Fwd: FW:

2 views
Skip to first unread message

Cengiz Dagli

unread,
Mar 16, 2016, 6:51:37 PM3/16/16
to kadm...@googlegroups.com, 59toptugo...@googlegroups.com, HL6FENE1973-1974, Deniz Dağlı, Güneş Dağlı, Nehir Dagli, gulay...@yahoo.com.tr

Neden restoran açamadım? 

GEL DE DIŞARIDA YEMEK YE...  !!!!!!!!!!!

Neden restoran açamadım  Çok ilginç, bu kadarını bilmiyordum Ben bir

turist rehberiyim.
Yaz sezonunda güneyde çalışır, düzenlenen  turlarda müşterileri
gezdirir, onlara bilgi veririm.Mesleğim sezonla kısıtlı ama bahşiş,
yevmiye, komisyonlar derken yuvarlanıp gidiyoruz işte.

 Ama bu sezon başlarken restoran işletmeciliğine soyundum.

Soyundum soyunmasına da on beş gün içinde vaz geçtim.

Şimdi tekrar acenta acenta dolaşıp iş arıyorum. Neden mi? Bakın anlatayım;

Her şey yaz sonundan bu yana görmediğim bir dostumla kaşılaşınca
başladı. Hal hatır sorduktan ve üç beş
 çay yuvarladıktan sonra bizimki birden bire sordu, “Bu yaz bir
şirketle anlaştın mı?”
 İçimden bir ses bana bunun devamında ne geleceğini söylüyordu ve ben
kendimi her zaman verdiğim cevabı
vermeye hazırlayarak, “Yok” dedim. “Daha değil” hemen ardından da
eklemeyi ihmal etmedim; “Ama biliyorsun
turların nerelerde alış veriş molası vereceğine operasyon karar
veriyor. Ben rehberim. O yüzden sen
operasyoncularla konuş…”

Dostum büyük çaplı bir lokum imalathanesi işletiyordu. Yabancı
gruplara satış yapıyor ve işin raconuna göre acenta ve rehbere
satıştan komisyon ödüyordu. Bir otobüs dolusu turist dükkâna
girdiğinde güzel alışveriş yapıyordu ve kar marjı da çok yüksekti. Ben
de bir turist rehberi olduğumdan arkadaşım kancayı takmış, vereceği
yüzdeyi ha bire arttırır
benim gruplarımı götürmemi isterdi. Ben de her seferinde kibarca reddederdim.

Yok, bu kez yanılmıştım. Hem de ne yanılmak…

Arkadaşım, “Yok yok… Grup işi falan değil. Benim senden istediğim çok
başka bir şey. Hazır sezonluk anlaşmanı da yapmamışsın, gel benim
restoranta ortak olalım” deyivermez mi? Yahu sezon başı. Kışı güç bela
geçirmişiz zaten. Ben de restorana ortak olacak para ne arar? Bu işin
olamayacağını anlattım. Adam zamk gibi. Yakamı bırakmıyor ki! “Ben
senden para falan istemiyorum ki” dedi. “Yer benim. Sen işleteceksin,
masrafları düşeceğiz, kalanı fifti fifti…”

Allem etti, kallem etti beni restorana götürdü.

Tam tekmil, temizlik yap malzemeni al, personeli tut, aç kapıyı
çalışmaya başlasın. Mekân güzel. Yeri iyi. Sezon başladı mı güzel iş
yapacak bir yer. Eh ben de aşçılık da var. Teklif süper, havaya girdim
“Olur” deyiverdim.

Demez olaymışım…

Sezon henüz başlamamıştı ama buna rağmen ortalıkta tek tük de olsa
turist dolaşıyordu. Biraz deneme olur düşüncesiyle, biraz da can
sıkıntısından gidip alışveriş yaptım, menüye bir iki yemek koyup az
miktarda içecek de stoklayıp restoranı açtım. Hayrettir bir iki
müşteri de geldi…

Fakat restoranın açılması müşterilerden çok toptancıların ilgisini
çekmişti. İlk gelen sezonluk su stoğumu bana satmaya çalışan bayi
oldu. Toptan alırsam, büyük su 35 kuruşa, küçük su 15 kuruşa
geliyordu…
Onun ardından toptan gıdacı, meşrubatçı ve biracılar da geldi tabii.
Buraya kadar her şey normal di…

Ancak arkası kapalı, üzerinde hiç yazı bulunmayan kamyonet geldiğinde
ilk şokumu yaşadım.

Adam kaşar peyniri satıyordu. Kilosu 6,5 liradan… Ben, “Nasıl böyle
ucuz satıyorsun?” deyince de adam
açık açık söylemekten çekinmedi, “Abi bu dandik kaşar ama kimse ayırt
edemez. Bak al bi parça…”

Nutkum tutulmuştu.

 “Zararlı değil abi, patates püresine yağ ve kaşar aroması
koyuyorlar…” demez mi?

O şokla adamı nasıl gönderdiğimi hatırlamıyorum.

Ertesi gün daha beterdi…

Kıymacı, köfteciydi gelen… Kilosu 3 buçuk liradan kıyma satıyordu…
Sinirlerime güç bela hakim olup
 kıyma denilen seyin muhtevasını sordum… Et aroması, tavuk deri ve
kemikleri, soya vs gibi “Zararsız”
 maddelerden üretiliyormuş.

Adam öğünerek, “Her şey dahil otellerden alan var abi” dediği an
kıçına tekmeyi yedi tabii…

Adamı kovdum kovmasına da, bu iş fena halde aklıma takıldı.
Kardeşim bu memlekette sahte olmayan bir şey yok mu?
 Ben bu tip restoranlarda yemek yedim mi acaba? Yediysem kaç kere?  Bu
işin ucu nereye kadar gidiyor?

Oturdum bilgisayarın başına, başladım araştırmaya…

Aman tanrım! Neler neler varmış bu memlekette?
Yahu neredeyse gerçek bir şey yok piyasada. Her şeyin aroması var.
Üstelik bunlar internette online
olarak satılmakta. Aromalar saymakla bitmiyor.

Acı Biber Aroması, Acıbadem Aroması, Ahududu Aroması, Alabalık
Aroması, Ananas Aroması, Anason
Aroması, Antep Fıstığı Aroması, Ayran Aroması, Bal Aroması, Bergamot
Aroması, Böğürtlen Aroması, Çam
Sakızı Aroması, Çedar Peyniri Aroması, Ceviz Aroması, Çikolata
Aroması, Çilek Aroması, Et Aroması, Fındık
Aroması, Fıstık Aroması, Keçi Peyniri Aroması, Keçi Sütü Aroması,
Kekik Aroması, Kimyon Aroması, Koyun
Peyniri Aroması, Koyun Sütü Aroması, Parmesan Peyniri Aroması,
Tereyağı Aroması, Yoğurt Aroması, Zeytin
Aroması, Zeytinyağı Aroması, Ekmek Aroması…

Yahu, ekmeğin bile aroması var. Çakma ekmeği nasıl yapıyorsunuz
kardeşim? Neden yapıyorsunuz? Araştırdım,
ekmekte durum bildiğiniz gibi değil… Unun beyazlatıcısından tutun da
maya besleyicisine (Yahu maya
besleyici satıyor adamlar. Ninem ekşi mayadan, nohuttan yapardı
ekmeği) hacim arttırıcısına kadar neler neler
 var. Adam gibi ekmek bile yedirmeyecekler bize.

Kahvelere köpük yapıcı satıyorlar yahu…

Köfte kızartılırken hacminin küçülmemesini sağlayan kimyasallar var.

Bilumum E-bilmemkaç maddelerini gördüm. Yeminle bin civarında ‘E’li
madde var… Bir o kadar da ‘E’siz
katkı maddesi piyasada…
Tam bunları okurken, sahte kolacı, “ucuz” viskici, yaban domuzcu akın
akın geldi…

Bunca gelen arasında bana da toplu halde geldiler, iyi saatte olsunlar…
Bütün bunları yaşayıp öğrendikten sonra tımarhanelik olmadığım için
çok şanslı olduğumu düşünüyorum.

İşte bu yüzden pılıyı pırtıyı toplayıp dükkânı kapattım ve bu işe bir
daha girmemeye, hatta turistik yerlerde iyi tanımıyorsam,
restoranlarda yemek yememeye karar verdim.


Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages