
Tek Vatan, Tek Bayrak, Tek Millet.

Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir...
'Ehven-i şer, şerlerin en kötüsüdür!'

Mustafa Kemal’in, Sivas Kongresi'nde 'Amerikan Mandası' ve 'İngiliz Himayesi' arasında 'Hangisi ehven-i şerdir?' diyerek tercih yapmaya çalışanlara cevabı şöyle olmuştu: 'Ehven-i şer, şerlerin en kötüsüdür!'
(http://haber.gazetevatan.com/ehveni-ser-sozune-ataturk-ne-cevap-vermisti/599521/4/yazarlar)
Mustafa Kemal Atatürk’ ün bu pek bilinmeyen sözünü, yapacağımız her seçim ve tercihimizden evvel hatırlamalı ve dikkatle değerlendirmeliyiz. Özellikle de seçimlerin çok yaklaştığı günümüzün mevcut siyasi ve hukuki ortamında…
İsim olarak “kötülük, fenalık”, sıfat olarak “kötü, fena” anlamına gelen “şer”, tercih edilecek bir şey değildir.”Kötü olanlar içinde iyisi” anlamına gelen “ehven-i şer”, kötünün iyisi mantığı ile seçildiğinde, şerrin tercih edilebilirliğini kabule ve şerri kanıksayıp, umursamamaya da yol açar.
Sayın Feza Tiryaki, 16 Şubat 2014 / İlk Kurşun’da şöyle yazmış:
“…Her şey siyah beyaz mı? Ortadaki renkler yok mu? Gri renk değil mi? Ortadaki renkler tabii var. Onlar renk… Siyah – beyaz ise bir durum. Gece – gündüz gibi, iyilik- kötülük gibi, hırsızlık- doğruluk gibi…
Adalet – Adaletsizlik, yoksulluk- varsıllık, temizlik- pislik, güzellik – çirkinlik, özgürlük – tutsaklık…
Birazcık gebelik olur mu? Birazcık namussuzluk? Birazcık hile, yalan dolan?
Yaşamda önümüze hep iki yol çıkar. Birinden birini seçmek zorunda olduğumuz… Bu yollar üç de olsa, üçten çok da olsa sonuçta seçeneği ikiye indirir, öyle kararımızı veririz.
…
Yanlış seçimler ölüme, bitişe, yenilgiye sürükler insanı.
Bilmek, bilmemek. Bir işin sonunu kestirmek, kestirememek…
Bencilce, aşağılıkça kendi çıkarını düşünmek veya vatanın çıkarını en önde görmek…
Görev aşkıyla, yurt sevgisiyle çalışmanın tersi, çalmak çırpmak için çalışmaktır…
…
On iki yıldır paldır küldür yuvarlandığımız yerin son noktasındayız. Biraz daha yuvarlansak sonu uçurumun dibi.
Seçimimizi iyi yapmak zorundayız!
Her konuda seçici olmak…
Ortadan giderek, yetmez ama evet diyerek, ama sesini seviyorum, o büyük yazardır, o gazeteye alıştım, o televizyonu izlemeden duramam, o diziye tutkunum ne yapayım diyerek olmaz bundan böyle.
Önümüzde kesin iki yol var: Kurtuluş yolu. Uçurumun dibi…
Ya hainsin ya değilsin!
Öyle birazcık ondan birazcık şundan olmaz! “Benim kredi borcum n’olacak? Çaldıysa yol yapıyor, bak giderlerse üç ay maaş bile ödenemezmiş çalışana, aç kalırmışız, sıcak para gelmezmiş… Hem ben kendime bakarım. Var mı bana bir zararı bu durumun? İşim tıkırında, bir de koltuk kapmışım, ne gam… derseniz kim olduğunuz belli…
Bu sözler de yan gelip yatan, ev içlerinde kocakarılar gibi vıdı vıdı yapanların demeleri:
“Dünyanın ucu uzun. Kazık çakacak değiller ya, elbet pabuçlarını ellerine vereceğiz. Pabuç hırsızı gibi yalınayak kaçacaklar…”
Orası tamam da bu nasıl olacak?
…
http://www.ilk-kursun.com/haber/170285 “
İşte bunun için, şerrin ehven (en zararsız) olanını seçmek yerine, tüm “şer” seçenekleri kökten reddetmek daha hayırlı (iyi, faydalı) dır. Bu yapılmazsa hakla batıl karışır. Hayır ve şerrin ölçüsü bozulur, yozlaşır. Zira ehven - i şerrin ölçüsü belli değildir.
Ya hayır ya şer… İkisinin ortası yok: “Ehven – i şer, şerlerin en kötüsüdür.”
“İkisinin ortası yok: Ya hainsin ya değilsin…”
Bir konuda tercih ve seçim yaparken ve oy kullanırken şerri de, ehven – i şerri de (ki şerlerin en kötüsüdür) seçmediğimiz zaman, bilin ki o seçimler “hayırlı” olmuştur.
M. Kemal Adal
3. Ekim. 2015 / İZMİR