İlt: Toksikoloji hakkında..

1 view
Skip to first unread message

Emine Aksoy

unread,
Jul 22, 2008, 3:14:18 PM7/22/08
to

Değerli öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Esat Karakaya'dan çok güzel açıklayıcı bir yazı...
 

 
Toksikoloji hakkında mükemmel bir yazı, sizlerle paylaşmak istedim.
 
 


Prof.Dr. Erkan Topuz'a gönderilen bir yanıt..

12/Mayıs/2008

Sayın Prof. Dr. Erkan Topuz,
İstanbul Üniversitesi
Onkoloji Enstitüsü Müdürü
Çapa - 34093  İstanbul

Sayın Prof. Dr. Erkan Topuz,

Kanal D Televizyonu' nda 29 ve 30 Nisan 2008 tarihlerinde katıldığınız
Dobra Dobra programını kısmen izledim ve daha sonra da kayıtlarını
getirterek inceledim. Gerek bu programın başında gerekse katıldığınız ve
izleyebildiğim diğer programlarda profesör ve tıp doktoru ünvanı
taşıyanlar da dahil olmak üzere bitkisel ürünleri sorumsuzca her türlü
hastalığa karşı önerenleri şarlatan olarak niteliyorsunuz. Bu konuda çok
haklısınız, ağzınıza sağlık. Dikkat çeken bir diğer nokta da açıkca
'şarlatan' olarak  hakaret ettiğiniz bu kişilerin hakaretlerinize  sessiz
kalmalarıdır. Uzman olmadıkları konularda, kulaktan dolma bilgiyle,
bilimsel kanıta ihtiyaç duymadan sorumsuzca beyanlarda bulunan bu
kişilerin ortak yönleri toplumun ilgi duyduğu konularda yalan yanlış
konuşarak popüler olmak ve bu yolla kazandıkları şöhreti de çeşitli
vasıtalarla paraya çevirmeye çalışmaktır.

 Sayın Topuz, yukarıda sözünü ettiğim programlardaki konuşmalarınızın kayıt
çözümlerini dikkatle inceledim. Üzülerek söylemek zorundayım ki, siz de
uzmanı olmadığınız bir konuda, yüzeysel bilgiyle, bilimsel kanıta ihtiyaç
duymadan, 'olsa olsa böyle olur' yaklaşımıyla konuşmaktasınız. Ne yazık ki
ülkemizde bu konuda yalnız değilsiniz. Ancak sizin bir farkınız var; bütün
bu açıklamaları bir kurum kimliği altında 'İstanbul Üniversitesi Onkoloji
Enstitüsü Müdürü' olarak yapıyorsunuz. Hatta daha da ileri giderek bu
enstitünün 'Ulusal Kanser Enstitüsü' nün nüvesini oluşturabileceğini
söylüyorsunuz. Bir akademisyen ve hekim olarak kliniğinizin önünde kanser
hastalarını ve yakınlarını toplayarak yaptırdığınız tezahürat ve
konuşmalarınızda çok sıkça görülen 'hastalarım bana domates suyu yapar
getirirler. Çünkü göbek bağlarını bana bağlamışlar. Eğer ben ölürsem onlar
da ölecekmiş gibi geliyor' 'halkımızın %90-95'i bana tapıyor' gibi etik
dışı böbürlenmeleriniz benim konum değil. Program kaydınızı İstanbul
Üniversitesi Rektörlüğüne ve üyesi bulunduğunuz Tıbbi Onkoloji Derneği'ne
göndereceğim. Eğer akademisyen etiği, klinisyen etiği gibi kavramlar
ülkemizde uygulamada ise sizi uyaracaklarına eminin. Ben bu yazımda,
kimyasalların karsinojenik etkileri konusundaki gerçekleri çarpıtan
beyanlarınız üzerinde duracağım. Öncelikle,  konuşmalarınıza tepki
göstermemin sebebini açıklamak isterim.

 Bildiğiniz gibi kimyasal maddelerin, insan sağlığı ve çevre üzerindeki
zararlı etkilerini inceleyen bilim dalı 'toksikoloji' dir. Konuşmalarınızda
bu bilimin temellerini ve bugün geldiği noktayı yok saymaktasınız.
Ülkemizde toksikoloji biliminin gelişmesi için çalışan akademisyenlerden
biriyim. 37 yıldır bu alanda çalışıyorum. 52 ülkeden 24.500 toksikologun
üye olduğu toksikolojinin dünyadaki en büyük bilimsel örgütü olan
'International Union of Toxicology-IUTOX'  isimli kuruluşun 2004-2007
yılları arasında 3 yıl süre ile başkanlığını da yaptım. Ülkemizde de
toksikoloji, risk analizi, risk değerlendirme, risk algılama ve risk
iletişimi gibi konuların yerleştirilmesi için arkadaşlarımla birlikte
bilimi rehber alarak çalışmalar yürütüyorum. Bir 'google taraması' yaparak
özgeçmişim hakkında daha ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz. Özetle,
mesleğime karşı olan saygım ve sorumluluğumdan ötürü toksikoji ile ilgili
bilimsel gerçeklerin sorumsuzca çarpıtılmasına sessiz kalmak gibi bir
seçeneğim yok.

Günümüzde 30.000'i çok sık olmak üzere 100.000 civarında kimyasal madde;
ilaç, ilaç yardımcı maddesi, kozmetik, tarım ilacı, gıda katkı maddesi ve
endüstriyel kimyasal olarak kullanılmaktadı r. Kullanılan kimyasal madde
miktarları da hızla artmaktadır. 1930 yılında 1 milyon ton olan dünya
kimyasal madde üretimi bugün 400 milyon tonu aşmıştır Kimyasalların
yukarıda belirtilen doğrudan kullanımına ek olarak; enerji üretimi,
madencilik, ulaşım, tarım gibi faaliyetler sonucunda da binlerce kimyasal
madde çevreye yayılmakta ve çeşitli yollarla insana ulaşmaktadır. Özetle,
günümüz insanı binlerce kimyasal maddeye maruz kalarak yaşamak zorundadır.
Diğer yandan, insanlığın bugün ulaştığı refah seviyesinde ve son yüzyıl
içersinde doğuştan yaşam beklentisinin dünya ortalaması olarak iki kat
artmasında kimyasalların önemli bir payı vardır. Yarar/zarar arasındaki
denge bilimsel temelli risk analizi ve toksikolojik risk değerlendirmeye
dayalı risk yönetimiyle korunur. Risk analizi ve toksikolojik risk
değerlendirme safhalarında temel aktörler bilim insanlarıdır. Risk
yönetimi ise yaptırım gücünü yasa ve yönetmeliklerden alan sağlık
otoritelerinin işidir. Bu sistemde aksaklıklar var ise ve düzeltilmesi
için katkı yapılmak isteniyorsa bilim insanlarının görevi bu konuda sağlık
otoritelerini uyarmaktır. Eğer halkı uyarmak gerekiyorsa da bunun bilim
adamı sorumluluğunda yapılması gerekir. Yoksa sizin yaptığınız gibi 'beyaz
bir kağıdı gösterip kanserojen, altınızdaki yatak sentetik kanserojen,
üstünüzdeki yorgan kanserojen vs.' gibi bilimsel olmayan genellemelerle
halka bilgi verilmez, bu olsa olsa şov olarak nitelendirilir. Bu da bir
akademisyene hele hele 'İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü'
sıfatını taşıyan bir akademisyene hiç yakışmaz. Temasta bulunduğunuzu
sıkça ifade ettiğiniz ABD ve Avrupa ülkelerinde böyle gerçek dışı
genellemelerle, kendine, bulunduğu konum nedeniyle, güvenen insanları
şaşkına çevirip, çaresizliğe iten kurum sorumlularına rastlanmaz.

'Su akıyor klorlu, klorlu, dünyadaki en önemli kanserojen maddelerden biri
klordur' diyorsunuz. Halka ne kadar güzel bir mesaj. 1900'lerde suyun
klorlanmaya başlanması ile, suyla taşınan enfeksiyon ajanlarının kontrol
edilmesi sonucunda  özellikle çocuk ölümlerini önlenmesi son yüzyılda
doğuştan yaşam beklentisindeki artışın en önemli nedenleri arasındadır.
Suyun klorlanması fayda/risk analizinde bilime dayalı risk
değerlendirmesinin en klasik örneğidir. Ancak bu temel bilgiden yoksun
olanlar yetkili konumda ise sudaki klor kanser yapar varsayımı ile suyun
klorlanmasını durdurmakta bu da felaketlere neden olabilmektedir. Bunun
yakın zamandaki örneği 1991 yılında Peru da görülmüştür. İçme suyunu
klorlamanın suda karsinojenik maddeler oluşturabileceğini kulaktan dolma
bilgilerle öğrenen bir yetkili suyun klorlanmasını durdurunca o yıl Peru
ve civar ülkelerde bir milyon kolera ve buna bağlı 12.000 ölüm
görülmüştür.

Bir diğer konuda şudur; hiçbir gerçek yanı olmadan ekranda beyaz kağıdı
sallayıp bu da kanserojen demek, kağıdı her gün kullanan çocuklarda, anne
babalarda korku yaratmak nasıl bir mesaj? Harika bir risk iletişimi örneği
!!!

Son 50 –60 yılda toksikoloji bilimindeki gelişmeler, kimyasalların insan
sağlığı ve çevre üzerindeki olumsuz etkilerine yeni ve dikkat çekici
bilgiler eklemiştir. Sizin yaptığınız bu bilgilerden basına çarpıtılarak
yansıyanları, çarpıtılma faktörünü büyüterek kamuoyuna kesin bilimsel
verilermiş gibi sunmaktır. Bunu yaparken de uydurma bilgileri bazı çok
bilinenler arasına sıkıştırıp inandırıcı olmaya çalışıyorsunuz.
Konuşmalarınızda bu konuda o kadar çok örnek var ki bunları tek tek
sıralamak bu yazının okunabilirlik hacmi dikkate alındığında mümkün değil.
Genellemeler yaparak neredeyse her kimyasalı karsinojen gibi göstermeniz,
toksikolojinin temel yasası olan doz kavramını dikkate almayışınız,
bilimsel kanıt gerçeğinin sizin için önemli olmayışı temel sorunlarınız.
Yazımın başında belirttiğim örneklere ek olarak bunlara da birer ilave
örnek vererek bu yazıyı bitireyim.

 Bilimsel temeli olmayan genellemeler yapıyorsunuz;

 Örnek: 'Bütün petrol ürünleri kanserojendir'. Petrol ürünler içerisinde
karsinojen olanlar vardır ancak bütün petrol ürünleri kanserojendir ifadesi
tamamen yanlış bir ifadedir. Neyin karsinojen olup, neyin olmadığı Dünya'da
bilimsel kriterler kullanılarak  değerlendirilip tasnif edilir. Bu konudaki
sınıflamayı yapan iki temel kuruluş vardır. Bunlar 'WHO-International
Agency for Research on Cancer' ve 'NIH-National Toxicology Program' dır.
Bunların kriterlerini ve düzenledikleri  karsinojenler listelerini içeren
web adreslerini bundan sonraki konuşmalarınızda yararlanmanız için size
bildiriyorum.

 WHO-International Agency for Research on Cancer-IARC:

http://monographs. iarc.fr/ENG/ Classification/ index.php

NIH-National Toxicology Program:

http://ntp.niehs. nih.gov/index. cfm?objectid= 72016262- BDB7-CEBA-
FA60E922B18C2540


Toksikoloji' nin temeli olan doz kavramı sizin için önemli değil. Olaylara,
'varsa zerresi bile zararlı' bilgi noksanlığı ile yaklaşıyorsunuz;

Örnek:  Sık sık sözünü ettiğiniz tarım ilaçları (pestisit) kalıntılarının
limitlerin altında bile olsa kanserojen olduğunu söylemektesiniz. Bu
söyleminizin temelinde doğal zararsız, sentetik zararlıdır genellemesi ve
bilgi eksikliği yatıyor. Bilimde bu konudaki tartışmalar çok geride kaldı.
Sizin organik diye tanımladığınız tarım ürünlerinin yapısında da yüksek
dozlarda deney hayvanlarına verildiğinde karsinojen etkili 'Asetaladehit,
metilformilhidrazon , Allil izosiyanat, Arekolin, Benzaldehit, Benzil
asetat, Kapsaisin, Kateşol, Klivorin, Krotonaldehit, Estragol, Etil
akrilat, Gama-glutamil -p-hidrazinobenzoik  asit, Hekzanal
metilformilhidrazin , p-Hidrazinobenzoik asit, Hidrokinon,
l-Hidroksianthrokin on, Laziokarpine, d-Limonen, 3-Metoksi kateşol,
8-Metoksipsirolen, N-metil-N-formilhid razin, alfa Metilbenzil alkol,
3-Metilbutanal metilformil hidrazon, 4-Metilkateşol, Metilhidrazin,
Monokrotalin, Pentanal metilformilhidrazon Petasitenin, Kuarsetin,
Reserpin, Safrol,  Senkrinkin, Sesamol, Simpitin' gibi kimyasal
maddeler var. Bu maddeler doğanın ürettiği maddeler, tabii ki bunları
taşıyan yüzlerce doğal tarım ürünü karsinojen etkili değil, burada anahtar
kelime doz. Aynı doz faktörü, tarım ilaçları için de geçerli. Bu konular
ABD'nde artık lise bilgisi olarak verilen konular. Ancak ayrıntılı bilgi
isterseniz Dünya'da 'moleküler karsinojenez' konusunun en önemli ismi olan
Prof. Bruce Ames 'in ve diğer gerçek bilim insanlarının bu konudaki çok
sayıda makalesini literatürde bulacaksınız. Ben size kolaylık olması
bakımından bunlardan birine,  'Misconceptions  about the Causes of Cancer
' isimli makaleye ulaşabileceğiniz web adresini aşağıda veriyorum.

http://www.adem. state.al. us/Cancer/ Response% 20-%20Palmer% 20-%20Ames-
Gold-Slone% 20Cancer% 20Mispercept. pdf <http://www.adem. state.al.
us/Cancer/ Response% 20-%20Palmer% 20-%20Ames- Gold-Slone% 20Cancer%
20Mispercept. pdf>

Sonuç olarak tartıştığımız konudaki mevcut bilimsel verileri iyice
inceleyebilirseniz, organik gıda ve endüstriyel tarım konusundaki
konuşmalarınızın ne kadar mesnetsiz olduğunu anlayacaksınız.

Bilimsel kanıta ihtiyaç duymadan önemli iddialarda bulunuyorsunuz;

'Ben bilim adamıyım literatüre dayalı olarak konuşuyorum' diyorsunuz.
İzleyenleri etkilemek için söylediğiniz bu cümlenin ne yazık ki gerçekle
alakası yok.  Aslında yazımda buraya kadar bunun çok sayıda örneğini
verdim. Ancak konuşmanızdan iki örnek daha vererek konuyu daha anlaşılır
hale getireyim.

' Amerika 'da son yapılan çalışmalar göstermiştir ki günde 2 kadeh kırmızı
şarap içen kadınlarda meme kanseri riski 5 misli fazla' buyuruyorsunuz.
Aşırı alkol tüketiminin kanseri tetiklediği çok bilinen bir gerçek ancak
'günde 2 kadeh kırmızı şarap içen kadınlarda meme kanseri riski 5 misli
fazla' olduğu bilgisi size ait. Hiçbir bilimsel kanıta ihtiyaç duymadan
ağzınıza geleni söylüyorsunuz.  Lütfen aşağıdaki web sayfalarını
inceleyin.

http://www.cancer.gov/newscenter/ pressreleases/ redwine
<http://www.cancer.gov/newscenter/pressreleases/redwine>

Öyle anlaşılıyor ki, sizin ulaştığınız bu bilgiye ne yazık ki Amerikan
Ulusal Kanser Enstitüsü henüz ulaşamamış. Çok yazık !!!

'Organik gıdalar böceklere karşı korunmak üzere 'salvestrol' üretiyorlar
bunun için de yararlılar.  Diğerleri ise dışardan kimyasal aldıkları için
tembel, salvestrol üretemiyorlar. diyorsunuz. Neresini düzelteyim. En iyisi
size bu sözü ettiren bilimsel veriyi (bitkisel destek ürünleri
pazarlayanların broşürlerini değil) gösterin de herkes gibi ben de
bilgileneyim.

Sayın Topuz. konuşmalarınızı sizin tanımınızla '% 90-95'i size tapan
halkımıza yaptığınıza göre' bu konuşmalardaki çarpıtmalarınızı içeren
yazımın 'kişiye özel' olmadığını, gerekli kişilere gönderileceğini ve
gerekli ortamlarda konuşmalarınızdan görüntülü alıntılar eşliğinde
kullanılacağını bilmenizi isterim. Web ortamında da yayınlamayı düşündüğüm
bu yazıya karşı bir cevabınız olursa, bu cevabı da aynı web sayfasına
koyacağımdan hiç şüpheniz olmasın.

Sayın Topuz, çeşitli ülkelerde yapılan risk değerlendirme eğitim
programlarında sizinki gibi bilim dışı konuşmalar öğrencilere, risk
algılama ve risk iletişimindeki negatif örnekler olarak gösterilir. Daha
sonrada bu yanlış yönlendirmelerin toplumlarda risk kültürünü ve
önceliklerin belirlemesini nasıl olumsuz etkilediği, 'her şey zararlıymış'
yaklaşımıyla gerçek tehlikelere boş vermişliğin nasıl beslendiği
tartışılır. Bunlara bağlı olarak ta toplumlarda önceliklerin ters yüz
olmasının yol açtığı sağlık kayıpları ve ekonomik kayıplar tartışılır.
Bugüne kadar gördüğüm örneklerde bu şekilde bilim dışı beyanları
çoğunlukla toplumun tanıdığı ancak bilimle alakası olmayan kişilerin
yaptıklarını tespit ettim (Bizde, Erman Toroğlu'nun tarım ilaçları ile
ilgili beyanları örneğinde olduğu gibi). İlk defa ulusal bir kanser
enstitüsünün başında olan bir kişinin yarattığı örneğe rastlıyoruz. Konu
bu nedenle önemli. Konuşmanızdan görüntülü alıntıları alt yazı ile bu
kurslarda eğitim malzemesi yaparsam, öğrencilere çok yararlı olur diye
düşünüyorum. Yazımla sizi üzmüş olabilirim o nedenle bir fıkra ile
bitireyim.  Bir köy imamsız kalmış, cenazeyi yıkayacak adam bulamıyorlar.
Kimse bu işe yanaşmıyor. Sonunda ayyaş Bekri Mustafa'yı ikna edip, cenazeyi
yıkatıyorlar. Bekri Mustafa ölüyü kefenlerken kulağına eğilip bir şey
söylüyor. Bütün köy 'bu adam, dua da bilmez ne dedi' diye meraklanıyor.
Ancak bir türlü Mustafa'yı ayık bulup soramıyorlar. En sonunda bir
fırsatını bulup sorduklarında aldıkları cevap 'öteki aleme gittiğinde
benim cenazemi Bekri Mustafa yıkadı de, onlar  bizim burada ne durumda
olduğumuzu anlarlar' Bilmem anlatabildim mi? Sayın İstanbul Üniversitesi
Onkoloji Enstitüsü Müdürü.

Saygılarımla,

Prof. Dr. Ali Esat Karakaya

Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi

F. Toksikoloji Anabilim Dalı Başkanı



 

Discover photos

and scrapbooking

groups in the

Familyographer Zone

Healthy Living

Learn to live life

to the fullest

on Yahoo! Groups.

Weight Loss Group

on Yahoo! Groups

Get support and

make friends online.

.
Web Bug from
http://geo.yahoo.com/serv?s=97359714/grpId=8747884/grpspId=1705015594/msgId=2955/stime=1214962293/nc1=5370603/nc2=5349280/nc3=5170419
__,_._,___


____________________________________________________________________________
Eksenim’e üye ol, seninle ortak ilgi alanları paylaşan insanlarla tanış!


Use video conversation to talk face-to-face with Windows Live Messenger. Get started.
untitled-[1]
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages