Askeri Hastanelere Tuzak Suphesi: Kışla Sagligi Tasfiye mi Ediliyor?Askeri Sağlığın Tasfiye Operasyonu Milli Güvenliği Tehdit Ediyor mu?
Askeri Hastanelere Tuzak Şüphesi: Kışla Sağlığı Tasfiye mi Ediliyor? Askeri Sağlığın Tasfiye Operasyonu Milli Güvenliği Tehdit Ediyor mu?15 Temmuz 2016 sonrası askeri hastanelerin çeşitli gerekçelerle kapatılarak Sağlık Bakanlığı’na devredilmesi, bunun stratejik hamle mi yoksa gizli ve komplolarla örülü tasfiye operasyonunun parçası mı olduğu sorusunu gündeme taşıdı. Hantal bürokrasinin lojistik savunma kalkanını sivilleştirerek ülkeyi korumasız bırakma ihtimali var. Sivil sisteme bağlanan askeri tesisler, personelin moralini düşürüp harekât temposunu yavaşlatabilir. Türkiye, köklü geleneğini törpülerken masabaşı alınan kararlarla ordunun savunma gücünü zayıflatabilir. Sınır hattındaki asker, arkasında ordunun özel sağlık desteğini göremediğinde direnci kırılabilir. Bu değişim durmazsa idari tercihler ciddi zafiyetler yaratabilir; lojistik birikimin yok olması, gelecekteki olası büyük çatışmalarda askeri çöküşün habercisi olabilir. Ankara’daki bazı kararlar, orduyu sahada yalnız bırakma riskini beraberinde getirebilir. Altın Saat Çarkında Bürokrasi Katliamı BaşlıyorSuriye ve Irak sınırındaki çatışma bölgelerinde yaralanan askerler, sivil sistemin hantallığı yüzünden yaşam mücadelesi veriyor. Sağlık Bakanlığı’nın ağır işleyen onay süreçleri, ateş hattındaki askerlerin hayatıyla kumar oynamak anlamına geliyor. Ambulans uçakların sivil ve askeri komuta arasındaki koordinasyon eksikliği, geri dönüşü olmayan can kayıplarına yol açıyor. Sivil hastanelerdeki yoğunluk içinde askeri tahliye prensipleri tamamen bozuluyor. Sevk zinciri askeri disiplinle yönetilmediğinde her kayıp, masabaşı beceriksizliğinin hanesine yazılırken askeri sağlığı tıbbi koridor yerine sadece formalite olarak gören anlayışın bedeli sahada ödeniyor. Zaman kaybettiren prosedürler, kurtarılabilecek hayatları vedaya çeviriyor; tıbbi müdahale ise bürokratik onaya takılıyor. GATA Efsanesinin Sonu Profesyonel Hafızayı SiliyorSivil hekimlerin sınır ötesi üs bölgelerinde balistik yaralanmalara müdahalesi şimdilik yalnızca taktik hayal. GATA’nın hafızasının silinmesi, Ankara ve İstanbul’daki akademik birikimin sahada etkisizleşmesi anlamına geliyor. Savaşçı hekim modeli çökerken, parça tesirli mühimmat hasarını bilmeyen sivil eller yüzünden hayati kayıplar artacak. Harp cerrahı yalnızca doktor değil, mermilerin arasında ameliyat yapan muhariptir. Ordunun temel direği sivil yapıya teslim edilirse savaş cerrahisinde büyük boşluk doğar. Liyakatli askeri tıp eğitimi yeniden inşa edilmezse, yetkin olmayan kadrolar Mehmetçik’in yaşama iradesini zayıflatır. Askeri tıbbın yokluğu, ordunun sahadaki en büyük görünmez düşmanına ve korkusuna dönüşebilirken, uzmanlık ise yanlış sistemin içinde eriyip kaybolup gidebilir. Denetim Boşluğu Karşısında Yeni Güvenlik AçıklarıKapatılan 34 askeri hastanenin ardından oluşan boşluk, liyakate dayanmayan ideolojik gruplara bırakılıyor. TSK bünyesindeki sağlık verilerinin yabancıların kontrolüne geçmesi, orduya yapılabilecek en büyük ihanetlerden biri olarak görülüyor. Şüpheli atamalarla sisteme sızan kapalı yapılar, askerlerin doktorlarına olan güvenini zedeleyebilir. Sağlık sistemindeki denetim eksikliği, kritik tesisleri ideolojik laboratuvara dönüştürme potansiyeli taşırken, liyakatten taviz vermek cephedeki askerin yaşam hakkından vazgeçmek anlamına geliyor. Şeffaf ve devlete bağlı denetim mekanizması kurulmadıkça, tesislerin geri verilmesi dahi sızma riskini ortadan kaldırmaz. Kurumsal disiplin dışındaki yapılar ise ordunun en hassas damarlarını felce uğratıyor. Londra Notları ve Küresel Stratejik Körlükİngiltere’nin ordu hastanelerini sivil NHS bünyesine katma kararı, Londra’daki savunma uzmanları tarafından tarihi hata olarak nitelendirilmişti. İngiliz ordusundaki profesyonel erozyon, Türkiye için uyarı niteliğindeyken dünya çapında tanınan sistemi, hatalardan dönme sürecinde feda etmek stratejik körlük olarak görülüyor. Savunma sanayisinde yerlileşme adımları atılırken, sağlık kalkanının sivilleştirilmesi tamamen zıt yön izliyor. “ Askeri cerrah eksikliği ordunun kan kaybıdır” diyen İngilizlerin terk ettiği sistemi sürdürmek, jeopolitik açıdan intihar olarak değerlendiriliyor. Bağımsız askeri sağlık gücüne sahip olmayan devletler, kriz dönemlerinde küresel aktör olma fırsatını yitirir. Yanlış entegrasyon modelleri savunma kalkanındaki açıkları kalıcılaştıracağından, başka ülkelerin hatalarından ders almamak en büyük yanılgıdır. Otonomi ve Milli Güvenlik İçin Harekat PlanıTürkiye Sağlık Komutanlığı bünyesinde yeniden kurulacak otonom yapı, dış politikada caydırıcılığı artıracak kritik adım olacak. Mavi Vatan, Suriye ve Libya operasyonlarında sağlık destek gücünün varlığı, Ankara’nın masadaki siyasi etkisini pekiştirecek. Milli savunma sağlığının teknolojik yeniliklerle bütünleşmesi ise bölgesel rakiplere karşı psikolojik üstünlük sağlayacak. Askeri hastanelerin geri dönüşü, iç politikada orduya güveni güçlendirirken, dış politikada bağımsızlığın sembolü haline gelecek. Kendi askeri cerrahını yetiştiren sistem, bağımsız dış politika hedeflerine hizmet eden stratejik araç olacak. Sivil bürokrasiden bağımsız, hızlı karar alabilen tıbbi disiplin, devletin bekası için vazgeçilmez gereklilik olarak öne çıkacak. Cumhuriyetin kazanımları liyakatle korunmalı, her gazi dünya standartlarında tedavi edilmelidir. Unutulmamalıdır ki egemenlik, ancak sağlığını koruyan orduların elindedir. SADİ ÖZGÜL |