|
Türk Tarihi Kronolojisi
VIII. Yüzyıl
700-701 Göktürkler'in, Kapgan Kağan'ın Maveraünnehir'i zaptı: Kapgan'ın
planının 3. aşamasının tamamlanması için son bir gayretle, zengin Maveraünnehir
bölgesinin zaptı gerekmekteydi. Bu bölgede mukavemet gösterecek güçlü idârî ve
siyâsî bir yapı yoktu. Daha ziyâde Türk soylu bazı âilelerin idâresindeki küçük
şehir devletleri/sultanlıkları, 675'lerden beri bölgeye küçük fetih seferleri
düzenleyen Müslüman kumandanları (Abdullah b. Ziyad, Sa'îd b. Osman, Musa,
Muhalleb vb.)'na karşı başarı ile karşı koymakta idiler. Bölgenin zaptı için
Tonyukuk'un yüksek kumandası, İnel ve Bilge'nin sevk ve idâresindeki Batı
orduları grubu, Altaylar-Bolçu-Yarış ovası-Çu ve Talas havzaları-Karadağ'ın
kuzeyi üzerinden Yinçü-ögüz (İnci nehri=Seyhun=Sir-derya)'ü geçerek,
Maveraünnehirdeki Kızıl Kum çölüne dalıp, güney istikâmetini ele geçirdi.
Tedbiren İnel'i burada bırakan ve güneye yönelen Tonyukuk, Türgiş başbuğu So-ko
(U-çe-le'nin oğlu)'nun idaresindeki Sogd halkını itaat altına aldı. Buradan da
ilerleyen Göktürk ordusu Temir Kapıg (Demir Kapı: m.ö. asırlardan beri
İran-Tûran/Türk ülkelerinin arasında tabiî sınır kabul edilen yer)'a ulaştı
(701). Böylece batıya yapılan ve zengin ganimetlerin ele geçirilmesiyle başarılı
bir şekilde neticelenen sefer, batıda tabiî sınır kabul edilen Temir Kapıg'da
şimdilik sona erdi. Bu sefer münâsebetiyle, Orhun kitâbelerinde ilk defa
Müslüman Araplar'dan "Tezik= İranlılar, Tayy adlı bir Arap kabilesine
nisbetle Araplar'a Tâzî demekte idiler. Bu ad daha sonra Türklerce, Tacik
şeklinde İranlılar için kullanılmıştır" adıyla bahsedilmiştir [Arap/Tâzî=Tezik,
=Tacik/İranlı].
701-704 Çin üzerine yeni Göktürk akınları: 698'deki seferleriyle Çin'i büyük
bir baskı altında tutan Göktürk ordusu doğuda hâla faaliyet hâlinde idi. Kapgan
Kagan 701 yılında Kansu'nun kuzeydoğusundaki Tangutlar'ın sahası'na, buradan da
Şubat 702'de, Güney Ordos'daki Sogd kolonileri (Chao-wu)'nin bulunduğu "6
Eyâlet=Liu Hu Çu= Altı Çub Sogdak" üzerine bir sefer düzenleyerek,
Sogdlular dağıtıldı, Çinli kumandan On-tutuk mağlup edildi. Bu sefere Bilge ve
Kül Tegin de katılmıştı. Çin'e yönelik serî akınlara devam edildi: 702'de
Yen-çu, Hia-u, Şi-ling, Hin-çu bölgelerine 20 sefer yapıldı. 704 yılında ise
Ming-şa (Ming-sha-hien/Kansu'da bugünkü Çung-wei-hien) savaşı'nda 80 bin
kişilik bir Çin ordusu bozguna uğratılarak; ardından Lung-çu, Yuan-çu ve
Hin-çu'ya da 11 akın yapıldı.Türk akınlarından bunalan ve çaresiz kalan T'ang
imparatoru Çung-tsung, yine bir günlük emirle "Kapgan'ı esir eden veya
öldüren'e prens unvanı yanında 2 bin top ipekle de taltif edeceğini" ilân
etti. Lu-fu ise imparatora, Türkleri birbirine karşı tahrik etmek, onları iki
cephede birden savaşa zorlamak gerektiği "zira m.ö. 36'da Çi-çi böyle
yenilebilmişti" şeklindeki eski bir Çin taktiğini tavsiye ediyordu.
704-711 II. Gök Türk Devleti'nde iç isyanlar ve bertaraf edilmesi: Kapgan
kagan, Çin'le mücadele yanında bir de Çin'in de kışkırtmalarının tesiriyle
çıkmış olan iç isyanlarla uğraşmak zorunda kaldı. 704 yılında Basmıllar (649
yılından beri Çin ile siyasî münasebetler kurmuşlardı) tekrar itaat altına
alındı. 709'da ise Kırgızlar'ın komşusu olan Çikler (yukarı Kem-İrtiş arasında)
ve Isık göl'ün batısında bulunan Azlar itaat altına alındı. Bütün Türk toplulukları
Göktürk egemenliğini kabul etmiş olmalarına rağmen, Türk kuvvetlerinin uzak
bölgelerdeki meşguliyetlerinden de istifâde ederek, zaman zaman isyan ederek,
devleti meşgul etmekten de geri kalmamakta idiler. 710 yılında Bilge-Kül Tegin
idaresindeki Göktürk ordusu Kögmen dağlarını aşıp, isyan eden Kırgızlar üzerine
yürüyerek, Songa ormanında 2.defa mağlup etti. Tola ırmağı civarındaki
Bayırkular da, Türgi-yargın gölü savaşıyla tekrar itaat altına alındı. 711
yılında yine baş kaldırmış olan Türgişler üzerine gidilerek, tâbî kagan So-ko
öldürüldü ve Kara Türgişler itaat altına alındı. Bilge'nin kızkardeşi ile
evlendirilen Bars Beğ, Türgiş kaganı ilân edildi.
705 Kuteybe b. Müslim komutasındaki
Araplar Merv'den, Maveraünnehir'e karşı cihad başlattılar.
709 Araplar Buhara ve Semerkant'ı ele geçirdiler.
710 Türgişler 710 lardan itibaren Kara ve Sarı Türgişler olarak ikili teşkilât
hâlinde yaşamaya başladılar. Her iki Türgiş boyu, Çin entrikalarının da
körüklemesiyle birbirlerine iyice düşman kesildiler.
711 Araplar, Hive'yi ele geçirdiler.
711-712 Maveraünnehir ve Sind'in Emevî ordularınca ele geçirilmesi.
711-713 Karluk tehlikesinin bertaraf
edilmesi: Türk topluluklarının isyanları karşısında gittikçe tedbirleri
şiddetlendiren Kapgan'ın bu tavrı, huzursuzluğu yatıştırmak yerine daha da
arttırmaktaydı. 711 yılında bastırılan Türgiş isyanına, aynı yıl Çin'in
tahrikleriyle Karluklar'ın da katılması üzerine isyan büyümüş, Göktürk
kuvvetlerini üç yıl meşgul etmiştir. Çin imparatoru Çung-tsung, Kansu'daki
kuvvetlerini Göktürk seferi için hazırlamaktaydı. Bu amaçla kışkırttığı Karluk
kütleleri ve müttefikleri, Türkistan'dan kalkarak Ötüken'e kadar sokuldular.
Tehlike teşkil eden bu kütle, ancak Kapgan, Bilge ve Kül Tegin'in ortak
hareketi ile Tamıg Iduk-baş (Tamır ırmağının kaynağı)'daki şiddetli muhârebede
(713) bozguna uğratılabildi. Bozgun sonucu kaçabilenler Çin'e sığındı ve
San-yuan bölgesine yerleştirildi.
712 Kuteybe bin Müslim'in Maveraünnehirde akınları ve Göktürk kuvvetlerini
yenmesi: Gök Türkler iç isyanları bastırmakla meşgulken, Kuteybe b. Müslim
idâresindeki Müslüman kuvvetleri de Maveraünnehir bölgesinde başarılı ve kalıcı
fetih hareketlerinde bulunuyorlardı (711-714). Kuteybe, Buhâra'yı almış
ardından da Sogd başkenti Semerkant'ı kuşatarak, Türk asıllı sultan Gurek'i
teslime zorlayarak şehri ele geçirmişti (711-712, h.93). Kuteybe'nin bu
akınları karşısında Göktürk kuvvetlerinden yardım istenmesi üzerine Sogdak
(Semerkant bölgesi) bölgesini tanzim için Maveraünnehire kuvvet sevkedildi.
Fakat Göktürk desteğindeki bu müttefik Maveraünnehir kuvvetleri, Kuteybe
karşısında yenilmekten kurtulamadı (712). Arap kaynakları, bu kuvvetlerin
başında Kül Tegin, Bilge veya Kapgan'ın bulunduğunu zikretse de bu doğru
görünmemektedir. Zira Göktürk 712 ordusu bu arada tekrar isyana kalkışan
Türgiş ve Karluklar'la meşgul idi (711 -714). Dolayısıyla 712 yılında Kuteybe
karşısında yenilgiye uğrayan Sogd kuvvetleri'nin başında, bir Türgiş başbuğunun
bulunduğu ihtimali yüksektir.
712 Araplar Harezm'i itaat altına aldılar ve Semerkant'ı da yeniden ele
geçirdiler.
713 Arap ordularının Kaşgar'ı yağmalaması.
713 Göktürk kuvvetleri'nin Beş-balık'ı
kuşatması: Çin'in, Türkler'i iki cephede kıstırma ve imha planı, tam zamanında,
Çin desteği ulaşamadan, Karluk tehlikesinin bertarafıyla suya düşürüldü. Şimdi
de sıra Çin hazırlığının bir an önce safdışı edilmesinde idi. İnel ve Bilge'nin
de bulunduğu kuvvetlerle Çin'in yığınak merkezi olan Beş-balık kuşatıldı, fakat
ele geçirilemedi. Çinliler yaşanan karışıklılklardan istifade ile Soei-se (Isık
gölün kuzey batısındaki Tokmak şehri)'de bulunan Türk kabileleri üzerinde bazı
başarılar elde ettilerse de, Çin'in taarruz gücü büyük ölçüde kırılmış oldu.
714 İmparator T'ai-tsong'un komutasındaki Çinliler, Issık Göl'de Türkler'i
yendi.
714-716 Oğuz İsyânları ve Göktürk
Devleti'nde otoritenin sarsılması: İsyanlar ve huzursuzluklarla çalkalanan
hâkanlık ve Kapgan'ın otoritesi gittikçe sarsılmaktaydı. 715'de isyana kalkışan
Azlar ve İzgiller şiddetle ezildi. Fakat kitâbelerde yer alan "Dokuz-oğuz
bodunu, kendi bodunum idi, gök ve yer karıştığı için, düşman oldu"
şeklindeki ifâdelerden de anlaşılacağı üzere, hâkanlığın esas kütlesini teşkil
eden Oğuz isyanları, devleti temellerinden sarsmış, Göktürk içtimâî bünyesinde
derin yaralar açmış, daha da kötüsü neticede On-ok ülkesi ve Maveraünnehir
bölgesinin hâkanlıktan kopması ile sonuçlanmıştır. Kapgan'ın 715 yılındaki
Dokuz-oğuz seferi ile, Oğuzlar mağlup edilmiş, büyük oranda da hayvan
telefatına uğramışlar, bir kısmı da Çin'e sığınmıştır.
715 Kuteybe'nin ölümü ardından, Maveraünnehir'de Arap fetihleri kesintiye
uğradı.
Temmuz 716 Kudretli ve cengaver Göktürk
kaganı Kapgan'ın ölümü: 716 yılında yine Oğuz boylarından biri olan Bayırkular
tenkil edilmiş, fakat bu Kapgan Kagan'ın son zaferi olmuştur. Zira kendinden
emin Ötüken'e dönen Kapgan Kagan, yolda Bayırkular'ın pususuna düşerek
öldürülmüştür (22 Temmuz 716).
716 İnel Kagan ve öldürülmesi: Kapgan'dan sonra yerine oğlu İnel (Böğü, 716)
Göktürk tahtına oturdu. Fakat O, babasının aksine, siyâsî ve idârî kudretten
yoksun idi. İç buhranları önleyemedi. İsyanlar karşısındaki başarısızlığı, halk
nezdinde itibarını düşürdü. Halk, Tanrı tarafından hâkanlık yetkilerinin
elinden alındığı düşüncesinde idi. Oğuzlar'ın büsbütün alevlenen isyanları
karşısında, devleti kurtarmak yine İlteriş'in oğulları Bilge (sol bilge eligi)
ve kardeşi Kül-Tegin'e düştü. Bu iki kardeş, 716 yılında 5 defa Oğuzlar üzerine
sefer düzenlediler, yine bu arada Ötüken'e saldıran Üç-oğuzlar Kül Tegin
tarafından püskürtüldü. Oğuzlar, Dokuz-tatarlar'la ittifak ederek hücuma
geçmişler, fakat Argu'da yapılan iki savaşla bozguna uğratılarak, Çin sınırına
çekilmeye mecbur edildiler. Uzayıp giden isyanlar ve savaşlar, halkta büyük
infiallere sebeb olmakta, İnel'e karşı güvensizliği
716 pekiştirmekteydi. Muhtemelen, kaganlığı bırakmak istemeyen İnel'e karşı zor
kullnılmak mecburiyetinde kalındı. Sonunda Bilge ve Kül Tegin tarafından bir
ihtilâl planı yapıldı. Kül Tegin tarafından icrâ edilen plan neticesinde,
kardeşi, akrabaları, beyleri ve taraftarları dâhil İnel Kagan öldürüldü (716).
716 İnel'den sona Göktürk hâkanlığının başına Bilge (716-734. Tengriteg
Tengride bolmış Türk Bilge) kagan oldu. Bilge'den boşalan "sol bilge
eligliği'"ne de Kül Tegin getirilerek, ordunun tanzimi vazifesi ona
verildi. 705 yılından beri "Yargu=Yüksek mahkeme" üyeliğinde bulunan,
Bilgenin kayınpederi Tonyukuk ise, yeniden eski vazifesi olan
"Aygucılık=Devlet Meclisi Başkanlığıma getirildi. Böylece idarî yapı
yeniden tanzim edildi. Bilge, derhal mücâdeleye koyularak; 717'de Kargan
savaşında Uygur İl-teber'ini, 718'de de yeniden isyan eden Karluklar'ı bertaraf
etti.
717-766 Türgişler Su-lu kagan önderliğinde istiklallerini kazandılar: Çin
kaynaklarında Göktürk hâkanlığı'nın batıdaki boylarından biri olarak, ilk defa
651 yılı hâdiseleri münasebetiyle zikredilen Türgişler (Türk+ş, T'u-k'i-şi),
On-oklar'ın To-lu kolunun bir kısmını teşkil etmekte ve İli nehri dolaylarında
oturmakta idiler. Göktürkler'in tâbiiyetinde tâyinli Batı Göktürk kaganının
hakimiyetinde yaşayan Türgişler, 7. asrın sonlarına doğru Baga Tarkan unvanlı
Türgiş şefi U-çe-le önderliğinde başkaldırarak, hemen bütün On-ok sahasına
hâkim olmuşlardır. Kapgan Kagan idaresindeki Doğu Göktürkler'e karşı, Çin ve
Kırgızlarla ittifak yapan Türgişler, Tonyukuk idaresindeki Göktürk ordusunun
hezimetine uğradılar (698, Bolçu savaşı) ve On-ok sahası U-çe-le idaresinde
Göktürk hâkanlığına bağlandı. Gök Türkler'in iç mücadeleleri esnasında Su-lu
adlı bir Kara-Türgiş çor'unu kagan seçen Türgişler (717) tekrar istiklâllerini
kazanmışlardır. Göktürk uruglarından bir kısmı da ayrılarak bunlara dâhil
olmuşlardır. Sulu Kagan vefatına kadar (738), uzunca bir müddet başkenti
Balasagun (=Kuz-uluş, Talas'ın kuzeybatısında)'da hüküm sürerek,
Maveraünnehir'den doğuya doğru yayılmağa çalışan Emevî/Arap ilerleyişini
durdurmuş, bu misyonuyla da Orta Asya halkının "Arap teb'ası"
olmasını engelleyen ve Maveraünnehir bölgesini yine Türkler'in eline almağa
çalışan bir kagan olarak bilinmiştir. 714'de umumî karargâhı Merv'den Şâş
(Taşkent bölgesi)'a naklederek Kaşgar'a doğru İç-Asya istikâmetinde ilerleme
siyaseti güden Emevîler, Kuteybe'nin 715'de vefatıyla yerine atanan başarısız
valilerle amaçlarına ulaşamadılar. Başarısızlığın birçok sebepleri vardı: Sulu
idaresinde Türgişlerin Maveraünnehir bölgesinden Arap sultasını söküp atmak
[İslâm akîdelerine karşı değil] için şiddetli mukavemeti ve bölgedeki mahallî
prenslerin/sultanların istiklâl peşinde olması ve Araplarla işbirliğine
yanaşmamaları Emevîleri başarısız kılıyordu. Yine bölge İç-Asya ticaret yolu
üzerinde bulunması sebebiyle, iktisadî açıdan her iki kesim için de önem
arzetmekteydi. Türk mukavemeti karşısında Çinliler'le ittifak teşebbüsüne
girişen Emevîler, istedikleri desteği elde edemediler. Zira Çinliler de batıya
doğru genişleme siyaseti gütmekteydiler. Fakat Araplar'ın Seyhun ötesine
geçmeleri (719) ile aynı zamana denk gelen Çin'in bu politikası, Göktürk
duvarına çarpmıştı. Çinliler bu kez de Türgiş duvarına çarpmak istemiyor,
şimdilik "durumu idare" politikasını uyguluyorlardı. Çin'in bu siyasetini
hisseden Türgişler, batıda faaliyete geçerek, Kül-çor kumandasında Seyhun'u
geçip (721) Maveraünnehir'de ilk büyük başarılarını kazandılar. Bölgeye atanan
yeni Emevî valisinin yaptığı baskılar, bölge halkının Türgişlere sığınmasını
doğuruyordu. Bölgedeki Emevî valisi yine değiştirilmiş ve bu kez Halife Hişam
(724-743) tarafından atanan (724) yeni vali Müslim b. Saîd, Seyhun'u geçerek
Türgişler üzerine yürüdü. Fakat mahallî kuvvetlerden de destek alan Türgiş
ordusu, bizzat Sulu kumandasında Arap ordusunu büyük telefatla geri,
Semerkant'a çekilmeye mecbur etti. Bu bozgun Arapları uzunca bir süre
yıldırmış, sadece Maveraünnehir bölgesi halkı değil, Toharistan'da ve diğer
güney bölge idareci ve halkı nezdinde de Türgişler kurtarıcı olarak görülmüştür
Bundan böyle Horasan'a atanan yeni valiler de bir varlık gösterememişler,
bölgede Türgiş nüfuzu hızla yayılmıştır. Maveraünnehir'de Emevî iktidarı için
tehlikeli bir gelişme olan Şiî ve Abbâsî propagandası da hızla yayılmaktaydı.
Bu atmosferden faydalanan Hâkan Sulu, hızla harekete geçerek Buhâra'yı zaptetti
(728). Arap idaresi Semerkant ve Debusiye şehirleri ile iki küçük kaleye
sıkışmış, tâ Harezm'de bile Araplara karşı kımıldamalar başlamıştı. Semerkant'ı
da alarak Emevîler'i Maveraünnehir'den atmak isteyen Sulu, Semerkant'ı
kuşatmağa hazırlanırken, Halife Hişam'ın emriyle Kûfe ve Basra'dan toplanan 20
bin kişilik bir ordu Semerkant'a ulaşmış, üstelik kış mevsimi de
yaklaştığından, Hâkan Buhâra'yı da tahliye ederek geri çekilmiştir (732). Bu
arada Emevî valisi Cüneyd'in (734 yılında) ölümü ile, zaten kudret ve nüfuzu
kırılmış olan Horasan Vilâyeti'nde "siyah bayrak açan" Abbâsî
taraftarı Hâris b. Süreyc Belh'i ve Horasan vilâyeti'nin merkezi olan Merv
şehrini ele geçirdi. Emevî vâlilerini üç sene (734-737) uğraştıran Hâris,
Türgişler'e sığındı. et-Taberî'nin verdiği bilgiye göre Türgiş hâkanı Sulu,
bölgede Emevîler'e karşı oldukça çok sayıda müttefik (Haris ve taraftarları,
Sogd hükümdârı Gûrek veya oğlu, Usrûşana hâkimi, Şâş/Taşkend bölgesi hükümdârı,
Huttal hükümdârı) edinmişti Bu durum bölgedeki nüfuzun Araplar'dan Türkler'e
geçtiğinin bir göstergesidir. Bölgedeki nüfûzunun verdiği güvenle harekete
geçen Hâkan Sulu, önce Cuzcan'a girdi, fakat Cuzcan hükümdarının Araplar'la
birleşerek hıyanet etmesi neticesinde Emevî valisi Esed b.'Abdullahi'l-Kasrî,
Türgiş ordusunu arkadan vurdu (738, Sân veya Haristan savaşı). Memleketine
dönerek, Çinliler karşısında bazı başarılar elde eden (717, 726) Sulu, bu
istikâmetteki mücadelesine devam etme arzusunda iken, daha önce büyük
hizmetlerini gördüğü Sarı Türgiş Başbuğu (Baga Tarkan) Kül-çor tarafından
öldürüldü (738). Çin siyaseti başarıya ulaşmıştı. Zira daha 710'lardan beri
[Kara ve Sarı Türgişler olarak] ikili teşkilât hâlinde yaşayan Türgiş Boyları,
Çinliler tarafından birbirlerini iyice düşman edilmişlerdi. Sulu'nun oğlunu
"kagan" yapmak isteyen Kara Türgiş Başbuğu Tu-me-çe, Sarı Türgiş
Başbuğu Baga Tarkan (Kül-çor) tarafından öldürüldü. Böylece önemli bir rakibini
alteden Kül-çor kendini "kagan" ilân etti. Üstelik, Çinliler'in
On-oklar kagan'ı ilân ettiği Hin (Aşina âilesinden)'i mağlup edip öldürmesi ile
Aşina soyunun Batı Göktürkleri kolu da sona erdi (739). Çinliler bu kez de Kara
Türgişleri desteklemeye başladı. Kara Türgişler'in başına geçen İl-etmiş Kutluk
Bilge (742) ve Tanrıda Bolmuş (753, Uygur hâkanı Moyen-çor'un himayesine girdi)
adlı başbuğlar zamanında da bu mücadele devam etmiştir. Karluklar'ın da
katıldığı, uzunca bir süre devam eden bu mücadeleler Türgişler'i oldukça
zayıflattı. Nihâyet bu mücâdeleden istifâde ile güçlenen Karluklar, To-lu ve
Nu-şi-piler'e üstünlük sağlayarak, ağırlık merkezi Çu vâdisi olan sahada kendi
hâkimiyetlerini kurdular (766). Muhtemelen Peçenekler'e menşe teşkil etmiş olan
Türgişler ve bu mücadeleleri, bilhâssa mühim bir tarihî hâdise olarak kalabalık
Oğuz kütlelerinin batıya, Sır-derya'ya doğru intikâlini kolaylaştırmıştır.
720 Çin'in Göktürk barış teklifini reddetmesi: İç isyanlar, Göktürk ordusu ve içtimâî yapısını sarstığı ve yeniden güç toplamak için zamana ihtiyaç olduğu için Tonyukuk ve Bilge, kuvvetli komşu Çin ile iyi geçinmek düşüncesinde idiler. Bu amaçla Çin'e uzattıkları barış eli geri çevrildi (720). Zira sığıntı bir Göktürk prensesini 718'de Bilge'ye karşı savaş için kışkırtan, K'i-tan ve Tatabılar'a askerî destek veren ve son olarak Beş-balık'taki Basmıllar ile de anlaşan Çin'in bu tutumu, Göktürk idarecilerini yeni bir politika benimsemeye ve tedbire sevketti.
720-725 Tonyukuk'un planları ve devletin
yeniden toparlanması: Çin'in barış teklifini reddi ardından Tonyukuk bizzat
yaptığı planı uygulamaya koyarak; önce Basmıllar mağlup edildi, sonra da Çin
şiddetli bir baskı altına alındı: Şan-tan savaşı (Eylül 720)'nda Çin mağlup
edilerek, daha önce kuşatılmış olan Beş-balık elegeçirildi. Ardından Kan-çu,
Yüan-çu, Liang-çu bölgeleri, düzenlenen 10 sefer sonunda ele geçirildi. 722-723
yıllarında düzenlenen seferlerle K'itanlar ve Tatabılar bertaraf edildi. Karluk
İl-teber'inin, Göktürk baskısı sonucu ülkesini terketmesiyle, Bilge, Karluk
halkı tarafından sevinçle karşılandı. Hâkanlık eski gücüne ulaşmanın
zindeliğini yaşamaktaydı. Zira Bütün doğu ve Tarbagatay'a kadar batı,
hâkanlığın idâresi altında idi. Hattâ Bilge, 717'denberi Ötüken ile irtibatını
kesip müstakil devlet olan Türgiş bölgesini de kendine tâbi saymaktaydı. Bu
başarılar, üç mümtaz devlet adamının ortaklaşa geyretlerinin bir mükâfaatıydı.
Çin imp.u Hüan-tsung, Göktürk Devleti'nin gücünü bir kez daha görmüş ve
725'yılında, bir resmî toplantıda şu mütaleada bulunmuştur: "...
Göktürkler'in ne zaman, ne yapacakları bilinmez. Kagan Bilge iyidir, milletini
sever, Türkler de ondan memnundurlar. Kül-Tegin harp san'atının üstâdıdır, ona
karşı koyacak bir kuvvet güç bulunur. Tonyukuk ise otoriter ve bilgedir,
niyetleri, kurnazlığı çoktur. İşte şimdi bu üç barbar aynı anlayışta olarak bir
aradadırlar.". Başarılar karşısında tavır değiştiren Çin imparatoru,
Ötüken'e bir elçi göndermiş ve Bilge kagan, hâtunu, Kül-Tegin, Tonyukuk ve
diğer erkânla birlikte bu heyeti kabul etmiştir (725).
721 Türgişler, batıda faaliyete geçerek, Kül-çor kumandasında Seyhun'u geçip
(721) Maveraünnehir'de ilk büyük başarılarını kazandılar.
725/726 Tonyukuk'un ölümü: Kaynaklarda Tonyukuk hakkındaki son bilgi 725
tarihinde Ötüken'i ziyaret etmiş olan Çin elçisinin kayıtlarında, bu kabulde
onun da bulunduğuna dair olan haberdir. Bu tarihten sonra ismi zikredilmediğine
göre, herhâlde bu tarihten az bir süre sonra Tonyukuk vefaat etmiş olmalıdır
(725 veya 726). Göktürk istiklâl mücâdelesinin hazırlık safhasından itibaren
İlteriş, Kapgan ve Bilge zamanlarında devlete 46 yıl başarı ile hizmet eden,
savaşlarda hiç başarısızlık yaşamayan, "Boyla, Baga, İnançu Yargan, Apa
Tarkan" unvanlı, "bilge ve stratejist" Tonyukuk, hâkanlığın
ordusunu, adliyesini tanzim edenlerin başında gelmekteydi. Çin kaynakları da onun
bu üstün meziyet ve devlet adamlığını zikretmekte, "Aygucu" olarak
devletteki büyük rolünü, çağının dinî ve kültürel cereyanlarını nasıl bir
dikkat ve ihtimamla yakından tâkip edip, Türk milleti açısından
değerlendirdiğini gösteren deliller sunmaktadır. Bilge kagan, Çin içtimâî
hayatının da tesiriyle ve fakat daha çok savunma maksadıyla, Türk ülkesinde de
şehirleri surlarla çevirmek, hisarlar yaptırmak istemekteydi. Tonyukuk ise buna
itirazla: "Bunlar olmamalı. Biz ömrünü sulu ve otlu bozkırlarda geçiren
bir milletiz. Bu hayat bizi daima bir harp egzersizi içinde tutmaktadır.
Göktürkler'in sayısı Çinliler'in yüzde biri bile değildir. Başarılarımız
yaşayış tarzımızdan ileri gelir. Kuvvetli zamanlarımızda ordular sevkeder,
akınlar yaparız. Zayıf isek, bozkırlara çekilir, mücadele ederiz. Eğer kale ve
surlar içine kapanırsak, T'ang orduları bizi kuşatır, ülkemizi kolayca
istilâ eder." karşı çıkmış, yine onun, Bilge'nin, ülkenin her yerinde
Budist ve Taoist tapınaklar inşaa ettirerek, bu felsefeleri Türkler arasında
yayma düşüncesine de şu sözlerle karşı çıktığını görüyoruz: "Her ikisi de
insandaki hükmetme ve iktidar duygusunu zaafa uğratır. Kuvvet ve savaşçılık
yolu bu değildir. Türk milletini yaşatmak istiyorsak, ne bu tâlimlere, ne de
tapınaklarına ülkemizde yer vermemeliyiz". Bu tavsiyelerdeki derin manâ
iyi anlaşılmış olmalıdır ki, bu istekler revâç bulmadı.
726/727 Tonyukuk Abidesi/Kitabesi
dikildi: Batılılarca "Göktürk Bismarck'ı" olarak isimlendirilen
Tonyukuk'un hâtırasına, Orhun Bayın-çokto mevkiinde bir kitâbe dikilmiştir (726
veya 727). Türk dili ve edebiyatının uzun ve kolayca okunabilen ilk âbidesi
olarak, Türk millî kültür tarihinde önemli bir yere sahiptir. Metnin bizzat
Tonyukuk tarafından kaleme alınmış olması ihtimâli, ona Türk edebiyatının adı
ve şahsiyeti bilinen ilk siması olmak şerefini kazandırmaktadır.
728 Araplar'ın, Maveraünnehir halkını zorla İslâm'ı kabule teşebbüsleri,
Türkler'in genel bir isyanı ile karşılaştı.
731-734 Göktürkler tarafından Orhun Yazıtları'nın yazılması.
Şubat 731 Kültegin'in ölümü: Bilge
kagan, Tonyukuk'un ardında diğer bir yardımcısı ve kardeşi, Kül-Tegin'i de 731
yılında kaybetti. 7 yaşından beri ömrünü Türk milletinin yücelmesi uğruna
hasreden Kül-Tegin öldüğünde 47 yaşında idi. Cesareti, ve askerî kaabiliyeti ile
hem Göktürk hem de Çin vesikalarında övülen Kül-Tegin'in ilk büyük
kahramanlığını, 716 yılında Göktürk başkentinin Üç-oğuzlar tarafından basıldığı
zamana dair Bilge'nin naklinden öğreniyoruz: "Anam hâtun, büyük analarım,
ablalarım, gelinlerim, prenslerim câriye olacaktı, ölenler yolda kalacaktı.
Kül-Tegin karargâhı vermedi. O olmasa idi hepiniz ölecektiniz.". Ölümünün
doğurduğu derin boşluğu üzüntüyü yine Bilgenin ağzından dinliyoruz: ".
Küçük kardeşim Kül-Tegin öldü, görür gÖzim görmez oldu, bilir bilgim bilmez
oldu. Zamanın takdiri Tanrı'nındır. Kişi-oğlu ölmek için yaratılmıştır.
Yaslandım, gözden yaş, gönülden feryat gelerek yanıp yakıldım. Milletimin gÖzi,
kaşı (ağlamaktan) fena olacak diye sakındım". Kül-Tegin'in ölümü civar
ülkeleri de derin üzüntüye boğmuştur (27 Şubat 731).
Kasım 731 Kültegin'in cenaze töreni ve adına bir Kitabe dikilmesi: Bilge
Kagan'ın isteği üzerine hazırlanan Kültegin Kitâbesi'nin Türkçe metni, Yollıg
Tegin (Bilge'nin ve Kül-Tegin'in atısı/atabeyi) tarafından yazılmış ve taşa 20
günde kazınmıştır. Türk millî tarihi içinde, Göktürk tarihi, kültürü ile dil ve
edebiyatı bakımından emsalsiz bir kıymeti hâiz bu kitâbe ile birlikte,
anıt-kabirin nakış ve tasvirleri tamamlanarak yapılan cenâze törenine "1
Kasım 731/Koyun yılının 9. ayının 27. günü", Çin, K'i-tan, Tatabı, Tibet,
İran-Sogd, Buhâra, Türgiş, Kırgız vb. devlet ve kavimleri husûsî hey'etlerle
katılmışlardır. Çin imparatoru, baş sağlığı dileğiyle birlikte, onun hâtırasına
dikilecek âbide de, bir de Çince metnin bulunması arzusunu bildirmiş ve bu
arzusu gerçekleştirilmiştir (1 Kasım 731). Ölüm ve cenaze törenleri arasında
bukadar fark olmasının sebebi, Ortaçağda Türkler'in, cenazelerini yılda iki kez
(ilkbaharda ve sonbaharda) gömme adetinden kaynaklanmaktadır.
Kasım 734 Bilge Kağan'ın zehirlenerek öldürülmesi: İki büyük yardımcısının vefaatı ile destek ve yardımlarından mahrum kalan Bilge, 734 yılında K'i-tan ve Tatabılar'a karşı Tönges dağındaki zafer dışında fazla bir faaliyette bulunamadı. 725 yılında Çin üzerinde elde ettiği üstünlüğü, 727'de Çin'e gönderdiği bakanı Buyruk-çor (Mei-luç'o)'un temasları sonucu, So-fang (Ling-çu'daki) şehrinde elde ettiği ortak pazar yeri (serbest ticaret bölgesi) anlaşmasıyla neticelendirmişti. Bilge, ilişkileri daha da ileriye götürmek ve bir Çinli prenses ile evlenmek istiyordu. 734'de isteğinin imparatorca kabul edilmesi üzerine bir teşekkür heyeti Çin'e gönderilmişti ki, bu izdivaç sonuçsuz kaldı. Zira Bilge, Buyruk-çor tarafından zehirlendi. Kendisini zehirleyenleri bertaraf eden Bilge, zehrin tesiriyle 25 Kasım 734 tarihinde öldü. Göktürk milletine, 19 yıl "Şâd" ve 19 yıl da "Kagan" olarak hizmet eden Bilge'nin ölümü, halkı büsbütün yasa boğdu. Çin imparatoru da ülkesinde yas ilân etti.
Haziran 735 Bilge Kagan'ın cenaze töreni ve adına bir Kitabe dikilmesi: Metnini yine Yollıg Tegin'in kaleme aldığı kitâbenin taşa kazınması bir ay dört günde tamamlanmış, yine Çin'in isteği üzerine bir de Çince metin ilâve edilmiştir (735). Bilge için yapılan anıt kabir ve kitabe tamamlandıktan sonra, cenaze töreni 22 Haziran 735 (Domuz yılının 5. ayının 272'si)'de yapıldı.
738 Türgiş kaganı Su-lu, Sarı Türgiş başbuğu (Baga Tarkan) Kül-çor tarafından öldürüldü.
745 Üçlü İttifak ve II. Gök Türk
Hâkanlığı'nın yıkılışı: 734 yılında Bilge'nin yerine tahta oğlu Tengri Han
İ-yan (Yi-Yan) geçti. Onun ardından da 740 yılında Göktürk tahtına Bilge'nin
oğullarından çocuk yaştaki Tengri Han oturdu. Yaşı küçük olduğu için devletin
idaresi fiilî olarak annesi P'o-fu (Tonyukuk'un kızı)'nun elinde idi. Fakat o
da devlete hâkim olamamış, hânedan üyelerinin birbirleriyle hesaplaşmaları ve
huzursuzluk bütün yurda yayılmıştır. Göktürkler'in içine düştüğü bu sıkıntılı
durumdan istifade etmekte gecikmeyen Basmıllar-Karluklar ve Uygurlar ittifak
ederek, Aşina âilesinden bir Basmıl başbuğunu "kagan" ilân etettiler
(742), ardında da Göktürk hâkanı Ozmış (Wu-su-mi-şi)'ı ve küçük kardeşi, son
Göktürk hâkanı, Po-mei'yi öldürdüler. Bu arada müttefikler ihtilâfa düştüler,
kagan ilân edilen Basmıl başbuğu öldürülerek, yerine Uygur İl-teber (Yabgu
İl-teber=Kieh-li tu-fa)'i Kutlug Bilge Kül kagan ilân edildi (745). Böylece
Ötüken'de Göktürk hâkanlığı tarihe malolurken, yine Ötüken'de yeni bir Türk
devleti olan, Uygur Türk devleti tarih sahnesine çıkmaktaydı. Göktürk tebası
olan bazı âileler ve hattâ Tonyukuk neslinden gelenler, bu yeni Uygur Türk
devletinde ve sonraki Moğollar döneminde, önemli vazifeler ifa ederek,
ehemmiyetlerini muhafaza edeceklerdir.
745 Uygurlar'ın Ötüken'de Türkler (II. Göktürk Hakanlığı'nın yıkılışı)'i
yenmeleri ve Uygur Hâkanlığı (745-840)'nı kurmaları. Kurucu hakan Kutlug Bilge
Kül'dür.
745-840 Uygur Hâkanlığı: Kutlug Bilge Kül Kagan kurmuş, Karahanlılar tarafından
yıkılmıştır.
748 Çinliler'in Fergana Vadisi'ni işgali.
750-754 Ebu'l-Abbas es-Seffah'ın halifeliği ve Emevî soyunun kırıma uğraması.
749/750-1258 Abbasîler, Emevîler'den Hilâfet'i aldılar ve ardından başkenti
Bağdad'a taşıdılar.
751 Karluk desteğindeki Araplar ile Çin ordusu arasında Talas Irmağı Muharebesi
yapıldı, Çin kuvvetleri yenildi: Batıda Türgiş hâkanlığının gittikçe
zayıflaması, Orta Asya Türk ülkelerinin korunması gibi tarihî bir vazifeyi
Karluklar'ın üstlenmesini gerektirmiştir. Zira "imtiyazlı Arap milleti
adına fetih siyaseti güden" Emevîler'e karşı, "bütün Müslümanların
eşitliği esasına dayalı" Abbâsi propagandası gittikçe hızını arttırmış,
bölge yeniden Arap nüfuzu altına girmeye başlamış, hatta Seyhun-ötesine bazı
akınlarda dahi bulunulmuştur. Fakat Abbasi propagandasının da tesiriyle Arap
nüfuzunun kırılması (mahallî idarecilerin artık Araplardan/Müslümanlardan fazla
şikayet etmememleri vb. gibi), Araplar'a karşı hoşnutsuzluğun ortadan kalkması
Çinliler'i, bölgede bir iktidar boşluğu oluştu düşüncesiyle, Orta Asya
siyasetlerini yeniden canlandırma yoluna sevketmiş, Karluk hâkimiyetindeki bölgelere
el koymak istemişlerdir. Bölgede öncelikle Arap hâkimiyetine son vermek isteyen
Çinliler, Araplar'la Talas (Taraz; bugünkü Evliya-ata bölgesi)'da karşı karşıya
gelmiştir. O zamana kadar T'anglar'ın tarafını tutan Karluklar, Çin siyâsetinin
asıl amacını bildiklerinden onlara karşı Araplar'la ortak hareket siyasetine
yöneldiler. Talas Muharebesi (751)'nde Araplar'la ortak hareket ederek Çin'i
ağır bir yenilgiye uğrattılar. Çin'in ağır iç buhranlara sürüklendi ve artık
batı ile uzun süre uğraşamadı. Orta Asya yine Türk hâkimiyeti altına girdi
(Tarım havzasından itibaren batı kısmı Karluk hâkimiyeti altına, doğu bölgesi
ise Uygur hâkimiyeti altına girdi).
756-788 Endülüs'te I. Abdurrahman'ın halifeliği (Kurtuba'da Emir ilan edilmesi: 15 Mayıs 756).
766 Karluklar, Türgiş hakimiyetine son verdi.
766-1215 Karluklar, Türgiş hakimiyetine son vererek kendi hakimiyetlerini kurdular: Orta Asya'da Uygurlar ile iktidar mücadelesine giren ve Uygur kagan'ı Moye-çor karşısında tutunamayarak, Tarım bölgesinden daha batıya çekilen Karluklar, 756'da Cungarya'ya, 766'da da Türgiş'lerden boşalan İrtiş ırmağının güneyinde/Balasagun, Talas havalisine yerleşmek suretiyle Arslan İl-tirgüg zamanında, Göktürk hâkanlığı sahasında hâkimiyet kurdular. Başkenti Balasagun/Suyab olan Karluklar, Ötüken'in üstünlüğünü kabul etmekte, siyasî bir isim olarak da "Türkmen" adını kullanmaktaydılar. Karluk yabguları, hâkimiyetin "kutlu Ötüken ülkesi" ile sıkı alakası inancını muhafaza ile, soylarını Göktürk hâkan âilesi, Aşina sülâlesi'ne bağlamaktaydılar. Bu inancın bir ifadesi olarak, Kırgızlar tarafından Uygur hâkanlığının yıkılması (840) üzerine, oradaki Kırgız hakimiyetini dikkate almaksızın, Karluk yabgusu Bilge Kül Kadır Kagan, Türk hâkanlarının "meşrû halefi" sıfatı ile, kendisini "Bozkırların kânûnî/töresel hükümdârı" ilân ederek (Kara Han) unvanını alıp, mekez olarak da Balasagun (Kara-ordu=Kuz-ordu=Kuz-uluş)'u seçti. Karluklar Türk-İslâm tarihinde önemli ilklere imza atan bir Türk boyudur:-Öncelikle, Abdülkerim Satuk Buğra Hân (904-911) döneminde İslâmiyet'i kabul eden ilk Türk kütlesi (İdil Bulgarları istisna) Karluklar olup, yine Müslüman olan Sâmânîler'le de siyâsî mücâdelelere girişmişlerdir. Yine Türk-İslâm tarihinde önemli bir yer tutan Kara Hanlı Devleti'ni de Karluklar kurmuş ve onlara büyük bir sülâle vermişlerdir. Pendnâme'de belirtildiği üzere, Gazneli Sultan Mahmud'un babası Sebüg-tegin'in bir Karluk ülkesi olan Barshan/Barsgan'lı olmasına binâen, Türk-İslâm dünyasına Gazne Sultanları gibi diğer büyük bir sülâleyi de yine Karluklar vermiştir. Arapça-Farsça eserlerde kendilerinden (Karlukh, Kharlukh, Halluk) adlarıyla bahsedilen, Karluk ülkesi; doğuda Tanrı Dağları, kuzeyde Oğuzlar, güneyde Yağmalar'ın bir kısmı ve batıda da Maveraünnehr ile sınırlı ma'mur ve müreffeh bir Türk ülkesi olarak zikredilmiştir. Günümüzde Badahşan bölgesi (Afganistan-Tacikistan sınırı)'nde, Özbek Türkleri arasında "Karluk" adlı bir kabile yaşamaktadır.
767/769 Hanefî Mezhebi'nin kurucusu, İmam-ı Azam Ebu Hanife (Numan bin Sabit)'nin vefaatı.
775 Bir kısım Oğuz ve Karluk boylarının
Uzak-şarkta Türkistan'a (Meveraünnehir'e) doğru göçleri.
8. yüzyıl ortaları Batı Sirderya Oğuzlar'ın hakimiyeti altına girerken, Yedisu
ve Doğu Sirderya da Karluklar'ın hakimiyeti altına girdi (8. yüzyıl ortaları).
8. yüzyıl sonları Uygurlar, Han Mei-yu (759-780) zamanında Maniheizm dinini
benimsediler (8. yüzyıl sonları).
Şevket Koçsoy
http://www.yenidenergenekon.com/5-turk-tarihi-kronolojisi-8-y-y/