TAYYAR

12 views
Skip to first unread message

Metin Atamer

unread,
May 14, 2026, 2:43:11 AM (4 days ago) May 14
to Turkiye-i...@googlegroups.com

TAYYAR 

 

Arapça bazı kelimelerin , anlamları ne olursa olsun, insanlara isim olarak konulması , Osmanlı dan beri bir özenti olduğunu düşünürüm. Tarihin içinde bir dönem ise Farsça kelimeler, yeni doğan çocuklara isim olarak verildiğini okumuştum. Hatta bir edebiyat hocamızın anlattığı hikayede , gerçek olup olmadığı hakkında şüphelerimin olduğu, isim konmasındaki perde arkası nedir diye siz hiç düşündünüz mü ?   

Hikayede dile getirilen anlam , bu isimler ve anlamlarını o kadar bariz anlatmakta ki , Rahmetle andığım Şevket BOHÇA hocam, üstüne basa basa dillendirmişti. Hikaye şöyle oluşmakta, aslında Divan edebiyatında dev isim NEF’İ ile ilgili bir dörtlük, konu olan :

 

 ‘ TAHİR  bey bize KELP demiş, 

    İltifatı bu sözde Zahirdir,

    Malikî mezhebim benim,

    İtikatımca KELP Tahirdir. ‘

 

Burada KELP diye adlandırılan köpek olarak bilinir, Tahir ise Arapça temiz anlamına gelmekte. Tayyar da UÇANanlamındadır.  Osmanlı Devleti kuruluşundan birkaç yüz yıl, Sultanların isimleri OsmanOrhan MehmetMuratSelim, gibi giderken , yeni doğan  sultanlara hep aynı isimler verilmekte, ve yanında bir de kaçıncı olduğuna dair rakam konulmakta olduğunu görmekteyiz. II MuratIII SelimIV Mahmut gibi rakamlar Osmanlı da gelenek haline gelmiş. 

Sultanların annelerinden fazla söz etmek istemem , çünkü Osman Gazi ‘nin eşi Rabia Bala HatunŞeyh Edibali nin kızı olarak tek TÜRK kökenli bir kadındı. Daha sonra 1324 de vefat edince,  Osman gazi MAL HATUN la evlenir. Bu evlenme Osmanlı Devletinde son Türk soyu olduğuna inanırım. Çünkü Osman Gazi ‘den sonra gelen Orhan Gazi nin eşleri HOLOFİRA hatun , Asporça Hatun, Theodora Hatun ve Eftandise hatun olarak artık melezleşme  başlamış olduğuna şahit olmaktayız.  

Osmanlı Devletinde Sarayda bu ırk yozlaşması sadece RUM kökenli hatunlarla kalmamış, çok değişik ırklarla Sarayın melezleşmesi, tarih içinde YunanlıUkrayna’lı, Sırp lı , Yahudi, İtalyan , Polonya’ lı , RomanFransız, ve İngilizkökenli olduklarını, tarih kitapları yazmakta. Bir başka tarifle 36 padişahın 35 nin annesi TÜRK olmadığını bilmekteyiz.  Osmanlı Padişahlarından 1774 -1789 yıllarında hüküm süren Saltanatın Padişahı Sultan I Abdülhamid olarak, ‘ABDÜL’ile başlayan isim kullanılması tarihe geçmekte. Annesi ise Rabia Şermi Sultan, ancak bu kadının Fransız olduğu söylenir. Esas isminin IDA olduğu,  Osmanlı arşivlerinde kayıtlıdır. 1774 lerde artık Padişah isimlerinin kökleri değişmeye başlamış, ABDÜL ile başlayan isimlerin revaçta olduğunu  görmekteyiz.  

Bir başka ilginç gerçekte II Mahmut’un oğlu olan ABDÜLAZİZ in annesinin ROMAN olduğu yani kökü çingene olduğu, ve isminin de HASNA BESİME olarak kayıtlara geçtiğini , yine Osmanlı arşivlerinden  bilmekteyiz. Bu isim bir şekilde değişir ve PERTEVNİYAL VALİDE SULTAN olarak biz tanırız.   

Osmanlı Devletini , evlatları kanalı ile , kimi yerde Valide Sultanların yönettiğini tarihçiler ifade ederler. Bu genelde Osmanlı Devletinin gerileme ve yok olma yolundaki döneme rastladığını görüyoruz.  Yine bu döneme ait İstanbul’da ve bilhassa  Tophane , Fatih gibi semtlerde Yavuz Sultan Selim zamanında Şam dan İstanbul’ a monte edilen Cemaat, Tarikat ve Tekke gibi kurumların Osmanlı’yı nasıl güçsüzleştirdiğini okumaktayız. Sadece Osmanlı’yı değil Orta Doğuda bulunan bazı Devletlerin de zayıflaması, kabuk değiştirmesi, dinin yozlaşması dönemlerinde oluştuğuna şahit olmaktayız. Ne zaman dinde dallanma başlarsa , toplumun yozlaşması, bununla paralellik arz ettiğine şahit olmaktayız. Okuduğumuz belgelerde Osmanlı Devletinde PADİŞAH lık payesinin, kimi yerde, bu dergahlara kayıt olmaktan geçtiğini yazmakta, bir çok belgelerde. 

Günümüzde bu hastalıktan kurtulamamış olduğumuzu görmekten derin üzüntü duymaktayım. Hele ülkeyi yöneten kişilerin böyle oluşumları ‘STK’ diye tarif etmesini anlamakta güçlük çekmekteyim. Kararname Profesörünün ifade ettiği bu cümlelerden hicap duymaktayız. Cemaat , Tarikat ne zamandan beri STK olarak anılmakta, bilen varsa söylesin. STK lara kayıtlı olanların, dernekler masasında kayıtları bulunmakta, yılda 1 defa genel kurul yapmakla mükellefler,  ve yöneticilerinin mal beyanı kayıt altında olmakta. Cemaat, Tarikatlar, ve Tekkelere giden insanlarda bu var mı ?

Bütün dileğim ülkemde yanlış işleyen bir çok konuda olduğu gibi, ülkemin yurdum insanlarının bu mahalle veya cemaat baskılarından kurtulması, medeni insanlar gibi yaşam sürmelerini, ve bilhassa İNSAN GİBİ yaşamalarını  düşlemekteyim, diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.

 

Metin Atamer   

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages