Yaşar Nuri Öztürk: Batı çapulculuğu Atatürk ve Doğu maneviyatı
3 Eyl, 2015
ABD dış politikalarının filozofu, rota çizicisi ve CIA’nın beyin adamlarından biri olan Samuel Huntington, medeniyetleri çatıştırmaya ve Doğu’nun Batı uygarlığından yararlanmasını engellemeye memur edilmiş bir istihbaratçı-bilgindir. Huntington’a göre, Batı’nın bugün temsil ettiği değerler sadece Batı’nındır; dünyanın ortak malı değildir. Batı bu değerleri üretmede tek olduğu gibi, bunlardan yaralanmada da tek hak sahibidir. Bu değerlerden yararlanan ötekiler, bunun faturasını ödemek zorundadırlar. Bu değerlerden Batı’ya fatura ödemeksizin yararlanmak kimsenin hakkı ve haddi değildir.
İslam dünyası, Haçlı Batı’ya tüm servet kaynaklarını verse de (ki büyük ölçüde vermiştir) bu olgu değişmez.
Batı’nın tüm diplomasi kodamanlarının ortak kanaati olan bu sav, bu egoizm, teoride Muhammed İkbal, uygulamada ise Atatürk tarafından kırılmıştır. Büyük Atatürk şunu göstermiştir:
Evrensel bilim ve fikir değerlerinin esas sahipleri Doğululardır.
Atatürk bu değerlere ‘maneviyat’ diyor ve ‘Doğu maneviyatı’ tâbirini gündeme getiriyor.
Atatürk’e göre, biz esasında Doğu maneviyatına bağlıyız.
Atatürk’ün Pakistan’daki fikirdaşı, Müslüman düşünür Muhammed İkbal (Atatürk’le aynı yılda öldü), bu noktanın altını çizerken şu yolda konuşuyor:
Batı’nın bugün sahip bulunduğu ilim ve akıl değerlerini biz ondan almaya kalktığımızda yaptığımız iş, o değerlerin esas sahipleri olan Müslüman ecdadımızın malını, mirasını geri almaktır. Bu yüzden biz, Batı’daki evrensel değerleri alırken aşağılık kompleksine düşmeyelim.
Ne yazık ki, Müslüman atalarımızın yarattığı ve asıl sahibi oldukları bu değerler bugün Batı’nın kontrolüne girmiş ve Batı bunlar üzerinde hegemonya kurmuştur. Bu hegemonya, emperyalist Batı zulmünün besleyicisi olarak insanlığın aleyhine kullanılıyor.
ATATÜRK DEHASININ FARK EDİŞİ
Bu değerler Batı’dan geri alınmalı ve ardından da Batı’nın zulüm ve hegemonyasını yıkmak için kullanılmalıdır.
Atatürk bunun teorisini yapmakla kalmamış, uygulamasını da göstermiş ve tam başarıyla uygulamıştır. Bugün bu işi, bir ölçüde Çin yapmaktadır. Atatürk’ün Çin’de yıllardan beri ders gibi okutulması boşuna değildir. Çin dehası, reçeteyi tam göbekten yakalamıştır. Yakalamış ve getirisini elde etmiştir.
Çin, esas değerler sahibinin Doğu olduğunu ispatlama noktasına gelerek, Atlantik İmparatorluğu’nu bunalıma sokmuştur. Atatürk, işte bu oluşumların ilk ve unutulmaz öncüsüdür.
Attila İlhan, bu noktaya parmak basarken şöyle diyor:
"Türklerde, kurtuluşu Doğu’da gören ilk ihtilalci Mustafa Kemal idi."
Atatürk’ün Batı’yı çıldırtan yanı işte budur. Batı, Atatürk’ü işte bunun için asla hazmedemiyor, asla hoş göremiyor.
Batı, şu hedefi öne çıkarmıştır: Atatürk’ün hayallerimize indirdiği darbe, Batı emperyalizminin canına okumadan, onu ölümsüzleştiren Türk Kurtuluş Savaşı karartılmalı, kirletilmelidir.
Hedef, Ortadoğu coğrafyasında, İsrail’den daha büyük devlet bırakmamaktır. BOP, işte budur. ‘Yeni Osmanlı düzeni, halifeli bir İslam’ gibi mel’un fısıltılarla siyasal İslamcı güdüklerin ağzına bal çalmaları sebepsiz değildir.
Kısacası, Batı biliyor ki, Mustafa Kemal, Müslüman kitleler tarafından bir öncü ve kurtarıcı olarak algılandığı sürece, İslam dünyasına yönelik işgalci-sömürgeci politikaların başarıya ulaşması mümkün değildir. Bu politikaların rahat yürümesi, Türk Kurtuluş Savaşı’nın kirletilmesiyle sağlanabilir.
Aydınlık