|
Esat
Rennan Pekünlü n...@gmail.com>
Değerli
arkadaşlarım,
Ege
Üniversitesi Matematik bölümü
öğrencilerinden Halime Akyar, Neşra Gökdağ, Tuğba Özen
ve Fatma Ökdem, “eğitim
haklarının engellendiği” gerekçesiyle
hakkımda
şikayette bulunmuşlardı.
Bunun üzerine İzmir 9.Asliye Ceza Mahkemesinde
16.04.2013 tarihinde yapılan
duruşmada hakim, “…sanığın üzerine atılı
suçların görevde olduğu sırada
memuriyet sıfatı devam ederken işlediği ve sanığın
görevli olduğu kurum itibari
ile 2547 sayılı yasa hükümlerine tabi olması
nedeniyle hakkında dava açılabilmesi
için lüzumu muhakeme veya meni muhakeme kararı
alınması dava şartı olduğundan
mahkememizde açılan bu davada dava şartı yerine
getirilmeden açılmış olan
davanın CMK 223/8 maddesi gereğince DURDURULMASINA,
Dosyanın gereğinin takdir
ve ifası için sanığın görev yaptığı Ege
Üni.Rektörlüğüne gönderilmesine,
Yargılama giderlerine hükmedilmesine yer olmadığına,
CMK’nın 231/2 maddesi
uyarınca son celse duruşmasında bulunanlar için
tefhimden itibaren 7 gün,
bulunmayanlar için tebliğden itibaren 7 gün içinde
mahkememize verilecek
dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere katibe
beyanda bulunmak suretiyle
CMK’nın 272 – 273 maddesinde belirtilen İzmir Ağır
Ceza Mahkemesine itiraz yolu
açık olmak üzere başvurabilecekleri açıklanarak,…” biçiminde
karar vermişti (bkz.Ek).
Müştekilerin
itirazı üzerine dosya
Ağır Ceza Mahkemesine gitti.
Bugün avukatımdan edindiğim bilgiye göre, Ağır Ceza
Mahkemesi de “dava şartı
yerine getirilmediği için” dosyayı Ege
Üniversitesine göndermiş.
Gazetelere,
televizyonlara yansıyan
bilgilerdeki bir yanlışı düzeltmek istiyorum.
Ege Üniversitesi Fen Fakültesi C Blok olarak
adlandırılan bina, Matematik ve
Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümünün ortak
kullandıkları binadır.
Müştekiler Matematik bölümü öğrencileri ben, Astronomi
ve Uzay Bilimleri bölümü
öğretim üyesiydim.
Adı geçen müşteki öğrenciler benim verdiğim derslerden
sorumlu değildi.
Kısacası ben Onların dersine giren bir öğretim üyesi
değildim; Onları türbanlı
oldukları için derse almayarak “eğitim haklarını
engellediğim” iddiası gerçekleri yansıtmıyor.
Ben yalnızca Onları türban konusunda Anayasa
Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla
bilgilendirip uyardım.
Bu uyarılarımı birçok kez yineledim.
Ancak Onlar, YÖK, E.Ü.ve Fen Fak.yönetiminin hukuk
tanımazlığından, suça teşvik
eden yaklaşımlarından aldıkları cesaretle suç işlemeye
devam edince haklarında
tutanak tutarak ve o sırada olaya tanık olan öğretim
üyelerinin, yüksek lisans
ve doktora öğrencilerinin, E.Ü.güvenlik görevlilerinin
tanıklık imzalarıyla
durumu E.Ü.Rektörlük ve Fen Fak.Üst yönetimine
bildirdim.
İlgili birimler bu öğrenciler hakkında disiplin
soruşturması açmadığı gibi,
benim hakkımda soruşturma komisyonları oluşturdular.
Bu komisyonlar da tanıklarımı dinlemeyerek hakkımda “luzum-u
muhakame kararı” verdiler.
Şimdi,
E.Ü.nin oluşturacağı
komisyonda ifade vereceğim; veya komisyon
oluşturulmadan “luzum-u
muhakeme”/”men-i muhakeme” kararı verilecek.
Daha önce de belirttiğim gibi, Laiklik ilkesinin
korunması yönünde verdiğim bu
mücadelede verilecek her türlü cezaya gururla
katlanacağım.
Bugüne
dek beni yazılarıyla, e-posta
yoluyla gönderdikleri iletilerle, mahkeme salonuna
gelerek varlıklarıyla
destekleyen herkese teşekkür ediyorum.
Rennan
|