AR NAMUS
Bir müddet TRT bünyesinde çalıştığım için mi bilmem , bu yayın kurumuna karşı bir sempati beslemekte idim. En son hatırlarım değerli arkadaşım Serpil Akıllıoğlu, bu kurumun içinden gelip, Genel Müdürlüğünü de yapmıştı. Serpil Akıllıoğlu program yapımcısı idi Ankara Radyosunda , ayrıca mahalleden de arkadaşımdı. Annesi de ilk okul öğretmeni idi. Evlenirken nikahıma Serpil i de çağırmıştım.
Serpil, Radyodan kayıt cihazları ile birlikte ekip olarak gelmiş , nikahımızı kayda almıştı. Bir şahit Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanı Prof. Dr. Cihat Borçbakan , diğer şahit Süleyman Demirel’in Maliye Bakanı değerli eniştemiz Mesut Erez. Güzel bir kompozisyon, saat 17.00, gün 14 kasım Cuma, Ramazan iftar vakti 17.20 de, ve oruçlu davetliler için sandviç ve içecekler hazır edilmiş durumda. 17.00 saatinden evvel hiç nikah yok , 17.00 den sonra da hiç nikah yoktu. Yer Gençlik Parkı , Göl Gazinosu, Ankara evlendirme dairesi.
Mevcut TRT’nin bir kanalı benim ilgimi çekmekte. TRT 3 olarak adlandırılan , hem Meclis Genel Kurulunda yapılan konuşmaları , biraz taraflı olarak olsa da veren bir yayın kanalı. Aynı kanalda spor karşılaşmaları da verilmekte bu kanaldan . Bazı bölümler kesilmekte, ancak sosyal medya olarak tanımladığımız yayınlardan, kesilen bu bölümleri de izleme fırsatımız olmakta.
Geçenlerde Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Salonunda, oylamayı geciktirme usullerinden olan ‘YOKLAMA ‘ yapılması istenilince, bir zaman dilimi içinde Millet Vekilleri mevcut olduklarını ispat için yoklamaya katılmak mecburiyetinde kalmakta. İzlememiş olanlar vardır diye, burada anlatmak ihtiyacını duydum. Mecliste mevcut olmayan bir iktidar partisi Millet Vekili, ismi lazım değil, varmış gibi, o yoklamada, diğer vekiller tarafından mevcut diye işaret koymuşlar.
Hemen peşinden, muhalefet Parti Millet Vekilleri durumu anlayıp, Meclis Başkanının dikkatini çektiler. Bu olayları TRTnin kanallarından izledim. Muhalefet Partisi Başkan vekili, iktidar sıralarına dönerek, ;
‘ Burada Mevcut olmayan bir vekilin yoklamasını ‘ VAR ‘ olarak göstermeye UTANMIYORMUSUNUZ ?’ diye haykırdı, Mahir bey, iktidar sıralarına dönerek.
Böyle bir eylemi, her kim yaptıysa, aslında sahtekarlık kapsamında mütalaa edilmesi gerektiğine inanmaktayım. Meclis Başkanı da, bu davranışı, kınayan bir konuşma yaptı. Bunlar çok önemli konular. Düşünün bir kere milletin oyları ile seçilen kişi, aslında Meclisteki Mevcudiyeti şahsen kendi için değil , nereden baksan, milleti temsil etmek için orada bulunduğunu unutmamak gerekir. Millet , her kim yaptıysa bu eylemi, Mecliste sahtekarlık yap diye mi oy verdi, bu kişilere? Bu konuyu fazla uzatmadılar, ancak ha benim cebimden para çalmışsın, ha Mecliste sahtekarlık yapmışsın, fazla bir fark görmemekteyim.
Meclis Genel Kurulu salonunda ne yazar biliyor musunuz ? ;
‘ EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR’.
Esas bu olaylardan sonra, başka bir çok konularda , muhalefet sıralarından yükselen ‘ Bunu Yaparken Hiç mi Utanmıyorsunuz ?’ diye ses yükselten muhalefet parti konuşmacılarına, iktidar partisi sıralarından bir İstanbul Kadın Millet Vekilinin çıkıp, ulu orta yerden ;
‘ UTANMIYORUZ’ diye cevap vermesini izlerken ben utandım. İnsan, başkasını temsil ederken bilhassa, bir utanma duygusu olması gerekmez mi ? Vermiş olduğu cevap nereden baksanız kendi için değil, kendine veya partisine oy vermiş Vatandaş adına, o sıralarda oturup, her ay TL 450.000.- maaş alıp: ‘UTANMIYORUM’, demek için maaş aldığını , düşünmemiz gerekir?
Aslında UTANMA duygusu asaletten geldiğine inanırım. Hani ‘ toplumu AR lı insan, veya AR sız insan diye iki ayrı sınıfta toplaya biliriz’ derler ya . AR kelimesinin kökü eski Türkçeye dayandığı söylenir. Onur, Haysiyet, Utanma , Namus, gibi kavramları içerdiğini bilmekteyiz. Ancak bu konulardan yoksun insanlar için Utanma duygusunun var olup olmaması fazla bir şey ifade etmediğine inanırım. Bir insan sahtekarlık yapmışsa ve utanma duygusu da yoksa , fazla bir şey söylemeye gerek olmadığına inancım tamdır.
AR ve NAMUS kavramları konusunda hassas olan insanlar, ülkemizde var olduğu kadar, bu konulardan yoksun insanlarında var olduğunu unutmamak gerekir. Olmaması önemli değil, bu gerçeği ulu orta yerde, mikrofonda, hatta Büyük Millet Meclisi mikrofonlarından, hiç çekinmeden, haykırarak ‘ UTANMIYORUZ ’ demek için, insanlık değerlerinin bir çoğundan yoksun olmak gerekir diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.
Metin Atamer