3 AĞUSTOS 2014 PAZAR GÜNÜ, SAAT.14.00'DE. AŞAĞIDA Kİ ADRES DE, RAMAZAN BAYRAMI KUTLAMASI YAPILACAKTIR.
Umida Yusupova Ozdemir
TürKev Boston
Cadde/Sokak: Boston Street Avlu icinde
Şehir/Kasaba:South Boston, MA� 02127-USA (ABD)
TEL.617 269 7300 veya 617 833 1218
E POSTA...@turkkulturevi.org
WEB SİTELERİ;
http://www.turkkulturevi.org/
http://groups.yahoo.com/group/TurkKulturEvi/
https://www.facebook.com/groups/88407986918/
İLGİLENENLERE, ÖNEMLE DUYURULUR.
*****************************************************************************************
MERHABA GÖNÜL DOSTLARIM,
31 TEMMUZ 2014 GECESİ EVİME GİREN HIRSIZ;CEP TELEFONUMU VE ÇOK AZ DA OLSA, HARÇLIĞIM OLAN PARAMI ALIP GİTMİŞ. LEPTOPUMUN FİŞLERİNİ ÇIKARMIŞ, ANCAK BANA ACIMIŞ OLMALI Kİ ONU BIRAKMIŞ.
KREDİ KARTLARIMI ALMAMIŞ AMA CEPLERİMİ TERS ÇEVİRMİŞ.
BU NEDENLE 0 536 316 37 62 NUMARALI TELEFONUMU GEÇİCİ BİR SÜRE İÇİN KULLANAMIYORUM,
ANCAK EŞİME AİT OLAN 0 507 848 33 44 NUMARALI CEP TELEFONUNU KULLANACAĞIM VEYA 0 224 507
00 80 NUMARALI EV TELEFONUM HİZMETTEDİR.
BENİ GEREK 0 507 848 33 44 VE 0 224 507 00 80 NUMARALI TELEFONLARDAN ARAMANIZ HALİNDE
GÖRÜŞEBİLECEĞİZ.
GÖNÜL DOSTLARIMA SAYGI İLE DUYURULUR.
HASAN AZKIRAN
TÜRKİYE ŞAİR OZAN VE YAZARLAR KÜLTÜR DERNEĞİ
DR.ZİYA KAYA MAHALLESİ, KANARYA SOKAK, NO.23 D.2
GEMLİK-BURSA
TEL.0-536-3163762 VEYA 0-224-5050080
E POSTA.azk...@hotmail.com
NOT.HASAN AZKIRAN'A FACEBOOK ÜZERİNDEN DE ULAŞABİLİRSİNİZ.
*****************************************************************************************
30 AĞUSTOS 2014 İLE 5 EYLÜL 2014 TARİHLERİ ARASINDA;SİVAS VALİLİĞİ-SİVAS BELEDİYESİ-İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN ORGANİZE EDİLECEK OLAN ''4 EYLÜL SİVAS KÜLTÜR VE SANAT ŞENLİKLERİ'' PROĞRAMI KAPSAMINDA, ''3.SİVAS KİTAP GÜNLERİ ETKİNLİĞİ'' YAPILACAKTIR. İL İÇİNDEN VE İL DIŞINDAN BİR ÇOK YAYINEVİ İLE YAZARIN İŞTİRACAK EDECEĞİ BU ETKİNLİĞE SİVAS YAZARLAR ŞAİRLER DERNEĞİ (SİYŞAD) ÜYELERİ DE KATILABİLECEKTİR. BU ETKİNLİKTE YER ALMAK İSTEYEN YAZAR VE ŞAİRLER AŞAĞIDA Kİ ADRESİ KULLANARAK BEKİR ALİM İLE İRTİBAT KURABİLİRLER;
BEKİR ALİM
SİVAS YAZARLAR VE ŞAİRLER DERNEĞİ (SİYŞAD) BAŞKANI
ATATÜRK CADDESİ, VAKIFLAR İŞ HANI, KAT.1, NO.104
SİVAS
TEL.0-506-2646613
E POSTA.sulta...@hotmail.com
NOT.YILDA 1 KEZ ''SİVAS ŞAİRLER ŞÖLENİ'' DÜZENLİYORLAR, ŞİİR ANTOLOJİSİ YAYINLIYORLAR. CUMARTESİ GÜNLERİ, SAAT.13.30-16.30 ARASINDA DERNEK MERKEZİNDE ŞİİR VE MÜZİK DİNLETİSİ İCRA EDİYORLAR. BEKİR ALİM'E, FACEBOOK ÜZERİNDEN DE ULAŞABİLİRSİNİZ.
3.SİVAS KİTAP GÜNLERİ'NDE KİTAPLARINI İMZALAYACAK OLAN YAZAR VE ŞAİRLER;
1-Bekir ALİM;Bergüzar isimli şiir kitabı, Aşık Seyit Yalçın'ın Hayatı ve Şiirleri, Gönülden Gözlere Dökülen Işık Berceste ve 6 adet Antoloji Kitabı,
2-Sabiha SERİN;Kartaneleri ve 6 adet Antoloji Kitabı,
3-Nevin KILIÇ;Dil Kaleme Küsmeden,
4-Bilal KARAMAN;Sevgini Ört Üstüme.
*****************************************************************************************
http://kumrudergisi.com/ ŞEKLİNDE Kİ WEB SİTESİNE ÜYE OLARAK, BURAYA İLAVE EDİLEN YAZI-ŞİİR-ÖYKÜ VB.GİBİ EDEBİ ESERLERDEN BEĞENİLENLER KUMRU DERGİSİ'NDE YAYINLANMAKTADIR. İLGİLENENLERE, ÖNEMLE DUYURULUR.
*****************************************************************************************
Kerim bey, paylaşımlarınızı izlenimlerinizi anılarınızı bizimle paylaşmanız çok güzel. Sizi severek takip ediyorum, yalnız büyük harflerle yazılanları okumak zor geliyor. Küçük harflerin büyük gücü o güzelim paylaşımlarınıza renk katacaktır diye düşünüyorum, saygılarımla. Yazdıklarınızı hep okumak istiyorum ve okuyorum ama büyük harfleri görünce gözümde büyüyor metin.(1 Ağustos 2014.Cuma)
Ömriye Karataş (Facebook)
*****************************************************************************************
IŞİD TEHLİKESİ GÖRÜNÜNCE...
NECDET BULUZ
necde...@gmail.com
necd...@mynet.com
Daha düne kadar IŞİD’e destek verenlerin, şimdi bu örgüte karşı direnmiş başlattığı haberleri geliyor. Çünkü IŞİD, İslam adına Islama yakışmayan ve İslam dünyasının tepkilerine neden olan ne varsa onu yapıyor. İnsanların kafalarını gövdelerinden ayırıyor, kendi kurallarını koyuyor, camileri, türbeleri, ibadethaneleri, mezarları bombalarla yok ediyor. İnsanların kutsal saydıkları mekânları yerle bir ediyor. En son olarak Yunus Peygamberin mezarının bulunduğu dini alanların da yıkılması bardağı taşıran damla olarak değerlendiriliyor.
Irak’ın Musul kentinde şimdi yeni bir örgüt ortaya çıktı. Adını “Musul Taburları” ile tanıtan yeni grup üyeleri özellikle bıçak ve keskin nişancı saldırıları ile dikkatleri çekiyor. IŞİD militanlarını da yaptıkları baskınlarla öldürüyor. Musul’da IŞİD’a destek veren bazı Sünni aşiretlerin de şimdi “Musul Taburları”nın yanında yer almaya başlaması, IŞİD tehlikesine karşı önemli bir cephenin oluşmaya başladığını da gösteriyor.
Musul’da şimdi IŞİD’a karşı cephe oluşturanların söyledikleri özetle şu:
”Musul halkı için gerçekten bir şok oldu. Halk İslam Devleti tarafından aldatıldığını hissetti. İlk geldiklerinde bize ‘Sizi özgür kılacağız” dediler ama herkese karşı döndüler‘.Başta sadece Şii halkın yerlerini patlatacaklarını bekledik. Şimdi onlar her şeyi patlatıyor.Türbelere yapılanlardan dolayı ahali tamamen İslam Devleti’ne karşı döndü.Musul kentinin insanları silahlı örgüt oluşturma peşinde ve küçük taburlar İslam Devleti’ne karşı mücadele ediyor.”
IŞİD’ın uygulamalarının tüm İslam dünyasında tepkilerin artmasına neden oluyordu. Şimdi Musul’da başlayan bu direniş ve mücadelenin başka yerlere de sıçrayacağını söyleyebiliriz. Çünkü bu satırlar yazılırken Suriye’de de bazı Kürt gruplar ile Esad’a karşı mücadele eden direnişçilerin IŞİD’a karşı birleşerek yeni bir cephe oluşturmaya başladıkları haberleri geliyordu.
IŞİD’ın İslamiyet adına insanları kandırdığı, yalan söylediği, uygulamaları ile topluma, çevreye ve İslamiyet’e büyük zararlar vermeye başladığının görülmesi, bu örgütün kısa zamanda çökmesine neden olacaktır. IŞİD’a destek veren ülkelerin de bunu görerek frene basmak durumunda kalacaklarını sanıyoruz. Yoksa başta İslam dünyası olmak üzere, birçok ülkenin insanlarının bu örgütten çok büyük zarar göreceği ortadadır.
Bu örgüte destek veren, sempati duyanların bir gün pişmanlık duyacağı şimdiden görülmeye başlanmıştır. İş işten geçmeden karşı cephelerin harekete geçmesini bu açıdan değerlendirdiğimizde olumlu buluyoruz.
İran-Irak savaşının yoğun olduğu bir dönemde Başbakan Turgut Özal, bazı bakanlar, bürokratlar, iş adamları ve bir grup gazeteci ile özel uçakla Tahran’a gitmiştik. Grup olarak Hilton Otel’de konakladık. (Devrim sonrası İran Hilton Otelin adını Estaghlal olarak değiştirmişti.) Devlet Bakanı Prof. Dr. Ercüment Konukman, rahmetli Mevlüt Işık, Ferhat Koç ile akşam bizi Konukman Hoca’nın iki öğrencisi Azeri İranlı evlerine götürdüler. Artistler Sitesi’ne gittik. Sohbet sırasında öğrencilerin eşleri geldi. Üzerlerindekileri çarşafları ve başörtülerini çıkardılar. Örtünmek istemediklerin, ancak zorla ve tehdit ile örtünmek durumunda kaldıklarını söylediler. Topluca yemeğimizi konuk olduğumuz evde yedik. Akşam geç saatlerde bizi arabaları ile kaldığımız otele bıraktılar.
Azeri öğrencilerin söyledikleri hala kulaklarımızda ve hafızlarımızdan silinmiş değil. Özetleyelim:
“Rıza Şah Pehlevi’ye karşı hepimiz Humeyni’nin yanında yer aldık. Çünkü kandırıldık. Bize çok şeyler vaad edildi, çok şeyler söylendi. İran’da her şeyin Şah döneminden daha iyi olacağını kanaati oluştu. Şah’a karşı öyle kin tohumları atıldı, öyle karalama kampanyaları başlatıldı ki, Şah’tan sonra ülkenin yönetiminde bizlerin görev alacağı bile söylendi. Sonra, Şah dönemini mumla arayacak hale geldik. Ellerimiz kırılsaydı da Devrim için oy kullanmasaydık. Arkadaşlarımızın çoğu cezaevlerine tıkıldı. Çoğu kırbaçtan geçirildi, seslerini yükseltenler sorgusuz sualsiz idam edildi. İran’da düşünmek bile istemediğimiz olaylarla karşılaştık. Özgürlük diye bir şey kalmadı. Devrim muhafızlarının yanında halk köleden beter hale getirildi. İran’ın böyle olmaması gerekirdi, bu duruma ne yazık ki bizler getirdik. Şimdi çok pişmanız ama bunun da faydasız olduğunu görüyoruz.”
İşte, IŞİD’ın ortaya koymaya çalıştığı tablo da İran’da Humeyni döneminde yaşananlardan farklı görünmüyor. Hatta, bu örgütün daha acımasız, daha kan dökücü, daha insanlık düşmanı olduğunu da söyleyebiliriz. Dün Humeyni’ye destek verenlerin pişmanlığını bugün IŞİD’a destek verenlerin önceden görmesi bir şanstır. Çünkü IŞİD, artık İslamiyete çok büyük zararlar vermeye başlayan bir örgüt olarak da değerlendiriliyor.
Musul’da IŞİD karşıtı cephenin açılmış olması, bazı Sünni aşiretlerin pişmanlık duyarak IŞİD’dan desteğini çekmesini bu açıdan değerlendirdiğimizde çok olumlu bulmaktayız. Temennimiz bu örgüte destek veren diğer bazı devletlerin de artık uyanmaya başlamasıdır.
*****************************************************************************************
ÇÖPÇÜ YAŞAR BANDIRMA'NIN SEÇİM KARNESİ...
2007 Genel Seçimleri’nde ''Aydın bağımsız milletvekili adayı.'' oldu, 600 geçerli oy aldı.
2009 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde de ''Bağımsız Nazilli Belediye Başkan adayı.'' oldu, 65 oy aldı.
12 Haziran 2014 seçimleri'nde DSP'den 5.sırada Van Milletvekili adayı olarak gösterildi.
*****************************************************************************************
SORUN SADEVE AZERBAYCAN'IN SORUNU DEĞİL...
NECDET SİVASLI
necd...@mynet.com
Azerbaycan ile Ermenistan arasında çıkan çatışmalarda 11 Azeri askerinin hayatını kaybetmesi ve bölgedeki çatışmaların sürmesi kapımıza dayanan yeni bir kriz olarak değerlendirilmelidir. Çünkü her bir Azeri askere sıkılan kurşunu, Türk’e sıkılmış bir kurşun olarak değerlendiriyoruz. Dağlık Karabağ’ın işgalini de Türk topraklarının işgali olarak görüyoruz.
1994 yılında yapılan ateşkesten sonra Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan çekilmesi konusunda yapılan görüşmelerden bugüne kadar bir sonuç alınamadı. Konu ile ilgili yazdığımız yazılarda da “Rusya istemediği sürece Ermenistan bu topraklardan çekilmez. Çünkü bölgede Rusya’nın hesapları var” demiştik.
Ermenistan’ın nüfusu 2 milyon, Azerbaycan’ın nüfusu 10 milyondur. Ekonomik ve askeri açıdan Azerbaycan Ermenistan karşısında ezici bir güce de sahip bulunuyor. Buna rağmen Ermenistan’ın arkasında bir güç ve dayanağı olmadan böylesine bir hareket içine girmesi mümkün olabilir mi?
Zaten, Dağlık Karabağ’ın işgali Rusya’nın desteği ile sağlanmıştı. Bugün, sınırda en şiddetli çatışmalar oluyor Azerbaycan 11 askeri yitiriyorsa bunun da arkasında Rusya’nın olduğunu görmekteyiz. 1994 yılından bu yana en şiddetli çatışmaların yaşandığı bölgede bugüne kadar olan sessizliğin bozulmasının da bir nedeni vardır.
Rusya’ya Amerika ve bazı dış güçlerce çok ağır ekonomik ambargo uygulanıyor. Rusya köşeye sıkıştırılmaya çalışılıyor. İşte bu noktada Rusya, Ermenistan’ı kışkırtıp, bölgeyi savaş alanına çevirmeyi hedefliyor. Dikkat edilmesi gereken nokta, bu sıcak alana Türkiye’yi de çekme planlarının var olduğunu görüyoruz. Bir çıkış yolu arayan Rusya’nın bunun dışında da bazı planlarının olabileceğini düşünüyoruz.
Ermenistan’ı bu saldırılarda cesaretlendiren bazı nedenler de bulunuyor. MHP Iğdır Milletvekili Dr. Sinan Oğan, bunu son yaptığı analizde şöyle değerlendiriyor kendisini dinleyelim:
“Gazze, Suriye, Irak, Ukrayna, Kırım, Doğu Türkistan ve diğer bölgelerde var olan ve süren çatışmalara yönelik olarak Türkiye’nin etkisiz ve tarafsız kalması neticesinde bölgede hep Türkler öldürülmekte ve Türk yurtları işgal edilmektedir. Ermenistan’ın bu son hamlesinde de bundan cesaret aldığı açıkça görülmektedir. Zira Türkiye’nin diğer bölgelerdeki çatışmalara ses çıkarmaması, Gazze’de olduğu gibi ses çıkarsa da bölgede yürüttüğü yanlış dış politika sonucu etkisiz eleman pozisyonuna düşmesi Ermenistan’ı bu saldırıda cesaretlendirmiştir. Rusya’nın desteğine rağmen Ermenistan’ın Azerbaycan ile topyekûn savaşa girmesi Ermenistan için intihar manasına gelecektir. Ermenistan Rusya’nın bütün desteğine rağmen bu savaşa dayanamaz. Ancak bölgede sıcak çatışma ihtimali ve hatta topyekûn savaş ihtimali de her geçen gün artmaktadır.”
Ortada bizi de çok yakından ilgilendiren yeni bir kriz vardır. Böyle bir krizin yaşanabileceği görülmeliydi, buna da hazırlıklı olunmalıydı. Bizi yönetenlerden ses çıkmıyor. Sorun, sadece Azerbaycan’ın değil, Türk’ün, Türkiye’nin sorunudur. Özellikle Türk Dünyası’nın bu noktada bir araya gelip, birlik ve bütünlük sağlamaya yönelik adımların atılması gerekiyor. Buna da öncülük ve ağabeylik edecek olan Türkiye’dir.
Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran, “Azerbaycan’ın 9 yiğit neferi için” başlıklı bir şiiri bizimle paylaşmış, biz de sizlerle paylaşarak bugünkü yazımızı noktalıyoruz:
NÖBETTEYDİLER...
Vatan topraklarını bekliyorlardı.
“Düşman karşısında bir saat nöbet,
Bir sene ibadet hükmünde”ydi.
Biliyorlardı…
Gece sesler duydular.
Kulak verdiler:
Yılanlar geliyordu yurtlarına. Zehirli yılanlar…
Arkalarında da “Ayı”lar…
Vatan toprağını zehirleyeceklerdi.
İzin vermediler.
Kovdular yılanları,
Vurdular… Boğdular…
Lakin yiğit 9 nefer
Karabağ’da
Kara toprağa düştüler.
Düşerken
“Vatanım, ha ekmeğinden yemişim,
Ha uğrunda kurşun” dediler.
Elbette Cennete gittiler.
Giderken de, tıpkı öncekiler gibi,
Kanlarını yerde koymayacak
Kardeşlerini gözlediler…
CEMALETTİN TAŞKIRAN
01 Ağustos 2014–Ankara
*****************************************************************************************
ADALET BAKANLIĞI CEZA VE TEVKİF EVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YETKİLİLERİ;CEZA EVLERİNDE BULUNAN 151.047 TUTUKLU VE HÜKÜMLÜNÜN SUÇ PROFİLİNİ ORTAYA ÇIKARDI, SUÇ SIRALAMASI VE SUÇLU SAYISI AŞAĞIDA Kİ ŞEKİLDE;
HIRSIZLIKTAN;TOPLAM 28.325 KİŞİ,
UYUŞTURUCUDAN;TOPLAM 26.906 KİŞİ,
CİNAYETTEN;TOPLAM 26.163 KİŞİ,
YARALAMADAN TOPLAM 18.697 KİŞİ,
YAĞMA-GASP SUÇLARINDAN;TOPLAM 17.356 KİŞİ,
CİNSEL SUÇLARDAN;TOPLAM 11.957 KİŞİ,
SAHTECİLİK SUÇLARINDAN;TOPLAM 6.095 KİŞİ,
DOLANDIRICILIK SUÇLARINDAN;TOPLAM 3.952 KİŞİ,
ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜSTEN;TOPLAM 2.045 KİŞİ
CEZA EVİNDE BULUNUYOR, İLGİLENENLERE ÖNEMLE DUYURULUR.
*****************************************************************************************
İZMİR EMNİYET MÜDÜR YARDIMCISI ŞERAFETTİN ASLAN;YILIN İLK 6 AYINDA ''155 POLİS İMDAT'' HATTINA 602.531 İHBAR GELDİĞİNİ, BU İHBARLARDAN 288.177'SİNİN ASILSIZ ÇIKTIĞINI AÇIKLADI. EMNİYET BİRİMLERİNİN ASILSIZ İHBAR YAPANLARI TEK TEK TESBİT ETTİĞİNİ BİLDİREN ASLAN, BU KİŞİLERE KABAHATLER KANUNU'NUN 35.MADDESİNE GÖRE ASILSIZ İHBAR DA BULUNMAKTAN 82.000 TL.LİK CEZA YAZILARAK ADRESLERİNE ULAŞTIRILACAĞINI AÇIKLADI.
*****************************************************************************************
FUAT ÇELEBİOĞLU...
KERİM ÖZBEKLER
GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR
ALLAH RAHMET EYLESİN;BİZİM FUAT ÇELEBİOĞLU, İLÇENİN ÖNDE GELEN MATRAK İSİMLERİNDEN BİRİSİ İDİ. HANGİ SİYASİ PARTİ KURULURSA KURULSUN HEMEN GİDER ORAYA KAYDINI YAPTIRIRDI, BİR GÜN RAHMETLİ TURGUT ÖZAL İLÇEYE GELECEK. BAKTIM, FUAT PARTİ OTOBÜSÜNÜN ÜSTÜNDE VE MİKROFON ELİNDE BOYUNA TOPLUMA GAZ VERİYOR. DİYOR Kİ ''GELİYORRRR....GELİYORRRRR.... BÜYÜK TÜRKİYE'NİN MİMARI GELİYOR, TÜRKİYE'Yİ UÇURAN ADAM GELİYOR.'' ALKIŞLAR, ALKIŞLAR. BUNUN GİBİ BİR ÇOK LAF KALABALIĞI, UZATMAYALIM. MUHASEBECİLİK YAPAN FUAT'A BİR GÜN ''BU KADAR ÖN PLANDA OLDUĞUNA GÖRE SENİN BELEDİYE BAŞKANI VEYA MİLLET VEKİLİ OLMAK GİBİ BİR İSTEĞİN Mİ VAR?'' DİYE SORDUM. OLMAK İSTİYORMUŞ AMA PARASI YOKMUŞ, BÜROSUNDA ANTİKA EŞYALARI ÇOK GÖRÜRDÜM. TARİHİ İBRİK-VAZO-MANGAL-MAŞA-KÜP-ESKİ PÜSKÜ HALILAR VB. EŞYALAR İLGİSİNİ ÇEKERDİ. BİR ARA SAÇLARINI BARIŞ MANÇO GİBİ UZATTI, ARKADAN TOP YAPTI. ORTALIKLARDA ÖYLE DOLAŞTI, BÜROSUNDA ÇEŞİT ÇEŞİT GİTARLAR VARDI. GİTAR-FLÜT-MIZIKA GİBİ ALETLERİ ÇALAR, HER YERDE UFAK TEFEK RESİTALLER VERİRDİ. BU DURUM HERKESİN HOŞUNA GİDERDİ, HATTA ÇEVRESİ SANIYORUM BİRAZ DA BU NEDENLE KIZLARLA DOLUYDU. ARABALARIN KIT OLDUĞU ZAMANLAR ALTINDA MURAT 124 VARDI. DİREKSİYONA OTURDUĞU ZAMAN ARABA RESMEN ÇÖKER, KAPORTA İLE LASTİKLER ARASINDA 10-15 SANTİMLİK BİR YER KALIRDI. 250 KĞ.CİVARINDA İDİ, BİRAZ FAZLA VEYA EKSİK OLABİLİR. KIŞ ORTASINDA BİR GÜN İLÇEYE ŞAKIR ŞAKIR YAĞMUR YAĞIYORDU, BEN DE YAĞMURDAN HIZLI HIZLI KAÇIYORDUM. O KADAR ŞİDDETLİ YAĞIYORDU, BİR BAKTIM FUAT MURAT 124'ÜN DİREKSİYON TARAFINDA Kİ KAPISINI AÇMIŞ. PANTALONU DİZLERİNE KADAR ÇEKMİŞ, YALINAYAK TEK BAŞINA TAKSİYİ ÇALIŞTIRACAĞIM DİYE UĞRAŞIYOR. ''ÇELEBİOĞLU, İÇİNE GİR OTUR. YAĞMUR DURURSA, ÇALIŞTIRIR GİDERSİN.'' DEDİM. ''OLMAZ, ÇALIŞTIRMAM LAZIM.'' DİYEREK 10-15 SANTİM SOKAĞI KAPLAMIŞ OLAN YAĞMUR SULARI İÇİNDE ARABAYI ÇALIŞTIRMAK İÇİN BİR ELİ İLE DİREKSİYONU TUTUYOR. DİĞER ELİ İLE ARABAYI KAKTIRIYORDU. EN ÜZÜLDÜĞÜM NOKTA, FUAT'IN KENDİSİNDEN 10 YAŞ KADAR KÜÇÜK MUHASEBECİLİK YAPAN BİR ERKEK KARDEŞİ VARDI. BİR GÜN BİR DUYDUM, ÖLMÜŞ. OLAY BURADA BİTMİYOR, BİR GÜN EV DE TV'LERİ ZAPLIYORUM. BİR BAKTIM, BİZİM FUAT ÇELEBİOĞLU İZMİR'DE Kİ BİR TV'DE KÜLTÜR-SANAT PROĞRAMI YAPIYOR. ULAN BİZ 50 YILDIR ŞU İŞİN İÇİNDEYİZ, CAMİADA HEMEN HEMEN TANIMADIĞIMIZ ADAM YOK. BİZE EN KÜÇÜK BİR TEKLİF GELMEZ, MUHASEBECİ FUAT TV'DE PROĞRAM YAPAR. FENA HALDE BOZULDUM TABİ, ARADAN KISA BİR SÜRE GEÇTİ. KARŞILAŞTIK, TV PROĞRAMINI PARAYLA MI. YOKSA BEDAVA MI YAPTIĞINI SORDUM, ''SEN BENİM BU GÜNE KADAR PARA ALMADAN BİR İŞ YAPTIĞIMI DUYDUN MU VEYA GÖRDÜN MÜ?'' DEDİ. BÜSBÜTÜN ÇILDIRDIM, İŞE BAK YA. BENİM BURADA DEVASA BİR ARŞİVİM OLSUN, FUAT TV'DE PARAYLA PROĞRAM YAPSIN. ÜSTÜNE ÜSTLÜK, BU İŞİ DAHA BÜYÜK TV'LER DE YAPMAK İÇİN İSTANBUL'A GİDECEĞİNİ SÖYLEMEZ Mİ. KIZGINLIĞIM BÜSBÜTÜN ARTTI, YALNIZ GİDERKEN BANA ''BEN SENİ BİR ARA TV'DE Kİ PROĞRAMA ÇIKARMAYI DÜŞÜNÜYORUM.'' DEDİ. ARADAN 2-3 AY GEÇTİ GEÇMEDİ, MUHASEBECİ OLAN 80 YAŞLARINDA Kİ BABASI 2 METRE ÖNÜMDE DİKİLDİ. ''AMCA NASILSIN ?'' DEDİM, GÜLEÇ YÜZLÜ BİRİSİ OLAN AMCA HER ZAMAN Kİ HAFİF GÜLEÇ BİR YÜZ İFADESİ İLE ''FUAT'I KAYBETTİK.'' DEDİ. BEN BİRDEN ANLAYAMADIM ''AMCA, FUAT HAREKETLİ BİRİSİ. İSTANBUL'A FALAN GİDECEĞİNİ SÖYLEMİŞTİ BANA, ÇIKAR GELİR BU GÜN YARIN.'' DEDİM AMA ADAMCAĞIZ BANA ÖYLE BİR BAKTI Kİ FUAT'IN ÖLDÜĞÜNÜ O ZAMAN ANLADIM. ''BİZİM NİYE HABERİMİZ OLMADI, BU İŞ NE ZAMAN OLDU ?'' DİYE SORDUM, ''KURBAN BAYRAMI'NIN 4.GÜNÜ ÖLDÜ, ETİ FAZLA KAÇIRMIŞ. KURTARAMADIK, ZATEN KALBİ DE VARDI. ÇOK YEMEMESİ GEREKİYORDU.'' DEDİ. HAYATIMDA FUAT KADAR MATRAK BİR ADAM GÖRMEDİM, HAYATI HİÇ CİDDİYE ALMAZDI. HER GÜN GENÇLİĞİMDE 10 DEFA İLÇEYİ AŞAĞI YUKARI GEZER, BİR ÇOK KİŞİYİ DE TANIDIĞIM İÇİN YOL ORTASINDA-KIRAATHANEDE-HER HANGİ BİR BÜRODA-DÜKKANDA-SİNEMADA-TİYATRODA-ŞEHİR STADINDA Kİ MAÇLARDA VB.YERLERDE BULUNURDUM. FUAT'I DA HER GİTTİĞİM YERDE GÖRÜRDÜM, ADAMI ŞOKA SOKAN BİR HALİ VARDI. BİR BAKARSIN TAKIM ELBİSE KRAVAT TAKMIŞ, ELİNDE JAMES BOND ÇANTA. BİR BAKARSIN, ŞEHİRDE KISA PANTALONLA GEZMEK BİZİM ÇELEBİOĞLU'NA HAS BİR DAVRANIŞTI. KOVBOY ŞAPKASI GİYDİĞİ DE OLURDU, NE ZAMAN GÖRSEM GÜLERDİ. BİR ŞEY ANLATSA GÜLERDİ, KAHKAHASI BOLDU. YAŞADIĞI HER SANİYE ONU BİRİSİ İLE KONUŞURKEN GÖRSEM DE EN BÜYÜK ÖZELLİĞİ ÇOK GÜLMESİ, HERKESLE ŞAKALAŞMASI-BAZEN DE KAFA BULMASI İDİ. MUHASEBECİ OLARAK BENİM GAZETEYİ BASTIĞIM MADRAN MATBAASI'NDA Kİ MUSTAFA ÇIRPAN BENİM YANIMDA DEFALARCA ''FUAT, BENİM SİGORTALARIM YATIYOR DEĞİL Mİ?'' DİYE SORDUĞU HALDE ''TABİ... TABİ... YATIYOR. SEN MÜSTERİH OL..'' DİYE CEVAP VERDİĞİ HALDE, YILLAR SONRA ÇIRPAN'IN BANA ''YAHU MUSTAFA AMCA BENİ HİÇ SİGORTALI GÖSTERMEMİŞ.'' DEMESİ TÜYLERİMİ DİKEN DİKEN ETMİŞTİ. ÇIRPAN BENDEN 10-15 YAŞ BÜYÜK OLMASINA RAĞMEN, O GÜNLERDE GÜNDE 4 PAKET SİGARA İÇTİĞİ İÇİN DOKTORA ÇIKMAK ZORUNDA KALINCA SİGORTASIZ OLDUĞUNU ÖĞRENMİŞTİ. O SAATTEN SONRA İŞİ BIRAKIP SEBZE-MEYVE SATMAYA BAŞLAYIP BAĞ-KUR'LU OLDU, BEN EMEKLİ OLDUKTAN 5-6 YIL SONRA DA BU MATBAA USTASI EMEKLİ OLABİLDİ. ÇELEBİOĞLU'NUN BİR ANISINI DAHA ANLATARAK YAZIMA SON VERECEĞİM. FUAT, OKUMAK İÇİN İNGİLTERE'YE GİTMİŞ. YILLARCA ORADA KALMIŞ, BABASININ GÖNDERDİĞİ PARALARIN TAMAMINI HARCAMAMIŞ. BİRİKTİRDİĞİ PARA İLE YILLAR ÖNCE TÜRKİYE'DE OLMAYAN KIRILABİLEN-KIVRILABİLEN BİR BİSİKLET ALMIŞ. İLÇEDE BİR ÇOK ARKADAŞI OLDUĞUNDAN DOLAYI İZİNE GELECEĞİ GÜNLERDEN ÇOK ÖNCELERİ ARKADAŞLARINA MEKTUP YAZARAK BİSİKLETLE LONDRA'DAN YOLA ÇIKTIĞINI, 10-15 GÜN İÇİNDE BİSİKLETLE FRANSA-İSVİÇRE-YUGOSLAVYA-YUNANİSTAN VB.GİBİ ÜLKELERİ GEÇTİKTEN SONRA İLÇEYE GELECEĞİNİ YAZMIŞ. İLÇE DE FUAT'I TANIYANLAR BAŞLAMIŞLAR ARALARINDA KONUŞMAYA ''FUAT, LONDRA'DAN BİSİKLETLE YOLA ÇIKMIŞ. 10-15 GÜNE KADAR BİR ÇOK AVRUPA ÜLKESİNİ GEZE GEZE TÜRKİYE'YE GELECEKMİŞ.'' DİYE. İNSANLAR BUNU KONUŞA DURSUN, O GÜNLERDE NAZİLLİ'DE GENÇ YAŞTA SAATÇİLİK İŞİ UĞRAŞAN ''SAATÇİ BAKİ'' DENİZLİ'DE Kİ İŞLERİNİ HALLETMEK İÇİN DENİZLİ'YE GİDER. SANTRAL GARAJ'DA OTOBÜSTEN İNİP YÜRÜMEYE BAŞLAR, O SIRADA DA ARKADAŞI FUAT ÇELEBİOĞLU BİR BAŞKA OTOBÜSÜN BAGAJINDAN KIRMALI BİSİKLETİNİ ÇIKARMAKTADIR. BAKİ BUNU GÖRÜR, SENARYO YAZSAN OLACAK İŞ DEĞİL. FUAT'IN YANINA YAKLAŞARAK ''FUAT, HOŞGELDİN.'' DER, BAKİ DE FUAT'IN MEKTUP YAZDIĞI KİŞİLERDEN BİRİSİDİR. FUAT, BAKİ'YE YALVARMAYA BAŞLAR. ''ALLAHINI SEVERSEN, BU OLAYI KİMSEYE ANLATMA.'' DİYE. BAKİ, UZUN YILLAR KİMSELERE BİR ŞEY ANLATMAZ AMA FUAT'TA HER YERDE BALLANDIRA BALLANDIRA LONDRA'DAN BİSİKLETLE NASIL YOLA ÇIKTIĞINI. YOLLARDA NELERLE KARŞILAŞTIĞINI HERKESE ANLATMAKTADIR, YİNE BÖYLE GÜNLERDEN BAKİ'NİN DE BULUNDUĞU BİR ORTAM DA ''BAKİ GÜYA SAATÇİLİK YAPIYOR AMA SORUN BAKALIM İSVİÇRE'DE Kİ SAAT FABRİKALARINI GÖRMÜŞ MÜ ? BEN İSVİÇRE'DEN GEÇERKEN SAAT FABRİKALARINI TEKER TEKER ZİYARET ETTİM.'' DİYE ANLATINCA BAKİ BİRDEN BİRE PATLAMIŞ VE OLUP BİTENİ ORADAKİLERE AYRINTILARI İLE ANLATIVERMİŞ. BUNA RAĞMEN FUAT İYİ BİRİSİ İDİ, BÜROSUNDA AKŞAMA KADAR GELEN GİDEN HERKESE ÇAY-KAHVE İKRAM EDER. GEREKTİĞİNDE YEMEK SÖYLERDİ, ONUNLA GEÇİRDİĞİMİZ YILLAR İNANIN ÇOK GÜZEL YILLARDI.
Osman Sudi Erdoğan (Emekli Okul Müdürü ve Yazar-Facebook);KERİM BEY, YAZDIĞIN ONCA KİTABIN İÇİNDE "BEN DE BUNLARI TANIMIŞTIM" DİYE BİR KİTABIN VAR MI? CEVABIN HAYIR İSE HEMEN OTUR YAZMAYA BAŞLA, CEVABIN EVET İSE BİR KİTAP TA BEN RİCA EDEYİM.
*****************************************************************************************
EKONOMİMİZ ÇÖKME NOKTASI'NDA...
NECDET BULUZ
necde...@gmail.com
necd...@mynet.com
10 Ağustos’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimine odaklandığımız için, ekonomimizin ne durumda olduğunu pek göremiyoruz. Aslına bakılacak olursa, son aylarda Türk ekonomisi sürekli tehdit altında bulunuyor. Kısacası ekonomik durumumuz korkutan bir tablo ortaya koyuyor. Bizi takip eden okurlarımız anımsayacaklardır. Birkaç ay önce konu ile ilgili yazdığımız yazıda “Ekonomimizi bir gecede çökertirler” demiştik. Bugün gelinen noktada bundan endişe ediyoruz.
Özetleyelim:
Büyüme hızımız düştü. Sıcak para girişi durdu. İşsizlik çift hanelerde. Cari açığa şimdi de dış ticaret açığı eklendi. Borçlanma arttı. Enflasyon frenlenemiyor çift haneleri dolaşıyor. Yabancı yatırımcılar “Endişeliyiz” diyerek frene basmış durumdalar. Kaldı ki, yine aynı yatırımcılar Türk halkının üzerinden 170 milyar doları ülkelerine götürdüler.
Şimdi bütün bu olup bitenler ekonomimizin dibe çökmekte olduğunu gösteriyor. Yukarıda da vurguladığımız gibi herkes Cumhurbaşkanlığı seçimine odaklandığı, tatilde olduğu için gerçek tabloyu göremiyor. Tehlikenin büyüklüğünün de farkına varamıyor. Gerek dış, gerekse içteki ekonomistler “Türkiye toparlanamaz” görüşünde birleşiyor.
Sorunun bu kadarla sınırlı olmadığını da belirtelim.
Şimdi Rusya’ya yaptırımlar ağır şekilde uygulanıyor. Bu uygulama Rusya’ya yatırım yapan Avrupa devlerini perişan edecek. Bunlar içinde Türkiye daha da etkilenecek. Arjantin’in iflası, IŞİD nedeni ile Irak’a kesilen ihracat, Suriye’ye ve Suriye üzerinden elde edilen kazanç ve mal sevkiyatı tamamen durma noktasında bulunuyor. Gazze’deki durumun da bölgeyi riske soktuğunu söylemliyiz. Bitmedi, FED’in Dolar kararı da Türkiye ekonomisi için çok büyük tehlike yaratıyor.
Arjantin’in neden iflas ettiğine de kısaca değinelim:
Bu ülke dış borca dayalı büyüme ile ekonomisini kurtarmaya çalıştı. Vadesi dolan devlet tahvillerinin bedelini ödeyemedi. S&P Arjantin’in notunu “iflas” seviyesine indirdi. ABD ise fonları 1,3 milyar dolarlık borçların yeniden yapılandırmasını kabul etmeyince Arjantin ekonomisi de bir gecede çöktü. Özetleyecek olursak “akbabalar” gözlerini diktikleri, ya da trendi yükselen ülkelerin ekonomilerini bir gecede çökertebiliyorlar.
Amerika’dan gelen haberleri iyi analiz edersek Dolar’ın yükseleceğini de görürüz. Dolar’daki yükseliş beklendiği gibi olursa ekonomimiz kökten etkilenecek ve hatta çok büyük iflaslar da görülecektir. Bunun işsizliği daha da artıracağı, pahalılığı yükselteceği, ihracatı durduracak noktaya getireceğini söylemekte bir sakınca görmüyoruz. Bırakın ihracatımızı, ithalatta daha fazla açık vermeye başladığımızı da görüyoruz. Aradaki makas giderek daha da açılıyor.
Şimdi başka bir noktaya da bakmakta yarar var.
Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Türkiye’de siyasi tablo nasıl olacak? Bu siyasi tabloda şu anda belirsizlikler görülüyor. Bu belirsizlikler hiç kuşkusuz ekonomimizi etkileyecektir. Bunun da ne getirip, ne götüreceğini şu anda kimse kestiremiyor. Eğer ekonomideki bu risklere bir de siyasi belirsizlikleri eklersek işimizin ne kadar zor olduğu bir kez görülecektir.
Belki çoklarınız “Felaket telalığı yapıyor, kara tablo çiziyorsunuz” diyeceksinizdir. Ancak, doğruları yazmak, uyarmak bizim görevimizdir. Bunu sadece biz söylemiyoruz. Ekonominin dümenindekiler de bunu görüyor ve uyarıyor. Ancak, daha önceden de dediğimiz gibi Cumhurbaşkanlığı seçimlerine odaklanmış olmamız bu tabloyu görmemizi şu an için engelliyor. Yarın bu tablo ile karşı karşıya kalındığında herkes gerçekleri görmek durumunda kalacaktır.
Yaz aylarında işsizlikte düşme, pahalılıkta azalma olurdu. Bu yıl bunları da göremedik. İşsizlik çift haneleri gördü, pahalılıkta düşme görülmedi. Enflasyon çift hanelerde dolaşıyor. Önümüzde Eylül-Ekim gibi enflasyonu azdıracak aylar var. Okulların açılması ile birlikte alış-veriş canlanacak, masraflar çoğalacak. İşte asıl gerçek tablo bu aylarda karşımıza çıkacak.
Daha sonra kış ayları, elektrik, doğalgaz, ulaşım ve diğer masrafların getireceği yük aileleri sarsacaktır. Bütün bunlara iç ve dış ekonomik unsurları da eklediğimizde sarsıntı geçirmememiz mümkün olabilir mi?Kaldı ki geçinme sıkıntısı içinde olanların sayısı da yükseliyor.
Bugüne kadar sıcak para girişi ile ekonomimizin ayakta kaldığına dikkat çeken ekonomistler “Şimdi bu sıcak para girişi durdu. Aksine yabancılar Türkiye’den yüksek miktarda doları da ülkelerine götürüyor. Türkiye, Suriye’den gelen ağır mülteci yükünü de fazla kaldıramaz. Rusya’daki durumdan da en fazla etkilenen ülke yine Türkiye olacaktır. Siyasi belirsizlik ise ayrı bir sorundur. Dolar yükselişe geçerse bu Türkiye ekonomisini batırır” görüşünde birleşiyor. Biz de bu görüşleri böylece sizlerle paylaşmış olalım.