cumaniz mubarek olsun efendim

Showing 1-2 of 2 messages
cumaniz mubarek olsun efendim Ali Zeki 3/15/12 3:14 PM
 
HUZUR PINARI
Peygamber efendimize zerre kadar benzemek,
bütün dünya ve ahiret lezzetlerinden, nimetlerinden  daha tatlıdır, daha üstündür.
pınardan damlayanlar......abı hayat.....     ...
 
AB-I HAYAT.....
 
 
 
PINARDAN DAMLAYANLAR....
       
          
Çölde bir derviş, yere çadır gibi bir bez sermiş, altında ibadet ediyor, devamlı orada kalıyormuş. Oranın hükümdarı da, yardımcılarıyla beraber yakınlarından geçerlerken, görüp yanına gelmiş. Bakmışki bir derviş yatıyor. Hükümdar gelmiş, fakat derviş yerinden hiç kıpırdamamış. Hükümdar; Beni tanıdın mı demiş. Derviş; Tanısam ne olur, tanımasam ne olur demiş. Hükümdar; peki niye kalkmıyorsun, hürmet göstermiyorsun demiş. Derviş; Senden bir şey beklemiyorum ki.. Senden hizmet bekleyenler ayağa kalksın, ben garip bir adamım demiş. Hükümdar; benden bir şey istiyor musun demiş.  Garib derviş; Beni rahatsız etme, çek git demiş. Hükümdar; sen derviş bir adamsın, bana bir nasihat verir misin demiş. Derviş buyurmuşki; "Hükümdar, halkı için vardır, halk hükümdar için değildir. Çoban koyunlar içindir, koyun çoban için değildir. Senin vazifen, bizi korumak ve kollamaktır. Nitekim, çobanın da vazifesi odur. Yoksa, koyun çoban için değildir, çoban koyun içindir. Ben olmazsam, sen de olmazsın, ben varsam, sen de varsın" demiş. Gene dehşet bir laf olmuş. Hükümdar; peki o zaman, bana bir nasihat daha ver, demiş. Derviş; "Hükümdarım, şu anda zirvedesin, fakat ecel de senin peşinde, takip ediyor. Şu fırsatı değerlendir. Neyin varsa Allah için ver, dağıt. Biraz sonra zaten hepsi kalacak. Fırsat bu fırsat" demiş. Hükümdar dersini almış, hiç arkasına bakmadan doğru saraya mal mülk dağıtmaya gitmiş. Bunlar ibretlik şeylerdir. Ders alınması lazımdır. 
 
İbrahim bin Edhem hazretleri şehzade iken, bir gün yatağına yattığında, damda tak, tak diye ses işitmiş. Kim var orada diyor. Damdaki ses; "Deveci","Ne yapayım, devemi kaybettim, onu arıyorum" diyor. İbrahim bin Edhem hazretleri; "Ne demek deveci? Devenin damda ne işi var?" diyor. Damdaki ses; "Allahü tealayı sıcacık yataklarda aramak olurmu? Sen keyfine bakıyorsun" diyor. İbrahim bin Edhem hazretleri, yataktan fırlıyor, yetişmek için peşinden koşuyor. Yetişmesi mümkün değil, hep mesafe ayarlı duruyor. Sonunda bir derenin başında ayağını tutuyor. Meçhul kişi; "Evet, bu saltanatsa saltanat ama sonunda felaket var. Gel bizimle beraber, bırak bunların hepsini, ahiret sultanı ol" diyor. Aradan yıllar geçiyor, İbrahim bin Edhem hazretleri, diclenin kenarında otururken, eski saray mensubu arkadaşları  kendisini orada bulup, "Sen ne yapıyorsun? Vah vah, şehzade ne hale gelmiş. Kalsaydınız, padişahtınız, sultandınız" diyorlar. Daha bir sürü şeyler sayıyorlar. İbrahim bin Edhem hazretleri, Onlara bakıyor, bakıyor, sonra bir iğne çıkarıp dicle nehrine atıyor, "Ey Allahın mahlukları, benim iğnemi verin" diyor. Bütün balıkların ağzında iğne, iğneyi benden al diye atlıyorlar. "İşte size sultan olacağıma, bunlara sultan oldum daha iyi. Benim derdim bunlar" diyor. Dolayısıyla, insan nereye sultan olacağına kararını iyi vermelidir. İnsanlara sultan olmak ile  Rabbimizin rızasına kavuşmayı istemek farklı şeylerdir. Çünki bu yolda laf lakırdı yoktur. Mektubatta Mehmed Ma’sum hazretleri buyuruyorlar ki; Nefsi köreltmek suretiyle, açlık çekmek suretiyle, inziva suretiyle, insanlarda fevkalade haller olur. Bu fevkalade hallerin ne maksatla olduğunu ve olacağını Allah bilir. Eğer Allahın kullarına üstünlük taslamak, onların gayb olan şeylerini bulmak veyahut da şunu bunu yapmak, hatta ilaç yapmak ise, buna müslümanlıkta keramet denir. Müslüman değilse, istidrac denir. Fakat buyuruluyor ki; İkisinde de kibir vardır. Keramet gösterdiği halde kibir var, çünki yüzü insanlara dönük. Eğer kalbinde mahlukat yoksa, Allah varsa, ona ârif denir, marifet ehlidir. Onun kerametle falan hiç ilgisi yoktur. Sadece en büyük kerameti, baktığı zaman kimin ne maksatla oturduğunu, kimin ne maksatla dinlediğini, kimin ne maksatla yaşadığını, ne maksatla ibadet ettiğini, hepsini bilir. Dolayısıyla, insanlık halleri çok fazladır. Mübarek insanları tanımak mümkün değildir. Çarşıya çıkarlar, alış-veriş yaparlar. Herkes onu kendisi gibi zan eder. Halbuki tam marifet ehlidir. Ondan sonra, onlarda keramet olsa bile, düşünmedikleri için, bilmezler. Keramet olmuş, onların aklı orada değildir. İşte marifet ehliyle öteki insanlar arasındaki fark çok büyüktür. Ama anlaşılmaz. Çünki insanlık halleri onlarda çok fazladır. Hallerini setr ettikleri için tanınmazlar. Arif olanlar, yalnız Allahtan, ahiretten bahs edip, insanları o seadete kavuşturmak için uğraşanlardır. Özellikleri de, insanların kalbine baktıkları zaman, salih mi fasık mı, derhal anlarlar. Bunlar marifet ehlidir.
 
Allahü teala cennetin kapılarından birini açık bırakmış, diğerlerini kapatmıştır. Açık kalan tek kapı, Peygamber efendimizin kalbidir sallallahü aleyhi vesellem. Onu tasdik etmeyen kim olursa olsun asla cennete giremez. Çünki anahtar ondadır. Cennetin kapısından, peygamber efendimize imanı olan girer. Peygamber efendimize zerre kadar benzemek, bütün dünya ve ahiret lezzetlerinden, nimetlerinden  daha tatlıdır, daha üstündür. Peygamber efendimizin esas vazifesi islamiyeti Allahın kullarına öğretmek idi. Kim islamiyeti yaymak için uğraşırsa büyük nimete kavuşur.
 
Şibli hazretleri, 400 hocadan ders okudum, 4000 hadisi şerif ezberledim, fakat sadece biri ile amel ettim bununla cennete kavuştum buyuruyor. Bu hadisi şerif; Bu dünya için, dünyada kalacağın kadar çalış. Ahiret için sonsuz kalacağın kadar çalış. Allahü tealaya, Ona muhtaç olduğun kadar şükret. Günah işle, ateşe dayanacağın kadar.. Dünya ile ahiret arası göz açıp kapayıncaya kadardır. İnsan aciz demektir. Dinimiz insanlara aczini bildirmek için gelmiştir. Dinimiz insanlara kul olduğunu bildirmek için gelmiştir. Abdiyyet için gelmiştir. Kulluk vazifesi; nihai hedefin, hiç olduğumuzu anlamaktır. 
 
Şakiki belhi hazretlerinden, talebesi Hatem hazretleri 8 şey istifade etmiş, bunları anlattığında hocası diyorki; 4 kitabın temeli bu sekiz maddedir. Daha sonraki büyükler bu sekiz maddeyi 1 maddeye indirmişler. Bu sekiz madde içinde, Hatem hazretleri diyorki; "insanlara baktım, ne yapıyorlarsa aksini yaptım". Çünki insanlar nefslerinin peşinden gidiyorlar, kim nefsine muhalefet ederse muvaffak olur.
 
İslam alimlerinin, sorulan her suale verdikleri cevabda nasıl isabet ettiklerinin sırrı; Kim ne sorarsa sorsun, soranın dünya menfeatine göre cevab vermiyorlar, sadece ahiret menfeatine göre cevab veriyorlar.
 
Dine hizmet eden müesseselerin gayesi vermektir, almak değil. Gayesi hizmettir, hezimet değil. İnsanlara iyilik etmektir, üzmek değil. Mü'mini üzmek felakettir, sevindirmek seadettir.
         
Allahü tealaya emanet olunuz efendim.
 
Huzurpınarı ailesinin muhterem üyelerinin, Cuma gününü tebrik ederiz,
müstecâb dualarınızı istirham ederiz efendim.

        ali zeki osmanağaoğlu
  
 
-Allahü teala cennetin kapılarından birini açık bırakmış, diğerlerini kapatmıştır. Açık kalan tek kapı, Peygamber efendimizin kalbidir. Onu tasdik etmeyen kim olursa olsun asla cennete giremez.
 
-Peygamber efendimize zerre kadar benzemek, bütün dünya ve ahiret lezzetlerinden, nimetlerinden  daha tatlıdır, daha üstündür.
 
-Hükümdar, halkı için vardır, halk hükümdar için değildir. Çoban koyunlar içindir, koyun çoban için değildir.
 
-İslam alimlerinin, sorulan her suale verdikleri cevabda nasıl isabet ettiklerinin sırrı; Kim ne sorarsa sorsun, soranın dünya menfeatine göre cevab vermiyorlar, sadece ahiret menfeatine göre cevab veriyorlar.
 
-Arif olanlar, yalnız Allahtan, ahiretten bahs edip, insanları o seadete kavuşturmak için uğraşanlardır.
 
-Dünya ile ahiret arası göz açıp kapayıncaya kadardır. İnsan aciz demektir. Dinimiz insanlara aczini bildirmek için gelmiştir. Dinimiz insanlara kul olduğunu bildirmek için gelmiştir. Abdiyyet için gelmiştir. Kulluk vazifesi; nihai hedefin, hiç olduğumuzu anlamaktır.
 
-İnsan nereye sultan olacağına kararını iyi vermelidir.
 
-Kim islamiyeti yaymak için uğraşırsa büyük nimete kavuşur.
 
-Kim nefsine muhalefet ederse muvaffak olur.
 
 
HUZUR PINARI
 
İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli.
Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir.
 
 
 
cumaniz mubarek olsun efendim Ali Zeki 3/22/12 3:29 PM
pınardan damlayanlar......abı hayat.....     ...
 
AB-I HAYAT.....
 
 
 
PINARDAN DAMLAYANLAR....
       
          
Son nefesten korkmamak imansızlık alametidir. Son nefese kadar ümit ve korku içinde yaşamalıyız. Zaten suyun aktığı yerden gideceği yer bellidir. 
 
Dünyadaki görüntüler hayaldir. Cennette bunların hakikisi vardır. Bir görüntünün olması için, hakikisinin bulunması lazımdır. Fakat cennette bu tür şeylere bakmağa bile zaman bulunmaz, çünki orada büyüklerin sohbeti var, Peygâmber efendimizin sohbeti var. 
 
İnsânlara yardım edene Allah yardım eder. İki kardeş varmış. Birisi diğerine demiş ki, “Sen bugün anneme hizmet et, ben ibâdet yapayım.” İbâdet yapana bildirilmiş ki; “Senin ibâdetin kabul olmadı, kardeşinin hizmeti kabul oldu. Senin ibâdetin de, kardeşinin annene hizmeti sayesinde kabul oldu.” İnsânlara hizmet ibâdettir. Ubeydullah-i Ahrar hazretleri buyuruyor ki; “Herkes kendine bir yol çizmiştir. Bizim yolumuz, Allahü teâlânın kullarına hizmet etmektir.”
 
Allahü  teâlâ sevdiği kullarının alametini bildirmiş. O da Peygâmber efendimize çok benzemektir.
 
Âhıretteki pişmanlık fâide vermez. “Günâha bir tevbe yeter, taata bin tevbe yetmez.” Bir kibir gelir, taatin hepsini götürür. Bir adam, gece teheccüd nemâzına kalkarmış. Çocukları ve hanımı kalkmazmış. Oğlu bir gün, baba, beni de kaldır demiş. İbâdet ederlerken oğlu, keşke annem de kalksaydı, biz ibâdet ediyoruz, o yatıyor demiş. Babası; oğlum, git sen de yat, annenden ne farkın kaldı. Hiç olmazsa, o uyuyor, günâha girmiyor, sen ise günâha girdin demiş. Nice şarapçılar tevbe üzere ölmüştür, fakat nice âbidler küfür üzere ölmüştür. Kibire çok dikkat etmek lazımdır.
 
Bir din kardeşini ziyaretin sevabı, 100 kabul olmuş nafile hac sevabından fazladır.
 
Sıkıntı gelirse, tevbe ederseniz, imdadınıza yetişirim buyuruluyor. 
 
Cenâb-ı Hakkın bize nasıl muamele etmesini istiyorsak, Onun kullarına öyle muamele etmemiz lazım. Seni afv etmesini istiyorsan, sen de O'nun kullarını afv et. Seni sevmesini istiyorsan, sen de kulları sev.
 
Mahmud-i Gaznevi hazretleri Ebül Hasen Harkani hazretlerinden nasihat istemiş. Ebül Hasen Harkani hazretleri buyurmuş ki: 1- Nemâzına dikkat et. 2- Haramdan sakın. 3- Cömert ol. 4- Merhametli ol.
 
Boşalt ki dolsun,  Öl ki olasın,  Varsan yoksun, Yoksan varsın.
 
Ruhlar, elektro-magnetik dalga gibidir. Alıp-verebilen için bir problem yok. Göremeyen için irtibat bir Fatihadır. Görmek bazen iyi değildir de. Dünyâ görmek yeri değildir, inanmak yeridir. Biz onları göremesek de, Onlar bizi görüyor. Bizim görmemiz şart değildir. 
         
Allahü tealaya emanet olunuz efendim.
  
Huzurpınarı ailesinin muhterem üyelerinin, Cuma gününü tebrik ederiz,
müstecâb dualarınızı istirham ederiz efendim.

ali zeki osmanağaoğlu
 
 
 
HUZUR PINARI
 
İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli.
Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir.