İRTİCAİ TERÖR DOSYASI : HİZBULLAH TÜRKİYE VE İBDA-C TERÖR ÖRGÜTÜ KİMDİR ???

94 views
Skip to first unread message

Özel Büro (Digi.Security.Isnet)

unread,
Oct 21, 2015, 8:32:11 AM10/21/15
to MAIL GRUBU - ADD ANADOLU HAREKETİ, MAIL GRUBU - AY YILDIZ, MAIL GRUBU - CAN DOSTUM, MAIL GRUBU - DİP DALGASI (270 ÜYELİ), MAIL GRUBU - HABER POSTA, MAIL GRUBU - KUVVA-I MİLLİYE, MAIL GRUBU - MİLLİYETÇİ TEPKİ, MAIL GRUBU - ÖZGÜR GÜNDEM, ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (DÜŞÜNCE FIRTINASI), ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (GOOGLEGROUPS), ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (SİYASET MEYDANI), ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (TURAN ÇATLI), ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (VATAN VE EMEK), ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (YAHOOGROUPS), ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (YİSRATÜRK MAIL GRUBU), ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (YNE MUTLU TÜRKÜM MAIL GRUBU), ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (YTÜRKİYE İÇİN ELELE MAIL GRUBU), ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (ZERŞEY SERBEST MAIL GRUBU), ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU WORDPRESS (STRATEJİ BLOGU)

ÖZEL BÜRO LOGO2

 

İrticai terör - Hizbullah/tr

 

Güneydoğu Hizbullahı
(Hizbullah Terör Örgütü)

Kavram Olarak Hizbullah

Hizb, aynı görüşte olan, düşünceleri ve yaptıkları bir olan grup, küme ve topluluk demektir. Hizbullah kelimesi Allah'ın yolu, taraftarları, Allah'ın safında yer alanlar, Allah'ın partisi gibi anlamları taşımaktadır.

İlim ve Menzil Grupları

Çeşitli kitabevlerinin etrafında toplanan radikal dini gruplar içerisinde, 1990'lı yılların başında Diyarbakır ilinde yer alan İlim ve Menzil kitabevleri etrafında toplanan kesimler, diğerlerine nazaran daha etkin ve geniş bir tabana hitap etmektedirler. İlim kitabevinin müstecirliğini Hüseyin Velioğlu, Menzil kitabevinin ise Fidan Güngör yapmaktaydı.

Bu iki grup, 1980'li yıllarda Vahdet isimli bir kitabevi etrafında aynı çatı altında faaliyet gösterirken, zamanla aralarındaki liderlik konusu ve çeşitli fikir ayrılıkları nedeniyle iki ayrı kitabevini açarak ayrılmıştır. Bu kitabevlerinde kendi anlayışlarındaki radikal dini düşüncelerin propaganda faaliyetleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürmüşlerdir.

Hizbullah-PKK Çatışması

Marksist-Leninist felsefeyi savunan yasadışı PKK terör örgütü 1980'li yılların sonundan itibaren, Güneydoğu'nun muhafazakar yapısından istifade ederek, kendi tabanını genişletmek gayesi ile din ve dini düşünceyi kendi amaçları doğrultusunda kullanmak istemiş ve bu amaçla KÜRDİSTAN DİNDARLAR BİRLİĞİ, KÜRDİSTAN İMAMLAR BİRLİĞİ, KÜRDİSTAN İSLAMİ HAREKETİ gibi çeşitli illegal oluşumlara gitmiştir.

Halkın dini duygularını kendi amacı doğrultusunda kullanmak isteyen PKK terör örgütünün, bölgedeki muhafazakar kesimi kendi tabanına çekme gayreti içerisine girmesi, radikal dini fikirlere sahip olan grupların tepkisine ve yasadışı PKK terör örgütüne cephe almalarına sebep olmuştur.

Buna karşılık, PKK terör örgütü dini kesimi baskı altına alabilmek ve kendi isteklerine boyun eğdirebilmek amacıyla 1991 yılından itibaren özellikle İLİM KİTABEVİ çevresinde oluşan Hizbullahi gruba yönelik silahlı eylemlere girişmiş ve böylece bu grupları sindirebileceğini düşünmüştür. Bu amaçla bu grubun önde gelen ve sivrilmiş şahsiyetlerini öldürerek bu kesimi sindirmek istemiştir.

PKK terör örgütü tarafından kendilerine yönelik yapılan bu eylemlere karşılık İlim grubu mensuplarının bir müddet sonra karşı eylemlere girişmesi, bilinen HİZBULLAH-PKK çatışmasını gündeme getirmiştir.

Bu çatışma Diyarbakır, Batman, Mardin, gibi il merkezleri ile Nusaybin, Silvan gibi büyük ilçelerde yoğun şekilde yaşanmış ve karşılıklı bir çok insanın ölmesi ile neticelenen bir noktaya gelmiştir. Bu çatışmaların başlaması ile birlikte PKK, çatıştığı bu grupları HİZBULLAH ismi ile lanse etmiştir. İlim ve Menzil grupları da daha sonraki dönemlerde bu ismi benimsemiştir.

HİZBULLAH-PKK çatışması kapsamında 1991-1995 arasındaki 4 yıllık dönem içerisinde yapılan eylemler sonucu aralarında; PKK militan ve sempatizanı, imam, molla, HADEP-DEP yöneticisi ve üyeleri, çeşitli basın mensupları ile HİZBULLAH taraftarları ve vatandaşların olduğu 700'e yakın insan öldürülmüştür. Bu cinayetlerin; 500 kadarı yasa dışı Hizbullahi İlim grubu tarafından, 200 kadarı ise yasa dışı PKK terör örgütü tarafından gerçekleştirilmiştir.

Çatışmanın başladığı ilk dönemlerde şehir merkezlerinde güvenlik güçlerinin Hizbullahi grupları tam olarak tanıyamamış olması ve örgütle ilk defa karşılaşmasından dolayı bazı cinayet eylemleri aydınlatılamamışsa da, daha sonraki dönemlerde Hizbullahi gruplara yönelik operasyonlar yapılmıştır.

Amaç ve Strateji

HİZBULLAHİ grupların amacı; Anayasal rejimi yıkarak bu topraklar üzerinde şer'i hükümlerle yönetilen İran benzeri bir İslam devleti kurmaktır. Bu amaca ulaşmak için TEBLİĞ-CEMAAT-CİHAT safhalarından oluşan üç aşamalı bir stratejiyi benimsemişlerdir.

İlim ve Menzil Grupları Arasında Yaşanan Çatışma

İLİM ve MENZİL grupları arasında az da olsa mevcut fikir ayrılıkları 1993 yılından itibaren iki örgüt arasında çatışmaya dönüşmüştür. Birçok kişinin öldüğü ve yaralandığı bu çatışmada, İlim grubunun tek taraflı olarak silahlı eylemlere girişmesi, strateji olarak ilk zamanlarda silahlı eylemlere girmeyi uygun bulmayan Menzil grubunun büyük oranda güç kaybına neden olmuş, hatta bazı yerlerde faaliyetlerinin tamamen durması ile neticelenmiştir.

Diyarbakır, Mardin ve Batman gibi illerde görülen MENZİL grubunun faaliyetlerinin Adana, Şanlıurfa, Muş, Bingöl ve Van gibi çevre illerle metropol illere kaydığı gözlenmiştir.

Mevcut Durum

Hizbullah terör örgütünün 1998'de, önceki yıllara göre eylemlerinde büyük bir düşüş olduğu görülmektedir. Bunda, her geçen yıl örgütü daha iyi tanıyan ve bu konuda uzmanlaşan güvenlik güçleri tarafından, örgüte yönelik etkili operasyonların arttırılmasının yanında, vatandaşların büyük çoğunluğunun terör örgütlerine yönelik yürütülen mücadelede güvenlik güçlerinin yanında yer almalarının önemli rolü olduğu bir gerçektir.

Bu bağlamda Hizbullah terör örgütüne yönelik olarak güvenlik güçlerince, başta Diyarbakır, Batman, Mardin, İstanbul, Van ve Bingöl olmak üzere çeşitli illerde planlı ve seri operasyonlar yapılmıştır. Bu operasyonlarda terör örgütün yapılanması, çalışma biçimi, eylem stratejileri, eğitim ve mali kaynak temin faaliyetleri, haberleşme taktikleri deşifre edilmiş, askeri ve siyasi kanattan çok sayıda örgüt mensubu yakalanarak birçok faili meçhul adam öldürme olayları aydınlatılmıştır.

İstanbul Emniyet Müdürlüğünce 17.01.2000 tarihinde yasa dışı örgütün İlim grubuna yönelik olarak yapılan operasyonda örgüt lideri Hüseyin Velioğlu ölü, örgüt üst düzey sorumlularından Edip Gümüş ve askeri kanat faaliyetlerinde öne çıkan Cemal Tutar isimli şahıslar ise sağ olarak ele geçirilmiş, ülke genelinde devam eden operasyonlarda ise 1000'in üzerinde örgüt mensubu yakalanarak adli makamlara sevk edilmişlerdir.

Sonuç olarak, yasa dışı Hizbullah örgütü mensupları ve sempatizanlarının sayıca çok fazla olmadıkları, vatandaşlarımızın büyük çoğunluğunun söz konusu terör örgütünün eylem ve faaliyetlerini tasvip etmedikleri, söz konusu yasadışı örgüte yönelik yürütülen mücadelede güvenlik güçlerinin yanında olduğu, bunun neticesi olarak da yapılan başarılı operasyonlarla örgütün gücünün zayıfladığı, eylem ve faaliyetlerinin geçmiş yıllara göre önemli ölçüde azaldığı görülmektedir.

HİZBULLAH

Hizbullah kelimesi, "Allah'ın yolu, taraftarları, Allah'ın safında yer alanlar, Allah'ın partisi" gibi anlamları taşımakta olup, Hizb ve Allah kelimelerinin birleşmesinden oluşmaktadır. Hizbullah, örgütsel anlamda Allah adına, İslam uğruna gruplaşma olarak da ifade edilebilmektedir. Yakalanan örgüt mensuplarının ifade tutanakları incelendiğinde, kendilerini "Allah'ın askerleri" olarak da tanımladıkları görülmektedir.

Hizbullah'ı oluşturan ilim ve menzil gruplarının amacı, T.C. toprakları üzerinde şer'i hükümlerle yönetilen bir Kürt İslam devleti kurmaktır. Nitekim, terör örgütü mensuplarına verdiği talimatta;

- Türkiye Cumhuriyeti'nin yönetim biçiminin İslamiyet'e uygun olmadığı,

- Türkiye'ye ancak Hizbullah örgütünün İslami esaslara dayanan İran modeli bir rejim getirebileceğini vurgulamaktadır.

Hizbullahi düşünceyi esas alan örgütlenmelerde takip edilen stratejideki en belirgin özellik; yeterli sayı ve imkan bulunduğunda cihat aşamasına geçilmesi ve silahlı mücadeleye özel önem verilmesidir.

Hizbullah Terör Örgütü'nde, örgütlenmenin, Hizbullah adı altında faaliyet gösteren ilim, menzil gruplarınca ve İslami Hareket Örgütü'nce bazı ufak ayrıntılara rağmen aynen uygulanmakta olduğu görülmektedir. Yapılanmada, hiyerarşiye gerekli önemin verilmesi ve dışına çıkılmaması esas olarak alınmaktadır. Örgütlenme yapısı;

A. Liderlik

(1) Siyasi lider
(2) Dini lider

B. Şura
(1) Askerı kanat
(a) Birim sorumluları
(b) Eylem timleri

(2) Siyasi kanat
(a) Yüksek öğretim birimi
(b) Orta öğretım birimi
(c) Halk birimi

C. Cami seydaları,


(ii)Mahalle ve köy sorumluları şeklinde görülmektedir.

Hizbullahi gruplar günümüzde, Güneydoğu Anadolu Bölgemizdeki illerimiz başta olmak üzere Doğu'dan göç alan Batı'daki bazı il ve ilçelerde propaganda faaliyetlerini sürdürmektedirler. Hizbullah İlim Grubu'nun Menzil Grubu'na oranla faaliyet ve propagandalarını daha sistematik ve planlı yürüttüğü gözlenmektedir. Özellikle camilerde düzenlenen Kur'an kurslarındaki öğrencileri hedef alan çalışmaları dikkat çekmektedir.

Diğer taraftan Hizbullah İlim Grubu'nun PKK terör örgütü ile aralarındaki silahlı çatışmalar sona ermekle birlikte; örgütün önüne engel olarak çıkan şahıslarla, örgüt içerisinde ajan olarak değerlendirdiği kendi mensuplarına dönük kaçırma, tehdit ve silahlı saldırı eylemlerine girdiği gözlenmektedir. 1999 yılı içerisinde Diyarbakır, Adana, Batman, Gaziantep gibi illerde 6 adam kaçırma, 11 silahlı saldırı eyleminin örgüt tarafından gerçekleştirdiği tespit edilmiştir.

Propaganda faaliyetlerinde; Hizbullahi grupların genel olarak gündemdeki dini nitelikli konuları suistimal etmek suretiyle taban kazanma çalısmalarını sürdürdükleri, bu kapsamda günümüzde İmam Hatip Liseleri, Kur'an kursları ve türban gibi muhafazakar kesimlerın de hassas oldukları konuları propaganda malzemesi olarak kullanmak ve muhafazakar halk kitleleri ve devletin güvenlik güçlerine karşı karşıya getirme ve halkı devletten soğutmak suretiyle kendi propagandalarına uygun bir zemin oluşturmaya gayret gösterdikleri de bilinenler arasındadır. Hatta bu konuda "ülkedeki son dönemlerdeki uygulamaların, halk kitlelerini örgüte kazandırma açısından örgüt için çok müsait bir propaganda zemini oluşturduğu" örgüt mensuplarının ifadeleri arasında yer almaktadır.

Hizbullah'ın, operasyonlar nedeniyle uzun süredir uyguladığı, ancak, deşifre olan yöntem ve tekniklerini günümüzde değiştirdiği, daha gizli ve daha planlı olarak hareket ettiği görülmektedir. Hizbullah terör örgütü mensuplarının Türkiye'deki laik rejimin değiştirilmesi ve İran İslam rejimine benzer rejimin kurulması maksadıyla mensuplarına, şer'i hükümlerle yönetilen devletlerdeki sistemleri tanıtıcı derslerin verildiği tespit edilmiştir. Tüm örgüt mensuplarının gelirlerinden % 10 nispetinde alınan para, köylerde hasat zamanı mahsullerden alınan % 10 oranındaki miktar, fidye ya da cezalandırma amaçlı adam kaçırma ve tehdit yoluyla elde edilen gelirler, Kurban Bayramları'nda toplanan deriler, zekat adı altında vatandaşlardan toplanan paralar örgütün gelirlerini oluşturmaktadır.

PKK örgüt mensuplarına ve devlete ait her türlü taşınmaz mal örgüt tarafından ganimet olarak değerlendirilmekte, bu türden her çeşit mal ve mülkün gasp edilmesine dini bir kılıf uydurulmak suretiyle el konulmaktadır. Özellikle, baskılar sonucu köylerden göçe zorladıkları PKK terör örgütü mensupları ve sempatizanlarının evleri ile diğer mülklerine el konulmakta, örgüt mensupları tarafından da gelir temini amacıyla işletilmektedir. Özellikle son operasyonlarda ele geçirilen Hizbullah militanlarının sorgulamasında; üst düzey örgüt mensuplarının İran'a gittikleri, burada askeri ve siyasi eğitim gördükleri, Dogu illerinden kılavuzlarla yaya olarak sınırı geçtikleri veya pasaportla yasal yollardan İran'a gittikleri, kendilerinin Hizbullah örgütü ve İranlı yetkililerin karşıladığı, lüks bir villada siyasi eğitim verilmesinin ardından Tahran yakınlarında bir dağda askeri eğitim aldıkları, eğitimin yaklaşık 1,5 ay sürdüğü,

İran'ın Kum kentinde Cemaati/Hizbullah örgütünü Silvan'lı Melle Enver'ın temsil ettiğini itiraf etmişlerdir. K.Irak Talabani bölgesinde faaliyet gösteren "İslamı Kürt" Partisinin lideri Şeyh Osman ile ilişkileri olduğuna dair bilgiler bulunmaktadır. Lübnan'da faaliyet gösteren İran destekli Hizbullah örgütü ile ilişkisi olduğuna dair bilgi elde edilememiştir. Ancak, bu konuda, terörist Abdullah Öcalan'ın basına yansıyan ifadelerinde bu ilişkiden kısmen de olsa söz edilmektedir.

 

ÖZEL BÜRO LOGO2

 

İrticai terör - İBDA-C

 

IBDA fikriyati, Islamci edebiyatcı Necip Fazıl Kısakürek ve onu Şeyhi Seyyid Abdulhakim Arvasi yanlısı akıncı gençler tarafindan 15 Kasım 1975 tarihinde, Salih Mirzabeyoglu öncülügünde çıkarılan Gölge dergisi çerçevesinde oluştu .

1980 öncesinin radikalleşen Islamcı Devrimci gençleri arasında yayıldı. Ülkücü ve Marksist örgütlerden farklı olarak Akıncılar adıyla yeni bir örgütlenme çizgisi ortaya konuldu. Hareket mensupları, bu dönemde Islamcılık ideolojisi ile Marksist örgütlenme biçimini birleştiren gençlerden oluşuyordu.

12 Eylül öncesinde çesitli miting ve gösterilerde boy gösteren örgüt, silahli çatismalarda bazi militanlarini kaybetti. 1979 yilinda, grup tarafindan Akinci Güç dergisi çikarilmaya baslandi. Akincilar, Anadolu'dan silahli egitim kamplari kurdular ve IKP-C adiyla çesitli eylemler düzenlediler. Yandaslari için Gönüldas tabirini kullanan hareket, 1 Agustos 1984'de fiili bir örgütlenmeye giderek, kendilerine Necip Fazil'in Büyük Dogu idealine dayanarak Islami Büyük Dogu Akincilar Cephesi: IBDA-C ismini verdiler.

Kendileri disindaki Nurcu, Milli Görüsçü bütün Islamci gruplara sert muhalefet gösteren örgüt yanlilari, daha çok sehirlerde yasiyor ve topluma yabancilasan problemli kisiliklerden olusuyor. IBDAcilar yayinlarinda son derece ahlaksiz, bayagi yakistirmalar ve ifadeler kullaniyorlar. "Siddet Çözer, Seriat Için Silahli Mücadele" gibi sloganlar kullanan hareket mensuplari "Kendinden Zuhur" ögretisi çerçevesinde birkaç kisi bir araya gelip bir cephe olusturuyorlar. IBDAcilar, "Kendinden Zuhur" ögretisi konusunda sunlari söylüyor:

"IBDA, muhataplarindan kendinden zuhur ilkesi çerçevesinde faaliyet göstermelerini ister. Kendinden zuhur, gerekeni gerektigi yer ve zamanda gerektigi sekilde yapmak demektir. Bunun için, kendinden zuhur etrafinda dogru faaliyette bulunabilmek için IBDA Külliyati özümsenmelidir. Bu sayede, IBDA baglisi, IBDA'nin cephesi olarak hareket etme kabiliyeti kazanir. Kazanilan bu kabiliyet, IBDA baglisina herhangi bir yerden emir almadan hadiseler karsisinda dogru karar verip, dogru tavir alabilme melekesi kazandirir. IBDA baglisi, dogru tavir koyma melekesi ile nerede neyi nasil yapacaginin kararini kendi verir ve uygular. Hareketimiz "NBKK" teorisiyle izahini bulmustur. NBKK, Nizam bozucu Kitle Kiyami manasinadir. NBKK'nin mücadele formu olarak "milis savasi" uygun düser. Milis, askeri birlige katilan ve destek veren halk birligi demektir. Ve dolayisiyla milis savasi, Nizam Bozucu Kitle Kiyamini kaçinilmaz olarak dogurur. Milis gönüllü savasçidir. Isgal düzeninin kurdugu dengeleri yikmak için, meydanlarda, sokaklarda, okullarda... Milis savasi verilen her yer IBDA bölgesidir. Bu bölgelerde faaliyet gösteren milis güçlerinin stratejik hedefi sömürge rejiminin her türlü isgal dengelerini, iliskilerini, müessseselerini imha ve isgal otoritesini bozup ona karsi bir itaatsizlik ve kaos ortami meydana getirmektir. Isgal düzeninin müesseselerine karsi girisilen bu bütün imha eylemlerinin sebebi, sonucu ve gayesi NBBK, yani Nizam Bozucu Kitle Kiyamidir."

IBDA hareketinin fikir temeli, silahli ihtilal ve siddete dayaniyor. Hareket adina çikan kitaplar ve süreli yayinlar genç ve dinamik Islamcilari siddete dayali küçük örgütlenmelere yönlendiriyor. Birbirinden bagimsiz küçük terör gruplarinin ise, takibi ve belirlenmesi oldukça zorlasiyor. Günümüzde, Güneydogu'da PKK, kentlerde THKP-C ile uyumlu bir faaliyet sergileyen IBDA-C, bu tavriyla Suriye-Lübnan tarzi bir savas stratejisi yürütüyor.

IBDA/C (Islami Büyükdogu Akincilar Cephesi)

Necip Fazil Kisakürek'in "BÜYÜK DOGU" fikriyatindan etkilenerek ortaya çiktigi iddia edilen, Osmanli Devleti modelinde federatif yapili bir Islam Devleti kurulmasi amacini güden ve bu amaç dogrultusunda silahli mücadele yöntemini benimseyen terör örgütüdür. 1970'li yillardan beri radikal Islami faaliyetler içerisinde oldugu bilinen Salih Izzet Erdis'in liderligini yaptigi örgüt, 1989 yilinda Ankara ve Istanbul'da yapmis oldugu korsan gösteriler ile adini duyurmustur. Örgütün en bariz vasiflari; radikal dini düsünceleri tasimakla birlikte sünni anlayis içerisinde, Iran yanlisi sii hareketlere karsi cephe almasi, hatta kendinden baska hemen hemen her türlü Islami olusuma tepki göstererek onlari alabildigine elestirmesi ve bununla birlikte gayrimesru oldugunu iddia ettigi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karsi gelen bütün olusumlara sicak bakmasi, bilhassa PKK'nin ve sol örgütlerin mücadelesini destekledigini ifade ederek bunlarla ortak mücadele zeminleri arayisi içerisinde bulunmasidir.

Lideri

Örgütün liderligini Salih Mirzabeyoglu adi ile taninan ve örgüt mensuplarinca "Kumandan" olarak isimlendirilen, Salih Izzet Erdis isimli sahis yapmaktadir. 29.12.1998 günü yakalanarak gözaltina alinan örgüt lideri Salih Izzet Erdis 04.01.1998 günü tutuklanarak cezaevine konmustur. Teskilat Yapisi Yapilanma açisindan örgüt çok enteresan bir metod uygulamaktadir: "KENDINDEN ZUHUR DIYALEKTIGI" olarak ifade ettikleri bir teknigin geregi olarak, örgüt mensuplari kesinlikle hiyerarsik bir irtibata girmeksizin bagimsiz yapilanmaktadirlar. Örgütün legal ve illegal alandaki faaliyetleri tamamen birbirinden bagimsiz inisiyatifler çerçevesinde olusturulan cepheler tarafindan yürütülmektedir. Her cephe, belli bir hedef ve fonksiyon belirleyerek ayri ayri yapilanir ve herkes BÜYÜK DOGU IBDA fikriyati dogrultusunda, kimseden emir almaksizin kendi grubu içerisinde faaliyet gösterir. Dolayisiyla yapilan eylem ve etkinliklerden çogu zaman diger cepheler de haberdar olmazlar. Cepheler legal ve illegal olmak üzere iki tarzda faaliyet gösterirler;

Legal Cepheler: Daha ziyade propaganda agirlikli faaliyet içerisindedirler. Kitap ve dergi yayini, izinli toplanti, konferans ve sergi seklinde çalismalari vardir. Illegal Cepheler: Örgütün yayin organlari vasitasi ile nesredilen fikirlerden etkilenen sahislar, kendi aralarinda bir araya gelerek tamamen kendi insiyatifleriyle illegal cepheleri olustururlar. Genelde üçer-beser kisilik gruplardan olusan illegal "CEPHE"ler örgütün stratejisi dogrultusunda eylemlerde bulunurlar ve örgütün yayin organlarina bu eylemleri bildirirler.

Illegal cephelerde kisi sayisinin az tutulmasina özen gösterilir. Illegal Cephelerden bazilari; Ultra Force, Altinordu, Lazistan, Ülkücü Kisas Kitalari, Devrimci Sofi Birlikleri isimleriyle adlandirilmaktadirlar. Yayin Faaliyetleri Örgütün en önemli faaliyeti yayin alanindadir. Açmis olduklari kitabevleri, yayin organlari vasitasi ve internette olusturan web sayfasi ile taban kazanmakta ve bunlarin teorik olarak egitimlerini ve eylemlere hazirlanmalarini büyük ölçüde yine yayin organlari ve belli ölçüde de kitabevleri çevresinde gerçeklestirmektedirler.

Geçmiste AK-DOGUS, AK-ZUHUR, AKIN YOLU, TARAF ve TAHKIM gibi çesitli dergileri çikartan örgüt; günümüzde RUH-UL FURKAN adi altinda yayinladigi dergi ile propaganda faaliyeti yapmaktadir. Eylem Sekilleri Daha ziyade molotof kokteyli atma ve kundaklama gibi, risksiz, ancak bununla birlikte sansasyonel yönü agir basan eylem türleri tercih edilmektedir. Eylem tarzi ve hedefleri genellikle açiktan yayin organlari vasitasiyla nesredilmek suretiyle, örgüt mensuplari bu dogrultuda yönlendirilir. Örgütün stratejisi dogrultusunda, cepheler kendi inisiyatifleri ile karar alarak eylemleri gerçeklestirmekte ve eylemi kendileri adina üstlenmektedirler. Eylem Hedefleri 1. Sansasyonel olmasi açisindan camilere, 2. Azinliklara ait kilise, vakif ve merkezlere, 3. TV vericileri, gazeteler ve ilgili derneklere, 4. Atatürk heykellerine, 5. Birahane, banka ve oyun salonlari ile tekel bayilerine, 6. Güç gösterisinde bulunmak, kitleleri sindirmek ve kendilerine maddi kaynak saglamak amaciyla esnaflara yönelik eylemler gerçeklestirmektedirler.

Örgüt, kamuoyunun dikkatini çeken eylemlerle sik sik gündeme gelmesine ragmen, sergiledigi görüntünün aksine genis bir tabana sahip degildir. Kendini oldugundan fazla gösterebilmek ve kamuoyunun sürekli olarak gündeminde kalabilmek düsüncesini tasiyan örgüt; risksiz ancak sansasyonel eylemlere yönelmekte hatta yayinlarinda, gerçeklestirmedigi bir çok eylemi de kendi mensuplari yapmis gibi üstlenmektedir. Özellikle gelenekçi Islami kesimleri devletin yaninda yer almak ve pasif davranmak ve Müslümanlari pasifize etmekle de suçlayan örgüt kendisi disindaki olusumlar tarafindan provakatör olarak nitelendirilmektedir. Son dönemde yasadisi örgütün eylemlerinde görülen azalma, güvenlik güçlerinin yaptigi operasyonlarla örgütün önemli ölçüde pasifize edildigini göstermektedir. Ancak örgütte hiyerarsik bir yapilanma bulunmasi ve birbirinden bagimsiz cephelerden meydana gelmesi ve örgüt basinin tutuklanmasindan sonra, cezaevinde ziyarete gelen örgüt mensuplarina araliksiz eylem yapmalarinin gerektigi konusunda talimat vermesi sebebi ile, eylem yapabilecekleri degerlendirilmektedir.

Lideri ve militanlarinin büyük bir bölümü cezaevinde bulunan örgütün son dönemde çesitli basin yayin organlarinin Internet ve e-mail adreslerine gönderdigi radikal söylem ve spekülasyona dayali maksatli haberlerle, kamuoyunun dikkatini çekmeye matuf arayislara yöneldigi ve bu suretle Türkiye Cumhuriyeti üzerinde bir tehdit unsuru oldugu imajini yaratmaya çalistigi gözlenmektedir

[publicize twitter]

[publicize facebook]

[category terör]

[tags İRTİCAİ TERÖR DOSYASI, HİZBULLAH TÜRKİYE, İBDA-C, TERÖR ÖRGÜTÜ]

image001.jpg
image002.jpg
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages