TARİH /// Türk Dünyasında Bir Türk Devleti : SAFEVİLER...

8 views
Skip to first unread message

Özel Büro (Dig.Security.İŞNET)

unread,
Jun 10, 2016, 6:15:07 PM6/10/16
to MAIL GRUBU - ADD AKDENİZ, MAIL GRUBU - ADD ANADOLU HAREKETİ, MAIL GRUBU - AMERİKADA AYYILDIZ, MAIL GRUBU - DİP DALGASI (270 ÜYELİ), MAIL GRUBU - GUGUKLU HAYAT, MAIL GRUBU - HAVA CİVA, MAIL GRUBU - KUVVA-I MİLLİYE /// 829 ÜYE, MAIL GRUBU - ÖZGÜR MİLLİYETÇİLER, MAIL GRUBU - TURAN ÇATLI 9, MAIL GRUBU - TÜRKÇÜLER, ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (DÜŞÜNCE FIRTINASI), ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (GOOGLEGROUPS), ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (TURAN ÇATLI), ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (YİSRATÜRK MAIL GRUBU), ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (YTÜRKİYE İÇİN ELELE MAIL GRUBU), ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU WORDPRESS (İSTİHBARAT VE ANALİZ)

İşte Safevi Türk Devleti'nin Bilinmeyen Tarihi...

Türk Dünyasında Bir Türk Devleti: SAFEVİLER...

 

SAFEVİ TÜRK DEVLETİ
 
Safevi devletinin kuruluşu, daha önceki İslam ordularının İran coğrafyasına girişi ve Moğol istilaları gibi tarihin önemli olaylarından kabul edilmektedir.

İslam sonrası dönemde ilk defa olarak İran toprakları bir Türk hükümdar altında birliğini sağlamıştır. Bölgenin önemli uzmanlarına göre Safevi devleti ideal bir Türk Devletidir.[1]
 
İslamiyet sonrası en önemli Türk-İslam devletlerinden biridir.

1501 ve 1736 yılları arasında bugünkü Azerbaycan, İran, Ermenistan, Irak, Afganistan, Türkmenistan ve Türkiye'nin doğu kesiminde varlığını sürdürmüş, tarihte ilk kez Şiî Onikiciliğini resmî mezhep olarak kabul etmiş olan halkları yönetmiş ve Azerbaycan'ın varis olduğu hâkim hanedanın devletidir.
 
Safevi Devleti'nin kuruluşuna destek veren Türkmen boyları şunlardır; Şamlı, Afşar, Kaçar, Çağırganlı, Karamustafaoğlu, Tekeli, Humuslu, Ustaclu, Dulkadirlu, Varsaklardır.


 
http://www.bilgeturksam.com/images/upload/8220kizilbas-devleti8221ni-cumhurbaskanligi-forsuna-dhil-edin-17526.jpg
İsmail Safevi, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın torunu olan Akkoyunlu Emiri Elvend Mirza'yı Şarur (Nahçıvan) yakınlarında yendikten sonra 1501 yılının temmuz ayında Tebriz'de kendisini Şah ilan etmiştir. Bundan sonra tüm İran'ı ele geçirerek, Mayıs 1502'de resmen Safevî Şahı olan I. İsmail sonraki 250 yılda Orta Doğu'ya büyük etki yapacak bir Şiî devletinin temelini atmıştır.

Safevi devletinin saray ve ordu dili Azerice, bürokrasi dili Farsçadır.
 
Safevi ismi Şah İsmail’in dedesi Şeyh Sefiyüddin’den gelmektedir.
Tarikat şeyhi olan Sefiyüddin İshak İlhanlılar döneminde tarikatın merkezi Erdebil’de büyük nüfuz kazanmış ve İlhanlı yönetiminin dikkatini çekmiştir. Türkmen olan Sefiyüddin 1334’de vefat ettiği zaman oğlu Sedreddin, sonra Hace Ali şeyh olmuştur. Esasen bir Süfi tarikatı olan Safevi tarikatı zamanla Batıni hareketlerin tesirine girerek Şii inancını benimsemiş ve Şii tarikatlar arasında önemli bir yer edinmişti.[2]
 
Çeşitli Türkmen boylarını kuruluşu desteklediği Safeviler Şii mezhebini devletin resmi ideolojisi olarak kabul etmiştir. Devletin yönetiminde otuz iki kabile ve soylu aile söz sahibi olmuştur.  Genelde yaygın olan teze aykırı olarak devletin kuruluşunda esas rolü Akkoyunlu ve Kararkoyunlu Türkmenlerinin değil orijinal ve yeni Anadolulu (Rumlu) ve Suriyeli (Şamlu) Alevi Türkmen topluluklarının oynadığı ortaya çıkmaktadır.
 
Safevi Devleti Şah İsmail döneminde Asya’nın en büyük devleti haline gelmiş sınırları Azerbaycan ve Türkiye’de doğu Anadolu hattına kadar genişleyerek Osmanlı İmparatorluğu ile sınır komşusu haline gelmiştir. Batınilik hareketlerinden etkilenen Türkmenlerin Osmanlı Devleti’nce dışlanması ve Şah İsmail etrafında birleşmesi iki ülke arasında husumete yol açmıştır. Anadolu’da devlet otoritesini sağlamaya çalışan Osmanlı Devleti asi ilan ettiği ve dışladığı Alevi Türkmenlerin Şah İsmail’in yanında yer almasıyla dış sorunlarla karşı karşıya kalmıştır.


 
http://www.bilgeturksam.com/images/upload/yuceltanay531_138722536414.jpg
Osmanlı’da vergi düzeninde yapılan adaletsizlikler ve devlet yönetiminde Türkmenlerin dışlanmaya başlaması yeni sorunlara zemin hazırlamıştır. Safevîler bu dönemde etki alanlarını düzenlemek istemişlerdir. Nitekim Anadolu'ya gönderdiği aracılarla Şii propagandası yapmaktaydı. Osmanlı o sıralar taht kavgalarıyla meşguldü. Bu da Şah İsmail'in işini kolaylaştırıyordu. Şah İsmail Şahkulu Baba’yı Anadolu’daki halefi olarak ilan etmesinin ardından kendisine bağlı olan tüm Alevileri örgütleyerek Osmanlı Devletine karşı ayrılıkçı faaliyetler içine girmişlerdir.

Tarihe Şahkulu isyanı olarak geçecek bu vaka (1511) sürecinde Şahkulu Baba Anadolu’da yaşayan Alevi Türkmenlerin dini ve sosyal liderliğini üstlendikten sonra kendilerine kucak açan Şah İsmail lehine faaliyetler yürüterek Osmanlı tebaasındaki Alevi cemaatlerini Şah İsmail’e biat etmeye çağırmıştır.

Şahkulu İsyanı Alevi isyanlarının sadece başını çekmiş sonraki yıllarda Osmanlının Aleviler üzerine uyguladığı baskı ve zulümlerle Osmanlı aleyhine olan faaliyetler hiç bitmemiş ve Anadolu Alevileri sorunu çözülememiş bir sorun olarak yıllarca önemini korumuştur.
 
http://www.bilgeturksam.com/images/upload/ffdd_-_Kopya.jpg
İsyanın sorumlularını cezalandırmak isteyen Yavuz Sultan Selim, Osmanlı için büyük bir tehdit unsuru olan Şah İsmail’i etkisizleştirmek için çıktığı İran seferinde beş ay gibi bir süre harcadıktan sonra Çaldıran Savaşı’nın yaşandığı Çaldıran Ovası’na 23 Ağustos 1514 tarihinde varmıştır.

Yavuz Sultan Selim, uzun süren seferi sırasında Şah İsmail ile mektuplaşmış, bu yazışmalar hem meydan okuma, hem tehdit hem tenkit içermekteydi. Bu yazışmaların en dikkat çeken detayı ise Yavuz Sultan Selim’in İran/Fars topraklarında hüküm süren Şah İsmail’e yazdığı mektuplarda Farsça, İran/Fars Hükümdarı Şah İsmail’in ise Türkçe kullanmış olmasıydı. Zira Fars edebiyatının hâkim olduğu Osmanlı Sarayına kıyasla Fars Topraklarına hükmeden Şah İsmail ve Safevi Devletinde Türklük ve Türk Kültürü ön plandaydı.
 
Yavuz Sultan Selim, sefere başlarken gönderdiği ilk mektupta Şah İsmail’in “İslamiyet’e aykırı hareketlerini tenkit etmiş, yaptığı mezalimlerden bahsederek katlinin vacip olduğunu ifade ederek kılıcından evvel İslamiyet’i kabul etmesi lazım geldiğini” yazmıştı. Şah İsmail ise harbe hazır olduğunu ifade ederek “Er isen meydana gelesin, bizde intizardan kurtuluruz” diyerek cevap vermiştir.
 
23 Ağustos 1514’de yaşanan Çaldıran Savaşı Osmanlı Devletinin galibiyeti, Safevi Devletinin hezimeti ve mağlubiyetiyle sonuçlanmıştır. Çaldıran Savaşı’nın kazanılması ile Erzincan, Bayburt ve Kemah Kalesi Osmanlı Devletinin hâkimiyeti altına girmiştir.
 
Şair ve edebiyatçı kimliği ile de bilinen Şah İsmail Çaldıran yenilgisinin ardından şiir ve edebiyatla daha çok ilgilenmeye başlamıştır. Şah İsmail’in pasif devlet idaresi esnasında Safevi Devleti Safeviye ailesi ve tarikata mensup Şii Türkmenler ve göçmen Anadolu Alevi Türkmenlerin desteği ile varlığını sürdürebilmiştir.

Şah İsmail’in kontrolünü kaybetmesi sonrası Fars kökenli devlet adamlarının vezirlik gibi en önemli mertebelere atanması Türkmenlerin tepkilerini çekmiştir. Özellikle Safevi tarihi için bir dönüm noktası olan Çaldıran Savaşı sonrasında Arap ve Fars kökenlilerin devlet idarelerindeki etkinlikleri artmaya başlamıştır. Bu durumu kabullenmeyen Türkmenler daha önce Osmanlı Devletine karşı başkaldırdığı gibi Safevi Devletine karşı meydan okumaya başlamışlardır. On beş yıl süren bu isyan hareketiyle Fars olan beş vezir Türkmenler tarafından öldürülmüştür. Farsların nüfuzunu arttırmasıyla da tüm devlet Farslaşmaya başlamıştır. Şah İsmail’in 1524’te ölümünün ardından tahta oğlu Tahmasp geçmiştir.
 
Tahmasp, Sultan Süleyman’ın ölümünden sonra iç karışıklıklarla ve özellikle Horasan bölgesindeki Özbek akınlarıyla uğraşmıştır. Ülkesinin Farslaşmasına engel olamamış ülkesini elinden geldiğince ayakta tutmaya çalışmıştır. 1576 yılında öldükten sonra Safevi Devleti artık cihan devleti olmaktan ziyade zayıf bir devlet haline gelmiştir.
 
Tahmasp’ın oğulları arasında yaşanan taht kavgaları sırasında devletin iyice zayıflamasının ardından başa geçen 1. Abbas 42 yıllık uzun hakimiyet döneminde Safevi Devleti’nin içinde bulunduğu zor duruma rağmen ayakta tutabilmiş ve devletin yıkılmasına engel olmuştur. Türk Devleti olarak kurulmuş olan Safevi Devleti, Şah Abbbas devrinde önlenemez bir şekilde Farslaşmıştır.

Bu tarihten sonra İran tarihi parçası olarak yer alacak olan Safevi Devleti toplumsal olarak zenginleşmiş olmasına karşın siyasi olarak zayıflayarak küçülmüştür. Siyasi zayıflama ilerleyen yıllarda Safevi Devleti’nin yıkılma sürecini getirmiştir. Şah Abbas döneminden sonra Türk kimliği ortadan kalkarak önce İranlılık ön plana çıkarken Farsların devlet erkanında yeri sağlamlaştıktan sonra ise İran tarihinin parçası sayılmıştır. Bugün İran nüfusunun neredeyse yarısını oluşturan Türkmenlerin kökeni Safevi Devletine dayanmaktadır.
 
Şah Abbas’tan sonra tahta geçen oğlu Safi Mirza Safevi Devleti’nin geleceğini tehlikeye sokan politikalar geliştirmiştir. Türklükten de iyice uzaklaşan Safevi Devleti Osmanlı ile süregelen barış halini ortadan kaldırıp onlara savaş açınca devletin sonu iyice yaklaşmış oldu. Van’ı tekrar almak isteyen Safevi Devleti’nin seferine karşı Osmanlı Devleti’nin tepkisi sert olmuştur.

Giderek zayıflayan devlet Zend hanedanının kurucusu Kerim Han’ın ülkede iktidarı ele geçirecek meşruluğu sağlaması ile 1760’da resmen son bulmuştur.

Safevi padişahlarının 3 büyük özelliği bulunmaktadır;


1. Eski İran’ın padişahlarının Tanrıdan gelen ve ‘Şahane Görkem’ olarak adlandırılan gücü bulunmaktaydı. Safeviler bunu Allah’ın yer üzerindeki gölgesi olarak adlandırmışlar ve bu gücü tartışmasız hale getirmişlerdir.

2. Bu makamı Safeviler 7. İmam Musa Kazım’a dayandırarak muhalefet etmeyi günah sayıyorlardı.

3. Sufi fırkasının Kamil Mürşit makamı Safevi hanedanının elinde bulunmaktaydı. Bu da halkın itaatini kolaylaştırmıştır.[3]

ŞİMDİ BUGÜNE GELELİM...

Safeviler TÜRK, Şah İsmail, TÜRK; Yavuz Sultan Selim, TÜRK...

Ve bugün Ortadoğu'nun son iki bin yılında hükmetmiş iki büyük güç var; BİZANS ve TÜRK!

Ve bugün Ortadoğu'da oynanan oyun da açık; etnik ve mezhepsel temelde ayrıştırıp parçalamak!

Bizans'ta etnik ayrım artık yok, dinde de mezhep ayırımı artık yok; şu an KUTSAL İTTİFAK'talar!

Yani üzerinde oyun oynanacak tek bir TÜRKLER kaldı, başkası yok!

Peki Türkleri nasıl ayırıp parçalamayı hesaplıyor bunlar; etnik ve mezhepsel!

Etnik; TÜRK-KÜRT diye!

Mezhepsel; ALEVİ-SÜNNİ diye!

İki Türk Beyi vakti zamanında sırf bu ayrım yüzünden birbirini kırdı ama biz tarihten ders alıp asla biribirimizi kırmayacak, aksine birleşip tıpkı eskisi gibi GÜÇ olacağız!

BU BİR TÜRK-BİZANS SAVAŞIDIR; HERKES ONA GÖRE SAFINI TUTMALI!

Erdal Sarızeybek

 

[1] http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423931518.pdf

[2] http://muratkandemir-bilgikutusu.blogspot.com.tr/2014/09/tarihin-unutulan-turk-sayfas-safeviler.html

[3] Abdüllatif Kazvini, Safevi Tarihi, s.25

BİLGETÜRK

[status publish]

[geotag on]

[publicize off|twitter|facebook]

[category araştırma]

[tags TARİH, Türk Dünyası, Türk Devleti, SAFEVİLER]

image001.png
image002.jpg
image003.jpg
image004.jpg
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages