Elest Meclisinde Ahitleşme Oldu Mu?

41 views
Skip to first unread message

mehmet güngören

unread,
Oct 17, 2009, 5:26:51 PM10/17/09
to

Sizleri Allah’ın selamıyla selamlıyorum.

Neredeyse hepimiz çocukluğumuzda;  –Ne zamandan beri Müslümansın? Sorusuna muhatap olmuşuzdur. Bu soruya –“Kalu beladan beri müslümanım” dememiz gerektiği de bizlere telkin edilmiştir. Yani “bezm-i elestte Allah’a söz verdiğimizden beri  müslümanım” demekmiş bu. Halk arasında “bezm-i elest”  diye bilinen bu olay kısaca şöyledir: Allah Teala ezelde Adem aleyhisselamın belinden zürriyetini almış ve onlara; “Ben sizin rabbiniz değil miyim” diye sormuş o ruhlar da “evet sen bizim rabbimizsin” demişler ve tüm insanlar Allah’la ahitleşmişler. Yani ezeldeki bu ahitleşmede Adem’den kıyamete kadar tüm ruhlar hazır bulunmuş. Araf suresinin 172,174. ayetleri de bu olayı anlatıyormuş.

 

Bu anlatılanlar beni liseli yıllardan beri düşündürürdü. Ben hatırlamadığım böyle bir ahitleşmeden dolayı nasıl sorumlu olurum? Ayeti okuyunca Allah “şahitlikten” bahsediyor. Halbuki şahitliği geç, ben böyle bir olayı hatırlamıyorum bile! diye düşünürdüm.

 

Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır Bey’in bu ayet hakkındaki aşağıdaki yazısını okuyana kadar kafamdaki bu karmaşa devam ediyordu. Bu yazıyı okuyunca ayeti daha doğru anlama imkanı buldum. Bu kısa yazıyı sizinle de paylaşmak istedim. Yazıyı ekte de gönderiyorum. ("kalu bela" isimli dosya) Yazıyı beğenenler çeşitli sitelerde yayınlayabilirler.

 NOT: Bazi uyelerimiz ["Peygamberi Tanrilastirmak" konusuna ornek olsun diye gonderdiginiz videoyu acamadik] diye mailler geldi. O videoyu izlemek isteyenler asagidaki linkten izleyebilir. Konuyla ilgili yazilari ekte tekrar gonderiyorum. http://kurandersidinle.azbuz.com/viewVideo.jsp?videoId=41000000001171134
 
Allah tealaya emanet olun.

Mehmet Güngören

 

 

 

HER İNSAN ALLAH’I BİLİR

(‘ELESTU Bİ RABBİKUM’ OLAYI)

Allah Teâlâ kâfirlerle ilgili şöyle buyurur:

 “Onlar Allah’a verdikleri sözün kesinleşmesinden sonra cayarlar. Allah’ın birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler. Ortalığı karıştırırlar. Onlar büsbütün zarardadırlar.” (Bakara 2/27)

Her insan, Allah’ın varlığını ve birliğini, gözüyle görmüş ve eliyle dokunmuş gibi kavrar ve bu hususta Allah’a kesin söz verir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

 “Rabbin, Ademoğullarından, onların bellerinden nesillerini aldığında onları kendilerine karşı şöyle şahit tuttu: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” Onlar da: “Evet Rabbimizsin. Biz buna şahidiz.” dediler. Artık Kıyâmet günü; “biz bunun farkında değildik” diyemezsiniz.

Şunu da diyemezsiniz: “Önceden ortak koşanlar babalarımızdı. Biz ise onlardan sonra gelen bir nesil idik. O batıla sapanların işlediklerinden ötürü bizi yok mu edeceksin?”

İşte o belgeleri böyle açık açık anlatırız. Belki dönerler.” (A’raf 7/172-174)

Halk arasında “bezm-i elest’te alınan misak” veya “elestu birabbikum” denen bu olay, insanın, açık ve net olarak, Allah’ın varlığını ve birliğini kabul etmesi olayıdır. Âyet bu işlemin, Adem oğullarının “bellerinden nesillerinin alınması” sırasında kesinleştiğini bildirmektedir.

Neslin belden alınması, nesli devam ettirecek tohumun alınmasıdır. Kişi onunla erginlik çağına girer ve çocuğu olacak yaşa gelir. İnsan, henüz çocuk yaşta iken Allah’ı aramaya başlar. Bu konuda çevresini soru yağmuruna tutar. Sonunda Allah’ın var ve bir olduğunu tam olarak kavrar. Karşısına çıkan delillerle sanki Allah ona, “Ben senin rabbin değil miyim?” diye sorar. O da tam bir kararlılıkla “Evet, Rabbimsin, ben buna şahitlik ediyorum” der. Benzeri durumlar, çevresinde Allah’ın âyetlerini gözlemledikçe tekrarlanır durur. Bu sebeple her insan, Allah’ın var ve bir olduğunu, her şeyi onun yarattığını kabul eder.

Müşrik, ortak koşan demektir. Ortaklık için en az iki şey gerekir. Bunlardan birincisi daima Allah’tır. Allah’ın var ve bir olduğunu bilen insan, Allah’a ortak saydığı varlık için haklı bir gerekçe bulamayacağından ahirette şu sözü söyleyemeyecektir:

 “Önceden ortak koşanlar babalarımızdı. Biz ise onlardan sonra gelen bir nesil idik. Şimdi o batıla sapanların işlediklerinden ötürü bizi yok mu edeceksin.” (A’raf 7/173)

Erginlik çağı önemlidir. Sorumluluk bu çağda başlar. Babalar veya çevredekiler aksini söylese de erginlik çağına giren insan, Allah’ın varlığına ve birliğine, onun kendinin ve tüm varlıkların sahibi ve efendisi olduğuna kesinkes şahit olur. Kimi bunu açığa vurur. Kimi de önemli olaylar karşısında ortaya çıkarır. Bir çok insan bu kadar bir inancın kendine yeteceğini sanır. Bu bir şeytan aldatmasıdır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

 “O aldatıcı şeytan, sakın sizi Allah ile aldatmasın.” (Lokman 31/33)

Kendilerine tanrıtanımaz diyen ateistler, Allah’ı işlerine karıştırmak istemeyenlerdir. Onlar kendilerini tanrılaştırır ve kendilerinin efendisi olmaya çalışırlar. Diğer müşrikler ise Allah ile beraber başka efendiler bulur, onları Allah’a benzer konuma getirir ve Allah’a verdikleri kesin sözden cayarlar. Ama hepsi de bilir ki, Allah’ın bir benzeri olamaz.

Şirke düşenler; “...Allah’a verdikleri sözün kesinleşmesinden sonra caymış, Allah’ın birleştirilmesini emrettiği şeyi kesmiş olurlar.” Çünkü Allah’a karşı aracı koymak doğrudan ilişkiyi kesmektir.

 

 

kalu bela.doc
PEYGAMBERİ TANRILAŞTIRMA.doc
Allah'ın beşer rasulü.doc
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages