Zeki Beyİyilik, barış anlamındaki "SALAH" kelimesinin son harfinde gözüken "H" teleffuz olarak gırtlaktan zorlayarak çıkmaktadır. Bu harf Türkçe'deki h harfinin karşılına tekabul etmemektedir.Bu kelimenin orjinal arapça yazılışı şöyledir :صلاحNamaz anlamının karşılığı olan arapça kelimenin latin harfleriyle yazılışı da "SALAH" olup sonundaki "H" harfinin telaffuzu Türkçe'deki normal kullandığımız ve boğazdan serbest bir şekilde çıkan H şeklindedir.Bu kelimenin orjinal arapça yazılışı şöyledir :صلاةSelamlarYunus Kavik2 Nisan 2016 17:33 tarihinde ZEKI SAHIN <zeki...@yahoo.com> yazdı:Ahmet Abi,Osmanlıca-Türkçe sözlükte "salah" karşılığı olarak; iyilik, barış, dine olan bağlılık yazıyor. Ama zaten "ezan" namaza davettirr.Saygılarımla.
17:23 2 Nis 2016 Cmt tarihinde, ahmet dogan Simsek<ahmetdog...@gmail.com> şunu yazdı:
Tekrar Arapça Okunuşu Türkçe Anlamı 4x الله اكبر Allahu ekber Allah en büyüktür 2x اشهد ان لا اله الا الله Eşhedû en lâ ilâhe illallah Allah'tan başka ilah olmadığına tanıklık ederim 2x اشهد ان محمدا رسول الله Eşhedû enne Muhammeden resulullah Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna tanıklık ederim 2x حي على الصلاة Hayya ale-salah Haydi namaza 2x حي على الفلاح Hayya alel-felah Haydi kurtuluşa 2x *الصلاة خير من النوم Es-salatu Hayrun Mine'n Nevm* Namaz uykudan hayırlıdır* 2x الله اكبر Allahu ekber Allah en büyüktür 1x لا اله الا الله Lâ ilahe illallah Allah'tan başka ilah yoktur (*) Bu kısım sadece sabah namazı için okunur.
2 Nisan 2016 17:15 tarihinde ZEKI SAHIN <zeki...@yahoo.com> yazdı:Allah Allah! Bir daha bakayım Zübeyir Bey Kardeşim. "Hayyalel salah/Haydin kurtuluşa, hayyalel felah/haydin esenliğe" diye biliyordum. Yanlış isem hemen düzeltirim inşallah. Sağol.
15:59 2 Nis 2016 Cmt tarihinde, Zubeyr<zube...@yahoo.com> şunu yazdı:Zeki abiSalat diye yazilir ama sala diye okunur
Sent from my iPhoneLaf çarpıtmakta ustasınız ama bu takdire şayan değil, ancak utanmanızı gerektiren bir yüz karasıdır.Anlayamadığınız yazıya cevap yazmak aklı selim insanların utancı, boşboğaz müzmin muhaliflerin eğleneyim derken eğlence olmalarının sebebidir. Biz İstiklal savaşıda dahil Kuttülamare savaşı gibi daha nice pek çok savaşı kazandık. Zaferlerimizi içimizdeki bazıları masada sattılar.Allahın Resulünden ve ilahi ilimlerden bu kadar nefret ediyor iseniz, öfkenizden nerede nasıl ve hangi gerekçe ile patlayacağınızı sizde bilmiyorsunuz demektir. Cehalet kişi konuştuğunda saçmalamak dışında bir şey getirmez. Meşhur ata sözümüz der ki.Bir şey biliyorsan söyle de hisse alsınlar.Bilmiyor isen sus da insandan saysınlar.A.D.Şimşek2 Nisan 2016 14:50 tarihinde neval kavcar <neval...@yahoo.com> yazdı:İstiklal savaşı olmadıysa, Çanakkale savaşı da olmadı. Ondan dolayı Sevr şartlarını uygulayın dayatması altındayız.Bu arkadaşlarımız çok haklı. İstiklal savaşı olsaydı, bizler kan dökmüş olsaydık henüz 90 yıl geçmeden ülke bu hale gelmezdi. Deme ki işgali tam kıramamışız.nk2 Nis 2016 13:31 Cumartesi tarihinde ahmet dogan Simsek <ahmetdog...@gmail.com> şöyle yazdı:
Allah İtaat eden her Müslüman için Resulüne uymak farzdır.Sayın Haydar BeyKuranda Allah Resulünün kendiliğinde konuşmadığını beyan ile Onun bir postacıda olmadığını beyan etmek üzere Allah ve Resulüne itaat ediniz der. Buradan Resulünden ne nasıl göründü ise İslam dinini kabul eden insanlar aynı şekilde hareket ede gelmişlerdir. Salât nasıl kılınır nasıl dua olarak Allah yönelerek el açıp dilekler dilenir. Hangi salât kaç rekat kılınır. Hangi ayetler tercihen okunur. Bunlar ve daha pek çoğu Müslümanlara Peygamber tarafından Allah'ın Rububiyeti’nin (Rab‘lığının yani muallimliğinin, öğretmenliğinin,, eğitmenliğinin ve diğer nihai çokluktaki öğretilerinin temelleri Peygamberi yani resulü tarafından öğretilmiştir ve hala öğretilmektedir. Hatemülenbiya’yı, (nebilerin gelişini sona erdiren son nebi olan Resulullah’ı) postacı yerine koyup Kuranın anlaşılması öğreten ve herkesin kendi kafasına göre din üretmesinin önünü kesen ve Hadi ve Mudil isimlerinin kulları üzerindeki tecellisi ile Bu Kuran ile dilediğini hidayete dilediğini delalete yönelten Allahın emir ferman hayır ve şer yolları tebliğ etmekle açıklamak ile görevli Resulünü umursamamak, Allahın ben Adem'e ruhumdan üflediğimde(hayat verdiğimde) ona secde edin emrine uymayan İblisin secde etmeyerek Allahın emrine İblis (Şeytan) itiraz edip dinlemeyerek secde etmediği gibi,şimdide Allah bizlere Farklı ayetlerde çok defa Allah ve Resulüne itaat edin diyerek uyarmakta iken, Peygamberin lisanındanmış gibi kafirlerin Allah resulüne ait diyerek bazı yalanlar söylemesini gerekçe gösterip Resulullah’ın bizzat söylediği ve öğrettiği konuları kaal’e almayıp Ben Kurana uyarım demekle kimsenin kendisini İblisin düştüğü durumdan kurtarması imkanı yoktur. Çünkü İblis de ben ancak sana secde ederim havasında idi ama emrine uymaya yanaşmadı.
(Resulüm!) Sen, onların hidayete ermelerine çok düşkünlük göstersen de bil ki Allah, saptırdığı kimseyi (dilemezse) hidayete erdirmez. Onların yardımcıları da yoktur. (Resulüm!) Senin hakkında bak ne biçim temsiller getirdiler! Artık onlar sapmışlardır ve (hidayete) hiçbir yol da bulamazlar. (Resulüm!) Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis, Allah dilediğine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir. "Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tabi olun, çünkü onlar hidayete ermiş kimselerdir." Doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi en iyi bilendir, hidayeteerenleri de en iyi bilen O'durAllahın Son Resulü de Allahın Kuranda ki verdiği Emire uygun olarak der ki.
(Resulüm! ) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.Bizlerde zinhar her şeyi bildiğimiz zannına kapılarak şeytanın yönlendirdiği benlik ve kibir’e kapılıp kendi kendimizi ateşe atmayalım. Allahın Resulüne vahiy ettiği Kuran-i ilim bizlerinde yaratılışımızda kalbimize yerleştirilmiştir. Ancak Allahın emrine uyup iyi insanlar olarak o ilmi dilersek kalbiz de ki mühür açılıp ilim irfanımıza açılır.
Gerçek hükümdar olan Allah Yüce'dir. Kuran sana vahyedilirken, vahy bitmezden önce, unutmamak için, tekrarda acele edip durma, "Rabbim! ilmimi artır" de.Bırakınız sıradan insanları, çevremizdeki kedi köpek fare yılan böcek kuşlar çiçekler otlar dahi bizlere bir sürü ilimleri anlatıp açıklamaktadır.Allah İlmi isteyene, Mülkü istediğine verir denilir.Bu dünyadan giderken İman ve ilimden ve dahi hayır hasenat işleri yapmaktan daha hayırlısını bulup götüremeyiz.İnsan için Allah ve Resulüne uymaktan daha üstün bir mertebe yoktur. Dünyevi bilimler ilim değil bilimdir.İman inanmak değildir ve çok daha ötedir. İnanç dünyevi verilerin bir araya gelmesi ile beyinden okuyup analiz eden aklın vardığı kanaattir. Yeni verilerin eklenmesi yada bazılarının çürütülmesi ile son nefeste de olsa ifsat edilebilir.Akıl baştadır ve beyindeki veriler kelimeler ile sınırlı düşünür.Bu yüzden Şeytanın son nefeste ifsat edeceği inançlar sayılamayacak kadar pek çoktur. Ancak iman kalp dedir. Sözler ve kelimelerin esiri değildir. İlimde Kalpdedir.Bilim gibi başta beyindeki sınırlı bilgilere mahkum değildir.Nice çobanlar vardır ki onların içinden Allah peygamber dahi çıkarmış ve pek çok ilim erbabı evliya da çıkarmıştır.Nice sultanlarda vardır ki etrafı bilim insanları ile dolu ve çok iyi eğitim aldıkları halde pek zalimdir.Zulüm zulmetten gelir ki. Zulmetin İlmi izahı küfrün karanlığı ve cehalettir. Allah cümlemizi hidayete erdiği kullarından eylesin inşallah.Selam ve SaygılarımlaA.D.Şimşek1 Nisan 2016 19:58 tarihinde Haydar Ates <ates....@yahoo.com> yazdı:...Ahmet bey evet işte beni onu söylüyorum. Kuran'ı ve arapçayı bilmeyen cahiller bir de ahkam kesmiyorlar mı işte felaket burada. Araplarda millet diye bir kavram hiçbir zaman olmamıştı, bugün de yoktur. Onlarda sadece ümmet vardır. Milllet süryanice kökenli bir kelimedir ve Millet'ler tarafından kullanılır. Gidin arabistanda millet demeye kalkın adamı keserler. Çünkü onlar millete karşıdır ve düşmandır. Burada oturduğunuz yerde ahkam kesenler, oralara ayak basıp olayı görmeyenler bunu bilmez. Dünyadaki bütün arapça sözlüklere bakın millet diye kelime göremezsiniz. Yunus Kavik arapça mezhep yazan kelimeyi yazıp, bu millet demedi mi. Ben de onun millet değil mezhep olduğunu ortaya belgeyle koydum mu? olay budur. Neymiş, onun arap arkadaşlarıyla görüşmesinde böyle demişler. Geçiniz efendim. Hakikatlerin üstü örtülemez.Gelelim İslamın şartlarına. gayet net bir şekilde Kuran'da "sevm, salad, hac, zekat, kelime-i şahadet" der. Salad ise arapçada dua demektir. Yani Kuran'daki ibadet kelimesi Salad'dır. Kuran arapça olduğuna göre başka bir dilden kelime olamaz. Namaz, farsçada dua yani arapça anlamıyla salad demektir. Arapçada olmayan bir kelime nasıl Kuran'da olur halen arkadaşlar bunu çözemedi, çözemezler de, bin yıl sonra da aynı durumda olacaklar. Ha bunu sanki salad ibadeti yok diye algılayan kıt akıllılara birşey diyemem. Ama gruptan birisinin yazdığı, internetteki 53 Kuran tefsirinde namaz yazıyormuş. İşte ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu yobaz bolluğunu ve yanlış tercümelerle halkın dini duygularının suistimal edildiğini gördüğü için konua önem vermiştir. ne kadar haklı olduğu bugün ortadadır.Yine gruptan birisi Sevr uygulanmadı, yırtıldı demiş. Sevr'i kim imzaladı, Vahdettn, kim yırttı Atatürk. Bunu bilmeyen adam çıkmış Atatürk'e dil uzatıyor. Yobaz zihniyet.Bunlara toptan ekteki yazıları gönderiyorum. malum bu memlekette daha mühim işlerimiz var. İngiliz ve yunan artıklarının torunlarını fazla muhatap almak onları adam yerine koymak şımartıyor. Dedeleri ingiliz ve yunanlılara laf söyletmiyorlar.On Friday, April 1, 2016 6:04 PM, ahmet dogan Simsek <ahmetdog...@gmail.com> wrote:
Buna Geçmişde bir arkadaşım karakolda sorgulanırken kendisine bu milleti ve ülkeyi Atatürk kurtarmadımı sorusuna cevap olarak Hayır Atatürk milletimizi kurtarmadı. Azınlıkları Türk milletinin egemenliğinden kurtarıp milletimizi onlara köle etti diye cevap verdiğini söylemişti.Kendisi sakallı takke tipi başlıklı bir adamdı. Sorgulayan komisere, Bak beni karakolun önünden geçerken içeri aldırıp sorgulamaya başladın. Savcıya sevk etsen o da aynı şekilde sorguya devam eder. Şu karakolun önünden kıçını kıvırarak geçen kadın kıyafeti giymiş bir puştu sorguya çekersen, Oda özgürlüğünü kısıtladın diye şikayet ederse bu sefer herkes seni sorgulamaya başlarlar. Kurtarılan millet değildir. Azınlıklar ve milli değerleri ifsat eden ahlaksızlardır deyince. Komiser bırakın gitsin de ve sorguyu keser.Bu Dikmen karakolunda 28 şubat sonrasında yaşanmış bir olaydır. Sonra o arkadaş dinci diye hapse atılan bir arkadaşını Ankara ulucanlar ceza evinde ziyarete gider. Orada polis amiri bunu ve yanındaki bir kişiyi daha yakalayıp devrim kanunlarına aykırı kılık kıyafet ile dolaşmaktan Ankaranın Anafartalar caddesindeki eskiadliyey sevk eder. Savcı polisin elindeki yazıyı okuyunca, polise söyle ulan senin ile bu adamları gönderen amirine bir daha böyle lüzumsuz saçmalıklar ile bana adam sevk ederse kendisini ifadeye çekerin diye bağırıp kağıtları yırtıp atar. Çünkü artık adliye dahi bu cahil ahmak ve kibirli devrim yobazlarının şikayetlerinden bıkıp usanmıştır.Kendimizi kandırmayalım. İstiklal savaşını kazanmış olsak birinci TBMM ülkeye hakim olurdu. Eski ittihaçı masonlar Kripto Yahudiler yani Türkiyeyi düşmandan devir alan Müstemlekeciler, Hem onları ortadan kaldırdı, Hem milli kahramanları imha etti, hemde Atatürkü de ortadan kaldırdılar.Bizlerede uyu uyu yat uyu alfabesi ile tarih diye sahte masallar anlatıp döve döve uyuttular.Şimdi ülkemiz İstiklalini güçlendirip millet egemenliğini yerleştirdikçe yabancı ülkere kimlerin yalvar yakar bizi bu milletten milli iradeden kurtarında size eskisinden daha fazla köpeklik edelim dercesine düşman kapılarında dolaşıp ülkemizi devletimizi ve milli irademizi yabancılara şikayet edip gezerken milletimize karşı isyan eden çakalların çetelerine destek dileniyorlar.Kendimizi kandırmayalım. Herşey açıkta gerçekleşmkte ihanet de açık destekle ayakta kalmaktadır.<Türkiye Avrupaya kuyruk olacağına Avrasyaya Baş olsun.png><FETÖ ile PKK Haziranda beraber harekete hazırlanıyormuş.png>
<Suçlu Tayyip mi.png>
Daha söylenecek çok söz var ama anlayanlar zaten herşeyi anlıyorlar.Anlamayana anlatmak hiçde kolay değil çünkü anlamamaya şartlanmışlarA.D.Şimşek1 Nisan 2016 17:19 tarihinde <gti...@aol.com> yazdı:
Atatürk'ün bize armağanı olan toprakların (Haydar Ates)
Aslinda, tam tersi dogrudur bu sozun.
Cunku, Anadolu evlatlari sehit oldu, Mustafa Kemal, onlarin kurtardigi topraklarin diktatoru oldu.
Kim kime neyi armagan etti o zaman?
Sevr yururluge konmadi; dolayisiyle, Sevr'den bahsetmek demogoji yapmaktir.
Lozan yururluge kondu, ve Sevr haritasinda gosterilen bolgelerin bir kismi elimizden gitti: Selanik'i de icine alan Trakya, 12 adalar, Suriye ve Irak'in Kuey bolgeleri (petrol sahalari ile birlikte) Lozan'da verildi.
Hani galip gelmistik?
Mustafa Kemal, ayrica, Filistin cephesinde dik durup dusmanla savasmak yerine, kumandani oldugu 7. Ordu'ya geri cekilin diyip kacarak, Irak, Lubnan, Urdun, simdiki Israil, ve Suriye'nin tamamini dusmana terk etmisti.
Istanbul'a dondugunde, ilk isi Ingiliz isgal kuvvetleri komutanligina giderek, onlardan is istemisti. Istedigi is, Anadolu'da, mustemleke valisi olmakti.
Ote yandan;
bahsettigin Musluman Zubeyr bey gibilerin atalarina 'sehit' deniliyor Haydar bey.
Sehit, Islam'i korurken olene denir.
Gunes Ecer
-----Original Message-----
From: Haydar Ates <ates....@yahoo.com>
To: ZEKI SAHIN <zeki...@yahoo.com>; ahmet dogan Simsek <ahmetdog...@gmail.com>; Yunus Kavik <yka...@gmail.com>
Cc: zubeyr auf <zube...@yahoo.com>; ne_mutlu_turkum_dyene <ne_mutlu_t...@googlegroups.com>; Ali Aslan DUMANOL <dum...@hotmail.com>; Neval KAVÇAR <neval...@yahoo.com>; nilgun gomuc <nilg...@superonline.com>; Dr. Erdal Sener- Turkish Forum <er...@turkishnews.com>; cesuryorum <cesur...@gmail.com>; Kutlu Altay Kocaova <kutlu...@yahoo.com>; Ali Nejat Ölçen <alin...@olcen.net>; Mustafa Nevruz SINACI <gercek....@hotmail.com>; dog.kekevi <dog.k...@t-online.de>; Ali Yazıcı <alya...@gmail.com>; Dr. Kayaalp Buyukataman <k...@turkishforum.com.tr>; hasancelikoglu <hasance...@gmail.com>; adumanol <adum...@gmail.com>; Naci Beştepe <nacibe...@gmail.com>; Mehmet Ali Şadoglu <mehmetal...@hotmail.com>; Güneş Ecer <gti...@aol.com>; gurbuz1943 <gurbu...@yahoo.com>; Ahmet Kılıçaslan Aytar <ahmetkilic...@gmail.com>; Bülent Esinoğlu <bulente...@gmail.com>; D. Ali. Ercan <dali...@gmail.com>; yhhalac <yhh...@gmail.com>; Canfistir Davis <cim...@neomailbox.net>
Sent: Fri, Apr 1, 2016 6:36 am
Subject: Re: Islam Alimi Said: Islam ulkeleri olarak,
Zubeyr efendi tam demogoji taktiği uyguluyor. yazdıklarına cevabım gayet netti. Ama sende anlayacak kapasite varsa. gelelim senin ağababan vahdettin hainine. ingilizler şu anda yaşadığımız ve Atatürk'ün bize armağanı olan toprakların 10'da 1'i kadarını verip, senin dedene de Sevr neden aşağılık belgeyi imzalatmışlardı. tabi senin etrafındakiler tarih okumaz, İstiklal Harbi'ni bilmez, Sevr'i senin gibi hiç duymamıştır. At atabildiğin kadar. Bir de utanmadan ingilizler Atatürk'e toprak verdi diyorsun. Atatürk senin o ingilizlere çanakkaleye gömerken senin ataların herhalde ingilizlere uşaklık yapmakla meşguldü, arabistan çöllerinde.Hayranı olduğun, dünyanın en aşağılık grubu olan araplar ve özellikle suudiler, Türk Askeri'nin karnını yarıp altın ararken, kestikleri her kulak için ingilizlerden 1 altın alırken, senin ataların da herhalde ingilizler adına muhasebe işlerini yapıyordu.
On Friday, April 1, 2016 1:36 PM, ZEKI SAHIN <zeki...@yahoo.com> wrote:
Değerli Arkadaşlar,Sanırım Sayın Ahmet Doğan ŞİMŞEK Bey'in Türk tanımı ve Türk olmaktan ne demek istenildiği anlaşıldığı gibi; hiç kimsenin bir diğer kimseyle Türk'tür-Türk değildir diye münakaşa etmemesi gerektiğini de ifade edebilmektedir.Beni hepiniz yazılarımdan "Türkçü" olarak bilirsiniz... Benim "Türkçü" tavrım, Türk olmanın anlamını bilmeden Türk düşmanlığı yaparak sevap kazandığını sanan gafil Müslümanlar ile, Türk kimliği taşıdığı halde, kripto kimliğinin etkisinden kurtulamayarak Türk düşmanlığı yapmaktan şeytani bir haz duyanlara karşı bir tepki ve savunma refleksidir.Kısacası ben tam da "gavurun anladığı gibi" bir "Türküm" elhamdülillah..Saygılarımla.
From: ahmet dogan Simsek <ahmetdog...@gmail.com>
Sent: Friday, April 1, 2016 12:19 PM
Subject: Re: [ÖNCE VATAN] Re: Islam Alimi Said: Islam ulkeleri olarak,
Sayın Haydar Beyİnsanın bilmediği alanda daha önce ezberine yerleşmiş yanlış anlamlı olduğunu bilmeden kullandığı sözlerde ısrarcı olması, o kişinin en azından o konuda cehaletine delalet eder.Bilmemek ayıp değildir çünkü insanın her şeyi bilmesi zaten mümkün değildir. Kişi bildiği alanlarda öğrendiği kadarı ile bilgi sahibidir.İnsanların pek çoğu kendileri konusunda dahi ya hiç bir şey veya pek az şey bilirler.Bu yüzden kendine (nefsine) arif olan Rabbine de arif olur.Arif olmayanın yani irfanı kapalı olanın basireti kördür. O kişi sadece beş duyu ile algılaya bildiği şeylerin materyalize olarak görünen frekans halini görür. Aslını göremez, duyamaz his dahi edemeye bilir.İnsan ne kadar çok şey bilirse bilsin bildikleri okyanustan bir damla kadar dahi değildir. İnsanı İnsan yapan bilmediğini bilmek ve idrak etmekle başlayan İlhi ilimleri talep etmeye başlamasıdır.
Bu dünyada kör olan kimse ahirette de kördür; üstelik iyice yolunu şaşırmıştır.Allah Kuran da açıkça beyan etmektedir. Eğer Kurana inanıyor iseniz bu kesindir. İnanmıyor iseniz bu açıkça belirtirsiniz konu kapanır.
Allah sizi bir tek nefisten (Âdem'den) yarattı, sonra ondan da eşiniyarattı. Sizin için hayvanlardan sekiz eş meydana getirdi. Sizi de annelerinizin karınlarında üç katlı karanlık içinde çeşitli safhalardan geçirerek yaratıyor. İşte bu yaratıcı, Rabbiniz Allah'tır. Mülk O'nundur. O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyken nasıl oluyor da (O'na kulluktan) çevriliyorsunuz?hepimiz farklı taraflara göç ederek Aileden, aşirete, Aşiret den kavimlere, daha çoğalınca da yerel olarak farklılaşan dillerimiz ve dinlerimiz ile milletlere dönüştük. Geçtiğimiz Çarşamba günü hasta ve yaralı olan yedi yaşındaki bir Suriyeli Arap çocuğunu tedavi eden bir Türk doktor soruyor. Büyünce ne olacaksın?Çocuk yanındaki tercüme eden vasıtası ile cevap veriyor. Türk olacağım.Bu çocuk neden meslek olarak da Türk olmak istiyor?Çünkü mensubu olduğu kavimden zulümden başka bir şey görmediğini ve Türk demenin yardım etmek iyilik yapmak olduğunu görüyor.CHP İnönü dönemi gibi Türkiye'ye kaçarak sığınan Azeri Türklerinin, ne olur bizi burada kendiniz vurunuz da Ruslara teslim etmeyiniz diye yalvarmalarına rağmen Ruslara teslim edip sınırın hemen karşısında ve gözü yaşlı askerlerimizin gözü önünde bir sürü eziyetler yaparak öldürüyorlar.İnönü Türk olsa ne yazar Rus olsa yada Kripto olsa ne yazar. Buna Türk demek için ar damarının çatlamış olması gerekir. Çünkü Türkiye’nin başındadır ama Türk olmayı temsilden yoksundur. İslam konusunda da cahil ve gafil bir zalimdir.Halbuki Mehmet Akif Arnavut kökenli bir Türk’tür. Saidi Nursi de Kürt kökenli bir Türk’tür. Başbakanımız Konyalı Cumhurbaşkanımız Karadenizli Türklerdir. Mensubu olduğumuz Türk milletinin daha pek çok Türk ve diğer Müslüman kökenlilerden medarı iftiharımız olan Türkler vardır. Bir milleti yücelten onun alicenaplığıdır. Bu da yönetimlerinde tecelli eder. Şimdiye kadar Siyonizm’e hizmet ettirildik. Gizli İngiliz mandası olarak yaşadık milletimizin çoğunu sopa ile yönetenleri yöneten daima haçlılar ve Siyonistler İngilizler vs, oldular.Kendimizden olanlardan kendi seçtiklerimiz tarafından yönetilmeye başlayınca, Dünya Adaleti Savunan zulme karşı çıkan bir Müslüman olarak ortaya çıktıkça parçalanıp küçülme endişemiz zail olduğu gibi Bosna dan Çin Seddi’ne, Kanda dan Kırımdan Afrika’nın ümit burnuna kadar renkleri gözleri farklı olanlar Müslüman Türklerin etrafında halklar olarak birleşmeye bütünleşmeye başladı. Süper güçler artık bize emirlerini dayatamaz oldu. Ülkemizi bölme planları suya düştü. ABD, PKK'ın Suriye kolu PYD ye özerk devlet kuracağım derken resmen tornistan etti. Erdoğan’ın bu ABD'ye gidişinde Siyonist Bayden (Biden) tarafından nasıl dostluk numarası ile kucaklandığını Erdoğan’ın kerhen onun kucaklaşmasına soğuk bir kucaklaşmak ile karşılık gösterdiğini gördük.Kusura bakmayınız ama ne mutlu Türküm diyene sözü en çok Kripto Yahudilerin işine yaradı. Onlar Türk vatandaşı, bizler halk (sömürge ahalisi) olduk. İstanbul kripto Yahudilerin elindeki medya daima halka saldırıp aşağıladı. Kendilerini Türk diye yüceltip Türkleri attıkları manşetler ile gerici yobaz vs,diye sürekli aşağıladılar. Çocukluğumuzda sıcak yaz günlerinde atılan sekiz sütuna manşeti unutamadık.Halk plajlara hücum etti, vatandaş denize giremedi.Kuttülammare savaşını kazandıktan ve İngiliz ordusunu esir aldıktan sonra kazanılmış savaşı kimler düşmana geri sattı ve niye diye hiç sormadık.Bakın Gerçek Türk Ruhunu temsil eden yazdığı istiklal marşı TBMM de uzun süre ayakta alkışlanarak kabul edilen istiklal marşı yazarımızın şu sözleri bölücülerin suratına tokat gibi patlatılan bir cevaptır.Milletler bozulan karışan genlerden oluşmazlar. Birleşen iyi ve ya kötü karakterlerin etrafında birleşenlerden oluşurlar. İslam Âleminde Türkler için Allahın askerleri tabiri kullanılır. Çanakkale şehitlerinin tam bir nüfus kütükleri neşredilirse Kimin Türkiye ve İslam için hangi oranlarda şehit olduğunun da dökümü ileride çıkarılır. Az olsun küçük olsun bizim olsun zihniyeti Bizlerin milliyetçiliğinde yoktur. İçinde Yahudi ingiliz kültürü bitkiler gibi yetiştirilmiş insanlarda vardır.
Müslümanlık sizi gayet sıkı, gayet sağlam,
Bağlamak lazım iken, anlamadım, anlıyamam,
Ayrılık hissi nasıl girdi sizin beyninize?
Fikr-i kavmıyyeti şeytan mı sokan zihninize?
Birbirinden muteferrik bu kadar akvamı,
Aynı milliyetin altında tutan islam'ı,
Temelinden yıkacak zelzele, kavmiyettir.
Bunu bir lahza unutmak ebedi haybettir...
Arnavutlukla, Araplıkla bu millet yürümez..
Son siyasetse bu! Hiç böyle siyaset yürümez!
Sizi bir aile efradı yaratmış Yaradan;
Kaldırın ayrılık esbabını artık aradan.
Siz bu davada iken yoksa, iyazen-billah,
Ecnebiler olacak sahibi mülkün nagah.
Diye dursun atalar: 'Kal'a içinden alınır.'
Yok ki hiç bir kişiden... Millet-i merhume sağır!
Bir değil mahvedilen devlet-i islamiyye...
Girdiler aynı siyasetle bütün makbereye.
Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
Toplu vurdukca yürekler, onu top sindiremez.
Bırakın eski hükümetleri meydandakiler
Yetişir, şöyle bakıp ibret alan varsa eğer.
işte Fas, işte Tunus, işte Cezayir, gitti!
işte Irak'ı da taksim ediyorlar şimdi.
30 Muharrem 1331
27 Kanunuevvel 1328
1913Mehmet Akif ErsoySelam ve SaygılarımlaA.D.Şimşek
1 Nisan 2016 11:02 tarihinde Yunus Kavik <yka...@gmail.com> yazdı:Sayın Haydar AteşGoogle translate çok sağlıklı çeviri yapmadığını insaf ehli herkes bilmektedir. Siz bilmediğiniz dillerle ilgili olarak daima "google translate" kullanıyorsanız yazık hiç bir yazıyı doğru dürüst anlamanız mümkün değildir.Haydar Bey , onlarca meal var piyasada. Benim numaralarını verdiğim ayetler için hepsini tek tek inceleyin. Sanırım onlarca insan bir kelimeyi aynı şekilde Türkçeye çeviriyorsa hepsi de kelimeyi yanlış anlıyor olabilir mi? Bak bakalım hangi mealde millet kelimesi mezhep olarak tercüme edilmiş. Yok öyle bir şey. Asla bulamazsın.Yüzlerce arap arkadaşım var. Onlarla senelerdir yazışırım. Millet kelimesini hiç birisi mezhep olarak anlamazlar.Zaten Kuran'da mezhep diye bir kelime bulunmamaktadır. Ancak mezhep kelimesinin mastar olarak kökeni olan "Hizb" kelimesi geçmektedir. "Hizbuş-şeytan" , "Hizbellah" şeklinde terkip olarak. şeytanın yandaşları, Allah'ın taraftarları anlamında. Modern arapçada "Hizb" kelimesi "parti" anlamında da kullanılmaktadır.Daha önceki mesajlarınızda "Kuran'da millet kelimesi bulunmamaktadır" diye iddia ediyordunuz. Şimdi ise ben varlığını ispatlayınca google amcaya müracaatla mezhep anlamına gelir diyerek yandan çark ediyorsunuz.Siz gerçekten çok uyanıksınız. Pes doğrusu.SelamlarYunus Kavik
31 Mart 2016 16:28 tarihinde Haydar Ates <ates....@yahoo.com> yazdı:Yunus efendi ben değil sen öğren. senin Kuran'da arapçasını yazıp altına Millet diye latin harfleriyle yazdığın kelime Millet değil, Mezhep'dir. Gir google çeviriye, eğer arapçayı bilmiyorsan, yaz arapçasını, çevir Türkçe'ye görürsün. sana aşağıya çıkardım onu. Bu kadar cehalette olmaz kardeşim. Bunları arapça bilmeyen birisine bile yutturamazsın. Arapça'da ve Kuran'da millet kelimesi yoktur. İşte ispatı EK'teki resimde. Her karşınızdakini cahil halkmı zannettiniz, her söylediğinizi yutsun.On Thursday, March 31, 2016 4:03 PM, Yunus Kavik <yka...@gmail.com> wrote:
Sayın Haydar Ateş,"Kurdan'da millet kelimesi yoktur" ifaden senin Kuran'ı hiç bilmediğin anlamına gelir.Bilmemek ayıp değil. Ama öğrenmemek için ısrar etmek çok ayıp.Öğrenmek istiyorsan , öğrenmeye niyetin varsa Kuran'da millet kelimesinin geçtiği ayetleri sana tek tek sıralayayım.Üzerlerini sarı boya ile renklendirdiğim kelimeler "MİLLET" kelimesini geçtiği yerlerdir. Gözleriniz bozuk ise iyice görmeniz için belirgin bir boyutta ve "BOLD" olarak yazdım. Arapça orjinal metnini okuyamaz iseniz diye de ayrıca latin harfleri ile de yazdım."Millet" kelimesinin "DİN" anlamına geldiği ayetlerde apaçık gözüküyor.Bakara Suresi ayet 120 :وَلَن تَرْضَىٰ عَنكَ الْيَهُودُ وَلَا النَّصَارَىٰ حَتَّىٰ تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ ۗ قُلْ إِنَّ هُدَى اللَّـهِ هُوَ الْهُدَىٰ ۗ وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءَهُم بَعْدَ الَّذِي جَاءَكَ مِنَ الْعِلْمِ ۙ مَا لَكَ مِنَ اللَّـهِ مِن وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ ﴿١٢٠VE LEN TERDA ANKEL YEHUDU VELEN-NASARA HATTA TETTEBİA MİLLETEHUM KUL İNNE HUDALLAHİ HUVEL HUDA, VELEİNİTTEBATE EHVAEHUM BADELLEZİ CAEKE MİNEL İLMİ MA LEKE MİNALLAHİ MİN VELİYYİN VELA NASİR.Sen onların dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olacak değillerdir. De ki: "Şüphesiz doğru yol, Allah'ın (gösterdiği) yoludur." Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (arzu ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı.******Bakara Suresi , Ayet 130وَمَن يَرْغَبُ عَن مِّلَّةِ إِبْرَاهِيمَ إِلَّا مَن سَفِهَ نَفْسَهُ ۚ وَلَقَدِ اصْطَفَيْنَاهُ فِي الدُّنْيَا ۖ وَإِنَّهُ فِي الْآخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِحِينَ ﴿١٣٠VE MEN YERĞABU AN MİLLETE İBRAHİME İLLA MEN SEFİHE NEFSEH VELEKADİS-DAFEYNAHU FİD-DUNYA VE İNNEHU FİL AHİRETİ LEMİNES-SALİHİN.Kendi nefsini aşağılık kılandan başka, İbrahim'in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, Biz onu dünyada seçtik, gerçekten ahirette de o salihlerdendir.*****Bakara Suresi , Ayet 135وَقَالُوا كُونُوا هُودًا أَوْ نَصَارَىٰ تَهْتَدُوا ۗ قُلْ بَلْ مِلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا ۖ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ ﴿١٣٥VEKALU KUNU HUDEN EV NASARA TEHDEDU KUL BEL MİLLETE İBRAHİME HANİFA. VEMA KANE MİNEL MÜŞRİKİNDediler ki: "Yahudi veya Hıristiyan olun ki hidayete eresiniz." De ki: "Hayır, (doğru yol) Hanif (muvahhid) olan İbrahim'in dini(dir); O müşriklerden değildi."******Ali İmran Suresi , Ayet 90قُلْ صَدَقَ اللَّـهُ ۗ فَاتَّبِعُوا مِلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ ﴿٩٥KUL SADAKALLAHU FETTİBİU MİLLETE İBRAHİME HANİFA. VEMA KANE MİNEL MÜŞRİKİN"Allah doğru söyledi. Öyleyse Allah'ı bir tanıyan (Hanif)ler olarak İbrahim'in dinine uyun. O, müşriklerden değildi."******Nisa Suresi , Ayet 135وَمَنْ أَحْسَنُ دِينًا مِّمَّنْ أَسْلَمَ وَجْهَهُ لِلَّـهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ وَاتَّبَعَ مِلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا ۗ وَاتَّخَذَ اللَّـهُ إِبْرَاهِيمَ خَلِيلًا ﴿١٢٥VE MEN AHSENU DİNEN MİN MEN ESLEME VECHEHU LİLLAHİ VE HUVE MUHSİN. VETTEBEA MİLLETE İBRAHİME HANİFA. VETTEHAZELLAHU İBRAHİME HALİLA.İyilik yaparak kendini Allah'a teslim eden ve hanif (tevhidi) olan İbrahim'in dinine uyandan daha güzel din'li kimdir? Allah, İbrahim'i dost edinmiştir.******Enam Suresi , Ayet 161قُلْ إِنَّنِي هَدَانِي رَبِّي إِلَىٰ صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ دِينًا قِيَمًا مِّلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا ۚ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ ﴿١٦١KUL İNNİ HEDANİ RABBİ İLA SIRATIN MUSTEKİM. DİNEN KIYEMEN MİLLETE İBRAHİME HANİFA. VEMA KANE MİNEL MÜŞRİKİN.De ki: "Rabbim gerçekten beni doğru yola iletti, dimdik duran bir dine, İbrahim'in hanif (muvahhid) dinine… O, müşriklerden değildi."******Araf Suresi , Ayet 88قَالَ الْمَلَأُ الَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا مِن قَوْمِهِ لَنُخْرِجَنَّكَ يَا شُعَيْبُ وَالَّذِينَ آمَنُوا مَعَكَ مِن قَرْيَتِنَا أَوْ لَتَعُودُنَّ فِي مِلَّتِنَا ۚ قَالَ أَوَلَوْ كُنَّا كَارِهِينَ ﴿٨٨KALEL-MELEULLEZİNE-STEKBERU MİN KAVMİHİ LENUHRİCENNEKE YA ŞUAYBU VELLEZİNE AMENU MAAKE MİN KARYETİNA EV LETEUDENNE Fİ MİLLETİNA. KALE EVELEV KUNNA KARİHİN.Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler) dediler ki: "Ey Şuayb, seni ve seninle birlikte iman edenleri ya ülkemizden sürüp-çıkaracağız veya mutlaka bizim dinimize geri döneceksiniz." (Şuayb:) "Biz istemesek de mi?" dedi.******Araf Suresi , Ayet 89قَدِ افْتَرَيْنَا عَلَى اللَّـهِ كَذِبًا إِنْ عُدْنَا فِي مِلَّتِكُم بَعْدَ إِذْ نَجَّانَا اللَّـهُ مِنْهَاKADİFTERAYNA ALALLAHİ KEZİBEN İN UDNA Fİ MİLLETİKUM BADE İZ NECCANALLAHU MİNHA.Allah bizi ondan kurtardıktan sonra, bizim tekrar sizin dininize dönmemiz Allah'a karşı yalan yere iftira düzmemiz olur.*******Yusuf Suresi , Ayet 37 ve 38رَبِّي ۚ إِنِّي تَرَكْتُ مِلَّةَ قَوْمٍ لَّا يُؤْمِنُونَ بِاللَّـهِ وَهُم بِالْآخِرَةِ هُمْ كَافِرُونَوَاتَّبَعْتُ مِلَّةَ آبَائِي إِبْرَاهِيمَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَRABBİ İNNİ TRAKTU MİLLETE KAVMİN LA YUMİNUNE BİLLAHİ VEHUM BİL-AHİRATİ HUM KAFİRUN.VETTEBATU MİLLETE ABAİ İBRAHİME VE İSHAKE VE YAKUBRabbim , doğrusu ben, Allah'a iman etmeyen, ahireti de tanımayanların ta kendileri olan bir topluluğun dinini terk ettim. (37)Atalarım İbrahim'in, İshak'ın ve Yakub'un dinine uydum.*******İbrahim Suresi , Ayetوَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِرُسُلِهِمْ لَنُخْرِجَنَّكُم مِّنْ أَرْضِنَا أَوْ لَتَعُودُنَّ فِي مِلَّتِنَاVEKALELLEZİNE KEFERU LİRUSULİHİM LENUHRİCENNEKUM MİN ARDINA EV LETEUDENNE Fİ MİLLETİNAİnkar edenler, resullerine dediler ki: "Muhakkak (ya) sizi kendi toprağımızdan süreceğiz veya dinimize geri döneceksiniz."Eveeeet.Artık boş iddilarda bulunmazsın. gereksiz inatkarlıklarda bulunmazsın sanırım.Yeterince açık zaten herşey.*****Namaz kelimesi bahsettiğiniz gibi Farsça kökenli bir kelime olması hasebiyle Kuran'da bulunmamaktadır.Salat kelimesi bulunmaktadır.Bu konuda butaya kadar doğru söylüyorsunuz.Ancak bu noktadan sonra demogoji yapıyorsunuz.Salat kelimesi dua anlamına gelir. Bu da doğru. Ancak Salat kelimesi sadece dua anlamına gelmez. Duayı da içine alan/kapsayan daha geniş bir anlamı vardır.Salat "Rükusu, Secdesi ve Kıyamı olan ve içerisinde Kuran tilaveti, zikir ve dua bulunan büyük bir ibadet" i kapsamaktadır.Sadece Allah'a tazarru ve yakarış maksadıyla yapılan ritüele DUA denir. Ki bu anlamda "DUA" kelimesi Kuran'daBakara Suresi , Ayet 186وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ ۖ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ ۖ فَلْيَسْتَجِيبُوا لِي وَلْيُؤْمِنُوا بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ ﴿١٨٦VE İZA SEELEKE İBADİ ANNİ FEİNNİ KARİB. UCİBU DAVETED-DAİ İZA DEANİ FEL-YESTECİBU Lİ VEL-YUMİNU Bİ LEALLEKUM YERŞUDUN.Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririmBurada geçen DAVET kelimesi "dua etmek" fiilinin mastarı şeklinde gelmiştir. "DAİ" kelimesi "Dua eden" (Fail/Özne şeklinde kullanılmıştır.) "İZA DEAN" kelimesi "Dua ettikleri zaman" zaman edatı şeklinde kullanılmıştır."DAİ" kelimesi aynı zamanda yakaran , çağıran anlamlarına da gelmektedir. Nitekim bu anlamda Taha/108 , Ahzab/46 , Ahkaf/31 ve32 , Kamer/6 ve 8 ayetlerde ifade edilmiştir.Salat sadece "dua anlamına gelmektedir" gibi cehaletinizi ortaya çıkatan ifadelerden kaçınmanızı tavsiye ederim."Kuran'da namaz kelimesi geçmektedir." ifadesi doğruyu ifade ediyor olsa da demogoji yapmaktır. Çünkü Türkçe konuşan her müslüman şunu iyi bilir ki, Türkçe'de kullanılan ve farsçadan geçen Namaz kelimesini Kuran'daki Salat kelimesinin karşılığı olarak kullanılmaktadır.SelamlarYunus Kavik
30 Mart 2016 21:22 tarihinde Haydar Ates <ates....@yahoo.com> yazdı:
Yunus Kavik efendiYine demogoji yapmaya başladın. Bir kere Kuran'da ve arapçada "Millet" diye bir kelime yoktur. Arapça'da ve Kuran'da sadece Kavm (Türkçe'de kavim diyoruz) kelimesi vardır. Kavm'de "takipçi" demektir.Millet Süryanice Malla kökünden gelen bir kelimedir. Anlamı "konuşmak"tır. Yani aynı dili konuşanlar demektir. Bu kelime ortaçağ avrupasında henüz devlet ve millet kavramlarının bugünkü anlamıyla olmadığı dönemde, bir kilisenin cemaati olup, o kilise yakınında oturanlara denirdi. Yani o dönemde insan grupları kiliseler tarafından yönetilir ve onun çevresinde otururlar, diğer kiliselere gidemezlerdi.Hatta, güya arapça diye iddia ettiğiniz Namaz kelimeside Farsça'dır.Daha önce bu konuyu yazışmıştık ve çaresiz cevap verememiş, demogojiye başlamıştınız. Size İslam'ın şartlarını sormuştum. Siz "Allah'ı sevmek, Namaz, Hac, Zekat ve Kelime-i Şahadet" demiştiniz. Ben de size Kuran'da İslamın şartları "Sevm, Salad, Hac, Zekat, Kelime-i Şahadet" diye yazmıştım. Salad, arapçada dua demektir. Namaz kelimesi ise Salad'ın Farsça'daki karşılığı demiştim. Yani Kuran'da Namaz değil, Salad kelimesinin olduğunu yazmıştım. Tam bir demagog ve maalesef İslam Dini konusunda son derece yetersizsiniz. Eğer Kuran'da Millet ve Namaz kelimeleri var derseniz, kendinizle çelişirsiniz ve Kuran arapça değil, farsça demiş olursunuz. Çünkü hem Millet, hem de Namaz kelimeleri arapçada yoktur.Bir sürü arapça laf yazarak kendinizi güya dini bilen birisi gibi gösterip insanları aldatmayı bırakın. Zaten ulu önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'de, İslam Dini'ni cahil-cühelanın elinden kurtarıp halkın ne okuduğunu anlaması için Türkçe'ye çevirmiş ve 1400 yıllık İslam tarihinde Türk Milleti için en hayırlısını yapmıştır.Ne mutlu Türküm Diyene.Dr. Haydar AteşOn Wednesday, March 30, 2016 7:33 PM, zubeyr auf <zube...@yahoo.com> wrote:
>Kuran'daki kelimeler vahyin ilk nazil olduğu günden taaa kıyamete kadarki zaman dilimi boyunca anlam ve kavram olarak asla değişmez.
Zaman geçtikçe Kur'ân-ı Hakîmin daha ziyade hakaiki inkişaf eder demektir. Yoksa-hâşâ ve kellâ-Selef-i Sâlihînin beyan ettikleri hakaik-i zâhiriye-i Kur'âniyeye şüphe getirmek değil. Çünkü onlara iman lâzımdır. Onlar nasstır, kat'îdir, esastırlar, temeldirler.Bu Kur'ân'ın lisanı ap açık bir Arapçadır." Nahl Sûresi, 16:103. [ fermanıyla, mânâsı vâzıh olduğunu bildirir. Baştan başa hitab-ı İlâhî o mânâlar üzerine döner, takviye eder, bedâhet derecesine getirir. O mensus mânâları kabul etmemekten-hâşâ sümme hâşâ-Cenâb-ı Hakkı tekzip ve Hazret-i Risaletin fehmini tezyif etmek çıkar.
Bununla beraber, ulûm-u Arabiyece sahih ve usul-ü diniyece hak olmak şartıyla ve fenn-i maânîce makbul ve ilm-i beyanca münasip ve belâgatçe müstahsen olan bütün vücuh ve maânî, ehl-i içtihad ve ehl-i tefsir ve ehl-i usulü'd-din ve ehl-i usulü'l-fıkhın icmâıyla ve ihtilâflarının şehadetiyle, Kur'ân'ın mânâlarındandırlar. O mânâlara, derecelerine göre birer emare vaz etmiştir: ya lâfziyedir, ya mâneviyedir. O mâneviye ise, ya siyak veya sibak-ı kelâmdan veya başka âyetten birer emare, o mânâya işaret eder.
Delil kat'iyyü'l-metîn olduğu gibi, kat'iyyü'd-delâlet olmak gerektir. Halbuki tevil ve ihtimalin mecâli vardır. Zira, nehy-i Kur'ânî âmm değildir, mutlaktır. Mutlak ise, takyid olunabilir. Zaman bir büyük müfessirdir; kaydını izhar etse, itiraz olunmaz. Hem de hüküm müştak üzerine olsa, me'haz-ı iştikakı, illet-i hüküm gösterir.
RNK'da zaman ve Kuran..
--------------------------------------------
On Wed, 3/30/16, Yunus Kavik <yka...@gmail.com> wrote:
Subject: Re: [ÖNCE VATAN] Re: Islam Alimi Said: Islam ulkeleri olarak,
To: "Haydar Ates" <ates....@yahoo.com>
Cc: "Ali Aslan DUMANOL" <dum...@hotmail.com>, "Ahmet Doğan ŞİMŞEK" <ahmetdog...@gmail.com>, "Neval KAVÇAR" <neval...@yahoo.com>, "Zeki Sahin" <zeki...@yahoo.com>, "nilgun gomuc" <nilg...@superonline.com>, "Dr. Erdal Sener- Turkish Forum" <er...@turkishnews.com>, "cesur...@gmail.com" <cesur...@gmail.com>, "Kutlu Altay Kocaova" <kutlu...@yahoo.com>, "Ali Nejat Ölçen" <alin...@olcen.net>, "Mustafa Nevruz SINACI" <gercek....@hotmail.com>, "dog.k...@t-online.de" <dog.k...@t-online.de>, "Ali Yazıcı" <alya...@gmail.com>, "Dr. Kayaalp Buyukataman" <k...@turkishforum.com.tr>, "hasance...@gmail.com" <hasance...@gmail.com>, "adum...@gmail.com" <adum...@gmail.com>, "Naci Beştepe" <nacibe...@gmail.com>, "Zubeyr Auf" <zube...@yahoo.com>, "Mehmet Ali Şadoglu" <mehmetal...@hotmail.com>, "Güneş Ecer" <gti...@aol.com>, "gurbu...@yahoo.com" <gurbu...@yahoo.com>, "Ahmet Kılıçaslan Aytar" <ahmetkilic...@gmail.com>, "Bülent Esinoğlu" <bulente...@gmail.com>, "D. Ali. Ercan" <dali...@gmail.com>, "yhh...@gmail.com" <yhh...@gmail.com>, "Canfistir Davis" <cim...@neomailbox.net>
Date: Wednesday, March 30, 2016, 11:13 AM
Değerli
Arkadaşlar
Haydar Bey
kelime ve kavramlar konusunda demogoji
yapıyor.
Kelimelere
yüklenen anlamlar zaman içerisinde farklılaşabilir. Bu
hususta kendisine katılıyorum.
Ancak Vahy-i ilahi için bunu
söylemek abes ve düpedüz saptırma
olur.Kuran'daki kelimeler vahyin ilk nazil
olduğu günden taaa kıyamete kadarki zaman dilimi boyunca
anlam ve kavram olarak asla değişmez.Buna
böylece iman etmek müminler için bir imanın olmazsa
olmaz rüknü ve bir zarurettir.
Bu kısa izahattan sonra gelelim
Haydar Bey'in demogoji yaptığı millet
kelimesine.
Millet
kelimesi, öncelikle Türkçe kökenli bir kelime değildir.
Arapça kökenli bir kelimedir. Türkçe'ye de
Arapça'dan geçmiştir.Böyle olunca
kelimenin Kuran-ı Kerim'de kullanılışı ve kelimeye
cümlenin bütünlüğü içerisinde yüklediği anlama
dikkatlice tetkik etmek gerekir.
Ahmet Bey millet kelimesinin
Kuran'da geçtiği bazı ayetleri alıntılamış. Ben
bu ayetleri bu yazıda tekrar edecek
değilim.Dikkat edilirse ayetlerde geçem millet
kelimesi cümle bütünlüğü ve Kuran'daki bütünlük
çerçevesinde "DİN" anlamına kullanıldığı
apaşikar olarak görülecektir. Zaten
Kuran'ın vahyolduğu günden bugüne kadarki
arapçanın geçirdiği evreler ve değişimi bile dikkate
alacak olursak "DİN" anlamına
kullanıldığını görürüz.Araplar
Arapça'da bizim millet kelimesine yüklediğimiz
anlamın karşılığı için "ÜMMET"
kelimesini kullanırlar.Mesela bir örnek
verecek olursak ; "ÜMEMİ-L MUTTEHIDE"
birleşik kelimesi . Anlamı Birleşmiş Milletler .
merkezi Amerika'da olan kuruluş var ya işte
o.
Biz millet
kelimesini Türkçe'ye Arapça'dan aldığımız
zaman Arapça'daki anlamına bağlı kalmaksızın
kendimize göre bir anlam yükleyerek kullanmışız. Daha
ziyade batıda kullanılan "nation"
karşılığına eş değer bir anlam
yüklemişiz. Bence bu kullanılış ve anlam
kelimenin orjinal anlamının GALAT kullanımıdır. SAHİH
değildir."Galat-ı meşhur Lugat-ı
Fasihten evladır" diye meşhur bir tabir
vardır.Yani çok yaygın kulanıla kullanıla
meşhur olmuş olan yanlış anlam yüklenen veya yanlış
telaffuz edilen kelimeler, kelimenin orjinal ve düzgün
kullanılan telaffuzundan daha üstün ve baskın hale
gelir.Millet kelimesi de yanlış anlam
yüklenerek uzun yıllar bu yanlış anlam ile meşhur
olması hasebiyle şu anda kullandığımız anlam sanki
kelimenin orjinal anlamı gibi
değerlendirilmektedir.
Millet kelimesinin Kuran'daki
anlamı "din" olup bu Vahy-i ilahi ile kelimeye
Allah'ın yüklediği anlam kıyamete kadar asla
değişmez. Bu anlamı hiç bir müminim diyenin
sulandırmaya , saptırmaya, demogoji yaparak gargaraya
getirmeye hakkı ve selahiyeti yoktur,olamaz.
Selam ve
saygılarımlaYunus Kavik
28 Mart 2016 10:47
tarihinde Haydar Ates <ates....@yahoo.com>
yazdı:
Ahmet
bey,
Millet
kavramının bugünkü anlamıyla, bundan 1000 yıl önceki
anlamı aynı değildir. Size dünyada kurulan ilk
üniversite olan Bologna Üniversitesi'nin kuruluş ve
yönetim esaslarını okumanızı öneririm. 1088 yılında
kurulan bu üniversitede, tüm parasal ihtiyaçlar
öğrenciler tarafından karşılanıyor, üniversiteyi de
öğrenciler yönetiyordu. O dönemde bugünkü ülkeler
(Türk Milleti dışında) bugünkü anlamda belli bir etnik
grubu tanımlayacak şekilde kurulmamıştı. Üniversiteler
kiliselerin kontrolündeydi ve kiliseler tarafından
destekleniyordu. Kiliseler, kendi mensuplarından oluşan
öğrencileri maddi olarak destekleyip üniversitelere
gönderiyorlardı. İşte üniversiteye farklı
bölgelerden gelen bu öğrenciler geldikleri yerdeki dini
gruplara göre ayrılıyordu. O dini gruplara da
"millet" deniyordu. Yani bugünkü batı
dünyası, gerçek anlamda bugünkü siyasi yapıda yer alan
millet kavramına sahip değildi ve birtakım dini gruplar
halinde yaşıyordu. O grupların adı o zaman milletti ve
bugünkü millet anlamından farklıydı. Bir kavramı ele
alırken, ait olduğu dönemle ele almak lazım. Bu konuda
ayrıca ünlü Amerikalı tarihçi, Türk dostu Justin
McCarthy'nin kitaplarını da öneririm. Justin
kitaplarında, dünyanın en eski ve tek milletinin Türk
Milleti olduğunu, tüm dünyanın devlet kurmayı ve millet
olmayı Türkler'den öğrendiğini
yazar. Özetle, bundan
1000 yıl ve daha eski dönemde millet bir dini grubu temsil
ederken, günümüzde bir etnik yapıyı veya bir coğrafya
üzerinde yaşayan, ortak kültür, tarih, değer, ülkü,
coğrafya birliğine sahip grupları
tanıtır.Dr. Haydar
Ateş
On Monday, March 28, 2016 10:30 AM,
"'Haydar Ates' via "NE MUTLU TÜRKÜM
DİYENE" <ne_mutlu_t...@googlegroups.com>
wrote:
Sevgili Ali bey merhaba,
1.
Öncelikle dünyada hristiyan ülkesi diye bir kavram
yoktur, bunu biliyoruz. Önce bunu düzeltelim. Hristiyan
alemi diyorsanız o başka. Dünyada yaşayan insanlardan
hristiyan dinine mensup olanların topuna birden bu ismi
kullanabiliriz. bunun yanında İslam alemi sözü de
dünyada müslüman olan insanların olduğu grup için
kullanılabilir. Ama bu dünyada ne hristiyan ülkesi ne de
İslam ülkesi diye bir kavram yok veya hristiyan devleti
hiç yoktur. malum devlet; tarihiyle, coğrafyasıyla,
içinde yaşayan milletle, kurum ve kuruluşlarıyla,
kültürüyle bir bütündür. Din sadece bireyler içindir.
Dolayısıyla İslam devleti sözünü kullanan zevat zaten
ne dini nen de devleti bilmiyor demektir. Zaten ülke veya
vatan kavramı da devletin unsurlarından olan coğrafyayı
ifade eder. Coğrafyanın, yani toprağın dini olmaz.
Özetle ne ülkenin ne de devletin dini yoktur.
2. İlahiyat
fakülteleri İslam alimi yetiştirmek için kurulmadı.
Bunların amacı, o ülkede yaşayan her insana din
felsefesini doğru anlatacak, dini bugün örneklerini
gördüğümüz gibi yobaz ve sapkınların tekeline
bırakmamak için kuruldu. Ama bu fakülteler zamanla
ilahiyat değil, sunni fakültelerine dönüştürüldü,
şimdi ise yetişenlerin bir bölümünü medyada
görüyoruz, maalesef İslam dininden ayrılmış ve vahabi
temsilcilerine dönüşmüşlerdir. Sözde bir çok
profesör, sapkın fikirleriyle hem İslam dinine hem de bu
millete ahlaksızlığın inebileceği en aşağı boyutu
sergilemektedirler. Esasında papaz okulundan sadece papaz
çıkar, imam hatipden de imam ve hatip çıkar. Bunlardan
diğer meslek gruplarını çıkarmaya çalışırsanız
sonumuz bugün yaşadığımız gibi olur. Bunları
"okul" statüsünden çıkaran ve ortaokul, lise,
fakülte gibi tanımlar ekleyen yasa maalesef koalisyon
hükümetleri döneminde 70'li yıllarda çıkarıldı
ve bugünlere geldik. Bunlara ilişkin düzenleme
yapılmalı, imam-hatip okulları, camilerde ihtiyaç
duyulan kadro kadar personel yetiştirilmeli, ilahiyat
fakülteleri de aslına uygun olarak meslek yüksek okulu
statüsünde ve sadece imam-hatip mezunlarından öğrenci
alan, ancak ülkedeki tüm dinlere hizmet edecek kurumlara
dönüştürülmelidir. Ne imam-hatiplerden ne de benzeri
okullardan imam- ve hatip dışında bir meslek grubuna
seçim yapılmamalı, bilimin önüne engeller
konulmamalıdır. Modern ve gelişmiş ülkelerde papaz
okulundan ne doktor, ne de mühendis çıkmaz. O yüzden
onlar gelişmiş biz de bu haldeyiz. Uluslararası
sınavlarda sondan 1. ve ya 2. olmamızın temelinde bunlar
vardır.
3. Millet kavramı içinde din yoktur. Din sadece
Allah'la kul arasındadır ve bireyseldir. Allah
Kuran'da hitap ederken hep "kulum" diye hitap
eder, "kullarım", "ümmet"im,
"ülkem", devlet"im gibi hitapları yoktur.
İslam dinini siyasi emellerine alet eden emevilerden beri,
İslam dini Kuran'daki çizgiden çıkarılmış, devlet
yönetiminin ve insanları yönetmenin, kandırmanın,
aldatmanın aracı haline getirilmiş, yapılan her türlü
ahlaksızlık, yolsuzluk, hırsızlık, sapkınlık adeta
din emriymiş veya din kuralıymış gibi toplum
yönlendirilmiştir. Bu konuda ünlü düşünür İbn-i
Rüşt'ün kitaplarını tüm arkadaşlarıma
öneriyorum. Laikliğin gerçekte İslam Dini ve
Kuran'da olduğunu ortaya koyan ilk
felsefecidir.sağlıkla ve
sevgiyle.
Dr. Haydar Ateş
On Sunday, March 27,
2016 11:10 PM, Ali Aslan DUMANOL <dum...@hotmail.com>
wrote:
Değerli
Haydar bey dost,
1-)Türkiye
Cumhuriyeti Devleti İlahiyat Fakültelerini niçin
kurdu?Hristiyan Alimleri yetiştirmek için
mi?
2-)Hristiyan Ülkeleri
ve Yahudi Ülkesi (devleti!) diye bir kavram
varmıdır?Var ise; "İslam
Ülkesi" neden olamaz!?Yoksa, "İslam
Ülkesi" yerine "İslam Devleti" mi demek
istemiştiniz...?
3-)"Millet Kavramı"nın içinde
diğerlerinin yanı sıra "ortak inanç" olgusu da
(ümmet!?) varmıdır?
Selam, sevgi
ve saygılar
Ali Aslan
Dumanol
stratejik
danışmanlık
strategic
consultancy
dumanol @
hotmail.com
+ 90 (532) 2161795
Pk.:222
Ankara-06420
Türkler
Kazanacak!
Biz
Kazanacağız!
E-Posta ile gönderdiğim
Kişisel Blog ve Sosyal Medya
sayfalarımda yayımladığım tüm demokratik protesto,
bilgi, haber, yorum ve
sosyal/siyasi içerikli paylaşımlar T.C. ANAYASASI’nın:
MADDE 24/3: Kimse, dini ayin ve törenlere
katılmaya, dini inanç
ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz. Dini inanç ve
kanaatlerin den dolayı
kınanamaz ve suçlanamaz. MADDE 25: Herkes
düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. MADDE
26: Herkes düşünce ve
kanaatlerini; söz, yazı, resim veya başka
yollarla Tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma
hakkına sahiptir. YGK: Şiddet çağrısı içermedikçe
sözlü ve yazılı ifadeler cezalandırılamaz. Bu
düşünceler şok edici bile
olsa... (Yargıtay Genel Kurul Kararı.) Demokratik
düşünce ve
kanaatlerimin engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına
alınması, bu nedenle, "Hakkımda olası her
türlü
anti-demokratik yasal girişimi" T.C. Anayasası, AİHM ve İnsan
Hakları
Evrensel Beyannamesi kapsamında, Her türlü yasal
haklarım saklı kalmak üzere,
peşinen reddederim. Ali Aslan DUMANOL
Date: Sun, 27
Mar 2016 19:10:15 +0000
From: ates....@yahoo.com
To: ahmetdog...@gmail.com;
neval...@yahoo.com
CC: zeki...@yahoo.com;
nilg...@superonline.com;
er...@turkishnews.com;
cesur...@gmail.com;
kutlu...@yahoo.com;
alin...@olcen.net;
gercek....@hotmail.com;
dog.k...@t-online.de;
alya...@gmail.com;
k...@turkishforum.com.tr;
hasance...@gmail.com;
adum...@gmail.com;
nacibe...@gmail.com;
yka...@gmail.com;
zube...@yahoo.com;
mehmetal...@hotmail.com;
gti...@aol.com;
gurbu...@yahoo.com;
ahmetkilic...@gmail.com;
dum...@hotmail.com;
bulente...@gmail.com;
ahmet...@hurriyet.com.tr;
dali...@gmail.com;
yhh...@gmail.com;
in...@yasarnuri.com;
cim...@neomailbox.net;
y.k...@gmail.com;
ne_mutlu_t...@googlegroups.com;
sonk...@gmail.com
Subject: Re: Islam Alimi Said: Islam ulkeleri
olarak,
Değerli
arkadaşlar,
Bilgi paylaşımında bazı temel taşları
önemlidir. Bu taşlarda hata yapılırsa bina her an
çökebilir. Önce bu kavramları yerine doğru oturtmak
gerekir.
1. İslam
alimi diye bir kavram yoktur. Allah Kuran'ı doğrudan
kulları için göndermiştir ve her kuluyna doğrudan hitap
eder. Allah yüce peygamberi bile sadece elçi olarak
görevlendirmişken, yani sadece emirlerini tebliğ ile
görevlendirmişken, alim dediğiniz zat kim oluyor. Allah
tercümanlık görevini peygamberine bile vermemişken,
ayetlerinin yorumunu peygamberine bile yaptırmamışken
alim dediğiniz zat kimdir. Bu Allah'a şirk
koşmaktır. İslam dininden ne alim ne de ruhban sınıfı
yoktur. Lütfen Allah'ın peygamberine bile vermediği
bir sıfatı veya unvanı sıradan kullara vermeyiniz. Bu
Allah'a şirk koşmaktır ve külliyen
yanlıştır.
2. İslam
ülkesi diye bir kavram yoktur. İslam dini kullar içindir.
İslam ülkesi kavramı külliyen yanlış olarak buralarda
kullanılmaktadır. En fazla halkının çoğunluğu
müslüman olan ülke diyebilirsiniz. Allah Kuran'ı
kulları için göndermiş ve ilk emri olarak da oku
demiştir. Kuran'ı herhangi bir ülkeye hitaben
göndermemiştir.
3. Millet ve
ümmet kavramı birbirine karıştırılmamalıdır.
Birbiriyle tümüyle zıt kavramlardır. Millet ezelden
gelir ve ebede gider. Her millet adıyla anılır. Dinle
anılan tek millet yahudilerdir. Bu yahudi özentilerini
bırakalım. Milletimiz insanlık tarihi kadar eski olan
Türk Milleti'dir ve asıl olan budur. Dinler milletler
için değil insanlar içindir ve bu nedenle milleti
tanımlayamaz. Bu hatalara düşmemek gerekir. Ümmet fikri
milleti inkar eder ve yok sayar, hatta yok etmeye
çalışır. Türk Milleti, insanlık tarihi kadar eski olan
geçmişiyle İslam Dini'ni şereflendiren önemli bir
millettir. Yoksa İslam Dini arap bedevi ve vahanilerinin
elinde ne hale geldi görüyoruz. Bizim dinimizle hiç bir
arabın dini aynı değildir. Onların dini de İslam
değildir. Bizde de örnekleri olduğu gibi sapkınlığa
yönelmiş, İslam dininden uzaklaşmışlardır. Bütün
araplar Türk Milleti'ne düşmandır.
Dr. Haydar Ateş
On Sunday, March 27,
2016 9:26 PM, ahmet dogan Simsek <ahmetdog...@gmail.com>
wrote:
Sayın
Kavçar
Siz, bu
zatın sürekli saldırılar ile betnam edildiğine
bakmayın. O ilk meclis açılışının duasını yapan
değerli bir ilim adamı ve Moskof savaşı gazisidir ve
Milli birliği sağlamaktaki önemli köşe taşlarından
biri olmaya ölününden sonrada devam eden bir
kişidir.
Allah Rahmet Eylesin
Irk kınamalarına başlarsak bu
ülke ve milletimize yaptığımız kötülük olur. Mehmet
Akif Esoyda İstiklal marşımızın yazrıdır ve Arnavut
kökenli bir Türkdür.Bazı tartışmaları
geride bırakmak vatanımızın yararınadır.
Selam ve
SaygılarımlaA.D.Şimşek
27 Mart 2016 21:05 tarihinde neval kavcar
<neval...@yahoo.com>
yazdı:
"İslam alimi
said" kolay mı alim olmak?
bahsedilen said-i kürdi
mi?
nk
[İleti kısaltıldı]