Türkiye Donald Trump yönetiminden gelen baskılara karşı TCG Göksu ve diğer gemileriyle Somali sularına inerek riskli adım atıyor. Ankara bu hamleyle Hürmüz Boğazı’ndaki ateş hattından uzak dururken Aden Körfezi üzerinde küresel güvenliğin bekçiliğini üstlendiğini müttefiklerine kanıtlamayı umuyor. Stratejik zorunluluk burada kendisini gösteriyor. Ankara enerji yollarını koruma bahanesiyle aslında Washington’ın İran’a karşı kurduğu koalisyon dayatmasını nazikçe geri çevirmeyi hedefliyor. Kendi çıkarlarını Afrika Boynuzu’nda tahkim eden Türkiye bölgesel yangına odun taşımadan arka kapıları tutmaya çalışıyor. Peki bu hamle bizi gerçekten büyük savaştan korumaya yetecek mi? Coğrafi Gerçeklerin Teknolojik Silahları Esir Aldığı Asimetrik SatrançHürmüz Boğazı modern orduların devasa gemileri için aslında ölümcül tuzaktır. Kağıt üzerinde geniş görünen su yolu gemilerin geçebileceği dar koridorlara sahiptir. İran Devrim Muhafızları dar alanı ucuz dronlar ve akıllı mayınlarla aşılmaz kale duvarına dönüştürmeyi çoktan başardı. Pentagon’un milyarlık uçak gemileri daracık şeritte manevra yapamadığı için kolay birer hedef haline geliyor. Yüksek teknoloji kıyı gürültüsü ve yoğun trafik nedeniyle körleşirken eski sistemlerin eksikliği krizi derinleştiriyor. Acaba en gelişmiş füzelerimiz bile doğal engeller karşısında birer hurda yığınına mı dönüşecek? Sigorta Poliçeleriyle Kilitlenen Küresel Ticaret ve Ekonomik YıkımSavaşın asıl galibi mermiler değil Londra merkezli sigorta şirketlerinin kestiği poliçeler oluyor. Deniz sigortalarının iptal edilmesiyle Hürmüz Boğazı askeri olarak açık görünse bile ticari açıdan tamamen kapandı. Hiçbir tanker teminat olmadan riskli sulara girmeye cesaret edemiyor ve nakliye hacmi aniden adeta yok oluyor. Petrol fiyatlarının fırlamasıyla beraber gübre ve gıda sevkiyatı durma noktasına gelerek küresel felaketi tetikliyor. Trump devasa maliyeti müttefiklerin üzerine yıkmaya çalışsa da piyasalar ikna olmadığı sürece donanmaların varlığı yetmiyor. Peki öyleyse, yarın mutfağımıza girecek ekmeğin fiyatını artık sadece sigorta baronları mı belirleyecek? Kharg Adası Operasyonu ve Rejimin Ekonomik İnfaz PlanıDonald Trump ve ekibi İran’ın petrol damarı olan Kharg Adası’nı ana hedef olarak belirledi. Adanın vurulması İran ekonomisinin fişini çekmek ve Devrim Muhafızları’nın maaşlarını ödeyemez hale gelmesini sağlamak demektir. Bu hamle teokratik rejimi içeriden çökertecek toplumsal patlamayı tetiklemeyi amaçlayan çok tehlikeli kumar niteliğindedir. Ancak saldırı Çin’in enerji arzına doğrudan müdahale anlamı taşıdığı için küresel savaşı başlatabilir. Kharg’ın imhası belki çatışmayı bitirir ama enerji piyasalarında onarılması imkânsız devasa enkaz bırakır. Peki öyleyse, bu kumarın sonunda tüm dünya ekonomisi nükleer kışın karanlığına mı gömülecek? Petroyuan Hamlesi ve Doların Küresel Egemenliğine Büyük DarbeHürmüz krizinin gölgesindeki asıl büyük oyuncu olan Çin kendi kurallarını dayatmaya hazırlanıyor. Pekin yönetimi İran ile iş birliği yaparak petrol ticaretinde dolar yerine Yuan kullanacağı yeni sistem kurarsa Amerikan finansal hegemonyasına indirilmiş en ağır darbe olarak tarihe geçecek kadar kritik gelişmedir. Güney Kore ve Hindistan gibi ülkeler bölgeye donanma göndererek Çin’in artan etkisini dengelemeye çalışıyor. Hürmüz Boğazı artık sadece su yolu değil doların geleceğinin ve küresel güçlerin hesaplaşma meydanıdır. Peki öyleyse, cebimizdeki paranın değerini artık Washington yerine Pekin’deki kapalı kapılar ardındaki kararlar mı belirleyecek? Yeni Nesil Stratejik Eylem Planı ve Çözüm ÖnerileriTürkiye enerji arz güvenliğini sağlamak için Somali merkezli alternatif rotaları acilen kalıcı hale getirmelidir. Deniz kuvvetlerimizin bölgedeki varlığı sadece askeri değil ticari sigorta garantörü olacak şekilde diplomatik olarak güçlendirilmelidir. Milli enerji rezervlerimizi en az 180 günlük seviyeye çıkaracak depolama tesisleri hızla inşa edilerek tamamlanmalıdır. Küresel finansal dalgalanmalara karşı yerel para birimleriyle ticaret altyapısı bölgesel ortaklarla derhal hayata geçirilmelidir. Hürmüz’deki olası tam kapanmaya karşı boru hatlarının kapasitesi artırılmalı ve lojistik çeşitlilik sağlanmalıdır. Bu adımlar atılmazsa kapımıza dayanan devasa enerji krizinin altında ezilmekten kurtulamayabiliriz... SADİ ÖZGÜL © 2026 Sadi ÖZGÜL |