
Yaşar Nuri Öztürk
03 Nisan 2014, 11:07
AKP, son bir yıl boyunca, özellikle son birkaç ay boyunca aldığı onca darbeye, onca yara bereye rağmen, neyse o olduğu için kazandı.
Bir defa, başındaki adam, her zaman ‘neyse o oldu’.
Ne Türk kelimesini kullandı, ne Türküm dedi, hatta “Milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık” diye demeç verdi.
Ne Atatürk’e saygı ve sevgiden söz etti, ne cumhuriyet dönemini övdü. Tam aksine cumhuriyet dönemine sürekli sataştı, çamur attı.
Ve
paralel yapı dediği eski icraat ortağı örgüt önünde pes etmedi.
RTE, neyse o olduğu
içindir ki, onunla ‘dincilik ve Atatürk karşıtlığında ortak’ olanlar,
görünüşteki kavgalarına rağmen, derinlerdeki beraberliği esas alarak oylarını
ona verdiler.
Ötekiler (CHP ve MHP) neyse o
olamadıkları için kaybettiler.
CHP, Atatürkçülük, akılcılık diyor ama hiçbirisinin gereğini yapmıyor.
Allah ile aldatmaya karşıyım diyor, onun da gereğini yapmıyor; tam tersine Allah ile aldatma teknesinden bir parça hamur nasıl aşırabilirim diye akıl almaz taklalar atıyor. Ve tabiî ki akıl almaz hatalar yapıyor.
Sonuç ortada: Hezimet.
MHP, dincilerin sahte dinine asla mukavemet edememiş,
sürekli bir biçimde Allah ile aldatılmıştır. ‘Allah, din, tekbir’ aldatmalarına
yenik düşerek, Türk milliyetçilerinin bir numaralı savunma ve sığınma mercii
olan Atatürk’ü çoğu yerde feda etmiştir.
‘Türk’ kelimesini kullanmaktan nefret eden adamlara, sırf ‘Allah ve din’ (!) aşkına sürekli destek çıkmaktadır.
Bu zaafının sonucu olarak AKP’nin en netameli geçit noktalarında imdadına yetişmiştir ve buna devam etmektedir. Görünürdeki söylemleri ne olursa olsun, icraatı budur.
Atatürk milliyetçisi bir adamım ama şurada ifadeye koyduğum gerçeği
görmezlik edemem.
TAVSİYEM
O Kİ…
Allah ile aldatmayı
aşmak için gereken el birliğiyle yapılmadıkça 31 Mart sonuçları hep karşımıza
çıkacaktır. AKP-RTE amblemiyle veya başka bir amblemle.
Akılcılık, cumhuriyetçilik, samimi dindarlık, hele
hele Atatürkçülük diye bir meselesi olanların Allah ile aldatmaya karşı her hal
ve şartta ortak hareket etmenin bilincine varıp bu bilincin zorunlu kıldığı
stratejiyi oluşturmaları artık ölüm kalım meselesi olmuştur.
Gereken
yapılmaz ise dincilik bu milleti, daha sonra açıklayacağım ‘Veyl Çukuru’na
götürecektir.
Bendeniz, bu niyet ve bilincin, örneğin, CHP’de henüz vücut bulmadığını, son
dönemlerde Halk TV’de yaptığım programlar sırasında beni oradan uzaklaşmaya
mecbur bırakan ‘akıl almaz tavırlar’ vesilesiyle bir kez daha gördüm.
Bu hallerini değiştirmedikleri sürece bunlardan ne
köy olur ne kasaba.
Hiçbir şeyin farkında değiller.
Basiretleri tutuk, kafaları uçuk, tespitleri abuk, bilgileri kopuk.
Gezi Eylemleri’nin getirdiği heyecanı kendi eserleri sanarak havalara girdiler, gözleri kimseleri görmez oldu.
Sonuç? Sonuç, 31 Mart vakası. İstanbul ve Ankara bile
gitti. AKP, yaşadığı onca ölümcül badireye rağmen, oylarını yüzde 7 arttırdı.
Anlaşılan o ki, Türkiye’nin çilesi önümüzdeki günlerde iyice ağırlaşacaktır.
Ölümsüz kudretin değişmez
yasasını anımsayalım:
“Allah, bir toplumun maruz kaldığı şeyleri, onlar,
birey olarak kendilerine ilişkin olanı değiştirmedikçe, değiştirmez. Allah bir
topluma bir perişanlık dileyince de artık onu geri çevirecek bir güç yoktur.”
(Ra’d suresi, 11)
http://www.yurtgazetesi.com.tr/yazarlar/neyse-o-olan-kazandi-makale,7642.html
Dip Not:
“Rastgele” okuyanlar için, Seçimin İBRETLİK Değerlendirmesi:
“Allah
ile aldatmayı aşmak için gereken el birliğiyle yapılmadıkça 31 Mart sonuçları
hep karşımıza çıkacaktır. AKP-RTE amblemiyle veya başka bir amblemle.
Akılcılık, cumhuriyetçilik, samimi dindarlık, hele
hele Atatürkçülük diye bir meselesi olanların Allah ile aldatmaya karşı her hal
ve şartta ortak hareket etmenin bilincine varıp bu bilincin zorunlu kıldığı
stratejiyi oluşturmaları artık ölüm kalım meselesi olmuştur. “
“Gerçek şu ki Allah, bir toplumun mâruz kaldığı şeyleri, onlar, birey olarak içlerindekini / birey olarak kendilerine ilişkin olanı değiştirmedikçe, değiştirmez.…” (13. sure (RA'D) 11. ayet)
“Bu böyledir. Çünkü Allah bir topluma lütfettiği nimeti, o toplum birey olarak içlerindekini / birey olarak kendilerine ilişkin olanı değiştirmedikçe, değiştirmemiştir. Ve Allah, iyice işiten, gereğince bilendir. “ (8. sure (ENFÂL) 53. ayet)
M. Kemal Adal