Kuran'daki Hac, 2-Bakara Suresi 158, 189, 196, 198,199, 200, 203; 3-Ali İmran
Suresi 97; 5-Maide Suresi 1,2, 95, 96, 97; 9-Tev-be Suresi 3; 22-Hac Suresi 25,
26, 27, 28, 29. ayetlerinden anlaşılır.
Bu ayetler bize Hac hakkında gerekli bilgiyi verecektir. Kuran'ın bu
ayetlerinin ışığında Haccı şöyle özetleyebiliriz:
1. Hac kelimesine sözlüklerde 'kastedilmek' anlamı verilir. Kuransal bir terim
olarak Hac, belli bir zaman diliminde belli ibadetleri de içeren Kâbe’ye
yapılan bir ziyarettir.
3-Ali İmran Suresi 97. ayetten Haccın yapılmasının gücü yeten kullar üzerinde
Allah'ın bir hakkı olduğunu öğreniyoruz. Ayetten Haccı, gücü yetenlerin
yapacağı anlaşılır. Allah 'gücü yetmek' deyimini açıklamamış, bu deyimin
anlaşılmasını bize bırakmıştır.
Mezhepler, 'gücü yetmek' deyiminin anlamını kısıtlamaya çalışmışlardır.
Allah'ın yapmadığı bir sınırlama kabul edilemez, gerekseydi Allah bunu yapardı.
Bu deyimden esir olmamak da, maddi güç yeterliliği de, sağlıksal şartlar da
anlaşılabilir. Fakat her şartta, sağlığın da, maddi gücün de hangi ölçüde 'güç
yetirme' kavramına dâhil olup olmadığı izafi bir kavramdır.
Kişiler, Allah'a kaşı sorumluluklarını, Allah'ın tüm şartları ve düşünceleri
bildiğini, vicdani kanaatlerden de mesul olduklarını göz önünde bulundurup,
'güç yetirme' kavramını en iyi şekilde değerlendirecek ve kendilerinin Hacca
gitmeye güçlerinin yetip yetmediğine karar vereceklerdir.
2. Hac, İbrahim Peygamber döneminden beri yapılan bir ibadettir. (22-Hac Suresi
26,27) Kâbe’de Hz. İbrahim'in makamı ve apaçık deliller vardır. (3-Ali İmran
Suresi 97)
[HAC AYLARI:
1nci görüş: Hac ayları: Şevval (10), Zilkade
(11) ve Zilhicce(12)'in ilk 10 (veya 13.) Günü'dür [Bu görüşe göre: Haram
Aylar: Zilkade(11), Zilhicce(12), Muharrem (1) ve Recep (7)dir.]
Hac görevi, ihrama girmekle başlar. Bunun başlangıcı ise Şevval ayıdır. Bir
kimse Şevval'de ihrama girip Zilhiccenin 10. (veya 13.) gününün akşamına kadar,
haccın menasikini (İbadet ederken lüzum eden usul, yol ve tarz. Ayin, kült.
Ritüel) tamamlayabildiği için, bu aylara hac ayları denilmiştir.
Yani bu aylara 'Hac Ayları' denilmesinin sebebi, haccın ilk şartı / rüknü olan
ihramın ancak bu aylarda giyilmesinin öngörülmüş olmasıdır.) Hac ayları ile hac
vakti aynı şey değildir. Hac, 'hac vakti'nde yapılır. Hac vakti, Arefe ve
Kurban bayram (Zilhiccenin 10-13. ) günleridir.
http://www.sorularlaislamiyet.com/article/12909/hac-aylari-sevval-zilkade-ve-zilhicce-aylaridir-hâlbuki-haccin-oldugu-yapildigi-ay-bir-tanedir.html
MKA]
3. 2-Bakara Suresi 197. ayette Haccın bilinen aylarda olduğu söylenir. Üstelik
'aylar' şeklinde çoğul bir ifade kullanılır.
Oysa günümüzde hacılar, Haccın kısa bir süreye sıkıştırılması yüzünden
kalabalıktan birbirlerini ezmekte, birçok ölüm vakası meydana gelmekte ve
hacılar perişan olmaktadırlar. Hz. İbrahim döneminden beri uygulanan Haccın
bilinen aylarda olduğu söylenir. Aynı ilkbahar denilince Mart, Nisan, Mayıs
aylarının anlaşıldığı gibi, Hac aylarının da başta bu şekilde anlaşıldığını
görüyoruz.
Hac aylarının bilinen aylarda olmasından kasıt, aynı zamanda bu ayların haram
aylar olmasındandır. Haram aylarda savaşmak yasaktır. Bu yasak Hac görevinin
yerine getirilmesine olanak sağlamaktadır.
Kâbe’nin etrafındaki kavimler haram aylara riayet ederek, Hac ibadetinin
durmamasını, kendi çekişmelerinin kişileri Hacdan alıkoymamasını
sağlamaktadırlar.
Hz. İbrahim'den sonraki nesillerdeki putperestler de Kâbe’nin koruyucusu olarak
kendilerini görmüşler, haram ayları bozarak da olsa kısmen uymuşlardır, Haccı
bir ticaret kaynağı olarak değerlendirmişler ve haram aylara da ticaretlerini
kurtaran bir unsur olarak riayet etmişlerdir. (8-En-fal Suresi 34, 35'ten ortak
koşanların kendilerini Kâbe’nin varisi olarak görmelerini anlayabiliriz.)
Haram aylardan bahseden 2-Bakara Suresi 194. ayetten iki ayet sonra Hacdan
bahsedilmesinden, 2-Bakara Suresi 217'de haram aylarda savaşmanın büyük suç
olduğunun vurgulanmasından, Haccın yapıldığı bölgedeki Mescid-i Haram'a
ulaşılmasının engellenmesinden bahsedilmesinden, 5-Maide Suresi 2'de haram ayın
ve Hac ibadetindeki ihramın beraber anılmasından, yine aynı sure 97. ayette
haram ayların ve Hacda ziyaret edilen Kâbe’nin beraber anılmasından bilinen Hac
aylarının haram aylar olduğu anlaşılır. Zaten bu ayların haramlığı da Hacla
ilintilidir.
Tevbe Suresi'nin 2. ve 36. ayetlerinden ise bu ayların arka arkaya gelen dört
ay olduğunu anlıyoruz. 2-Bakara Suresi 189. ayetten bu dört ayın Ay (kameri)
takvimindeki 'aylar' olduğunu anlarız. Yani Hac art arda gelen dört ayda
yapılan bir ibadettir. Bu dört ay aynı zamanda içinde savaşılmasının haram
olduğu aylardır.
Bu ayların ilki 'Hac Ay'ı' anlamına gelen 'Zilhicce'dir. (Hac bu ayla başladığı
için Haccın ilk ayının ismi Arapça'da Hac Ay'ı manasına gelen Zilhicce'dir.)
9-Tevbe Suresi 3. ayette haram ayların ilk günü olan, Hacc'ın da ilk gününe
'Hac günü' isminin verilmesi bunu teyit etmektedir.
Zilhicce ilk ay olunca Zilhicce'yi takip eden Muharrem, Safer ve Rabiul Evvel
diğer hac ayları olmaktadır.
Burada enteresan ek bir delile de değinmek istiyoruz. Rabiul-Evvel Ay'ı iki
kelimeden oluşan birleşik bir kelimedir. Rabiul kelimesi dört, Evvel kelimesi
ise ilk demektir. Bu aydan sonra Rabiul-Ahir Ay'ı gelmektedir ki bu ayın ismi
Sonraki Dördüncü demektir. Rabiul-Evvel Ay'ı haram ayların dördüncü ve sonuncu
ayı olduğu için bu ismi almıştır. Ay takviminin ilk Ay'ı Muharrem olduğu için,
Rebiul-Ahir Ay'ı takvim sırasındaki dördüncü aydır. Bu da bu ayın isminin neden
sonraki (Ahir) Dördüncü (Rabiul) olduğunu açıklar. Eğer ki Rabiül-Evvel'in
haram ayların dördüncü ayı olduğu anlaşılmazsa, Rabiul-Ahir'in neden 'sonraki'
dördüncü anlamına geldiği açıklanamaz.
Bu da haram ayların Zilhicce (Hac Ay'ı) ile başlayıp, dördüncü ay olan
Rabiul-Ev-vel ile bittiğini bir kez daha kanıtlamaktadır. Hac bu dört ayda
yapılabilen bir ibadettir.
İnsanların birbirlerini ezip öldürmelerine yol açan mezheplerin insanların
ölümüne yol açan Haccı tek aya sıkıştırma uygulaması bırakılıp, Kuran'ın
izahlarına dönülmelidir. Kuran 9-Tevbe Suresi 37. ayette haram aylarla
oynanmasını kötü bir fiil olarak takdim etmektedir. Ama öğüt alan nerede!
(Dikkat edilirse 1nci görüş. İçinde Kurban bayramı olan
Zilkade(hac ayı) ve öncesi 2ay olmak üzere toplamda 3 ayı; 2nci görüş ise
Zilkade(hac ayı) ve sonrası 3 ay olmak üzere toplamda 4 ayı, hac için 'Bilinen
aylar' olarak kabul etmektedir. İkisinde de ortak kabul Zilkade olduğundan hac
bu aya sıkıştırımaktadır. MKA.)
4.Hacda kavga, kötülüğe sapma, eşler arasında cinsel ilişki yoktur. (2-Bakara
Suresi 197) Hac kişinin davranışlarına dikkat ettiği, insanlarla bir araya
geldiği bir ibadettir.
5. Hac ibadeti sırasında kişi kendisine helal olan bazı şeyleri de haram eder.
(Eşlerin cinsel ilişkiye girmemesi gibi) Buna ihram
denir.
Hacının ihramda olması budur. İhramın sözlük manasından
anlaşılan da budur.
Fakat günümüzde belli bir elbiseye de ihram adı verilerek bu elbisenin
giyilmesi farzlaştırılmıştır.
Kuran'da sözlük anlamı dışında başka bir ihram anlaşılmamaktadır. Eğer Allah,
Hacda böyle bir elbisenin giyilmesini isteseydi, onun giyilmesi gereken bir
elbise olduğunu söyleyerek, şüpheye meydan vermeden bunu açıklardı.
Böyle bir izahın olmaması ve bu kelimenin sözlük manasının, Kuran'daki
anlatımla tam örtüşmesi yüzünden ihramın; belli bir süre içinde, belli şeylerin
yasaklanması dışında bir manası olmadığını anlarız. İhram
sırasında yasak olan şeylerin biri de avdır (5-Maide Suresi 95). Bu av bir tek
kara avını kapsar, hacılar deniz avını yiyebilirler ve yapabilirler.
6.Kim ihram sırasında kara avı yasağını bilerek çiğnerse, cezası öldürdüğü
hayvanın bir benzerini Kâbe’ye varacak bir kurbanlık yapmasıdır.
Bu benzer kurbanı adaletli iki kişi belirler. Av yasağını çiğneyen kişi bunun
yerine yoksulları doyurarak veya onun dengi oruç tutarak bu yasağı çiğnemesinin
kefaretini yerine getirebilir.
(5- Maide Suresi 95)
7. Umre, ziyaret etmek demektir. Haccın belli dönemde yapılmasına karşılık,
umre her zaman yapılabilen bir ziyarettir. Hac da, umre de Allah için
tamamlanmalıdır.(2-Bakara Suresi 196)
Yani siyasi propagandalar, menfaatler, köşe dönmeler, halkı kandırmalar değil,
Allah'ın rızası Haccın da, umrenin de şartı olmalıdır.
Bu ibadetleri yapmaları engellenenler kurban keser veya kestirirler.
Kurban yerine varıncaya kadar başlar traş edilmez. Hasta ya da başından
rahatsız olan oruç tutarak, sadaka vererek ya da kurban keserek fidye yoluna
gider.
Güvene kavuştuğunda Hacca kadar umre yapmak isteyen kolayına gelen bir kurbanı
keser veya kestirir. Bunu bulamayan ise üçü Hacda, yedisi döndüğünde olmak
üzere on gün oruç tutar.(Bu ailesi Mescid-i Haram'da olmayanlar içindir.)
Tüm bunlar 2-Bakara Suresi 196. ayette geçer.
8. Kurbanların üzerine Allah'ın adı anılır ve bunlardan yoksullara verilir ve
yenir. (22-Hac Suresi 28) Hac ibadeti yapılırken kirlerden arınılmalı, adaklar
yerine getirilmelidir. (22-Hac Suresi 29)
Kirleri arındırmak genel bir ifade olduğundan birçok insanın buluşma yeri olan
Hacda, her türlü hijyen kuralına dikkat etmek iyi olur. Mescid-i Haram'a
saçların kısaltılmış, ya da traş edilmiş olarak girilmesinden bahseden 48-Fetih
Suresi 27. ayet de bu çerçevede değerlendirilebilir.
Kâbe’nin tavafı (çevresinde yürünmesi) böylece temiz bir şekilde yerine
getirilecektir. (22- Hac Suresi 29)
Kâbe’nin temiz tutulması, böylece Hac ibadetinin yapıldığı yerin de temiz
olması iyi olur. (22-Hac Suresi 26)
9. Arafat'tan ayrılıp topluca inilince Meşari Haram'da Allah'ı hatırlamak
(zikir) lazımdır. Bu hatırlama Allah'ın bize öğrettiği şekilde olmalıdır.
(2-Bakara Suresi 198)
Allah'ı nasıl hatırlayacağımızı (zikredeceğimizi), Allah bize Kuran'da
öğrettiğine göre, bu hatırlama faaliyeti de Kuran'a uygun olacaktır.
10. Sonra insanların topluca akın ettiği yerden akın edilip Allah'tan
bağışlanma dilenmelidir. (2-Bakara Suresi 199)
11. Gerekli ibadetler bitince Allah'ı kuvvetli bir biçimde hatırlamak
(zikretmek) gerekir. (2-Bakara Suresi 200)
12. Sayılı günlerde Allah hatırlanır. İsteyen iki gün içinde işini bitirir,
isteyen daha geniş bir zamana işini yayar. (2-Bakara Suresi 203)
13.Bakara Suresi 158. ayette Safa ile Merve'yi ziyaret etmenin bir sakıncası olmadığı söylenir.
Oysa Kuran'ın bu beyanına karşın bu iki tepenin arasında koşmanın farz olduğu
mezhepçi uydurmacılar tarafından uydurulmuştur.
Yaşlı, sağlıksız birçok kişi farz olmayan bu zorlukla karşı karşıya getirilmiş,
daha sonra bunların para karşılığı arabalar ve sedyelerle taşınması şeklinde
yeni bir para kapısıyla birilerinin cebi doldurulmuştur.
Bu uydurmanın cep doldurma hedefi için yapıldığı kanaatindeyiz. Bu ziyaret
mecburi olmayan bir ziyarettir. Fakat ayetin ifadesiyle bir sakıncası da
yoktur.
14. Şeytan taşlama diye bir faaliyetin Hacla hiç bir
ilgisi yoktur. Kişilerin birbirini en çok ezdiği ve ölümlerin en çok
olduğu yer, Hac ibadetine sokuşturulan bu uydurmanın yapılmaya çalışıldığı
yerdir.
Bu saçma uydurmanın atılması, Haccın dört aya yayılması ve Safa ile Merve
arasında koşturmanın farz olmadığının gösterilmesiyle, yani Hac ibadetinin de
Kuran'daki aslına döndürülmesiyle, Hac insanları öldüren, perişan eden bir
ibadet olmaktan çıkacaktır.
Hacerül Esved denilen taşın etrafında yapılan
gariplikler ve bir taşı selamlamak için insanların birbirlerini ezmesi de
Kuran'da yoktur.
Kadının tek başına Hacca gidemeyeceği de, kadının her
türlü seyahat haklarını kısıtlayan, dine fatura edilmeye çalışılan, ama dinde
yeri olmayan bir yalandır.
Hacda güzel koku sürülemeyeceği, dikişli elbise giyilmeyeceği de Kuran'da yer
almayan ifadelerdir.
Hacdan gelen veya başka bir yerden gelen zemzem suyu, koku, takke, seccadenin
özel sevaplar getireceği, kutsallığı şeklindeki izahlar da hep uydurmadır.
Temel prensibimiz olan Kuran'ın izahlarını baş üstüne koymak, geri kalan
izahları çöpe atmak, Kuran'a göre, yani dine göre Haccın anlaşılmasını
sağlayacaktır.
Uydurulan Din, Kuran'daki Din E – Kitap
HAC AYLARI:
*2/197: Dört Kutsal ayın ilk günlerinde olmak üzere bir yılda dört
hac düzenlemek mümkündür. Hac, Kutsal Aylar olan Zil-Hicce, Muharrem, Safer ve
Ra-biül Evvel aylarının başında yapılabilir (2/189 = Sana, doğan aylardan
sorarlar. De ki: 'Onlar, insanların çeşitli yararları ve bir de hac için vakit
ölçüleridir' ). (Bu açıklamadaki 2nci görüştür. -MKA)
Böylece dört Kutsal ayın (Haram Ayların) ilk günlerinde olmak üzere bir yılda
dört hac düzenlemek mümkündür. Haccı birkaç güne sıkıştırmak uygulaması
milyonlarca hacıyı yetersiz servis, pislik ve kargaşalığa mahkûm ediyor. Bak
9/37.ayet dipnot açıklaması
.**9/37: HAC AYLARI VE HARAM AYLAR:
**9/37: Günümüz İslam dünyasında yaygın olan Kutsal Aylar (Haram Aylar)
Recep(7), Zul-kade(11), Zul-hicce(12) ve Muharrem(1) (Ay senesinin 7, 11, 12 ve
1. ayları) dır.
Halbûki 2/197,217; 9/2,5,36 ayetleri ve ayların isimleri incelendiğinde, kutsal
ayların, birbirlerini izleyen Zul-hicce (12), Muharrem(1), Safer(2) ve Rabi-ül
evvel(3) (12, 1, 2 ve 3. aylar) olduğu görülecektir.
Zul-hicce (Hacca Sahip) ayının ismi onun ilk ay oluşuna önemli işarettir.
Ayrıca Rabi-ül evvel (Birinci Dördüncü/dörtlü) ismi de bunun Kutsal ayların
(Haram Ayların) dördüncüsü olduğunu bildirir. Bu aydan sonraki Rabi-ül ahir
(Son Dördüncü/dörtlü) ise Yılbaşı olan Muharrem ayından itibaren diğer dördüncü
ayı ifade eder. (Rabi' kelimesi Arapça'da dört mevsim için de kullanılır).
Kuran, bize müşriklerin çağlar boyunca değişmeyen davranışlarını aktararak
onlara karşı uyarır.
Edip Yüksel - MESAJ Kuran Çevirisi Dipnotlarından Alıntılanmıştır.
(Bu görüş Aşağıdaki 2nci görüşe uygundur / aynıdır.
Kişisel Kabulüm de, 1nci Görüşle örtüşen/ aynı olan ve eski bir fetvayı
referans alan / delil gösteren, Diyanetin görüşüne aykırı olmasına rağmen;
Kur'an ayetleri ışığında değerlendirilen 2nci görüşte bildirildiği gibidir. Doğrusunu
Allah Bilir. MKA)
FARKLI GÖRÜŞLER:
Soru: 2/ Bakara /197. ayette bildirilen 'hac
bilinen / belli aylardadır' denilen aylar, hicri takvime göre hangi aylardır ve
isimleri nedir
Cevap: Bakara süresinin (2/197.) ayetinde
belirtilen hac ayları, Hicri takvimdeki Şevval ve Zilkade aylarının tamamı ile
Zilhicce ayının ilk 10 günüdür. Bu zamanlara hac ayları denmesi, hac
menasikinin bu aylardan herhangi birinde bitirilebilmesi açısından değil,
haccın şartı olan ihrama Şevval’den itibaren girilebilmesi
bakımındandır.
Bu süre içerisinde ihrama girerek, haccın iki temel rüknünden biri olan ve
sadece Zilhicce’nin dokuzuncu günü öğle
vakti ile onuncu günü fecr-i sadık arasında yapılabilen Arafat vakfesini yapan
kimsenin haccı geçerli olur.
Haccın diğer rüknü olan ziyaret tavafı ise Kurban Bayramı günlerinde eda
edilmekle birlikte, bugünlerde yapılamaz ise, cezasını yerine getirmek
kaydıyla, daha sonra da yapılabilir ve bu tehir, o seneki haccın geçersiz
sayılmasına sebep olmaz. (Kasani, Bedaiü’s-Sanai, Beyrut 1406/1986, II, 211, 213-214; Ebu’s-suud, İrşadü’l-Akli’s-Selim, Riyad, I, 325).
Soru: 2/Bakara/ 194, 217 ve 9/Tevbe/ 36-37
ayetlerin de bahsedilen savaşmanın yasak olduğu aylar / Haram aylar, Hicri
takvime göre hangi aylardır ve isimleri nelerdir.
Cevap: Haram aylar; Zi'l-Ka'de, Zi'l-Hicce,
Muharrem ve Recep aylarını ifade etmek için kullanılan bir ifade olup, aynı
manada eşhuru'l-hurum tabiri de kullanılmaktadır. Cahiliye döneminde de hürmet
edilen bu aylar, muhterem kabul edilmiş ve bu aylarda savaşmak haram
kılınmıştır. Ancak, düşman tarafından taarruz edilmesi halinde, müdafaa
mahiyetinde savaşa müsaade edilmiştir. Kur'an-ı Kerim'de haram ayları ile
ilgili ayette şöyle buyrulmaktadır: 'Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü
yazısına göre, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü
(hürmetli) haram aylardır. İşte bu dosdoğru nizamdır. Öyleyse o aylar içinde
(Allah'ın koyduğu yasağı çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin; sizinle topyekûn
savaşan müşriklerle siz de topyekün savaşın. Ve bilin ki Allah, sakınanlarla
beraberdir.' Tevbe , 36
Zi'l-Ka'de, Zi'l-Hicce, Muharrem ve Recep aylarında savaşın ve kan dökülmesinin
yasak edilmesinden dolayı kendilerine hürmet gösterilen aylar anlamında bu
aylara haram aylar denilmiştir. Sorunuzda bahsettiğiniz ayetlerin tefsirleri,
geniş açıklamaları için Diyanet, 'Kuran Yolu' adlı tefsire bakabilirsiniz.
Hac görevi, ihrama girmekle başlar. Bunun başlangıcı ise Şevval ayıdır. Bir
kimse Şevval'de ihrama girip Zilhiccenin 10. (veya 13.) gününün akşamına kadar,
haccın menasikini (İbadet ederken lüzum eden usul, yol ve tarz. Ayin, kült.
Ritüel) tamamlayabildiği için, bu aylara hac ayları denilmiştir.
Yani bu aylara 'Hac Ayları' denilmesinin sebebi, haccın ilk şartı / rüknü olan
ihramın ancak bu aylarda giyilmesinin öngörülmüş olmasıdır.) Hac ayları ile hac
vakti aynı şey değildir. Hac, 'hac vakti'nde yapılır. Hac vakti, Arefe ve
Kurban bayram (Zilhiccenin 10-13. ) günleridir.
http://www.sorularlaislamiyet.com/article/12909/hac-aylari-sevval-zilkade-ve-zilhicce-aylaridir-halbuki-haccin-oldugu-yapildigi-ay-bir-tanedir.html
Haram aylardan bahseden 2-Bakara Suresi 194. ayetten iki ayet sonra Hacdan
bahsedilmesinden, 2-Bakara Suresi 217'de haram aylarda savaşmanın büyük suç
olduğunun vurgulanmasından, Haccın yapıldığı bölgedeki Mescid-i Haram'a
ulaşılmasının engellenmesinden bahsedilmesinden, 5-Maide Suresi 2'de haram ayın
ve Hac ibadetindeki ihramın beraber anılmasından, yine aynı sure 97. ayette
haram ayların ve Hacda ziyaret edilen Kâbe’nin beraber anılmasından bilinen Hac
aylarının haram aylar olduğu anlaşılır. Zaten bu ayların haramlığı da Hacla
ilintilidir.
Tevbe Suresi'nin 2. ve 36. ayetlerinden ise bu ayların arka arkaya gelen dört
ay olduğunu anlıyoruz. 2-Bakara Suresi 189. ayetten bu dört ayın Ay (kameri)
takvimindeki 'aylar' olduğunu anlarız. Yani Hac art arda gelen dört ayda
yapılan bir ibadettir. Bu dört ay aynı zamanda içinde savaşılmasının haram
olduğu aylardır.
Bu ayların ilki 'Hac Ay'ı' anlamına gelen 'Zilhicce'dir. (Hac bu ayla başladığı
için Haccın ilk ayının ismi Arapça'da Hac Ay'ı manasına gelen zilhicce’dir.)
9-Tevbe Suresi 3. ayette haram ayların ilk günü olan, Hacc'ın da ilk gününe
'Hac günü' isminin verilmesi bunu teyit etmektedir.
Zilhicce ilk ay olunca Zilhicce'yi takip eden Muharrem, Safer ve Rabiul Evvel
diğer hac ayları olmaktadır.
Burada enteresan ek bir delile de değinmek istiyoruz. Rabiul-Evvel Ay'ı iki
kelimeden oluşan birleşik bir kelimedir. Rabiul kelimesi dört, Evvel kelimesi
ise ilk demektir. Bu aydan sonra Rabiul-Ahir Ay'ı gelmektedir ki bu ayın ismi
Sonraki Dördüncü demektir. Rabiul-Evvel Ay'ı haram ayların dördüncü ve sonuncu
ayı olduğu için bu ismi almıştır. Ay takviminin ilk Ay'ı Muharrem olduğu için,
Rebiul-Ahir Ay'ı takvim sırasındaki dördüncü aydır. Bu da bu ayın isminin neden
sonraki (Ahir) Dördüncü (Rabiul) olduğunu açıklar. Eğer ki Rabiül-Evvel'in
haram ayların dördüncü ayı olduğu anlaşılmazsa, Rabiul-Ahir'in neden 'sonraki'
dördüncü anlamına geldiği açıklanamaz.
Bu da haram ayların Zilhicce (Hac Ay'ı) ile başlayıp, dördüncü ay olan
Rabiul-Ev-vel ile bittiğini bir kez daha kanıtlamaktadır. Hac bu dört ayda
yapılabilen bir ibadettir.
İnsanların birbirlerini ezip öldürmelerine yol açan mezheplerin insanların
ölümüne yol açan Haccı tek aya sıkıştırma uygulaması bırakılıp, Kuran'ın
izahlarına dönülmelidir. Kuran 9-Tevbe Suresi 37. ayette haram aylarla
oynanmasını kötü bir fiil olarak takdim etmektedir. Ama öğüt alan nerede!
Uydurulan Din, Kuran'daki Din E – Kitap
Dikkat edilirse 1nci görüş. İçinde Kurban bayramı olan Zilhicce (hac ayı) ve
öncesi 3 ay olmak üzere toplamda 4 ayı; 2nci görüş ise Zilhicce (hac ayı) ve
sonrası 3 ay olmak üzere toplamda 4 ayı, hac için 'Bilinen aylar' olarak kabul
etmektedir. İkisinde de ortak kabul Zilhicce olduğundan hac bu aya
sıkıştırımaktadır.
Diyanet görüşü olmamakla birlikte, hac aylarının ve haram ayların, 2nci görüşte
olduğu gibi ve aynı aylar olması, görüşü
delillendirenlerin izahı ışığında benim de 'doğru' kabulümdür. Şüphesiz en
doğrusunu / gerçeği Allah bilir. MKA.
Dip Not:
Daha fazla bilgi ve başvuru için lütfen “RESUL KUR'AN'IN KUR'AN TEFSİRİ -(MKA): (30 E- KİTAP)” indirin ve inceleyiniz.
Daha önce indirmemiş olanlar için Güncel ve faal indirme linki aşağıdadır:
http://www.dosya.tc/server37/Lz0nlV/ATAT_RKVERESULKUR_AN-_MKA__41E-K_TAP_.rar.html
M. Kemal Adal
Güncelleme: 22. Ağustos 2015 /İzmir
|
İnancımızı yaşarken, yaptığımız yanlışları her nedense görmek istemiyoruz. Her zaman ki gibi, Hac konusunda yaşanan karmaşa, bizlere öğretilen rivayetleri ne derece dikkatle düşünmemiz gerektiğini, bir kez daha bizlere gösteriyor.Yaradan yıl 12 ay, dördü haram aydır der ve bu haram aylarda savaşmanın yasaklandığını anlatır. Ayrıca savaş yasağının nedenini de açıklayarak, Bakara suresi 217. ayetinde bakın nasıl bir açıklama yapar.(Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah'ı inkâr etmek, MES-CİD-İ HARAM'IN ZİYARETİNE MÂNİ OLMAK ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük günahtır.)Demek ki haram ayların konmasının nedeni, Allah ın Hac emrini yerine getirmek maksadıyla, Mescidi Harama ziyarete gelenlerin, engellenmeden rahatça ibadetlerini yapabilmeleri için, özellikle Rabbin tahsis ettiği aylar olduğu anlaşılıyor. BU AYLAR HZ. İBRAHİM DEN PEYGAMBERİMİZ DÖNEMİNE KADAR, HAC MAKSADIYLA KULLANILMIŞ İSE, PEYGAMBERİMİZDEN SONRADA AYNI AMAÇLA KULLANILACAĞI ÇOK AÇIKTIR. Yine Bakara suresi 189. ayetinde özellikle çoğul kullanarak, bakın ne diyor.(Sana, HİLAL ŞEKLİNDE YENİ DOĞAN AYLARI SORARLAR. De ki: Onlar, insanlar ve ÖZELLİKLE HAC İÇİN VAKİT ÖLÇÜLERİDİR.)Demek ki, haram aylar içinde, hac vaktinin nasıl başlayacağı detayı da veriliyor. Dikkat ederseniz çoğul kullanılarak, hac için vakit ölçüsüdür diyor.Bildiğiniz gibi, hac vakti belli aylarda yapılacak olup, diğer zamanlarda ise umre yapılabiliyor. Bunun da açıklamasını Kur’an açıkça yapıyor. Haccın ne zaman yapılacağına çok açık ayet ise, Bakara suresi 197. ayettir. Ayet açıkça bakın ne söylüyor.(HAC BİLİNEN AYLARDADIR. O AYLARDA HACCA GİRİŞEN KİMSE BİLMELİDİR ki, hacda kadına yaklaşmak, sövüşmek, dövüşmek yoktur……)Ayet çok açık, haccın bilinen aylarda, yani haram aylarda yapılacağını söylüyor, çünkü BİLİNEN DERKEN, İBRAHİM PEYGAMBERDEN BU YANA, HAC HARAM AYLARDA YAPILIYORMUŞ DA ONDAN.Bizlere öğretileni önce hatırlayalım. Geleneksel İslam öğretisinde, kurban bayramının bir gün öncesi olan Arefe günü, haccımızın kabul olabilmesi için mutlaka Arafat’ta olmamız gerektiği anlatılır. Hatta Arefe gününe hürmet etmemiz gerektiği, ÇÜNKÜ AREFE, ALLAH IN KIYMET VERDİĞİ BİR GÜNDÜR denir. Bu konuyla ilgili hadislerden örnek verelim.(Arafat vakfesi: Haccın en büyük, en önemli rüknüdür ki, hac yapma niyetiyle ihrama girmiş olan bir kimsenin Zilhicce ayının 9. günü zevalden sonra Arafat sınırları içinde bir müddet durması, kalması, bulunması demektir. ARAFAT VAKFESİ YAPILMADAN HAC İBADETİ YERİNE GETİRİLMİŞ OLMAZ. Çünkü Abdurrahman b. Ya'mer (R.A.)den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:"Hac, Arafat'tır." buyurmuştur.AREFE GÜNÜ, HACCIN TEMEL RÜKNÜ OLAN VAKFENİN O GÜN YAPILMASI SEBEBİYLE BÜYÜK ÖNEM TAŞIMAKTADIR. ALLAH TEÂLÂ'NIN KULLARINI EN ÇOK AFFETTİĞİ GÜN OLAN AREFE GÜNÜNDE saçı-başı dağılmış, toza-toprağa belenmiş bir vaziyette el açıp ALLAH Teâlâ'ya yalvaran kullarını Cenab-ı Hak mutlaka affeder. Hz. Aişe (R.Anha) validemizden rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:"CENÂB-I HAKKIN, AREFE GÜNÜNDEN DAHA ÇOK KULLARINI CEHENNEM'DEN ÂZAD ETTİĞİ HİÇBİR GÜN YOKTUR. ALLAH Teâlâ, Arefe günü saçları-başları dağılmış, toza-toprağa belenmiş halde Arafat'ta vakfe yapanlara rahmet ve ikramıyla yaklaşır. Sonra onlarla meleklere karşı iftihar ederek:— Bunlar ne istiyorlar ki bütün işlerini bırakıp burada toplandılar." Buyurur.)Peygamberimiz gerçekten bu sözleri söylemiş olabilir mi? Arefe gününden bahsedilerek, bugün Arafat vakfesi yapmayanın, hac görevini yapmamış olacağı söyleniyor. Bugüne atfedilerek, Allah bugünde özellikle kullarının günahlarını affettiği belirtiliyor. Hatta bugünde kullarını, cehennemden azat edeceği de söylenmiş.Bugün, Rabbimiz katında çok önemli ise, sizlere her şeyden nice örnekleri, değişik ifadelerle verdim ki anlayasınız dediği KUR’AN DA, bunu mutlaka açıklamış ve bizlere bildirmiş olması gerekmez mi?PEKİ, AREFE KONUSU İLE İLGİLİ, NEDEN TEK BİR KELİME DAHİ YOK KUR’AN DA? Neden bu soruları sormuyoruz kendimize? BEŞERİN ONCA RİVAYETLERİNİ DİNLİYOR VE SÖYLENENLERE UYUYORUZ DA, NEDEN ALLAH IN KUR’AN DA NE SÖYLEDİKLERİNİ DİKKATE ALMIYORUZ?Şimdide gelelim yaptığımız bu yanlış inancımızın, İslam toplumunda yarattığı üzücü ve bir o kadar düşündürücü konumuna. İslam toplumunda, Kurban bayramına başlarken, yani AREFE günü konusunda, daha önceki yıllarda olduğu gibi birliktelik olmadığına, böylece çok farklı günlerde Kurban bayramına başlanacağını açıklamıştı Diyanet, önceki yılda.Ne yazık ki İslam toplumu, farklı günlerde Kurban Bayramına başlıyor neredeyse her sene. Yani Rabbin çok önemsediğini söyledikleri, bütün günahların bağışlandığı, AREFE GÜNÜ, NE YAZIK Kİ İSLAM TOPLUMUNDA ÜÇ FARKLI GÜNDE KUTLANABİLİYOR BAZI YILLAR.Ülkemizde ve bazı ülkelerde Kurban Bayramı geçen sene, 25 Ekimde başlarken, Suudi Arabistan da 26 Ekim de başladı. Hindistan bölgesindeki Müslümanlar ise 27 Ekimde Kurban bayramına başladı. Acaba bu sene nasıl olacak dersiniz? Daha açıkçası hilali görme konusunda bile, İslam âlemi anlaşamıyorsa bugünkü teknolojiyle, hangi konuda anlaşabilir, bunu düşünmek bile istemiyorum.Gelelim AREFE gününe atfedilen öneme. Bu durumda hangi gün Rabbin çok önemsediği, günahların affedildiği gün doğrudur diye gelin kendimize soralım. Eğer ülkemizin başladığı gün doğruysa, hacılarımızın o çok önemsenen AREFE günü Arabistan da yanlış bir gündü. Acaba haccımız kabul olmaz diyen var mı? Çünkü yazdığım hadiste Arefe günü haccın vakfesi yapılmaz ise, hac kabul olmaz deniyordu. Bu durumda Arafat vakfesi de yanlış bir günde yapıldı demektir. Çünkü Suudi Arabistan bizden bir gün sonra bayrama başladı geçen yıl.Ne dersiniz, akıl ve Kur’an çizgisinde mantıklı bir cevap verebiliyor muyuz nefsimize? Elbette veremiyoruz. İşin kötüsü her toplum, kendi aldığı bayram kararının en doğru olduğunda diretiyor. Camilerde bu konu bahsedildi ve Diyanetimizin aldığı kararın en doğru olduğu anlatıldı topluma. İşte bizler inancımızı böyle yaşıyoruz. Hadi hayırlısı.Lütfen şunu da unutmayalım. Allah Oruç tutun der ama bayram yapın demez. Yine Allah Hac konusunda Kurban kesilmesinden bahseder, ama bayram yapılmasından bahsetmez. Bu iki bayram peygamberimizin Müslüman olan toplumlara bir hediyesidir. Yani gelenekseldir. Bu günlere atfedilen sözlerinde, hiçbir dayanağı yoktur.Bayramlarımız toplumların sosyalleşmesi, yardımlaşması adına bir araya gelerek, kutladıkları güzel bir gelenektir. Bu durumda Allah ın hiç bahsetmediği bir güne, bizlerin kutsallıklar ilave etmemiz, dinimizi yanlış yaşamamızı sağlayacağı gibi, dini zorlaştırmanın da yolunu açacaktır.Allah hac ziyaretimizi, savaşmanın yasaklandığı haram aylarda yapabileceğimiz kolaylığını getirmişse, dini zorlaştırarak hac ibadetini yılda birkaç güne sığdırarak, toplumun hac ibadetini yerine getirmesine zorluk getirmeyelim, dini zorlaştırmayalım. Yoksa bunun hesabını Allah a veremeyiz. Lütfen Rabbin ayetlerinin üzerini örterek, görmezden gelerek, yanlış itikatlarımızı devam ettirmeyelim. Dilerim bir gün bu gerçek, İslam toplumları tarafından fark edilir.SaygılarımlaHaluk GÜMÜŞTABAK