KUR’AN; Allah’ın Sözü/Allah’ın Gerçeği! Ayetleri: 1/2

4 views
Skip to first unread message

Cuneyt Sasmaz

unread,
Aug 16, 2015, 2:37:06 AM8/16/15
to
"Allah, tutarlı, çelişkisiz, uygun olan anlamını, her toplumun kendisine uygulayabileceği en güzel sözü (Kur’an), çok anlamlı/ara ara yinelenen en iyi anlatımlı/(hükümleri, öğütleri ve kıssaları) tekrarlanan bir Kitap halinde indirdi/Allah, sözün en güzelini, bir taraftan ana temayı sürekli vurgulayarak, diğer taraftan onu benzetmelerle destekleyerek bir Kitap halinde peyderpey indirdi.
Rablerini sayanların/Rablerinden bilinçle korkanların/Rablerine karşı içlerinde korku ve titreme olanların derileri/vücutları, Allah’ın bu en güzel hadisini/sözünü işitince/duyunca ürperir.
Sonra vücutları ve kalpleri Allah’ın verdiği öğütlere karşı/Allah’ın (sevgisini) hatırlamaları üzerine/Allah’ı anmakla/Allah’ın Vahyine (Zikrullah) karşı/Allah’ın Zikri/Kur’an karşısında yumuşar, yatışır.
İşte bu Allah’ın yol göstermesidir/Allah’ın, kendisiyle dilediğini doğru yola ulaştırdığı, doğru yol rehberidir/işte bu Kitap, Allah’ın doğruluk göstergesidir.
Allah her isteyeni ona ulaştırır/Allah onunla lâyık gördüğünü doğru yolda yürütür.
Sapkınlıkta direnen kimseye de/Allah kimi saptırırsa, rehber/yol gösteren bulunmaz/doğru yola getirecek/kılavuzluk edecek/ulaştıracak kimse yoktur."
(ZÜMER, 23)

"Allah gerçeğin tâ kendisidir. Allah’ın sözü gerçektir."
(LOKMAN, 30, 33)

"Sakın (gerçeği) yalanlayanlara boyun eğme/itaat etme onlara/umursama/tanıma onları."
(KALEM, 8)

"Hiç beklemediğiniz bir anda, azap sizi ansızın yakalamadan önce, Rabbiniz tarafından size indirilenin en güzeline/Kur’an’a en güzel bir şekilde uyun/Rabbinizden size indirilen en güzel olana uyun.
Ey insanlar!
Kimilerinin “Allah’a karşı aşırı gitmemden/Allahın huzurunda yaptığım kusurlardan dolayı bana yazıklar olsun!
Gerçekten ben, Allah’ın ayetleriyle alay edenlerdim/(gerçeği) alay konusu yapanlar arasındaydım” diye itiraf edilecek kıyamet gününden sakının."
(ZÜMER, 55, 56)

"Gerçeğe ulaştıran apaçık delili Allah vermiştir."
(EN’ÂM, 149)

"Allah’ın yol gösterdiği Gerçeğe varmıştır."
(ARAF, 178)

"Gerçekleri saklayanlar, kendilerinden önce, nice nesilleri yok ettiğimizi görmüyorlar mı?"
(EN’ÂM, 6)

"Allah Gerçeği bilendir."
(NÛR, 18)

"Ey Peygamber!
Ortak koşuculara sor: “Ey ortak koşucular, ortaklarınızdan hangisi Gerçeğe ulaştırabilir?”
Cevap ver onlara: “Sadece hiçbir ortağı olmayan Allah Gerçeğe ulaştırır. O halde, Gerçeğe götüren mi uyulmaya daha layıktır, yoksa birisi götürmezse gidemeyen mi uyulmaya daha layıktır?”
Ortak koşanların çoğu, ancak zanna/sanıya/kuruntulara/rivayetlere uyarlar/peşinden gidiyorlar.
Zan/rivayet/kuruntu ise, Gerçeğin yerini tutmaz/Gerçek adına hiçbir şey ifade etmez."
(YUNUS, 35, 36)

"Benim Rabbim, gerçeği apaçık ortaya koyar/gerçeğin tâ kendisini en sonunda ortaya çıkarır.
Bakın gelen, gerçeğin tâ kendisidir/gerçek gelmiştir."
(SEBE, 48, 49)

"Allah gerçekleri saklayanları sevmez."
(ÂLÎ İMRAN, 57)

"Gerçeğin tâ kendisini sahte olanla bastırmak için boşuna mücadele edip durdular/gerçeği engelleyerek yanlışı uygulamaya çalışıyorlardı/gerçeği bâtıl ile ortadan kaldırmak için, bâtıl (yöntemler gündeme getirerek) tartışmaya girişmişlerdi/gerçeği çürütmek için yalandan yana tartıştılar."
(MÜ’MİN, 5)

"Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki, işte bunlar gerçeğin tâ kendisidir; bundan hiç şüpheniz olmasın.
Tıpkı kendi konuşmanızın gerçek olduğundan şüphe etmediğiniz gibi o sizin konuşmanızın gerçekliği kadar gerçektir/kesin bir gerçektir."
(ZÂRİYÂT, 23)

"Allah gerçekle hükmeder."
(MÜ’MİN, 20)

"İnkâr edenler, Allah’ın yolundan gidenlere engel olanlar ve kendilerine dosdoğru yol/doğruluk göstergesi/hidayet/gerçeğin tâ kendisi belli olduktan sonra elçiye/resule karşı gelenler hiçbir zaman Allah’a zerre miktarı/hiçbir zarar veremezler/veremeyeceklerdir."
(MUHAMMED, 32)

"İnananlar sözün güzeline/sözün en güzel olanına uymuşlar ve O çok övülen/en çok övgüye lâyık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir/ulaştırılmışlardır/(dünyada iken) Allah’ın yolunda yürümüşlerdir."
(HAC, 24)

"Rablerinden kendilerine ulaşan, söze bürünmüş her yeni öğüt ve uyarıyı/hatırlatmayı alaya alarak dinlerler/onu hiç ciddiye almazlar."
(ENBİYA, 2)

"Muhammed, size gerçeği getirmiş/gerçeğin tâ kendisi ile gelmişti."
(SAFFAT, 37)

"Allah gerçekleri saklayan/inkâr eden bir toplumu/zalimler toplumunu doğruya ulaştırmaz."
(ÂLÎ İMRAN, 86)

"Allah: “Benim sözüm gerçektir ve Ben sadece gerçeği söylerim/gerçeği sadece gerçeği söylüyorum.”
(SAD, 84)

"Bunlar doğru ile yanlışı ayırt eden/apaçık beyanda bulunan/açıklayıcı/gerçeği açıklayan/apaçık Kitap’ın ayetleridir/ilkeleridir."
(KASAS, 1)

"Bunlar uydurulacak sözler değil/bu Kur’an uydurma bir söz değildir; aksine bu Kur’an kendisinden önce gelen Tevrat, Zebur, İncil ve diğerlerini onaylayıp doğrulayan, her şeyin ayrıntılı açıklaması/uzunca anlatan ve inananlar için de bir yol gösterici/doğruluk göstergesi ve Rahmet’tir/sevgi ve şefkat (pınarı olan ilahi bir kitaptır)."
(YUSUF, 111)

"Ortak koşucular, Allah’tan ve ayetlerinden/belgelerinden sonra/artık bu Kur’an’dan başka hangi hadise inanacaklar/inanıyorlar?!"
(CÂSİYE, 6)
(MÜRSELÂT, 50)
(A’RAF, 185)

"Artık onlara Sözün bir anlamı kaldı mı?"
(MÜRSELÂT, 50)

"Allah’tan daha doğru hadisi/sözü kim söyleyebilir?"
(NİSA, 87)

"Gerçeği görmek isteyen bir toplum için Allah’tan daha güzel yasa koyucu olabilir mi?"
(MÂİDE, 50)

"Nerede ortak koşucularda öğüt almak/titreyip kendine gelmek için çok geç değil mi?
Çünkü onlara gerçeği, delillerle açıklayan/apaçık anlatan/uyaran bir elçi gelince, onu reddettiler/burun kıvırıp “Bu adam eğitilmiş bir deli/mecnun/bu gizli güçlerce beyni yıkanmış birisidir!” dediler."
(DUHÂN, 13, 14)

"Ey Peygamber!
Biz sana, gerçeği içeren/gerçeği ortaya koyan Kitabı/Kur’an’ı, insanlar arasında Allah’ın istediği doğrultusunda karar veresin diye/Allah’ın sana gösterdiği ile hüküm vermen için indirdik/sana gerçeğin tâ kendisi olan Kur’an’ı indirdik ki insanlar arasında, Allah’ın sana gösterdiği şekilde hükmedesin/insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği ile hüküm vermen için Kitabı sana gerçekten indirdik."
(NİSA, 105)

"Bu Allah’ın gerçeğin tâ kendisi olan sözüdür.
Zaten Allah’tan başka kim sözü en iyi koruyabilir/Allah’tan daha doğru sözlü kim olabilir/söz söyleme bakımından Allah’tan daha doğru ve tutarlı kim olabilir?"
(NİSA, 122)

"Onlar size gelen gerçeği inkâr etmişken siz onlara dostluk gösteriyorsunuz."
(MÜMTEHİNE, 1)

"Allah’ın Kelâmını/Sözü dinleyip de/bütün sözleri dinleyen ve sonunda en güzeline uyan/en güzel şekilde uygulayan kullarımı müjdele!"
(ZÜMER, 18)

"Kendisine gelen doğru söze/gerçek geldiğinde yalan diyen kimseden daha zalim kim olabilir?
Doğru sözü/gerçeği getiren ve onu namus bilenler/onu doğrulayanlar, işte onlar Allah bilinciyle yaşayanlardır/sakınanlar/erdemlilerdir."
(ZÜMER, 32, 33)

"Sen bu sözü ilân edeceksen de/açıkça duyuracaksan da O, gizliyi de daha gizliyi de kesinlikle biliyor."
(TÂ-HÂ, 7)

"Allah’tan başka ilah/tanrı yoktur.
Hayret!
Nasıl olup da Allah hakkında aldanabiliyorsunuz/aldırış etmezsiniz/bu (gerçekten) nasıl da uzaklaşıyorsunuz?
Allah’ın ayetlerine/ilkelerine karşı bilerek kafa tutanlar/inkâr edenler/büyüklük taslayanlar, (gerçekten) böylece uzaklaşırlar/umursamazca davranıyorlar/kandırılırlar/döndürülürler."
(MÜ’MİN, 62, 63)

"Ortak koşuculara ne zaman, Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelse, yüz çevirirler/hemen karşı tavır alırlar.
Şimdi de kendilerine gelen bu apaçık Gerçeğe yalan diyorlar/kendilerine gelen Gerçeği alay konusu yaparlar.
Fakat alay ettikleri şeyin ne olduğunu çok yakında anlayacaklar.
O alaya aldıkları Gerçeğin tâ kendisi, o maskaralığı yapanları çepeçevre kuşatıverdi/alay edenleri, eğlendikleri Gerçek kuşatıverdi."
(EN’ÂM, 4, 5, 10)

"Önceki çağlarda Kitap verilenler, bu gerçeği kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar."
(EN’ÂM, 20)

"Ortak koşucular, (Allah’ın) bu sözünü/söyleneni/Kur’an’ı/sözü hiç düşünmediler mi/anlamaya hiç çalışmadılar mı?"
(MÜ’MİNÛN, 68)

"Allah’ın sözü gerçektir."
(RÛM, 60)
(LOKMAN, 33)
(MÜ’MİN, 55, 77)
(AHKAF, 17)
(CASİYE, 32)

"Elçi/Peygamber, onlara gerçeği getirmişti/gerçeğin tâ kendisini getirdi.
Eğer gerçek, ortak koşucuların arzularına göre uygulansaydı, gökler, yer ve içindekiler bozulur, darmadağın olurdu."
(MÜ’MİNÛN, 70, 71)

"Biz, kendilerine gerçeği getirmemize/gerçeğin tâ kendisine ulaştırmamıza rağmen onlar yalanlamaktadırlar."
(MÜ’MİNÛN, 90)

"Açın kulağınızı!
Kur’an sadece insanlığa kendi özünü hatırlatmadır.
Gerçeğin peşinde yürümek isteyen herkes için…"
(TEKVİR, 27, 28)

"Kur’an, Rabbinden gelen gerçektir."
(HUD, 17)

"Bilgi sahipleri, Kur’an’ın Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu anlasınlar, inansınlar da, kalpleri huzurlu ve tatmin olsun."
(HAC, 54)

"Dininiz konusunda gerçeğin ötesine gitmeyin/gerçek dışı görüşler ileri sürerek haddi aşmayın."
(MÂİDE, 77)

"Hükmedenlerin en iyisi olan Allah gerçeği anlatıyor/gerçeğin tâ kendisini O açıklar.
Hem O, gerçeğin tâ kendisini sahte olandan ayırt edenlerin en iyisidir."
(EN’ÂM, 57)

"O’nun sözü gerçeğin tâ kendisidir/O’nun sözü gerçektir/Sözü mutlak doğrudur."
(EN’ÂM, 73)

"İşte size Rabbinizden söze dayalı apaçık bir delil, bir yol gösterme, sevgi ve merhamet kaynağı geldi."
(EN’ÂM, 157)

"Peygamberine yol göstererek gerçeğin tâ kendisi olan dinini, tüm dinlere üstün kılmak için gönderen O’dur."
(SAFF, 9)

"İyi dinleyin!
Biz belki zihin tutulmaları açılır diye hiç durmadan “Söz” indirdik.
Kitap sahibi olanlar, sözü duyunca/Kur’an anlatıldığında hemen: “Biz buna/Kur’an’a iman ettik. Bu Kur’an Rabbimizden gelen gerçeğin tâ kendisidir” derler/yemin olsun!
Düşünüp öğüt alırlar diye/hatırlamaları için kendilerine çağrıyı/sözümüzü aralıksız iletip durduk."
(KASAS, 51, 53)

“Hıristiyan’ız” diyenler arasında büyüklük taslamayan/derin araştırmalar yapan keşişler/papazlar ve kendini Allah’a adamış rahipler var.
O papaz ve rahiplerin, Elçi’ye gelen Kur’an ayetlerini işittiklerinde, gerçeği tanımalarından ötürü gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün.
O papaz ve rahipler derler ki: “Rabbimiz, inandık bizi Gerçeğin tanıklarından say/bizi de (Gerçeğe) tanıklık edenlerle birlikte yaz. Rabbimizin bizi iyilerin arasına katmasını umduğumuz halde, neden Allah’a ve bize ulaşan Gerçeğe inanmayalım?” derler."
(MÂİDE, 82, 83, 84)

"Bu Kur’an, şerefli bir elçi aracılığı ile size bildirilen bir sözdür.
O Kur’an, bir şair sözü değildir; ne az inanıyorsunuz?
O Kur’an, kâhin sözü de değildir; ne az düşünüyorsunuz?
O Kur’an âlemlerin Rabbinden indirilmedir."
(HÂKKA, 40, 41, 42, 43)

"Yemin olsu  iyi dinleyin!
Biz apaçık sözlü deliller/ayetler/(gerçeği) açıklayan ilkeler indirdik."
(NÛR, 46)

"Açın kulağınızı!
Size söze dayalı apaçık deliller/Biz, bu (Kur’an’da) size (gerçeği) açıklayan/apaçık anlatan ayetler/ilkeler indirdik."
(NÛR, 34)
Devamı var)


-- 
''Muhterem Milletim'e şunu tavsiye ederim ki; sinesinde yetiştirerek başına taç ettiği adamların kanındaki ve vicdanındaki cevheri asliyi çok iyi tahlil etmek dikkatinden, bir an tevakki etmesinler...'' 
Mustafa Kemal ATATÜRK
--
''Bizler; 
Gözünde Vatanını, 
Gönlünde ATATÜRK ilke ve İnkılaplarını tutabilen, 
Vicdanında dinini saklayabilen, 
Milliyetçilik ve laiklik düşüncesi içinde görev yapanlardanız...''
Nusret DEMİRAL
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages