Yüzlerce
makale yazdım, Allah'ın Kur’an'da ki gerçekleri ile din kardeşlerimi
buluşturmaya çalıştım. Amacım bir Müslüman'ın din ve iman adına
referansının, delilinin, kanıtının yalnız Kur’an olduğu gerçeğini
anlatmaktı. Çünkü bunu Allah açıkça emrediyor ve yalnız Kur'an'ın ipine
sarılın SİZLERİ YALNIZ KUR’AN'DAN HESABA ÇEKECEĞİM DİYEDE BİLDİRİYOR. Birçok
kardeşime bu gerçekleri ulaştırdığımı ve onları düşünmeye
yönlendirdiğime inanıyorum. Ama çok daha fazla kişiye de, özellikle bazı
konuları kabul ettirmem mümkün olmadı. Bunun tek bir nedeni vardı, oda
inancımız adına KUR’AN'IN YALNIZ BAŞINA REFERANS, KANIT OLDUĞU GERÇEĞİNİ KABUL GÖRMEMELERİYDİ.
Elbette bu konu beni çok üzüyor, ama elimden hiçbir şey gelmiyor. Bu
konuda sizlerin düşünmenize vesile olmak için, yaşanan İslam'ın
farklılıklarına örnekler vermek istiyorum.
Müslümanlar arasında yalnız Kur'an ve Kur'an + Sünnet/Hadis anlayışları
arasındaki bu temel ayrım, ayetlerin yorumlanma biçimi ve Hz.
Muhammed'in dindeki rolüne yüklenen anlam ile açıklanır. Çoğunluk
Müslümanların yalnız Kur'an'ın dini yaşamak için tek başına yeterli
olamayacağı inancının arkasındaki temel mantık ve argümanlar olarak
şunları söyleyebiliriz. Geleneksel
inanç, Kur'an ayetlerine yükledikleri farklı anlama dayanır. Kur'an-ı
Kerim'de Resule sadece "mesajı iletme" (tebliğ) görevi değil, aynı
zamanda onu açıklama ve uygulama görevi de verildiğine inanılır. Kur'an'da onlarca ayette "Allah'a itaat edin, Resul'e itaat edin" emri yan yana geçer. Çoğunluk, Resule itaatin sadece Kur'an'ı getirdiği için değil, onun söz ve davranışları için de geçerli olduğunu savunur. İslam dünyasının ezici çoğunluğu, dinin nesilden nesile sadece yazılı bir metinle değil, yaşayan bir gelenek (tevatür)
ve sözlü kültürle aktarıldığına inanır. Peki Kur'an bu düşünce ve
inanca onay verir mi, burası çok önemli yani bu inancın referansı KUR'AN
MI YOKSA RİVAYETLER Mİ?
Sorunda
bu inancın temelinde güvenilir delil ve kanıtların olmadığını
gördüğümüz gibi, KUR'AN'IN ONAY VERMEDİĞİ BİR YÖNTEMLE İNANÇLARINI
YAŞAMAYI SÜRDÜRÜRLER. İlginçtir Kur'an özellikle çoğunluğun inancına
sakın uymaytın onlar sizi yoldan saptırır diye uyarır. Açıkçası bu yolla
İslam'ın yaşanmasına Kur'an'ın neredeyse tamamı karşı çıkar. Sorumlu
olduğumuz Kur'an'a baktığımızda, din adına her şeyin Kur'an'da
detaylandırıldığını Allah söylüyor. Hiç bir eksik bırakılmadığını
bildiriyor. Hadisler yüzyıllar sonra toplandığı için güvenilmezdir ve
dine insan eliyle ekleme yapılmasına yol açtığından şüphe duymadan
inanmak bizleri dinden saptıracağı uyarısını Kur'an yapar. Kur'an
Ayetleri açık hükmünde sorumlu olduğumuz kitabın, yalnız Kur'an olduğunu
söyler. Allah'ın Resulünün görevinin sadece bu mesajı eksiksiz iletmek
olduğunu bildirdiği gibi, KUR'AN'I AÇIKLAMA GÖREVİNİN BİZZAT ALLAH
KENDİSİ OLDUĞUNU BİLDİRİR. Kur'an anayasadır ve Resulün hadisleri
olmadan Kur'an yaşanmaz dersek, ALLAH'IN RESULÜNÜ ALLAH'IN HÜKÜM ORTAĞI
YAPMIŞ OLURUZ Kİ, ALLAH BEN HÜKMÜME HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEM DİYOR. aLLAH
VE KİTABI HATASIZDIR AMA İNSANLAR rESULLERİ DAHİL HATA YAPABİLİR, ONUN
İÇİN aLLAH rESULÜNE VERDİĞİ GÖREV VE YETKİSİNİ TEBLİĞ ALDIĞIMIZ HALDE,
ALLAH'IN RESULÜ TEBLİĞİN DIŞINA ÇIKMIŞ VE AYETLERİ AÇIKLAMIŞTIR
DETAYLANDIRMIŞTIR DERSEK, ALLAH'IN RESULÜNE VERDİĞİ YETKİYİ BİZLER
AŞARAK ÇOK BÜYÜK GÜNAHA GİRMİŞ OLURUZ. Allah Resulüne nasıl bir yetki
vermişti hatırlayalım.
“RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18)
“BİZ RESULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ.” (Kehf 56)
“SENİN GÖREVİN, SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR.” (Rad 40)

Ayetlerden
de açıkça anlaşıldığı gibi, eğer bizler Kur'an merkezli İslam'ı
yaşamıyorsak, çok büyük hatalar yaparak inancımızı yaşamaya devam
ederiz. Özellikle ibadetlerimizi yerine getirirken, sorumlu olduğumuz,
Allah'ın kelamının yeterli olamayacağına inanmamız, inanın bizleri hem
dinden saptırmış, hem de Allah'ın kitabına saygısızlığın en büyüğünü
yapmaya neden olmuştur. Öyle bir şeye inanmışız ki, Allah bu konuda
uyardığı ve sakın başka delil aramayın, Kur’an'ın sınırlarını aşmayın
kâfirlerden olursunuz dediği halde, bizlerin din adına kanıtımız yalnız
Kur’an olmaktan çıktığı gibi, RİVAYETLER VE SANI SÖZLER, KUR’AN'IN ÖNÜNE GEÇMİŞ. Allah
biz kitapta hiçbir eksik bırakmadık, her şeyden nice örnekleri, değişik
ifadelerle verdik ki anlayasınız dediği halde, Allah'ın namaz kıl, oruç
tut, Hacca git, zekât ver emrinin, hala Kur’an'da gerektiği gibi
detaylı açıklanmadığını söylüyor ve inanıyoruz. Hiç düşünmüyoruz, ALLAH'IN AÇIKLAMADIĞI NEDİR Kİ BUNU BAŞKA KAYNAKLARDAN ARIYORUZ, ONDAN SONRA BUNLAR OLMAZSA OLMAZ DİYORUZ. Allah sizce açıklamadığı bir konudan, bizleri sorumlu tutar mı? Bunu Allah'ın adaletine nasıl nispet ederiz. BİZLER
MEZHEPLERİN ÖĞRETİSİNİ KUR'AN'DA GÖREMEDİĞİMİZDE, ADETA KUR'AN'I
DETAYSIZ, BEŞERİ RİVAYETLERİ KUR'AN'I TAMAMLAYAN KONUMUNA GETİRİYORUZ.
Halbuki tam tersini düşünüp, Allah'ın emretmediği hiç bir söz, bilgi din
değildir demiz gerekirdi. Bunun şirk olduğunu hala fark edemedik.
Ne
yazık ki Kur’an'da, beşerin rivayet öğretisi olan FIKIH bilgilerini,
dine yapılan beşeri ilaveleri arıyoruz. Bunları elbette Kur’an'da
bulamayız. Mutlaka gerekli olsaydı, Allah bizlere iletmez miydi? Bunları
Kur’an'da göremediğimizde, BAKIN İŞTE ŞUNLAR YA DA BUNLAR KUR’AN'DA YOK. DEMEK Kİ KUR’AN'DA HER BİLGİ OLMUYORMUŞ DEME YANLIŞINI YAPIYORUZ.
Hani Allah bizleri Kur’an'dan sorumlu tutacaktı. Hani her bilgiyi,
detayı açık ve nice örneklerle verdim ki anlayasınız ve kendinize benden
başka veliler, dostlar edinip ardı sıra gitmeyesiniz diyordu Allah
Kur’an'da. Unuttuk mu bunları, YOKSA GELENEKSEL İNANÇLARIMIZ, ALLAH'IN KELAMINDAN AĞIR MI BASTI. Yoksa
Allah'ın kitabından bazı ayetlere iman ediyor, bazılarına iman etmiyor
muyuz? Hatırladınız mı bu soruyu Allah, ayetinde bizlere soruyordu.
Çünkü Kur’an'ın tamamına eksiksiz iman edip, yerine getirmedikçe gerçek
iman etmiş sayılmayacağımız uyarısını yapmıştı Rabbimiz.
Allah
bizlerden ne istiyorsa, onun gerektiği kadarının izahı Kur’an'da
olduğunu kabul etmediğimiz sürece, kendimizin gerçek bir Müslüman
olduğumuzu söyleyemeyiz. ALLAH
YEMİN OLSUN Kİ BU KİTABI, ANLAYASINIZ DİYE KOLAYLAŞTIRDIM DİYOR.
BİRİLERİ DE ÇIKIP, KOLAYDA NE KADAR KOLAY, BU KADAR DA KOLAY OLMAZ Kİ
DİYEREK, BEŞERİ İLAVELERİ OLMAZSA OLMAZ OLARAK KABUL EDİYOR VE ELİMİZDEN
GELDİĞİNCE KOLAY OLANI ZORLAŞTIRIYORUZ.
Hala Allah'ın Resulünün, Rabbimizin Kur’an'dan bizleri sorumlu tuttuğu
ve eksik bırakmadığını özellikle söylediği kitabını, tamamladığını mı
söylüyoruz. Allah'ın Resulü dinde Allah'ın ortağı değil, Allah'ın
hükümlerini tebliğ eden Elçisiydi. Yaradan ne diyordu? "BEN HÜKMÜME HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEM.” Allah bir ayetinde bakın ne diyor. “EĞER ELÇİMİZ KENDİ SÖZLERİNİ, BİZİM SÖZLERİMİZ DİYE SÖYLESEYDİ SİZLERE, ONUN ŞAH DAMARINI KESERDİK.”
Bu durumda Allah'ın elçisinin din adına hükümler koyacağını, HÂŞÂ
Allah'ın emirlerinin yerine getirilebilmesi için eksikleri
tamamlayabileceğine nasıl inanırız. Bunu Rabbimiz yapamadı mı? Bu kadar
mı yoldan saptık, Allah ıslah etsin demekten başka sözüm olamaz.
Bu
konuları çok işledim yazılarımda, işlemeye gündeme getirmeye devam
edeceğim, Allah izin verdiği sürece. Kur’an'ın her konuda yeterli
olmadığını, gerekli detayın verilmediğini söyleyen ve FIKIH inancı ve
rivayetlerin çok fazla etkisinde kalan arkadaşlarıma, Kur’an'dan çok
hassas hatta çok ince birkaç detay vermek istiyorum. ALLAH
ACABA BU KADAR İNCE ÖRNEKLERİ, DETAYI KUR’AN'DA VERME GEREĞİ DUYMUŞ
İSE, İBADETLERİMİZ VE SORUMLU OLDUĞUMUZ DİĞER KONULARDA, GEREKEN DETAYI
VERMEMİŞ OLABİLİR Mİ? Belki tekrar düşünürler diye örnek vermek istiyorum.
“ÇOCUĞUN SÜTTEN KESİLMESİ İKİ YIL İÇİNDE OLUR. . (Lokman 14)”
“SÜTKARDEŞLE EVLENMEK HARAM KILINDI. (Nisa 23)”
Bu iki bilgi dahi, aklını zerre kadar kullananlara, konumuzla ilgili ders verir. BU BİLGİ BİR BEBEK İÇİN ÇOK ÖNEMLİ Kİ, İKİ YIL ANNESİNDEN SÜT EMMESİNİN ÖNEMLİ OLDUĞUNUN BİLGİSİ KUR’AN'DA VERİLİYOR.
Allah daha sonra ilim, fen ilerleyince, kullarım anne sütünün önemini
nasıl olursa bulur, anlar demiyor. Çünkü bu bilgi çok önemli ve hemen
yerine getirilmesi gerekir. Aynı anneyi emmiş, sütkardeşinde birbiriyle
evlenemeyeceğini açıkça bildiriyor. Sormak isterim bu bilgi, bir
milyonda kaç kişiyi ilgilendiren bir konudur ki, Allah önemsemiş ve
yazmış. Demek ki bu sütten geçen önemli bir şeyler var ki, Allah
özellikle bizlere bildirmiş. Hemen bu örneklerden sonra soruyorum, ALLAH
BU KADAR İNCE VE BELKİ DE HERKESİN BAŞINA GELMEYECEK BİR KONUYU BİLE
KUR’AN'DA BİZLERE AÇIKLAMIŞSA, ALLAH'IN BİZLERDEN İSTEDİĞİ VE SORUMLU
TUTACAĞINA HÜKMETTİĞİ, İBADETLERİN DETAYINI AÇIKLAMAMIŞ, KUR’AN'DA
VERMEMİŞ OLABİLİR Mİ? Karar sizlerin, herkes hesabını bizzat Kur’an'dan verecek, gerçekleri anlamak ve yaşamak bizlerin imtihanıdır.
Bugün
başörtüsü konusu, kadının ay halinde ibadet yapamaması konusu, kadının
çarşaf ya da peçe takması inancı, kadının giyimi konusu, tamamen
ayetlerde geçen kelimelere yüklenen, ama asla Allah'ın tek kelime bile
bahsetmediği anlamlarla dine sokulmuş ve bunlarda Allah katındandır
denmiştir. BİZLERİN DİN ADINA KANITI BÖYLEMİ OLMALIDIR? İÇİNİZ RAHAT VE HUZURLU BİR ŞEKİLDE, KABUL EDEBİLİYOR MUSUNUZ BÖYLE KANITLARI? Buna
benzer uydurulmuş kanıtlar, beşerin kendi düşünce ve sözlerinden öteye
gidemez. Onun içinde Allah'ın açıkça muhkem bir şekilde hükmetmediği bir
konuyu, lütfen Allah'ın dinin emri demeyelim ve anlatmayalım. Büyük
sorumluluk altına gireriz. Allah'a ve elçisine iftira atmış oluruz.
Yüzlerce yıldır İslam toplumunda, çoğunluk böyle yapıyor ve yaşıyor
demek, bizler için kanıt olamaz. ALLAH ÇOĞUNLUĞA UYARSANIZ, SİZLERİ DİNDEN SAPTIRIRLAR diyorsa,
lütfen çoğunluğun sözlerine değil, Allah'ın Kur’an'da ki MUHKEM
uyarılarına kulak verelim. Şunu lütfen unutmayalım, Allah sizleri
Kur’an'dan sorumlu tutuyorum diyorsa, Kur’an'da açıklamadığı, detay
vermediği hiçbir şeyden sorumlu tutmaz, hesaba çekmez. KUR'AN'IN MUHKEM BİR ŞEKİLDE AÇIKLAMADIĞI HİÇ BİR BİLGİ, KONU İSLAM DİNİ İÇİNDE DEĞİLDİR, LÜTFEN BUNU UNUTMAYALIM.
Allah Araf suresi 185. ayetinde “O HALDE KUR'ÂN'DAN SONRA HANGİ SÖZE İNANACAKLAR?” diyorsa,
lütfen emin olmadığımız rivayetlere değil, Allah'ın sözlerine inanalım.
Bu ayeti Allah, Kitap Ehlinin Kur'an'ın yanında atalarının
inançlarınıda yaşamak istediklerinde indirilmiştir ve Allah Kur'an'dan
sonra hiç bir bilgiye, söze inanmayın diye uyarmıştır. NE YAZIK Kİ AYNI HATAYI BİZLERDE YAPIYORUZ.
Allah'ın elçisi de yalnız Kur’an'a inanmış ve yalnız Kur'an'ı tebliğ
etmiş, yalnız Kur’an'ı yazdırıp, kayda aldırıp bizlere Allah'ın
korumasında ulaşmasını sağlamıştır. Bunun dışında hiçbir bilgiyi
sağlığında, özellikle kayda aldırmamış, hatta naklini yasaklamıştır. Bu
bilgileri bildiğimiz halde, hala emin olamayacağımız bilgileri, DİNDE REFERANS, KANIT OLARAK ALIRSAK, inanın hesap günü, çok pişman olanların safında yer alırız.
Kur’an dışından başka kanıtlar arayanlara, Allah'ın Ankebut 51. ayetinde sorduğu soruyu sormak istiyorum. “KARŞILARINDA OKUNUP DURAN BİR KITABI, SANA İNDİRMİŞ OLMAMIZ ONLARA YETMIYOR MU?”Yetmiyor
Allah'ım diyenlere, hiç bir sözüm olamaz. Gönül gözü kapalı olana,
Allah'ın elçisi bile anlatamamışsa, hiç kimse anlatamaz. Bakın Allah
kurtuluşa erecek olanların, hangi yolda olanlar olacağını söylüyor.
Bakara 5: İşte onlar, RABLERİNDEN GELEN BİR HİDAYET ÜZEREDİRLER VE İŞTE ONLAR KURTULUŞA ERENLERİN TA KENDİLERİDİRLER. (Bayraktar Bayraklı meali)
Muhammed 2: İman edip iyi amel işleyenlerin ve Rabbleri tarafından HAK OLARAK MUHAMMED'E İNDİRİLENE İNANANLARIN GÜNAHLARINI ALLAH ÖRTMÜŞ VE HALLERİNİ DÜZELTMİŞTİR.
Ahkaf 9: De ki: “Ben Resuller arasında türedi biri değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYUYORUM VE BEN APAÇIK BİR UYARICIYIM. (Bayraktar Bayraklı meali)
Lütfen
Allah'ın bu uyarılarından dersler alalım. Bakın Allah elçisine deki
kullarıma diyerek, ne söylemesini istiyor, bu sözlerden ders alalım. “BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYUYORUM VE BEN APAÇIK BİR UYARICIYIM.” Allah'ın
elçisi, yalnız kendisine vahyedilen, Kur’an'a iman ediyor ve uyuyor,
ama bizler Kur’an'ın tam açıklanmadığını söylüyor ve beşerin FIKIH
inancını, Resule ait olduğu söylenen rivayet sözleri din diye yaşıyoruz.
Allah yardımcımız olsun. Allah'ın elçisinin yolundan gitmek isteyen, YALNIZ KUR’AN'A SARILIR.
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK