykırı olandan başlayarak yayınlamalıyız” Hoca’nın bu demokrat
tavrına rağmen o yorumlar sitede yayımlanmadı.
Elbette her insan korkar. Ancak, korkuyu aşıp, gerçekleri bilim namusuyla
ortaya koymak her bilim insanının görevi olmalıdır. Baskın Hoca da zaman
zaman azınlıklar konusunu, Dersim olaylarını cesaretle dile getirmekten
çekinmiyor. İşte bilim insanı bu kültürle yoğrulmalıdır.
Ben kendimi amatör yazarlar arasında sayıyorum. Bu kategori penceresinden
yazdığım makalelerden dolayı, birçok kişiden olumlu ya da olumsuz eleştiri
alıyorum. Bu eleştiriler benim için sevindirici olup, aynı zamanda büyük
bir zenginlik kaynağı olmaktadır.
Ancak, eleştiri adı altında iftira, hakaret, küfür vb. saldırılar
yapılmamalıdır. Bir diğer önemli ölçü ise; cezaevinde yani dört duvar
arasında cevap hakkını kullanamayan birini eleştirmek etik olmadığı gibi
doğru da olmaz.
Ben bu ölçülere mümkün olduğunca uymaya çalışıyorum.
Yaklaşık bir hafta önce yazdığım* “Muhammed-Atatürk-Erdoğan Üçlüsü Üzerine
Kısa Bir Not”* başlıklı makalemden dolayı olumlu-olumsuz birkaç eleştiri
yapıldı. Eleştirilerin yapılması elbette sevindiricidir.
Ancak; Atatürk eleştirilince ses etmeyip Muhammed ve Erdoğan eleştirilince
bağıranları, yine aynı şekilde Muhammed ve Erdoğan aleyhine yazılınca
gıkını çıkarmayıp Atatürk söz konusu olunca avazı çıktığı kadar çığıranları
anlamaktan zorlanıyorum.
Meslektaşım olup, yıllarca İHD şube başkanlığını yapmış ve birçok yönde
siyasi görüşlerini paylaştığım bir arkadaş gönderdiği mesajda beni şöyle
eleştirmektedir; *“Sahte şeyleri, dervişleri, ağaları, feodalleri,
kompradorları, faşistleri, burjuvayı, emperyalizmi ve daha nicesini,
nicelerini eleştir; sözüm yok, ama unutma ki Seyyid Rıza bir seyyiddir,
yani Peygamber torunudur, Şeyh Said bir şeyhtir, İhsan Nuri bir paşadır,
Bedirhan bey, hem paşa hem de beydir. Molla Mustafa bir ağa ve aşiret
lideridir; bütün bu devrimci insanları da salata gibi ötekilere katarsanız,
insaf sınırları aşar, had ve huduttan taşarsınız… Dünyada eleştirilmeyecek
şey yok; Ama Allah ve Peygamberi de buna katman kusura kalmayın fütursuzluk
ve biraz da egonozu tatmin gibi geliyor bana.”*
Mesajda göze çarpan şu cümle dikkat çekicidir. *“… ama unutma ki Seyyid
Rıza bir seyyiddir, yani Peygamber torunudur...” *Ben İslam uzmanı değilim.
Bu konuda fazla bir bilgiye de sahip değilim. Ancak, bu arkadaşımın iddia
ettiği gibi Seyit Rıza Muhammed’in torunu ise, o zaman tüm seyitlerin Arap
olması gerekmez mi? Üzerinde tartışılması gereken bir konu olduğunu
düşünüyorum.
Bir taraftan “*Dünyada eleştirilmeyecek şey yok”* diyeceksin öbür tarafta
Allah’ı, Peygamberi ve kendine yakın gördüğün şeyhi, seyyidi, paşayı,
ağayı, beyi eleştirme diyeceksin. İsa’yı, Musa’yı, Davud’u eleştirince
sessiz kalacaksın, Muhammed söz konusu olunca kıyameti koparacaksın. Bu ne
yaman çelişki!
Allah’ı araştırıp sorgulamayan ve Peygamberleri eleştirmeyen biri bilim
insanı olabilir mi? Bu itibarla peygamberler de dâhil olmak üzere tüm
liderler olumlu-olumsuz her zaman eleştirilmelidir.
Her insan gibi peygamberler de, liderler de, bilim insanları da hata
yapabilirler. Gallile, Adem, Musa, İsa, Muhammed, Marx, Mao, Lenin,
Atatürk…
Seyit Rıza, Şeyh Sait, Mele Mustafa Barzani, Abdullah Öcalan hatta çok
önemsediğim Mazlum Doğan bile hata yapmışsa, bu yanlışlarını görmezden mi
geleceğiz?
Atatürk’ün iktidarında önemli hatalar yapılmışsa, ya da özel hayatında
ciddi sapmalar yaşanmışsa bunları eleştirmeyecek miyiz?
İleride Tayyip Erdoğan için; “O paralar hayır kurumları için toplanmıştı,
rüşvet değildir. İftiradır!” derlerse, o günkü namuslu bilim insanları buna
itiraz etmeyecekler mi?
Bu soruları daha da çoğaltabiliriz.
Emekli Eski Genel Kurmay Başkanlarından İlker Başbuğ’un basında çıkan bir
röportajında; *“Atatürk içkiyi ilaç olarak içerdi!”,* “Atatürk: Bizim
dinimiz İslam dini. En makul, en son dindir’ der. Atatürk’e dinsizdi
denilebilir mi?” *(T24-30.8.2014)*
Eski başbakan şimdiki Cumhurbaşkanı da “Gazi Mustafa Kemal”in ilk meclisin
açılışında namaz kıldığını, bilmem hangi kongreyi dualarla başlattığını vb.
yönde konuşmalar yapıyor.
TC’nin eski Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ ve şimdiki Cumhurbaşkanı
Sayın Recep Tayip Erdoğan “Gazi Mustafa Kemal”i dindar (Müslüman) göstermek
için birbirleriyle yarışıyorlar.
Mustafa Kemal Atatürk’ü Müslüman göstermeye çalışanlar daha çok bürokraside
etkili olan şahsiyetler ile iktidarı elinde bulunduran güçlerdir. Bu
güçlerin yakın çevresi uluslararası gemi nakliyatından tutun ulusal savunma
sanayine kadar birçok alanda ticari faaliyeti olan sermayedarların olduğunu
söylemek abartılı olmaz.
Yine Mustafa Kemal Atatürk’ü dinsiz olarak tanımlayanlar da Kur’an ayetleri
ismiyle kurdukları şirketler aracılığıyla tarikat-ticaret ilişkisi
çerçevesinde uluslararası altın ticareti ile tesettür alanında modaevleri
açıp, sömürü düzenini sürdürdüklerini söyleyebiliriz.
“Al birini vur ötekisine!”
Bazı liderleri çok sevebilir, saygıyla takdir edebiliriz. Ancak bu sevgi ve
saygımız onları eleştirmemize engel değildir.
Bir önderin hata yapması onun görev konumunu tartışılır hale getirebilir,
ancak liderlik vasfını ortada kaldırmıyor. Tarihte her lider
günahlarıyla-sevaplarıyla yerini alır.
Bir ülkede ne kadar çok eleştiri kültürü artarsa, an az o kadar demokratik
yaşam gelişmiş olacaktır.
Dün 1 Eylül Dünya Barış Günü’ydü. Ortadoğu coğrafyasında İslam adına
katliamlar yapan çeteler ve halkları birbirine boğazlatan emperyalist
güçler olduğu sürece barıştan söz etmek mümkün mü?
Usta yazar Çetin Altan’ın deyimiyle “enseyi karartmayalım.” Her şeye rağmen 1
Eylül Dünya Barış günün tüm Dünya halklarına kutlu olsun!
02.09.2014
elveren...@hotmail.com
**Em. öğrt.*
*NOT-1:* Bu mesaj yaklaşık 5000 kişiye gönderilmiştir. Eğer size gönderilen
bu mesajdan rahatsızlık duyuyorsanız *“BİR DAHA TANITIM MESAJINI ALMAK
İSTEMİYORUM”* şeklinde bize bir uyarı mesajını gönderdiğiniz takdirde,
adresiniz tanıtım listemizden derhal devre dışı bırakılacaktır. Sizden
herhangi bir uyarı gelmediği takdirde bu mesajımız zaman zaman bu
adresinize gönderilecektir.
*NOT-2:** Tüm uyarılarınıza rağmen adresiniz mail listemizde silinememiş
ise, o takdirde spam seçeneğini kullanarak spama düşürün lütfen.*
"yavuz altýndiþ" <elver...@yahoo.com>: Sep 02 12:14PM -0700
EMPERYALİZM VE
LİBYA
>> İtalyanlar sömürge olarak
seçtikleri Libya'ya saldırdıklarında Ömer Muhtar köylerden topladığı gönüllüler
ile halkının bağımsızlığını ve namusunu korumak için silahlı mücadeleye başladı.
72 yaşındaki ihtiyar çöl aslanı tanklara karşı av tüfekleri ile olağanüstü
başarılar elde etmesine karşın vahşice saldıran istilacı ve barbar İtalyan
ordularına yenildi. Onu yaralı bir arslan olarak o yaşlı halinde ., ( aşağıdaki
fotoğrafta görüldüğü gibi ) ellerinde zincirlerle dolaştırdılar Trablus
sokaklarında ve sonunda da astılar bu büyük kahramanı.
>>Libya halkı kanını verdi,canını verdi,iffetini
ayaklar altına aldı ve emperyallere karşı yurdunu savunmaya devam
etti.
>>16 Eylül 1931'de asılarak idam edildiğinde Muhtar
70 yaşındaydı.İnsanlık abidesi! ve kültür kaynağı! İtalya 70 yaşındaki bir
vatanseveri korkusundan zincirlere vurmuştu.....
>> 2. paylaşım savaşından sonra
Libya'nın da içinde bulunduğu bölge Fransa ve İngiltere'ye bırakıldı. BM kararı
ile 1949'da Libya Krallığı bağımsızlığını kazandı.
>>Kral olarak tayin edilen İdris, genç bir subay olan
Kaddafi tarafından indirilerek Libya Sosyalist Halk Cumhuriyeti kuruldu.
Kaddafi., her ne kadar çok büyük bir kesim tarafından sevilmese de aslında bir
Türk dostuydu ve ölünceye kadar da öyle kaldı.
>> Kendilerine "
uluslararası Müteahhit " adını veren bir takım dolandırıcı ve sahtekar
Türk üçkağıtçılara büyük inşaat işleri verdi. Bu üçkağıtçılar yıllarca
inşaatları yarım yamalak bırakıp paraları alıp kaçtılar. Zavallı Türk işçileri
çöllerin ortasında perişan kaldılar.Bizim biçare medya da utanmadan " Libya
müteahhitlerin paralarını vermiyor "...şeklinde yalan propaganda yaptı!.
Ben bunları 1982-1985 yılları arasında bizzat kendim yerinde tesbit ettim..Buna
rağmen Türkleri hep ön planda tuttu. Sezai Türkeş- Fevzi Akkaya gibi ,
Doğuş gibi ciddi Türk şirketlerine dev ihaleler verildi. Bingazi limanına
Kaddafi .,Sezai Türkeş ve Fevzi Akkaya!nın heykellerini dikti. Avrupalılara
karşı hep Türkleri ön planda tuttu.
>>Üç yıl öncesi bizimkiler Libya'yı boşaltırken 27000
Türk Libya'da ekmek yiyiyordu.
>>Kıbrıs savaşı sırasında Kaddafi'nin ( İran ile
birlikte ) bize yardım eden ve açıkça emperyal güçlere cephe alan tek ülke
olduğunu bugün acaba hatırlayan kaldı mı?
>> Katil Apo'nun yenilerde
yayımlanan hatıratında...." bize herkes yardım etti...ama nedense bir tek
Kaddafi yardım etmedi " sözü her nedense yandaş ve yandaş olmayan medya da da
hiç yer bulmadı,önemsenmedi.
>> Fransa ve İtalya koalisyonu., İngiltere'nin
arka plan desinatörlüğünü üstlendiği bir senaryoda Kaddafi'yi yerli
işbirlikçilerine vahşice öldürttü...ama bence Kaddafi'nin öldüğü an ., küçük
oğlunu öldüren nato savaş uçağının İzmir çiğli askeri havalanından kalkmış
olduğu bilgisiydi!
>> Bizimki, bir an., " ne işi var
nato'nun Libya'da " diye efelendi...efelendi ama sahtekar efe'nin havasını
aldılar ve onun da oluru ile İzmir çiğli askeri havaalanını operasyon merkezi
yaptı natonun katilleri. Bizim deniz kuvvetleri gemilerinin Libya sahillerini
bombalayan nato koalisyonuna deniz desteği vermesi de ayrıca unutulmayacak bir
şerefsizlik örneği olarak hatırlanmalıdır.
>> Emperyalizm., "müttefik avrupa
emperyaller ana birliği" ,.eliyle olanca gücü ile Libya'yı paramparça
etmiştir.Libya'da yıllardır süren iç savaş artık çöl kabilelerine,Tuareg'ler
gibi savaşçı kabilelere de yansımıştır. Libya'nın sosyalist açılımları ve petrol
kaynakları ne yazık ki artık emperyallere hizmet edecek bu arada da ""modern ve
çağdaş " Libya halkı resimdeki Libya küreselleşmesini doyumsuzca
yaşayacaklar.....
>>Hüseyin Gündüz
Öklem
"birinci.tbmm" <birinc...@gmail.com>: Sep 03 08:17AM +0300
[image: chp.jpg]
Kılıçdaroğlu'nun “2015 seçimlerinde anlamlı bir oy kaybı olması halinde
bırakırım” şeklindeki sözleri, üzerindeki korkunç baskının acıklı bir
itirafıdır!.. Kemal Bey, ancak CHP'nin alacağı oyların birkaç puan
düşmesi halinde
istifa edebileceğini söylemektedir. Demek ki, görevleri arasında en az bir
dönem daha AKP'yi iktidarda tutmak da vardır!..
Açık söylüyorum: PKK ile pazarlık sürecini, “barış” adı altında halka
yutturmaya çalışan bildiriye destek veren CHP milletvekilleri:Alaattin
Yüksel, Aykan Erdemir, Ayşe Danışoğlu, Binnaz Toprak, Erdoğan Toprak, Hülya
Güven, Hüseyin Aygün, İlhan Cihaner, Kadir Gökmen Öğüt, Melda Onur, Mustafa
Moroğlu, Nurettin Demir, Rıza Türmen, Sena Kaleli, Sezgin Tanrıkulu, Veli
Ağbaba ve bunların benzerleri 2015 genel seçimlerinde aday
gösterilirlerse, Y-CHP'ye
kesinlikle oy vermeyeceğim... Kurultay öncesinde bu açıklamayı ulusal bir
görev kabul ediyorum!..
Emperyalist “küresel güçlerin”, Y-CHP'den beklediği görev: AKP'yi iktidarda
tutmak için muhalif olanları oyalayarak dizginlemek olduğu açık seçik
ortaya çıkmıştır... Türkiye'deki karşıdevrimin başarıya ulaşması, ancak bu
şekilde mümkün olabilirdi. Küresel güçlerin Ortadoğu'daki rejimleri yıkma ve
laik Cumhuriyet rejimini tasfiye etmekle görevlendirdiği iki “başarılı”
önemli aktör terfi almıştır. Ellerinde oyuncağa dönen Türk halkını
kolaylıkla yönlendirerek, Erdoğan'ı Cumhurbaşkanlığına, Davutoğlu'nu da
Başbakanlığa çıkartmayı “başarmışlardır”... Emperyalistler, TSK'nın
etkisizleştirilmesi ve CHP'nin ele geçirilmesinden sonra, adım adım
hedeflerine yaklaşmaktadır. “Gezi Direnişi” gibi, toplumsal muhalefeti
arkasından sürükleyecek bir ayaklanma olmadıkça, emperyalizmin önünde ciddi
bir engel kalmamıştır...
CHP'nin başından Kılıçdaroğlu ayrılınca, AKP'nin bir dönem daha iktidar
olma olanağını yitireceği ve buna bağlı olarak karşıdevrimin tehlikeye gireceği
gün gibi ortadadır. Satılacakların neredeyse tükenme noktasına gelmesi,
yıllar içerisinde ekonomik varlıkların talanı, yaklaşan ekonomik krizin nasıl
atlatılacağı konusunu gündemin birinci sırasına taşımıştır. Bu durumu en
iyi bilen kişi olarak Recep Tayyip Erdoğan'ın icranın başından ayrılıp,
Cumhurbaşkanlığını tercih etmesini, yaklaşan fırtınadan kaçış olarak
değerlendirmek hiç de yanlış değildir... Bu ateş çemberi içerisinde en
önemli görev, doğal olarak halkı yatıştırmak ve uyutmakla görevli
muhalefete düşmektedir... Aksi halde, küresel güçlerin Ortadoğu'da
kazandığı bütün mevzileri tehlikeye düşebilir!.. Olup biteni ve yakında
olacakları bu fotoğraf içerisinde değerlendirmek gerekir...
Böyle aciz bir duruma düşülmesine emperyalistler asla izin veremezler!..
Zaten (B) ve (C) planları da bu nedenle vardır!..
Haziran 2011 seçimlerinden önce “Artışı sağlayamazsam bırakırım” diyen
Kılıçdaroğlu, 2015 milletvekili seçimlerinde, oy oranını bir kaç puan
artırabilse, yerinde kalıp görevine devam edecek. Acaba neden? Sıkı sıkıya
koltuğa yapışması; onursuz bir adam veya koltuk heveslisi olmasından değil,
“görev” bilincinden kaynaklanmaktadır!.. Bu gerçeği artık görmemiz
gerekir... Laik, demokratik Cumhuriyet tasfiye edildikten sonra,
Kılıçdaroğlu'nun oy oranını artırması ne işe yarar? Oy oranını azaltırsa,
bu defa koltuğunu Sezgin Tanrıkulu veya Rıza Türmen gibi PKK'nın onay
verdiği bir isime teslim edebilir!.. Acı ama gerçektir: PKK lideri Abdullah
Öcalan'ın “Kemal'e selam söyleyin” cümlesi, Kılıçların efendisinin görevini ve
hiyerarşideki yerini ayan beyan göstermektedir!..
“6 okun yorumu çağdaş ve evrensel anlayışa göre yeniden yapılacak”
sözlerini söyleyen Kılıçların efendisi, 6 oku hiçbir zaman anlamadığını veya
içine sindiremediğini göstermiştir. Her iki halde de durum kötüdür. Gerçek
kişiliğini ve kimliğini gizleyerek Atatürk'ün koltuğunu kalkan olarak
kullanan Kılıçdaroğlu, CHP tabanını aldatarak, küresel güçlerin verdiği
görevi yapmayı kabul etmiştir. Cumhuriyetin nitelikleri ile bire bir
örtüşen “6 ok”un “çağdaş” anlayışa göre yorumunu yapmaya kalkışmak, CHP
Programı'nın da iskeletini oluşturan bu ilkeleri çağdışı bulmaktan başka
bir anlama gelmez!.. Büyük olasılıkla programa aykırı eylem ve
söylemlerinin kaynağını da bu anlayış oluşturmaktadır. “6 ok”u çağdışı
gören anlayışın, vakit geçirilmeksizin -hem de tekme, tokat- kapı dışarı
edilmesi kaçınılmaz hale gelmiştir!..
Fazilet Partisi Milletvekili Mehmet Bekaroğlu'nun:” CHP'ye gelme konusunda
bende sıkıntı oluşturabilecek CHP'nin geçmişine ilişkin bagajları olduğunu
ilettim. Hatta ben demokrasi ve özgürlüklere ilişkin savunduğum tüm
görüşleri savunup bu konudaki düşüncelerimi iletince, onu benden daha
radikal gördüm” şeklindeki sözleri ise acı ve düşündürücüdür. Yukarıdaki
tespitlerimizi doğrulayan bu açıklamadan anlaşılmaktadır ki, Abdullah
Öcalan'ın Kemal'i, Bekaroğlu'ndan daha iyi Fazilet Partilidir... O zaman
neden başka bir partide değil de Atatürk'ün partisi CHP'nin başında
oturur?!..
Cumhuriyetçilerin elinde siyasi bir parti olmadan, ne karşıdevrimi tersine
çevirmeleri ne de iktidara gelmeleri olanaklıdır. Ne yazık ki, Alevi
kesimin içerisinden seçilen işbirlikçi Kemal, karşıdevrimin gerçekleşmesi
için iktidarın yolundaki tüm taşları temizlemiştir. Rejim süratle “Suni
İslam Devleti”ne doğru yol almaktadır. Kamuoyunda 4+4+4 yasası olarak
bilinen ve eğitim-öğretim birliğini bozan yasaya, “elbette çocuklar dinini
öğrenecek” diyerek muhalefet etmeyen Kılıçdaroğlu, şimdi çocukları zorla
imam-hatipli yapılan Alevi ailelere nasıl hesap verecek, çok merak
ediyorum!..
Özetliyorum: 4,5 yıllık Kılıçdaroğlu yönetimi ile geldiğimiz nokta; “
devrimcilik” ilkesini karakteristik temel özelliği kabul eden Atatürk'ün
partisi CHP, karşı devrimcilerin eline geçmiştir!.. Bu el değiştirme ile
birlikte; Cemaatçiler, Kürtçüler, Liberaller ve 2. Cumhuriyetçiler parti
yönetimine taşınmış, gerçek CHP'liler ise sokağa atılmıştır. Bu süre
içerisinde yapılan il ve ilçe kongrelerine genel merkez ağırlığını koymuş,
kurultay delegelerini önemli ölçüde değiştirmiştir. Bu arada CHP'nin
Program'ı da edepsizce çiğnenmiştir. Bütün bunların adına “yenileşme” ve “çok
çalışma” denmiştir!.. Yerel ve genel seçimlerde dinci ve gericiler öne
çıkartılmış, çoğu aday gösterilerek ödüllendirilmiştir. Bununla birlikte,
cumhuriyet karşıtlığı, “düşünce özgürlüğü” adı altında utanmadan
savunulmuştur...
CHP'liler, “6 ok”u benimsemeyen, başka bir ifade ile Atatürkçülüğü ve
Cumhuriyetin niteliklerini özümsemeyen, cumhuriyet karşıtlarına oy vermeye
mecbur bırakılmışlardır... Sağ görüşlüler CHP'ye yerleştirildikten sonra,
aday gösterilmişler ve bu kişilere “tıpış tıpış” oy vermemiz istenmiştir...
Bu gidişle bizden sağ görüşü benimsememiz de istenirse, şaşırmamak gerekir.
Çünkü gidişat o yöndedir!..
Ülkeyi yönetmek için halka sağ görüşlü olmak dayatılıyorsa, bu konuda zaten
yeterince deneyimli sağ partiler var!.. Sonradan dönmelere kim, neden
itibar etsin!..
Kaldı ki, “Yeni” CHP'nin “görev”i vardı, bu yüzden dişe dokunur bir
programı bile olmadı... İktidar partisinin iç çelişkileri nedeniyle
parçalanacağı
düşünü kurmak ve bu düş üzerine ulufe dağıtmaya kalkışmak; katır
pisliğinden beslenen hancı tavuğunun yaşam biçimini benimsemekle eş
anlamlıdır!..
Yani içerisinde bulunduğumuz ahval ve şerait bu kadar vahimdir. O bakımdan tek
kurtuluş yolumuz kaldı. O da CHP'yi işgalden kurtarıp, yeniden halkın
partisi haline getirmektir... Bu mümkün olmazsa, yeni parti kurarak yola
devam etmek kaçınılmazdır!..
18. Olağanüstü Kurultay'ın önemi de bu noktadadır!..
Av. Cemil Can
Google Docs: Create and edit documents online. [image: Logo for Google Docs]
<https://drive.google.com>
"Kardeş Kalemler" <bi...@kardeskalemler.com>: Sep 03 12:28AM +0300
VII. Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kongresi
Sonuç Bildirisi
VII. Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kongresi, Kazan 2014 Türk Dünyası
Kültür Başkenti'nin ev sahipliğinde, TATMEDİA, Tataristan Kültür Bakanlığı,
TÜRKSOY <http://www.turksoy.org.tr/> ve Avrasya Yazarlar Birliği
<http://www.ayb.org.tr/> 'nin işbirliği ile 28-30 Ağustos 2014 tarihlerinde,
Tataristan'ın başkenti Kazan'da toplanmıştır.
Kongreye, 14 ülkeden önde gelen 38 edebiyat dergisinin genel yayın yönetmeni
ve temsilcileri katılmıştır.
Kongre, Tataristan Milli Kütüphanesi Salonunda başlamış ve Tataristan
Yazarlar Birliği'nde devam etmiştir.
Kongrede, Edebiyat ve Tarih, Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Arasındaki
İlişkilerin Geliştirilmesi oturumları yapılmış ve Kazan Üniversitesi
Filoloji ve Uluslar arası İlişkiler Enstitüsü tarafından yayınlanan TATARİCA
isimli bilimsel derginin tanıtımı yapılmış,
VI. Kongrede açılması kararı alınan Kalemdaş <http://www.kalemdas.com/>
"Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Ortak Ağı <http://www.kalemdas.com/> "nın
internette açılışı gerçekleştirilmiş, portalın daha aktif kullanılması için
değerlendirmelerde bulunulmuştur (http://www.kalemdas.com
<http://www.kalemdas.com/> ).
Katılımcılar, Tarihî Bulgar Şehrini ziyaret etmişler ve Tataristan
Cumhuriyet Günü ile Kazan Şehri kutlamalarına katılmışlardır.
Kongre katılımcılar, Tataristan Cumhuriyet Günü kutlamaları vesilesiyle
Tataristan Cumhuriyet Başkanı Rustam Minnihanov'la görüşmüşlerdir.
VII. Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kongresi delegeleri, Tataristan
Parlamentosunu ziyaret etmişler ve Parlamento Başkanı tarafından kabul
edilmişlerdir.
Kongre iştirakçileri;
* Kongrenin, Kazan'da toplanmasını sağlayan Tataristan Cumhuriyet
Başkanı Rustam Minnihanov'a şükranlarını sunarak;
* En üst düzeyde organizasyon ve sıcak evsahipliği ile çalışmaların
gerçekleşmesine katkı sağlayan Tataristan Kültür Bakanı Ayat Sibgatullin'e,
Tataristan Enformasyon İdaresi Başkanı İrik Minnahmetov'a, TATMEDIA Genel
Müdürlüğüne, Tataristan Yazarlar Birliği Başkanlığı'na, uluslararası ulaşım
sponsorluğunu üstlenen TİKA <http://www.tika.gov.tr/> Başkanlığına ve
çalışmaları büyük bir titizlik ve ustalıkla idare eden Sembel Taisheva başta
olmak üzere tüm emeği geçenlere teşekkür ederek,
aşağıdaki hususların kamuoyu ile paylaşılmasına kararları vermişlerdir:
1. Kazan 2014 Türk Dünyası Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında Türk
Dünyası Edebiyat Dergileri Genel Yayın Yönetmenlerinin Tataristan'da
buluşmalarından duydukları memnuniyetin ifade edilmesine;
2. Kazan'da bulundukları süre içerisinde, Türk Dünyası Başkenti
etkinliklerinden yakından haberdar olan iştirakçiler, yıl içerisindeki tüm
çalışmaları için başta Tataristan Kültür Bakanı Ayat Sibgatullin olmak üzere
tüm emeği geçenlere şükranlarının bildirilmesine;
3. Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kongresinin toplanmasında her yıl
değeri ölçülemeyecek katkılar sunan, Türk Dünyası Kültür Başkenti
uygulamaları başta olmak üzere pek çok emsalsiz kültür faaliyeti ile Türk
halklarının dostluk ve kardeşlik bağlarının güçlenmesini sağlan TÜRKSOY
Genel Sekreteri Düsein Kaseinov'a; geçirdiği operasyondan dolayı geçmiş
olsun dileklerinin bildirilmesine,
4. Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kongresinin kurucularından olan ve
İran'da yayınlanan Varlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Dr.Cevat Heyet'in
vefatından duydukları üzüntünün ifade edilmesine ve tüm Varlık Dergisi
camiasına başsağlığı dileklerinin iletilmesine;
5. KALEMDAŞ <http://www.kalemdas.com/> , Türk Dünyası Edebiyat
Dergileri Ortak Portalının aktif çalışması için iştirakçi dergilerin yeni
sayılarının portal idaresine ulaştırılmasına,
6. Her yeni sayıdan seçilecek bir edebî eserin portalda yayınlanması
için önerilmesine,
7. Türk dillerinden çevirileri yapılarak dergilerde yayınlanan
eserlerin telif ve çeviri nüshaları ile birlikte portala gönderilmesine,
8. Kazan'da toplanan kongrede kullanılan amblemin Türk Dünyası Edebiyat
Dergileri Kongresi Amblemi olarak belirlenmesine,
9. Her yıl verilen Türk Dünyasında Yılın Edebiyat Adamı-2014 ödülünün
Aralık Ayında Azerbaycan'ın Bakü Şehrinde yapılacak olan III. Uluslararası
Kaşgarlı Mahmut Yarışması Ödül Töreni ile birlikte verilmesine,
10. Uluslararası Türk Kültür Teşkilatı TÜRKSOY
<http://www.turksoy.org.tr/> tarafından 2014 yılının Türkmen Şairi
Mahtumgulu Firagi Yılı ve Kırgız Ozanı Toktogul Satılganov Yılı ilan
edilmesi dolaysı ile, edebiyat dergileri olarak, adı geçen şairlerin
tanıtılması için yapılacak çalışmalara destek verilmesine,
11. Edebiyat dergileri arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesine,
ülkeler arasında dergi mübadelesinin artırılmasına ve dergilerin içinde
kütüphane adreslerinin de bulunacağı belirlenecek bir ortak listeye
gönderilmesine;
12. Yıl içerisinde Kazan 2014 Türk Dünyası Kültür Başkenti
faaliyetlerinin kongre üyesi dergilerde duyurulmasına,
13. 2015 yılında Türk Dünyasında Yılın Edebiyat Adamı olarak Kırgız Şiir
Akademisi Başkanı Omor Sultanov'un ilan edilmesine
14. VIII. Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kongresinin, imkânlar uygun
olduğu takdirde, 2015 yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti'nde toplanmasına,
Karar vermişlerdir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
VII. Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kongresi
Katılımcıları Adına
Dr. Yakup Ömeroğlu
30.08.2014
hasan cakmak <cakmak...@gmail.com>: Sep 03 11:31AM +0300
Haber Detayı:
http://www.haber35.com.tr/gundem/bornova-belediyesi-10-milyon-civarinda-soyulmustur-h225434.html
--
HASAN ÇAKMAK
www.haber35.com.tr MUHABİR
"Hayri BALTA" <ha...@tabularatalanayalanabalta.com>: Sep 04 01:01PM +0300
Değerli Dostlar,
Fevzi Günenç serisinin 10. kitabını sonunda bitirebildim.
Bu kitapta Şafık Günenç’in gözlemlerini okuyacaksınız.
Yener Balta ise bu kitabı kısa zamanda baskıya verecek...
Hepinize iyilikler...
Sevgilerimle,
Av. Hayri Balta, 3.9.2014
"Mehmet Halil Arık" <arikm...@gmail.com>: Sep 03 12:24PM +0300
http://www.youtube.com/watch?v=6SbA_699TIc
Ek alanı
DÜNE BAKMADAN, BUGÜNÜN TAHLİLİ YAPILAMAZ. adlı YouTube videosunu önizle
DÜNE BAKMADAN, BUGÜNÜN TAHLİLİ YAPILAMAZ.
<http://www.youtube.com/watch?v=6SbA_699TIc&authuser=0>
DÜNE BAKMADAN BU GÜNÜN TAHLİLİ YAPILAMAZ…
7 Haziran 2011 tarihinde kaleme aldığım bir yazının üzerinden söyleşmek
istiyorum bugün sizlerle…
Doğru tahlil, ancak dünün doğru değerlendirilmesi ile yapılabilir… Elbette
ki; tarihte 3-5 yıllık süre, dün bile sayılmaz… Ne var ki; her şeyin, çok
hızlı değişime uğradığı günümüzde bırakın üçbeş yılı, 3-5 günün bile ne
denli önemli olduğunu düşünürsek, değerlendirmeleri daha doğru yapar, ve
yakın geleceğe daha bir objektif gözle bakabiliriz… Zira bugünün aynası
dün; yarının aynası bugündür!...
*Sayın Gül’ün, Görev süresi bitimi ile gündeme düşürdüğü bana
saygısızlıklar yapıldı söylemi üzerine dünün aynasını bu günden, yarınlara
ibret olsun diye yeniden tutma gereğini duyduk!... *
*
Gelelim diyeceklerimize…
CUMHURBAŞKANINDAN ÇÖZÜM BEKLEMEYİN!..*Ç Ö Z E M E Z!.. diye girmişiz söze…
2011’in 7 Haziran’ında..*
“Ülkemiz, günbe gün büyüyen sorunlar sarmalında” demiş ve devam etmişiz…
Hukukta sorun, parlamentoda sorun, devletin kurumlarında sorun, eğitimde
sorun, çalışma hayatında sorun!... Sosyal yaşamda sorun… ülkenin beka
noktasına kadar gelmiş sorunlar!...
İmdat çığlığını duyan yok ülkenin!.. demişiz.
Her sorun, yeni bir soruna gebe!.. Babalığı üstlenen yok!..
Sorunlar sokaklarda… ortalıkta!.. Sahipsiz!...
*
Şöyle birkaç adım gerimize dönelim…
Arızalı bir demokrasi ile girilen seçimden normal bir doğum zaten
beklenemezken, bir ucubemiz daha doğmuştu o günlerde. Hatırlayın.
Seçilenlerin bir bölümü Meclis dışında kalmıştı!..
Mantığa ve de vicdana sığmayacak bu antidemokratik sonuç, *“hukuktan
bağımsız”* yargı kararlarına sığdırılarak, vicdanlara dayatılmıştı..
Sefer görev emri almış yandaş basın-siyasetçi-gazeteci-dönek-binek-biat ve
sadakat erbapları bu demokrasi-hukuk ve insanlık ayıbını savunma cephesinde
yek avaz olmuşlardı!..
Kamu oyu, kavramların içi boşaltılarak-çarpıtılarak aylar-yıllar öncesinden
bu sonuçlara çoktan hazırlanmış olsalar da olsa; vicdan sahipleri bu
kadarını beklemiyordu!...
*Cumhuriyeti ve onun temel ilkelerini aşağılamanın adı çoktan özgürlük
olmuştu.
*Birleşmekten söz ederken bile bölen, sandık çoğunluğu milli iradenin tek
kaynağı görenler her kuruma ta günlerde mutlak hakim olmuşlardı…
Kamuoyunu saran karamsarlığın ve kaosun da öz kaynağıydı bu yanlışın
topluma dayatılması.
*Tüm dünyanın hileye açık olduğu için terk ettiği şaibeli SEÇ-SİS
sistemiyle elde edilen %50’lik seçim zaferinin(!) adı ustalık ilan
edilmişti…
* Ülkenin en güvenilir kurumu-orduyu- itibarsızlaştırma ve zayıflatmanın
adı vesayetten kurtuluş olmuştu;
*Gizli tanıklarla, usulsüz dinleme ve ihbarlarla dalga dalga kamu
vicdanında açılan yaraları ve çiğnenen insan haklarını hiçe saymanın adı
normalleşme ilan edilmişti;
*Ayyuka çıkan bölünme eylem ve söylemlerinin adı da çoktan ileri demokrasi
olmuş;
…Ve son noktası da “Güzel şeyler olacak!...” ilanlarıyla “Başkomutanlık
sıfatına sahip Cumhurbaşkanlığı Makamı” eliyle konulmuş ve kamu oyuna
duyurulmuştu!...
Çözüm müydü başlatılan; ç ö z ü l m e mi!?.. Soran olmadı… Olduysa da
dikkate alınmadı.
*
“Tarih, hükmünü kayda geçirmeden, vicdanlar verecektir ilk kararı!.”
Demiş;.içimizi acıtan bunca olaylar karşısında, muhaletin cılız
çıkışlarından bile medet umar halde elimiz kolumuz bağlı bekler olmuştuk.
*
Düne kadar olanları, bugün olacakların delili saymış ve demişiz ki;
Cumhurbaşkanı mevcut sorunları çözemez!..
Bu bir yorum değil!... Saptamaydı!..
Ortada; sorun vardı. Sorumlu da vardı. Sorumluluk eksikti; çözüm yoktu.
*Sorun; çözülmesi, konuşulup bir sonuca bağlanması gereken bir durum..*
*Sorumlu; bir sorunu ortadan kaldırmakla görevli-yetkili-yükümlü kişi…*
*Sorumluluk; bir sorunu, akıl ve iradeyle çözmede duyulan vicdani
duygu-algı-içses…*
*Çözüm; bir sorunun ortadan kaldırılmasıyla ulaşılacak sonuç..*
Sorunun varlığını kabullenmekle başlar çözüm…
Ortada, tek seçici, tek kural koyucu, tek gündem belirleyici, kısaca her
konuda tek söz sahibi varken, çözümün kuralları öncelikler göz önüne
alınarak belirlenmemişken, kim hangi sorunu çözecek ki!.. İşte asıl
sorunumuz burada!..
Tek sesli yetkinliği “ ileri demokrasi” olarak görme cehaletinden
kurtulamadıkça, burnumuzu kurtaramayız daha beter kaoslara batmaktan…
İşte bu nedenleri göz önünde tutarak, Cumhurbaşkanı mevcut sorunlara çözüm
üretemez!..demiştik. Hangi sorunu çözmede inisiyatif kullandı da, bugünün
kaosuna çare bulacak!?..diye de eklemiştik!...
Kendi görev süresini bile beşinci yılın sonunda öğrenmişti… Belki de
beşinci yılın sonunda duyacaktık kendisine yapılan saygısızlıkların
itirafını…
*
Sorunu yaratanlarla, sorunları çözmesi beklenenlerin ayni safta yer
almasıydı, durumu daha trajik hale getiren.. ..
Çözüm için gayret etmek dururken, bin inatla, yangına körükle gidenler
neyin peşinde oldular!... Bunu soran olmadı hiç!
Çözüm arar gibi yapıp, kendi mutlak kararlarını uygulatanların siyasetteki
karşılığı nedir diye sorgulayan olmadı hiç!..
Büyük sorunlarla iç içe ülke!.. Barış çemberi yıkılmış durumda çevrede…
Sınırlar yol geçen hanı… Yurt içinde özdenetimler özel kuvvetlere
devredilmiş gibi… Dışarıda IŞİD adam kaçırıyor, içerde PKK… Bayrak iniyor;
heykel dikiliyor!...
Yara semere dokununca da sözde hukuksal çare aranıyor!... Bulunan çareler
ise yaraya merhem olmuyor…
Cumhuriyetin bekasına yönelik temel ilkeler fütursuzca tartışma konusu
yapılmadı mı!?.
Tartışmaların “ileri demokrasi”, özgürlük, kardeşlik, birlik ve beraberlik
adına yapılıyormuş gibi gösterilmesi ise işin asıl acıtan yanı!.. Bu bir
aymazlık mı, yoksa üstlenilmiş bir görevin ifası mı diye sormadan geçemiyor
insan!?
***
Nerede Şeyh Edebali’nin oğul’a nasihatlerinin gereği!.. Gurur, kibir değil,
mütevazilik hakim olacaktı hani!... Bu gün ortaya konan tavırların
hangisinde eksik kibir, hangisinde var mütevazilik?...
O yüce makama yüklenen en kutsal görev“barışı tesis etmek” olması
gerekirken, daha ilk adımda, demokrasinin vazgeçilmez ögesi, muhalif olma
hakkının “hasımlıkla” ifade bulması neyin ifadesidir!?.. öyle mi gelecek
barış…!?... Böyle mi açılacak ak sayfa!... Kucaklamak mı bu!?..
Bu ülkeye “sokakta bulunmuş” muamelesi yapmaya kimsenin hakkı dün de yoktu,
bu günde olmamalı!..
Yönetim, bir süreliğine verilmiş bir emanettir!.. Demokrasilerde, emaneti,
günü geldiğinde, daha iyi biçimde teslim etmek esastır!.. Tersi durumları,
tarih ak sayfalarına yazmaz!..
Ülkenin genleriyle her kim oynarsa, ona karşı durmak, can borcundan başka
ne ödetebilir ki yurtseverim diyenlere!?..
Tunus durup dururken mi karıştı!?.. Mısırın altını üstüne getiren güç
kim!?..
Daha dün; liderinin elinden ödüller alınan Libya halkı üzerine, sırf daha
özgür olsunlar diye mi atıldı bombalar!?..
Irak’ı kim bu hale getirdi!?.. Dün, günü birlik dostluk sofraları kurulan
Beşar Esad’a, birden ne oldu da “git” emirleri verilir oldu? Birden bire;
Hitler oldu; Mussolini kesildi!?..Aha bak; gitmedi adam!...ABD ile
işbirliği gündemde!...6 Saatte Şam seferi’nin arşını Halep’i tutmadı!.
Suriye sınırındaki mayınlı araziler dostluk adına temizlenmemiş miydi!?..
Her noktadan kolay girilsin art niyetinin eseri miydi yoksa o mayın
temizlikleri!?..
Aklımızı başımıza alalım!... BOP işbaşında…
BOP g e r e ğ i n i; Eşbaşkanlar görevlerini yapıyor!..
Sayın gül; 7. yılın sonunda kendisine saygısızlık yapıldığından yakınıyor…
Bunu; görevinin bitim günü dile getiriyor olması; inandırıcılığına gölge
düşürüyor. Zira; kamu oyunda bu söylem, karşıdan beklediği vefa borcunun
ödenmemiş olmasının serzenişi olarak algılanmasına yol açıyor.. Ortada
bir saygısızlık var idiyse; gerekli tepki gününde gösterilebildiğinde
anlamlı olurdu.
Sahip olduğunuz yetkilerle çözümün parçası olamadığınız sorunları,
başlatacağınızı ilan ettiğiniz “intifada” ile artık bugünden sonra hiç
çözemezsiniz!... Zira, keşke’lerle çözüm üretilebildiği görülmüş şey
değildir.
01 Eylül 2014
Mehmet Halil Arık
Emekli eğitimci – DENİZLİ
mehmeth...@gmail.com
Oraj POYRAZ <oraj....@openmail.cc>: Sep 03 01:45PM +0300
------------------------------------------------------------------------
Atıf MUTLU : İSTİŞARE…
Türk tarihine geçecek bir kongreye şahit olduk.
Yeni emanetçi başbakan gibi "*Osmanlı yeniden diriliyor"*diyenler haklı
galiba.
Öyle bir devir ki İsmail Hakkı TONGUÇ’u Köy Enstitülerinde öğrencilere
hitap ederken "*600 yıl sustunuz, şimdi konuşma sırası sizde"*demeye
zorlayan bir devir.
Konuşan Türkiye’ye tahammülü olmayanlar, Osmanlı özlemindeler.
Adım adım geriye dönüyoruz..
Osmanlıda halk savaştan savaşa akla gelirdi, bugün seçimden seçime akla
geliyor..
Osmanlıda saraya yakın çevreler ihya olurdu bugün yandaşlar ihya oluyor..
Osmanlıda basın sarayın borazanıydı, bugün iktidarın borazanı.
Osmanlıda padişahın soytarıları olurdu, bugün başbakanın yalakaları
revaçta..
Osmanlının gerileme dönemlerinde sadrazam en çok biat eden olurdu, bugün
yalnız makamın adı değişti,
Osmanlıda uyuşturucu görevini mahalle mektepleri yapardı, bugün imam
hatipler aynı işi yapıyor..
Osmanlıda her şeyden habersiz halk "*padişahım çok yaşa"* diye
bağırırdı, bugün "*Türkiye seninle gurur duyuyor"* diye yırtınıyor.
Osmanlıda sarayın gözünden düşenler Anadolu'ya sürgüne giderdi, bugün de
uygulama aynı,
Osmanlıda mülkün sahibi padişahın sayılırdı, bugünkü padişah tapu
biriktiriyor.
Osmanlıda halka din iman, saraya han hamamdı, bugün de aynı,
Osmanlıda dini kurallar sarayda geçerli değildi, bugün de halka
"*Bakara"* saraya "*makara"..*
Osmanlı ülke değerlerini kapitülasyonla satmıştı, bugün özelleştirmeyle.
Osmanlının son dönemlerinde makamlar para ve iltimasla satılır olmuştu,
bugün kriter yandaşlık.
Osmanlıda adaletin çivisi çıkmıştı, bugün onu bile arar olduk.
Osmanlı entrikalarıyla baş öğütürdü, bugünkü moda sebep "*paralel devlet"*
Osmanlıda çocuklar kuzu gibi yetiştirilip büyüyünce koyun olurdu, bugün
direk koyun oluyor..
Osmanlıda huzura giren el etek öperdi, bugün uzaktan bile aynısını
yapıyorlar,
Osmanlıda padişah veliahtını belirlerdi, bugün eski çoban yeni çobanı
belirleyip ahırdaki koyunlara onaylattırıyor.
Bunu yaparken de utanmadan "*istişare ile seçtik"* diyor.
*_İstişare dedikleri monolog muhtemelen şöyle olmuştur:_*
Çoban: Ey sürü, yeni çobanınız olarak bunu uygun gördüm ne dersiniz?
Sürü: Meeee!
Çoban : Benden sonra sizi o güdecek.
Sürü : Meeee!
Çoban : Başka bir diyeceği olan var mı?
Sürü : Meee!
Çoban : İsişare bitmiştir.
Daha önce sürüden ayrılana neler yaptığımı gördünüz.
Ona göre…
Size güveniyorum:
İstişare ile seçtiğiniz yeni çobanınız hayırlı olsun …
Atıf MUTLU
Çorlu-30.08.2014
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-140903121223-04
^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Oraj POYRAZ
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kisi incelerse imanin her savunulusunda mantiga bir saldiri bulur.
Imani kucaklamak, akli terk etmektir.
George Smith
- - - - - - - - - - - - -
Zeyd o kadindan ilisigini kesince onu sana nikahladik ki, Zaten Allah in
emri yerine getirilmistir.
Ahzab 33/37
ZEYNEP Muhammedin in oz halasinin, guzelligi ile unlu kizi ve 7.esidir.
Kolesi ve hukuken evlat edindigi Zeyd i, hala kizi Zeynep ile evlendirdi.
Muhammed goruntude boyle bir evlilik yaptirdi diye dedikodularin ardi
arkasi kesilmedi.
Azhab suresinde Muhammed peygamber hanimlari dedikodu yapmayin diye
vahiy geldi dedi.
Muhammedin in istemesiyle Zeyd, evliligi sona erdirdi.
Bir muddet sonra da Peygamber e, Zeynep ile evlenmesi icin vahiy yoluyla
emir geldi.
- - - - - - - - - - - - -
Allah, ahirette peygamberlere kimligini kanitlamak icin bacagini acip
baldirini gosterir.
Buhari 97/24, 10/129 ve 68. surenin tefsiri%- - - - - - - - - - - - -
Müslümanı dünyevîleştirmek, ona yapılacak çok büyük bir zulümdür.
Çünkü dünyevîleşmek, yavaş yavaş sinsice farkında olmadan küfre ve ebedî
felakete götürür.
Mehmet Şevket Eygi
Mürtecilerin çok sevdiği ve önemsediği fikir adamı.
- - - - - - - - - - - - -
Yunanla carpismaktan vazgeciniz.
Zira bu tesebbusunuz beyhudedir.
Jandarma Genel Komutani Kemal Pasa - 3.08.1919
- - - - - - - - - - - - -
Osmanli tebaasindan olan Ermeni unsurlari, gordukleri tesvik ve yardimin
neticesiyle de,
milli namusumuzu yaralayacak taskinliklardan baslayarak, nihayet hazin
ve kanli safhalara girinceye kadar kustahane tecavuzlere koyuldular.
Vatanin parcalanmasi soz konusu ve karar olarak, Dogu Vilayetlerimiz- -
- - - - - - - - - - -
Butun dinlerin viruslerin salginina cok benzer bir akil hastaligi
oldugunu dusunuyorum.
Din mukemmel bir kulturel yapi.
Ama bu onu gercek yapmiyor ve beni gercek ilgilendiriyor.
Cicek virusu mukemmel bir virus.
Isini cok guzel yapiyor.
Ama bu onun iyi oldugu, ve yok olmasini istemedigim anlamina gelmiyor
Richard Dawkins
- - - - - - - - - - - - -
Filistinliler, tipki cekirgeler gibi oldurulmelidir...
kafalari kayalara ve duvarlara carpilarak parcalanmalidir
Izhak Samir, Israil Basbakani
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52
- - - - - - - - - - - - -
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com
<mailto:Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com>
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com
<mailto:Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com>
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/
"Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com>: Sep 03 02:23PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
From: Yilmaz Karahan <karahan...@gmail.com>
Date: Wed, 3 Sep 2014 13:19:41 +0300
*Nazi Uzay Programı*
[image: image008]
*Nazilerin Bilinmeyen Uzay Programı*
Bilim kurgu meraklıları ve komplo teorisyenleri, bir zamanlar yerçekimine
karşı koyabilen teknoloji üzerinde çalışmalar yaptıkları bilinen Nazilerin,
bir gün göklerden devasa uzay araçlarıyla geri geleceğine dair teoriler öne
sürüyor. Peki, böyle bir ihtimal gerçekten söz konusu olabilir mi?
Nazilerin bir uzay programı yürüttüğü ve dev UFO’larla ilk önce Antarktika,
ardından da uzaya gittikleri yönündeki iddialar, İkinci Dünya Savaşı’nın
hemen ardından tartışılmaya başlanmıştı. ABD’nin 20’inci yüzyıldaki önemli
bilim kurgu yazarlarından Robert. A. Heinlein, 1947’de yazdığı kitabında,
Nazilerin Ay’da üssü olduğu düşüncesini ortaya atmıştı.
Üzerinde gamalı haç sembolü taşıyan Nazi UFO’larının göklerde dolaştığı
Finlandiya yapımı “Iron Sky” filminin bu yıl gösterime girecek olması,
Nazilerin “çok gizli” uzay programı hakkındaki tartışmaları yeniden gündeme
getirdi.
ABD’nin başkenti Washington’daki Smithsonian Uzay Tarihi Müzesi yetkilisi
Michael Neufeld, Nazilerin bir uzay programına hiçbir zaman başlamadığını
savunuyor. Neufeld, “Bu yanlış anlamadan kaynaklanan bir durum… İnsanlar
bir roket programıyla, bir uzay programını aynı tutuyor. Nazilerin roket
programı sadece silah üretmeye yönelikti. Almanların amacı ilk olarak V-2
roketlerini, uzun dönemde ise daha büyük ve menzili daha uzun roketler
üretmekti” dedi.
*VON BRAUN’UN HAYALİ FARKLIYDI*
Nazi İmparatorluğu, var olduğu 1933 ile 1945 yılları arasında savaş
alanında kullanmak için çok büyük askeri projeler başlattı. Almanların
silah teknolojisine bu kadar odaklanmış olması, bilimsel çalışmaların ne
boyutta olduğunun anlaşılmasını zorlaştırdı.
Almanlar, Wernher von Braun gibi çok değerli bilim insanlarına sahipti.
Ancak uzay keşfine kafayı takmış olan von Braun’un dehası her zaman daha
güçlü bir roket geliştirilmesi için kullanıldı.
Von Braun’un biyografisini yazan Bob Ward, “Alman bilim insanları, roket
programını, bir uzay programıyla devam ettirmek istiyordu… Nihayetinde bir
uzay programının olacağını düşünüyorlardı ancak buna imkan oluşması için
ilk önce askeri programlar yürütülmeliydi… Almanlar’ın güç yapısında bir
uzay programına yönelik planlar yapıldığını zannetmiyorum” dedi.
*ALMANLAR’IN UZAY YOLCULUĞU HAYALİ*
Almanların uzay programına olan ilgisi Nazi iktidarının öncesindeki
yıllarda, 1920’li ve 30’lu yıllarda çoktan başlamıştı. Adolf Hitler’i
Almanya’nın lideri olma yolunda her zaman destekleyen ve Nazi partisinin
kurulduğu günden itibaren arkasında olan Thule teşkilatı, elektro manyetik
yerçekimi motorları geliştirmeye çalışıyordu.
Yerçekimine karşı koyabilen uzay araçları ilk olarak 1935 yılında Hauneburg
kasabasında test edildi. Ünlü Alman fizikçi ve mühendis Hermann Oberth’in,
uzayda yolculuğun gerçekleştirilebileceğini öne sürdüğü yıllarda, Almanlar
Haunebu adını verdikleri uzay araçlarının projesini hayata geçirmişti bile.
Almanların tutsak ettiği Avusturyalı deha Viktor Schauberger, 1939’da
Haunebu–1 uçan dairesinin yerden yükselmesini sağlayan kişi oldu. Ancak
ilerleyen yıllarda savaşın gidişatının değişmesi ve düşmanı durdurmak için
V-2 gibi büyük silahlara ihtiyaç duyulması, Schauberger’in çalışmalarını
arka planda bıraktı.
Neufeld, “Naziler yönetime geldiğinde tüm kaynaklarını füze teknolojisine
aktarmaya başladı” ifadesini kullandı. Savaşın kaybedilmesiyle de, suyun
sihirbazı olarak bilinen bilim insanının çalışmaları müttefiklerin eline
geçti.
[image: image009]
*İYİ VE KÖTÜ NAZİLER*
İkinci Dünya Savaşı’nın kaybedilmesinin ardından, Alman bilim insanları ABD
ve Sovyetlerin uzay programlarına öncülük eden isimler oldular. Karizmatik
von Braun, NASA’nın itici gücü haline gelirken, Almanların uzay programı
hakkındaki efsanelerin de canlı kalmasını sağladı.
Neufeld, “von Braun ve yanındaki bazı önemli isimler, Nazi yönetimi altında
çalışırken aslında kafalarında yatan asıl konunun uzay olduğuna dair yanlış
bir izlenimin yayılmasına neden oldular… Birçoğu silah projelerini açıkça
destekledi, hatta bazıları çok hırslı Nazilerdi. Ancak savaşın ardından
eski kimliklerinden uzaklaştılar” dedi.
Alman bilim insanlarının gerçekte neyi savunduğu, müttefikler arasında
onların “iyi ve kötü Naziler” olarak ayrılmalarına neden oldu. Von Braun ve
arkadaşları ilk gruba girerken, SS birliğinin komutanı Heinrich Himmler ve
Auschwitz toplama kampında yaptığı deneylerle bilinen SS komutanı Josef
Mengele, ikinci gruba giriyordu.
Neufeld, “von Braun bir uzay tutkunuydu… Uzay onun umursadığı tek şeydi.
Aynı zamanda sağcı bir milliyetçi ve Nazilere sempatisi olan bir insandı.
Kısaca silah üretmek onun için bir çelişki değildi. Hem savaşa hem de uzay
keşfine hizmet edecek roketler yapabilirdi” ifadesini kullandı.
*V-2 SAVAŞ KAZANAMADI AMA…*
Almanlar, ilk V-2 balistik füzesini 3 Ekim 1942’de Almanya’nın Peenemünde
kasabasında test etti. Walter Dornberger, başında olduğu proje için, “Uzay
yolculuğundaki ulaşımı temsil eden yeni dönemin ilk başarısı” olarak
yorumladı.
Bir ton ağırlığındaki 14 metrelik dev V-2 roketleri, 5 bin 700 km hıza
ulaşabiliyordu. Üç yılda 2 bin 724 İngiliz’in hayatına mal olan V-2’ler,
Nazilerin teknolojik araştırmalarının amacını açıkça ortaya koydu.
V-2, nihayetinde Almanlara istediklerini veremedi. Neufeld, “Bu roket
Sovyetler, ABD , Fransa ve dolaylı yollardan diğer müttefik ülkelere fayda
sağladı. Uzaya giden yolculukta ise temel taşı oluşturdu” dedi.
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, V-2, silah teknolojilerinin
geliştirilmesinde kullanılmaya devam etti. Alman mühendisler, ABD ve
Sovyetler arasındaki yarışta kıtalararası balistik füzelerin (ICBM)
geliştirilmesinde rol oynadı. Dünya, her an patlayabilecek bir nükleer
füzenin tehdidiyle yaşamak zorunda kaldı.
Nazilerin savaşı kazanması halinde, 1940’lı yıllarda uzay keşiflerin
başlamış olacağını savunanlar hala var. Ancak Neufeld, insan doğasının her
zaman baskın çıktığı görüşünde: “Bana kalırsa Almanların zaferi yaşansa
bile uzay keşfi uzun yıllar beklemek zorunda kalırdı… Savaş, havacılık veya
başka bir alan olsun, her zaman teknolojik gelişmelerin öncülüğünü yapıyor.
Uzay yolculuğu önüne geçilemez bir konu. Yine de hayata geçmesi çok uzun
sürerdi” yorumunda bulundu.
Kaynak: Ntvmsnbc
http://insanveevren.wordpress.com/
http://www.yenidenergenekon.com/715-nazi-uzay-programi/
--
Türkiye için el ele mail grubumuz
*https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele
<https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele> *
Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com
<turkiye-i...@googlegroups.com> *
Erzincan Kemaliye Egin Grubum
http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu
Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com
Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
https://twitter.com/#!/MiLALDi
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
ahmet dogan Simsek <ahmetdog...@gmail.com>: Sep 03 12:39PM +0300
Bu yazıyı ilerisi için ciddi öngörüler olarak tamamını orijinal linkini
tıklayarak okumanızı tavsiye ederim.
Yazarı bir süre takip edeceğim. Belki geleceğe ait isabetli öngörüleri olan
yeni bir yıldız keşfetmiş de olabilirim ama bir tek yazısı ile bu konuda
kesin bir şey söylemek elbette imkansızdır.
Yazarın konu hakkındaki görüşlerinin dikkat çekici olduğunu söyleyebilirim.
Yazının tümünü almak yayın hakkı sahipleri tarafından yasak olduğu için bir
kısmını alıntılıyorum tamamı içinde linkini veriyorum.
A.D.Şimşek
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/BercanTutar/anadolu-ulkesinden-bir-dunya-devletine/55678
BERCAN TUTAR
Anadolu ülkesinden bir dünya devletine
ABD en sonunda liderlik ve imparatorluk iddiasından vazgeçtiğini itiraf
etti.
Pax-Americana ile nitelenen Atlantik çağı artık sona eriyor!
Amerikan yönetimi, şu sıralar Pasifik'te Çin'e, Avrasya'da Ukrayna krizi
üzerinden Rusya'ya ve Ortadoğu'da ise Irak ve Suriye cephelerinde IŞİD
kamuflajı adı altında Türkiye'ye karşı bölgesel ve küresel koalisyonlar
oluşturmakla meşgul.
Ancak bunu bir türlü başaramıyor.
Tam da bu hengâmede Barack Obama, Ortadoğu'ya dair 'henüz bir stratejimiz
yok' diyerek sükse yaptı.
Dünya medyası bu açıklamayı bir 'gaf' diye niteledi.
Oysa bunun gafla uzaktan yakından bir ilgisi yok.
Gerçeğin kendisiydi.
Bunun tercümesi, artık 'grand strateji'den uzak bir Washington'un beyanıdır.
ABD'nin Gorbaçov'u olma görevini başarıyla sürdüren Obama, devreye soktuğu
bu retorikle aslında hem Amerikan kamuoyunu hem de dünyayı yeni küresel
gerçeğe hazırlıyor.
Elbet tarih, Obama'nın 28 Ağustos 2014'teki bu 'dil sürçmesini' ABD sonrası
'yeni küresel imperium'un ilanı olarak anacak.
Zaten Hegel de bir milletin dünya tarihi açısından karizmasını kaybedişini
tam da böyle açıklar:
"Kendini bir devlet veya devletler topluluğu içinde güvenceye almaya
çalışır. Çeşitli olasılıklara zaman harcar. Girişimlerde bulunur ancak en
nihayetinde yabancılar tarafından işgal edilir ve sahneden çekilir."
***
Bu akıbet, kendini Hegel'in 'seçilmiş millet'i olarak gören ABD için
kuşkusuz hazin bir tablo.
Öyle görülüyor ki, kaos ve kargaşadan beslenen uluslararası sistemin (Pax
Americana) içinde bulunduğu kriz daha da derinleşecek.
Ancak bu trajik manzara, dünyanın geri kalanı için ise yeni ve daha iyi bir
dönemin habercisi demek.
Son beş asırdır yükselişe geçen Batı, yerkürenin hemen her alanında
hâkimiyet kurdu.
Fakat bu hegemonya algısı ilginçtir son on yılda dramatik şekilde değişti.
Mesihçi Amerikan elitleri bile umutsuz.
Harvard'da tarih dersleri veren Niall Ferguson, yeni milenyumun ilk on
yılını 'Batı egemenliğinin küresel düzeyde sona erişinin başlangıcı' olarak
görenlerden.
Dünya her alanda tektonik güç değişimine tanık oluyor. Her türlü denge
artık Batı'dan Doğu'ya kayıyor.
Bu görüşler on-onbeş yıl önce marjinal kesimlerin fantezileri diye alaya
alınıyordu.
Oysa en ciddi akademik çevreler bile artık bu köklü hegemonya dönüşümünü
itiraf ediyor.
Bugün Avrupa'nın yaşayan en büyük filozofu Habermas'ın "Kendi değerlerimizi
üretemiyoruz!" diye ağıt yakması boşuna değil.
***
Henry Kissinger, WSJ'a yazdığı son makalesinde 'dünya düzeninin krizi'nden
bahsediyor.
Kriz, aslında Batı'nın krizi.
Ekonomik, etik ve demokratik ilkeler açısından çöküntü içindeki Batı hızla
çözülüyor.
Batı, diğer medeniyetlere artık demokrasi, adalet ve erdem yerine kaos,
terör, iç savaş, darbe, insanlık suçu, ırkçılık, İslamofobya ve her türlü
siyasi, sosyo-ekonomik ve kültürel hastalık yayıyor.
'Demokrasi ihracatçısı' ABD'nin aslında kaos, iç savaş ve darbe taciri
olduğu anlaşıldı.
Nitekim Amerikalı tarihçiler, ülkelerinin 1945 yılından bu yana dünyada
demokratik yollarla iktidara gelen 50'den fazla hükümeti darbelerle
görevden uzaklaştırdığını söylüyor.
Aynı kadrolar, şimdi de Gezi kalkışması ve 17 Aralık darbesinin bir
benzerini şu sıralar Pakistan'da sahneliyor.
***
Küresel masallar ve büyük anlatılar dönemi bitti.
Hibrit yani melez bir jeo-politika dönemindeyiz.
Amerikan sonrası dünyada, kökü ırkçılığa kadar dayanan Kant'ın revize
edilmiş kozmopolitanlığı yerine İbni Haldun'un 'asabiyesi' öne çıkıyor.
Putin, Soğuk Savaş döneminde horlanmanın intikamını alıyor biraz da.
Rus rönesansının teorisyenlerinden Ivan Ilyin, "Rusya parçalanmışlık ve
aşağılanmadan kurtularak yeniden dirilecektir" diyor.
Çin Devlet Başkanı, her gittiği yurtdışı gezisinde Batı'yı beş bin yılık
medeniyetlerine saygı göstermeye çağırıyor.
Son 12 yıldır her seçimden zaferle çıkmasına rağmen 'diktatör' diye
yaftalanan Erdoğan, neredeyse her konuşmasında Batı'nın artık Türkiye'ye
hiza veremeyeceğini haykırıyor.
Herkes köklerine dönerek yeniden büyüyor.
Neo-Konfiçyüs Çin, neo-Osmanlı Türkiye ve neo-Sovyet Rusya bugün Batı'ya
değil daha çok birbirlerine bakıyor.
Batı'nın olmadığı bir dünya giderek ete kemiğe bürünüyor.
Şimdi IMF'siz, BM'siz ve NATO'suz bir geleceğe doğru ilerliyoruz.
Sıkışan Batı ise yeni Trans-Pasifik ve Trans-Atlantik İttifaklar ile
vaziyeti kurtarma telaşında.
ahmet dogan Simsek <ahmetdog...@gmail.com>: Sep 03 12:00PM +0300
Gizli istihbarat haberlerini açık istihbarattan (medya, dergiler,
bildiriler ve gazetelerden) toplanan bilgi kırıntılarını yapboz parçaları
gibi birleştirerek elde etmek mümkündür. Ama bütün bu kaynak yazıları
içindeki bir dirhem tatlı (bilgi) barındıran keçiboynuzu (harnup) gibi
servis etmenin bu konulardan anlamayan dostları rahatsız edeceği düşüncesi
ile hepsini İnternet gruplarına boca etmeyi düşünmüyorum. Ama bazılarınıda
aktarmazsam takip eden arkadaşlara bilgi saklayarak haksızlık yapmak da
istemiyorum. Ben bazılarını göndereyim de dileyen siler diyen okur dileyen
düşünür diye her gün okuduğum yüzlerce makale haber ve diğer konulardan
önemsediklerimi gönderiyorum.
Slamlar
A.D.Şimşek
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/TamerKorkmaz/madem-oyle-gel-boyle/55679
TAMER KORKMAZ
Madem öyle, gel böyle
Evvela, geçtiğimiz Ağustos'ta dikkat çeken iki haberi hatırlayalım. İlki,
'Beş MOSSAD ajanının 10 Ağustos'tan önce Hatay'dan Türkiye'ye giriş yapmak
isterken, Türk timi tarafından sınırın ötesinde infaz edilmeleriyle' ilgili
çarpıcı haber!
Türkiye'deki İsrail ve ABD muhibbi medyanın gözlerini sımsıkı kapattığı bu
çok önemli haber Takvim'de öne çıkmıştı:
-MOSSAD ajanları, 10 Ağustos'taki Çankaya seçiminden önce Türkiye'yi
karıştırmak üzere üst düzey siyasi suikast peşindeydi! MİT operasyonu
MOSSAD'ın planını berhava etmişti. (16 Ağustos)
İkinci haber, 'İsrail'in hava savunma sistemi Demir Kubbe'nin Türk
Hacker'larca delindiğine dairdi! Böylelikle, Filistin'in füzeleri demir
kubbe engelini aşarak İsrail'deki hedefleri vuruyordu. (1 Ağustos, BBC)
İsrail'in moralini fena halde bozan gelişmeler bunlardan ibaret değildi.
Dünkü Akit gazetesinde yer alan bir haberde, İsrail Ordusu'nun Gazze Tümen
Komutanı Mickey Edelstein'ın görevden alınmasını, Hamas Sözcüsü Sami Ebu
Zuhri '51 gün süren İsrail saldırılarının başarısız olduğunun göstergesi'
diye niteliyordu.
Ki, isabetli bir saptamadır. Neticede, Terör Devleti İsrail Gazze'deki kara
birliklerini çekmek ve ateşkes ilan etmek mecburiyetinde kaldı.
İsrail medyasında 'Yenildik' manşetleri atıldı!
*
Bunların üstüne, son bir yılı ekleyelim: Batı Kulübü, Türkiye'deki Gezi
Kalkışması'ndan ve 17-25 Aralık darbe girişiminden planladıkları sonucu
alamadı.
ABD ve İsrail tandemi, 'Paralel Yapı eliyle' de başarısız oldular.
30 Mart yerel seçimi ile 10 Ağustos Çankaya seçimi de Batı Kulübü ve
İçerideki Ecnebiler'in hezimeti ile sonuçlandı.
Bütün bu mağlubiyetler, ABD-İsrail-Almanya- İngiltere, Fransa başta olmak
üzere Batı Cephesi için fevkalade moral bozucu gelişmelerdi...
Ortadoğu'daki planları ters tepiyor, Türkiye'de Eski Rejim'i ne yaparlarsa
yapsınlar bir türlü geri getiremiyorlar!
*
Tam da burada, dünkü yazımıza dönelim ve Derin Almanya'nın etkisi altındaki
Der Spiegel'in 'Almanya, ABD ve İngiltere Türkiye'yi dinledi' yollu seri
yayınlarının sebebine, zamanlamasına dikkat çektiğimizi hatırlayalım!
Derin Almanya demek aynı zamanda ABD ve İsrail demektir.
Batı Kulübü son bir yıl içindeki özellikle son aylardaki kendileri için
fevkalade moral bozucu, rahatsız edici gelişmelerden sonra...
Yeni Türkiye'ye karşı Der Spiegel eliyle bir algı operasyonu icra ediyor!
Olay budur...
Akıllarınca, Ankara'yı/AK Parti iktidarını 'aciz gösterme,
itibarsızlaştırma' peşindeler!
'Bakın Türkiye'yi nasıl da dinlemişler' diyerek (İsrail'in ilk günden beri
hedef aldığı) Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı'nı da 'başarısız'
göstermek istediler.
Böyle yaparken, aslında Ankara ile giriştikleri devasa mücadelede, adı
konmamış 'savaş' ta...
Çaresizliklerini de açığa vurmuş oluyorlar!
Almanya'nın BND'si ile ABD ve İngiltere Türkiye'yi dinliyor da, Türkiye'nin
eli armut mu topluyor?
Türkiye'yi 'dinleyen' devletlerin alayının 'dinlendiğini' öngörmek hiç de
zor değildir...
Sonra, bu Batılı devletlerin istihbarat örgütleri Türkiye'yi dinlemişler
de, Ankara'yı başta ABD ve İsrail olmak üzere Batı Cephesi ile mücadeleden
vazgeçirebilmişler mi, caydırabilmişler mi?
Bağımsızlığını kazanmış Türkiye'yi, içerideki ve dışarıdaki yeni
istikametinden döndürebilmişler mi?
-Kocaman bir hayır!
Dahası, Yeni Türkiye sekiz yılın ardından en ileri mesafesine ulaşmış
durumda...
İslam dünyasına Ortadoğu'ya yönelik projeleri de hızla ilerliyor...
İşte bu tablo, ABD-İsrail tandemi ile içerideki işbirlikçileri Derin
Baronlar ve Paralel Yapı'yı pek rahatsız ediyor, bunalıma sürüklüyor!
*
Son dönemdeki Paralel Telekulak'la ve Paralel Casusluk'la alakalı
gelişmeleri hatırlayalım:
Bu geniş ölçekli dinlemelerle ilgili kayıtların, söz konusu Batı
devletlerin istihbarat örgütlerine nasıl ulaştırıldığı, 'paslandığı'
deşifre olmuştu.
17-25 Aralık darbe girişiminin alt yapısını oluşturmak amacıyla 'yüz
binlerce' kişiyi...
Cumhurbaşkanı'nı, Başbakan'ı, Dışişleri Bakanı'nı, MİT Müsteşarı'nı...
Kriptolu telefonları bile dinleyenler, ABD ve İsrail'in yandaşı Paralel
Yapı mensuplarıydı.
*
Der Spiegel'in 'Türkiye'yi dinlediler' eksenli yayınlarının İçerideki
Ecnebi Medya'yı pek mutlu ettiği dikkatinizi çekmiştir!
Bunların misyonu bellidir...
Mustafa Nevruz SINACI <gercek....@hotmail.com>: Sep 03 08:56AM
Adalet (barış), Millet İradesi
ve Üstünlük
Mustafa Nevruz SINACI
Adı “Adalet ve Kalkınma” olan
partinin olağanüstü büyük kongresinde, hatipler adeta haykırıyor, başta
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) olmak üzere, Cumhuriyet Baş Savcıları
dâhil bütün adalet ve hukuk cihazı camiasına telkin, tembih ve tehdit dolu
mesajlar göndermekte birbirleri ile yarışıyorlardı!.. (Ankara, 27 Ağustos 2014)
Onlara göre: Hiçbir şey (güç,
kuvvet veya erk) millet iradesinden üstün olamazmış!.
Özellikle, 27 Mayıs sonrası ve
bizatihi 27 Mayıs’ın (12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve sair post modern darbe,
sulta/cunta, vesayet kalkışmalarının) henüz yargılanmadığı; Şahsi ahvaller
dışında (Nürmberg Mahkemeleri gibi), bütün olayın maşeri vicdan (HÂKİM) önüne
çıkartılıp sorgulanmadığı bir Türkiye’de, bu söz çok iddialıdır. Mübalâğalı,
ağdalı, abartmalı ve belli ki “icraattan dolayı duyulan rahatsızlıklardan
mütevellit”, aba altından sopa gösterme amacına matuf bir söylem
kabilindendir!..
Esası demagoji, hayal ve
ütopyadır.
Zaten de öyle algılanmıştır…
Yine de gelin, bu iddia ve
ihtirasın mümkün olup olamayacağına bir bakalım:
Ancak burada, öncelikle millet
iradesinin tezahür biçimi son derece önemlidir.
Medeni ülkeler ve yerleşik,
kurumlaşmış namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, sorumlu-soylu ve saydam
demokrasilerde “bire/bir” yani, doğrudan vekâletle temsil hakkı verilmiş
bireylere Millet Vekili denir. Doğrudan seçmen tarafından önerilerek, tayin ve
tespit edilmemiş kişinin milleti temsil hakkı yoktur. Bu ve mümasil (benzer)
kişiler ancak patronları, parti sahipleri ve icabında dâhil oldukları “saadet
zincirinin” menfaatlerini temsil ve ilzam ederler…
Dolayısıyla Milletin değil; Vesayetin vekillerine parlamenter denilir.
Son elli yılda bu usul-esas ve
kriterlere uygun olarak: Namuslu, dürüst, demokrat ve şeffaf usullerle
seçilmiş, gerçek bir “MİLLET VEKİLİ” var mı acaba?. Malûm sürece dair tarihte
yazmıyor. Bilen varsa beri gelsin!.. Velev ki, Milletvekilleri bu esas ve
usullere uygun seçildi. Millet tercihinin eseri, şaibesiz vekiller ve “devlet
idaresinde millet iradesinin” tecelli unsurları oldu. Bu takdirde adalet’in
üzerinde ve adalete rağmen bir irade ortaya konulabilir mi? Müştereken Meclis
dahi adalete aykırı bir karar alabilir ve uygulamaya sevk edebilir mi?
Cevap: Kesinlikle HAYIR, asla ve
kat’a mümkün olamaz’...
Tam burada bir hatırlatma
yapayım:
Bu gün 1 Eylül Dünya Barış Günü
(01 Eylül 2014)
Barış öyle bir kavramdır ki;
Sadece Adalet hüküm sürdüğünde gerçekleşir.
Bir ülke, aile, kabile, kurum
veya dünyada Adalet yoksa Barış yoktur. Ülkenin bütün kurum ve kurulları ile
hayatın her alanında adalet yoksa sadece zulüm, eziyet, işkence, gasp, irtikap,
terör/tedhiş ve sömürü vardır. Nizamı âlemde; Daha açık ve doğru bir tanımlama
ile evrensel hukukta; Haklı,
doğru-iyi ve dürüstlerin güçlülüğü>meşruiyeti esastır. Özellikle vahşi
batının ‘şeytani kuramı’ olan “insan insanın kurdudur” itikadında ‘güçlülerin
haklılığı, hâkimiyeti ve meşruiyeti’ esas olmakla beraber; Bu yol, meslek veya
meşrep orijinal/objektif İnsan (canlı) Hakları, Adalet, adalet ahlâkı ve hukuka
kesinlikle aykırıdır.
Amma lâkin (sözde) Müslüman
âlemin içine düştüğü gayya çukuru; Nefret, ifrat, hırs, ihtiras, zaaf, fetret
ve “kifayetsiz muhterisler” ile millet iradesini “sahtecilik, yalan ve hileyle”
gasp ederek hükümferma olan kripto tiranlar dolayısıyla, yüzler Kâbe’den
batı’ya çevrilerek; Adalet, hakikat ve faziletin nuru, kötülük ve kul hakkının
karanlığına iblâğ olmuş (dönüşmüş) bulunmaktadır. Bunun anlamı:
Şu anda dünyada özgür, hür ve hükümran bir İslâm ülkesi yok demektir.
Oysa, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1923 yılında, başta İran olmak
üzere; Afganistan ve Türkiye hür, bütünüyle özgür ve hükümran (egemen) ülkeler
idi!..
İşte günümüzün fotoğrafı
budur.
Peki, “ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR” ne demek?
Kuramın
Arapça aslı “El-adlü esâsü’l-mülk”tür. Türkçede ‘mülk’ kelimesi ‘Mahkeme kadıya
mülk değil’ söylemindeki gibi genellikle taşınmaz (gayrimenkul) anlamında
kullanılır. Oysa Arapçada hükümran devlet, müstakil düzen, ülke, egemenlik,
iktidar, saltanat, özgürlük anlamlarına gelir. Yani ‘Adalet mülkün temelidir” sözüyle özellikle ve ağırlıkla kastedilen:
“Devletin veya düzenin esası adalettir.”
Hükmü, hayati unsur ve evrensel gerçeğidir.
Bu gerçek,
Mecelle, Sosyoloji, Felsefe ve Siyaset Bilimi disiplinleri gibi objektif ilmî
kaynaklarda (medeni siyaset normunda) açıklandığı ve tanımlandığı üzere:
Millet
Meclisi (YASAMA) nezdinde; Bütün
Millet Vekillerinin ortak ve kesin mutlak sorumluluğu altında:
Adalet
cihazı (YARGI) “özerk, tarafsız ve
bağımsız”,
Hükümet (YÜRÜTME) ise, sadece Anayasa, Anayasaya
kesinlikle mutabık/uygun olmak koşuluyla Yasama Kanunları ve Yargı Kararlarını
uygulamakla memur ve mükellef olup; İş bu erklerin/kuvvetlerin her birisi,
devlet varlığı içinde “nevi-i şahsına
münhasır” özerk unsurlardır. Şu kadar ki: Yasama kendine amir; Yargı ve
yürütme ise Yasamaya bağlı kurumlar ve bağlı kuruluşlar hükmündedir.
Yani:
Tepeden-tırnağa, tabandan zirveye/çatıya, devlette adalet hâkim ve hükümferma
olmadıkça; İnsani, hukuki, ahlâki ve medeni bir devletten söz edilemez. Devlet, Demokrasi, Cumhuriyet ve Lâiklik
“olmazsa olmaz” kabilinden özgün kurallar bütünüdür. Hükümetler sadece ve
yalnızca; Mümkünse bu kural ve kaideleri, akaidi/rejimi geliştirmek,
iyileştirmek ve mükemmelleştirmek; Daha
kavi, sağlam ve mükemmel kılarak “haklıların güçlülüğü, iyi insan ve iyi
vatandaşların” mutluluğu istikametinde yükseltmek zorunda ve yolunda Millet
Meclisi ile ortak çalışarak görev yapmak durumundadırlar.
‘Esas’
kelimesi için seçilmiş olan ‘temel’ yanlış anlaşılmakta, yanlış
kullanılmaktadır.
Çünkü bir “toplumsal
akit/sözleşme niteliği arz eden” devlet kurumu adalet temelinde teşkili önemli
olmakla beraber; Asıl şart adalet, hak ve hukukun devlet binasının “temelden
tabana, tavana (en tepeye) ve bütün huzme ve hücrelerine nüfuz etmiş
bulunmasıdır.”
Adalet, sadece devlet binasının
temelinde mevcuttur” biçiminde bir iddia ve telâkki ile otaya çıkılıp; Devlet
işleri “Kitabına Uydurulmak” kabilinden sevk, idare ve idame olunamaz. Söz,
kuram ve kural’ın sahibi olan Hz. Ömer’in anlayışına göre “adalet bir devletin
temelinde olduğu gibi çatısında da, yani her zerresinde mevcut olmalı, fiilen
hayat ve vücut bulmalıdır.
Temelinde adalet olup da,
temeller üzerine bina ve inşa edilen kurum ve kuruluşların çatısında zulüm
yaşanırsa, o binada adaletin varlığından söz edilebilir mi? Elbette, kesinlikle
hayır. Halkın idaresiyle iştigal edip;
En az Hazreti Ömer veya aynı
dönemin “putperest İran Kisrası
Nûşirevan” kadar adil olamayan Amirler ile; “Adaletsiz amirler karşısında
dilsiz şeytan kesilen Alimler” manâ itibarıyla sadece bir Köpek hükmündedirler.
Biline…
Netice
olarak:
Adaleti Meclisler tesis (eşit, adil, orijinal (norm), hikmetli,
evrensel hukuk ve insan haklarına uygun kanunlar çıkartarak);
Adalet cihazı (Mahkemeler, Hâkim, Savcı ve Avukatlar) temin ve;
Hükümet’ler; Kanun ve kararları ifa ve icra etmeye mecburdur.
To: in...@yahoogroups.com; des...@yahoogroups.com; hersey-kon...@yahoogroups.com; Ozgur_...@yahoogroups.com
From: Ozgur_...@yahoogroups.com
Date: Wed, 3 Sep 2014 11:49:42 +0300
Subject: [OzgurGundem] Re: [SiyasetMeydani] HUKUK DEVLETİ, YARGI VE DEMOKRASİ
Hepimiz hukuk devleti , hukuk devleti der dururuz.
Ama bunun içeriğini ve ne anlama geldiğinden genellikle bihaberiz. Buna Nurullah Bey de dahil.
Bunun sebebi Hukuk kelimesine yükledikleri anlamın kelimenin bizatihi kendi anlamı ile hiç bir irtibatının olmaması, anlam kaymasına uğratılmasından kaynaklanmaktadır.
Hukuk kelimesinin asıl anlamını bilahare anlatacağım. Batı literatüründe asli anlamıyla belirtirsek hukuk kelimesinin birebir karşılığı yoktur.
Hukuk kelimesi arapça kökenli olup Hak kelimesinin çoğuludur. Yani haklar anlamına gelmektedir.
Hak ve çoğulu olan hukuk kelimesi islam inancı içerisinde ancak anlatılabilir ve anlaşılabilir.
El-Hakk kelimesi Allah'ın (cc) en güzel isimlerinden biridir.
Lokman suresi 30 ncu ayette Yüce Allah (cc)
ذَٰلِكَ بِأَنَّ اللَّـهَ هُوَ الْحَقُّ وَأَنَّ مَا يَدْعُونَ مِن دُونِهِ الْبَاطِلُ وَأَنَّ اللَّـهَ هُوَ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ
"İşte-böyle; şüphesiz Allah, O, Hak olandır ve şüphesiz O'nun dışında taptıkları (tanrılar) ise, batıldır. Şüphesiz Allah, Yücedir, büyüktür."
Hac suresi 6 nci ayette de
ذَٰلِكَ بِأَنَّ اللَّـهَ هُوَ الْحَقُّ وَأَنَّهُ يُحْيِي الْمَوْتَىٰ وَأَنَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
"İşte böyle; şüphesiz Allah, hakkın Kendisi'dir ve şüphesiz ölüleri diriltir ve gerçekten herşeye güç yetirendir."
buyurmaktadır.
Allah zamandan ve mekandan münezzeh, varlığı her zaman mevcuttur, asla değişmez, tek gerçek varlık O'dur. O'nun zatı dışında herşey O'nun "Ol" demesiyle var olmuştur. O'nun zatı dışında her şey ölümlüdür ve yok olucudur. Hak olan yalnızca O'dur. Zatı ile kaim, değişmekten münezzehtir.
Hak inkarı caiz olmayan sabite demektir. Değişmeyen tek gerçek yalnızca Allah'tır. Bunun için onun bir ismi de El-Hakk'tır.
Verilen bir hüküm bir vakıaya/olguya yani gerçeğe uygunsa o hüküm Hak'tır ve sabittir, inkarı caiz değildir.
Mesela dünyanın güneşin etrafında döndüğünü söyleyen gerçeği yani Hakkı söylemiş olur, inkarı caiz değildir.
Fizik alemindeki değişmez sabit kurallar Hakk isminden birer tecelli aynalarıdır.
İslam dinine de Hakk katından olması ve değişmez hakikatleri içermesi hasebiyle Hak din denilmektedir.
Bu hakikat
İsra suresi 81 nci ayette bakın nasıl beyan edilmektedir :
وَقُلْ جَاءَ الْحَقُّ وَزَهَقَ الْبَاطِلُ ۚ إِنَّ الْبَاطِلَ كَانَ زَهُوقًا
"De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur"
buyurulmaktadır.
Bütün bu ön izahatlardan sonra gelelim asıl konumuza
Görüldüğü gibi Hakk ve hakikat mutlak manada yalnızca Allah'ın bizatihi zatı olup O'nun bize Rasulleri vasıtasıyla inzal ettiği vahiylerdir.
Ali imran 19 ncu ayet-i kerimede
إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللَّـهِ الْإِسْلَامُ
"Hiç şüphesiz din, Allah Katında İslam'dır"
buyurulmaktadır.
Son ve en yüce din İslam ve kelamullahı da Kuran olup O'nun kelamı olan Kuran-ı Hakim en yüce Hak ve hakikatler , hikmetler manzumesidir.
Hak teala ve tekaddes hazretleri yüce kitabında değişmez hakikatler çerçevesinde bizlere bir takım Had'ler çzimiştir. Buna hududullah diyoruz. Bunlar uyulmasını istediği emirler ve kaçınılmasını istediği yasaklar manzumesidir. Bu emir ve yasakları içeren hükümler manzumesine ilmi disiplin çerçevesindeki metodik haline ise kısaca islam hukuku diyoruz.
Yusuf suresi 40 ncı ayet-i kerimedeki
إِنِ الْحُكْمُ إِلَّا لِلَّـهِ
"Hüküm yalnızca Allah'ındır"
emri celilesi çerçevesinde bütün hükümler (O'nun Hakk ismi celilesi doğrultusunda) O'nun hükmüne raci olmak zorunda ve durumundadır. Onun hükmü hilafına her hüküm Hakka muğayir olması hasebiyle batıldır
Bu izahatlardan sonra şunu derim ki ;
Hak ve çoğulu Hukuk sadece ve yalnızca İslam'dadır. İslam dışı tüm sistemlerde, ideolojilerde, inançlarda asla Hak ve hukuk olması mümkün değildir. Çünkü hiç bir sistem, ideoloji, inanç mutlak gerçeklik ve değişmez hakikatler bütünlüğüne haiz olamaz.
Hakk'ın hükümleri dışındaki tüm hükümler insanların heva ve heveslerinden neş'et eder. Görecelidir, değişkendir. Zaten değişken olan her şeye Hak denilemez.
Hak ve çoğulu olan hukuk meşruiyetini mutlaka Hakk'ın kelamından, vahiyden almak durumundadır. Ki o zaman ona hukuk denilebilsin.
Meşruieytini Hakkın kelamından ve vahiyden almayan hükümlere hukuk denilemez.
Nurullah Aydın ve benzeri kimselerin dillerinde dolandırdıkları ve pelesenk ettikleri ve adına hukuk dedikleri şey esasen hukuk değildir.
Çünkü onların hukuk diye niteledikleri hükümlerin meşruiyet kaynağı beşer aklından ve O'nun hevasından neş'et eden şeytan fısıltısı, göreceli, değişken hakikat dışı batıl efsunlardır.
Süslü, tumturaklı bir yığın laf kalabalıkları mutlak gerçeklik olan Hak ve hukuk mefhumunu izahtan ve yansıtmaktan azadedir.
Herkes yekdiğerini kendi anladığı ve adına hukuk dediği ama gerçekte hukuktan uzak yakın alakası olmayan hükümler manzumesine uymaya davet etmekte. Birbirlerine karşıt görüştekiler birbirlerini bu kendi algı dünlarındaki anladıkları (daha doğrusu anladığını sandıkları anlamadıkları ve bilmedikleri) mefhum olan hukuka uymamakla itham etmektedirler.
Bu ithamlarda da hiç olmazsa bari farklı zaman dilimlerinde kendi içlerinde tutarlı olsalar gam yemeyeceğim.
Her farklı ideolojik grup kendi ideolojisine ve dünya görüşüne uygun iktidarlar dönemindeki her türlü hukuk dışı uygulamalara 3 maymunları oynadığı ve hiç bir zaman o iktidar mensuplarını hukuka uymaya davet etmeyi aklına getirmediği halde ;
karşıt ideoloji ve dünya görüşünün iktidarındaki hukuk dışı uygulamalar nasıl oluyorsa birden bire aklına hukuk diye bir mefhumun varlığı gelmekte ve karşıt ideoloji ve dünya görüşündeki iktidarı hukuka uymamakla itham etmektedirler.
İşte bu partizanlıktan kaynaklanan tiksinti verici bir iki yüzlülük , tutarsızlık ve pişkinliktir.
Nurullah Aydın 1960 , 12 mart 1971, 12 eylül 1980 , 28 şubat 1997 darbeler dönemindeki hukuksuz uygulamaları hiç gündemine almazken , benim de O'nun da birlikte karşıt görüşte olduğumuz patlak lambalı iktidarında olan biten hukuksuzlukları gündemine alarak tumturaklı laflarla onlara hukuku hatırlatması ve hukuk dersi vermesi tiksinti verici bir iki yüzlülük , tutarsızlık ve pişkinliktir.
Hukuksuzluğu (hangi ideolojiye , hangi dünya görüşüne, hangi inanca sahip olursan ol) karşıt görüşte olduğun bir iktidar döneminde de yandaşı olduğun iktidarlar döneminde de her zaman ve her zeminde (isterse haksızlığı yapan baban,oğlun/kızın yapmış olsa bile) fütursuzca çekinmeksizin dile getirilmesi halinde dürüst ve erdemli davranılmış olur. Aksi halde kimse senin tumturaklı sözlerine itibar etmez, güven telkin etmezsin.
Bu konudaki son sözüm ve her zaman söylüyorum. Türkiye'de 90 yıldan beri hukuk değil gukuk bulunmaktadır. Çünkü Hakk nizamı olmayan
"atilla üyetürk" <esoh...@yahoo.com>: Sep 03 11:44AM +0300
Hayatınızdan sıkıldınız mı?
http://www.youtube.com/watch?v=WnPEcrrKYJU
"atilla üyetürk" <esoh...@yahoo.com>: Sep 03 11:38AM +0300
http://uyeturk.blogspot.com.tr/2014/09/gencleri-mucit-yetistirmek-icin-ne.html
*Gençleri mucit yetiştirmek için ne yapmalı*
Medeniyetin en önemli görevi, insanlara düşünmeyi öğretmektir. Okulun
temel amacı da bu olmalı. Bir çocuğun zihni, doğal olarak aktiftir ve
yaptığı egzersizler sayesinde gelişir. Çocuklara, hem vücutları hem de
zihinleri için bolca egzersiz vermek gerekir. _Eğitim sistemimizin temel
sorunu, öğrencilere zihinsel esneklik tanımamasıdır_. Çocukların
beyinlerini _bir kalıba sokmaya çalışıyoruz_. Onların, verilenleri kabul
etmeleri için ısrar ediyoruz. Eğitim sistemimiz, çocukların mantık
yürütmesini veya yeni bir şey düşünmesini teşvik etmiyor. Aksine,
gözlemden daha çok ezbere önem veriyor.
*Thomas EDISON*
**
*Kaynak : **Mümin SEKMAN, HAYAT BİLGESİ, Sayfa :63*
"Haluk Gümüştabak" <halu...@gmail.com>: Sep 03 11:16AM +0300
Yazılarımı okuyan, yurt dışında yaşayan bir kardeşimiz, bir soru sormuş ve
sorusunda, yurt dışındaki yabancı marketlerden, et almaya korktuklarını,
helal-haram kesim sözleriyle tedirgin olduklarını söylemiş ve bu konuda
dini açıdan aydınlatılmak istediğini belirtmiş.
Gerçekten de İslam toplumu içinde, öyle gruplaşmalar ve çıkar şebekeleri
oluştu ki, toplumu kendi menfaatleri, çıkarları yönünde istedikleri gibi
yönetebiliyorlar. Yalnız bu konuda değil, her konuda İslam toplumu içinde,
çıkar çeteleri oluştu ve hızla gelişme kat ettiğini söyleyebilirim. Çünkü
önlerinde engel yok. Ne yazık ki İslam toplumlarının, Kur’an ile arasındaki
bağ gereği gibi kurulamadığı için, ne söylenirse inanır halde, yaşayıp
gidiyoruz. Gelelim konumuza. Kur’an HARAM konusunda ne diyor, önce ona
bakalım.
Nahl 116; Yalan düzerek Allah'a iftira etmek için, DİLLERİNİZİN UYDURMA
NİTELENDİRMELERİYLE "ŞU HELALDİR, ŞU DA HARAMDIR!" DEMEYİN. Yalan düzerek
Allah'a iftira edenler kurtulamazlar.
Demek ki Allah ın haram demediği, hiçbir şeye haram diyemeyiz. Dersek Allah
a iftira atmış oluruz, önce bunu unutmayalım. Peki, Allah neleri haram
kılmış, şimdide ona bakalım.
Enam 145: De ki: Bana vahyolunanda, LEŞ VEYA AKITILMIŞ KAN YAHUT DOMUZ ETİ
-Kİ PİSLİĞİN KENDİSİDİR- YA DA GÜNAH İŞLENEREK ALLAH'TAN BAŞKASI ADINA
KESİLMİŞ BİR HAYVANDAN başka, yiyecek kimseye haram kılınmış bir şey
bulamıyorum…..
Şimdide bu ayeti anlamaya çalışalım. Ayette açıkça leş, yani kendi halinde
önceden ölmüş hayvanın etini yemeyin diyor. Hayvanlardan akan kanıda
içmeyin, haramdır açıklaması yapılıyor. Yine çok açık, domuz etini de
yememizin yasaklandığı bilgisi veriliyor. En son kısmında bahsedilen
harama, lütfen dikkatinizi çekmek istiyorum. Allah dan başkası adına
kesilmiş hayvanı da, yemeyin haramdır diyor.
En son zikredilen haramdan kasıt ne olabilir. Bu sözleriyle Allah, BESMELE
ÇEKİLMEDEN KESİLEN HAYVANI YEMEYİN DEMİYOR, önce bunu açıklığa
kavuşturalım. Allah dan başkası adına kesilen hayvanı yemeyin diyor. Peki,
ne anlama geliyor bu sözler?
Bazı toplumlarda, inanç ve itikatlar da, Allah ın yanında ilahlar ya da
şefaatçiler/putlar edinip, onlara adanan, onların adını anarak onlara
nispetle kesilen, hayvanların etini yemeyin diyor Allah. Çünkü neden, Allah
dan başka kimseye kulluk edilmez, Allah dan başka hiç kimseden yardım
istenmez, Allah dan başka hiç kimse adına da, hayvan kurban adanmaz ve
kesilmez. Bu sayılanların dışında, her temiz şey helaldir diyor Allah.
Şimdide şu sorunun cevabını arayalım. Ehli kitabın kestiği hayvanlar,
pişirdiği yemekleri yiyebilir miyiz? Önce her zaman yaptığımız gibi bu
sorumuza, Kur’an dan cevap arayalım, daha sonrada günümüze ulaşan, rivayet
hadislere bakalım.
Maide 5: Bugün size iyi ve temiz şeyler helal kılındı. KENDİLERİNE KİTAP
VERİLENLERİN YİYECEKLERİ SİZE HELAL OLDUĞU GİBİ, sizin yiyeceğiniz de
onlara helâldir……..
Bu ayetten anlaşıldığı gibi, ehli kitabın kestiği hayvanda, pişirdiği
yemekte birbirine helal olduğunu, açıkça Kur’an belirtiyor. Bunun tersini
söyleyen, Kur’an a muhalif inanç yaşıyor demektir. Şunu da belirtmeliyim
ki, elbette bir şartla Ehli kitabın kestiği, ya da pişirdiği yemek yenir.
Allah ın yukarıda saydığı, haramlardan olmamak şartıyla.
Mantıken düşündüğümüzde, elbette Ehli kitabın kestiği hayvanda, pişirdiği
yemekte birbirine helal olmalı ki, bir birleriyle diyalogda bulunsunlar,
toplumlar arasında kopukluk olmasın. Bu yolla İslam ı onlara
anlatabilsinler. Bunun tersi düşünülemez. İşte onun için diyoruz ki, İslam
akıl, mantık ve hoşgörü dinidir.
Gelelim toplumu tedirgin eden, HELAL KESİM konusuna. Bu konuda, birçok
konuda olduğu gibi, toplumu kendi çıkarlarına kullanmak isteyenlerin bir
aldatmacasıdır. Peki, ne söylüyorlar da, toplum tedirgin oluyor.
(HAYVAN KESİLİRKEN BESMELE ÇEKİLMEZSE, O HAYVAN YENMEZ HARAM OLUR.)
Şimdide bu konu üzerinde düşünelim. Besmele yani Allah ın adıyla bir işe
başlamak, bizler için çok önemlidir. Bunda hiçbir şüphe yok. Ama bu konu
çok farklı. Besmeleyle işe başlayan, yani Allah ın adıyla işine koyulan,
işinde kolaylık bulacaktır. Hatta Kur’an ı okumaya başladığımızda da
besmeleyle başlarız, çünkü bu Kur’an ın öğretisidir. Peki, Kur’an
hayvanları keserken, besmele çekerek kesin diye, bizleri bağlayıcı bir
hüküm vermiş midir?
Allah eğer, besmeleyle kesmediğiniz hayvan mındar olur, haram olur
yiyemezsiniz diyorsa Kur’an da, ona hiç birimiz itiraz edemeyiz. Peki öyle
mi diyor, hiç Kur’an dan araştırdınız mı? Bu sorumuzun cevabını, yukarıda
yazdığım Maide suresin 5. ayetin, bir öncesindeki ayet cevap veriyor ve
bakın ne diyor.
Maide 4: Kendileri için nelerin helal kılındığını sana soruyorlar; de ki:
Bütün iyi ve temiz şeyler size helal kılınmıştır. Allah'ın size
öğrettiğinden öğretip avcı hale getirdiğiniz hayvanların sizin için
YAKALADIKLARINDAN DA YEYİN VE ÜZERİNE ALLAH'IN ADINI ANIN (besmele çekin).
Allah'tan korkun. Allah'ın hesabı pek çabuktur.
Ayetin son kısmını, lütfen dikkatli anlamaya çalışalım. Av olarak
yakaladığınız hayvanları yeyin diyor ve devamında, üzerine Allah ın adını
anın diye de açıklama yapıyor. Lütfen dikkat edelim, keserken Allah ın
adını anın da öyle kesin demiyor, yerken Allah ın adını anın diyor.
Bu sözlerden hem besmele çekmeyi, hem de Allah a şükretmeyi, onu tespih
etmeyi anlayabiliriz. Zaten bizler yemeğe, besmeleyle başlamıyor muyuz?
Elbette bu değildir ki, hayvanları keserken besmeleye gerek yok. ELBETTE
ALLAH I ZİKREDEREK KESMELİYİZ, AMA RABBİMİZ BÖYLE BİR HÜKÜM, BÖYLE BİR
BAĞLAYICI KURAL ÖZELLİKLE KOYMAMIŞTIR. Eğer böyle bir hüküm koymuş olsaydı,
başkasının kestiği hiçbir hayvanı, gönül rahatlığıyla yiyemezdik.
Ayetlere ve kelimelere, kendi nefislerimizde farklı anlamlar yüklersek,
Kur’an da çelişki yaratırız. HATTA DİNİ ELLERİMİZLE ZORLAŞTIRIRIZ. Bu
düşüncemizi hemen kontrol edelim, düşünelim acaba doğrumu anladık ayetleri.
Allah ehli kitabın yemekleri, kestiği hayvanlar sizler için helaldir diyor.
Hemen bu sözler üzerine düşünelim. Onlar bizler gibi, besmele çekerek
hayvanları kesmiyor. EĞER BÖYLE BİR HÜKÜM ALLAH KOYSAYDI, BİRBİRİNİZİN
YEMEKLERİ SİZE HELALDİR DEMEZDİ? Demek ki ayetleri doğru anlamışız.
Şükürler olsun.
Gelelim bu konuda ki bizlere ulaşan, rivayet hadislere.
1937 - Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtü
vesselâm)'a soruldu: "Halk bize et getiriyor, kesilirken besmele çekilip
çekilmediğini bilmiyoruz, ne yapalım?"
"Siz besmele çekin, yiyin!" cevabını verdi."
Buhâri, Sayd 21, Büyü 5, Tevhid 13; Muvatta, Zebâih 1, (2, 488); Ebü Dâvud,
Edâhi 19, (2829); Nesâi, Dahâya 39, (7, 237).
1939 - Zühri (rahimehullah) diyor ki: "Arap Hıristiyanlarının kestiklerini
yemekte bir beis yoktur. Ancak, Allah'tan başka birisinin adını andığını
işitirsen o zaman kestiğini yeme. İşitmemiş isen, (bu durumda vehimlenme),
çünkü Allah, onların küfrünü bildiği halde kestiklerini helâl kılmıştır."
Hz. Ali'den de bu mânâda rivayet yapılmıştır.
Bizler her konuda danışacağımız rehber, Kur’an olmalıdır. Eğer emin
olmadığımız bilgiler hiç düşünmeden, araştırmadan rehberimiz olmuşsa,
bizleri aldatanlar daha çok çıkacaktır. Böyle yaşamaya devam edersek,
bizleri Allah ile aldatmalarına engel olamayız.
Onun içindir ki gelin el birliğiyle Kur’an ı şaha kaldıralım ve yalnız
Kur’an ın ipine sarılalım. Elbette her bilgiden faydalanalım, ama mutlaka
Kur’an ın onayını alalım. Bunu yapabilenlere ne mutlu.
Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
Abdullah Mustafa <abdullah...@gmail.com>: Sep 03 09:58AM +0300
TARİH VE KISSALAR - 133
B. PEYGAMBER KISSALARI - 113
11. HZ. MUSA, HARUN VE İSRAİLOĞULLARI- 48
d) İsrailoğulları - 19
(21) İsrailoğulları ve Tevrat'ı doğrulayıp tamamlayan kitapları (İncil ve
Kur'an) ve Peygamberleri tanıyıp ta inkâr edenleri
*Yemin olsun ki, Mûsa'ya Kitap'ı verdik. Ve arkasından da resuller
gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da açık-seçik deliller verdik ve kendisini
Ruhulkudüs'le güçlendirdik*. *Bir resulün size, nefislerinizin hoşlanmadığı
bir şey getirdiği her seferinde büyüklük taslamadınız mı? Bir kısmını
yalanladınız, bir kısmını da öldürüyorsunuz*. 2. sure (BAKARA) 87. ayet
(Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)
*Yanlarındakini doğrulamak üzere kendilerine Allah katından bir kitap
geldiğinde, daha önce inkâr edenlere karşı zafer isteyip durdukları
halde*, *tanıyıp
bildikleri kendilerine gelince, onu inkâr ettiler.* Küfre sapanların üstüne
olsun Allah'ın laneti!... *Allah'ın, kullarından dilediğine lütfunun eseri
olarak indirdiğini zalimce kıskanarak, Allah'ın vahyettiğini inkar etmeleri
uğruna öz benliklerini sattıkları şey ne çirkindir!* *Bu yüzdendir ki gazap
üzerine gazaba çarpıldılar*. Gerçeği örtenler için rezil edici bir azap
vardır. *Onlara, "Allah'ın indirmiş olduğuna inanın" denildiğinde şöyle
konuşurlar: "Biz, bize indirilene inanırız." Ve ondan ötesini inkâr
ederler. Oysaki o, kendilerinin yanındakini doğrulayıcı bir gerçektir.
Söyle onlara:* "Madem iman sahibiydiniz, daha önce Allah'ın peygamberlerini
niye öldürüyordunuz?" 2. sure (BAKARA) 89-91. ayet (Resmi:
2/İniş:92/Alfabetik:11)
*Allah katından kendilerine, ellerinde bulunanı tasdikleyici bir resul
geldiğinde*, *kitap verilenlerden bir fırka, Allah'ın Kitabı'nı hiç
bilmiyorlarmış gibi kaldırıp arkalarına attılar*. 2. sure (BAKARA) 101.
ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)
*Onu Beni İsrail'e şöyle konuşan bir resul yapacak*: "Şu bir gerçek ki, ben
size Rabbinizden bir mucize getirdim: Ben, çamurdan, kuş görünümünde bir
şey yapar, ona üflerim de Allah'ın izniyle kuş oluverir. Ben, körü ve
abraşı iyileştirir, ölüleri Allah'ın izniyle diriltirim. Evlerinizde
yemekte ve biriktirmekte olduklarınızı size haber veririm. Eğer
inananlarsanız, bunda sizin için tam bir mucize vardır." "Tevrat'tan önümde
bulunanı doğrulayıcıyım. Size haram kılınmış olanın bir kısmını size helal
yapacağım. Rabbinizden bir mucize getirdim size. Artık Allah'tan sakının ve
bana itaat edin." *"Allah benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir;* o
halde, O'na kulluk edin. İşte bu, dosdoğru bir yoldur*." İsa onlardan
inkârı sezince şöyle konuştu*: "*Allah'a gidişte benim yardımcılarım kim?"
Havâriler dediler ki:* "*Biz Allah'ın yardımcılarıyız. Allah'a iman ettik
biz. Tanık ol, biz müslümanlarız / Allah'a teslim olanlarız*." 3. sure (ÂLİ
IMRÂN) 49-52. ayet (Resmi: 3/İniş:94/Alfabetik:7)
*Eğer Allah'a, peygambere ve ona indirilene inanmış olsalardı*, *küfre
sapanları dostlar edinmezlerdi. Ama onların çokları yoldan sapmışlardır.* 5.
sure (MÂİDE) 81. ayet (Resmi: 5/İniş:110/Alfabetik:60)
*Hani, Allah şöyle demişti:* "Ey Meryem'in oğlu İsa! Senin ve annenin
üzerindeki nimetimi hatırla. Seni Ruhulkudüs'le desteklemiştim, beşikte
iken ve erginlik çağında insanlarla konuşuyordun. Sana Kitap'ı, hikmeti,
Tevrat'ı, İncil'i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş görünümünde bir
şey yaratıyor, içine üflüyordun da o benim iznimle kuş oluyordu. Doğuştan
körü, abraşı benim iznimle iyileştiriyordun. Benim iznimle ölüleri
çıkarıyordun. *İsrailoğullarını senden uzak tutmuştum. Hani, sen onlara
açık-seçik ayetleri getirdiğinde, küfre sapanları şöyle deyivermişti:* "*Açık
bir büyüden başka bir şey değil bu.*" 5. sure (MÂİDE) 110. ayet (Resmi:
5/İniş:110/Alfabetik:60)
*Meryem'in oğlu, kendisine nimet verdiğimiz* *ve İsrailoğullarına örnek
yaptığımız bir kuldu*. 43. sure (ZUHRUF) 59. ayet (Resmi:
43/İniş:63/Alfabetik:113)
*Meryem oğlu İsa'nın da şöyle dediğini hatırla:* "*Ey İsrailoğulları! Ben
size Allah'ın elçisiyim. Benden önce Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra
gelecek Ahmet adında bir elçiyi müjdeleyici olarak gönderildim.*" *Fakat
İsa'nın müjdelediği elçi onlara apaçık deliller getirdiğinde*: "Bu,
katıksız bir büyüdür!" *dediler.* 61. sure (SAFF) 6. ayet (Resmi:
61/İniş:108/Alfabetik:89)
*Ey iman sahipleri!* Allah'ın yardımcıları olun! Hani, Meryem oğlu İsa,
havarilere: "Allah'a gidişte benim yardımcılarım kimdir?" demişti de,
havariler: "Biz, Allah'ın yardımcılarıyız!" cevabını vermişlerdi. *Bunun
ardından, İsrailoğullarından bir zümre iman etmiş, bir zümre de küfre
sapmıştı*. *Nihayet biz, iman sahiplerini düşmanlarına karşı güçlendirdik
de onlar üstün geldiler*. 61. sure (SAFF) 14. ayet (Resmi:
61/İniş:108/Alfabetik:89)
*Bitmedi nasipse devam edecek.*
--
Selam ...
Abdullah Mustafa
ahmet dogan Simsek <ahmetdog...@gmail.com>: Sep 03 09:38AM +0300
İstihbarat haberleri yarı pişmiş verilir.
Okuyucunun feraseti ve zekası ile gerçek kıvamını bulur.
Şapkalar kıyafetler mekanlar konunun yanında garnitür olarak ayrıca
değerlendirilir.
İyi okumalar
A.D.Şimşek
- Anasayfa <http://www.takvim.com.tr/>
- Siyaset <http://www.takvim.com.tr/Siyaset>
<http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/ergundiler/Arsiv>
ArşivErgün Diler <http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/ergundiler/Arsiv> Kaset
tezgâhı
Dostumla güneşin altında İbrahim Paşa Camii'nin önünde mola verdik! Arnavut
olduğunu söyleyen kadın Türk olduğumuzu anladı ve yanaştı!
Kırık Türkçesiyle çay ikram etmek istediğini belirtti! Sıcaktan uzaklaşıp
klimalı taş yapının içine girdik! İçeride, resimlerden gördüğümüz Fatih
Sultan Mehmet'in birebir benzeri karşımızda duruyordu! Hiç çekinmeden söze
girdi: "Sizler bizim burada ne çektiğimizi bilemezsiniz! Ada'da yaşamak
zorunda olduğumuz insanların yanında Türkçe konuşamıyoruz! Yoksa ne
ticaretimiz ne de huzurumuz kalır. Ama bütün baskılara rağmen biz
*OSMANLI*torunlarıyız
gitmedik kaldık! Artık sizlerin buralara eğilme zamanı gelmedi mi?"
Sustuk! Cevap veremedik! Ama haklıydı!
Bahçeye açılan kapının önündeki yeşilliklerle örülü masaya sessizce oturduk!
Soracağım çok şey vardı!
Aklıma yine gündeme getirilen Selam Tevhid Örgütü ve MİT Müsteşarı Hakan
Fidan geldi! Buradan başlamanın uygun olduğunu düşündüm ve konuyu açtım!
Dostum anladı ve sözü aldı.
*Hakan Fidan'*ı bir başka ülkenin sevme şansı yok! ABD için de geçerli bu!
İtibarsızlaştırılması büyük bir projeydi! İşin içinde Türkiye'nin bilmediği
aktörler vardı!
Kapalı kapılar arkasında alınan ve sonuçlarına çok güvenilen bir eylem
planı hazırlandı! Ama tutmadı!
*Açar mısınız? *Bu planların arkasında kabul etmek istemeseler de Fethullah
Gülen vardı! Ona verilen ve onun da severek aldığı görevdi bu!
* Açık dedikçe kapanıyorsunuz vallahi?*Tamam başlayalım o zaman!
*İyi olur! *Biz Pensilvanya'yı CIA ve FBI ajanlarına rağmen gayet yakından
takip ettik! Onların anlamadığı buydu! Gülen'in kritik aşamalarda davet
ettiği bir ABD'li doktoru vardı! Önemli müdahaleleri bu yapardı! Biz de
müdahaleyi ona yaptık!
*Eeee?*Doktor Gülen'in durumunun çok kritik olduğunu söyledi! Aslında
Erdoğan için çıkarılan dedikodular Pensilvanya için geçerliydi! Türkiye'de
kimsenin bilmediği büyük bir baskı altında kendisi!
*Ne baskısı?*Günde birkaç ilaç alan Gülen, bunu 40'ın üzerine çıkardı! Bu
kadar ciddi ilaç kullanan biri sağlıklı olamaz!
Ayakta kalamaz! Ama bunun sebebi psikolojik!
*Nasıl yani?*Amerika'da onun kalmasını sağlayanlar inanılmaz baskı kurdu
üzerinde! Doğduğuna pişman ettiler! Neo-Con bir ekip geçtiğimiz günlerde
çiftliğe gidip ağızlarına geleni söylediler! O yaştaki adamı perişan
ettiler!
*Neden ve ne için?*Gülen, Türkiye'de hiçbir gücün kendini yıkamayacağını
anlatıyor ve her operasyonu yapıp istenilen sonucu alacağını söylüyordu! Bu
adamlara söz verdi! Sözden öte büyük garanti sundu! Bu Amerikalı grup da
buna inanıp düğmeye bastı! Sonuç hiç de istenilen gibi olmadı! Gülen'in
arkasındaki güç belki de ilk defa yanıldı!
*Şimdi durum nasıl?*Gülen, Amerikalılar'ı bir kez daha inandırdı! Bir şans
istedi! Verildi! İçeride ve dışarıda birlikte yeni ve son oyunlarını
oynayacaklar! Türkiye'den gelen ekip Neo-Conlar'la iç içe! Hala Erdoğan'ı
götürebileceğini düşünüyorlar! İşin kötüsü ABD'li bu grup da hala inanıyor!
Ve her desteği veriyor! Amerikalılar her ne olursa olsun son bir şans daha
verdiler! İnanarak!
Ve bu planı kendi aralarında konuştular! İşin ilginci şimdi de sonuçtan
eminler!
*Tamam anladım! Gelelim İran meselesine! *Fethullah Gülen'in, Hakan Fidan'ı
veya hükümette yer alan birilerini İran'la yakın gibi göstermesinin tek
nedeni, ABD'nin isteğinin bu yönde olmasıdır! Yani ABD istedi Gülen ve
ekibi de yapmaya çalıştı!
*Tamam ama neden?*Evet burası önemli! Bu grup İran'ın ABD'den tamamen kopup
İngiltere'ye yanaştığını belli yerlere anlattı ve ikna etti!
İran'ın Türkiye ile yakınlığı bir de üzerine İngiltere iddiası Washington'u
salladı! Bu yoldan hareketle eğer ABD, Gülen'e "Fidan'ı Fransa ile
irtibatlandır" deseydi ortaya atılan bütün iddialar *FRANSA *ile yakın
olacaktı! Durum buydu! Neo-Conlar başka aktörler üzerinden Washington'u
yalanlarla aldattı! Büyük kumpas kurdular!
İngiltere'yi hedef gösterip Erdoğan'ı ve Fidan'ı harcamaya kalktılar!
Washington'ı zayıf yerinden vurdular!
* Bitti mi oyun?*Hayır! Erdoğan hala hedefte! Bunu bilmemiz şart! Kimlerin
geleceğini ve neden saldıracağını da artık aklımızın bir köşesine koymamız
gerekiyor! Oyun büyük!
*Bölgesel yani?*Erdoğan'ın yönettiği Türkiye, AB üyesi 25 ülke ile birlikte
*BÜYÜKLERİ *de rahatsız ediyor!
Erdoğan'ın İslam vurgusu, Ortadoğu'da ve Türki Cumhuriyetleri'nde kabul
gördü.
Birçok Balkan ülkesi de Türkiye'nin arkasında. Bunun engellenmesi öncelik.
*Ne yapacaklar?*Akılarından geçen birkaç hamleleri var!
Biri partinin içine yönelik! Orada karışıklık ve nifak peşinde koşacaklar!
Buna eğilimli isimler de yok değil! Bu isimler içeride ve dışarıda *YAHUDİ
DÜNYASININ *çok önemli isimleriyle paslaşıyor! Siz bilmiyorsunuz! Gelen
gideni anlatsam şaşırsın! Takipteyiz!
*Yakın bir tehlike var mı?*Ne zaman olur bilemem ama birileri bir şeyler
pişiriyor!
*Nasıl bir şey?*AK Parti'de görev yapan ya da yakın duran bazı önemli
isimlerin özel kayıtları var!
Bunların önemli bir bölümü ABD'ye götürüldü! Ve Gülen'e destek veren *YABANCI
SENATÖRLERİN *elinde hazır tutuluyor! Kim bunlar diye sorma, çünkü Gülen'e
destek verenlere baktığında bunları bulma şansın çok yüksek! Ciddi bir
kayıt arşivi var! Eğer partide bir operasyon yapılacaksa bunlar devreye
girecektir! O gün için bekletiliyor! Günü geldiğinde düğmeye basacaklar!
Hoşgörü diyen senatörler de kaset arşiviyle öğünüyor!
*Etkili olur mu sizce?*Batı'da etkili olmuyor! Avrupa'da ve ABD'de çok
sonuç alındığını görmedim!
Çok önemli belediye başkanlarının gay ilişki içinde oldukları ortaya çıktı,
ciddiye alan olmadı! Ama Türkiye farklı! Bunlar etkili olabiliyor! Dediğim
gibi böyle bir arşiv var!
Senatörlere teslim edildi! Çok uzun olmayan bir süre içinde
yayınlayacaklardır! Yoksa ellerinde tutmalarının bir anlamı yok!
*Peki ABD'nin yeni büyükelçisi nasıl tavır alacak? Ricciardone'yi aratır
mı?*John Bass, Erdoğan'la çok sıcak ilişkiler kuracak, kurmak zorunda.
Çünkü Ricciardone'nin verdiği zararı toparlamak en az 2 yıl sürer.
*Başbakan Davutoğlu için ne düşünüyorsunuz?*Davutoğlu kimsenin çözemeyeceği
problemleri küçük bir sorun gibi görüp üstesinden gelebilen ender
kişiliklerden!
Erdoğan'ın gücü arkasında! Ama unutma partinin içinde bile başarısız
olmasını bekleyen isimler var! Ama Davutoğlu çok farklı davranacak ve
Türkiye'yi ileri götürecektir! Bunu yapacak kapasite fazlasıyla onda var!
*Peki YAŞ kararlarına ne diyorsunuz? Çok konuşulmadı ama?*YAŞ'tan önce bazı
paşaların bazı gazeteler aracılığıyla *PARALEL *olduğu iddiası gündeme
getirildi! Haksız değillerdi!
*Ne oldu peki?*Vallahi işaret edilen paşalardan öte *PARALEL OLDUĞUNU
ORDUDA HERKESİN *bildiği iki *PAŞA *rütbe kazandı! Terfi etti! Bunda bir
gariplik vardı!
Sanki bir el onları korudu! Yakında anlaşılır zaten!
*Çalışma mı var?*Tabii ki! 6 ay sonra Pensilvanya ile bağlantılı bütün
isimleri tek tek dökeceğiz!
Ordunun içindeki güçlerini bilmemiz gerekiyor! Bu ülkenin geleceği için de
önemli! Özel Paşa, arkadaşlarının içeriden çıkması ile rahatladı! Hükümetle
arasında hiçbir sorun yok!
* Peki başka tehlike var mı bizim için?*Evet! Suriye'den gelenler!
Nasıl diye sormayın!
Yarın bunun için yapılan gizli toplantıların ayrıntılarını sizlerle
paylaşacağım! Uyanık olmakta fayda var!
Hiç boş durmuyorlar!
*NOT: *MİT neler yaptı da rahatsızlık verdi? *Bölgede bilinmeyen
operasyonlar! *Uçak kazasında ölen Rockefeller kimin hedefindeydi? Ölümü
kaza mı yoksa sabotaj mıydı? Bunlar da yarın!
hamza selcuk <hamza...@gmail.com>: Sep 03 08:59AM +0300
Rahmeti sonsuz, merhameti sınırsız Allah'ın adıyla
Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet sarsıntısı
çok büyük bir şeydir. Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirmekte
olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür.
İnsanları sarhoş görürsün; hâlbuki onlar sarhoş değillerdir. Ne var ki
Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
Hac suresi 1-2
"Celal Çelik" <celal...@gmail.com>: Sep 03 05:36AM +0300
Hikaye: Şeytan İnsanı Nasıl Kandırır?
Geçmiş zamanlarda ilim öğrenmeye heveslenmiş, iri yarı ama biraz saf bir
genç vardı. Medreseye gelmiş, ders ve vaazlar dinlemeye başlamıştı.
Bu genç, dinlediği vaazlarda “Şeytan insanı kandırır,” diye bahsedildiğini
duyunca içinde şeytana karşı büyük bir nefret doğdu. Devamlı arkadaşlarına:
- Keşke şu şeytan karşıma çıksa da onu bir güzel pataklasam! İnsanları
kandırmak nasıl oluyormuş bir göstersem! diyordu.
Talebe arkadaşları onun bu sözüne gülüp geçiyorlar,
- Şeytan öyle senin zannettiğin gibi bir şey değil. Onu öyle
pataklayamazsın. Yalnız onun hilelerine karşı devamlı uyanık olmalısın,
diye öğüt veriyorlardı.
Genç ise:
- Ben ondan bu kadar nefret ediyorum, hiç onun hilelerine aldanır mıyım?
Diyordu.
Bir gün şeytan bu gencin rüyasına girdi.
- Ben senin her yerde aradığın şeytanım. Hadi bakalım bana ne yapacaksan
yap! dedi.
Genç şeytanı karşısında görünce açtı ağzını yumdu gözünü:
- Sen ne biçim bir mahlûksun, ne istiyorsun insanoğlundan! Onları
kandırmakla eline ne geçiyor! diye bir yandan laf saymaya, bir yandan da
yumruklarını indirmeye başladı.
Fakat şeytan istifini hiç bozmadan:
- Ben şimdi sana yapağımı bilirdim ya, senin gibi bir gençle uğraşmak bana
yakışmaz. Hem nasıl olsa senin doksan sene ömrün var. Hele şimdi git,
seninle hesabımı bir ara nasıl olsa görürüm, deyip gözden kayboldu.
Genç sabah uyanınca:
- Demek ben doksan yaşıma kadar yaşayacağım. Öyleyse ahirete hazırlanmak
için çok zamanım var. Hele şimdi gideyim biraz gençliğimi yaşayayım,
ihtiyarlayınca ibadet ederim, deyip medreseyi terk etti. İlmi, ibadeti
bıraktı, dünya işlerine daldı.
Aradan biraz zaman geçmişti, bir gün Azrail aleyhisselam çıkıp geldi ve
gence:
- Ömrün bitti, canını almak için geldim, dedi.
Genç:
- Nasıl olur? Benim doksan yaşına kadar ömrüm olması lazım, dedi.
Azrail aleyhisselam:
- Bunu sana kim söyledi? Deyince, saf genç:
- Şey… Bir gün rüyama şeytan girmişti, o söyledi, dedi. Azrail aleyhisselam:
- Sana hiç kimse ‘Şeytan insanı kandırır,’ demedi mi? Bak işte kandırmış,
dedi.
Genç saçlarını yolmaya başladı:
- Vay benim başıma gelen! Demek şeytan insanı böyle kandırırmış! Diye
feryat ederek, çaresizlik içinde canını teslim etti.
İslami Hayat <http://www.islamihayatdergisi.com/yazarlar/detay/slami-hayat>