“Cüppeli” Ahmet “Hoca” BADE(M)LENME açıklaması yapmış, artık bademlemeyi,,, pardon açıklamayı cüppesini çıkararak mı yapmış çıkarmadan mı yapmış, bilemiyorum ama bu “Bade(m)leme” ve “Bade(m)lenme” konusu 5 yıl önce de “gündeme” gelmiş idi (meğer hep gündemdeymiş de biz saftoriklerin haberi yokmuş).
Yalnız o zaman sadece “BADELENMEK” olarak basına yansımış idi ama bu sefer uzman hoca bir de “BadeMlenmek”i eklemiş.(Tabii adamın günahını almayayım “demiş mi dememiş mi” o da kesin değil, yarın “yalanlama yapabilir..)
Hani bundan böyle bunlara “BADEM” denildiğinde de kimse alınıp kızmasın
O zaman ilk duyduğum/uz için olacak, acemilik işte kalkmış bir de yazı yazmış idim.
Neyse hem söz konusu yazımı hem de o günlerden kalma 2 haberi paylaşıyorum.
Ki bilgilenip benim gibi cahil kalmayasınız.
İyi badelenmeler efendim.
Aydoğan Kekevi 29.3.16
* * * *
BADE(m)LENMEK üzerine aydınlatıcı bilgiler
veya
Badelenme Rehberi.
(Badelenmek üzerine 1 muhabbet, 2 Haber..)
* * *
Aydoğan KEKEVİ
“Badelenmek” üzerine “gay”ri ciddi bir yazı..
Bu "BADE"lenme işinin “pratiğini” anladık, sağolsun badelenen arkadaşlar bir güzel izah etmişler.
Adlar kotlanmış olduğundan yanlış anlamış olabilirim ama galiba “erkek erkeğe” de oluyor bu badelenme işi..
Neyse önemli olan sonuç, yani “badelenmiş” olmak.
Bundan böyle „Üflenmiş düdüğün iadesi olmaz“ anlamına gelen o ünlü deyimimizi de artık „Badelenenin davası olmaz“ şeklinde söylememiz gerekecek.
Zaten badelenenlerden çoğu da iyi badelendiklerinden olacak „Ya bizi bir daha badelemezse“ korkusuyla davacı falan da olmamışlar.
* * *
Bu "BADE" kelimesi nereden geliyor, nereden kaynaklanıyor diye merak ettim; aklıma bir kaç olasılık geldi şimdi bu olasılıkları kısaca aktarayım:
Bir olasılık bu „badelenmek“in farsacadaki "bade" yani içkiden esinlenmiş olması: hatta gençliğimizde sık sık tekrarladığımız, Ziya Paşa’nın olduğunu sonradan öğrendiğim dizeler hala aklımda; „İç bade güzel sev var ise akl u şuurun/ dünya var imiş ya ki yoğ imiş ne umurun“.
Hele ki Ömer HAYYAM’ın badeli dizeleri hem bolcadır hem de ünlüdür; tabii o da bu „bade“yi Ziya Paşa gibi hep „güzel“ ile birlikte kullanır
Yalnız bu arkadaş(lar) fazla müşkülpesent olmadıklarından kim isterse “güzel, çirkin” demeden hayrına onu bir güzel badeleyip istekleri geri çevirmemişler.
Hem “Sevap” hem de “görev” niyetine yani.
Zaten günümüzün yaygın yeni demokrasi anlayışı da bunu gerektirmekte; halkın isteğini geri çevirmemek; siyasiler de „halkımız isteklerini yerine getiriyoruz“ demiyorlar mı; şeyh de öyle yapmış muritlerinin isteğini yerine getirmiş, „uçanla kaçan hariç“ kimseyi geri çevirmemiş..
Yalnız Şeyh efendi huzura teker teker mi alıp badelemiş bunları, yoksa toplu olarak mı badelemiş anlaşılmıyor.
„Nasıl olsa dörde kadar yolu var“ diyerekten dörder dörder alıp badelemiş de olabilir..
Bu badelenme olurken BBG’de olmuş mudur burası da pek açık değil.
Neyse dedik ya önemli olan sonuç, yani badelenmiş olmak nasıl olduğu pek önemli değil.
* * *
Bir de Almanca „Baden“ var. Ki bu da bizde „yunmak“ yani “yıkanmak”oluyor.
Eğer bu badelenmenin „Bade“si oradan geliyorsa bir anlamda birbirlerini yıkamış temizlemiş de oluyorlar bu tarikatçı kardeşlerimiz..
Yani yapılan şey güzel, temiz bir şey..
* * *
Ayrıca bu badelenmenin bir yararı da o herkesi ürküten „sirkatlı mirkatlı“ sövmelere de bundan böyle gerek kalmayacak; „sus len kadın geçiyor ayıptır“, „ayıp çocukların yanında sövülmez“ gibi müdahaleler de tarihe karışacak; sadece bir „badelendiniz“ „badelerim haa“ demek yetecek..
Yukarıda Almanca “baden” deyince aklıma „Badem“ geldi, onunla birlikte hemşerim rahmetli Fahri KAYAHAN’ın “Ben yarimi badem ile fıstık ile beslerim” türküsü..
“Acaba” diyorum bu badedaşlarımız da badeleşirlerken birbirlerine badem fıstık lokum ikram etmiş; ya da badeleşmenin ameline uygun olarak birbirlerinin kulağına “Badem Gözlüm” şiirleri türküleri fısıldamış mıdırlar ?
* * *
Yazıyla badeleşirken aklıma şu ünlü „Köprü Vergisi“ öyküsü geldi, anlatayım: Efendim memleketin biride Padişahının hazinesi suyunu çekmiş, hazinenin sorumluları başta vezir i azam olmak üzere toplanmış çare aramışlar, içlerindeki bütçe uzmanlarından biri „Köprülere geçiş ücreti koyalım“ demiş, ötekiler de „tamam“ deyince konu padişaha götürülmüş.
Padişah biraz çekingen kalmış“ya biz bu köprüleri hayır için yaptırıyoruz şimdi millet isyan eder falan" diyerek mırım kırım etmiş ama sonunda ister istemez ikna olmuş.
Dikmişler ülkedeki köprülerin başına bir biletçi gelenden geçenden başlamış köprü ücreti kesmeye.
Ehh hazine dediğin nedir ki kevgir gibi, bugün doldur yarın boşalsın; bir süre sonra yine hazine tamtakır olunca; oturup yine istişare mistişare derken bu sefer de toplumu iyi tanıyan bir başkası „köprünün çıkışından da ücret almayı“ önermiş, hemen padişaha arz etmişler. Padişah da onaylamış ama bunları „şikayet gelirse, halkım huzursuz olursa topunuzu topa tutarım“ diye de tehdit etmiş..
„Yok padişahım sen merak etme hiç bir poh olmaz“ demişler.
Neyse bir süre sonra padişah merak etmiş “var mı şikayet falan” diye sormuş.
“Yok Padişahım” demiş vezirler.
“Len” demiş padişah kendi kendine “bu ne biçim tebaadır ki köprüye hem girerken para öderler hem de çıkarken yine de şikayet etmezler, demek ki haşa haşaaa…”
Başvezire emir vermiş „demek öyle şimdi her köprünün ortasına da bir izbandut kona geleni geçeni becere“
Bu kez başvezir itiraz edecek olmuş ama, ıı ıhhh yok..
Dikmişler izbandutları köprülerin ortasına.
* * *
Bir süre sonra padişah bakmış şikayete falan gelen yok, almış kabinesini doğru en yakın köprünün bulunduğu bir kasabaya gidip halkı toplamış başına, sormuş “Eyy tebaam, sevgili kullarım nassınız?, var mı bir şikayetiniz” diye.
“Yok” demişler “Allah seni başımızdan eksik etmesin” diye bir de dua etmişler.
Sonunda padişahın sabrı taşmış “Yeter len artık” demiş; “yok, anlamam mutlaka bir şikayetiniz vardır, söyleyin yoksaaa..” diyerek tehdit etmiş.
Padişahı daaha fazla kızdırmamak için kalabalığın içinden bir ihtiyar “benim bi maruzatım var” diyerek el kaldırmış.
”Söyle” demiş Padişah.
“Haşmetlim” diye başlamış ihtiyar “şu köprü var ya..”
Padişah içinden “sonunda hem ücret verip üstüne üstlük bir de düdüklenmekten şikayet edecek biri çıktı” diye sevinmiş
“eee” demiş;
“işte o köprünün ortasındaki o adam”
“eeeeee?” demiş Padişah umutla;
adam devam etmiş:
“akşam tarla dönüşü köprünün üstü çok kalabalık oluyor, adamcağız yetişemiyor, bizler de hep kuyruğa takılıyor eve, yemeğe geç kalıyoruz, o adamın yanına bir yardımcı verilse hem ona hem de bize kolaylık olacak”
* * *
Uzun yazının badeli kısa özeti:
Ben badelendim, sen de badelendin mi?
o badelendi de;
biz de badelendik,
tabii siz de badelendiniz,
ehh onlara da sıra gelir badelenirler inşallah….
Hadi hep beraber; eller havaya !
Ooohh ohhh,
Hadi vur patlasın çal oynasın gayri..
Aydoğan KEKEVİ 21.09.11
NOT: Konuyu okumamış arkadaşlar için konuyla ilgili haberler aşağıdadır
* * *
http://www.hurriyet.com.tr/badelendim-pir-oldum-18786044
Badelendim pir oldum
Nail KAHRAMAN/DHA
21 Eylül 2011 - 00:00:00

341 yıl hapis istemiyle yargılanan sahte tarikat şeyhi mahkemede kendini savundu: “Müritler benden badelenme (oral seks) ya da cinsel ilişki talep eder. Kabul etmemem gibi bir tercihim olamaz. Çünkü ben de, tarikatın ölen lideri tarafından badelendim. Ölümünden sonra da pir oldum.”
BURSA’da, kendisini tarikat şeyhi olarak tanıtan ve dergâhına gelenlere, cennet vaat ederek kandırıp cinsel ilişkiye girdiği iddiası ile tutuklanan Uğur Korunmaz’ın (47) yargılanmasına başlandı. Hakkında ‘Nitelikli cinsel saldırı’, ‘Tarikat kurmak ve baş mevkiinde olmak’ gibi suçlardan toplam 341 yıl 6 ay hapis cezası istenen Uğur Korunmaz, Bursa 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. ‘Çocuk ve hayvan pornosu içeren CD’leri sakladığı’ iddialarını kabul etmeyen evli ve 2 çocuk babası Korunmaz, kendisini bir tarikatın mürşidi olarak tanıttı.
Tarikatın usulü böyle
Müritleriyle kendi istekleriyle ‘badelenme’ adını verdiği oral seks dahi yaptığını söyleyen Korunmaz şunları söyledi: “Bunların tamamı tarikatın gerektirdiği bir usul ve çabadır. Uzun süreli sohbetler sonunda cinsel içerikli konular kendiliğinden oluşur. Müride ibadet için verilen ve adına ‘virt’ denilen zikir içeren sözler belirli süre tekrar edilir. Ve bunu yapan kişi kendiliğinden cezbedilerek gelir. Benden badelenme ya da cinsel ilişki talep eder. Bunları kabul etmemem gibi bir tercihim olamaz. Çünkü ben de, bağlı olduğum tarikatın ölen lideri H.B. tarafından 2005’te badelendim. Ölümünden sonra da pir oldum.”
Sadece 3’ü şikâyetçi
Duruşmaya katılan 17 kişiden sadece 3’ü Uğur Korunmaz’dan şikâyetçi olurken 14’ü şikâyetçi olmadıklarını belirtti. Şikâyetçi olarak mahkemeye çağrılan erkekler A.R.Ç. ve M.S., yaptıkları badeleme sonucu doktorların çare bulamadığı felç hastalıklarının geçtiğini, bu nedenle Uğur Korunmaz’dan şikâyetçi olmadıklarını söyledi. Duruşma ertelenirken sanığın tahliye istemi kabul edilmedi.
Kalp gözümün açılması için kendim istedim
Mahkemede ilginç savunmalardan biri de müritlerden Ç.Ç.’den geldi. Ç.Ç., “Hocamı istiharede buldum. Tespih ve zikir çekerek kalp gözümün açılmasıyla birlikte kendi isteğimle badelendim. Bir zorlama olmadı. Kendi isteğimle cinsel ilişkiye de girdim. Bana göre bunlar normal, yaşanması gereken şeyler” dedi.
Etiketler:
Son Güncelleme : 21 Eylül 2011 - 09:37:59
* **
http://www.aksam.com.tr/guncel/badeci-seyh-hakim-karsisinda--68366h/haber-68366
‘Badeci Şeyh’ hakim karşısında
Bursa’da kendisini sözde bir cemaatin ‘piri’ olarak tanıtıp dergaha gelenleri cennete gideceklerini vadederek kandırdıktan sonra çeşitli sapkınlıklarla birlikte olduğu iddia edilen sanığın yargılanmasına başlandı.

Fikret KOCAMAN – BURSA
Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, “Nitelikli cinsel saldırı, tarikat kurmak ve baş mevkiinde olmak, çocukların kullanıldığı müstehcen yayınları depolamak” suçlarından hakkında dava açılan sanık Uğur K. (47) ve avukatı ile mağdur ve müştekiler katıldı.
Duruşmada konuşmak için söz alan sanık Uğur K., polisin evinde ve dergahta yaptığı aramada bulunan cinsel içerikli CD’lerin kendisine ait olmadığını belirterek, yeni bir tarikat kurmadığını, kendisinden önceki ‘pir’den görevi devraldığını söyledi. Uğur K. Mahkeme heyetinin kendisine yönelttiği bir soru üzerine de ‘mürit’leri olarak nitelendirdiği kişilerle ilişkiye girdiğini kabul etti.
“CEZBEDİLEN KİŞİ İLİŞKİ İÇİN KENDİLİĞİNDEN YANIMA GELİR”
Sanık Uğur K., “Ben yeni bir tarikat kurmadım. Tarikatın benden önce şeyhliğini yapan kişiden mürşitlik görevini aldım. Ve bu tarikatın Bursa kolunu işler hale getirdim. Bu tarikat diğer illerde ve dünyada faaliyetini sürdürmektedir. Müritlerimle cinsel ilişki konusu doğrudur. Ancak ben müritlerime cinsellik konusunda hiçbir zorlamada bulunmadım. Bu yönde bir çaba sarf etmem. Gelen kişilere zikir içeren sözler belirli süre tekrar ettirilir ve bunu yapan kişi kendiliğinden cezp edilerek yanıma gelir. Benden “badelenme” ya da cinsel ilişki talep eder. Ben müridimin bu talebini reddedemem. Kimseyi sözle, telkinle ya da kandırıp inandırarak böyle bir ilişkiye yönlendiremem. Müritler mertebeleri yükseldikçe gelip benden “badelenmek” ve ilişki isterler. Ben de bunu kabul etmek zorunda kalıyorum. Çünkü o kişinin bu sayede mertebesi yükselir. Bazı kişiler bu mertebeye gelemez, hatta dergahtan ayrılırlardı. Benim dergahtan ayrılanlara karşı bir zorlamam olmazdı. Tarikata girerken bunların hiçbirinden bahsedilmez. Uzun süreli sohbetler sonunda cinsel içerikli konular kendiliğinden oluşur. Müritler virtleri yaptıkça bu ilişkileri isterler. Bu bir hiyerarşidir. Ben mafya değilim. Vurucu timim yok, hiçbir şey zorla olmadı” dedi.
“BANA SU İÇİRDİ KENDİMDEN GEÇTİM”
Duruşmaya müşteki olarak katılan 17 kişiden sadece 3’ü şikayetçi olduklarını söyledi. Mağdurlardan evli ve bir çocuk sahibi kadın B.Ş., sözde dergaha eşinin baskısıyla gittiğini söyledi. B.Ş., “Çocuğum ortada kalmasın yuvam dağılmasın diye kendimi ateşe attım. Bir yıl kadar sonra beni sır odasına kabul edip, cinsel ilişkiden bahsetti. Artık zamanımın geldiğini, bunu yapmazsam müritliğimin kabul olmayacağını, öldüğüm zaman kendisinin bana şefaat edemeyeceğini söyledi. Bu konuşmanın ardından bana bir bardak su içirdi. Suyu içtikten sonra hareketlerimi kontrol edemez hale geldim. Kendimi onun her istediğini yapmak zorunda hissediyordum. Bir keresinde sır odasında benimle cinsel ilişkiye de girdi. Ancak daha sonra eşim ve ben, yaşadıklarımızdan dolayı dergahtan ayrıldık. Şikayetçiyim cezalandırılsın” dedi.
Kadın mağdurlardan N.K. ise Uğur K.’nın yanısıra kadınların oraya gitmesine aracılık eden S.C. adlı kişiden de şikayetçi olduklarını belirterek, “O niye burada sanık ya da müşteki olarak bulunmuyor anlamış değilim. Ben de kötü şeyler yaşadım” dedi.
SANIĞA ‘HAZRET’ DEDİLER
Duruşmaya katılan diğer müştekiler M.Y., M.Y., Y.Y., A.B., Ç.Ç., Ü.S., E.E., M.S., İ.E., M.K., İ.Ç., A.S.ve A.C. ise yaşananların zikir sonrası kendiliğinden gelişen olaylar olduğunu iddia ederek sanıktan şikayetçi olmadıklarını söyledi. Müştekilerin sanıktan “Hazret” diye bahsetmeleri ise dikkat çekti.
“HOCAMI İSTİHAREDE BULDUM”
Allah’ın sevgili bir kuluna rastlamak için günlerce istihare yaptığını ifade eden müşteki Ç.Ç., “Hocamı istiharede buldum. Tespih ve zikir çekerek kalp gözümün açılmasıyla birlikte kendi isteğimle ‘badeyi’ aldım. Kesinlikle bir zorlama olmadı. Defalarca ‘bade’lendikten sonra yine kendi isteğimle cinsel ilişkiye de girdim” dedi.
M.Y. ise “Ben esnafım. Bir gün iş yerini kapatırken, ‘Efendiye git’ diye bir ses duydum. Bu iş hakikatte kötü ama bize göre iyi. Dışarıda biri bana gelip böyle bir istekte bulunsa onun kafasını, gözünü kırarım. Normalde çok agresif bir insandım. ‘Bade’lenmeye başladıktan sonra normal, mülayim bir insan oldum” diye konuştu.
Müştekilerden bir çocuk annesi A.B. ise, “Hiç bir şey için zorlanmadım. Her şey kendi isteğimle oldu. Olaylar nedeniyle psikolojim bozuldu ve tedavi görüyorum. Kendimi ve ailemi korumak adına ‘bade’lenme ve cinsel ilişki konularında konuşmak istemiyorum. Davaya bir daha katılmak istemiyor, duruşmanın sonucunu beklemeden çıkmak istiyorum” dedikten sonra mahkeme salonunu terketti.
Sanığın tahliye talebini reddeden mahkeme, duruşmayı dinlenmeyen diğer 3 müştekinin ifadesinin alınması için erteledi.
OLAY..
Bursa Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Temmuz ayında, merkez Yıldırım ilçesinde bulunan sözde dergaha gelenlere cinsel taciz ve istismarda bulunduğu iddia edilen Uğur K.’nin mahalle sakinleri tarafından linç edileceği ihbarı üzerine harekete geçmiş, sözde dergahı basan ekipler, kendisini şeyh olarak tanıttığı iddia edilen Uğur K.’yı (47) gözaltına almış ve olayla ilgili de 19 kişinin ifadesine başvurulmuştu. 19 kişiden 8’i, kandırıldıklarını ve olaydan sonra psikolojilerinin bozulduğunu belirterek Uğur K.’den şikayetçi olmuş, sözde dergahta ve zanlının evinde ele geçirilen CD ve DVD’lerde cinsel içerikli görüntüler olduğu belirlenmişti. Sorgusunun ardından adliyeye sevk edilen evli ve 2 çocuk babası Uğur K. tutuklanmıştı.
* * *