Son tetkiklere nazaran Arami ve İbranilerin ataları Şimali Mezopotamya’nın dağlık mıntakalarrnda yaşıyan Sutular'dı. Sutu'lar Kasit'ler tarafından buralardan tardedildiklerinden garbe doğru çekilmeğe mecbur olmuşlardı. Bunların Suriye hudutlarında görünüşleri Milattan önceki on dördüncü asırda olmuştur. Sutu'lar göçebe halinde Suriye - Filistin mıntıkalarında dolaşmağa başlamış ve buralardaki Samilerle karıŞıp kaynaşmışlardır. Tellülamerna mektuplarında bu halitadan Lübnanın şarkındakilere Habattu, Filistin havalisine inenlere ise haribu adları verilmiştir.
Sutu'lar geniş kafalı yani brakisefal insanlardı. Bunlar kafaları ve burnun kemerliliğini gösterecek şekilde basık ve arkaya mütemayil alınlariyle Sami tiplerden ayrılıyorlardı. Fakat Samilerle ihtilat ettikten sonra tedricen bunların dillerini almış ve tesalüple cismani tahavvüllere de maruz kalmışlardır.
ARAMİ PRENSLİKLERİ
Habattu'lar sonradan geldikleri yerlere nisbetle Arami yani (dağlılar) adını almışlardır. Bidayette Suriye’de göçebe bir halde yaşıyan Aramiler, müsait zaman bulunca Şam'da, Hama'da Soba'da, Moab'de Ammon'da Edom' da birer prenslik kurmuşlardır.
Aramiler’den bir grup ta, Kasitlerin inkırazından sonra, Cenubi Mezopotamyayı zaptetmiş, Asurluların buraları kat'i surette istilasına kadar (M. Ö. 689) Kaldeye hakim olmuşlardır.
Suriye ve Filistin’deki Arami prenslikleri arasında en kuvvetliler:
Şam ve Hama hükümetleri idi. Bunlar komşuları olan Fenikeliler, ibraniler; Yeni Hititler ile bazen dostane münasebette bulunuyor ve ekseriya da harp ediyorlardı.
Maverayi Erden’de bulunan küçük Soba ve Moab prenslikleri .
Beni İsrail hükümdarlarından Davut ve Süleyman ile olan mücadeleleriyle şöhret almışlardır. Kızıldenize kadar uzayan Edom ile Ammon prensliklerine gelince bunlar da Kudüs'deki Yahudiye devletinin Arabistana doğru genişlemesine mümanaat etmeleriyle tanınmışlardır .Bütün bu prenslikler Asur istilası üzerine sahneden kaybolmuşlardır.
ARAMİLERDE KÜLTÜR VE TİÇARET HAYATI
Aramiler, çevik, çalışkan insanlardı. Ticaret kadar ziraatlede müsait bulunuyorlardı. Şarki Asya ile Af rika Avrupa arasındaki kara yolları yurtlarından geçtiğinden yavaş yavaş bu kıtalar arasındaki kara ticaretini ellerine almışlardı. Bu itibarla Aramilere çöl denizini Fenikelileri diyebiliriz. Kara ticareti daha çok çarpışmayı icap ettiğinde Aramilerde mücadele ve harp kabiliyeti Fenikelilerden ziyade inkişaf etmişti. Fenike alfabesi deniz ticareti yoIiyle Grek ve Latin alemine yayıldığı gibi Arami alfabesi de kara ticaret yollariyle Asyada intişar etmiş. hiyeroğlif ve çivi yazılarının yerini tutmuştur.
ARAMİ DİNİ
Aramilerin en büyük mabutları Hadat ile EI'dir. Uzun sakallı, kıvırcık saçlı, eli kamçılı başında dantelalı bir taç taşıyan bir kahraman suretinde tasavvur edilen Hadat, Fenikelilerin Baal'ine tekabül eder. Hadat'ın bazı tasvirlerinde başındaki taç, boynuzlarla müzeyyen bir serpuş halinde görünmektedir.
Şam Aramilerinin Ramman adlı hususi bir mabutları da vardır. Kaldenin Istar mabudesi, Suriyede Athar ve Atargatis adlariyle takdis edilmiştir.
İBRANİLER
İBRANİLERİN MENŞEİ
Öteden beri ibranilerin Mezopotamya’nın cenup kısmında bulunan ur' sitesinden gelmiş bir kavim oldukları kabul edilmekte idi. Fakat ilk ibranilerin göçebe insanlardan mürekkep olmasına ve eski Ur sitesinin medeniyet ve kültür itibariyle yüksek bir derecede bulunmasına istinat edenler bu eski iddiayı kabul, etmemektediler. Bunlara göre ibraniler Cenubi Mezopotamya’dan değil Şimal Mezopotamya’dan gelmişlerdir.ibraniler, Fırat’tan Sina hudutlarına kadar uzayan sahalarda hayli zaman dolaştıktan sonra nihayet, Filistin’de Kenan ilinde yerleşmişlerdir. Buraların yerli halkını teşkil eden Samiler ve Kenanilerle ihtilat neticesi olarak tedricen onların lehçelerini almışlardır. ibranilerin muhtelif ırkların kaynaşmaları mahsulü oldukları, aralarında kafatasları dolikosefalden Hiper brakisefale kadar mütehavvil insanlar görülmesinden anlaşılmaktadır.
İBRANİ TARİHİ-NEBİLER DEVRİ
Eski İbrani tarihi biri Nebi'ler, diğeri hükümdarlar zamanı olmak üzere iki safhayı ihtiva eder.ibrani tarihinin ilk zamanlarını teşkil eden Nebi'ler devri, efsanevi bir mahiyeti haizdir .ananeye göre bu devirlerde ibraniler, sıbt denilen birtakım boylar halinde yaşıyor, başlarında bir nevi' aile reisi mesabesinde olan N ebi' ler bulunuyordu. Nebiler, boyun dini reisi, hakimi, kumandanı olduğundan otoriteleri hudutsuz idi.
An'anenin ilk büyük ata ve ilk Nebi olarak tanıttığı zat İbrahim’dir. İbrahime oğlu ıshak, ona da kendi küçük oğlu Yakup halef olmuştur. Yakub'un adı İsrailolduğundan bu zamandan itibaren İbranilere (Beni İsrail) yani İsrail oğulları adı verilmeğe başlanmıştır.
İBRANİLER MISIRDA
An'aneye göre Kenan iline yerleşen İbraniler, Nebi'lerden Yakup zamanında mısıra göçmüşlerdir güya babası yakup tarafından çok sevilen Yusuf'u kardeşleri kıskanarak köle diye Mısıra giden bir kervana satmışlar. Mısırda fir'avunun vezirlerinden biri Yusuf'u satın almış, kendisine vekilharç yapmış, sonra kendisinin masum olduğu bir aşk macerası hapse atılmasına sebep olmuş, fakat fir'avunun gördüğü bir rüyayı tabir etmek suretiyle hapisten kurtulmuş. Yüksek bir mevki sahibi olmuş. Tevil ettiği rüya mucibince başgösteren kıtlık zamanında babası Yakup ile İsrailoğullarını Mısıra çağırmış, onları burada Deltanın şarkında yerleştirmiş.
MUSANIN ZUHÜRU
Birkaç asır Mısırda kalan İsrail oğulları’na sonraları fir'avunlar esir muamelesi yapmağa, çoğalmalarına meydan vermemek için yeni doğan çocuklarını öldürrneğe başlamışlar. Bu çocuklardan bir mucize olarak ölümden kurtulan ve fir'avunun sarayında terbiye edilen Musa, büyüdükten sonra ırkdaşlarına yapılan muameleden çok müteessir olmağa başlamış.
İsrailoğullarının bu müstakbel peygamberi, fir'avuna karşı mücadele açarak nihayet ırkdaşlarını esaretten kurtarmış, onları beraberine alarak mev'ut olan . Kenan iline gitmek üzere Sina çölüne girmiş. Fakat İbraniler, burada Musa'nın Yehuva'dan vahiy almak üzere 40 gün Tur dağında kalmasından istifade ederek altın buzağıya tapınmağa başlamışlar. Bu harekete ceza olarak 40 sene Sina çölünde yaşamağa mahkum olmuşlar ve ancak Musa'nın ölümünden sonra Yuşa idaresinde mev'ut olan Kenan diyarına girebilmişler.
Bu menkıbeye tarihi bir kıymet veren müellifler, İbranilerin İbrahim idaresinde Mezopotamya’dan hicretlerinin Birinci Babil İmparatoru Hammurabi devrinde (M. E. 2000), Mısıra gidişIerinin Hiksoslar zamanında (M. E. 1700-1600 ), Mısırdan çıkışlarının ise M. E. 1400 - 1200 tarihleri arasında vukubulmuş olduğunu kabul ederler.
TARİHİ GERCEKLER
İbranilerin ilk devirleri hakkındaki rivayetler, menkıbe mahiyetini geçmemektedir. Esasen eski Mısır vesikalarında ne İbranilere, ne Yusuf'a, ne de Musa idaresinde İsrailoğullarının Mısırdan kaçışlarına dair hiçbir kayıt yoktur. Maamafih menkıbenin Beni İsrail boylarından birine ait olması ihtimalini ileri süren müelifler vardır.
Muhakkak olan keyfiyet, İbranilerin Milattan önceki XII. asırda Filistini işgal eden halktan, cenupta Amalika ve Medyani'ler; Platoda Kenaniler; şarkta çöl hudutlarında Ammonit'ler ve Moabit'ler, sahilde Filistin'ler gibi kavimlerle kanlı mücadelelerde bulunmuş olmalarıdır.
Bu kavimlerden Filistinlerden maadası bu havalinin eski halkını teşkil ediyorlardı.
FİLİSTİNLİLER
Ege mıntakası halkından olan Filistin'lere gelince bunlar da 1200 tarihinden sonra Anadolu tarikiyle ve Suriye yoluyla adlarını verdikleri bu havaliye gelmiş, bir kısmı sahilde bir kısmı da dahile doğru yerleşerek beş küçük prenslik kurmuşlardı. Savaşçı ve denizci bir kavim olan Filistinlerden sahildekiler, ticaret ve gemicilikte Fenikelilere rekabet ettikleri gibi dahildekiler de yerli halkı hakimiyetleri altına alarak ziraati inkişaf ettirmişlerdi.
iBRANI BIRLIGINE DOGRU
ibraniler on Sıbıt'tan mürekkep olarak Filistine yerleştikten sonra, Musanın Yehuva'sına veya Kenanilerin Baal'ine tapmak yüzünden aralarında mücadele başgösterdiğinden savaşçı Filistinlerin şiddetli hücumları önünde ezildiler. Mukaddes Tabut-ül-abdi düşmanlarına kaptırdılar. Yurtları, mabetleri tahrip edildi.
Bu darbe biribirleriyle çarpışan ibrani boylarında nihayet bir intibah doğurdu. Onları düşmana karşı birleşmeğe sevketti. İntibah devrinin kahramanları peygamber Samüel ile çiftçi Saül (Talut) dur.
KRALLIĞIN TEŞEKÜLÜ
Çocukluğundan beri hayatını Yehuvanın hizmetine hasretmiş olan Samüel, tabut-ül-ahdi düşman elinden kurtarmak için yirmi sene ırkdaşlarını birleştirmeğe çalıştı ve muvaffak oldu. Filistinler mağlup, tabut-ül-abd istirdat edildi.
Samüel, hayatının sonlarına doğru kendisine halef olmak üzere Benyamin boyundan Saülü seçti.
Yehuvanın seçtiği bir halaskar, milli bir kahraman sayılan Saül, Ammonit'leri, Filistinleri kat'i surette ezdi. Amalika Araplarını tedip etti. Varlığını bütün komşularına tanıttı. Artık ibrani kırallığı kurulmuştu.
DAVUDUN İSYANI
Fakat bu muharebelerde şöhret alan Yahuda sıbtından Davut ,saül’ü atarak yerine gecmek istiyordu.Hasmını devirmek için, Filistinlerle ittifak edecek kadar hırsına mağlııp olan Davut, bu hareketinin şüyuu üzerine ordudan firara mecbur oldu. Başına topladığı 600 kadar sergüzeştçi· ile Saüle karşı isyan bayrağını açtı.
Dahili mücadelelerden istifade eden Filistinler, İbranilere harp ilan ettiler. Mücadele, parçalanan ibranilerin hezimetleriyle neticelendi. Kardeşleriyle üç oğlunun ölümlerine, ordusunun inhizamına şahit olan Saül, kılcının ucuna dayanarak harp meydanında intihar etti.
DAVUDUN KRALLIĞI(M.Ö 1010-955)
Bu macera, İbranileri ikiye böldü. Ekseriyet Saül'ün dördüncü oğlunun etrafında toplandılar. Yahuda Sıbtı ise Davudu hükümdar tanıdı. İki zümre arasında başlıyan harp, yedi sene sürdü. Nihayet Davut kat'i galebeyi kazandı. Saül ailesine mensup olanları birer birer boğazlattı. Rakipsiz olarak bütün İsrailoğullarını hükmü altına topladı.
Kudüsü Kenanilerden alarak payitaht yaptı. Fenikeden getirttiği mimar ve ustalara Siyon'da büyük bir saray yaptirdı. Bu zamandan itibaren Kudüs şarktı:ı dini ve siyasi büyük ehemmiyeti haiz bir merkez oldu.
İbrani an'anesine göre milli bir kahraman ve ayni zamanda bir peygamber olan Davut, Filistinleri, Moabitleri, Ammonitleri, Şam ve Soba Aramilerini tenkil ederek ibrani satvetini her tarafa tanıttırdı.
DAVUDUN ORDUSU
Davut bu muvaffakıyeti teşkil ettiği orduya medyundu.onun biri,(Davut kahramanları) denilen ve daimi orduyu teşkil eden Gibborim'ler, diğeri de harp zamanlarında İbrani klanlarının eli silah tutanlarından teşekkül eden Şaba'lar olmak üzere iki ordusu vardı. Bunlar, muntazam surette talim görüyorlardı.
DAVUDUN İKİNCİ ORDUSU
Davut’un uzun süren saltanatının ikinci devri, oğulları arasında başlıyan rekabet iğtişaşlara yol açmıştı. Davudun birdenbire büyüyen ve yüzlerce kadınlarla dolan sarayının ve oğullarının ağır masraflarını karşılamak için civarda artık istila ve yağma edilecek ülke kalmadığından mütemadiyen vergileri tezyit etmek mecburiyetinde kalması, iğtişaşlarla artan umumi ıstırabı katmerleştiriyordu. İğtişaşları bastırmak mecburiyed ise onu kanlı icraata sürüklüyordu.
Davut kırk sene süren bir saltanattan Himle ayrılırken, kendisine halef tayin ettiği, sevgili zevcesi Betsabe' den doğan ve henüz on iki yaşında bulunan oğlu Süleyman'a, son sözü, nefret ettiği fakat öldürrneğe vakit bulamadığı adamları boğazlamasını emretmek olmuştu. Bunlar arasında ve ön safta kırallığını kurmakta büyük hizmeti geçen seraskeri Joab bulunuyordu.
SÜLEYMAN DEVRI (Takriben M. ö. 955 – 935 )
Süleyman harem entrikalariyle tahta çıkmıştı. İlk işi babasının vasiyetini yerine getirmek oldu, Asıl veliaht olan büyük kardeşi ile general Joab ilk kurbanları teşkil ettiler.
Davudun ihtiyarlık zamanında ve anasının nüfuzu altında büyümüş olan Süleyman, harp meydanlarından ziyade müdepdep saray salonlarını seviyor, çalışmaktan çok eğlenceden zevk alıyordu. Cülıısunu müteakıp Edom'luların isyan ve istiklallerini istirdat etmeleri onu hiç müteessir etmedi.
Fakat askeri sahada liyakatsiz olan Süleymanın zekâsı, politikada büyük kudret gösterecek surette inkişaf etti, Siyasetteki meharetiyle vaziyetini ve mevkiini muhafazaya, küçük ve askeri kudreti sönük İbrani kırallığına o zamanın kudretli hükıımetleri derecesinde nüfuz teminine muvaffak oldu.
Sur Kıralı Birinci Hiram ile babası zamanında aktedilen dostluk muahedesini yenileştirdi. Bir taraftan Hiram'ın diğer taraftan fir'avunun kızları ile evlenmek suretiyle mücavir iki kuvvetli devletin dostluğunu temin etti
SÜLEYMANIN İMAR VE TİCARET FALİYETİ
Süleymanın siyaseti dahilde imar, hariçte ticaret ile hulasa olunabilir, Fenikeden getirttiği mimar ve san'atkarlara büyük bir saray .ile Süleyman mabedi ve Mescidiaksa denilen muhteşem mabedi yaptırdı.
Müteaddit köşkleri ihtiva eden sarayın ahşap kısımları Lübnan’dan getirilen Sedir ağaçlarından yapılmıştı. Sarayın en müzeyyen ciheti fir'avunun kızına mahsus olan daire idi, Saray ve etrafındaki köşklerin heyeti umumiyesi, adeta bir şehir teşkil ediyordu.
Kenan diyarı zirai bir memleketti. Buradaki halk, ziraat ve hayvan beslemekle geçiniyordu. Süleyman, bol servet temininin ancak ticaret yoliyle mümkün olabileceğini Fenikelilerden öğrenmiş olduğundan Kudüsten, mücavir memleketlere ticaret yolları açmak hususuna büyük ehemmiyet verdi. Bu yollar üzerinde ticari eşyaya mahsus depolar tesis etti. Tedmür, çöl ötesiyle olan ticaretin merkezi idi. Toros ve Kilikya mer'alarında yetişen ve Suriyede pek makbul olan at ticaretini de eline aldı.
TİCARET FİLOSU
Sur Kırah Hiram ile anlaşarak FenikeliIere Akabe Körfezinde bir ticaret filosu yaptırdı . bu filo ile Kızıldenizin Afrika nakletti ve asya sahilleriyle cenubi Arabistan ve Hindistan mahsullerini Akdeniz kıyılarına Bu suretle büyük bir servet teminine muvaffak oldu.
SÜLEYMAN DEPDEBESİ
Süleyman debdebeyi sever bir hükümdardı. Muhteşem sarayının büyük salonunda iki altın aslan bulunan fildişi ve altından mamul tahtına oturur, emirlerini buradan verirdi. Sofrasındaki tabaklar ve kaseleri halis altından mamuldü.
Süleymanın köşkler, saraylar yaptırmak, debdebeli hayat sürmek gibi kaprisleriyle saray israfları hergün biraz daha artıyordu. Haremdeki zevceleriyle odalıklarının adedi bini buluyordu. Saray hizmetinde de yüzlerce insan kullanılıyordu. Bunların ia§eleri için hergün otuz sığır yüz koyun kesiliyordu.
Bu ağır masraflara ticaretle kazanılan bol servet te kafi gelmerneğe başladı. Bunu önlemek için, memleketini birtakım vilayetlere ayırdı. Her vilayet münavebe ile birer ay sarayın ve harp atlarının iaşesini temin ile mükellef tutuldu.
Bu usul vilayetler halkına ağır geldiği gibi mensup olduğu Yahuda Sıbtının bulunduğu vilayeti bu mükellefiyetten muaf tutması da İsrail Sıbtları arasındaki rekabetin artmasına sebep oldu. Bu gibi haller, hayatının son senelerinde Kudüs hisarlarının inşasında çalışan işçilerden Jeroboam'ın şimal ve merkez Sıbtlarının hoşnutsuzluğuna tercüman olarak büyük bir isyan çıkarmasına sebep oldu. Süleymanın muhafız askerleri karşısında bu isyan gerçi inkişaf edemedi. Jeroboam da Mısıra kaçtı. Fakat hoşnutsuzluk Süleymanın ölümünden sonra kırallığını parçalıyacak kadar esaslı idi.
KIRALLIĞIN PARCALANMASI
Saül'den Süleymanın ölümüne (935) kadar geçen zaman, İsrailoğullarının ikbal devri idi. Bu devirde İbraniler, vahdetlerini kazanarak bir millet haline gelmiş, Filistin mıntakasındaki diğer kavimlere hâkim olmuş, Yahuva dinini canlandırmışlardı.
Fakat bu devir Süleymanın ölümüyle kapandı. Süleyman’a halef olan oğlu Robo.am'ın ilk günlerinde şimal ve merkez Sıbtları Şihem (Nablus) da bir içtima yaptılar. Yeni kıral Roboam da buraya geldi. Kongrede vergilerin, angariyelerin azaltılması isteniliyordu. Yeni kıral bu talebe karşı: «Babam yükünüzü artırmıştı. Ben, daha ziyade artıracağım. Babam, sizi kırbaçla dövüyordu ben, akreple cezalandıracağım ... » sözleriyle mukabele etti.
Roboam'ın bu şuursuz hareketi mümbit Galilede. oturan on Sıbtın Süleymanın son zamanlarında ihtilal teşebbüsünde bulunan Jeroboamı kendilerine kıral ilan ederek Kudüsten ayrılmalarını intaç etti. Süleymanın oğluna yalnız cenuptaki Benyamin ve Yahuda Sıbıtları muti kaldılar. Bu suretle, ölümünü müteakıp Süleymanın kırallığı ikiye bölünmüş oldu. Şihemi merkez edinen Jeroboam kırallığına İsrailiye Kudüsteki Roboamın kırallığına da Y ahudiye kırallıkları denildi
İSRAİL KRALLIGINDA DİNİ AYRILIKL VE İHTİLALLER
İbranilerin parçalanması yalnız siyasi olmadı. Musanın Yahuvadan aldığına inanılan on emri ihtiva eden sandık (Tabut-ül-ahd) Kudüs mabedinde olduğundan, Jeroboam, şimal ve merkez sıbtları için Kenanilerin mabederini ihya etti. İsrailoğulları bu mabetlerde Kenanilerin iki altın buzağısına tapmağa başladılar. Bu suretle ayrılan on sıbt, dinlerine ve milli vahdetlerine kadar herşeyi unutmuş oluyorlardı.
Kırallık ta cüretli kumandanların birinden diğerine geçmek suretiyle nihayet Omri'de takarrür etti.
İSRAİL KRALLIĞINDA OMRİ HANEDANI
Samariye şehrini kuran ve payitaht yapan Omri, evvelce kırallığı tehdit etmiş olan Moabları kendisine vergi vermeğe icbar etti. Fenikelilerin ittifakını Kazanmak maksadiyle Sur kıralının kızı Jezabel'i oğlu Ahab'a aldı.
Fakat Fenikeli prenses, beraberinde putlarını ve mezbah rahiplerini de getirdi. İsrail kırallığı merkezinde Fenike mabutları daha büyük bir tebcil görmeğe başladı.
Bu zamanlarda idi ki Asurlular, bütün Önasyayı yeniden tehdit etmeğe koyuldular. Üçüncü Salmanasar'ın istila ordusuna karşı koymak üzere kurulan birliğe Ahab ta girdi. Fakat Salmanasar'ın, Hama civarındaki Karkar zaferi bütün müttefikler gibi İsrail kırallığı için de bir darbe oldu (M. E. 854).
Bu darbe, İbranilerin şimal ve cenup hükumetlerini muvakkaten birbirlerine yaklaştIrdı. Yahudi kıralının oğlu İsrail kıralının Fenikeli' prensesten olan kızı Atali ile evlendi.
SAMARİYE VE KÜDÜSTE DİNİ MÜÇADELELER
Omri hanedanı tamamiyle Yahuva dinini bırakmış, Fenikeli prenses Jezabel'in getirdiği Baal ve İstar mabutlarına tapmağa başlamışlardır. Atali, Kudüs sarayına gittikten sonra burada da Yahuva dini itibardan düştü. Bu hal, şimal ve cenupta peygamberleri ve hahamları hükümdarlar aleyhine amansız bir mücadele açmağa sevk etti Başlangıçta mücadeleyi peygamber İlyas idare etti. İsrail kralı Ahab, kendisini Horeb çölüne ilticaya mecbur edince bu vazife Peygamber Elyesa tarafından deruhte edildi. Mücadele §imalde Omri hanedanının imhasını, cenupta ise Ahazya ile hanedanından yedi yaşındaki Çoas'tan maadası mahvoldular. Şimalde Omri hanedanını mahveden asi General Jehü, cenupta ise Joas hükümdar oldular.
İSRAİL VE YAHUDA KIRALLİKLARI ARASINDA REKABET
Bir müddet sonra İsrail ve Yahuda devletleri arasındaki rekabet ve düşmanlık yine başgösterdi. İsrail kıralı Suriye Aramileriyle birleşerek Kudüsü muhasara ettiler. Yahudi kıralı, Süleyman mabedindeki bütün altın, gümüş ve mücevherleri Asur İmparatoru Üçüncü Teglatfalasar'a göndererek yardım istedi.
Bu müracaat üzerine Asur orduları İsrail kırallığı ülkesini istila ve şehirleri tahrip etti. İsrail kıralı ağır vergi vermeği taahhüt suretiyle ancak başını ve tahtını kurtardı (M. E. 734).
İSRAİL KIRALLIGININ YIKILIŞI
Artık Samariye'nin akıbeti taayyün etmişti. Teglatfalasar’ın ikinçi halefi Sargon bu krallığa nihayet verdi (M. E. 722). Samariye halkından yirmi bin Kişi esir edilerek Asuriyeye götürüldü. Yerlerine Mezopotamya ve Suriye’den getirilen halk yerleştirildi. Sonraları Sammariten'ler denilen yeni Samariyeliler, tamamiyle Baal'e tapıyorlardı.
SAMARIYENIN SUKUTUNDAN KUDVSON TAHRIBINE KADAR (M. E. 722 - 586)
İsrailiye kırallığı yıkıldığı zaman Yahuda kırallığında Peygamber Eşiya'nın samimi dostu Ezehiyas (M. E. 723 - 694) bulunuyor, kendi memleketinin de ayni akıbete uğrıyacağını seziyordu. Bu akıbeti hazırlıyacak ilk darbeyi Sargon'un halefi Senahrib (M. Eo 705 - 681) indirdi. Fakat Ezehiyas vergi vermeği ve Asur imparatorunu metbu tanımağı taahhüt ederek Kudüsü tahripten kurtardı.
Bu badireden sonra Kudüs yeni baştan Yahuva ve Baal taraflarının kanlı mücadelelerine sahne oldu. Bu mücadeleler esnasında baş ha ham Helkiyas (Helcias), harap havralardan birinin enkazı altında Tevrat'ın mühim aksamından olan Tesniye kitabını buldu. Yahut kendi yazdığı eseri Tesniye kitabı diye tam zamanında meydana çıkardı. Bu kitaptan çok müteessir olan kıral Josias 639 - 608) bütün Baal'e tapanları katliam ettirdi. Bu maceradan sonra Kudüs kale duvarlarından koyu bir haham taassubu fışkırmağa başladı.
Yahudiler, işi, gücü, hatta memleketin müdafaasını Yahuva'ya havale ederek havraların loşluklarına gömüldüler. Hahamlar, Yehuvanın dindar halkım müdafaa edeceğinden bahisle, tecrübesiz hükümdarı Asurlulara verilen vergiyi kesmeğe teşvik ettiler.
Fakat bu zamanlarda Asur imparatorluğu Med'ya ve Babil'in müttefik kuvvetleri önünde yıkılmış olduğundan Kudüsteki bu tahrikciyane taşkınlık tabii cezasız kaldı. Fakat, Fir'avunun Asurluların inkırazından istifade ederek Kudüs ve Suriyede hegemonya kurmak istemesi, ikinci Babil imparatorluğunu kurmakta olan Nabuhodonosor'u Suriye ve Filistini istilaya tahrik etti. Peygamber Eremiya'nın tavsiyesi hilafında Fir'avun tarafını iltizam eden Yahuda Kıralı Jovakim, Kudüsün Babilorduları tarafından istilasına şahit oldu.
Nabuhodonosor, saray ve mabedi yağma ettikten sonra ilerigelen Yahudilerden 17 bin kişi ile Kıral Jovakim ve ailesini esi! ederek Babil'e götürdü. Kendisini metbu tanımak ve vergi vermek suretiyle Yahuda prensIerinden Sadakiye'yi Kudüs hükümdarlığına geçirdi (M. E. 597).
Yahudiler bu darbeyi dinin ihmal edilmesine karşı Yahuvanrn bir tedibi tehikki ettiler. Hahamlar, dine yapışıldığı takdirde Yahuvanın her tehlikeye karşı kendilerini himaye edeceğini vaİz etmeğe başladılar. Halk gibi Sadakiye .de bu sözlere kandı. Babil'e verdiği vergiyi kesti. Fakat Nabuhodonosor'un bu serkeşliği tedip için vukubulan darbesi, amansız oldu. Kudüs muhasara edildi. Gerçi mutekit Yahudiler, Yahuvanın imdada geleceği kanaatiyle iki sene kahramanca müdafaada bulundular. Fakat, nihayet ümitler kesildi. Şehir düştü. Firar etmek istiyen kıral Sadakiye yakalandı. Bütün ailesi efradı gözü önünde boğazlandıktan sonra gözleri oyuldu. Zincire vurularak Babil'e götürüldü. Kudüs'de taş taş üstünde kalmamak üzere yakıldı, yıkıldı. Hahamlar boğazlandı. Elegeçen Yahudiler esir edilerek Babil'e sürüldü (M. E. 587) •.
BABİL ESARETİ
Nabuhodonosor, Yahudileri biri M:Ö:597 de diğeri de M.Ö. 587 de olmak üzere iki defa Babil'e sevk etmiştir. Birinci kafilenin sevkinden itibaren babil esareti altmış sene sürdü..
Fakat, Babil esareti Yahudilerin ümidini kırmadı. BiIakis esaret onlar için bir intibah devri oldu. Felaketlerden mütenebbih olan Yahudiler, başka unsurlar arasında milli varlıklarını korumak için, tefrikayı bıraktılar. Milli birliklerini koruyan Musa dinine sarıldılar. Bu zamanlarda yetişen peygamberlerden Hezekıyal, Zahar bu intibaha tercüman olan kitaplar yazdılar. Yahuva dinini ıslah ve ihya ettiler. Hezekiyal, Habur nehri kıyılarında ırkının felaket destanlarını terennüm eden kitabını kaleme almıştı.
ESARETTEN KURTULUŞ
Akamaneş İmparatoru Kurus, Babili zapt ve Önasyaya hakim olunca, İsrailoğullarını vatanıarına. avdette serbest bıraktı (M. E. 536). Yahudiler muhtelif fasılalarla kafile kafile Kudüse döndüler. Avdet eden Yahudilerin miktarı 42,000 kadardı.
Esaretten dönen Yahudiler, Kudüse geldikleri zaman bir harabezar karşısında kalmışlardı. Her tarafta açlık ve sefalet hüküm sürüyordu.
YENİ MABET
İlk iş mabedin inşası oldu. Erdeşir zamanında dönen Esdras (Üzeyr), ile M. E. 445 te dönen Nehamiya adlı peygamberler, İran hakimiyeti altında ruhani bir idare kurdular .. Esdras, kaybolan tevratı buldu. Daha doğrusu mevcut parçaları şifahi an'anelere, kendi duygusuna göre tamamladı (M. E. 458).
İBRANİLERİN DİNİ
İbranilerin ilk devirlerde çok mabutlu bir dine bağlı oldukları anlaşılmaktadır. Bu dinin hakim olduğu zamanlarda İbrani kavmini teşkil eden her Sıbtın (Klan) hususi bir mabudu vardı. Klanlar birliğinin timsali de ilahlar manasını ifade eden Elohim idi . Bu zamanlarda her Sıbta ait ilahlar grubunu ifade eden Elohim, bati bir tekamül ile sonraları umumileşmiş, tek bir uluhiyet timsali olmuştur.
Bu devre tekabül eden Nebiler zamanında İbraniler, kavmi mabudu Elohim adiyle anıyor ve onu insan şeklinde tasavvur ediyorlardı. Munhasıran İbranilerin hamisi ve mabudu olan Elohim,. gazabını; fırtınalar,. tuğyanlar, kıtlıklar ve afetlerle izhar ediyordu. Gazabını teskin için kendisine kurbanlar takdim olunuyordu.
MUSA DEVRİNDE DİN
Musa bu eski dine de büyük bir tekamül merhalesi atlatmış Elohim yerine büyük tanrı olarak Yahve veya Yahova kaim olmuştur. Son tetkikler, Musa üzerinde Mısırlılardan ziyade Yemen Maini'leriyle münasebetleri olan Medyenlilerin tesiri olduğunu ve Yahovanın, daha evvel Musanın burada aralarına iltica ederek kızını aldığı Yetro'nun kavmi olan Kenilerin mabudu olduğu hakikatini meydana koymuştur.
YAHUİZM VE MAHİYETİ
Kuruluşu Musaya isnat edilen Yahuizm tek ilah esasına dayanan en eski dindir. Tek ilah akidesi, İsrailoğullarım diğer kavimlerden ayıran bir hususiyettir.
Yahuzim asıl hüviyetini muhafaza etmekle beraber, biri esaretten ,evvelki ve diğeri esaretten sonraki devirler olmak üzere iki tekamül merhalesi arzeder. Birinci devirde Yahova adeta mücessem bir insandır. Ve yalnız İsrailoğullarının Allahıdır. İkinci devirde ise insani vasıflardan tecerrüt etmiş, umumi ve mafevkattabia bir mahiyet almıştır. Fakat, bu umumi tek ilah mevcut kavimler arasında İsrailoğullarım kendi kavmi olarak seçmiştir.
İsrailoğulları an'anesine göre Yahuizm'in esası, Yahovamn S' .dağında, (Turi Sina) kendi eliyle taş levha üzerine yazarak Musaya vermiş olduğu şu on emirdir.
· İsrailoğullarını esaretten kurtaran Yahovadan başkasına ibadet edilmeyecek.
· Put yapılmayacak ve putlara tapılmayacak.
· Yalan yere yemin edilmeyecek.
· Cumartesi günü istirahat günü olarak takdis edilecek.
· Anaya, babaya hürmet edilecek.
· İnsan öldürülmeyecek.
· Zina edilmeyecek.
· Hırsızlık yapılmayacak.
· Kimse aleyhine yalan yere şahadet edilmeyecek.
· Kimsenin evine, karısına, köle ve cariyesine, öküzüne, eşeğine hulasa hiçbir şeyine göz dikilmeyecek.
Yahova dini, Babil esaretinden miladı İsa'ya kadar geçen seneler :zarfında zuhur eden peygamberler ve Ahbar denilen büyük din alimleri tarafından yapılan tadiller ve ilavelerle tedricen tekamül ederek tam bir şeriat halini almış ve diğer dinler için esas olmuştur.
AHDİ ATİK-TEVRAT
İbranilerin dini kitapları Ahdi atik ismi altında toplanan birçok kitaplardan mürekkeptir. Bunların hepsine birden kanun denilir. Hıristiyanlarca da mukaddes sayılan ahdi atikten Esfarı hamse denilen beş evvelki kitap Musaya isnat edilmekte ve asıl Tevrat sayılmaktadır.
On yedinci asırdan itibaren Tevrat hakkında serbestçe yapılan tetkikler, bu:kitaplarda Musa devrine ait bazı eski parçalar bulunmakla beraber, heyeti umu-miyelerinin Musadan sonraki devirlerde tertip edilmiş ve muhtelif kalemlerdem çıkmış olduklarını meydana koymuştur
[publicize twitter]
[publicize facebook]
[category araştırma]
[tags TARİH, ARAMİLER, İBRANİLER]