Değerli Türk Tıp Öğrencileri Birliği Gönüllüleri,
[Tetikleyici Uyarısı:Bu e-posta içerisinde karşınıza çıkacak bazı olaylar, kavramlar ve tanımlar geçmişte yaşadığınız, halen etkisi süren, farkında olduğunuz veya olmadığınız travmatik bir olayı yeniden hatırlatabilir; kaygınızı artırabilir, şiddet deneyiminin zihninizde canlanmasına neden olabilir. Bu nedenle e-postayı okumaya başlamadan önce kendinizi hazırlamanızı tavsiye eder, tetiklendiğinizi hissettiğiniz noktada okumayı bırakmanızı önermekteyim. Hazır hissettiğinizde geriye dönerek okumaya devam edebileceğinizi belirtmek isterim.]
İşbu e-postayı, 23 Nisan özelinde Ulusal Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Çalışma Kolu Direktörlüğü görevini üstlenmenin mutluluğuyla sizlerle buluşturuyorum.
Bugün 23 Nisan. 23 Nisan’ı her yıl “çocuk bayramı” olarak kutluyoruz. Ancak bu e-postayı sadece bir kutlama mesajı olarak değil, dünyanın her köşesinde çocukluğu ellerinden alınan milyonlarca çocuğu hatırlatmak ve anmak adına sizlere iletiyorum.
Bugün dünyanın farklı coğrafyalarında milyonlarca çocuk, çocukluklarını yaşayabilecekleri koşullardan, güvenli bir çocukluk deneyiminden mahrum bırakılıyor; kimlikleri, dilleri ve yaşam hakları tehdit altında büyüyorlar. Gazze’de bombalar altında büyüyen, Ukrayna’da yerinden edilen, Sudan’da açlıkla mücadele eden, Suriye’de savaşın gölgesinde yaşamaya çalışan çocuklar var. Bazıları ailesini kaybetmiş, bazıları evini, bazıları ise henüz ne olduğunu bile anlayamadıkları bir dünyada hayatta kalmaya çalışıyor.
Ancak çocukların karşı karşıya olduğu zorluklar yalnızca çatışma bölgeleriyle sınırlı değil.
Bazı çocuklar için en büyük risk, görünmeyen alanlarda başlıyor; kapalı kapılar ardında yeterince korunamayan ve sesini duyuramayan çocuklar var. Kimileri eğitim hakkı yerine çalışmak zorunda bırakılıyor, kimileri erken yaşta evliliklerle çocukluklarından koparılıyor. Göç, yerinden edilme ve mültecilik süreçlerinde çocuklar güvencesiz koşullarda yaşam mücadelesi verirken ekonomik eşitsizlikler onların beslenme, eğitim ve sağlık gibi temel haklarına erişimini daha da zorlaştırıyor. İklim krizi, afetler ve derinleşen yoksulluk ise çocukların hem bugününü hem de geleceğini çok katmanlı biçimde etkiliyor.
Ve belki de en önemlisi: Tüm bunlar olurken çocukların sesi çoğu zaman duyulmuyor.
23 Nisan, çocuklara bir gün armağan etmekten çok daha fazlasını gerektiriyor. Bu gün; çocukların yaşadığı gerçekleri görme, bu gerçeklerle yüzleşme ve sorumluluk alma günüdür. Çünkü çocuk hakları yalnızca korunması gereken bir kavram değil; aktif olarak savunulması da gereken bir mücadele alanıdır.
Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere bıraktığı egemenlik mirası, ancak ve ancak hiçbir çocuğun "can güvenliği" endişesi taşımadığı bir dünyada karşılığını bulur.
Hiçbir çocuk savaşın ortasında büyümemeli.
Hiçbir çocuk çalışmak zorunda kalmamalı.
Hiçbir çocuk erken yaşta evlendirilmemeli.
Hiçbir çocuk açlık, korku ya da yalnızlık içinde yaşamamalı.
Ve hiçbir çocuk, duyulmadan büyümemeli.
Çocukların yalnızca hayatta kalabildiği değil, gerçekten yaşayabildiği bir dünya için sorumluluğumuzu hatırladığımız bir 23 Nisan dileğiyle…
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.
Naz Alan 23 Nisan Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Ulusal Direktörü National Officer on Sexual and Reproductive Health and Rights Including HIV&AIDS Türk Tıp Öğrencileri Birliği | TurkMSIC Turkish Medical Students International Committee |