Çok fazla işimize kaptırıyoruz kendimizi.
Çok fazla cevaplar arıyoruz suallerimize.
Çok fazla emellere bağlıyoruz saadetlerimizi.
Çok fazla endişelerimiz, korkularımız var.
Çok fazla gururumuzun esiriyiz.
Çok fazla düşünce okumaya çalışıyoruz, okuyamadığımız düşüncelerin yerine de kuruntularımızı kuruyoruz.
Çok fazla sinirleniyor, çok fazla kin bağlıyoruz.
Çok fazla 'asla'larımız, çok fazla 'hiç'lerimiz ve çok fazla 'kat'iyen'lerimiz var.
Çok fazla 'tükürdüğümüzü yalayalım mı, yalamayalım mı' hesabı yapıyoruz.
Ve sonra
Çok fazla vazgeçiyoruz, veya erteliyoruz.
Sonra ölüm giriveriyor araya. Bütün planları bozuyor.
Belki bir sevdiğimiz.
Elimizde bir sürü kelime, kalakalıyoruz.
Belki bizzat kendimiz.
"Bir dakika" diyoruz, "benim sıram gelmiş olamaz!"
Birden fark ediyoruz; meğer zannettiğimiz kadar zamanımız yokmuş.
Meğer yolun sonu varmış.
Ondan gayri herşey, herşey boşmuş.
"Yalan", Candan Erçetin:
--