Hayırlı sabahlar

10 views
Skip to first unread message

Celal Çelik

unread,
Dec 23, 2025, 4:30:25 AM12/23/25
to turk...@googlegroups.com, turk-ve-islam-aleminin-lide...@googlegroups.com, islamipa...@googlegroups.com, yeni...@googlegroups.com
BEŞ ESRARENGİZ HADİSE!

Allahü tealanın sevgili kullarından biri bir rüya görür; rüyasında kendisine şöyle denir:
- Sabah olunca, karşına ilk çıkanı ye, ikinci çıkanı sakla, üçüncü çıkanın dileğini kabul et, dördüncü geleni üzme, beşinciden de kaç!

Sabah olur; dışarı çıkar. Yola koyulup gider. Karşısına bir dağ çıkar. Bu koca dağı görünce şaşırır. Kendi kendine şöyle der: Rabbim bana bunu yememi emretti.
Sonra şöyle düşünür, Rabbim bana gücümün yetmeyeceği bir şeyi emretmez. Onu yemeye karar verir. Dağa doğru yürür. Yaklaştıkça dağ küçülür. Tam yaklaştığı zaman koca dağ bir lokmaya dönüşür. Onu tutup yer, baldan tatlı bulur. Allah’a hamd eder, yürüyüp gider.
Karşısına altından bir leğen çıkar. Şöyle düşünür: Rabbim, bunu da saklamamı emretti. Bir çukur kazar, onu gömer. Yürür, az gittikten sonra dönüp bakar. Leğen toprak yüzüne çıkmış. Geri döner, tekrar gömer. Biraz gider; bakar ki, yine çıkmış bir daha gömer, yine toprak üstüne çıkar. Kendi kendine; “Ben emredileni yaptım.” diyerek bırakıp gider.
Devam ederken karşısına bir kuş çıkar. Peşinden bir şahin onu kovalıyordur. Kuş ona şöyle der: Ey Allah’ın sevgili kulu, beni sakla. Bana yardım et.
Onu alır, koynuna saklar. Peşinden bir şahin gelir, şöyle der: Ey Allah’ın sevgili kulu, ben açım. Sabahtan beri de bu kuşun peşindeyim. Onu yakalamak istiyorum. Kısmetime engel olma.
Kendi kendine şöyle der: “Üçüncünün dileğini yapmam emri verildi, yaptım. Dördüncüyü üzmemem emredildi. Şimdi ne yapacağım?
Bu işe şaşar. Sonra bıçağını çıkartır; kendi uyluğundan bir parça et keser ve şahine atar; o da kapıp kaçar. Daha sonra kuşu salar. Bundan sonra, yürüyüp gider. Kokmuş bir leş görür. Onu da bırakıp kaçar. Akşam olunca şu duayı yapar: Ya Rabbi, emrini yerine getirdim. Bu işlerin hikmeti ne ise bana ihsan eyle.

Daha sonra, rüyasında şöyle anlatılır:

- Birinci görüp yediğin öfkedir. Önce koca bir dağ gibi görülür; sabırla öfke yutulursa, baldan tatlı olur.

- İkincisi iyi amelindir. Ne kadar saklarsan sakla; yine meydana çıkar.

- Üçüncüsü, sana bırakılan bir emanettir, ona hıyanet etme.
- Dördüncüsü şudur: Bir insanın sana bir dileği ulaşırsa, onu yerine getir; isterse sana lâzım olan bir şey olsun.

- Beşincisi gıybettir. İnsanların gıybetini edenlerden kaç.
Şüphesiz her şeyin doğrusunu bilen Allahü tealadır…

KEMAL İLK



Sevgilerimle...
Celâl ÇELİK

Cep telefonumdan gönderdim...
   

Celal Çelik

unread,
Dec 31, 2025, 5:06:17 PM12/31/25
to turk...@googlegroups.com, turk-ve-islam-aleminin-lide...@googlegroups.com, islamipa...@googlegroups.com, yeni...@googlegroups.com
TEMİZLİK VE SAĞLIK…
Hakiki Müslüman, hem temiz olur, hem de, sağlığına çok dikkat eder. Tarihte Müslümanlar temizliğe dikkat ettikleri halde, günümüzdeki Müslümanlar maalesef temizliğe gerektiği gibi riayet etmiyorlar.
Kanuni Sultan Süleyman zamanında İstanbul'a gelen bir Alman rahibi, 1560’da yazdığı bir eserde şöyle demektedir: (İstanbul'daki temizliğe hayran oldum. Burada herkes günde beş defa yıkanır. Bütün dükkânlar tertemizdir. Sokaklarda pislik yoktur. Satıcıların elbiseleri üzerinde ufak bir leke bile bulunmaz. Ayrıca ismine (hamam) dedikleri ve içinde sıcak su bulunan binalar vardır ki, buraya gelenler, bütün bedenlerini yıkarlar. Hâlbuki bizde insanlar pistir, yıkanmasını bilmezler.)
Bugün, İslam ülkesi denilen yerlerde, iman bilgileri bozulduğu gibi, temizliğe de tam riayet edilmemektedir. Fakat burada suç, dinimizde değil, dinimizin esasının temizlik olduğunu unutan kimselerdedir. (Bir insan körse, güneşin bunda suçu ne) sözü meşhurdur. Her Müslüman, dinini iyi öğrense ve buna riayet etmiş olsa, bu pislik hemen ortadan kalkar. O zaman, başka milletler, Müslüman ülkeleri ziyaret ettiklerinde, tıpkı orta çağda olduğu gibi, Müslümanların temizliğine hayran kalırlar. Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Yemekten önce ve sonra el yıkamak, zenginliğe yol açar, fakirliği giderir.) [Ebuşşeyh]
(Evinin hayrını isteyen, yemekten önce ve sonra, elini ve ağzını yıkasın!) [İbni Ebi Şeybe]
(Müslümanlık temizlik dinidir. Temiz olun! Cennete ancak temiz olan girer.) [Deylemi]
(Mümin pis olmaz.) [Buhari]
(Her şeyi iyi temizleyin! Temizlik imana, iman da Cennete götürür.) [Taberani]
(Temizlik imanın yarısıdır.) [Müslim]
(Namazın anahtarı temizliktir.) [Tirmizi]
(Ağzınızı temizleyin, ağzınız Kur’an-ı kerim yoludur.) [Ebu Nuaym]
(Kap kacak yıkamak, evi temiz tutmak, zenginliğe sebep olur.) [Hatib]

Celal Çelik

unread,
Jan 5, 2026, 2:26:44 AM (11 days ago) Jan 5
to turk...@googlegroups.com, turk-ve-islam-aleminin-lide...@googlegroups.com, islamipa...@googlegroups.com, yeni...@googlegroups.com
https://x.com/i/status/2006639588287328539


Jackie Chan anlatıyor.

Gazze’de bir çocuğa sormuşlar:
Büyüyünce ne olacaksın?

Cevap:

‘Bizim buralarda çocuklar büyümez.’

Yeni yılda merhametin tüm dünyayı sarıp sarmalaması dileğimle🤲

Celal Çelik

unread,
Jan 13, 2026, 5:41:53 AM (2 days ago) Jan 13
to turk...@googlegroups.com, turk-ve-islam-aleminin-lide...@googlegroups.com, islamipa...@googlegroups.com, yeni...@googlegroups.com
KUŞAK FARKI…

1945-1965 doğumlu insanların;

– Delinen pantolonlarına yama vurmaları,
– Yıpranan kıyafetlerini onarmaları,
– Sökülen ayakkabılarını dikmeleri,
– Patlayan futbol topunu sağlamlamaları,
– Bozulan radyoyu tamir ettirmeleri, sırf fakirlikten değildi. Sadece tutumluluktan da değildi.
Onlar bunları yapmakla, kendinden sonraki nesle çok önemli bir mesaj veriyorlardı. Onlara;
– Eşleriyle araları açıldığında, alternatiflere yönelmeden aralarını düzeltmelerinin mümkün olduğuna,
– Çocuklarıyla aralarına kara kediler girdiğinde bu durumun vakit geçirmeden telafi edilmesinin lazım olduğuna,

– Arkadaşlarıyla, komşularıyla, dostlarıyla bağları koptuğunda; yenilerini aramakla vakit kaybetmeyip, aralarındaki bağları tekrardan bağlamalarının daha iyi olduğuna… müthiş bir örnek olması için, onların böyle bir yetenek geliştirmeleri için onlara “prototip” olmaya da çalışıyorlardı.
Yani bir yandan yeni neslin;
– Onarıcı,
– Telafi edici,
– Tamir edici,
– “Arabulucu” özellik kazanmasına önayak oluyorlardı.
Onların bu çabalarının “çaresizlikten”, yokluktan, fakirlikten, cimrilikten ileri geldiğini düşünen 1965-2000 kuşağı olan “X” ve “Y” nesli, bu sinyali alamadı. “Z” jenerasyonu da bu atıcı, değiştirici, vazgeçmeye hazır, çabuk sıkılan neslin özeti olarak hayata girdiler.

Bu nedenle yeni kuşak nesil;
-Aşırı alıngan
-Aşırı özgürlükçü
- Kendi ne kadar verdiğini değil de, ne kadar aldığını önemseyen
– Eşiyle bozuştuğunda,
– Arkadaşıyla atıştığında,
– Komşusuyla kavga ettiğinde, ortamı yumuşatmayı, aralarını düzeltmeyi, barışabilmeyi düşünemediğinden, beceremediğinden onları “değiştirmeyi” seçmek gibi stratejik bir hatanın içine düşebiliyor.
Söz gelimi;
– Bana arkadaş mı yok?
– Başka komşu mu yok sanki.
– Hiç dert değil, elimi sallasam ellisi.
– Küserse küssün… gibi “sanal efelik” taslayarak fıtratını bozabilmektedir. Bu nedenle önceki kuşak onlar için “Nereden türedi bu nesil?” diyerek hayretini ifade etmek zorunda kalabiliyor. Yani onların beceriksizliğine vurgu yapıyor.
Galiba;
“Tamirciliği” unutan yeni kuşağı gelecekte zor günler bekliyor…

KEMAL İLK
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages