Soner Yalçın : Kütük marifeti

15 views
Skip to first unread message

Grup Yönetici

unread,
Mar 22, 2015, 11:37:45 AM3/22/15
to Turkiye-i...@googlegroups.com

---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Gönderen: <gti...@aol.com>
Tarih: 22 Mart 2015 06:56
Konu:  Soner Yalçın : Kütük marifeti
Alıcı:


100 yıllık demokrasi tarihimizde
Bu dusunulmeden soylenmis yalan/yanlis bir soz.

Demokratiklesme Osmanli'nin son 30 senesinde basladi;
lakin, bu cesur donem, 33 siyasi parti, uc serbest secimden sonra, Mustafa Kemal tarafindan bicakla kesilmis gibi sona erdirildi.

Partiler dagitildi, muhalefet susturuldu, yerine tek partili bir diktatorluk geldi; 27 sene kaybettik.
Bu sessizlik ve ozgurluksuzluk icindeki yasama biraz olsun 1946'da ara verildi, ve 1950'de cok partili sisteme T E K R A R D A N (muhtemelen Amerika'nin Turkiye'ye yardim etmek icin koydugu sart yuzunden) girdik.

Ama, nasil?

Universitelerde heveslendirilmis zinde guclerin ve kemalist subaylarin solugu iktidarin ensesinden hic eksilmedi.
Uyduruk sebeplerle ve yalanlarla Kemalist subaylar (Ingilizlerin ve CHP'nin el altindan yardimi ile) darbe yapti.

Bir Animi anlatayim: Darbe sonrasi, SIKI Yonetim vardi, ve ben iki sene genelkurmayda yedek subayligimi yapiyordum. TSK ve CHP birlikte koyluyu guya egitmek icin, CHP'nin organi Ulus gazeteleri toplar koylere gonderirdi (tabi askeri araclarla). Kantinde toplanirdi gazeteler, ve bir keresinde Adalet Partisi'nin organi Zafer gazetesini getirip Ulus gazetelerinin ustune koydum. Bana nasil bagirdilar anlatamam; bir dayak yemedigim kaldi...

Genelkurmayda vazifem tarih kitaplari tercume etmek, ve Avrupa'ya, Amerika'ya giden generallerin getirdikleri elektronik, beyaz esya kullanim kitapciklarini tercume etmek, hanimlar arasi telgraflari tercume etmekti. Tercume ettigim bir kitabi meger bir subaya 10 bin lira vererek tercume ettirmisler. Bunu ogrenince, vatanperverlik boyle olmaz diye itiraz ettigimde bir hafta goz hapsi yiyip, bir masa ustunde yatmak mecburiyetinde kalmistim. Uc gun de normal hapis yedim; askere dayak atilmaz dedigim icin.

Neyse, darbeler zinciri boylece basladi.
Her darbe, yalanlarla, kaos yaratma ile basliyordu. Bunlarin arkasinda Kemalist subaylar, gazeteciler, universite proflari, CHP ve ABD ve/veya Ingiltere ile is birligi vardi.

Darbe yaklasimlari hic degismedi.
Darbeden vesayete, vesayetten kukla gibi vazife goren secilmis hukumetlere defalarca sahit olduk.

1980'de darbelerin anasi yapildi; yine Kemalist subaylar tarafindan.
Kemalizm'i anayasaya kanunlariyla birlikte soktular.
Kemalist dusunce-neyse?- (uyduruk olmayan bir tarifini hic duymadim) o da anayasanin bir sarti idi.
Dindar Turk milletine bir tehdit olarak oradaydi. Buna gore partiler kapatiliyor, Kurtlere soluk aldirilmiyordu.

Daha sonra, TSK'dan birkac tehdit, muhtira, ve 28 Nisan darbesi, tekrar secilmis hukumetlere verilen ayarlar, iktidar partisinin kapatilma davasi da kemalist tarihimizin eserleridir.

Kisacasi, bu millet 90 senedir Bati anlaminda bir demokrasi katiyen yasayamadi.
Demokrasiye en yakin geldigimiz donem, su icinde oldugumuz AK Parti donemidir.

Bu konuda yalan soyleyenlerin Kemalist olma ihtimali yuzde kactir sizce?

Gunes



-----Original Message-----
From: Oraj Poyraz <cim...@neomailbox.net>
Sent: Sat, Mar 21, 2015 11:15 am

Soner Yalçın : Kütük marifeti


Çıkıp tv ekranında konuşuyorlar:
100 yıllık demokrasi tarihimizde iki şaibeli seçim varmış; biri 1913’te “sopalı seçim”, diğeri 1946’daki “hileli seçim” imiş!
Ah bu İttihatçılar yok mu!?
Ah şu CHP’liler yok mu!?
Peki…
1957 seçimlerinde ne oldu? Söylemezler, yazmazlar. Türkiye’yi askeri müdahaleye götüren o süreci hiç anlatmazlar.
Tarih unutmaz…
57 yıl önceye gidelim… Başlıyorum:
İktidardaki Demokrat Parti genel seçimi 7 ay önceye çekti. Halk, 27 Ekim 1957’de sandık başına gitti. Seçim saat 17.00’de bitecekti.
Fakat saat 14.30’da devletin tek radyosu; oy verme işlemleri sürerken DP’nin kazandığı illeri açıklamaya başladı! Şaka değil gerçek bu…
CHP lideri İsmet İnönü, Devlet Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’yu telefonla aradı, “Sizden bu suçun işlenmesine engel olmanızı talep ediyorum” dedi.
Bakan Zorlu, “Beyefendi” Adnan Menderes’e gitti, İnönü’nün söylediklerini aktarıp radyo yayınının durdurulmasını istedi. “Beyefendi” sert çıktı; “Radyo sonuçları açıklamaya devam etsin!”
CHP bu kez Yüksek Seçim Kurulu’na başvurdu. Radyo yayını durduruldu. Fakat DP zaten istediğini almıştı; kimi CHP’liler “DP kazandı” diye sandığa gitmedi.
Bu arada radyoevinden yabancı gazetecilere, “İsmet İnönü’nün yazılı açıklaması” diye bir kağıt verildi. Sözde İnönü, “Seçimi kaybettik; en fazla 120 milletvekili çıkarabiliriz” demişti! BBC’den France Press’e kadar yabancı gazeteciler haberi doğrulatmak için İnönü’nün yanına gidince, şaşıran sadece yabancı gazeteciler değildi; İnönü ülkesi adına utandı. Devlet, yalan söylemekle kalmıyor, yalan belge düzenliyordu!
Bitmedi…
Bir de 1957 seçimlerinin İsmet İnönü’nün isimlendirmesiyle “kütük marifeti” var!
Seçmen kütükleri hazırlanırken, CHP’li seçmenler “kütük”ten yok ediliverdi! Yerlerine DP’li seçmenlerin adı hem de birkaç kütükte yer aldı. Yani bir DP’li birkaç sandıkta oy kullandı. DP kurduğu seyyar ekiplerle bu seçmenlerini sandık sandık taşıdı. Seçime “iyi organize” olmuşlardı; organize işler konusunda marifetliydiler!
CHP’li kimi seçmenler kütükte isimlerini göremeyince oy kullanamadan evlerine döndü.
Hayır daha bitmedi…

Mehmet Barlas’ın babası

Seçimden hemen sonra oy usulsüzlükleri bazı şehirlerde olayların çıkmasına neden oldu. Örneğin Gaziantep’te…
27 Ekim gecesi seçimi CHP’nin 700 oy farkla kazandığı ilan edildi. Hatta DP’nin gazetesi Zafer bile bu sonucu yazdı. Fakat, ertesi gün köylerden “sayılmamış, unutulmuş oylar” getirildi ve bin kadar oyla seçimi bu kez DP’nin kazandığı açıklandı.
CHP’liler haklı olarak il seçim kuruluna itiraz etti. İtirazları kabul edildi. Oylar, tutanaklar, gerekli belgeler adliye binasına götürüldü; pazartesi inceleme başlayacaktı.
O gece adliye binası yandı! Bütün oylar yok oldu! DP’nin galibiyeti resmiyet kazandı!
Şehirde gergin bir hava oluştu.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı töreninde Gaziantepliler belediyeye yürüyüp seçimleri protesto etti. Vali kitlenin üzerine (o zaman TOMA yoktu) itfaiye araçlarıyla su sıktırınca olaylar çıktı. Belediye tahrip edildi.
Polisin halkı dağıtmak için ateş açmasıyla, DP binasından da kitleye mermiler yağdırıldı. Olaylarda bir komiser muavini ile bir çocuk yaşamını yitirdi; çok sayıda kişi yaralandı.
Zırhlı askeri birliklerin şehre girmesiyle olaylar yatıştı. Ardından şehirde “CHP’li cadı avı” başladı.
Gözaltına alınıp tutuklananlar arasında kimler vardı bilir misiniz:
Mehmet Barlas’ın babası Cemil Sait Barlas.
Zeynep Göğüş’ün babası/Hasan Celal Güzel’in dayısı Ali İhsan Göğüş.
CHP’liler halkı isyana teşvik iddiasıyla Yozgat Cezaevi’nde beş buçuk ay yattı.
Avukatları Prof. Dr. Turhan Feyzioğlu idi.
Oy rezaleti yüzünden sadece Gaziantep’te olaylar çıkmadı.

Mersin’de seçim cinayeti

Mersin’de de oy hırsızlığı olaylara neden oldu.
DP’nin oy hilekarlığının ortaya çıkması halkın sokağa çıkmasına sebep oldu. Olayları askerler bastırdı.
Bu arada…
CHP’li Mahmut Boytunç, DP’liler tarafından öldürüldü. Resmi makamlar “katil” diye, Zeki Budur ve Murat Sevim adlı DP’lileri tutukladı.
Ama katilin aslında DP Mersin Milletvekili Hüseyin Fırat olduğu yolunda söylentiler çıktı. Cinayetle ilgili haberlere yayın yasağı getirildi!
Sadece Gaziantep ve Mersin’de olaylar çıkmadı. İstanbul, Ankara, Sivas, Giresun, Kütahya, Kayseri, Çanakkale, Samsun gibi birçok şehirde oyların çalındığı iddiası halkı sokağa döktü.
Olayları bastırmak için şehirlerin üzerinden uçaklar alçaktan uçuş yaptı. İsmet Paşa, “Savaşta bile askeri uçakların sivil halk üstüne dalış yapmadığını” söyledi.
Seçimin üzerinden 5 gün geçti. Fakat Türkiye sakinleşmedi. Bu nedenle…
1 Kasım 1957’de TBMM açılışında Ankara’da olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Başkentin caddelerinde tanklar vardı. Yollar asker kordonu altındaydı. Gençlik Parkı’na, Güven Parkı’na askerler yığıldı.
Aslında tüm bu gerginliğin nedeni Meclis tutanaklarına yansıdı:
1957 seçimlerinde DP bir önceki 1954 seçimlerine göre 9 puanlık büyük oy kaybetti. Bunu bekliyorlardı. Bu nedenle işi sıkı tutmuşlardı. Ne olursa olsun kazanmayı amaçlamışlardı.
Sonuçta…
DP, 1957 seçiminde CHP ile artık başa baştı; CHP’nin yüzde 41’ine karşılık yüzde 47’lik oyu vardı. DP’nin bu oyların ne kadarında kütük marifeti vardı, bilinmiyor.
Bilinen; Türkiye’nin 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine böyle seçim şaibeleriyle de sürüklendiğidir.
Tv’lere çıkanlar, gazetelerde yazanlar bu konulara hiç değinmiyor.
Yalan üzerine iktidar inşa ediyorlar.
Dün de öyle…
Bugün de öyle…




--
Türkiye için el ele mail grubumuz  https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele   

Gruba e-posta gönderme adresi   turkiye-i...@googlegroups.com   
 
Erzincan Kemaliye Egin Grubum 

Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com 

Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362  erzinca...@gmail.com 
 
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum : https://twitter.com/#!/MiLALDi
 
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
 
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages