ARAP KÜLTÜRÜNÜN İLKEL KARAKTERİ A Ayhan Özer
Türkler, İslamı kabul ettikten sonra asırlar boyunca Araplarla yakın bir temas kurdular. Din yoluyla, pek çok ilkel Arap adeti Türk kültürüne girdi. Türkler, Batı dünyasının ilerlemesine yardım eden bütün yeniliklere Arapların peşinden “ Gâvur âdeti ,Islama aykırı !” diyerek sırt çevirdiler. Ancak Atatürk Arap kültürünün yanlışlığını, ilkelliğini ve onunla bir yere varılamıyacağını gördü. Atatürk devri 600 senelik karanlık Osmanlı devriyle son 60 senelik gerileme devrinin arasına sıkışmış bir Aydınlanma ve Rönesans devriydi. Türk milleti onu yaşatamadı. Gitgide dine ve cehalete gömüldü ve islamı seçti. Eski düzen geri geldi.
Arap kültürü ilkel bir kültürdür. Bu kültürde kız çocukları insandan sayılmaz. Bu yüzden onlara isim bile verilmez, numara verilir. İlk doğan kız çocuğuna VAHIDE denir. Bu bir isim olmayıp, numaradır, 1ci demektir. İkinci doğan kız çocuğuna SANİYE denir. Bu da bir isim olmayıp numaradır. 2ci demektir. Üçüncü doğan kız çocuğuna, 3cü anlamına gelen SALİSE (veya SELASE) denir. Dördüncü doğan kız çocuğuna, 4cü anlamına gelen RABİA denir. Osmanlı devrinde Türkler de Araplara uyarak kız çocuklarını hakir gördüler ve isim yerine bu numara sistemini kullandılar.
Arap kültürü basit ve gelişmemiş bir kültürdür. Araplar kız çocuklarını diri diri toprağa gömerler. Bu vahşet nereden kaynaklanıyor?? Araplarda Tefecilik denen bir olgu (institution) vardır, ve çok yaygındır. Tefeciler yüksek faizlerle borç para verirler. Bu kişiler, ve onların fedaileri belâlı, kanun dinlemeyen zorbalardır. Eğer bir tefeci borcunu zamanında geri alamazsa bunlar borçlunun karısına veya kızına el koyup onları pazarlarlar. İlerde böyle bir akıbete uğramaktan korkan Araplar da kızlarından kurtulmak için onları diri diri toprağa gömerler. Peki, neden diri diri? Çünkü, dindar (!) bir müslüman için öldürmek günah sayılır, diri diri gömmekle ellerini kana bulamamış olurlar ve günaha girmemiş sayılırlar !?.... Bu kadar akılsız ve geri bir kültür ancak Islamdan çıkar...Başka hiç bir din buna cevaz vermez. Ve akılsız Türkler de bu ilkel Arap milletine kul köle olur, Araplaşmaya can atar. Dört milyon Suriyeliyi ülkeye kabul ederek bunun nüvesini hazırladılar bile. Buna karşılık, bu iptidai Araplar Türkleri aşağı görürler, sevmez ve saymazlar. Türklerin lakabı “Etrak-ı bi idrak”, yani “akılsız Türkler” dir. Bunun da sebebi var. Çünkü, Türklerin kendi dillerinde dua edebilecekleri, kendi an’ane, inanç ve törelerinden kaynaklanan bir dinleri yok, Arapların dinini alıp, papağan gibi, manasını anlamadan tekrarlarlar ve böylece ibadet ettiklerini sanırlar. Türkler ibadetin dilde olduğunu zanederler, onun kalbden gelen bir ruh ifadesi olduğunu bilmezler. Dünyada, anlamadığı bir dilde ibadet eden tek millet Türklerdir. Bir de, Türkler kendi dillerini hor görürler, Arap ve Fars dillerine özenirler. Ama onları da derme çatma, bilmeden uydurarak kullanırlar. Türklerin dile saygıları yoktur. Her konuşulan dilin kompleks bir yapısı olduğunu, tarih içinde değişim geçirdiğini, ve temelde kendi düşünce sistemini yarattığını düşünmezler. Eğitimli sınıfın yarısından çoğu kendi dilini bilmez. Bir paragraflık bir yazı yazsalar imlâ hataları, noktalama hataları, cümle düşüklükleri ve yanlış kelime seçimleri o paragrafı doldurur. Bu yüzden, Araplar Türklere “Aptal” lakabını vermişlerdir...
****