SORUN YARATIP ÇÖZEMEYEN ÜLKE:TÜRKİYE
Ali Nejat Ölçen
Bugün ülkemiz hangi sorunlarla boğuşuyorsa o sorunların tümünü ya kendisi yaratmışız ya da dışarıdan devşirmişizdir. Şimdilerde AKP iktidarı kadar da ülkemizde sorun yaratıp ta yarattığı sorunları çözemeyen bir başka siyasal parti ile karşılaşmadı Türkiye’miz. Sıfır sorun söylemiyle iktidara gelen bu parti, sorun yaratmadığı bir tek komşumuzu gösteremezsiniz. Hatta ülkemizden çok uzaklarda olanlar ile de sorun yarabilmekte başarılıdır AKP iktidarı ve o iktidarın başındaki kişi R.T Erdoğan. İşte çok taze örnek: Cumhurbaşkanı seçildi ama hala kabadayılıktan vaz geçmiyor; New York Times gazetesinin “IŞİD’e Türkiye’nin destek verdiği” ne ilişkin haberine gerçek dışı olduğunu kanıtlayacak yanıtı veremediği için devlet adamına yakışmayan şu sözleri söyleyebilmiştir:
Edepsizlik, adilik, alçaklık.
Oysa:IŞİD’e destek sağlayan komşu ülkelerin başında AKP iktidarı olduğunu artık bilmeyen kalmadı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni temsil eden kişi, konuyu ağız kalabalığı, küfürle değil, tersini kanıtlayacak bilgi ve belge ile (eğer varsa!) yanıtlamalıydı. Böylesi yanıt için kişinin devlet adamı olabilmenin niteliklerine ve kültürüne sahip olması gerekir.
Kürt Açılımı ile başlattığı, toplumsal tepkiler karşısında onu demokratik açılıma dönüştüren bu parti, öylesine akıl almaz yanlışlıklar yaptı ki bugün ülkemizi iç barışı zedeleyen soruna dönüşmenin temellerini atmış oldu. ABD’nin silahlı milis gücü olan AKP’yi halâ terör örgütü kabul ederek devletimize savaş açtığını umursamadan ve önlem almayı görev bilmeden meşrulaştırmayı amaçlamış, Meclisten 6551 sayılı yasanın çıkmasını sağlamıştır. Bu yasa ülkeyi iç savaşa sürüklediğinde (olasıdır bu) AKP iktidarı başta, TBMM “vatana ihanet”in suçlusu olacaktır.
AKP’nin yönetim kademelerinde yer alanların tümü R.T.Erdoğan dahil, değil Türkiye Cumhuriyeti Devletini, beş kişilik aşireti bile yönetemezler. Zihinlerine yerleşmiş kanılar, ön yargılar, çağın gerisinde kalmış hurafeye dayalı inanç biçimleri, sağlıklı, gerçekçi, doğru ve gerekli karar almalarının engelidir. Düşün özgürlüğünü yok ederek farklı düşünceye tepkiyi, eleştiriyi suç sayan faşizmin yasalarıyla ülkeyi yöneteceklerini sanmaktalar oysa tarihin çöplüğünde kaybolup gideceklerinin halâ ayırtında değiller.
Toplumu yönetmek için ellerinde sadece bir tek araç kaldı:Zulüm, kin ve öfke. Üstelik ar,namus, dürüstlük, doğruluk, hak, hukuk, adalet, eşitlik,insanlık gibi ilkelerin ve kavramların tümünden uzaktalar. Anadolu’muzun hoş görülü insanlarını birbirlerine hasım durumuna getirdiler. Fasulya bulgur dağıtarak ahlakı satın almanın iğrenç yolunda halâ yürümekteler.
Savunur gördükleri İslam dininin namaz kılıp oruç tutmak devletin uçaklarıyla Hacc’a gitmenin dışında hiçbir ayetine uygun davranmamakta hatta saygı bile duymamaktırlar. Kendini bilmez bir hükümet üyesinin “Dinde zorlama olmadığını öngören ve bağışlamanın ve tatlı dilin eziyet olan sadakadan daha hayırlı olduğunu betimleyen 256’ncı ve 263’ncü Ayetlerindeki çağdaş koşulları öngören Bakara Suresini “makara” olarak hafife alması aslında o Surenin 8’nci Ayetine göre kendisi ve belki de AKP’lilerin çoğu,
İnsanlar içinde kimisi vardır ki, “Allah’a ve ahret gününe inandık” derler de mü’min,
değildirler. Necm Suresinin 39’ncu ayetine göre edindikleri nesnel ve parasal servetlerinin hiç biri emek (say) karşılığı değil haksız edinimdir. Onlardan hiç birisi başta R.T.Erdoğan olmak üzere Maide Suresinin 42’nci Ayetine görme Tanrı tarafından sevilmemektedir. Çünkü O Ayet, hükmedersen adaletle hükmet koşulunu getiriyor ve Tanrının adalet sahiplerini sevdiğini, açıklıyor. AKP’nin hangi üyesi, partisinin adaleti yok eden kararlarına karşı çıkabildi ve R.T.Erdoğan’ın adaleti yok eden yasalarına ve kararlarına karşı başta Abdullah Gül olmak üzere Maide Suresinin 42’nci Ayetini anımsamaya gereksinim duydu?
AKP iktidarı kendisinin öteki dünyada olduğu kadar bu dünyanın Türkiye’sinde de sevildiğini mi sanıyor? Ülkemizde huzur, barış, sevgi, adalet, hak hukuk ve eşitlik kavramlarının tümünü yok etmek amacıyla mı iktidara geldiler! O partinin içinde yurtsever, insana saygılı, hak ve hukuktan yana bir tek kişi yok mu? Ya da korkunun zebunu mu oldular!
ABD’nin silahlı milis gücü PKK, yol kesen, okul yakan, vergi alan, ölüm saçan kanlı eylemlerine seyirci kalmayı yeğleyen hangi iktidar yurtsever olabilir. Ülkesini düşünen düşünmesi görev olan hangi siyasal iktidar AKP kadar ülkemize zarar vermiştir. İç savaşın eşiğine sürükledikler ülkemizde bir gün yarattığı korkudan kendilerinin de korkmayacaklarını kim söyleyebilir?
Türkiye’miz iki felaketin eşiğindedir. Bunlardan birisi ve en önemlisi ekonomik bunalımın kıskacında aç ve susuz kalmak; iç savaşın kanlı çemberinde çaresiz kalmak. Bu iki felaketten kurtuluş yolunu araması gereken bugünkü siyasal iktidar tersine bu iki felaketin doğuşuna neden olmaktadır.
Böyle biline çare buluna.
Dr.Ölçen.
E-Posta ile gönderdiğim tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında tarafımdan yapılmıştır.
Demokratik düşünce ve kanaatlerimin engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"hakkımda olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarım saklı kalmak üzere, peşinen reddederim.
| ata ve bayrak.jpeg 31 |