Hiçbişey yiyemedim, tarhana çorba, peynir, yoğurt, köfte hiçbirşeyin tadını alamadım ve yiyemedim. Fakat açlık hissediyordum. Antibiyotiğin etki etmesi için birşeyler yemem lazımdı.
Babamdan tatlı istedim. Tatlıdan bir dilim yedim, o da kesti. Babam akşam şekerimi ölçtü, şekerim fırlamıştı. Çünkü aynı zamanda şeker hastasıyım elhamdülillah...
Ağzımda tad yoktu. Sanırım bu, antibiyotiğin yan etkisiydi. Ancak Pazar günü normale döndü çok şükür. O Cuma günü listeme şu SMSi göndermiştim.
“Eger yediginiz yemegin ictiginiz cayin tadini ve lezzetini alabiliyorsanız, Baskasina gerek yok binlerce sukretmelisiniz ALLAH'A...
Hayirli cumalar”
Pazar günü sevgili dostum ve komşumuz Efkan Vural hocamla konuşurken konu yazılardan açıldı. Hocam, Celal, bu hafta inşallah o Cuma sms’i hakkında yaz, dedi...
Gerçekten, ben yürüyemiyorum, şeker hastasıyım, grip oldum, ateşim çıktı, hepsine çok şükür sabrettim. Fakat ağzımın tadı gidince hayattan sıkıldım, ne kadar az şükrettiğimi farkettim.
Hergün içtiğimiz çayın ve yediğimiz yemeğin tadını ve lezzetini alabiliyorsanız, ev, araba, tablet, telefonununuz olmasını beklemeyin, sırf bunlar için bile...
Bile derken Küçümsemek değil, yani bunun için binlerce şükretmeli. Hatta sorsalar, niçin namaz kılıyorsun, diye. Çok rahat, Ağzımın tadı için, derim.
Tabi, Allah izin vermeden hiçbir şey başa gelmez. Üç şeyden gelir. Birincisi, Allah kulunun sabrederek sevaplarını artırmasını ister. Çünkü o kulunun cennette yüksek makamda olmasını arzu etmiştir.
İkincisi, sevdiği kulunun günahını affetmeyi ister ki, hesap mahşere kalmasın. Çünkü hastalık sabun gibi günah kirlerini yıkar, temizler.
Hastalık ve musibetin verilme sebeplerinden Üçüncüsü, kulun yaptığı maddi veya manevi zulümlere karşılık cezadır. Benimki olsa olsa ikincisidir.
Bir haftadır ateş, ağrı, boğaz iltihabı sonra tad almama, kusma gibi ağır bir grip geçirdim. 12-19 nisan 2015. Şu an tam geçmedi ama iyi sayılırım. Ağzımın tadı geldi elhamdülillah
Allah ağzınızın tadını bozmasın.
Celalin Penceresinden