Asagida tarihin NUTUK’ta
durust anlatildigini sanan bir vatandas Ataturk’un kendi milletine karsi
yaptigi katliamlari, insan haklari suclarini, irkciligi, ve getirdigi
diktatorlugu mudafa edebilmek icin yazdigi NUTUK’u referans olarak getirmis.
Ataturk’un bazi sozlerini de getirmis.
Evvela, hic bir kimsenin ulkede herkesi kanla
susturduktan sonra yazdigi mudafasinin bir degeri olamaz. Kendi sahte tarihini
kendisi yazmaya kalkarsa bunu ancak gercek tarihi yasaklayarak yapar, ki gercek
oyledir. Bugun bile gercek tarihi konusanlar Kemalizm yuzunden hapse atiliyor.
Bu yuzden durustluk yonunden, NUTUK degil, icraatlari
onemlidir ve onlar da ortadadir.
Bugun, 1-1.5 milyon savunmasiz insani
katlettirmekle suclaniyor. Bunu ve getirdigi mutlak dikta rejiminin suclarini mudafa
etmek icin Nutku’nu yazmisti. Ve karsiliginda kimse yalan soyluyorsun demesin
diye ulkenin her tarafinda dari agaclari vardi, Takrir-i Sukun kanunu vardi.
Benzer katliamlarin yapildigi ulkelerde bu
insanlik suclarini mudafa edenler hapse atilirken, Turkiye’de bu sahtelige karsi
cikanlar hapse atiliyor.
Her veciz sozu calinti idi; bircoklari kendi icraatlarini
desifre eder; ustelik, sozlerinin tam tersi icraatlarini hatirlatir. Baskalarinin
sozlerinin altina imzasinin atan birisi sizce sucsuz olabilir mi? Sahte savas
sahnesinde gosterilen resimleri ile aklanmaya calisilan birisi Turkiye icin
iftihar konusu olabilir mi?
Binlerce Kahramanlik destani yazmis Turk dunyasinin
sahteliklere ihtiyaci olabilir mi?
Benzer hirsizliklar yapan profesorler bugun demokratik
dunyada desifre edilip islerinden oluyor.
Mesela yurtta sulh cihanda sulh sozu, yurdu bir
insan mezbahasi haline getirdikten sonra soylendiginden hic bir degeri yoktur. ‘Cihanda
sulh’u nasil elde etmek istiyordu belli degil; Milletler Cemiyeti’ne dunyaya
eroin uretip sattigi icin alinmayan bir rejimden bahsediyoruz. Sulhu insanlari
uyusturarak mi saglayacakti?
Bunu da yalan bir hikaye uretip halka izah
etmelerine ne dersiniz? Uyelik icin guya ozel davet bekliyormus; bu kadar yuce
bir lidermis. Peki o Milletler cemiyet’inin kurulus yasasinda (Charter) 23. Maddesinde
ne diyor; uyusturucu yapan-satan ulkeler uyelige alinmaz demiyor mu?
Bir sabah kalkmis, cizmesini giymis, Fransizlari
korkutmus Iskenderun’u Fransizlardan geri almis hikayasene inanmistik
cocuklugumuzda. O da yalanmis.
Daha once Suriye’ ve Hatay bolgesinde Fransiz
mandasini kabullenmis megerse. (Sivas kongresinde de O’nun baskanliginda Mustafa
Kemal imzasi ile Amerikan Senatosuna gelin halimize bakip nasil manda idarenize
layikiz gorun mealinde utanc verici bir mektup yazilmis. Mektup Internet’te
duruyor.
Fransizlar da Ikinci Dunya harbi yaklasinca
guclerini Fransa’ya cekmisler, o yuzden Hatay’da plebisit yaparak Hatay kimin
elinde kalacak meselesini halledip gitmisler.
Plebisit 1939’da, Ataturk oldukten sonra yapilmis. Turkiye ile birlesmek
istiyoruz cevabi cikmis. Bu hikayede Mustafa kemal’in rolu, en musbet yorumu
ile sifir.
Kemalistlere gore somurgecilerle savasmis.
Gulunc valla!
Halbuki somurgecilerin Osmanli petrollerine cokmeleri
ile sonuclanan Filistin cephesini O cepheden kacarak cokertmis. Yani petrollerimiz
somurgecilere sayesinde verilmis. Lozan’da da resmilestiren O.
Ingiliz Casusu Lawrence’e Arap yarim adasinda
gozumuz yok (yani petrollerde) diyen de O.
Gitmis Ingilizlerden “sizin kuracaginiz
mustemleke idaresinde Anadolu valisi olmak istiyorum’ diyerek is istemis. Isterseniz size calisacak bir Turk ordusu da
kurabilirim demis. 1905’ten itibaren Ingiliz istihbarati ile birlikte calisip
Osmanli devletinin yikilmasina onemli katkilari olmus birisinden bahsediyoruz.
Aslinda somurgecilerin isbirlikcisi olarak
basimiza getirilip konmus. Bu manzarada somurgecilerle savasti diyebilmek icin
herhangi bir gerekce var mi?
Hakimiyet kayitsiz sartsiz milletindir sozu J.J.
Russo’dan calintidir. Getirdigi dikta rejiminin tam tersini soylemektedir.
Secimlerin, laikligin sahte oldugu bir ulke idik. Siyasi ozgurluk, ifade,
inanc, yerlesme, seyahat, dernek kurma, kilik-kiyafet, kultur, medya, partiler,
dini kiyafetler, yorumlar, dindara siyaset, adil yargi, vs hic bir ozgurluk
yoktu.
Adalet mulkun (devletin) temelidir sozu de
nefret ettigi Islamin yuce adaletinin temsilcisi sirtinda fakirlere erzak
tasiyan Hz. Omer’den calinti idi.
Demokrasinin ‘d’si yoktu. Alti ok
demokrasiyiz-insan haklarina saygiliyiz diyemeyen bir dikta rejiminin degersiz
uyduruk sozleri idi. Milleti kandirmak icindi.
“Yaradan onunde herkes esittir,” diyerek
demokrasisini ilan eden, insan (etnik-musluman farketmez) haklarini bir bir
anlatip koruyan bir anayasa’dan her seyi yasaklayan, insani bir bocek gibi
ezmek icin olusmus bir irkci rejime nasil gelindi? Bunu bir Musluman Turk
yapabilir miydi?
El cevap: bir Musluman yapmadi zaten.
Millet siyaseten ve her turlu karardan
dislanmisti; hatta her firsatta milletin degerleri ayaklar altina aliniyordu.
Bu durumda hakimiyet kayitsiz sartsiz milletindir diye yazip altina Mustafa
Kemal’in imzasini atmak millet kandirmak disinda ne ise yariyor? Daha
haysiyetli mi oluyoruz yoksa tam tersi mi dogru?
Turklere ayri, Kurtlere ve azinliklara ayri
haklar, kanunlar ve kurallar getiren,
Kemalistlere ayri, Muslumanlara ayri kurallar ve
kanunlar getiren bir rejimdi Kemalist kafa. Hala bu insanlik disi gericiligin
etkisinden siyrildik sayilmayiz.
Hz. Ali’den caldigi “En hakiki mursit ilimdir”
sozunu eden birisinin hic bir bilimsel icraati yok. 1950-60’lara kadar egitimde
neredeyse butun yenilikler, okul binalari, universiteler Osmanli doneminden
kalma idi. Egitimin ana temasi Kemalizmi ogretmek, yalanlarini ve kotuluklerini
iyi gostermek ve gizlemekti.
Butun bunlar neydi biliyior musunuz? Sozde cagdaslik
taslayan; ama gerici ve cag disi olan bir kafa yapisinin sonuclariydi.
Listeyi uzatabiliriz. Her konuda, varsa itirazlarinizi
dinlemek ve cevaplamak isterim.
Gunes Ecer
"atilla üyetürk" <biroyb...@gmail.com>:
Mar 13 10:44PM -0300
https://www.youtube.com/watch?v=Etz2ZzXibsA
Youtube video özeti :
Türk olmak zordur, Dünyayla savaşırsın
Ama Türk olmamak daha zordur çünkü Türklerle savaşırsın..
https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/melih-asik/aslolan-ic-cephe-2198331
Atatürk düşmanla mücadelede üç kuvvetin tayin edici olduğunu söyler:
1. Milletin kendisi, 2. Meclis 3. Silahlı Kuvvetler...
Bu üç kuvvet iki cephede savaşır; 1.İç cephe 2. Dış cephe...
Gerisini Nutuk’tan okuyoruz:
“Asıl olan iç cephedir. Bu cephe bütün memleketin, bütün milletin meydana
getirdiği cephedir.
Dış cephe, doğrudan doğruya ordunun düşman karşısındaki silâhlı cephesidir.
Bu cephe sarsılabilir, değişebilir, mağlûp olabilir; fakat bu durum, hiçbir
zaman bir memleketi, bir milleti yok edemez.
Önemli olan, memleketi temelinden yıkan, milleti tutsak ettiren, iç
cephenin çökmesidir. Bu gerçeği bizden daha çok bilen düşmanlar, bu
cephemizi yıkmak için yüzyıllarca çalışmışlar ve çalışmaktadırlar.
Bugüne kadar başarılı da olmuşlardır.
Gerçekten “kaleyi içinden almak”, dışından zorlamaktan çok kolaydır.
Bu amaçla şahıslarımıza kadar temasa gelebilen bozguncu mikropların,
araçların varlığını iddia etmek doğrudur.
Meclis’in düşünüş biçimi, çalışması, vaziyeti, *düşmana ümit verici
olmadıkça* iç ve dış cephelerimizin yerinden oynamasına olanak ve olasılık
yoktur....”
--
*****************
"Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele demektir.
Hayatta başarı mutlaka mücadelede başarıyla mümkündür.
Bu da manen ve maddeten kuvvet, kudrete dayanır bir keyfiyettir."
[ Gazi Mustafa Kemal Atatürk ]
|