TÜRK TARİHİ ve KÜLTÜR ARAŞTIRMALARI - SON YAZILAR |
BİLGE KAGAN’IN HÂZİNESİ NASIL TAŞINDI? Posted: 01 May 2016 05:52 PM PDT 1889 yılında, Yadrintsev tarafından bulunduğu günden beri dünya ilim aleminin üzerinde en çok durduğu tarihi kaynakların başında hiç şüphesiz Türklere ait olan Orkun Yazıtları gelmektedir. Dünyada bir eşine daha rastlanmayan bu iki belli başlı yazıt, Bilge Kağan ile kardeşi Köl Tigin’in hatırasına diktirilmiştir. Bunlardan ayrı olarak bir de Tunyukuk Yazıtları vardır ki, Orkun Yazıtlarından yaklaşık […] |
BİR MİLLETİN EN ETKİLİ SİLAHI MİLLÎ BİRLİKTİR Posted: 01 May 2016 05:11 PM PDT Bir babanın beş oğlu varmış. Birbiriyle geçinemez, hep kavga ederlermiş. Baba, “Birbirinizi sevin, birlik olun!” dermiş ama, hiç oralı olmazlarmış. Sonunda o mukadder gün gelmiş, baba ölüm döşeğine düşmüş. Çocuklarını yanına çağırmış, kendisine beş çubuk getirmelerini söylemiş. Baba, çubukları bir araya getirip oğullarına vermiş. “Kırın bakayım bu çubuk demetini” demiş. Hiçbiri başaramamış. Bunun üzerine baba […] |
“AZERBAYCAN” İSMİNİN KÖKENİ VE ANLAMI Posted: 01 May 2016 04:48 PM PDT 1. Giriş Günümüzde Türkçe dilbilgisinin hemen her alanında olduğu gibi etimoloji alanında da bilimsel çalışmaların sayısı hızla artmaktadır. Buna rağmen etimoloji alanı henüz olması gereken yere gelememiştir. Başta etimolojik çalışmaların esasları olmak üzere birçok eksiklikle yoluna devam etmektedir. Yazılan etimolojik sözlükler ve kelime etimolojisi üzerine çalışmalarla birçok kelimenin kökeni aydınlatılmıştır. Ancak etimolojik çalışmaların amacına uygun […] |
1944 KIRIM TÜRKLERİNİN SÜRGÜNÜ Posted: 01 May 2016 04:03 PM PDT Karadeniz’in kuzeyinde Azak Denizi’nin güneyinde yer alan ve Karadeniz hâkimiyetinin sağlanmasında önemli bir rol oynayan Kırım Yarımadası, tarih boyunca çeşitli milletlere ev sahipliği yapmıştır. Oldukça stratejik bir öneme sahip olan bölgeye, başta Hunlar olmak üzere Alanlar, Hazarlar, Peçenekler, Kıpçaklar ve Tatarlar gibi birçok Türk kavminin de geldiği bilinmektedir. Özellikle Hazarlar ve Kıpçaklar, bölgede önemli bir […] |
Jön Türklerin Hocası : MİZANCI MEHMED MURAD Posted: 01 May 2016 08:53 AM PDT 1854’te Kuzey Kafkasya’da Dağıstan’da doğdu. Çocukluğu Kuzey Kafkasya’nın yayılması Çarlık ordularıyla mücadele yıllarına rastladı. Hatıralarında Dağıstan’ın Rus işgalinden önce dört büyük hanlık ve bir Şer’i Cumhuriyetten ibaret olduğunu, kendisinin Şer’i Cumhuriyette doğduğunu, Tahazade’ler diye bilinen köklü bir aileye mensub olduğunu ifade etmektedir. Dargu Cumhuriyetinde her yıl yenilenen seçimlerle halk bir kadı ve dört meclis üyesi […] |
You are subscribed to email updates from TÜRK TARİHİ. | Email delivery powered by Google |
Google Inc., 1600 Amphitheatre Parkway, Mountain View, CA 94043, United States | |
Posted: 02 May 2016 07:09 PM PDT Türkler Müslüman olduktan sonra Orta Asya’da gelişen ilk edebî yazı dili Karahanlı (Hakaniye) Türkçesi, ikincisi Hârizm (Harezm) Türkçesi, üçüncüsü de Timurlular zamanında gelişen Çağatay Türkçesidir. Hârizm kelimesi aslında bir doğu İran kavminin adı olup, sonradan bu kavmin yaşadığı bölge için Arap tarihçileri tarafından yer ismi olarak kullanılmıştır. Hârizm bölgesi, Amu Derya (Ceyhun) ırmağının aşağı yatağının […] |
|
KARAHANLILARDA DİL VE EDEBİYAT Posted: 02 May 2016 06:54 PM PDT Karahanlılar Asya Türkleri’nin XIV. yüzyıla kadar kurdukları devletler arasında, Karahanlıların yeri, şu tablodan daha iyi anlaşılabilir: Hunlar (Asya: M.Ö.220-M.S. 216); (Tabgaçlar (T’o-palar) 436-557); (Kök-Türkler 552-745); (Kutluklar 681-745); (Türgişler 690-766); (Uygurlar 747-840); (Karluklar 766-932); (Karahanlılar 932-1212); (Harezmliler 1172-1231); (Çağataylılar 1227-1550). Türk kağanlarının ilk Müslüman soyu olan Karahanlıların kökenini, çeşitli Türk soylarına bağlamak isteyenler olmuştur. Bunlardan bir […] |
|
TÜRK KÜLTÜR TARİHİNDE KAHVE VE KAHVEHANE Posted: 02 May 2016 06:39 PM PDT Onaltıncı yüzyıldan itibaren, Türk insanının yaşamına giren kahve ve kahvehane etrafında, çok geniş bir kültürel birikim oluşmuştur. Kahve ve kahvehane merkezli kültürel birikim ortamı, o kadar hızlı gelişmiş ve geniş bir alanda etkili olmuştur ki, belki de Türk insanının yaşamına bu derece etki eden -içecek ve mekan olarak- ikinci bir unsur gösterilemez. Kahvehaneler, toplumsal paylaşımın […] |
|
TÜRK KÜLTÜRÜNDE ATLI HEDEF OKÇULUĞU OLARAK KABAK OYUNU VE OSMANLILARDAKİ GÖRÜNÜMÜ Posted: 02 May 2016 06:29 PM PDT Kabak oyunu, meydanın ortasına dikilmiş uzun bir sırığın üzerindeki hedefe, dört nala giden at üzerinden geriye dönerek ok atmak esasına dayanır. Oyun, 13.-17. yüzyıllar arası özellikle Türk ya da Türk hakimiyetindeki İslam ülkelerinde yaygın oluşu ve atış biçiminin bozkır savaş taktiğine uygunluğu dikkate alındığında, göçebe Asya halklarından kaynaklanmış olmalıdır. Oyuna adını veren kabak kavramı Türkçe’dir […] |
|
OSMANLI DÖNEMİNDE ATLI SPORLAR Posted: 02 May 2016 06:15 PM PDT Kaynaklarda[1] atın M.Ö. 4 bin yıllarında Orta Asya’da evcilleştirildiği; Türklerin sosyal, siyasî, ekonomik ve askerî hayatında önemli rol oynadığı ve bütün kültür öğelerine yön veren bir etken olduğu bildirilmiştir. Türklerin Orta Asya’da yaşadıkları dönemlerde çeşitli atlı sporlarla meşgul oldukları; Kırgız Türklerinin yarışacak atları meradan alıp, ahırlarda kuru ot, yulaf, arpa vb. gıdalarla besledikleri; su haricinde […] |
|
EVKAF NEDİR? VAKIFLAR NEYE YARAR(DI)? Posted: 08 May 2016 07:45 PM PDT Vakıflar Haftası sebebiyle; Bir Türkleştirme Kurumu, Vakıflar Vakıflar Dergisinde okuduğumuz bir makaleye göre Aşir efendizade Mustafa Kami Bey’in 1922/23 yıllarında yazdığı devletin vakıflarla ilgili politikasını eleştiren “Evkaf Nedir?“ adlı 24 sayfalık risalesi, Vakıfların Türkçü bir bakış açısıyla analizi imiş. Mustafa Kami Bey, İstanbul’un işgal ile elden çıkmayışını ecdadın İstanbul’da yaptırdığı vakıf eserlerine bağlamış. İstanbul işgal […] |
OSMANLILARDA TİCARET ANLAYIŞI VE TİCARET TEŞKİLATINDA YENİ BİR YAPILANMA: HAYRİYE TÜCCARI Posted: 08 May 2016 07:41 PM PDT Ticaretin içinde yer aldığı ekonomik hayat her devlette olduğu gibi Osmanlı Devleti için de büyük önem arz etmiştir. Osmanlı Devleti kuruluşundan itibaren ticarî hayatın içinde yer almış ve sahip olduğu iktisadî imkânlarla, Beylik halinde iken bile diğerlerine karşı bariz bir üstünlük sağlamıştır. Özellikle büyük ticaret yolları üzerinde kurulmuş olması bu üstünlüğün oluşmasında belli başlı sebeplerden […] |
Posted: 08 May 2016 07:26 PM PDT Osmanlı Devleti’nin ekonomik, sosyal ve şehircilik tarihine dair araştırmalar için özellikle XVI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren başlatılan çalışmalarda içerdiği malzemelerden dolayı kullanılması elzem olan kaynakların biri Şer’iyye Sicilleri, mahkeme kararları, zabıtlar, hüccetler, borç senetleri, emir suretleri, avarız kayıtları, mülk satışları ve narh fiyatları gibi belgelerin yanında, dağınık olarak tereke kayıtlarını da içermektedir. Bu kayıtların dışında […] |
OSMANLI DEVLETİ’NDE MEYDANA GELEN KITLIKLAR Posted: 08 May 2016 07:17 PM PDT Kıtlık, kelime manası olarak herhangi bir ihtiyaç maddesinin (yiyecek, içecek, yakacak, giyecek vb.) veya hizmetin (sağlık, eğitim, emniyet vb.) temininde yaşanılan güçlüktür. Ancak ıstılah olarak, daha çok yiyecek maddelerinin bazı nedenlerle piyasa ortamında veya stoklarda çok az bulunması olarak anlaşılmaktadır. Kıtlıkların doğal şartlara bağlı olarak ne zaman, nerede ve hangi şartlarda ortaya çıkacağı önceden bilinemediği […] |
OSMANLI İKTİSAT LİTERATÜRÜNDE BULUNAN VE GÜNÜMÜZDE HÂLÂ YAŞAYAN BİR KAVRAM: RENÇBER Posted: 08 May 2016 07:04 PM PDT Halen Anadolu’nun muhtelif bölgelerinde toprağa dayalı üretim yapanlar rençber olarak tanımlanmaktadır. Ancak bugün Anadolu’da asıl rençber olarak nitelenen gruplar, arazileri ve bunun yanında bütün zirâi donanımları mevcut olduğu halde ziraatle uğraşan kişiler olarak karşımıza çıkmaktadır. Kavramın tarihsel gelişmesine baktığımızda bu anlamının da var olduğunu; ancak kavramın sadece bu anlamı taşımayıp başka hususları da içerdiği görülmektedir. […] |
SANCAKBEYİ HASLARININ ÖĞELERİ (1480-1540) Posted: 08 May 2016 06:58 PM PDT Yaygın olarak tımar adı ile bilinen Osmanlı “dirlik” sisteminde öteden beri dirlikleri gelirlerine göre sınıflandırma ile yetinilir. Böyle bir sınıflandırma, yani 20.000 akçeye kadar geliri olan dirliklere tımar, 100.000 akçeye kadar olanlara zeamet, ve daha yüksek gelirlilerine has deyip bırakmak eksik olur. Zaten böyle kesin hadlere dayalı bir sınıflandırma ancak onaltıncı yüzyıl ortalarında söz konusu […] |
Posted: 08 May 2016 06:52 PM PDT Osmanlı Devleti’nde, bir bölgeye ait gelirlerin, belli hizmetler mukabili, maaş olarak askerî ve sivil erkâna terk ve tahsisi işlemine dirlik ya da tımar diyoruz. Dirlik ve tımar sürekli birbirlerinin yerine kullanılmış olup, dirlik sistemin genel ismidir. Tımar ise hem sistemin hem de dirlik çeşitlerinden üçüncü dilimin ismidir. Muhtemelen tımarların hem sayıca çok fazla olması hem […] |
Posted: 16 May 2016 05:35 PM PDT Orta Asya bozkırları ile bunun tabii bir devamı olan cenubi şarki Avrupa bozkırları tarihin kaydettiği en eski devirden beri, Türklerin yaşadığı bir saha olmuştur. Burası muhtelif Türk kavimlerinin göç ve kaynaşmalarına sahne olduğu gibi, burada birçok Türk devleti de kurulmuş ve Türk kültür merkezleri meydana gelmiştir. Hun Devleti’nin ağırlık merkezinin garba doğru kayması ile, IV. […] |
Posted: 16 May 2016 05:22 PM PDT On birinci yüzyılın başlarından itibaren Kimeklerin, Kıpçakların ve Kumanların önceden yaşamış oldukları topraklar üzerindeki siyasi hegemonya Kıpçak hanlarının ellerine geçti. Kıpçak boylarına ait Hanedan mensupları bölge hakimiyetini ele geçirdikten sonra güneyde ve batıda aktif bir harekete giriştiler. Netice itibariyle, bu faaliyetin sonucu, onlara, Orta Asya ve Güney Doğu Avrupa devletleri ile ilişki kurmalarını sağladı. XI. […] |
DEDE KORKUT’UN TARİHÎ ŞAHSİYETİ VE YAŞADIĞI KÜLTÜR ORTAMI Posted: 16 May 2016 05:03 PM PDT Dede Korkut araştırmacılarının büyük bir kısmı günümüze kadar Dede Korkut’un mitolojik bir karakter olduğu kanısında birleşmişlerdir. Dede Korkut’un tarihi şahsiyet olduğunu söyleyen araştırmacılar ise bunu ispat edecek hiçbir tarihi kanıt gösterememişlerdir. Ama Korkut üzerine araştırmalar yapanların, Korkut kimliğinin Oğuzların daha Orta Asya’da yaşadıkları ve Şamanizm’e inandıkları dönemde (VI. yüzyıla kadar) formalaşmış olduğu konusunda fikir birliğine […] |
OSMANLI DEVLETİ’NDE DEĞİŞİM SÜRECİ VE III. SELİM ÖNCESİ YENİLEŞME ÇABALARI Posted: 16 May 2016 04:41 PM PDT Osmanlılarda değişimin merkezinde siyasî yapı, yani devletin kendisi bulunmaktadır. Elbette devlet katında meydana gelen değişmeleri, toplumdan ayrı ele almak mümkün değildir. Ancak OsmanlI’da değişimde devletin halka nazaran çok daha önde olduğu, toplumun değişiminde, iktidarın öncü rolü oynadığı görülmektedir. Osmanlı Devleti, değişen şartlarla birlikte kendini gösteren bir takım problemleri aşmak için bazı çaba ve yenilik hareketlerine […] |
KLASİK DÖNEM OSMANLI DÜŞÜNCE HAYATI Posted: 16 May 2016 04:29 PM PDT Tezler, Antitezler, Yöntem ve Yaklaşımlar Osmanlı klâsik dönemi düşünce hayatı, Türkiye’deki modern tarih yazıcılığında Yenileşme Dönemi düşünce hayatıyla kıyaslanamayacak kadar az ele alınmış; daha doğrusu hemen hemen hiç inceleme konusu yapılmamış bir alandır. Bu sebeple üzerinde fikir beyan etmek de bir o kadar zordur. Yenileşme Dönemi düşünce hayatına dair gerek alanın problematikleri açısından, gerekse fikir […] |
TÜRK CİHAN HÂKİMİYETİ MEFKÛRESİ Posted: 19 May 2016 06:21 PM PDT Destan ve Efsanelere Göre “Oğuz Kağan: Ey oğullarım! Çok savaştım, çok yaşlandım. Gök-Tanrı’ya borcumu ödedim.” (Oğuz Destânı) Milletlerin yaşayış, düşünüş ve inanışlarını araştırırken milli destan, menkıbe ve efsâneler bazan tarih vesikaları arasında birinci derecede ehemmiyet kazanır. Bunlar yalnız tarihin eksikliklerini doldurmakla kalmaz; içtimâî rûhun akislerini, düşünce ve inançlarını meydana koymak bakımından da çok mühim bir […] |
|
GAZNELİLER VE SELÇUKLULAR DÖNEMİNDE EDEBÎ GELENEK Posted: 19 May 2016 06:07 PM PDT İslamiyet sonrası oluşan ve zaman içinde klasikleşen Türk şiiri değerlendirilirken, daha çok yazı dili esas alınmış, klasik Türk edebiyatının Arap, özellikle de Fars edebiyatının etkisinde oluştuğu ileri sürülmüştür. Böylece klasikleşen Türk şiirinin temelindeki şiir anlayışı ve edebî gelenek göz ardı edilmiş, yeterince araştırılmamış, buna karşılık dil farklılığı öne çıkarılmıştır. Türklerin edebî etkinlikleri de çok kere […] |
|
ESKİ VE ORTAÇAĞ’DA TÜRK SÖZLÜ EDEBİYATI Posted: 19 May 2016 05:50 PM PDT Sözlü Edebiyat terimi, edebiyat ilmine kesin olarak yerleşmemiştir. Sözlük ve ansiklopedilerde de tam olarak açıklanmamıştır. Terim üzerinde inceleme yapan A. N. Veselovskiy, E. M. Meletinskiy, M. İ. Steblin-Kamenskiy, İ. S. Liseviç, H. A. Grintser, İ. M. Filştinskiy gibi bilim adamları ise “sözlü edebiyat” (Rusça’da “ustanaya literatura”) ifadesini kullanmaktadırlar. Türkler, sözlü edebiyat için her bölgede kendi […] |
|
BAĞIMSIZLIK SONRASI RUSYA-ÖZBEKİSTAN İLİŞKİLERİ Posted: 19 May 2016 05:34 PM PDT 1 Eylül saldırısının ardından uluslararası gelişmeler özellikle Orta Asya bölgesinde ciddi uzun vadeli jeopolitik değişiklikleri de beraberinde getirmiştir. Saldırılardan Afganistan’daki Bin Ladin’i ve Taliban rejimini sorumlu tutarak harekete geçen ABD, Rusya’nın sürekli “arka bahçesi ve yakın çevresi” olarak telakki ettiği Türkistan coğrafyasına doğrudan müdahale imkanı kazanmıştır. Bu durum bölgede Rusya’nın etkisinden kurtulma çabası gösteren Türk […] |
|
TÜRK’ÜN ŞEREF MADALYASI: FETİH HADÎSİ Posted: 19 May 2016 05:13 PM PDT İnsan vücûdunun hayâtî önem taşıyan hassas organları ve merkezleri olduğu gibi, yer yüzünün de aynı ölçüde önemli ve nâzik bölgeleri mevcuttur. İstanbul, yer yüzünün o nâzik bölgelerinden birisidir ve belki de birincisidir. I. Napolyon’un bir sözü vardır: İstanbul, başlı başına bir memlekettir. Kim orayı elde ederse, dünyâya hükmeder”.[1] XIX. asır başlarında söylenen bu söz, dün […] |
|
Posted: 19 May 2016 05:04 PM PDT A. Hayatı ve Yetişmesi On yedinci yüzyıl Osmanlı bilim dünyasının en önemli simalarından biri olan Kâtip Çelebi hakkında günümüze kadar çok şey yazılmış ve söylenmiştir. Şüphesiz bu birikim, onun hayatını ve ilmî kişiliğini ortaya koymak açısından son derece önemlidir. Ancak bir yazarın kendisi hakkında, eserlerinde verdiği bilgileri göz önünde bulundurmak daha sağlıklı kanaatler ortaya konulmasına […] |
|
OSMANLI DÜŞÜNCE HAYATI VE KEMÂL PAŞAZÂDE (İBNİ KEMÂL) Posted: 19 May 2016 04:50 PM PDT Osmanlı düşünce hayatının içerisinde felsefenin yeri konusunda yapılan tartışmalar genellikle bir “cedel” biçiminde sürdürülmekte ve bu da konunun gerçek zeminini kaybetmesine yol açtığı görülmektedir. Meseleye belli bir ideolojinin kurgusal dünyasının içinden bakılması da ilmî zaviyenin iyice yok olmasına yol açmaktadır. Osmanlı düşüncesi özellikle felsefî alanda hep olumlu ya da olumsuzu atıflarla gündeme gelmiştir. Aslında hiçbir […] |
|
Posted: 21 May 2016 06:10 PM PDT Kızılelma, Türk milletinin tarihî ülkülerini temsil eden bir kavramdır. Türk ülkücülüğünün Kızılelması, sabit ve belirli bir şey yahut yer değildir; soyut bir ülkü kavramıdır. Her dönemin kültürü, gerilim gücüne göre onu isimlendirir, somut bir hedefle belirler ve anlamlandırır. O zamanın Kızılelması bilinen bir yer olur; ancak, oraya varıldığında Kızılelma ele geçirilmiş olmaz. Kızılelma bu defa, […] |
|
11 EYLÜL SALDIRILARININ ÖZBEKİSTAN DIŞ POLİTİKASI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ Posted: 21 May 2016 06:04 PM PDT Özbekistan sınırları ve ulusal kimliği bakımından Sovyetler Birliği tarafından kurulmuş bir cumhuriyettir. 1924’te 19. yüzyılda Rusya tarafından işgal edilen Buhara, Hiva ve Hokand Hanlıklarının toprakları üzerine kurulan Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti 1991’e kadar SSCB içerisinde varlığını sürdürmüştür. SSCB’nin dağılmasıyla Özbekistan iç ve dış politikasında egemen bir devlet haline gelmiştir. On yıllık bağımsızlık dönemi boyunca da […] |
|
EDEBÎ ŞERH GELENEĞİMİZ İÇERİSİNDE “TASAVVUFÎ ŞİİR ŞERHLERİ” Posted: 21 May 2016 05:43 PM PDT Şiir ağırlıklı bir karakter gösteren klâsik edebiyatımızın geçmişten günümüze intikâl eden mîrâsı içerisinde, akademisyenlerin ve ilgililerin iltifâtına mazhar olmak bakımından en şanslı metinler -tabîî olarak- manzûm edebî nev’ilerde kaleme alınmış olan eserlerdir. Bunda Şark-İslâm dünyasının köklü bir an’anesi olan, manzûmeleri toplayarak bir divan oluşturma yânî tedvîn geleneğine bağlı çalışma kolaylığının etkisinden söz edilebilirse de, gerçekte […] |
|
BİR MİLLETİN RÛHÎ SERENCÂMI: TÜRK TASAVVUF EDEBİYATI Posted: 21 May 2016 05:28 PM PDT Umûmî Türk tarihinin en önemli hâdisesini İslâmlaşma olarak tespit etmek güç olmasa gerektir. Her şeyden önce bu hâdise, güneşin doğduğu bölgelerden güneşin battığı coğrafyalara doğru daima sefer hâlinde olan, bu yüzden de at üstünden hiç inmemiş bir milletin temekkün ettiği kültürel ve siyâsî coğrafyayı belirlemektedir. Bunu ifade ederken, hiçbir zaman, İslâmlaşma öncesi Türk toplulukların yerleşik […] |
|
OSMANLI DEVLETİ’NİN İLK ŞEYHÜLİSLÂMI MOLLA FENÂRÎ’NİN TASAVVUFÎ YÖNÜ Posted: 21 May 2016 05:14 PM PDT OsmanlIlarda birçok ilmiye mensubunun tasavvufla alâkadar olduğu bilinmektedir. Asırlardır ilmî üstünlüğü ve yetkinliğiyle haklı şöhrete sahip bulunan Molla Fenârî (ö. Mart 1431) bunların önde gelenlerindendir. Asıl adı Şemseddin Muhammed olan Fenârî, Yıldırım Bayezid Dönemi’nde başkent Bursa’da kadılığa, Sultan II. Murad Dönemi’nde de ilk defa olarak Şeyhülislâmlık makâmına getirilmiş önemli bir âlimdir. Onun tasavvuf düşüncesi ve […] |
|
OSMANLILAR VE SÜNNÎ-HANEFÎ ANLAYIŞ Posted: 21 May 2016 05:05 PM PDT I. Sünnî-Hanefî Anlayış ve Selçuklular Pek çok araştırıcının ortak görüşü, Selçukluların Sünnî anlayışı benimsediği istikâmetindedir. “Türk, asker ve Sünnî: işte Selçuklu Devleti’nin temel karakteristikleri bunlardır”[1] şeklindeki formülasyon genel kabul görmüştür. Selçuklularda fetvaların Hanefî fıkhı esas alınarak verildiği de bilinmektedir.[2] “Selçuklu sultanları Hanefi alimlerini o kadar himaye etmişlerdir ki, onların sevgisi ihtiyar ve gençlerin kalbinde bakidir” […] |
|
OSMANLI DÖNEMİ KUR’AN TEFSİRLERİNDE TÜRKLERLE İLGİLİ DEĞERLENDİRMELER Posted: 21 May 2016 04:58 PM PDT İlim adamlarının ürettikleri bilgilerin içerik ve düzeyi ile yaşadıkları çağ arasında göz ardı edilmemesi gereken yakın bir ilgi vardır. Kur’an yorumcuları da bu çerçevenin içinde kalarak ayetleri anlamlandırmaya çalışmışlardır. İçinde yaşadıkları dönemin bilgi, görgü, kültür birikimi, siyasal ve toplumsal olayları müfessirlerin yorumlarının oluşmasında ve biçimlenmesinde önemli bir etkiye sahiptir. Zaten bir dinbilimci veya bir sosyalbilimcinin […] |
|
TÜRK DEVLET GELENEĞİNE GÖRE DEVLET ADAMLARINDA BULUNMASI GEREKEN ASGARİ HUSUSİYETLER Posted: 22 May 2016 07:30 PM PDT Bazı roman kahramanları hariç, İbn Sina’nın da belirttiği gibi, insan kendi ihtiyaçlarını tek başına karşılayamadığı için sosyal bir çevrede yaşamak mecburiyetindedir.[1] Sosyal bir varlık olan insanın yeryüzünde kendi varlığını hissettirmesi, bunun tespiti yani önem ve değeri tecrübeleriyle orantılı olarak karşımıza çıkar. İnsan, var olduğundan beri tecrübelerini daha da ileriye götürmeyi istemiştir. Diğer bir ifade ile […] |
|
BAĞIMSIZ ÖZBEKİSTAN’DA GÖÇ VE DEMOGRAFİK DEĞİŞİMLER Posted: 22 May 2016 07:21 PM PDT Bir gözlemci, Taşkent’in en büyük ve en renkli Çorsu Pazarını ilk ziyaret ettiğinde, Özbekistan nüfusunun ne kadar geniş bir çeşitliliğe sahip olduğunu görecektir. Binlerce müşteri arasında egzotik olarak giyinmiş Karakalpaklar ve Kazaklar, modaya uygun olarak giyinmiş Ruslar, Ukraynalılar, Almanlar ve zeki Koreliler ve Tatarlar ile karşılaşılabilir. Ancak bu gözlemci, göz alıcı çayhanelerden birinde bir bardak […] |
|
İSLÂMİYET SONRASINDA İLK FARSÇA ŞİİRLERDE TÜRKLER Posted: 22 May 2016 07:09 PM PDT Türklerin İslâmiyete girişi ve bunun sonrasında ilmî ve edebî faaliyetlerde yer alışılan hususunda zaman itibariyle farklı görüşler ileri sürülmüştür. Konunun tarihî yönünü, bu alandaki bilim adamları tartışmış ve özellikle V. V. Barthold, Zeki Velidî Togan, Osman Turan, Hakkı Dursun Yıldız gibi bilim adamları konuyu ilmî tetkiklerle vuzuha kavuşturmuşlardır. Değerli bilim adamı Aydın Sayılı yıllar önce […] |
|
TÜRK EDEBİYATI’NDA GÜL VE BÜLBÜL Posted: 22 May 2016 06:52 PM PDT Gül: “Ma’ruf çiçek ki küçük ve dikenli bir ağaçda olup şeklinin ve kokusunun güzelliğiyle meşhur ve beyne‘ş-şu‘ara bülbülün dil-dadesi olmagla mütevatirdir. Pek çok enva’ı vardır: al, penbe, sarı, katmerli gül; gül-i ziba, gül-i sad-berg; yabani gül, hokka (veya okka) güli; tatlısı yapılan cinsi.[1]” “Ma’ruf hoş kokulu şüşufe-i rengin, verd.”[2] Rengine ve yapraklarının rengine göre gül-i […] |
|
OSMANLI FİKİR HAYATINDA “KADIZÂDELİLER” Posted: 22 May 2016 06:37 PM PDT Onyedinci yüzyılda Osmanlı Devleti’nde önemli siyasî, iktisadî ve içtimaî buhranlar yaşanmıştır. Bu buhranlara çözüm yolları teklif eden devrin münevver ve mütefekkirleri arasından bir ilim ve fikir adamı, mahiyeti itibariyle Osmanlı gelenekçi düşünce yapısından farklı görüşler[1] beyan etmiş ve bu düşünce etrafında bir taraftar topluluğu oluşmuştur. İstanbul’da, Kadızâde Mehmet Efendi adında, vaizlik vazifesi yapan bir zatın […] |
|
TÜRK TASAVVUF KÜLTÜRÜNDE BİR ŞEYHLER AİLESİ: ŞEMSÎ-SİVÂSÎLER Posted: 22 May 2016 06:27 PM PDT Onüçüncü asırda İran’da kurulan Halvetiyye tarîkati değişik bölgelere dağılan halifeleri vasıtasıyla Anadolu, Balkanlar, Suriye, Mısır, Kuzey Afrika, Sudan, Habeşistan, ve Güney Asya’yı da kapsayan geniş bir muhite yayılmış ve zamanla en çok kol ve şûbeye sahip olan bir tarikat hüviyeti kazanmıştır. XIII. asrın sonlarına doğru Ahî Yûsuf Halvetî tarafından açılan bir zaviye ile Anadolu’ya girmiş, Sadreddîn […] |
|
SİVAS’TAN İSTANBUL’A BİR TARİKAT PORTRESİ: ŞEMSÎYYE VE SİVÂSÎYYE Posted: 22 May 2016 06:20 PM PDT Osmanlı tarihi araştırmacılığında son yıllarda dinî alana olan ilginin arttığını biliyoruz. Bu alanın önemli unsurlarından biri ise şüphesiz tarikatlardır. Özellikle Halvetî Tarikatı, Harezm ve İran bölgesinde teşekkül etmekle birlikte asıl etkisini Osmanlı topraklarında göstermesi bakımından oldukça dikkat çekicidir. Ancak, bu tarikatın Osmanlı Devleti’nde hangi bölgelerde ne derece yayıldığı ile siyasî, iktisadî, sosyal ve kültürel hayattaki […] |
|