SARIKAMIŞ...

6 views
Skip to first unread message

Oraj POYRAZ

unread,
Feb 9, 2021, 5:04:56 AM2/9/21
to 18203...@googlegroups.com
 

SARIKAMIŞ...

Bizde halk tabirleri vardır;

"Çekirdekten gelmek/yetişmek"

"Uzaktan davulun sesi hoş gelir"

Dışı seni

İçi beni yakar diye...

Ahkam kesmek...


...

...

...

Şöyle geriye baktığımda

28 yılım askeri üniforma ile geçmiş.

Dile kolay

Ömrümün yarısı

Ağaç yaşken eğilir misali bir süreç.

YÖK'e göre

Elektrik/Elektronik Mühendisi

Harp Okulu

Sistem Mühendisi

Muhabereci

Yani Haberleşmeci.

Bir nevi "askeri ptt"

"Muhaberesiz muharebe olmaz. "

Adına türküler yakılmış bir meslek;

"Telgrafın tellerine kuşlar mı konar"

Her yıl

Sarıkamış Şehitleri anılırken

Ki

Harp Okulu

Son sınıfta staj yapmıştık

Sarıkamış'ta

Ve askeri görevde

Jeep ile kamyon trafik kazası

Sarıkamış Asker Hastanesi'nde

Hayata dönüş.

Bu iki açıdan

Sarıkamış çok önemlidir hayatımda.

Şehit ve gazileri elbette anmalıyız.

Aramalı sormalı

Maddi/manevi destek olmalıyız.

Geride kalanlar için

Kimseye muhtaç olmayacak

Sistemler kurmalıyız.

Dikkatimi çeken ise

Sarıkamış Harekatı anma yıldönümlerinde

İki konu dile getirilmiyor;

Nedense...

Bu kadar asker neden dondu?

Kim sorumlu?

Bu gibi hataların

Bir daha yaşanmaması için

Ne yapmak lazım?

Bir kere rehber

Ittihat ve Terakki dönemini iyi okumalıdır.

https://www.akademikkaynak.com/1908-devrimi-ve-ittihat-ve-terakki-partisi.html

Kaynak çok bu konuda.

Ben

Şevket Süreyya Aydemir'den okudum.

https://www.turkedebiyati.org/yazarlar/sevket-sureyya-aydemir.html

Ve

Enver Paşa'nın biyografisi elbette.

Talat ve Cemal Paşalar ile birlikte.

http://www.canakkale.gen.tr/kisiler/k8.html

1908’in Hürriyet Kahramanı

Binbaşı Enver Bey

İşte bu kısa devrede

Enver Paşa

Daha doğrusu imparatorluğun tek söz sahibi. Genç inançlı muhteris daha doğrusu

Hem kaderci

Hem de kaderini yaratan

Adam olarak sahnededir. ”( Şevket Süreyya Aydemir)

İlber Oltaylı ise;

"Balkan Savaşı’ndan sonra

Balkan devletlerinin arasındaki nefreti görüp Stratejik bir ustalık ve atılımla

Bulgarların elindeki

Edirne’yi kurtarmasıyla ünlenen

Takdir edilen

Enver Bey miralaylığa terfi etti.

Henüz 31 yaşındaydı.

İttihat ve Terakki idareye hâkim olmuştu.

Bu arada

Mahmud Şevket Paşa’nın

Katliyle boşalan

Harbiye Nazırlığı’na

Yemen’den başarıyla dönen

Ahmet İzzet Paşa’nın tayin edilmesine rağmen Parti

Enver’i 6 ay zarfında mirlivalığa (tuğgeneral) Terfi ettirdi.

Hak ettiği bu rütbenin üstüne

Çok fazla süratli bir terfi daha geldi;

Makamdan alınan

Ahmet İzzet Paşa’nın yerine

Harbiye Nazırı yapıldı. "

Cihan Harbi kapıdaydı.

Ocak 1914’te

Harbiye Nazırlığı’na ilave olarak

Birkaç gün içinde

Genelkurmay başkanlığını da üstlendi.

Bize sığınan iki Alman zırhlısının (Goeben ve Breslau) Yavuz ve Midilli adını aldıktan sonra Rusya Karadeniz sahillerini bombalamaları Alman oyunu değildir.

Bu emri verenler

Harbiye Nazırı Enver Paşa ve

Bahriye Nazırı Cemal Paşa’dır.

Harbin sonunda

İttihat ve Terakki’nin üyeleri

Yeni düzenden ve adil bir yargılamadan

Emin olmadığı için ülkeyi terk ettiler.

Enver Paşa yeni idealler ve ülküler peşindeydi. Anadolu mücadelesine

Sakarya Zaferi’nden sonra

Müdahale etmeye çalıştı.

Bugünkü Tacikistan’ın

Belcivan bölgesinde

Abıderya köyünde karargâhını kurmuştur ve

4 Ağustos 1922 günü

Maiyetindeki savaşçılarla Bayramlaşırken başlayan

Ani Rus baskınına karşı

Adeta ön safta atıldığı ve

Şehit düştüğü malum.

Abıderya köyündeki

Çegan Tepesi’ndeki mezarı

Adeta Sovyet döneminde bile

Ziyaret edilen bir türbe gibiydi.

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ilber-ortayli/dogrusuyla-yanlisiyla-enver-pasa-40918443

"Talat Enver ve Cemal paşalar

Dün bir Alman torpidosuyla

Firar etmişlerdir.

Enver Paşa sadrazam Ahmed İzzet Paşa Hazretlerine yazdığı bir mektupta

Kafkasya'ya giderek bir hükumet-i İslamiye Teşkil edeceğinden bahsetmiştir.

Mustafa Kemal Paşa bu taarruzlara katılarak Vakit kaybetmediği gibi

Eski İttihatçılarla

Fazla yakınlaşmamak da istedi.

Paşa

İttihatçıların kendi planlarına

Karışmasını istemiyordu.

Ayrıca

İttihat ve Terakki'ye güveni sıfırlanan ahali İttihatçıların rol aldığı bir İstiklal Harbi'ne

Destek vermezdi.

Bu zeminde

Mustafa Kemal Paşa eski İttihatçıların da Yardımını geri çevirmedi.

Fakat partinin zihniyetini ve adını Kullanmamaya özen gösterdi.

Cumhuriyetin ilanından sonra

Eski İttihatçılar Mustafa Kemal Paşa'nın Yönetimini kabullenmedi.

Önemli isimler muhalefet safında yer aldılar ve 1926'da İstiklal Mahkemesinde yargılanarak İzmir Suikastı girişiminde rol oynadıkları gerekçesiyle idam edildiler.

https://onedio.com/haber/bir-zamanlar-o-da-ittihatciydi-mustafa-kemal-ataturk-ve-ittihat-terakki-cemiyeti-819069

Enver Paşa'nın

Kronolojik biyografisi;

https://onedio.com/haber/gunahiyla-sevabiyla-bir-osmanli-subayi-olarak-enver-pasa-ve-faaliyetleri-773099

1908’de

Genç Türkler İhtilali ile yıldızı parlayan

Enver’in hızlı yükselişi;

1913’te Yarbayken

Yine aynı senenin sonlarında

Albaylığa

19 gün sonra

1 Ocak 1914’te;

Paşalığa yükselmesi ile başlar.

Mustafa Kemal'in rütbe/terfi kronolojisi;

https://listelist.com/ataturkun-rutbeleri/

Aşağıda rütbe ve bekleme süreleri;

Asteğmen 1 yıl

Teğmen 3 yıl

Üsteğmen 6 yıl

Yüzbaşı 6 yıl

Binbaşı 6 yıl

Yarbay 4 yıl

Albay 4 yıl

Tuğgeneral 3 yıl

Tümgeneral 3 yıl

Korgeneral 3 yıl

Orgeneral 3 yıl

Kabineye "Harbiye Nazırı"olarak girer;

Genelkurmay Başkanlığı’ndan bir süre sonra da "Başkumandan Vekilliği" yetkilerini de

Elinde toplar.

Naciye Sultanla evlenip

Saraya

Padişaha damat oluşu da

Bu safhaya rastlar.

================================

İşte koca bir devlet nasıl battı bunun küçük bir özetini bir emekli albayım anlatmış.
Liyakatsiz, kifayetsiz, saraya yamanmış insanlara aşırı yetkiler verince bunlar olmuş.

Kabahat Enver Paşa'da değil.
Onu o makamlara kestirmeden getiren sultanda.
Devleti babasının çiftliği olarak görmenin bir sonucu bu.

Oraj POYRAZ(0raj....@neomailbox.net / oraj....@openmail.cc )
           L2fSIJNoA0xfSNxA  


================================

1908 DEVRİMİ VE İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ

1908_mesrutiyet-300x187 1908 Devrimi ve
          İttihat ve Terakki Partisi

24 Temmuz sabahı Selanik halkı top sesleriyle şaşkınlık içerisinde uyanmıştı sokaklarda Eşitlik Özgürlük Adalet Kardeşlik sloganları yükseliyordu. Halkta bir heyecan ve mutluluk coşkusu hakimdi ve kısa süre sonra tüm bu yaşananların meşrutiyetin ilanı olduğu ortaya çıkacaktı. Herkeste meşrutiyetin ülkedeki tüm kötülükleri gidereceği düşüncesi hakimdi tüm Osmanlı meşrutiyet heyecanı içerisinde gösteriler yapıyor top atışlarıyla meşrutiyeti kutluyordu…

1876 yılında ilan edilen Kanuni Esasi ile Osmanlı toplumu meşruti bir düzene geçmiştir. Batıda ki demokratik anayasal süreçlerin kesin bir şekilde Osmanlıda ki başlangıcı 1839 tarihli Tanzimat Fermanı olsa’ da bu sürecin zirveye ulaşması 1876 Anayasası ile olmuştur. 14 Şubat 1878 de Padişah iradesiyle askıya alınan anayasa 23 Temmuz 1908’e kadar yürürlüğe konmamış bu süre içerisinde Sultan Abdülhamid’ in istibdat yönetimine karşı Yeni Osmanlıların meşrutiyet mücadelesi başlamış ve 23-24 Temmuz 1908 tarihine kadar sürmüştür.

2. Meşrutiyete gidilen süreçte Makedonya ayrı bir önemi vardır. Gerek etnik ve milliyetçi çatışmalar gerekse İttihat ve Terakkinin bu bölgede örgütlenmesi açısından bölge ayrı bir öneme sahip olmuştur. Ayrıca sanayileşmiş batılı devletlerin bölge üzerindeki çıkarları da 2. Meşrutiyete gidilen süreçte etkili olmuştur. Bu açıdan süreci Makedonya’dan başlayarak işlemek yerinde olacaktır.

1908’e Gidilen Süreçte Makedonya[1]

Osmanlı İmparatorluğuna çok uluslu niteliğini kazandıran Makedonya ayrıca Osmanlı-Türk geleneğinin doğduğu yeri ifade etmektedir. Rumeli 19.yy’ ın başlarından itibaren sanayileşmiş batılı devletlerin dikkatini çekmeye başlamıştır. Fransız devriminin getirdiği milli devlet düşüncesinin ilk parıltılarının görüldüğü ve ilk ayrılıkçı faaliyetlerin başladığı yer yine bu bölge olmuştur. Makedonya sorununun başlangıcı Ayestefanos ve Berlin antlaşmalarına dayanır. Bu antlaşmalarla bölge paylaşıma açık hale gelmiş ve bu paylaşım sorunu otuz beş yıl sürmüş Balkan savaşlarıyla bölge Osmanlı sınırlarının dışında kalmıştır.

Makedonya sosyo kültürel yapısı ve Osmanlı içerisindeki yeri itibariyle İttihat ve Terakki aydınlarının çalışmalarını sürdürdüğü ve örgütlendiği bir merkez olmuştur. Makedonya‘ yı diğer Osmanlı vilayetlerinden ayıran en önemli yanlarından biri de bir burjuva sınıfının ortaya çıkmasıdır. Milliyetçi karaktere bürünen halk aydınlanma değerlerini öğrenmiş ve ayrılıkçı faaliyetlerin önemli bir unsuru olmuştur. 19.yy’ın sonlarında bölgenin nüfusu 2 milyona ulaşmış ve ‘’Makedonya Makedonyalınındır . . ’’ sloganı ortaya çıkmıştır. Artan siyasi gerginlik bölgesel çatışmalara yol açmış ve bu tarihten sonra bölgenin Osmanlı sınırları içerisinde kalması için mücadele edilmeye başlanmıştır. Bu anlamda Osmanlı Hürriyet Cemiyeti’nin burada kurulmasının tesadüf olmadığını söyleyebiliriz.

Ocak 1908 den itibaren Makedonya sorunu yeniden gündeme gelmiştir. Artan siyasi gerginlik havası içerisinde hem Makedonya hem de Osmanlı siyasetine yönelik müdahale yanlısı tutuma sahip batılı devletlerin etkisi artık daha da somutlaşmaya başlamıştır. Öyle ki 1907’nin Eylül ayında başlayan yabancı devlet etkisi bu sürecin hızlanmasında etkili olmuştur. Eylül 1907 de Rusya Avusturya ile iş birliği yaparak bir adliye programı hazırlanmıştır. Buna göre -Makedonya da- her üç vilayette de bir müslüman bir hristian olmak üzere iki adliye müfettişi olacak ve bu adliye müfettişleri başta harp divanları[2] olmak üzere Osmanlı adliye memurlarının denetlenmesinden sorumlu olacaktır. Osmanlı doğrudan iç işlerine müdahale anlamına gelen bu programı tehlikeli görerek Mürzteg[3] programı çerçevesinde bir takım ıslahatlar yapacağını açıklamıştır. Aralık 1907 de bu sefer İngiltere Makedonya sorununa yönelik bir genelge hazırlar. Buna göre Yabancı subayların jandarma komutanı olması seyyar jandarma birliklerinin kurulması Osmanlı askeri sayısının azaltılması gibi hükümleri Berlin antlaşmasının[4] bölgede Islahatlar yapılmasını öngören maddelerine dayanarak ortaya atmıştır. Osmanlı bu önerilere karşı çıksa da diğer batılı devletlerin desteklediğini görmekteyiz.

Başta söylediğimiz gibi Makedonya sorunun asıl hızlanmaya başladığı tarih 1908’dir. 3 Mart’ta İngiltere yayınlamış olduğu bir belgeyle bölgede tek bir valinin olması süresinin belirlenmesi vali ve memurların maaşlarının diğer devletler tarafından karşılanması Türk askerinin sayısının azaltılması gibi hükümleri açıklamıştır.

Makedonya’ya yönelik devletlerin genel tutumlarına baktığımızda her devletin kendi menfaati ve siyaseti doğrultusunda politikalar geliştirdiğini ya da geliştirilen politikalara destek verdiğini görürüz. Örneğin Rusya İngiltere’nin 3 Mart tarihli programına yönelik olarak Makedonya Müfettişi Umumisi’nin devamından yana tutum sergilemiştir. Ayrıca Makedonya da artan etnik çatışmalar sonucunda Sultanın bölgedeki etkinliği giderek azalırken İttihat ve Terakki’nin örgütlenmesi ve halk desteğini bulması da aynı yönde artmıştır.

1908’e Gidilen Süreçte Ordunun Tutumu

1907-1908 arası dönemde gerek 3.ordu[5] gerekse 2.ordu[6] açısından huzursuzlukların baş göstermeye başlar. Bunun temel sebebi İstanbul da bulunan 1.ordu’nun Sultan Abdülhamid’ e yakınlığı ve kapıkulu anlayışının hakim olmasıydı. Diğer ordular merkez tarafından ihmal edilip meslekte yükselmesi uzun yıllara yayılırken 1.ordu mensupları kısa sürede rütbe atlayabiliyordu. Bu anlamda saraya yakın kişiler kısa sürede terfiler almıştır. Ordu’da ki huzursuzlukların bir diğer nedeni de subayların maaşlarını 2-3 ay da bir almaları idi. Ve subaylar maaşlarını geç almalarına karşılık müteahhid adı verilen kişilere maaşlarını kırdırma yoluna gitmişlerdir. Ayrıca askeri eğitimlerde 2. Abdülhamid’in talimatıyla gerçek mermiyle talim yapılamaması ordunun modern tekniklerle eğitim yapmasına engel oluyordu. Yine donanmada askerlik dışı uygulamaların görülmesi ordu içindeki huzursuzluğun diğer bir nedenidir. Donanmanın Haliçte demir atması ve bakımının yapılmaması neticesinde Amiral Gamble Paşa[7]’nın çabalarıyla dahi suya çıkamadığını görmekteyiz. Bunların dışında Jandarma Islahı ile gelen yabancı subayların -Makedonya da- refah içinde yaşaması Ordu içerisindeki huzursuzlukları daha da arttırıyordu.

Süreci Hızlandıran Gelişmeler

Makedonya’nın radikal çetelerinden İç İhtilal Örgütü[8] ve Dış İhtilal Örgütü[9]’nün çatışmaları artarak devam ediyordu. İttihat ve Terakkinin Manastır şubesi ve orta rütbeli subaylarla tabanını genişletiyordu. Haziran ayında İttihat ve Terakkinin faaliyetlerinin artmasıyla 2. Abdülhamit olayları durdurmak için Yarbay Nazım Beyi[10] görevlendirir. İttihat ve Terakki faaliyetlerine engel olacağı gerekçesiyle Yarbay Nazım Bey için suikast kararı alır ancak bu suikastten Yarbay Nazım Bey kurtulur. Bu olay üzerine İsmail Paşa heyeti bölgeye gönderilir. İngiltere Kralı ve Rus Çarının Reval[11] de bir araya gelmesi İttihat ve Terakki üzerinde Makedonya’nın Osmanlıdan alınacağı endişesini doğurmuş ve süreci hızlandırıcı bir etkisi olmuştur.

1908 yılının Haziran ayı sonlarında Resne’ de Kolağası Niyazi Bey’in öncülüğünde dağa çıkma olayı yaşanmıştır. Buna göre Niyazi Bey yanına aldığı 3 Subay ve 150 kadar fedai ile birlikte dağa çıkar (3 Temmuz 1908). İttihat ve Terakki’nin Manastır Şubesi Niyazi Bey’in bu hareketine karşı olumsuz tavır sergilemiştir. Niyazi Bey uğradığı kasabalarda halk üzerinde olumlu etkiler bırakmıştır. Gittiği yerlerde Osmanlıcılık düsturuyla din ayrımı gözetmeksizin herkesin desteğini almak istediğini söyleyerek taraftar toplamaya çalışmıştır.

Firzovik Toplantısı

İttihat ve Terakki açısından en büyük halk desteğini sağlayan süreçlerden biri de Firzovik Toplantısı’dır. Buna göre; Arnavutlar Üsküpe yakın bir köye gelmesi beklenen Avusturyalı öğrencileri taşıyan bir yolcu trenine bölenin Hristianlara verileceği Avusturya askerlerinin Üsküpe gireceği söyletisi üzerine protesto gösterilerine başlamıştır. 2. Meştutiyete gidilen süreçte Firzovik Toplantısının ayrı ve hızlandırıcı bir etkisi olmuştur zira İttihat ve Terakki bu süreci iyi bir şekilde yürütmüştür. Yaşanan olayların ardından 3. Ordu Komutanı Kazım Paşa olayların bastırılması için Miralay Galip Beyi görevlendirmiştir. Miralay Galip Bey İttihatçı bir meşrutiyet yanlısı askerdir. Ayaklanmanın önderleriyle yaptığı görüşmeler sonrasında olayı politik bir hale getirmiş ve Arnavutlar İttihat ve Terakki saflarına geçmiştir. Bu gelişmeler meşrutiyete gidilen süreci hızlandıran temel taşları oluşturmuştur.

İstanbul Merkezli Hükümet Değişikliği ve Meşrutiyetin İlanı

Serasker Rıza Paşa’ nın yerine Ömer Rüştü Paşa Harbiye Nazırlığına getirilmiştir. Ayrıca Sadrazam Arnavut asıllı Ferit Paşa’ nın yerine Sait Paşa Sadrazamlığa getirilmiştir. (22 Temmuz 1908 ) Sait Paşa Sadrazam olduktan sonra yaptığı uzun süren Meclisi Vükela toplantısı sonrasında 23 Temmuzu 24 Temmuza bağlayan gece Sultan Abdülhamid’ in meşrutiyeti ikinci defa ilan ettiğini Kanuni Esasi’ nin yürürlüğe girdiğini açıklamıştır.

24 Temmuz sabahı Selanik halkı top sesleriyle şaşkınlık içerisinde uyanmıştı sokaklarda Eşitlik Özgürlük Adalet Kardeşlik sloganları yükseliyordu. Halkta bir heyecan ve mutluluk coşkusu hakimdi ve kısa süre sonra tüm bu yaşananların meşrutiyetin ilanı olduğu ortaya çıkacaktı. Herkeste meşrutiyetin ülkedeki tüm kötülükleri gidereceği düşüncesi hakimdi tüm Osmanlı meşrutiyet heyecanı içerisinde gösteriler yapıyor top atışlarıyla meşrutiyeti kutluyordu…

İstanbul gazeteleri meşrutiyetin ilanını küçük bir haber gibi vermiştir. Ayrıca meşrutiyetin ilan edildiğine dair bir Tebligatı Resmiye yayınlanmıştır. İstanbul halkı başta meşrutiyetin ilanını şaka olarak algılamış daha sonra idrakına varmıştır. Müslüman ve Gayrimüslimler kol kola kutlamalara katılmıştır. Tüm Osmanlıya barış geldiği havası hakim olmuştur. 24 Temmuz Hürriyetin ilanı olarak tanımlanmış ve (Rumi 10 Temmuz tarihi) milli bayram olarak ilan edilmiştir. [12] (İydi Milli)

httpdevlet.com_.trmakalelery70-IKINCI_MESRUTIYETIN_ILANINA_ZEMIN_HAZIRLAYAN_FAKTORLER.html_-300x132
          1908 Devrimi ve İttihat ve Terakki Partisi

Sonuç

2. Meşrutiyet İttihat ve Terakki’nin öncülüğünde verilen anayasanın yürürlüğe girmesi mücadelesinin bir sonucudur. 1908 Devrimini tetikleyen unsurlardan en önemlisi Makedonya sorunudur. Makedonya da başlayan olaylar İttihat ve Terakki tarafından iyi bir şekilde yönetilmiş ve meşrutiyete gidilen süreç hızlanmıştır. Ayrıca 2. ve 3. Orduda ki hayal kırıklıkları ve tatminsizlik askerlerin meşrutiyete karşı tavrını şekillendirmiş ve orta rütbeli subaylar açıkça İttihat ve Terakki’ye destek vermiştir. Ayrıca 1908 Devrimi imparatorluğun yeniden yapılandırılması açısından da ayrı bir yere sahip olmuştur. Zira 1908 Devrimiyle İmparatorluktan ulus devlete geçilmiştir.

Okuma Listesi

  • Ahmad Feroz ’’İttihat ve Terakki (1908-1914) İstanbul Kaynak Yayınları 8.baskı 2010

  • Tekeli İlhan. İlkin Selim ‘’Cumhuriyetin Harcı: Kökten Modernitenin Doğuşu’’ İstanbul İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları 1.baskı 2003

  • Kansu Aykut ‘’1908 Devrimi’’ Çeviri: Ayda Erbal İletişim Yayınları 8.baskı 2017

  • Kaynakça ve Notlar

[1] Makedonya neresidir? Manastır Selanik Kosova Serez ve Drama’ yı kapsayan bölgeye batılı devletler Makedonya derken Osmanlı Devleti Vilayat-ı Selase adını vermiştir.

[2] Sıkı Yönetim Mahkemeleri

[3] Makedonya da kurulan ilk uluslararası polis barış koruma misyonu olarak ifade edebiliriz.1903 Avrupa devletlerinin müdahalesi sonrasında Mürzteg programı ile Osmanlı zabıtasını reformdan geçirmek üzere bir program hazırlanmıştır. Buna göre program 9 maddeden oluşacaktır. Bu maddeler arasında bölgenin İtalyanlardan oluşan jandarma birliğine teslim edilmesi devlet memuriyetliklerinde hristian memurların çalışması işenen suçlar konusunda Müslüman ve hristian ortak bir komisyonun kurulması gibi hükümler yer almıştır.

[4] Bkz: Berlin antlaşması’ nın 21. maddesi.

[5] Selanik merkezli ordu

[6] Edirne merkezli ordu

[7] Türkiye’ye Bahriye Danışmanı olarak 1908 yılı sonunda atanan Koramiral Sir Douglas Gamble 15 aylık boyunca bahriye gücünün revize edilmesine yönelik çalışmalar yapmıştır.

[8] Makedon İç İhtilal Örgütü (İMRO) : Bölgeyi 5 ihtilal bölgesine ayırmıştır: Üsküp Manastır Serez İstiroca Pirlepe. Her bölge nahiyelere ayrılmış ve 10’ar kişilik çeteler kurulmuştur.

[9] İMRO’nun kurulmasından sonra Bulgaristan da Makedonya komitelerinin karşısında yer aldığı için 1894’te Makedon Dış İhtilal Örgütü’nü kurulmuştur. Ayrıntılı bilgi için bkz: Tekeli İlhan İlkin Selim Cumhuriyetin Harcı : Köktenci Modernitenin Doğuşu’’ İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları (2003) 1.baskı İstanbul

[10] Enver Paşanın eniştesi Kaymakam (Yarbay) Nazım Bey.

[11] VII. Edward ile Rus Çarı olan Nikola (Finlandiya’nın Baltık kıyısında) arasında yapılan görüşmeyi İttihat ve Terakki basına bir açıklama yapılmadığı için Osmanlı topraklarını paylaştıklarına yönelik bir görüşme olarak algılamış ve propaganda faaliyetlerine başlamıştır.

[12] İydi Milli Osmanlı Devletinde ki tek milli bayramdır. Cumhuriyetin ilanından sonra 1934 yılına kadar Milli Bayram olarak kutlanmaya devam etmiştir.

○ Ahmad Feroz ‘‘İttihat ve Terakki (1908-1914) ” İstanbul Kaynak Yayınları 8.baskı 2010

Görsel Listesi

1. Görsel:http://devlet.com.tr/makaleler/y70- IKINCI_MESRUTIYETIN_ILANINA_ZEMIN_HAZIRLAYAN_FAKTORLER.html

2. Görsel:https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Niyazi_Ahmet_Rsneli_Bey.jpg

3. Görsel:https://www.turkcebilgi.com/ikinci_me%C5%9Frutiyet

https://www.akademikkaynak.com/1908-devrimi-ve-ittihat-ve-terakki-partisi.html

==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==    ==

  Arkadaşlar bu kitabimiz tam da bu doga katliamini anlatiyor.
Kazdaglari, Erzincan Kemah, Ordu/Fatsa altin madenlerinin yedikleri herzeler detaylandiriliyor.
Kitap protestolarsa sessiz okuma eylemlerinde de okunuyor...
--        --        --        --        --        --        --        --        --        --        --        --        --        --        --        --        --        --        --        --        --






- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
Turk Milleti bagimsiz yasamis ve bagimsizligi varolmalarinin yegane kosulu olarak kabul etmis cesur insanlarin torunlaridir.
Bu millet hicbir zaman hur olmadan yasamamistir yasayamaz ve yasamayacaktir.

Gazi Mustafa Kemal ATATURK

- - - - - - - - - - - - -
JEAN MESLIER : SAGDUYU TANRISIZLIGIN ILMIHALI

165. AHIRET HAYATINI VARSAYMAK, INSAN ICIN NE AVUTUCUDUR NE DE AHLAKA GEREKLIDIR

Toplumlarin huzuru icin, "obur dunya" inanisinin buyuk onemi oldugu temin edilir. Sanilir ki, bu inanis olmaksizin, dunyada insanlarin artik iyi davranma nedenleri yoktur. . . Dunya uzerinde tavir ve hareket tarzinin nasil olmasi gerektigini her akli basinda insana hissettirmek icin, korkutmalara, masallara ne gerek vardir! Bizi kusatan kimselerin onayina, saygisina, husnu teveccuhune hak kazanmakta; toplumun kinamasina, asagilamalarina, tepkilerine neden olacak hareketlerden sakinmakta buyuk yararimiz oldugunu her birimiz gormuyor muyuz? Bir ziyafetin, bir sohbetin, bir ziyaretin suresi ne kadar kisa olursa olsun, bu ziyafette, bu sohbette, bu ziyarette herkes, kendisi ve baskalari icin terbiyeli, zarif olana yakisir bicimde, begenilecek bicimde rol oynamak istemez mi? Yasam bir gecitten baska bir sey degilse, bu gecidi kolaylastirmaya calisalim; bizimle birlikte yolculuk edenlere uyum saglamada kusur edersek, bu gecit kolay olmaz, guvenlik ve esenlikle sona ermez.

Karanlik, belirsiz dus ve kuruntulariyla huzunlu bir sekilde mesgul olan din, insani ancak bir haci olarak tasvir eder. Bundan su sonucu cikarir: Daha guvenilir gezi yapmak icin, insan yolculugu yalniz yapmali, rastladigi hazlardan, hoslanacagi seylerden vazgecmeli, yolun yorgunluklarini ve can sikintilarini yatistiracak eglencelerden kendisini yoksun birakmalidir. "Stoik" ve sikici bir felsefe, bazen bize, din kadar az makul ogutler verir. Ancak, daha akli basinda bir felsefe, bizi, hayat yollarina guller sacmaya, kuruntulari ve "panik" korkularini bu yollardan defetmeye, cikarimiz geregi, gezi arkadaslarimizla birlik olmaya, cogunlukla ugradigimiz eziyet, sikinti ve guclukleri sevinclerle ve namuslu eglencelerle unutmaya davet eder. Bu akli basinda felsefe, bize hissettirir ki, yolculugumuzu hos ve sikintisiz bir sekilde yapmak icin, bizzat kendimize zararli olabilecek seylerden sakinmamiz ve bizi yol arkadaslarimizin gozunde igrenc kilabilecek seylerden buyuk bir dikkatle kacinmamiz gerekir.

- - - - - - - - - - - - -
Bircok ulkenin ekonomisi durgunluga birakildi, topraklar ekilmedi, yeni makine yatirimlari yapilmadi, halkin genis kesimleri calistirilmadi ve yari ac yari tok, devlet yardimina terk edildi.
Ama bu da askeri bakimdan gucsuz dusulmesine yol acti ve getirdigi yoksunluklar acikca gereksiz oldugundan, muhalefeti kacinilmaz kildi.
Uretimin surdurulmesi, ama urunlerin dagitilamamasi gerekiyordu.
Uygulamada bunu gerceklestirmenin tek yolu da savasin surekli kilinmasiydi.
Savasin asil yaptigi yok etmektir ama ille de insanlari yok etmesi gerekmez, insan emeginin urunlerini de yok eder.

George Orwell1984
%

- - - - - - - - - - - - -
Dusunen butun insanlar ateisttir.

HEMINGWAY,ERNEST (1899-1961) ABD'li yazar.
Ateistin Kutsal Kitabi - Aforizmalar - Derleyen Joan Konner

- - - - - - - - - - - - -
TCK Madde 270 Suc ustlenme

1) Yetkili makamlara gercege aykiri olarak sucu isledigini veya suca katildigini bildiren kimseye iki yila kadar hapis cezasi verilir. Bu sucun ustsoy altsoy es veya kardesi cezadan kurtarmak amaciyla islenmesi halinde
verilecek cezanin dortte ucu indirilebilecegi gibi tamamen de kaldirilabilir.


- - - - - - - - - - - - -
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur-...@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gunde...@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj....@neomailbox.net  /  oraj....@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages