"Ben demiştim" demiyorum, çünkü yazdım. Ne zaman yazdığımı takip
edenler bilirler. 2007'nin başıydı ve "Çömlek Patladı Darbesi"
internette dolaşmaya başladı. Doğaldır ki bu yazımdan Türk Silahlı
Kuvvetleri'nin üst kesimi de haberdar oldu. Ancak yazımın içinde
onların "itiraf" edemedikleri gerçekler vardı. Ben "anti
militarist"im, generalleri genelde hiç sevmem. Merhum Kazım
KARABEKİR'den ve Merhum Mustafa MUĞLALI'dan nasiplenmemiş
generallerden de nefret ederim. Samanlıkta saklanırken kazanılmış (!)
bir savaştan sonra, adım adım orgeneralliğe kadar yükselen Mendeburlar
Alayı'nın alay ve hatta şimdilerde onursal ordu komutanı durumunda
olan zatın izinden gidenlerden de tiksinirim. (Alay seviyesinden ordu
seviyesine neden yükseldiler derseniz, ülkemizde her kesimde liboşlar
arttı, ordunun bu artış dışında kalması söz konusu olamaz derim)
Sevmediğim ve hatta tiksindiğim generallik türünün önünü açan ilk
hareketin tarihi 11 Kasım 1938'dir. Bu yozlaşmanın önünü açan da
Mareşal Fevzi ÇAKMAK'tır. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ü Türkiye
Cumhuriyeti Devleti'nin, Türk Milleti'nin ve Türk Vatanı'nın bağrından
silinmeye başlanması tarihi de aynı gündür. Türkiye Cumhuriyeti
Devleti'nde yapılan ilk darbenin tarihi de o gündür. Mareşal ÇAKMAK
TBMM üyelerini tehdit ederek ve ordu gücü ile onlara şantaj yaparak
ekürisini Cumhurbaşkanlığı'na seçtirmiştir.
Ben dahil pek çok kişi aslında yıllarca İsmet İNÖNÜ'ye boş yere
hakaret etmiş ve ona olmadık lakaplar takmıştır. Halbuki İsmet İNÖNÜ
döneminde TBMM'de yasalaşan her şey önce Mareşal ÇAKMAK'ın onayından
geçmiş sonra da TBMM'ne gelmiştir. Milli Savunma Bakanlığı'nın o
günlere ait özel evrak giriş ve çıkış kurye defterleri -ki
gizlenmektedir- bunun delilidir. Bu durumu tarihçilerin önde gelenleri
de bilir ama söylemezler, söyleyemezler; söylemeye yeltenenler de
Libya Casusu diye karalanır, kirletilir,mahvedilirler.
"Çömlek Patladı Darbesi" adlı yazımda, bu nesepten gelmiş bir
generalden bahsetmiştim, birilerine çok ağır geldi. Türk Silahlı
Kuvvetleri'nin imamı olan bir Kurmay Albay'dan emir alan bir Fettoş
sevdalısı generalden...
Ben bu türde olan, bu türde olduğunu bildiği halde onlara karşı işlem
yapamayan, menfaatleri gereği bu tür generallerle "can-ciğer kuzu
sarması" olan generallerden nefret ederim. Kısaca Türk Silahlı
Kuvvetleri'nde görev yapmış ve yapmakta olan çok az sayıdaki generali
sever ve onlara saygı duyarım. Bunların pek çoğu orgeneralliği, en
büyük kısmı da korgeneralliği bile görememiş generallerdir. Neden?
Nedeni çok ama burada kasdımı aşmamak için susuyorum...
Şunu da ifade etmek isterim, generalliğe terfi ettirilenlerin
tamamının bir özelliği diğerlerine göre çok öndedir. Ama bu özellik
sadece görev ve seciye ile ilgili olmayabilir...
Kısaca benim sevdiğim generallerden Türk Silahlı Kuvvetleri'nde
yeterince bulunmadığından, nihayetinde Türk Silahlı Kuvvetleri "TARAF"
adı verilen tuvalet kağıdının atış alanına girmiştir.
Ancak, Türk Silahlı Kuvvetleri, sadece benim sevmediğim ve nefret
ettiğim generallerden ibaret değildir. Türk Silahlı Kuvvetleri benim
için öncelikle "Peygamber Ocağı"dır. Bu nedenle de Türk Silahlı
Kuvvetleri'nin manevi şahsına yapılmış iç, dış, hatta kurum içi
saldırılarda tarafım Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yanıdır. Türk Silahlı
Kuvvetleri'ne değer verenlerin tamamı için, namus, onur çok önemlidir.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin manevi şahsiyetini hedef alanların da
namusu, onuru olmadığından, bu saldırıları rahatlıkla yapabilirler.
Namussuz ve onursuz bir insan sağcı da, solcu da, dinci de, faşist de
olabilir.
FETULLAH, ONURSUZLUĞUN TİMSALİDİR
Fetullah 1960'ların başında Erzurum'da körpe çocukları "Barış
Gönüllüleri" içindeki sapık erkeklere peşkeş çeken, müştemilatın 3ncü
sıradaki sorumlusudur. Bu konuyu bizzat ancak tesadüf sonucu gören ve
o günlerde gerekli yerlere konuyu ihbar eden merhum Erdoğan VATA, kısa
süre önce vefat etmiştir.
Merhum Erdoğan VATA'nın anılarının yazılı olduğu sayfalar ve
bilgisayar kayıtları evine girenler tarafından sürekli uçurulmuştur.
Şimdi kalkıp da bana "OLAMAZ !" demeyin. Şimdi aynı kişi, bu kez
kendini bu alçaklara peşkeş çekmektedir. UTAH'ta Küresel Eşkıya'nın
kucağında kendince büyük zevkler (!) yaşamaktadır.
Daha önce de ifade etmiştim;
"Hacı hacıyı Mekke'de, hoca hocayı tekkede, mok moku Türk Silahlı
Kuvvetleri'ne saldırıda bulur" diye...
TARAF denen tuvalet kağıdı bile olamayacak gazete, eşi Müjde
NİŞANYAN'ın kafasına mok atan Sevan NİŞANYAN'ı yazı kadrosuna dahil
etmiş seçkin (!) bir paçavradır. TARAF, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne mok
atmaktan başka bir şey yapmayan mok üretim merkezidir. Fetullah da bu
ekiple işbirliği yapan ve bu mok üreticisini müridlerine el altında
finanse ettiren bir başka moktur. Kısaca gördüğünüz her kenef, her
kubur, her fosseptik bunların "kartviziti"dir.
Aslında ben bunlara mok diyerek moka bile hakaret ettiğimi
düşünüyorum. Ne demiş atalarımız;
"Şu moka mok deme moklar ar eyler, moka bir zerresi değse moku murdar
eyler..."
BUNDAN SONRA NELER OLABİLİR?
Belge büyük oranda amacına ulaşmıştır. Çünkü;
1. Orgeneral BAŞBUĞ, "Demokrasi Havariliği" adına yerini belirlemiş,
saldırı altında olan bir komutan olarak değil de saldırıyı seyreden
bir "gözlemci" gibi davranmıştır.
2. ÖZKÖK, BÜYÜKANIT ve BAŞBUĞ arasındaki sözleşme bozulmamış ve
DOLMABAHÇE mutabakatı her şeye rağmen devam ettirilmiştir.
3. BAŞBUĞ kısa bir süre sonra önüne sunulacak FETTOŞ imali kalp bir
belgede isimleri (güya darbeciler listesi) yer alacak personelini
peşinen "gözden çıkardığını" ilan etmiştir.
4. Fettoşçular bu oyunları için bir kuklayı uzun süre önce bu plana
razı etmiş olduklarından, bu "or" bir zamanlar meşhur Ali KIRCA'nın
Deniz Teğmen olarak yaptığını yapmaya razı edilmiştir. (Herkes Yüzbaşı
Muzaffer TEKİN olamaz zaten) Ali KIRCA bugün zevk-ü sefada isimlerini
liste halinde verdiklerinin pek çoğu adeta sürünmektedirler.
5. İstenen olmuş ve Askeri Yargı yanlı ve hatta kukla ilan edilmiştir.
Bundan sonra Fettoş ve müritleri tarafından ortaya salınacak belgede
isimleri geçen general, subay, astsubay ve sivil memurlar Askeri Yargı
tarafından değil, "Demokrasi Soytarılığı" nedeniyle yargıtay
üyelerinden oluşacak ve her biri Kezban HATEMİ kılıklı seçme üyelerden
oluşturulmuş özel bir mahkemede yargılanacaklardır.
6. Daha önceki yazılarımda, Fettoş, Soros, Taraf, Emniyet Genel
Müdürlüğü Fettoşçuları konsorsiyumu tarafından kasıtlı olarak hedef
alınan ve karalanmaya çalışılan "mümtazen terfileri" olan generaller
kuvvetle muhtemel, EMEKLİ edileceklerdir.
7. Bu Yüksek Askeri Şura'da hem RTE'yi partisinde rahatlatacak, hem de
BAŞBUĞ'un geleceğe yönelik tasarruflarının önünü açacak çok ciddi
boyutlu bir tasfiye yaşanabilir. (tasfiye irticai kökenli olmaycaktır)
... dahası
Gerekirse yazarız...
Bir kaç önemli konu;
1. Türk Silahlı Kuvvetlerinin İrtica ile Mücadele Planı vardır. Ama bu
yayınlanan, o değildir.
2. TARAF'ın yayınladığı "İrtica ile Mücadele Planı"nın tamamı sahte
değildir. Çünkü mevcut bir plan esas alınarak, ancak içerik büyük
oranda değiştirilerek bu zırva oluşturulmuştur.
3. Tahrif edilen planın orijinaliin tarama ve word belgesi haline
getirme işlemi E.G.M. Fettoşçularına ait bir şubedeki
bilgisayarlardadır. (Bu odaya çok özel yetkili kişiler
girebilmektedir. Bu gurup yasal bir oluşum değildir.)
4. Bu planı sızdıran plan tatbikatlarına giden bir fettoşçu subay
tarafından taranmak ve üzerindek kopya numaraları ve diğer bazı özel
emareler silinerek çıktı olarak belirtilen yere aktarılmıştır. Bu
plan, bu zabitin sızdırdığı ilk plan da değildir.
5. Plan üzerinde Fetullah'ın copları tarafından istenen değişiklikleri
yapan da eskiden Türk Silahlı Kuvvetleri'nde görev yapmasına rağmen -
karargah tecrübesi olmayan- emekli edilmiş bir zabittir.
6. Yakında Emekli Yüzbaşı Muzaffer TEKİN konusunu Orgeneral BAŞBUĞ'a
da örnek olmasını dilerim...
7. Eğer Orgeneral BAŞBUĞ bu süreçte yapması gerekeni yapmazsa Van'da
dikilmek istenen "33 KURŞUN" anıtı, Genelkurmay Başkanlığı ile
Jandarma Genel Komutanlığı arasındaki ATATÜRK'ün Ankara'ya adım attığı
yerdeki anıtın yerine dikilebilir...
8. Kusura bakmayın, ayakkabı numarasını da yazamayacağım...
Cem YAREN-Kasımpaşa...
Kaynak: http://cemyaren.blogspot.com/2009/06/lafimiz-dinlensin-diye-sakal-biyik-mi.html
Cem'i sadrazam yapcez gari, haketti vallahi sekerim :-)
Sarisaltik, seni onun sol mu sag tasagi mi, yoksa prostati mi yapalim,
artik sen karar ver :-)